İSTEMİN ÖZETİ: Kahramanmaraş İdare Mahkemesi'nce verilen 10/11/2020 tarih ve E:2020/316, K:2020/954 sayılı kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davacının S.S.'ye ait karttan para çektiği ve bu şekilde "memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunma" disiplinsizliğini işlediğinin anlaşıldığı, personel hakkında usulüne uygun olarak disiplin soruşturması yürütüldüğü ve gerekli incelemenin yapıldığı, Kahramanmaraş 4. Asliye Ceza Mahkemesinin E:2019/376 sayılı dosyasında davacı hakkında "Başkasına ait Banka veya Kredi Kartını İzinsiz Kullanılması Suretiyle Yarar Sağlama" suçunu işlediğinden bahisle ceza verildiği, davacının memuriyet sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici eylemde bulunduğunun sabit olduğu ileri sürülerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 5.İdari Dava Dairesi'nce 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45.maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: Dava; davacı tarafından, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kahramanmaraş Askeri Gazino Müdürlüğü'nde Devlet Memuru statüsünde kuaför olarak görev yapmakta iken, hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonucunda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/1.E- (g) ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliği'nin 13. maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin 04/12/2019 tarih ve 2019/18 sayılı Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali ile mahrum kaldığı parasal haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
İdare mahkemesince; dosya kapsamında yer alan 19/04/2019 tarihli disiplin soruşturma raporu, dosyada mevcut ifadeler, bilgi ve belgeler ile Kahramanmaraş 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin yukarıda zikredilen mahkumiyete ilişkin ilamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının üzerine atılı 'Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak' eylemini gerçekleştirdiğinin sübut bulduğu anlaşıldığından, bu eyleme karşılık 657 Sayılı Kanun'un 125/1.E- (g) maddesi uyarınca verilen "Devlet memurluğundan çıkarma cezası" ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, öte yandan, dava konusu işlemin hukuka uygun olarak tesis edildiğinin saptanmış olması karşısında davacının parasal hak talebinin de reddine karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından; davacı hakkında kesinleşmiş herhangi bir yargı kararının bulunmadığı, davacı hakkında adli yargılamaya ilişkin dosyanın halen istinaf aşamasında olduğu, davalı idarece işlemin sebep unsuru olarak gösterilen fiilin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derece yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak suçu olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı ileri sürülerek idare mahkemesi kararının kaldırılması istenilmektedir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının E bendinin (g) alt bendinde; ''Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak'' fiili Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
Öte yandan, Anayasa'nın 129. maddesinin ikinci fıkrasında, memurlara savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Anılan Anayasa hükmünün gerekçesinde, "yapılacak disiplin kovuşturmalarında ve disiplin cezası uygulamasında ilgiliye isnat olunan hususun bildirilmesi, dinlenilmesi, savunmasını yapma imkanı tanınması bu madde ile güvence altına alınmaktadır" ifadelerine yer verilerek, disiplin cezaları ile ilgili olarak Anayasal güvenceye bağlanan savunma hakkının içeriği belirtilmiştir.
657 sayılı Kanun'un 129. maddesinin ikinci fıkrasında, ''Hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memur soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir." hükmüne, 130. maddesinde, "Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır" hükmüne yer verilmiştir.
657 sayılı Kanun'un 130. maddesinde, memura, asgari olarak yedi günden az olmamak üzere savunma hakkı tanınmışken, 129. maddesinde ise, Devlet memurluğundan çıkarma cezasının söz konusu olduğu hallerde, soruşturma ile ilgili evrakın incelenmesinden, vekili vasıtasıyla sözlü savunma yapılmasına kadar daha geniş bir savunma hakkı tanınmış bulunmaktadır. Yasa koyucu, memurlar için, disiplin cezası bakımından, en ağır sonucu doğuran Devlet memurluğundan çıkarma cezasının verilmesinde, diğer tür cezalara göre daha geniş bir savunma hakkının tanınmasını memur statüsü için önemli bir güvence olarak öngörmüştür.
Anayasa ve 657 sayılı Kanun'un yukarıda açık metnine yer verilen maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden; Devlet memurunun görevine son verilmesi sonucunu doğuran disiplin cezasının verilebilmesi için, söz konusu cezayı vermeye yetkili merciler tarafından, ilgili memura soruşturma evrakını inceleme, tanık dinletme, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkı tanınmasının hukuken bir zorunluluk olduğu anlaşılmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kahramanmaraş Askeri Gazino Müdürlüğü'nde Devlet Memuru statüsünde kuaför olarak görev yaptığı dönemde arkadaşlık kurduğu S.S'ye ait Akbank Neo kartı ile 20/02/2019 tarihinde S.S'nin bilgisi ve izni dışında Akbank T.A.Ş'ye ait bankamatikten 430,00-TL para çektiğinden bahisle hakkında başlatılan adli soruşturma neticesinde, davacının "Başkasına Ait Banka veya Kredi Kartının İzinsiz Kullanılması Suretiyle Yarar Sağlama" suçundan yargılandığı davada, Kahramanmaraş 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 05/11/2019 tarih, E:2019/376, K:2019/843 sayılı dava dosyasında "2 yıl 6 ay hapis ve 80,00-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, verilen hapis cezasının miktarı dikkate alınarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kanunen ve takdiren uygulanmasına yer olmadığına" karar verildiği, söz konusu olayla ilgili olarak başlatılan disiplin soruşturması neticesinde düzenlenen 19/04/2019 tarihli soruşturma raporunda ise davacının S.S.'ye ait Akbank Neo Kartı ile 20/02/2019 tarihinde Akbank T.A.Ş'ye ait bankamatikten 430,00-TL para çektiğinin sabit olduğu belirtilerek davacının memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiilini işlediğinin sabit olduğundan bahisle "Devlet Memurluğundan Çıkarma" cezası ile cezalandırılmasının teklif edildiği, getirilen teklif doğrultusunda 657 sayılı Kanun'un 125/1.E- (g) maddesi ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde Görevli Devlet Memurları Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliği'nin 8. ve 13. maddeleri uyarınca "Devlet Memurluğundan Çıkarma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin davaya konu 04/12/2019 tarih ve 2019/18 sayılı Milli Savunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının alındığı, bunun üzerine de bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; disiplin soruşturması üzerine tanzim olunan 19/04/2019 tarihli soruşturma raporunda, davacının, disiplin yönünden 657 sayılı Kanun'un 125/1-E- (g) maddesi gereğince "Devlet memurluğundan çıkarma" cezası ile cezalandırılmasının teklif edildiği, akabinde düzenlenen 28.10.2019 tarih ve E.51365854-010.01-114 sayılı savunma istem yazısı ile yalnızca 657 sayılı Kanun'un 130. madddesi uyarınca yedi gün süre verilerek davacının savunmasının istenildiği, sonrasında ise aynı Kanun'un 129. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan ve Devlet memurluğundan çıkarılmaya ilişkin cezalarda tanınması zorunlu olan yukarıda anılan haklar davacıya tanınmadan dava konusu disiplin cezası işleminin tesis edildiği görüldüğünden, bu şekilde savunma hakkının kısıtlanmış olması nedeniyle dava konusu işlemde ve davanın reddine yönelik mahkeme kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Öte yandan; Anayasa'nın 125. maddesi gereği idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olması karşısında, yapılan yargılama ile hukuka aykırılığı saptanan işlem nedeniyle davacının mahrum kaldığı parasal haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesi gerekmektedir.
Ayrıca; dava konusu işlem, savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle hukuka aykırı görüldüğünden, 657 sayılı Kanun'un 129/2 ve 130. maddeleri ve 30/04/2021 tarih ve 31470 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliğinin 30. maddesi uyarınca tanınacak savunma hakkı sonrası idarece yeniden cezalandırma ya da cezalandırmama işleminin tesis edilebileceği de açıktır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; istinaf başvurusunun kabulü ile istinafa konu mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle mahrum kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, mahkeme safhasında davacı tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 637,00.-TL yargılama gideri ve istinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 384,80.-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davacının adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi nedeniyle davacıdan alınmayan 637,00.-TL yargılama gideri ile 384,80.-TL istinaf yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince ilgili Maliye idaresine harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, kararın tebliğini izleyen tarihten itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 25.01.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)