İSTEMİN ÖZETİ: Davacı şirket tarafından, 2014/6, 7, 8, 10, 11, 12 dönemlerine ilişkin olarak tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinin kaldırılması istemiyle açılan davanın; davacı şirket tarafından uygulanan watson card programının sağladığı avantajlar neticesinde üyelere ait biriken puanlar, katma değer vergisi matrahları hesaplanırken iskonto olarak değerlendirilerek indirim konusu yapılmışsa da, sadakat programı nedeniyle malın satış fiyatında herhangi bir indirim olmadığı, malın faturada gösterilen fiyatının bir kısmı veya tamamı puan yoluyla ödenmiş olup, sonuçta müşteriden puan yoluyla tahsil edildiği, biriken puanların sürekli alışverişten müşterinin bir kazanımı olduğu, firmanın verdiği bu puanların ise bir satış ve pazarlama gideri olduğu, bu şekilde uygulama sonucunda, bazen müşterilerin bir ürünü hesabından hiç para ödemeden, sadece biriken puanlarla alabildiği, bu durumun ürünün satış fiyatı olmadığı, bunun da %100 iskontolu olduğu anlamına gelmediği, bu uygulamanın iskontodan ziyade, müşterinin katlandığı bir külfetin sonucu olduğu hususları dikkate alındığında, bu uygulamadın müşteriler tarafından satın alınan maldan dolayı birikecek olan puanların satış bedeli maliyetlerinden indirilmesi gerektiği, söz konusu tutarın katma değer vergisi matrahından indirilmesinin Kanunun tanımladığı anlamda bir iskonto olmadığı anlaşıldığından, vergi inceleme raporuna istinaden ikmalen tarh edilen dava konusu bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinde hukuka aykırılık görülmediği, 2014/12 dönemine ilişkin vergi ziyaı cezasının tekerrür nedeniyle artırılan kısmı yönünden; uyuşmazlıkta tekerrür uygulamasına esas alınan ve 2012 yılı kurumlar vergisine bağlı olarak kesilen vergi ziyaı cezasının 20141002/1 sayılı ihbarname ile davacıya bildirildiği ve tarhiyat sonrası uzlaşma sonucunda 2014 yılında kesinleştiği anlaşılmakta olup, tekerrür hükümlerinin uygulanması için ilk vergi ziyaı cezasının kesinleştiği yılı takip eden takvim yılı başından itibaren vergi ziyaına sebebiyet verilmesi gerektiğinden, dava konusu 2014/12 dönemi için kesilen vergi ziyaı cezasına tekerrür hükümlerinin uygulanmasında hukuka uyarlık görülmediği gerekçeleriyle kısmen kabulüne kısmen reddine karar veren İstanbul 8. Vergi Mahkemesi'nin 12/07/2021 tarih ve E:2021/1476, K:2021/1444 sayılı kararına davacı ve davalı idare tarafından istinaf başvurusunda bulunularak; davacı tarafından, mevzuatta öngörülen amacı sağlar şekilde yönetilen sadakat programı kapsamında uygulanan iskontoların pazarlama ve satış gideri niteliğinde olmasının söz konusu iskontolar üzerinden katma değer vergisi hesaplanmasını gerektirmediği, söz konusu menfaatin sadece bir indirim niteliğinde olduğu, dava konusu cezalı tarhiyatların hukuka aykırı olduğu; davalı idare tarafından ise, davacı adına tarh edilen vergi ve kesilen cezaların hukuka uygun olduğu, tekerrür hükümlerinin uygulanarak kesilen cezalar yönünden mevzuata uygun işlem tesis edildiği iddialarıyla aleyhe olan kısımların kaldırılması istenilmektedir.
DAVACI SAVUNMASININ ÖZETİ: Davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
DAVALI İDARE SAVUNMASININ ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü Vergi Dava Dairesi'nce; dava dosyası incelenerek davacı ve davalı idare tarafından yapılan istinaf başvuruları hakkında işin gereği görüşüldü:
Dava; davacı şirket tarafından, 2014/6, 7, 8, 10, 11, 12 dönemlerine ilişkin olarak tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinin kaldırılması istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1.fıkrasında; idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine başvurulabileceği; 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; 4.fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu halde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği; 6.fıkrasında ise, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir hükümleri yer almaktadır.
Davalı idare istinaf başvurusu yönünden;
Dava konusu uyuşmazlıkta, istinaf başvurusuna konu Mahkeme kararının davanın kabulüne ilişkin kısmında 2577 sayılı Kanunun 45. maddesinde sayılan kaldırma nedenlerinin bulunmadığı ve davalı idare istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddiaların da kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı idarece kararın bu kısmına ilişkin olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Davacı taraf istinaf başvurusu yönünden;
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun ‘‘İkmalen vergi tarhı’’ başlıklı 29. maddesinde, ikmalen vergi tarhı her ne şekilde olursa olsun bir vergi tarh edildikten sonra bu vergiye müteallik olarak meydana çıkan ve defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak miktarı tespit olunan bir matrah veya matrah farkı üzerinden alınacak verginin tarh edilmesi olarak tanımlanmıştır.
3065 sayılı Katma Değer Vergi Kanunu'nun 1.maddesinde; ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin, her türlü mal ve hizmet ithalatı ile diğer faaliyetlerden doğan teslim ve hizmetlerin katma değer vergisine tabi olduğu hükme bağlanmıştır. Aynı Kanunun 24/c maddesinde, vade farkı, fiyat farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler matraha dahil unsurlar arasında sayılmış, 25.maddesinde ise, teslim ve hizmet işlemlerinde fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen ticari teamüllere uygun miktardaki iskontoların katma değer vergisi matrahına dahil olmadığı belirtilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı şirketin 2014 yılı yasal defter ve belgelerinin incelenmesi neticesinde hakkında düzenlenen 18.03.2019 tarih ve 2019-B-315/2 sayılı vergi inceleme raporunda, ihtilaflı dönemde şirketin mağazalarında alışveriş yapan bir kısım müşterilerine watsons kart üzerinden sağlanan puan uygulamasından kaynaklanan tutarların katma değer vergisi matrahı hesaplanırken iskonto kapsamında değerlendirilerek indirim konusu yapıldığının tespiti üzerine, söz konusu tutarların katma değer vergisi matrahına eklenmesi ve üzerinden katma değer vergisi hesaplanması gerektiğinden bahisle yeniden düzenlenen katma değer vergisi beyan tablosuna göre hesaplanan ödenmesi gereken katma değer vergisi üzerinden dava konusu cezalı tarhiyatların yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı şirket hakkında düzenlenen 18.03.2019 tarih ve 2019-B-315/12 sayılı vergi inceleme raporunda özetle; belirli bir mala tahsis edilmiş mağazalarda kozmetik ve kişisel bakım malzemelerinin perakende ticareti faaliyeti ile iştigal eden davacı şirketin watsons kart sadakat programına 09.05.2014 tarihi itibarıyla başladığı, söz konusu uygulamaya ilişkin olarak davacı şirket temsilcisinin ifadesinde, "bu programın ilk olarak sadece personelin kullanımına pilot olarak başlanıldığı, 2014/Haziran döneminde dışarıdan yeni üye kabulüne başlanıldığı, programa üye olunduğunda üyenin kendisine verilen watsons kart ile ve/veya kartına kaydetmiş olduğu cep telefonu ile programın sunduğu avantajlardan faydalanabildiği, program üyelerinin alışverişlerinden puan kazandığı ve kazanılan puanlarını sonraki alışverişlerinde indirim olarak kullanabildikleri, puan dışında program üyelerinin dönem dönem yapılan kampanyalarda çeşitli indirimlerden faydalanabildiği, satın alınan ürünlerin toplam tutarı üzerinden hesaplanan puanların karta yüklendiği, üye kartında biriken her puanın alışverişte indirim olarak kullanılabildiği, üyelerin alışverişlerden kazandığı puanların sonraki alışverişlerde faturada ayrıca gösterilerek indirim yapıldığı, puan tutarlarının fatura üzerinde gösterilen iskonto niteliğinde olması nedeniyle katma değer vergisi matrahına dahil edilmediği" beyanlarında bulunduğu, söz konusu indirimlerle ilgili olarak 2014/5 ila 12 dönemlerinde yevmiye defterine yapılan muhasebe kayıtlarında 3065 sayılı Kanun yönünden iskonto kapsamında değerlendirilerek matraha dahil edilmediğinin tespit edildiği, işlem bazında değerlendirildiğinde önceki alışverişlerde kazanılan puanların harcanması sırasında iskonto olarak dikkate alınan tutarların oran olarak oldukça yüksek kaldığı, katma değer vergisinin bir işlem vergisi olması ve işlem anında yapılmayan ve önceki alışverişlerden kazanılan puanların kullanım anında iskonto olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, konuya ilişkin özelgeler de dikkate alındığında, watsons kart müşterilerinin puan biriktirebilmeleri için daha önceki alışverişlerinden elde edilen menfaat, sonraki alışverişte kullanıldığından iskonto olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı, davacı şirketin puan kullanımından kaynaklanan tutarları katma değer vergisi matrahı hesaplanırken iskonto kapsamında değerlendirerek indirim konusu yaptığı tespitlerine yer verilerek, söz konusu tutarların katma değer vergisi matrahına ilave edilmesi ve üzerinden katma değer vergisi hesaplanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Uyuşmazlık konusu olayda, watsons kart sadakat programı kapsamındaki puan uygulaması incelendiğinde; davacı şirkete ait mağazalarda alışveriş yapan watsons kart sahibi müşterilerin alışveriş tutarlarına göre söz konusu karta belli bir puan yüklendiği ve bu puanlar karşılığında daha sonra yapılan alışverişlerde indirim uygulandığı görülmekle, müşterilerce yapılan alışverişlerde uygulanacak indirimin watsons kartlara yüklenilen puan karşılığı daha sonraki alışverişlere yansıtılmış olmasının, işlemin 3065 sayılı Kanun kapsamında iskonto niteliğini değiştirmediği, diğer taraftan, inceleme raporunda, her ne kadar, watsons kartlarla yapılan bazı alışverişlerde indirim oranının yüksek olduğu, bu durumun Kanunda belirtilen ticari icaplara aykırı olduğu belirtilmekte ise de, watsons kartlarla yapılan satışlar nedeniyle yıl içinde uygulanan toplam indirim tutarının tüm satışlara oranı dikkate alındığında belirtilen şekilde ticari teamüllere aykırılık bulunmadığı, bu durumda ise, davacı şirkete ait mağazalarda ihtilaflı dönemde müşterileri tarafından yapılan alışverişlerde kullanılan watsons kartlara yüklenilen puanlar karşılığında daha sonraki alışverişlerde uygulanan indirimlerin 3065 sayılı Kanun'da öngörülen anlamda bir iskonto olduğu ve söz konusu iskontoların anılan Kanun maddesi uyarınca katma değer vergisi matrahına dahil olmadığı sonucuna varıldığından, söz konusu tutarların katma değer vergisi matrahına eklenmesi ve üzerinden katma değer vergisi hesaplanması gerektiğinden bahisle yeniden düzenlenen katma değer vergisi beyan tablosuna göre hesaplanan ödenmesi gereken katma değer vergisi üzerinden davacı adına yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idare istinaf başvurusunun reddine, davacı taraf istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 8. Vergi Mahkemesi'nin 12/07/2021 tarih ve E:2021/1476, K:2021/1444 sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, dava konusu vergi ve cezaların kaldırılmasına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323.maddesi uyarınca dava ve istinaf aşamasında davacı tarafından yapılan 516,50 TL yargılama gideri ile Dairemiz kararının verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 3.675,00 TL vekalet ücretinin davalı idare tarafından davacıya ödenmesine, istinaf aşamasında davalı idare tarafından yapılan 94,00 TL yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin Mahkemesince taraflara iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, dava konusu tutar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46/b. maddesinde düzenlenen parasal sınırı aşmadığından, aynı Kanunun 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak, 10.02.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)