İSTEMİN ÖZETİ: Mersin 1. Vergi Mahkemesi'nin 20.10.2021 tarih ve E:2021/389, K:2021/1702 sayılı kararının istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istemine ilişkindir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Davanın konusu: Serbest Muhasebeci Mali Müşavir olan davacı tarafından, M. A. 'ın ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla müteselsil sorumlu sıfatıyla adına düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkeme Kararı Özeti: Uyuşmazlıkta; davacının, M. A. 'ın 2017 ve 2019 dönemleri arasında muhasebe işlemlerini takip ettiği, beyannamelerinin davacı tarafından verildiği idarece mükellefin sahte belge düzenlediği tespit edilmiş ise de mükellefin yukarıda yer alan Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 227'inci maddesine göre davacının mükellefle birlikte müteselsil olarak sorumlu tutulabilmesi için asıl mükellef adına yapılan tarhiyatın defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmaması nedeniyle ortaya çıkması gerektiği; dava konusu olayda ise, söz konusu ödeme emri içeriği borçların, beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını oluşturan belgelere uygun olmadığı yönündeki tespitlerden kaynaklanmayıp, muhasebecilik hizmeti sunulan mükellefin komisyon karşılığı sahte fatura ticareti yaparak kazancını gizlediği görüşünden hareketle bulunan matrahlar üzerinden yapılan tarhiyata dayandığından, Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 227'inci maddesi uyarınca davacının sorumluluğundan söz edilmesine olanak bulunmadığı, öte yandan, görevi muhasebeciliğini yaptığı kişinin defter ve belgelerini muhasebe kurallarına göre tutmak olan muhasebecilerin, gerekli araştırma ve incelemeyi yapmamaktan sorumlu tutulması ve bu durumu vergi dairelerine bildirmemekten dolayı vergi ve cezaların kendilerinden tahsil edilmesini gerektiren yasal düzenlemenin olmadığı anlaşıldığından, davacı adına müşterek ve müteselsil sorumluluk nedeni ile düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İDDİALARIN ÖZETİ: M. A. 'ın 2019 dönemi sahte belge düzenleme yönünden incelenmesi neticesinde hakkına 30/04/2020 tarih 2020-A-2520/5 Sayılı vergi tekniği raporu düzenlendiği, mükellefin komisyon karşılığı sahte fatura ticareti yaptığı, 2019 yılına ait gelir geçici vergisi ve yıllık gelir vergisi matrahlarının re'sen takdir edildiği ve bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesildiği, daha sonra ihbarname düzenlenip usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, söz konusu ihbarnamelerin kesinleşmesi üzerine ödeme emri düzenlenerek tebliğ edildiği ve bu mükellefe muhasebe ve mali müşavirlik hizmeti veren davacı adına 30/04/2020 tarih 2020-A-2025/10 Sayılı Görüş ve Öneri Raporu düzenlendiği, ilgili rapor ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 227. maddesi ve 4 sıra nolu Vergi Beyannamelerinin Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerce İmzalanması Hakkında Genel Tebliği uyarınca meslek mensubu olan davacının adı geçen mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, 6183 sayılı amme alacaklarının tahsili usülü hakkındaki kanun uyarınca ödeme emirlerine karşı 15 gün içinde dava açılması gerekirken dava açma süresi geçirildikten sonra iş bu davanın açıldığı, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Adana Bölge İdare Mahkemesi Birinci Vergi Dava Dairesi'nce dosyadaki belgeler incelenip istinaf başvurusu hakkında gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY:
Dava, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir olan davacı tarafından, M. A. 'ın ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla müteselsil sorumlu sıfatıyla adına düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu'nun 1. maddesinde, Kanun'un amacının, işletmelerde faaliyetlerin ve işlemlerin sağlıklı ve güvenilir bir şekilde işleyişini sağlamak, faaliyet sonuçlarını ilgili mevzuat çerçevesinde denetlemeye, değerlendirmeye tabi tutarak gerçek durumu ilgililerin ve resmi mercilerin istifadesine tarafsız bir şekilde sunmak olarak belirtilmiş ve bu Kanun hükümlerine göre meslek icrasına hak kazananlara, "Serbest Muhasebeci", "Serbest Muhasebeci Mali Müşavir", "Yeminli Mali Müşavir" denileceği ifade edilmiş, aynı Kanun'un 2. maddesinin A işaretli bendinde, muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleğinin konusunun gerçek ve tüzel kişilere ait teşebbüs ve işletmelerin, genel kabul görmüş muhasebe prensipleri ve ilgili mevzuat hükümleri gereğince, defterlerini tutmak, bilanço, kar, zarar tablosu ve beyannameleri ile ilgili diğer belgelerini düzenlemek ve benzeri işler yapmak olduğu belirtilmiştir.
3568 sayılı Kanun'un serbest muhasebeci, serbest muhasebeci ve mali müşavirler ile yeminli mali müşavirlere vermiş olduğu yetkiye ilişkin mali sorumluluğu düzenleyen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun Mükerrer 227. maddesinde; Maliye Bakanlığı'nın, vergi beyannamelerinin 3568 sayılı Kanun'a göre yetki almış serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir veya yeminli mali müşavirler tarafından da imzalanması mecburiyetini getirmeye, bu mecburiyeti beyanname çeşitleri, mükellef grupları ve faaliyet konuları itibarıyla ayrı ayrı uygulatmaya, bu uygulamalara ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu belirtilmiş, aynı maddede beyannameyi imzalayan veya tasdik raporunu düzenleyen meslek mensuplarının, imzaladıkları beyannamelerde veya düzenledikleri tasdik raporlarında yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından dolayı ortaya çıkan vergi ziyaına bağlı olarak salınacak vergi, ceza ve gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulacağı kurala bağlanmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun Mükerrer 227. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak Maliye Bakanlığı'nca yayımlanan (4) sıra No'lu Vergi Beyannamelerinin Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerce İmzalanması Hakkında Genel Tebliği'nin "Beyannameleri İmzalayacak meslek Mensupları ve Sorumlulukları" başlıklı (III) işaretli bölümünde, mükelleflerin beyannamelerinin, kendilerine 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu'nun 2/A-a maddesinde belirtilen hizmetleri bir bütün olarak fiilen veren meslek mensupları tarafından imzalanacağı, meslek mensuplarının, mükellef tarafından kendilerine ibraz edilen belgelerin, Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliğleri ile genel muhasebe kurallarına uygun ve doğru olarak yasal süresi içinde kanuni defterlere kaydedilmesinden ve mali tablolara aktarılmasından sorumlu olduğu, meslek mensuplarının, bilerek kullandıkları veya harici araştırmayı gerektirmeden sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı olduğu anlaşılabilen belgelerden de sorumlu olacakları, miktar veya tutar itibariyle işletmenin faaliyet konusu veya iş hacmiyle mütenasip olmayan belgeler ile ticari örf ve teamüle uygun olmayan belgelerin de meslek mensuplarının sorumluluğunda olduğu, böyle bir belgenin varlığı halinde, meslek mensuplarının bunun doğruluğunu mükelleften isteyebilecekleri, mükellefin bir tespitte bulunmaması ve meslek mensubunun ikna olmaması halinde, keyfiyetin meslek mensubunca vergi dairesine yazılı olarak bildireceği, bu bildirimle meslek mensubunun söz konusu belgelere ait sorumluluğunun ortadan kalkacağı, sorumluluğun tespitinde, yukarıda belirtilen sorumlulukla bağlantılı olarak ortaya çıkan vergi ziyaının yeterli olacağı; "Müşterek ve Müteselsil Sorumluluğun Tesbiti" başlıklı (V) işaretli bölümünün (B) bendinde ise; müşterek ve müteselsil sorumluluğu vergi inceleme raporu ile tespit edilen meslek mensupları hakkında vergi dairelerince yapılacak takibatın, vergi ve ceza tahakkukunun kesinleşmesinden sonra başlatılacağı ve tahakkuku kesinleşen vergi ve cezanın tahsiline yönelik olacağı hükme bağlanmıştır.
TESPİT EDİLEN HUSUSLAR:
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının muhasebecilik hizmeti sunduğu M. A. 'ın 2015-2016-2017-2018 ve 2019 yıllarına ilişkin hesap ve işlemlerinin sahte belge düzenleme fiili yönünden incelenmesi neticesinde düzenlenen 30/04/2020 tarih ve 2020-A-2025/5 sayılı vergi tekniği raporunda; mükellef hakkında 09.02.2016 tarihli yoklamada, ödevlinin belirtilen adreste evine gidildiğinde burada böyle birinin bulunmadığı, ismen tanıyan ve bilen birinin olmadığı hususunun tespit edildiği, 27.09.2016 tarihli yoklamada, ödevli adına kayıtlı olan 27 AH … plakalı aracı 1996 yılında satışını yaptığını, noter satış belgesinin kaybedildiği, 33... ve 33... plakalı araçları ise taşeron firmasında 2012 tarihi itibariyle Ankara'da bir şantiye içinde plakaları sökük bir vaziyette çalıştırdığı hususlarının tespit edildiği, 16.11.2016 tarihli ek işe başlama yoklamasında, ödevlinin 15.11.2016 tarihinden itibaren ek faaliyet olarak adına kayıtlı 33... plakalı kamyon, 33... plakalı çekici ve 27... plakalı çekici araçlarıyla çevre illerden toptan olarak satın aldığı kum, demir ve çimento satışı işine başladığı, malzemeleri direkt araçlarına yükleyerek müşterilerine teslim ettiği, ayrıca depo ya da iş yerinin olmadığı, sipariş üzerine iş yapıldığı hususlarının tespit edildiği, 14.06.2018 tarihli özel esas yoklamasında, adrese gidildiği, adresin ikamet amaçlı konut olduğu, kapalı olduğu, yapılan araştırmada adreste mükellefin annesinin ikamet ettiği, mükellefe ulaşılamadığından gerekli tespitlerin yapılamadığı, 19.10.2019 tarihli yoklamada, ödevlinin belirtilen adresten taşındığı, yeni adresinin bilinmediği, adreste E. S. isimli şahsın ikamet ettiği hususlarının tespit edildiği, MBR sisteminde yapılan incelemede SGK'lı mevcut çalışan sayısının 2016 yılında 23, 2017 yılında 127, 2018 yılında 126 olduğu, SGK bildirimlerinde çalışan sayısının yüksek olmasına rağmen SGK tahsilat tutarının çok cüzi tutarda olduğu veya bazı yıllarda hiç olmadığı, banka hareketlerine ilişkin olarak yapılan incelemede, yüksek cirolu gözüken davacının, 2015, 2016, 2018 ve 2019 yıllarında banka hareketlerinin bulunmadığı, 2017 yılında ise 5 işlem tutarının 4.082,00-TL gibi cüzi bir rakam olduğu, defter belge isteme yazılarının tebliğ edilmesine rağmen ibraz edilmediği, mükellefin ortaklığı bulunan firma hakkında sahte belge düzenleme ve kullanma yönünden incelemeye sevk edildiği, mükellef adına tahakkuk etmiş vergilere ilişkin neredeyse hiç ödeme yapılmadığı, mükellefin adına kayıtlı gözüken 5 adet araçla yüksek tutarlı iş hacmini yapmasının ticari teamüllere uygun olmadığı, mükellefin depo, şube vb. iş yerleri olmadığından yüksek sayıda işçi çalıştırmasının olanaksız olduğu, mükellefe ait olup yukarıda belirtilen bazı araçların hacizli, rehinli, tedbir kararlı, hacizli yakalamalı olduğu, dolayısıyla söz konusu araçları kullanamayacağı, ilgili dönemlerde söz konusu çekici araçlarla faaliyet konusu olan nakliye işinde yüksek ciro yapmasının ticari ve teknik icaplara aykırı olduğu, 2016, 2017, 2018 ve 2019 yıllarında alım yaptığı tüm firma ve şahıs işletmeleri hakkında sahte belge düzenleme fiilinden dolayı tespitler olduğu veya incelemelerinin bu yönde devam ettiği, 2016, 2017, 2018 ve 2019 yıllarında Bs formundaki firma ve şahısların %90’a yakını hakkında sahte belge düzenleme ve/veya sahte belge kullanma yönünden incelemesi sonuçlanmış veya devam etmekte olan takiplerin bulunduğu dolayısıyla 01.10.2016 tarihinden itibaren mükellef tarafından düzenlenen faturaların gerçek bir emtia veya hizmet hareketine dayanmayan komisyon geliri karşılığı düzenlenmiş sahte belgeler olarak değerlendirildiği ve ilgili dönemlerde mükellefin serbest muhasebeci ve mali müşavirliğini yapan davacı hakkında yasal düzenlemelere istinaden 30.04.2020 tarih ve 2020-A-2025/10 sayılı görüş ve öneri raporu düzenlendiği ve bu raporda; davalı idarece, davacının 02/01/2020 tarih E.56 sayılı bilgi isteme yazısı ile davet edildiği ancak davacı tarafından davete uyulmadığı gibi açıklama da gönderilmediği, davacının 01/03/2017 - 30/10/2019 tarihleri arasında M. A. 'a aralarında yapmış oldukları sözleşmeye istinaden mali müşavirlik hizmeti sunduğu, davacı ile M. A. arasındaki sözleşmenin 30/10/2019 tarihinde feshedilmesine rağmen davacı tarafından 2019/11-12 dönemi beyannamelerinin verilmeye devam edildiği, dolayısıyla davacının 213 sayılı VUK'un 227. maddesi ve 4 sıra numaralı Vergi Beyannamelerinin Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerce İmzalanması Hakkında Genel Tebliği uyarınca sorumlu tutulması ve söz konusu takibatın mükellef hakkındaki vergi ve ceza tahakkukunun kesinleşmesinden sonra başlatılması gerektiği kanaat ve sonucuna varıldığı, söz konusu rapor dikkate alınarak davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Söz konusu düzenlemelerin değerlendirilmesinden, 213 sayılı Kanun'un mükerrer 227. maddesine göre, mükelleflerin beyannamelerini imzalayan meslek mensuplarının sorumluluklarının, imzaladıkları beyannamede yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını oluşturan belgelere uygun olmamasından kaynaklanması nedeniyle, serbest muhasebeci mali müşavirler, imzaladıkları beyannamede yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını oluşturan belgelere uygunluğunu tesbit edebilmeleri için mükellefler tarafından kendilerine ibraz edilen belgelerin, muhasebe kurallarına uygun olarak, kanuni defterlere kaydedilmesinden ve mali tablolara aktarılmasından ve harici araştırmayı gerektirmeden sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğu anlaşılabilen belgelerden de sorumlu olacakları gibi miktar ve tutar itibariyle işletmenin faaliyet konusu veya iş hacmiyle mütenasip olmayan belgeler ile ticari örf ve teamüle uygun olmayan belgelerin kullanılmaması hususunun da meslek mensubunun sorumluluğu kapsamında olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Dava dosyasında yer alan (Uyap sistemine kayıtlı) bilgi ve belgeler ile mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesine göre; 3568 sayılı Kanun'da sayılan meslek mensuplarından olan davacının imzaladığı beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygunluğunun sağlanması yukarıda belirtilen şekilde olması gereken olayda; davacının hizmet sunduğu şahıs adına 2017 yılı için verilen katma değer vergisi beyannamesi ile 6.171.396,31-TL matrah toplamı beyan edilmiş iken yine davacı tarafından mükellef adına düzenlenen Ba-Bs formlarında aynı yıl için 46.176.293,00-TL beyanda bulunulduğu, aynı farklılıkların 2018 ve 2019 yılları içinde geçerli olduğu yani 2018 yılı için toplam 5.973.293,29-TL KDV beyanına karşı 52.851.813,41-TL Ba-Bs beyanı ve 2019 yılı içinde 1.973.049,00-TL KDV beyanına karşılık 23.953.306,16-TL Ba-Bs beyanında bulunulduğu, asıl borçlu mükellefin ticari kapasitesi ve mevcutları göz önünde tutulduğunda çok sayıda işçi çalıştırması ve gelir elde etmesi mümkün değilken bu işlemlere dayalı belgelerin kayıt altına alınarak beyanların davacı tarafından yapıldığı, asıl borçlu mükellefin yüksek cirolarla çalışıyor gözükmesine rağmen banka, çek v.b hesap hareketlerinin muhasebe kayıtlarında olmaması hususunun şüphe uyandırmasına rağmen davacı tarafından bu durumun göz ardı edilmesi, davacı ile mükellef arasındaki sözleşme bitmiş olmasına rağmen Kasım-Aralık/2019 dönemlerine ait beyannamelerin davacı tarafından veriliyor olması gibi hususlar dikkate alındığında bilerek kullanıldığı veya harici araştırmayı gerektirmeden sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğunun anlaşılabileceği açık olan belgelerin yasal defterlere aktarılmak suretiyle vergi kaybına yol açmasından, meslek mensubu olarak müteselsil sorumluluğunun bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, asıl amme borçlusu yönünden kesinleşen ve vadesinde ödenmeyen vergi ve cezalar için düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/4. maddesi uyarınca istinaf isteminin KABULÜNE,
2. Mersin 1. Vergi Mahkemesi'nin istinafa konu kararının kaldırılmasına, yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın REDDİNE,
3. Davacı tarafından dava aşamasında katlanılan aşağıda dökümü gösterilen 191,80-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idare tarafından dava ve istinaf aşamasında yapılan 143,20-TL yargılama giderleri ile Dairemiz kararının verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.550,00-TL vekalet ücretinin davacı tarafından davalı idareye ödenmesine,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca 80,70-TL maktu karar harcı ile aynı Kanunun 13/j maddesi uyarınca istinaf aşamasında harçtan muaf olması nedeniyle davalı idareden aranmayan 171,80-TL istinaf başvurma harcının davalı idarece davacıdan alınmasına,
5. Artan posta ücretinin istemi halinde derhal, aksi halde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra Mahkemesince re'sen istinaf başvurusunda bulunan tarafa iadesine,
6. Kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren otuz (30) gün içerisinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 24.02.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)