İSTEMİN ÖZETİ: Mersin 1. Vergi Mahkemesi'nin 23.09.2021 tarih ve E:2021/494, K:2021/1485 Sayılı kararının istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu: Davacı tarafından, adına düzenlenen özel usulsüzlük cezasına ilişkin 24.03.2021 tarih 2021032466Euo0000001 takip numaralı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkeme Kararı: Olayda, dava konusu ödeme emrinin dayanağı vergi/ceza ihbarnamesinin davacıya elektronik ortamda tebliğ edildiğinin belirtildiği görüldüğünden, Mahkememizin 01/06/2021 tarihli ara kararıyla, davalı idareden, davacının e- tebligat başvurusu varsa başvurusuna ilişkin bilgi ve belgelerin aslı veya onaylı birer suretinin gönderilmesi istenilmiş olup, davalı idarece gönderilen belgelerin incelenmesinden, davacıya elektronik tebligat sistemi ve internet vergi dairesi işlemlerinde kullanmak için kullanıcı kodu, parola ve şifreyi ihtiva eden zarfın teslim edildiğine dair 21/10/2016 tarihli teslim tutanağında sadece teslim edenin imzasının bulunduğu teslim alan kısmında imza bulunmadığı görülmüş olup, davacıya yapıldığı ileri sürülen elektronik tebligata ilişkin olarak, e-tebliğ başvurusunun usulüne uygun şekilde sonuçlandırıldığı ve e-tebliğ adresinin usulüne uygun şekilde oluşturulduğundan bahsedilemeyeceği anlaşılmakla, ödeme emri dayanağı ihbarnamenin usulüne uygun şekilde elektronik ortamda tebliğ edilemediği sonucuna varılmış olup, amme alacağının kesinleştirildiği davalı idarece ispat edilemediğinden, davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
İDDİALARIN ÖZETİ: Davacının hakkında tanzim edilen 23.10.2020 tarih ve 2020-A-8282/21 Sayılı vergi inceleme raporuna istinaden düzenlenen vergi ceza ihbarnamesinin usulüne uygun tebliğine rağmen amme alacağının ödenmemesi üzerine düzenlenen dava konusu ödeme emri muhteviyatı özel usulsüzlük cezasının usul ve yasa hükümlerine uygun olduğu, ödeme emrine karşı borcun olmadığı, kısmen ödediği ve zamanaşımına uğradığı gerekçeleriyle dava konusu edilebileceği ancak davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların 6183 Sayılı Kanun'un 58. maddelerinde öngörülen şartları içermediğiı ileri sürülerek kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Kararda hukuka aykırılık bulunmadığından, davalı idarenin istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Adana Bölge İdare Mahkemesi Birinci Vergi Dava Dairesi'nce dosyadaki belgeler incelenip istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY:
Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafından, 2018/1-12 dönemine ilişkin özel usulsüzlük cezasından oluşan amme alacağının tahsili amacıyla adına düzenlenen 24.03.2021 tarih 2021032466Euo0000001 Sayılı emrinin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 55. maddesinde; amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, onbeş (15) gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı, 58. maddesinde; kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren onbeş (15) gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan Vergi Mahkemesi nezdinde dava açabileceği kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı adına düzenlenen ödeme emri içeriği vergi/ceza ihbarnamesinin davacının yaklaşık olarak altı yıldır sorunsuz olarak kullandığı anlaşılan elektronik adresine usulüne uygun olarak tebliğ edildiği (bu hususun dava dilekçesinde davacı vekilince de kabul edildiği), davacı tarafından kamu alacağının ödenmemesi ve/veya ihbarnameye karşı dava açılmaması üzerine kesinleşen alacağın tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenip tebliğ edildiği ve ödeme emrinin iptali istemiyle de bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Vadesi gelmiş ancak ödenmemiş bir kamu alacağının tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenip tebliğ edilebilmesi için; mükellefine, tahakkuk eden kamu alacağının öncelikle ihbarname ile tebliğ edileceği bu tebliğ üzerine ya mükellefi tarafından ihbarnameye karşı yasal süresi içinde dava açılmamak suretiyle ya da dava açılmış olunmasına rağmen mahkemece verilecek karara göre ödenmesi kesinleşmiş bir kamu alacağının doğması gerektiği hususu vergi hukukunun temel ilkelerindendir.
Olayda; kamu alacağının tahsili amacıyla davacı adına ihbarnamenin düzenlendiği ve usulüne uygun olarak tebliğ olunan ihbarnameye karşı mahkemesinde dava açılmadığı dolayısıyla kamu alacağının kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; davacı adına ödenmesi gereken ve usulüne uygun olarak kesinleşen bir kamu alacağı doğduğundan bahisle davalı idarece; kesinleşen kamu alacağının tahsili amacıyla davacı adına düzenlenip tebliğ olunan ödeme emrinde kanuna aykırılık görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/4. maddesi uyarınca istinaf isteminin KABULÜNE,
2. Mersin 1. Vergi Mahkemesi'nin istinafa konu kararının kaldırılmasına, yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın REDDİNE,
3. Davacı tarafından dava aşamasında karşılanan aşağıda dökümü gösterilen 168,80-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından istinaf aşamasında yapılan 94,20-TL yargılama gideri ile Dairemiz kararının verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.550,00-TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine,
4. 492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca 80,70-TL maktu karar harcı ile aynı Kanunun 13/j maddesi uyarınca istinaf aşamasında harçtan muaf olması nedeniyle davalı idareden aranmayan 171,80-TL istinaf başvurma harcının davalı idarece davacıdan alınmasına,
5. Artan posta ücretinin istemi halinde derhal, aksi halde 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra Mahkemesince re'sen istinaf başvurusunda bulunan tarafa iadesine,
6. Kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren otuz (30) gün içerisinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 28.01.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)