İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, müşterek maliki olduğu Diyarbakır İli, Bağlar İlçesi, Alipınar Mahallesi, 1118 parseldeki taşınmazın, imar planında ''ağaçlandırılacak alan'' olarak ayrıldığı halde uzun yıllardır kamulaştırılmayarak mülkiyet hakkının belirsiz şekilde kısıtlandığı, imar planı ile yaralanmalarının kalıcı olarak engellendiği, kamulaştırılmayan taşınmazda imar planında inşaat yapma olanağının ve satışının mümkün olmadığı, davalı idarelere yapılan başvuruların reddedildiği iddialarıyla uğradığı zarara karşılık olarak (ıslah ile talep edilen) 292.394,21-TL maddi tazminatın, taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davada; Diyarbakır 1. İdare Mahkemesince verilen 20/11/2020 gün ve E:2018/1474, K:2020/1477 sayılı "davacının 292.394,21-TL maddi tazminat isteminin kabulü ile, 292.394,21-TL maddi tazminatın 10.000,00-TL'sinin davanın açıldığı 05.09.2018 tarihinden, geriye kalan 282.394,21-TL'sinin ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği 22.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından müştereken ve müteselsilen davacıya ödenmesine" ilişkin kararın, davalı Bağlar Belediye Başkanlığı vekili tarafından; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığı, dava konusu taşınmazın idarelerinin yetki alanında olmadığı, davanın husumet yönünden reddi gerektiği, esas bakımından ise; davanın reddi gerektiğinin ileri sürüldüğü, davalı Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili tarafından; mahkeme kararının usule, yasaya ve dosya muhteviyatına uygun olmadığı, dava konusu parsele komşu parseller yerine uzak mesafedeki emsal satışların dava konusu taşınmazın bedel tespitine esas alınmasının hakkaniyete aykırı olduğu, açık bir şekilde neden belirtilmeden hüküm kurulamayacağı, lehine plan yapılan kamu kurum ve kuruluşları yerine plan yapan belediyenin sorumlu tutulmasının belediyenin bütçesini dahi aşacak tazminatlarla haksız olarak karşı karşıya kalacağı, taşınmaza verilen ağaçlandırılacak alan işlevinin taşınmazdan yararlanmayı engellemediği, ağalandırılacak alanlarda belli koşullarda yapılaşmaya izin verilebildiği, bu konudaki itirazların yerel Mahkemece dikkate alınmadığı, kamu düzenine aykırı bir durum olduğu, yerindelik denetimi niteliğindeki hükmün bozulması gerektiği ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; davacı tarafından, müşterek maliki olduğu Diyarbakır İli, Bağlar İlçesi, Alipınar Mahallesi, 1118 parsel sayılı taşınmazın, 13.10.2006 tarih ve 144 sayılı Diyarbakır Büyükşehir Belediye Meclisi kararıyla onaylanarak yürürlüğe giren Diyarbakır Bağlar Bağcılar Bölgesi 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planında ve bu Plan doğrultusunda 06.04.2007 tarih ve 2007/44 sayılı Diyarbakır Bağlar Belediye Meclisi kararıyla onaylanarak yürürlüğe giren Bağlar Bağcılar Bölgesi 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planında ''ağaçlandırılacak alan'' olarak ayrıldığı halde uzun yıllardır kamulaştırılmayarak mülkiyet hakkının belirsiz süreyle kısıtlandığından bahisle, uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık olarak (ıslah ile talep edilen) 292.394,21-TL maddi tazminatın, taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararında özetle; "... dava konusu taşınmazın imar planlarında "ağaçlandırılacak alan" kullanım alanında kaldığı görülmekte ise de, Bağlar Belediye Meclisi'nin 06.07.2018 tarih ve 2018/176 sayılı kararı onaylanan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planına ait plan notları ve ilçe belediyeleri özel plan koşullarında, "Ağaçlandırılacak alan" başlıklı 19. bendinde; "ağaçlandırılacak alanlar içinde jeolojik sakınca nedeniyle yasaklama alanları dışındaki alanlarda özel mülkiyete konu parsellerde uygulama imar planında belirtilmediği takdirde, -emsalin 0,05 ve yapı yüksekliğinin maksimum 6.50 metre olabileceği, bir parseldeki toplam inşaat alanı 250 m²'yi geçemeyeceği, bu alanlarda cephesi 25 metreden dar ayırmanın yapılamayacağı" şeklinde söz konusu kullanıma ayrılan taşınmazlarda yapılaşma koşulları belirlenmek suretiyle belli koşullarda yapılaşmaya izin verildiği görülmektedir.
Uyuşmazlıkta; yukarıda bahsi geçen 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planına ait plan notları ve ilçe belediyeleri özel plan koşullarında dava konusu taşınmazda belli ölçülerde yapılaşmaya izin verilmişse de, taşınmaza ilişkin olarak belirlenen yapılaşma koşullarının (örneğin bir parseldeki toplam inşaat alanının 250 m2'yi geçemeyeceği) sınır komşusu parsellerdeki yapılaşma koşullarına göre çok düşük olduğu (bilirkişi raporuna göre taşınmazdan faydalanma dengesinin sınır komşusu parsellere göre 125 kat azaldığı), dolayısıyla taşınmazın kullanımına ilişkin olarak (bulunduğu yer ve civarındaki yapılaşma koşulları da dikkate alındığında) kamu menfaatleri ile kişi yararı arasındaki adil dengeyi bozacak nitelikte kısıtlamanın mevcut olduğu, bu durumun mülkiyet hakkından doğan yapılaşma ve yapılaşma dışındaki kullanma ve yararlanma veya tasarruf haklarının kullanılmasına engel bir durum teşkil ettiği anlaşılmakla, mülkiyet hakkı süresi belirsiz şekilde kısıtlanan ve taşınmazına yönelik bir hukuki el atma söz konusu olan davacının maddi tazminat isteminin kabulü ile 11/288 (902,70 m2) hissesine karşılık gelen 292.394,21-TL maddi tazminatın davalı idarelerce müştereken ve müteselsilen davacıya ödenmesi gerekmektedir. ..." gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa 07.09.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 33. maddesi ile eklenen Ek Madde 1'de; "Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır. " hükmüne yer verilmiştir.
Hukuki el atmanın gerçekleşebilmesi için, taşınmazın imar planıyla kamusal kullanıma ayrılması, taşınmaz üzerinde özel kullanımın ve yapılaşmanın imar planı gereği hiçbir şekilde mümkün olmaması, imar planının onayından itibaren en az beş yıl süre geçmiş olması ve taşınmazın bu süre zarfında kamulaştırılmamış olması şartlarının birlikte gerçekleşmiş olması gerekir.
İmar planı ve notlarına göre yapılaşma olabilecek taşınmazlar açısından ise hukuki el atma kapsamında mülkiyet hakkının kullanımını engelleyen herhangi bir kısıtlılık hali söz konusu olmayacağı için bu tür durumlarda açılan tazminat davalarında, hukuki el atmanın şartları oluşmadığından bahisle tazminat istemlerinin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda, imar planında belirlenen ağaçlandırılacak alanlarda belli koşullarda yapılaşmaya izin verilmesi halinde kamu menfaatlerinin gerekliliği ile kişi yararı arasındaki adil dengeyi bozan ölçüsüz bir yükün davacılara yükletildiğinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla kamulaştırmayı gerektirir bir kısıtlılığın ve hukuki el atmanın söz konusu olmayacağı açıktır.
Öte yandan, ağaçlandırılacak alanda, imar planında mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde yapılaşmaya izin verilmemiş olması halinde kamulaştırmayı gerektirir bir kısıtlılığın ve hukuki el atmanın olabilmesi için davacı tarafından davaya konu taşınmazın edinildiği tarihin de araştırılması gerekmektedir.
Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, dava konusu taşınmazın imar planlarında "ağaçlandırılacak alan" kullanım alanında kaldığı, Bağlar Belediye Meclisi'nin 06.07.2018 tarih ve 2018/176 sayılı kararı onaylanan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planına ait plan notları ve ilçe belediyeleri özel plan koşullarında, "Ağaçlandırılacak alan" başlıklı 19. bendinde; "ağaçlandırılacak alanlar içinde jeolojik sakınca nedeniyle yasaklama alanları dışındaki alanlarda özel mülkiyete konu parsellerde uygulama imar planında belirtilmediği takdirde, emsalin 0,05 ve yapı yüksekliğinin maksimum 6.50 metre olabileceği, bir parseldeki toplam inşaat alanının 250 m²'yi geçemeyeceği, ağaçlandırılacak alanlarda cephesi 25 metreden dar ayırmanın yapılamayacağı" şeklinde "ağaçlandırılacak alan" kullanımına ayrılan taşınmazlarda yapılaşma koşulları belirlenmek suretiyle belli koşullarda yapılaşmaya izin verildiği görülmektedir.
Bu durumda; imar planı ve notlarına göre "ağaçlandırılacak alanda" belli koşullarda yapılaşmanın mümkün olduğu, dolayısıyla davacının hisseli malik olduğu taşınmaz yönünden mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde bir kısıtlılık hali söz konusu olmayacağından İdare Mahkemesince tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde davanın kabulüne karar verilmiş olmasında hukuki isabet görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; davalı İdarelerce yapılan istinaf başvurularının kabulüne, Diyarbakır 1. İdare Mahkemesince verilen 20/11/2020 gün ve E:2018/1474, K:2020/1477 sayılı kararın kaldırılmasına, davanın reddine aşağıda dökümü yapılan 4.305,90 TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf başvuru safhasında davalı İdarelerce ayrı ayrı yapılan 205,85 TL posta gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 2,550.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı İdarelere verilmesine, posta gideri avansından artanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra Mahkemesince ilgili tarafa re'sen iadesine, kararın tebliğinden itibaren (30) gün içinde Danıştay'a gönderilmek üzere Dairemize verilecek dilekçe ile Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 31.01.2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
AZLIK OYU
Uyuşmazlık konusu olayda; 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planına ait plan notları ve ilçe belediyeleri özel plan koşullarında dava konusu taşınmazda belli ölçülerde yapılaşmaya izin verilmiş ise de, taşınmaza ilişkin olarak belirlenen yapılaşma koşullarının sınır komşusu parsellerdeki yapılaşma koşullarına göre çok düşük olduğu, dolayısıyla taşınmazın kullanımına ilişkin olarak, bulunduğu yer ve civarındaki yapılaşma koşulları da dikkate alındığında, kamu menfaatleri ile kişi yararı arasındaki adil dengeyi bozacak nitelikte kısıtlamanın mevcut olduğu, bu durumun mülkiyet hakkından doğan yapılaşma ve yapılaşma dışındaki kullanma ve yararlanma veya tasarruf haklarının kullanılmasına engel bir durum teşkil ettiği anlaşıldığından, mülkiyet hakkı süresi belirsiz şekilde kısıtlanan ve taşınmazına yönelik hukuki el atma söz konusu olan davacının maddi tazminat isteminin kabulüne yönelik İdare Mahkemesi kararı hukuka uygun olduğundan, davalı idarelerin istinaf başvurularının reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle aksi yönde oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum.(¤¤)