İSTEMİN ÖZETİ: Ordu İdare Mahkemesinin 05/10/2018 günlü ve E:2018/53, K:2018/1175 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf kanun yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
CEVABIN ÖZETİ: Cevap verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Samsun Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdari Dava Dairesince, Dairemizin 22/11/2019 tarih ve E:2019/140, K:2019/1339 sayılı kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 11/10/2021 tarih ve E:2020/3097, K:2021/11105 sayılı kararı ile bozulması üzerine, dava dosyası yeniden incelendikten sonra bozma kararına uyularak işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; Giresun ili, Merkez Çaykara Mahallesi, 1323 ada, 78 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar plan değişikliği yapılmasına ilişkin Giresun Belediye Meclisinin 15/11/2017 tarih, 431 sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Ordu İdare Mahkemesi'nin 05/10/2018 günlü ve E:2018/53, K:2018/1175 sayılı kararıyla; belediye hizmet alanının kuzeyinden gelen yaya yolunun bitiminde park alanı olarak planlı kısma girintili olacak şekilde yaklaşık 12 metre genişliğinde bir alanının bırakılmış olduğu, bu alanın zorunlu durumlarda yaya yoluna girecek taşıtlar için hem geri dönüş kurbu hem de otopark alanı olarak kullanılabileceği; ayrıca kaldırılan yolun değişiklikten önceki imar planına göre devamlılığı olmayan yaya yolu niteliğinde olduğu ve meri imar planında alternatifinin bulunduğu; bu nedenle söz konusu yol kesitinin belediye hizmet alanına dönüştürülmüş olmasının kamu yararına, planlama ve şehircilik ilkelerine ve ilgili mevzuat hükümlerine aykırı düşmediği anlaşıldığından, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planında değişiklik yapılmasına ilişkin dava konusu Giresun Belediye Meclisi'nin 15/11/2017 gün ve 431 sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından; dava konusu plan değişikliği ile 7 metrelik yolun kaldırılarak belediye hizmet alanına ilave edilmek suretiyle yapı yoğunluğunun arttırıldığı, kentsel teknik altyapı etki değerlendirilmesi raporu hazırlanmadığı, bu nedenle Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin ilgili hükümleri dikkate alınmadan tesis edilen işlemin, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olmadığı ileri sürülerek anılan karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmakta ve kararın kaldırılması istenilmektedir.
Uyuşmazlığa konu belediye meclis kararı, taşınmazın bitişiğindeki 7 metrelik yaya yolunun kaldırılarak BHA olarak planlanması ve çekme mesafelerinde düzenleme yapılmasına ilişkin ise de davacı tarafından askıda yapılan itirazın ve dava dilekçesinin içeriğinden, görülmekte olan davanın konusunun yalnızca yaya yolunun kaldırılarak BHA olarak planlanmasına ilişkin olduğu, bu nedenle dava konusu işlemin çekme mesafelerinin düzenlenmesine ilişkin kısmının bakılan davada incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan halinde, nazım imar planı; varsa bölge ve çevre düzeni planlarına uygun olarak hali hazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları gösteren ve uygulama imar planının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen detaylı bir raporla açıklanan ve raporu ile beraber bir bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
14.06.2014 tarih ve 29030 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin "Gösterim ( lejand ) Teknikleri" başlıklı 10. maddesinde, her türlü mekânsal planın, kendi kademesinin ve yapılış amacının gerektirdiği çizim ve gösterim tekniğine göre hazırlanacağı kurala bağlanmış, "İmar Planı Değişiklikleri" başlıklı 26. maddesinin 6. fıkrasında, "İmar planında gösterilen yolların genişletme, daraltma ve güzergahına ait imar planı değişikliklerinde: a) Devamlılığı olan bir yolun belli bir kesimde şerit sayısı azaltılamaz ve daraltılamaz. b) Yolların kaydırılmasında, mülkiyet ve yapılaşma durumu dikkate alınır. c) İmar planlarındaki gelişme alanlarında geçiş amaçlı 3,00 metreden dar yaya yolu, 10,00 metreden dar trafik yolu açılamaz; yerleşik alanlarda mülkiyet ve yapılaşma durumlarının elverdiği ölçüde yukarıdaki standartlara uyulur. Ancak parseller 7,00 metreden dar yollardan mahreç alamaz. ç) İmar planı değişikliği ile taşıt geri dönüş kurbu olmayan çıkmaz yol ihdas edilemez. d) İmar planlarında Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumluluğunda olan karayollarında yapılacak her türlü değişiklikte bu Kuruluştan alınacak görüşe uyulur." hükmüne yer verilmiştir.
3194 sayılı Kanun'un Tanımlar başlıklı 5. maddesindeki nazım ve uygulama imar planlarının tanımları göz önünde bulundurulduğunda, ana ulaşım sisteminin, bu bağlamda birinci ve ikinci derecedeki ulaşım yollarının nazım imar planı ile daha alt düzeydeki tali nitelikte üçüncü derece ve daha altındaki yolların ise uygulama imar planları ile düzenlenmesi gerektiği görülmektedir.
Ayrıca ana ulaşım sistemi dışındaki hangi en kesitli yolun nazım imar planında gösterilmesi gerekeceği hususu yolun enkesitinden ziyade, imar planı içerisinde ulaşım sistemi bakımından üstlendiği fonksiyonla ilişkili olması gerekir.
Ölçeği gereği genel kullanım kararları ile başlıca bölge tiplerini belirleyen nazım imar planının, uygulama imar planıyla düzenlenmesi gereken imar adaları oluşturulmadan belirtilen nitelikteki yol kullanımını ihdas etmesi planlama ilkeleri bakımından mümkün görülmemektedir. Bu kapsamda, özellikle yapı adalarını ve farklı kullanım kararlarına konu alanları birbirinden ayıran ve bunlar arasındaki ulaşım ihtiyacının karşılanmasına yönelik yolların uygulama imar planı kararı ile getirilebileceğinde hiçbir duraksama bulunmamaktadır.
Dava konusu imar planları öncesinde yürürlükte bulunan 1/5000 ölçekli nazım imar planında, dava konusu belediye meclis kararı ile bir kısmı kaldırılan 7 metrelik yol gösterilmemiş ise de 15/11/2017 tarih ve 431 sayılı dava konusu belediye meclisi kararı ile 7 metrelik yolun bir kısmının kaldırılmasına karar verilerek kalan kısmının ve yeni oluşturulan dönüş kurbu alanının hem 1/1000 ölçekli uygulama imar planının hem de 1/5000 ölçekli nazım imar planında gösterildiği anlaşıldığından 7 metrelik yaya yoluna ilişkin değerlendirmeler nazım ve uygulama imar planları birlikte değerlendirilmek suretiyle yapılacaktır.
Olayda, dava konusu 7 metrelik yaya yolunun, orman alanı, yeşil alan ve BHA kullanımları arasında kaldığı, bu kullanımların ve farklı kullanım kararlarına konu yapı adalarının birbirinden ayrılmasına yaradığı ve bunlar arasındaki yaya ulaşımı ihtiyacının karşılanmasına yönelik bir yol olduğu anlaşılmakta olup, anılan yolun kaldırılması, farklı kullanım kararları getirilmiş olan alanların sınırlarının birbirine bitişik hale gelmesine ve orman alanı, yeşil alan ve BHA kullanımları arasında ayırıcı nitelikte bir imar yolu kalmamasına yol açması karşısında dava konusu imar planı değişikliklerinin şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olmadığı sonucuna ulaşılmış olup, davanın reddine dair Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile Ordu İdare Mahkemesince verilen 05/10/2018 günlü, E:2018/53, K:2018/1175 sayılı kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin yaya yolunun kaldırılarak BHA olarak planlanmasına ilişkin kısmının iptaline, aşağıda dökümü yapılan toplam 2.115,50-TL dava, istinaf ve temyiz yargılama giderinin ve kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.550,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, artan posta gideri avansının kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 2577 sayılı Kanunun 46/f maddesi uyarınca, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay'da temyiz yolu açık olmak üzere, 09.02.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)