İSTEMİN ÖZETİ: Davacı tarafından, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nda İştirak ve İşletme İşleri Daire Başkanı olarak görev yapmakta iken, söz konusu atama olurunun iptal edilmesine ilişkin Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığı İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı'nın 09/08/2021 tarih ve E.2036 Sayılı işlemi ile yine Hatay Büyükşehir Belediye Başkanlığı İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı'nın 09/08/2021 tarih ve E.2038 Sayılı işlemine binaen Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı'nda şube müdürü olarak görevlendirilmesine ilişkin işlemlerin iptali istemiyle açılan davada;"...üst düzey yönetici atama ve görevden alma konusunda geniş bir tercih ve takdir yetkisine sahip olan idarenin, her türlü takdire dayalı işlemlerinde takdir yetkisini kullanırken kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun hareket etmesi gerektiğinden, davacının daire başkanlığı görevinde başarısız ve yetersiz olduğu ya da görevinden alınmasını gerektirecek bir fiili, tutum ve davranışı ile hizmete etkisi olan herhangi bir olumsuzluğu bulunduğu yönünde bir tespit bulunmadığı gibi Şube Müdürü kadrosuna atanmasını gerektiren hukuken geçerli herhangi somut bir sebebinin de davalı idarece gösterilmediği ve davacının görevinde başarısızlığı ya da yetersizliğinin bulunup bulunmadığı hususunda bir değerlendirme yapılmasına imkân sağlayacak sebeplerin de ortaya konulmadığı dikkate alındığında, salt takdir yetkisinin kullanıldığı ileri sürülerek tesis edilen dava konusu idari işlemde gerek mevzuat gerekse de Anayasa Mahkemesi ve Danıştay'ın istikrar kazanmış içtihatlarında vurgulanan temel ilkeler bağlamında, daire başkanlığı atamasının iptal edilerek Şube Müdürü olarak atanmasına dair tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı..." gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yönünde verilen Hatay 2. İdare Mahkemesi'nin 02/12/2021 tarih ve E:2021/1000 K:2021/1119 Sayılı kararının; davalı idare vekili tarafından davacının daire başkanlığı yaptığı dönem zarfında Belediye Başkanının takip ve araştırmaları sonucu bulunduğu mevkiin yeterliliğine haiz olmadığı kanaatine varıldığı, davacının İşletme ve İştirakler Dairesi Başkanlığına atandıktan sonra makam odası ve makam aracı talebi dışında daire başkanlığının görev sahasında yapısal ve işlevsel başkaca işlemi olmadığı, dava konusu görevden almanın ceza mahiyetinde olmadığı idarenin salahiyeti için verilmiş bir karar olduğu, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstinafa konu mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Adana Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi'nce, dava dosyası 2577 Sayılı Kanun'un 45. maddesi gereğince incelenerek işin gereği görüşüldü:
KARAR: 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 3. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir." hükmü yer almaktadır.
SONUÇ: İstinaf başvurusuna konu mahkeme kararında, 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinde düzenlenen kararın kaldırılması sebeplerinin bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun REDDİNE, istinaf aşamasında yapılan 262,30 TL yargılama giderinin istinaf başvurusunda bulunan üzerinde bırakılmasına, bakiye posta avansının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince Mahkemesi'nce ilgili tarafa kararın kesinleşmesinden sonra re'sen iadesine, 2577 Sayılı Kanun'un 46. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 02.03.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)