İSTEMİN ÖZETİ: Davalı idare bünyesinde 1. dereceli Müşteri Hizmetleri ve Kurumsal İletişim Dairesi Başkanlığı kadrosunda görev yapan davacının, daire başkanlığı kadrosundan alınarak 1. dereceli uzman kadrosuna atanmasına ilişkin 08/07/2020 tarihli işlemin iptali ile söz konusu işlem nedeniyle yoksun kalınan mali (parasal) hakların işleyecek faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; davalı idarece takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri gözardı edilerek özel nedenlere dayalı kullanıldığına ilişkin herhangi bir somut bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmakta olup; Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine bağlı Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün yönetimi konusunda belediye başkanlarına verilen görev, yetki ve sorumluluklar göz önüne alındığında kendilerine çok yakın, gerektiğinde onun yetkilerini devralan ve onun adına hareket eden daire başkanlığına atama konusunda kanunla tanınan takdir yetkisinin geniş yorumlanması gerektiğinden; Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nde 1. dereceli Müşteri Hizmetleri ve Kurumsal İletişim Dairesi Başkanlığı görevini yürüten davacının 1. Dereceli Uzman kadrosuna naklen atandığı, atamada aylık müktesebinin gözetildiği de görüldüğünden, Kanun hükümleri uyarınca memurların naklen atanmaları konusunda davalı idarenin sahip olduğu takdir yetkisi doğrultusunda, kamu hizmetinin daha etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, nitekim, Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesi'nin 28/06/2019 tarih ve E:2019/268, K:2019/665 sayılı kararının da bu yönde olduğu, öte yandan, dava konusu işlem hukuka ve mevzuat hükümlerine uygun bulunduğundan davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının tazmini talebinin de reddi gerektiği gerekçesiyle Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 16/12/2020 tarih ve E:2020/902, K:2020/1564 sayılı "davanın reddi" kararının; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 76. maddesi uyarınca idareye tanınan takdir yetkisinin sınırları göz önünde bulundurulmadan, takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olması gerektiği ilkeleri hiçe sayılarak hukuka aykırı bir karar verildiği, tamamen kişisel bir husumetten kaynaklanan bir garezle hareket eden idarenin insani tüm her şeyi hiçe sayarak takdir yetkisinin sınırlarını zorlayarak bir hukuksuzluğa imza attığı ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesi'nce, dosyadaki tüm bilgi ve belgeler, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca incelenerek gereği görüşüldü:
KARAR: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Memurların Kurumlarınca Görevlerinin ve Yerlerinin Değiştirilmesi" başlıklı 76. maddesinin 1. fıkrasında "Kurumlar, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya 68 inci maddedeki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atayabilirler." hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükmüyle, memurların naklen atanması konusunda idareye takdir yetkisi tanındığı açık ise de tanınan bu takdir yetkisinin mutlak ve sınırsız olmayıp, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı bulunduğu idare hukukunun bilinen ilkelerindendir. Bu yetki kullanılmak suretiyle tesis edilen işlemlerin kamu yararı ve hizmet gerekleri gözardı edilerek kullanıldığının kanıtlanması ya da idari yargı merciince saptanması halinde sözü edilen bu durumun dava konusu işlemin sebep ve maksat yönlerinden hukuka aykırılığı nedeniyle iptalini gerektireceği yerleşmiş yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; davacının Bağlar Belediyesi Başkan Yardımcısı olarak görev yapmakta iken 05/12/2019 tarih ve 2019/195 sayılı yönetim kurulu kararı ile davalı idare emrine Müşteri Hizmetleri ve Kurumsal İletişim Daire Başkanlığı kadrosuna atandığı, bu kadroda görev yapmakta iken, Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi Yönetim Kurulunun 08/07/2020 tarihli 2020/51 sayılı kararı ile anılan Daire Başkanlığı kadrosundan alınarak Uzman kadrosuna atanmasına karar verildiği, söz konusu atama işleminin davacıya tebliği üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, 2560 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 2. fıkrasında, daire başkanlarının atanmasının genel müdürün teklifi, yönetim kurulu kararı ve büyükşehir belediye başkanının onayı ile gerçekleşeceğinin belirtildiği ve usulde parallelik ilkesi gereğince bu görevden alınmaların da aynı usule tabi olduğu açık ise de, olayımızda da davacının daire başkanlığı kadrosundan alınmasına dair genel müdürün teklifi ile yönetim kurulu kararı bulunduğu ancak sonrasında ayrıca büyükşehir belediye başkanının onayının bulunmadığı görülmekte ise de, somut olayda, davacının daire başkanlığından alınmasına ilişkin kararı alan yönetim kurulunun büyükşehir belediye başkanı başkanlığında toplandığı ve kararın oybirliğiyle alındığı gözönünde bulundurulduğunda, yönetim kurulu kararında imzası bulunan büyükşehir belediye başkanının sonradan ayrıca bir onayının bulunmaması hususu, dava konusu atama işlemini usul yönüyle sakatlayacak nitelikte görülmemiştir.
İşlemin diğer yönlerden yapılan incelenmesinde;
Olayda; dava konusu işlem içeriğinde "görülen lüzum üzerine" denilmekle birlikte somut bir atama sebebinin belirtilmediği, savunma dilekçesinde ise, özetle; idarenin bu tür atamalarda geniş takdir yetkisinin bulunduğunun ve de davacının Daire Başkanlığı görevini yürütürken Daire Başkanlığının iş ve işlemleri için Daire Başkanlığına tahsis edilen aracı şahsi işlerinde kullandığı, şehir dışına çıktığı ve mesaiye gelmeyen personele fazla mesai yazarak kurumu zarara uğrattığı gerekçesiyle davacı hakkında idari soruşturma başlatıldığının belirtildiği ve başkaca bir gerekçenin açıklanmadığı görülmüş, Dairemizin 23/11/2021 tarihli ara kararına cevaben davalı idarece gönderilen bilgi ve belgelerden de, davacıya isnat edilen söz konusu fiillere yönelik 10/08/2020 tarihli, 8037 sayılı işlem ile soruşturma başlatıldığı, soruşturma sonucunda davacının, mesaiye gelmeyen personele fazla mesai yazarak kurumu zarara uğrattığı iddiasına yönelik olarak; olayda eksik/usulsüz işlem bulunmadığından bahisle herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığına davalı idarece karar verildiği, kuruma ait aracı özel işlerinde kullandığı iddiasına yönelik olarak da; fiilin sübut bulduğundan bahisle davacıya kınama cezasının verildiği, ancak davacının yaptığı itiraz üzerine Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi Memur Disiplin Kurulunca "Yapılan değerlendirme sonucunda; A. Y.'un çocuğunun kaza geçirmesi nedeniyle içerisinde bulunduğu ruh hali ve psikolojik durumu ile sağlıklı düşünememesi dikkate alındığında ve aracın yakıtının bahsi geçen personel tarafından karşılandığı tespit edildiğinden, ayrıca adı geçenin özlük dosyasının incelenmesi neticesinde herhangi bir ceza almadığının tespiti nedeniyle" kınama cezasının uyarı cezasına dönüştürülmesine 04/03/2020 tarih ve 2021/4 sayı ile karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda; davalı idare bünyesinde daire başkanlığı kadrosunda bulunan davacının, görevinde yetersizliğine/başarısızlığına yönelik bir tespit bulunmadığı gibi bu yönde bir iddianın da bulunmadığı, daire başkanlığı görevini yürütürken işlediği iddia edilen (yukarıda zikredilen) fiillerden dolayı açılan soruşturma sonucunda da, mesaiye gelmeyen personele fazla mesai yazarak kurumu zarara uğrattığı iddiasına yönelik olarak, olayda eksik/usulsüz işlem bulunmadığından bahisle davacı hakkında herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığına davalı idarece karar verildiği görüldüğünden; kuruma ait aracı özel işlerinde kullandığı iddiasına yönelik olarak ise söz konusu fiil sübuta erdiğinden bahisle neticede uyarı cezası verilmiş ise de, söz konusu cezanın ve cezaya konu fiilin niteliği ve ağırlığı ile Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi Memur Disiplin Kurulunca "Yapılan değerlendirme sonucunda; A.Y.'un çocuğunun kaza geçirmesi nedeniyle içerisinde bulunduğu ruh hali ve psikolojik durumu ile sağlıklı düşünememesi dikkate alındığında ve aracın yakıtının bahsi geçen personel tarafından karşılandığı tespit edildiğinden, ayrıca adı geçenin özlük dosyasının incelenmesi neticesinde herhangi bir ceza almadığının tespiti nedeniyle" şeklinde yapılan tespit ve değerlendirme bir bütün olarak dikkate alındığında, bu cezanın/fiilin de davacının daire başkanlığını görevinden alınmasını gerektirecek nitelik ve ağırlıkta olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşıldığından, tesis edilen dava konusu işlemde ve davanın reddine dair idare mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
O halde, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığına göre, anılan işlemden dolayı yoksun kalınan mali (parasal) hakların da hak ediş tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi gerekmektedir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi'nce verilen 16/12/2020 gün ve E:2020/902, K:2020/1564 sayılı kararın KALDIRILMASINA,
3-Dava konusu işlemin İPTALİNE, tazmin isteminin KABULÜNE, davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı mali (parasal) haklarının hak ediş tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine,
4-Karar sonucu değiştiğinden yargılama giderlerinin yeniden hüküm altına alınmasına,
5-İlk derece aşamasında yapılan 468,30-TL yargılama gideriyle 261,10-TL istinaf yargılama giderinin ve kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı davalar için belirlenen 3.890,00-TL avukatlık ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından istinaf aşamasında yersiz yatırılan 59,30-TL harcın istemi halinde davacıya iadesine, posta giderine karşılık yatırılmış olan avanstan artan tutarın 6100 sayılı Kanunun 333.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra Mahkemesince ilgilisine re'sen iadesine,
2577 sayılı Kanun'un 46/e maddesi uyarınca kararın tebliğini izleyen tarihten itibaren (30) gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 04.01.2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
İstinafa konu idare mahkemesi kararı usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı anlaşıldığından, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği görüşüyle, çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum. (¤¤)