İSTEMİN ÖZETİ: Adana İli, Karaisalı İlçesinde bulunan davacıya ait S:27602 sayılı 4.Grup (Krom) maden işletme sahasında işletme izni dışında üretim yapıldığından bahisle 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12.maddesinin 7.fıkrası gereğince 21.925 TL idari para cezası verilmesine ilişkin Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün 02.04.2020 gün ve 416718 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada; "...dava dosyasına sunulan belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu işleme esas fiilin sübuta erdiği anlaşılmakla, iptali istenilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddi yönünde verilen Adana 3.İdare Mahkemesi'nin 07/04/2021 tarih ve E:2020/725, K:2021/462 sayılı kararının; davacı vekili tarafından; bahsi geçen yer arama çalışması olup işletme izin sahasının 4-5 metre dışında bir yer olduğu, orman izninde arama amaçlı bir faaliyet ve arama galerisi olduğunun açık olduğu, belirtilen galeri ile o bölgede maden üretim kapasitesinin olduğunun tespit edildiği ve üretim planlamasının yapıldığı, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinafa konu mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu ileri sürülerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Adana Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi'nce dava dosyası 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesi gereğince incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; Adana İli, Karaisalı İlçesinde bulunan davacıya ait S:27602 sayılı 4.Grup (Krom) maden işletme sahasında işletme izni dışında üretim yapıldığından bahisle 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12.maddesinin 7.fıkrası gereğince 21.925 TL idari para cezası verilmesine ilişkin Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün 02.04.2020 gün ve 416718 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12.maddesinin, 10/6/2010 tarih ve 5995 sayılı Kanun'un 6.maddesi ile eklenen 7.fıkrasında; ''Ruhsatlı, ancak üretim veya işletme izni olmadan aynı grupta üretim yapıldığının tespiti halinde, üretim faaliyetleri durdurularak teminat irad kaydedilir. Ticarî amaç taşımayan ve köylülerin kendi zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak üzere köy muhtarının yazılı izni ile üretilip sevk edilen yapı hammaddeleri için bu madde hükmü uygulanmaz. Harç ve Devlet hakkı alınmaz.'' hükmüne yer verilmiş iken, 18/02/2015 tarihli ve 29271 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6592 sayılı Kanun'un 8.maddesi ile söz konusu fıkrada yer alan “teminat irad kaydedilir” ibaresi “20.000 TL idari para cezası uygulanır” şeklinde değiştirilmiş ve yapılan bu değişiklik ile Maden Kanunu'nun 12.maddesinin 7.fıkrası 18/02/2015 tarih itibariyle; "Ruhsatlı, ancak üretim veya işletme izni olmadan aynı grupta üretim yapıldığının tespiti halinde, üretim faaliyetleri durdurularak 20.000 TL idari para cezası uygulanır..." şeklini almıştır.
Daha sonra 14/02/2019 tarih ve 7164 sayılı Kanun'un 12.maddesi ile yapılan değişiklik ile 12.maddenin 7.fıkrası; ''Ruhsatlı, ancak işletme izni olmadan aynı grupta üretim yapıldığının tespiti hâlinde, faaliyetler durdurularak üretilen madene el konulur. Bu fiili işleyen kişilere, ödenmesi gereken Devlet hakkına ilaveten bu fıkra kapsamında üretilmiş olup el konulan ve/veya el konulma imkânı ortadan kalkmış olan tüm madenin, ocak başı satış bedelinin beş katı tutarında idari para cezası uygulanır. El konulan madenler, mülki idare amirliklerince satılarak bedeli büyükşehir belediyesi olan illerde yatırım izleme ve koordinasyon başkanlığı, diğer illerde il özel idaresi hesabına aktarılır. Bu fıkranın ihlalinin tekrarı hâlinde madenin ocak başı satış bedelinin on katı tutarında idari para cezası uygulanır.'' hükmü ile son halini almıştır.
Öte yandan; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesinde; "Kabahat" deyiminin, Kanun'un karşılığında idari yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlamına geldiği, 3. maddesinde; bu Kanun'un, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde, diğer genel hükümlerinin, idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı hükümlerine yer verildikten sonra "Zaman Bakımından Uygulama" başlıklı 5. maddesinde; "26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümleri kabahatler bakımından da uygulanır. Ancak, kabahatler karşılığında öngörülen idarî yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından derhal uygulama kuralı geçerlidir. Kabahat, failin icraî veya ihmali davranışı gerçekleştirdiği zaman işlenmiş sayılır. Neticenin oluştuğu zaman, bu bakımdan dikkate alınmaz." hükmüne yer verilmiştir.
Kabahatleri Kanunu'nun 5.maddesi ile atıf yapılan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin ikinci fıkrasında ise; suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağı, hükme bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı şirketinin uhdesinde bulunan Adana ili, Karaisalı ilçesinde yer alan S:27602 sayılı 4.grup maden (krom) işletme ruhsat sahasında 12.04.2017 tarih ve 802125 sayılı Makam Oluru ile Genel Müdürlük teknik elamanlarınca yapılan denetim sonucu düzenlenen 16.05.2017 tarihli Mahallinde Tetkik ve Değerlendirme Raporunda özetle; '' tetkik tarihinde üretim faaliyet bulunmadığı, 2011 yılında 150 ton ve 2014 yılında 200 ton üretim yapıldığı, 2013, 2015 ve 2016 yıllarında üretim yapılmadığı, tetkik tarihinde daimi nezaretçi atamasının bulunmadığının, sahanın son teknik nezaretçisinin S. S. olduğunun, 31.12.2014 günü görevinden istifa ettiğinin, bu tarihten sonra sahaya teknik veya daimi nezaretçi ataması yapılmadığının, teknik nezaretçi defterinin Ankara 37.Noterliğinin 10.12.2014 gün ve 31800 sayılı onayıyla onaylanmış olduğunun, defterin S. S. tarafından 11.12.2014 ve 26.12.2014 günlerinde 2 sefer doldurulduğunun, defterde her 2 tarihte de 100'er tonlu üretimler yapıldığının, 11.12.2014 tarihinde sahada 1.130 ton ve 26.12.2014 tarihinde de 1.230 ton stok bulunduğunun, 2012 yılına ilişkin FBF de 200 tonluk üretim beyan edilmesine rağmen SBF'de beyan edilmediğinin'' tespit edildiği, bu tespite istinaden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğünün 06.03.2018 tarih ve 411410 sayılı işlemi ile davacı hakkında Maden Kanununun 12.maddesinin 7.fıkrası uyarınca 21.925 TL idari para cezası uygulanmasına karar verildiği, bu işlemin davalı idarece KEP adresinin hatalı kaydedilmesi nedeniyle davacıya tebliğ edilmediği, davacının işlemden haricen haberdar olması ile söz konusu para cezasına itiraz ettiği, yapılan itirazın değerlendirilmesi neticesinde tesis edilen 02.04.2020 tarih ve 416718 sayılı dava konusu işlem ile davacının 2012 ve 2014 yıllarında işletme izni olmadan aynı grupta maden üretimi yaptığından bahisle Maden Kanunu'nun 12. maddesinin 18/02/2015 tarihinde yürürlüğe giren 6592 sayılı Kanun'un 8.maddesi ile değişik 7.fıkrası gereğince 2017 yılı için yeniden güncelleme oranında belirlenen 21.925 TL idari para cezası ile cezalandırılması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Suçta ve cezada kanunilik ilkesi, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınmış temel bir hukuk ilkesi olup, bu ilke gereğince hiç kimsenin işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılması mümkün olmadığı gibi, kimseye suç işlediği zaman kanunda o suç için öngörülmüş cezadan daha ağır bir ceza verilmesi de mümkün değildir.
Uyuşmazlık konusu olayda; davalı idarece, davacı şirketin 2012 ve 2014 yıllarında yaptığı üretimin işletme izni dışında olduğundan bahisle Maden Kanunu'nun 12. maddesinin 18/02/2015 tarihinde yürürlüğe giren 6592 sayılı Kanun'un 8.maddesi ile değişik 7.fıkrası gereğince 21.925-TL idari para cezası verilmiş ve bu cezaya karşı açılan davayı inceleyen idare mahkemesince davacının fiili sabit görülerek davanın reddine karar verilmişse de, cezaya konu suç fiilinin 2014 yılında işlenip, tamamlandığı, fiilin işlendiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan haliyle 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12.maddesinin 7.fıkrasında üretim veya işletme izni olmadan aynı grupta üretim yapılması eylemine karşılık herhangi bir idari para cezası yaptırımı öngörülmediği, söz konusu fiil için ilk defa 18/02/2015 tarihinde yürürlüğe giren 6592 sayılı Kanun'un 8.maddesi ile yapılan değişiklik sonrasında idari para cezası yaptırımı öngörüldüğü, dolayısıyla cezaya konu fiilin işlendiği tarih itibariyle kanunda idari para cezası verilmesini gerektiren bir suç olarak tanımlanmadığı görülmektedir.
Kaldı ki, biran için idarece uygulanan kanun hükmünün fiilin işlendiği tarihte yürürlükte olduğu kabul edilse dahi, cezaya konu suç fiilinin 2014 yılında işlendiği ve cezanın miktarı dikkate alındığında söz konusu fiil için Kabahatler Kanunu'nun 20.maddesinin 2.fıkrasının (c) bendinde soruşturma zamanaşımı süresi üç yıl olarak belirlenmiş olup, dava konusu para cezasının soruşturma zamanaşımı süresinin dolmasından sonra 02.04.2020 tarihinde tesis edildiği açıktır.
Bu durumda; suç ve cezada kanunilik ilkesi gereğince işlendiği zaman kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı ceza uygulanması mümkün olmadığından, müşahhas hadisede işlendiği tarihte suç olmadığı açık olan fiili nedeniyle davacının Maden Kanunu'nun 12. maddesinin 7.fıkrasına istinaden idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk, yazılı gerekçe ile davayı reddeden İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamıştır.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
1- İstinaf başvurusunun kabulü ile istinafa konu Adana 3. İdare Mahkemesi'nin 07/04/2021 tarih ve E:2020/725, K:2021/462 sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline,
2- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.550,00 TL avukatlık ücretinin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine,
3- Davacı tarafından ilk derece aşamasında 168,60 TL ve istinaf aşamasında 252,60-TL olmak üzere sarf edilen toplam 421,20-TL muhakeme masrafının davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, bakiye posta avansının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra Mahkemesince re'sen ilgili tarafa iadesine,
2577 sayılı Kanun'un 45/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere, 17.02.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. (¤¤)