İSTEMİN ÖZETİ: Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün açmış olduğu İnfaz ve Koruma Memurluğu sınavında yazılı ve sözlü aşamalarda başarılı olduktan sonra hakkında yapılan güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle ataması yapılmayan davacı tarafından, atamasının yapılmamasına ilişkin Hatay Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığının 05/12/2005 gün ve 317 sayılı işleminin iptali istemiyle açılan davada Hatay 1. İdare Mahkemesince verilen 18/10/2018 tarih ve E:2018/800, K:2018/1145 sayılı iptal kararı üzerine atanmaya hak kazandığı 12/09/2005 tarihinden, işe başlatıldığı 26/12/2018 tarihine kadar yoksun kalınan tüm özlük ve mali haklarına karşılık yasal hakları saklı kalmak kaydıyla 289.461,96-TL (ıslah talebiyle miktar arttırımı sonrası) maddi ve uğradığı manevi zararlara karşılık 100.000,00-TL manevi tazminatın iptal davasının açıldığı 06/02/2006 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; "Maddi tazminat talebi bakımından; hukuka aykırılığı Mahkeme kararı sonucu ortaya çıkan işlem nedeniyle davacının maddi yönden zarara uğradığı açık olup Mahkemelerinin 10/03/2020 ile 24/02/2021 tarihli ara kararlarıyla davacının atamasının statü dışında bırakıldığı dönem (05/12/2005) ile Mahkeme kararına istinaden göreve başladığı 26/12/2018 tarihine kadar geçen süre zarfında sigortalı olmak kaydıyla herhangi bir işveren bünyesinde gelir getirici faaliyette bulunup bulunmadığına yönelik tespit veya kaydın olup olmadığının şayet çalışması var ise çalıştığı döneme ilişkin elde etmiş olduğu net ücretin (gelirin) davacıdan ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'ndan sorulduğu, taraflarca verilen cevabi yazıların incelenmesinden davacının statü dışında geçirdiği dönemlere ilişkin sigortalı olmak kaydıyla gelir getirici faaliyetlerin bulunduğu hususlarının tespit edildiği, devamla Hatay 1. İdare Mahkemesinin mezkur kararına istinaden hukuka aykırı bulunarak iptal edilen işlem nedeniyle göreve başlayamamasından dolayı özlük ve mali hakları yönünden zarara uğradığı anlaşılan davacının, atamasının yapılmadığı dönemde mahrum kaldığı tüm özlük ve parasal haklarının ne kadar olduğu hususunun yine Mahkemelerinin 10/03/2020 ile 24/02/2021 tarihli ara kararlarıyla davalı idareden sorulması üzerine, davalı idarece verilen cevabi yazılar ve hesaplama tablosunun incelenmesinden, davacının statü dışında bırakıldığı 05/12/2005 tarihinden, Mahkemece verilen iptal kararına istinaden göreve başlatıldığı 26/12/2018 tarihine kadar ödenmesi gereken tutarın, davalı idarece kıst dönemler dahil olmak üzere toplam 289.461,96-TL olarak hesaplandığının görüldüğü, bu durumda davacının statü dışında bırakıldığı 05/12/2005 tarihinden, Mahkeme kararına istinaden atamasının yapıldığı 26/12/2018 tarihine kadar yoksun kalınan tüm özlük ve mali haklarına karşılık olarak 289.461,96-TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği, manevi tazminat talebi bakımından; İdare Hukuku ilkelerine göre idarenin tazminat sorumluluğundan söz edebilmek için bir hizmet kusurunun bulunması gerektiği, bir idarî işlemin yasalara ve hukuka aykırılığı kural olarak hizmet kusuru sayılmakta ise de, her hukuka aykırılığın manevî tazminat sorumluluğuna yol açmayacağı da İdare Hukukunun bilinen ilkeleri arasında olduğu, gerçekten idarî işlemlerin iptalini gerektiren nedenlerle manevî tazminat sorumluluğunu doğuran nedenler arasında tam bir özdeşlik kurmanın mümkün olmadığı, bir işlemin herhangi bir yönden yasalara ve hukuk kurallarına aykırı görülerek iptal edilmiş olması başlı başına manevî tazminat sorumluluğunun varlığının kabule yetmeyeceği, olağan nitelikteki hukuka aykırılıkların (içtihat hatalarının) manevî tazminat sorumluluğuna yol açtığından bahsedilmesine imkân bulunmadığı, idarenin manevî tazminat sorumluluğundan bahsedilebilmesi için, saptanan hukuka aykırılığın bir dereceye kadar ağır ve önemli olması ve içtihat hatasına dayanmaması gerektiği, davacının manevî zarara uğradığını iddia ettiği işlemin salt Mahkemece iptal edilmiş olması, davacının uğradığını ileri sürdüğü manevî zararın idare tarafından tazminine karar verilmesi için yeterli bulunmadığı, bu durumda davacının güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlandığından bahisle atamasının yapılmamasına ilişkin işlemin de davalı idare tarafından davacının manevi zarara uğratılması, davacıya elem ve ızdırap yaşatılması kastı ve maksadıyla yapılan bir atama işlemi olmayıp, aksine idarenin takdir hatasına düşerek tesis ettiği bir işlem olması ve hukuka aykırılık durumunun ağır nitelikte olmaması nedenleriyle bakılan davada manevî tazminata hükmedilmesi koşullarının oluşmadığı" gerekçesiyle davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 289.461,96-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, manevi tazminat talebi bakımından davanın reddine dair Hatay 2. İdare Mahkemesi'nin 25/06/2021 tarih ve E:2019/782, K: 2021/685 sayılı kararının; davacı vekili tarafından; maddi tazminata dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin yargı içtihatlarına aykırı olduğu, iptal davasının açıldığı 06/02/2006 tarihinden itibaren, bu talebin kabul edilmemesi halinde ise her aylık ve özlük hak için o alacağın doğduğu tarihten itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiği, hükmedilen maddi tazminatın emsallere göre az olduğu, idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle maruz kaldığı manevi zararlarının da tazmin edilmesi gerektiği ileri sürülerek; davalı idare vekili tarafından; idari işlemin iptal edilmiş olmasının her zaman tazminat ödenmesini gerektirmediği, tazminat ödenmesi şartlarının oluşmadığı, davacının ataması işleminde idarenin takdir yetkisinin hukuka aykırı şekilde kullanıldığı veya maddi ve manevi zarar ile idarenin eylem veya işleminde kusurlu olması ya da kusursuz sorumluluk halinin bulunması gibi durumların söz konusu olmadığı, maddi tazminat borcunun doğması için sadece zararın mevcut olduğunun iddia edilmesinin yeterli olmadığı ve zararın açıkça ortaya konulması gerektiği ileri sürülerek; taraflarca kararın aleyhlerine olan kısımlarının istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
DAVALININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacıya tazminat ödenmesini gerektirir bir hususun bulunmadığı, idare mahkemesi kararının redde ilişkin kısmının hukuka uygun olduğu belirtilerek, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur.
DAVACININ SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Adana Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi'nce dava dosyası 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesi gereğince incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün açmış olduğu İnfaz ve Koruma Memurluğu sınavında yazılı ve sözlü aşamalarda başarılı olduktan sonra hakkında yapılan güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle ataması yapılmayan davacı tarafından, atamasının yapılmamasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada Hatay 1. İdare Mahkemesince verilen 18/10/2018 tarih ve E:2018/800, K:2018/1145 sayılı iptal kararı üzerine atanmaya hak kazandığı 12/09/2005 tarihinden, işe başlatıldığı 26/12/2018 tarihine kadar yoksun kalınan tüm özlük ve mali haklarına karşılık yasal hakları saklı kalmak kaydıyla 289.461,96-TL (ıslah talebiyle miktar arttırımı sonrası) maddi ve uğradığı manevi zararlara karşılık 100.000,00-TL manevi tazminatın iptal davasının açıldığı 06/02/2006 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 3. fıkrasında; "Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir." hükmü yer almaktadır.
Dosyadaki belgeler ile istinaf dilekçelerindeki iddiaların incelenmesinden; istinaf başvurusuna konu kararın, esas tazminat tutarı bakımından davanın kabul ve redde ilişkin kısımları sonucu ve gerekçesi itibariyle hukuka ve usule uygun olup, bu kısımlar bakımından kararın kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varıldığından, davalı idarenin istinaf başvurusu ile davacının manevi tazminatın reddine ilişkin kısmı ile maddi tazminat miktarına yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Davacının, hükmedilen tazminat miktarına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine yönelik istinaf başvurusu incelendiğinde;
2577 sayılı Kanun'un 12.maddesi gereğince, ilgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay’a ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilmeleri mümkün olduğu gibi, ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilmeleri de mümkündür.
Bu kapsamda, kamu görevlilerinin belli bir göreve atanmaması veya görevine son verilmesi gibi personel hukukuna müteallik idari işlemlerin yargı kararıyla iptal edilmesi üzerine mahrum kalınan parasal hakların tazmini istemiyle açılan tam yargı davalarında, parasal hakkın doğduğu (ilgili mevzuatına göre tahakkuk ettiği veya ödenmesi gerektiği) tarih ile ödemenin yapıldığı tarih arasında belirli bir sürenin geçmiş olması nedeniyle alacağına geç ulaşan ilgililerin enflasyon oranları dikkate alındığında mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen parasal haklarında meydana gelen değer kaybını telafi etmek maksadıyla 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca faiz uygulanması gerektiği hususunda ihtilaf bulunmayıp, taleple bağlılık ilkesi gereğince bu konuda davacının talebi de göz önünde bulundurulmak suretiyle istikrar kazanmış yargı içtihatlarına göre iptal davasının sonuçlanmasının ardından açılan tam yargı davalarında hükmedilen parasal tutarların; iptal davasının açıldığı tarihten önce tahakkuk eden kısımları bakımından iptal davasının açıldığı tarihten, iptal davasının açıldığı tarihten sonra tahakkuk eden kısımları için ise her bir parasal hakkın tahakkuk ettiği (ödenmesi gerektiği) tarihten itibaren faiz işletilmesi gerekmektedir.
Buna göre uyuşmazlık incelendiğinde; davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle atamasının yapılmamasına ilişkin Hatay Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığının 05/12/2005 tarih ve 317 sayılı işleminin iptali istemiyle ilk olarak 06/02/2006 tarihinde Adana İdare Mahkemesinin E:2006/621 esas sayısında açılıp, yetkisizlik nedeniyle dosyasının gönderildiği Hatay 1.İdare Mahkemesinin E:2007/445 sayılı esasında görülen davada verilen ret kararının Danıştay Onikinci Dairesince bozulması ve sonrasında verilen ısrar kararının da Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı ile bozulması üzerine bozma kararına uyularak verilen Hatay 1. İdare Mahkemesinin 18/10/2018 tarih ve E:2018/800, K:2018/1145 sayılı kararı ile dava konusu atamama işleminin iptal edildiği, Mahkemece verilen iptal kararı sonrasında 26/12/2018 tarihinde göreve başlatılan davacının, aynı sınava giren emsallerinin olağan atama süreci içinde maaş ödemesine hak kazandığı 15/02/2006 tarihi ile yargı kararıyla iptal edilen idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle 26/12/2018 tarihinde geç atanması nedeniyle söz konusu dönemde infaz koruma memuru olarak görev yapmış olsaydı emsali personelin aldığı maaşlar toplamı ile aynı dönemde başka bir işte çalışması nedeniyle elde etmiş olduğu gelirler toplamı farkı ile bu süreçte ödenmeyen ve/veya eksik ödenen emekliliğe esas SGK prim farkı toplamı olarak davalı idarece hesaplanan 289.461,96-TL özlük ve parasal hak tutarının; (iptal davasının açıldığı 06/02/2006 tarihinden önceki döneme isabet eden kısmı bulunmadığından) her bir aya ait maaş kısmı için ayrı ayrı o maaşın tahakkuk ettiği (ödenmesi gerektiği) tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiğinden, tam yargı davasının açıldığı tarihten itibaren faiz işletilmesine hükmeden istinafa konu kararın bu kısmında hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, davacının mahrum kaldığı özlük ve parasal haklarına karşılık mahkemece davalı idareye hesaplattırılan 289.461,96-TL tazminat miktarı içinde; söz konusu dönemde infaz korumu memuru olarak görev yapmış olsaydı emsali personelin aldığı maaşlara göre SGK'ya ödenmesi gerekli emekliliğe esas prim kesenekleri ile aynı dönemde başka bir işte çalışması nedeniyle elde etmiş olduğu gelirler üzerinden hesaplanan SGK prim kesenekleri farkı ile sigortalı çalışmanın olmadığı aylara ait emsali personelin aldığı maaşa göre belirlenen SGK prim kesenekleri de yer aldığından, davacının geriye dönük emeklilik intibakının yapılması halinde oluşacak prim farkının davacı tarafından SGK'ya ödenmesi gerekeceği açıktır.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
1-Davalı idarenin istinaf başvurusunun yukarıda yer verilen açıklama eklenmek suretiyle reddine,
2-Davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile istinafa konu Hatay 2. İdare Mahkemesi'nin 25/06/2021 tarih ve E: 2019/782 K: 2021/685 sayılı kararının; hükmedilen tazminat tutarına tam yargı davasının açıldığı tarihten itibaren faiz işletilmesine ilişkin kısmının kaldırılmasına, davacının geç atanması nedeniyle mahrum kaldığı özlük ve parasal haklarına karşılık 289.461,96-TL'nin, her bir aya ait maaş kısmı için ayrı ayrı tahakkuk ettiği (ödenmesi gerektiği) tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, kararın reddedilen kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddine,
3-Asıl alacağa bağlı fer'i alacak niteliğinde bulunan faizin başlangıç tarihinde yapılan değişiklik ilk derece yargılama giderleri bakımından davadaki haklılık durumunu değiştirmediğinden ve istinaf öncesindeki safahata ait yargılama giderlerinin taksimi ile taraflar lehine-aleyhine avukatlık ücreti hakkında ilk derece mahkemesince hüküm kurulmuş olduğundan, ilk derece yargılama giderleri ve avukatlık ücreti hakkında yeniden hüküm tesisine gerek olmadığına,
4-İstinaf aşamasında davacının yaptığı aşağıda dökümü gösterilen 236,35 TL yargılama giderinin istinaf aşamasındaki haklılık durumuna göre takdiren belirlenen 118,00 TL'sinin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, geri kalan istinaf yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf aşamasında davalı idarenin yapmış olduğu posta giderinden ibaret 41,75 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Bakiye posta avansının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesini müteakiben Mahkemesince re'sen yatıranlara iadesine,
2577 sayılı Kanun'un 46 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere, 03.03.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.(¤¤)