İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, 2018 yılında elde ettiği gelirlerin serbest meslek kazancı olarak değil de ücret olarak nitelendirilmesi gerektiğinden bahisle hakkında düzenlenen 21/09/2020 tarih ve 2020-A-6915/21 sayılı Vergi İnceleme Raporu uyarınca 2018/01-12 dönemi için re'sen tarh edilen tek kat vergi ziyaı cezalı gelir vergisini ihtiva eden ihbarnamenin iptali istemiyle açılan davanın, "... dava konusu tarhiyatın dayanağı olarak davacı adına düzenlenen 21/09/2020 tarih ve 2020-A-6915/21 sayılı Vergi İnceleme Raporu'ndaki tespit ve belirlemelerden hareketle, davacı doktorun serbest hekimlik yapacağı yolunda bir kaydının ve müracaatının bulunmadığı, çalıştığı süre içinde tedavisinde bulunduğu hiç bir hastaya makbuz kesmediği, hastalardan ücret tahsil etmediği, hastane ile aralarında bir kira ilişkisinin/sözleşmesinin bulunmadığı, çalışma sürelerinin ve izinlerin hastanece belirlendiği gibi hususlar başta olmak üzere, bu hususları destekler nitelikteki 15.09.2020 tarihli "Vergi İnceleme Tutanağı"ndaki ifadeleri ve bilhassa, "Çalışma saatlerim hastane tarafından belirlenmiştir. Hastanede tam gün kadrolu olarak çalışıyorum." biçimindeki davacı beyanı nazar-ı dikkate alındığında, yıl içinde elde edilen gelirin ücret olarak nitelendirilmesi gerektiği sonucuna varılmakla, elde edilen geliri ücret olarak nitelendirerek yapılan vergi ziyaı cezalı gelir vergisi tarhiyatında hukuka aykırılık bulunmadığı..." gerekçesiyle, reddi yönünde verilen Kocaeli 1. Vergi Mahkemesi'nin 06/09/2021 tarih ve E:2020/2002, K:2021/1041 sayılı kararının, davacı vekili tarafından, davacının 2018 takvim yılı hesap ve işlemlerinin gelir vergisi yönünden incelenmesi neticesinde 21/09/2020 tarih ve 2020-A-6915/21 sayılı Vergi İnceleme Raporu'nun düzenlendiği, anılan raporda, davacının gelir vergisi beyanında yer alan serbest meslek kazancının aslında ücret olarak nitelendirilmesi gerektiğinin belirlenmesi üzerine, yapılan tarhiyatta ve kesilen vergi ziyaı cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek, istinaf yoluyla kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istenilmektedir.
CEVAP DİLEKÇESİNİN ÖZETİ: Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci Vergi Dava Dairesi'nce; dosyadaki belgeler incelenip istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine başvurulabileceği; 2. fıkrasında, istinafın, temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu; 3. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkünse gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı vereceği; 4. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği, bu halde bölge idare mahkemesinin işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği; 6. fıkrasında da, bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararlarının kesin olduğu hükme bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, istinaf istemine konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve istinaf başvurusunda ileri sürülen sebepler ile dosyada mevcut bilgi-belgeler kapsamında, ortada, kararın kaldırılmasını gerektiren nitelikte bir neden bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/3. maddesi uyarınca, istinaf başvurusunun reddine, aşağıda ayrıntısı gösterilen ve istinaf başvurusu aşamasında yapılan 292,50-TL tutarındaki yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, ayrıca 80,70-TL maktu karar harcının davalı idarece davacıdan tahsiline, artan posta avanslarının Mahkemesince yatıran tarafa iadesine, kararın taraflara tebliği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, dava konusu tutar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46/b bendinde düzenlenen parasal sınırı aşmadığından, aynı Yasanın 45/6. maddesi uyarınca kesin olarak, 28.02.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)