İSTEMİN ÖZETİ: Davacının sahibi olduğu Adana ili Sarıçam ilçesi Boynuyoğun mahallesi 538 ada 1 parsel sayılı taşınmazın imar planında "park alanı" olarak belirlenmek suretiyle davalı idare tarafından kamulaştırmasız el atıldığından bahisle 20.000,00-TL (ıslah sonrası 2.021.092,12-TL) tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davada, "Bu durumda, davalı idarece tasarrufu hukuken kısıtlanan 538 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olmak üzere; Adana 2. İdare Mahkemesi'nin E:2014/2722 sayılı dosyasında mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan raporda yer alan veriler ile bakılan davada yaptırılan dosya üzerinden bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan raporda yer alan veriler dikkate alınmak suretiyle davacılara ait taşınmazın m2 birim değerinin davanın açıldığı 05.08.2019 tarihi itibariyle 693,58 TL olarak, taşınmazın piyasa değerinin ise dava tarihi (05.08.2019) itibariyle 2.021.092,12 TL olarak belirlendiği görülmekle, nazım imar planında park alanı olarak fonksiyonlandırılmakla birlikte halen kamulaştırılmayan taşınmazın tasarrufu hukuken kısıtlandığından davalı idarece tazmin edilmesi gerektiği sonucuna varılan, 2.021.092,12 TL'nin dava tarihi olan 05.08.2019 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesi gerekmektedir." gerekçesiyle davanın kabulüne karar veren Adana 3. İdare Mahkemesi'nin 02/12/2020 gün ve E:2019/798, K:2020/1178 sayılı kararının; davacı Vekilince, Anayasa Mahkemesi kararıyla 2942 Sayılı Kanunun Geçici 6. Maddesinde yer alan maktu vekalet ücretine ilişkin hüküm iptal edilmediğinden, vekalet ücretinin nispi olarak belirlenmesi gerektiği; davalı idare Vekili tarafından ise, Adana Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 14.04.2017 tarih ve 269 sayılı kararıyla kesinleşen 1/1000 ölçekli uygulama imar planına göre taşınmazın "az yoğunluklu konut alanı" olarak planlandığı, "park alanı" olarak planlanmadığı, taşınmazın 5 dönümden küçük olması nedeniyle sorumluluğun ilçe belediyesinde olduğu, davanın husumet yönünden de reddi gerektiği ileri sürülerek, istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacı Vekilince, davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuş; davalı idare Vekilince, savunma verilmemiştir.
Karar veren Adana Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi'nce işin gereği görüşüldü:
KARAR : Dava, davacının sahibi olduğu Adana ili Sarıçam ilçesi Boynuyoğun mahallesi 538 ada 1 parsel sayılı taşınmazın imar planında "park alanı" olarak belirlenmek suretiyle davalı idare tarafından kamulaştırmasız el atıldığından bahisle 20.000,00-TL (ıslah sonrası 2.021.092,12-TL) tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
3194 Sayılı İmar Kanunu'nun, "İmar programları, kamulaştırma ve kısıtlılık hali" başlığını taşıyan 10. maddesinde, "Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisinde kabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek, kamu kuruluşlarının yıllık bütçelerine konulur. İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder." hükümleri; Aynı Kanunun, "İmar planlarında umumi hizmetlere ve kamu hizmetlerine ayrılan yerler" başlığını taşıyan 13. Maddesinde ise, (Başlığı ile Birlikte Değişik:4/7/2019-7181/7 md.) Özel hukuk kişilerinin mülkiyetinde olup uygulama imar planında düzenleme ortaklık payına konu kullanımlarda yer alan taşınmazlar; a) Bu kullanımlardan umumi hizmetlere ayrılan alanlar öncelikle 18 inci maddeye göre arazi ve arsa düzenlemesi yapılarak, b) 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında sırasıyla, ilgisine göre Hazine veya ilgili idarelerin mülkiyetindeki taşınmazlar ile trampa yapılmak veya satın alınmak suretiyle, ilgili kamu kurum ve kuruluşunca kamulaştırılarak kamu mülkiyetine geçirilir. Düzenleme ortaklık payına konu kullanımlardan yol, meydan, ibadet yerleri, park ve çocuk bahçeleri hariç olmak üzere yapı yapılabilecek diğer alanlarda; alanların kamuya geçişi sağlanıncaya kadar maliklerinin talebi hâlinde ilgili kamu kuruluşunun uygun görüşü alınarak plandaki kullanım amacına uygun özel tesis yapılabilir. İlgili mevzuat uyarınca hiçbir şekilde yapı yapılamayacak alanlarda muvakkat da olsa yapı yapılmasına izin verilmez. Mevcut yapılar kamulaştırılıncaya kadar korunabilir. Bu alanlarda beş yıllık imar programı süresi içinde, birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerine göre işlem tesis edilerek parsel, kamu mülkiyetine geçirilmek zorundadır. Bu süre en fazla bir yıl uzatılabilir. Parsel maliklerinin hisselerini idareye hibe etmeleri veya bedelsiz devretmeleri durumunda, idare devir işlemlerini bedel almaksızın gerçekleştirmekle yükümlüdür. Bu işlemler için parsel maliklerinden hiçbir vergi, resim, harç, döner sermaye ücreti ve herhangi bir ad altında bedel alınmaz..." hükümleri yer almıştır.
2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrasında, "İdareler, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya aşağıda belirtilen hallerde eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler." hükümleri yer almış olup; anılan Kanunun 8. maddesine göre, idarelerin yapmakla yükümlü oldukları kamu hizmetleri nedeniyle gerekli olan taşınmaz mal, kaynak ve irtifak haklarını, öncelikle satın alma veya trampa usulüyle mülkiyetlerine geçirmeleri, bunun mümkün olmaması halinde yine aynı Kanunun 10. Maddesinde düzenlenen kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili yoluna başvurmaları gerekmektedir. Bu Kanunu'nun, "Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili" başlığını taşıyan 10. maddesinde, "Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idare, 7 nci maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle 8 inci madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma 3 üncü maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini ister..." hükümleri yer almış, maddenin devamında açılacak davada mahkemece yapılacak usulü iş ve işlemler açıklanarak, yargılama sonucunda verilecek karar ile taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verileceği belirtilmiştir. Aynı Kanunun 11. maddesinde, kamulaştırma bedelinin tespiti esasları, detaylı olarak açıklanmış; 15. maddesinde ise, kamulaştırma bedeline ilişkin olarak açılacak davalarda görevlendirilecek bilirkişilerin nitelikleri ve uzmanlık alanları belirlenmiştir. Yine 2942 Sayılı Kanunun Ek 1. Maddesinde, "(Ek: 20/8/2016-6745/33 md.) Uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılmak suretiyle mülkiyet hakkının özüne dokunacak şekilde tasarrufu hukuken kısıtlanan taşınmazlar hakkında, uygulama imar planlarının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içerisinde imar programları veya imar uygulamaları yapılır ve bütçe imkânları dâhilinde bu taşınmazlar ilgili idarelerce kamulaştırılır veya her hâlde mülkiyet hakkını kullanmasına engel teşkil edecek kısıtlılığı kaldıracak şekilde imar planı değişikliği yapılır/yaptırılır." hükümleri yer almıştır.
Her ne kadar Mahkemece, Adana ili Sarıçam ilçesi Boynuyoğun mahallesi 538 ada 1 parselde kayıtlı bulunan davacıya ait taşınmazın, imar planında "park alanında" kaldığı ve bu nedenle kısıtlı bulunduğu gerekçesiyle, bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 27.01.2020 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak davanın ve tazminat isteminin kabulüne karar verilmiş ise de; anılan bilirkişi raporunun, taşınmazın Adana Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 09.10.2013 tarih ve 259 sayılı kararıyla onaylanarak kesinleşen Sarıçam II. Etap 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı kapsamında olan 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planında park lejantlı olarak gözüktüğü gerekçesine dayalı olarak hazırlandığı, bilirkişi raporunun hazırlandığı tarih itibariyle taşınmazın gerek 1/5000 ölçekli nazım imar planında ve gerekse 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ne şekilde düzenlendiğinin ayrıntılı olarak incelenip, açıklanmadığı; öte yandan dosyadaki bilgi ve belgelere göre, dava konusu taşınmazın Adana Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 09.10.2013 tarih ve 259 sayılı kararıyla onaylanan 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planında "kısmen park alanında", kısmen ise "az yoğunluklu konut alanında" kaldığı, fakat Adana Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 14.04.2017 tarih ve 169 sayılı kararıyla onaylanan 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı değişikliği ile taşınmazın tamamen "az yoğunluklu konut alanı" olarak düzenlendiği, yine Adana Büyükşehir Belediye Meclisi'nin 14.04.2017 tarih ve 269 sayılı kararıyla onaylanan 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planında da tamamen "az yoğunluklu konut alanı", (E=0,90, Y. En çok=24,50) olarak düzenlendiği, "park alanında" kalan kısmının bulunmadığı, gerek karara dayanak alınan bilirkişi raporunda ve gerekse istinafa konu Mahkeme kararında bu durumların gözardı edildiği anlaşılmaktadır.
Bu duruma göre dava konusu taşınmaz, Adana Büyüşehir Belediye Meclisi'nin 14.04.2017 tarih ve 169-269 sayılı kararlarıyla onaylanan, yürürlükteki nazım ve uygulama imar planlarında "park alanında" olmayıp "az yoğunluklu konut alanı" olarak düzenlendiğinden ve bu nedenle yapılaşmaya açık olan taşınmazın kısıtlılığından bahsedilemeyeceğinden, davacıya tazminat ödenmesini gerektiren bir neden bulunmamakta ve davanın reddi gerekmektedir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Adana 3. İdare Mahkemesi'nin 02/12/2020 gün ve E:2019/798, K:2020/1178 sayılı kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine, davalı idarece yapılan istinaf başvurusunun KABULÜYLE, anılan kararının kabule ilişkin kısmının kaldırılmasına, davanın reddine, davacı tarafından dava ve istinaf aşamasında yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen toplam 1.612,80-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarece istinaf aşamasında yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 239,10-TL yargılama giderinin ve yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.550,00-TL avukatlık ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine, yatırılan posta ücretinin kullanılmayan kısmının kararın kesinleşmesinden sonra Mahkemesince yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere 11.01.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.(¤¤)