İSTEMİN ÖZETİ: Davanın reddine ilişkin olarak Ankara 11. İdare Mahkemesince verilen 22/12/2021 gün ve E:2021/680, K:2021/2201 sayılı kararın hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek istinaf yoluyla incelenmek suretiyle kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek istinaf isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesince 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesi uyarınca dosyanın tekemmül etmesi nedeniyle yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, davacı tarafından, hakkında yakın koruma kararı verilmesi istemiyle yaptığı 19.11.2020 başvurusunun, korunmaya alınmasına gerek olmadığından bahisle reddedilmesine ilişkin Ankara Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'nün 08.03.2021 tarih ve 1879 sayılı işleminin iptali istemiyle açılmıştır.
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 20. maddesinin birinci fıkrasında; "Terörle mücadelede görev veren veya bu görevi ifa eden adli, istihbari, idari ve askeri görevliler, kolluk görevlileri, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü ve Genel Müdür Yardımcıları, terör suçlularının muhafaza edildiği ceza ve tutukevlerinin savcıları ve müdürleri, Devlet Güvenlik Mahkemelerinde görev yapmış hakim ve savcılar, Ceza Muhakemesi Kanununun 250. maddesiyle yetkili kılınmış ağır ceza mahkemelerinde görev yapan hakim ve savcılar ile bu görevlerinden ayrılmış olanlar ve terör örgütlerinin açık hedefi haline gelen veya getirilenler ile suçların aydınlatılmasında yardımcı olanlar hakkında gerekli koruma tedbirleri Devlet tarafından alınır." hükmü yer almaktadır.
Anılan hükme dayanılarak çıkarılan, Koruma Hizmetleri Yönetmeliğinin 4. maddesinde, koruma; özel koruma, yakın koruma, konut ve işyeri koruması, konut koruma, işyeri koruma ve çağrı üzerine koruma; özel koruma; korunacak kişinin konut, işyeri ve gezilerinde her türlü tehlikeden masun bırakılması için alınacak koruma tertip ve tedbirlerinin tümü, yakın koruma; korunacak kişiye konutu dışında refakat etmek suretiyle alınacak koruma tedbirleri olarak tanımlanmış; 8. maddesinde; terör ve anarşi ile mücadelede görev yapan adli, istihbari, idari ve askeri görevliler, zabıta amir ve memurları, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdür Yardımcıları, terör suçlularının muhafaza edildiği ceza ve tutukevlerinin savcıları ve müdürleri, Devlet Güvenlik ve Sıkıyönetim Mahkemeleri hakim ve savcıları ile adli müşavirleri, görevleri veya özel durumları devletin genel güvenlik politikası bakımından önem arz eden ve korumaya alınmadıkları takdirde can güvenliklerinin tehlikeye düşeceği hususunda açık ve maddi emareler bulunduğu anlaşılan kamu görevlilerinin talepleri halinde korumaya alınabilecekleri; 11. maddesinde, hayatlarının ciddi bir biçimde tehdit altında bulunduğu istihbarat birimlerince tespit edilenler ve korunmaları zaruri görünenlerin, bu birimlerin teklifi üzerine talepleri aranmaksızın korunmaya alınacakları, 14/2. maddesinde hakkında tehdit bilgi ve belgesi bulunmayanların korumalarının kaldırılacağı, 16. maddesinde; bir kimsenin korumaya alınıp alınmamasına veya korumasının devamına gerek olup olmadığına dair komisyonların yapacağı incelemede; kişinin terör örgütlerinin açık hedefi haline gelmiş veya getirilmiş olup olmadığı veya herhangi bir sebeple can güvenliğinin bulunup bulunmadığı ve bu konuda resmi makamlarca düzenlenmiş raporlar, yapılmış tehditler, basın ve kamuoyuna intikal eden bilgi ve belgeler değerlendirilerek; talepte bulunan kişinin korumaya alınmasına gerek olup olmadığına veya talepte bulunan kişinin maruz bulunduğu tehdidin önemi, talebi, durumu ve eldeki imkanlar dikkate alınarak 4. maddede belirtilen koruma şekillerinden birinin uygulanmasına karar verileceği, 17. maddesinde; merkez koruma komisyonunun il koruma komisyonunca uygun görülen koruma şeklini değiştirebileceği, 19. maddesinde; hakkında özel koruma kararı alınanlar ile diğer koruma kararı alınanların her yılın Ocak ayında ilgili komisyonlarca gözden geçirileceği hükümlerine yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı tarafından PKK/KCK terör örgütünün sürekli olarak hedef gösterdiği iş adamları arasında olduğu gerekçesiyle hakkında koruma kararı verilmesi istemiyle yapmış olduğu başvurusunun korunmaya alınmasına gerek olmadığından bahisle reddedilmesine ilişkin Ankara Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'nün 08.03.2021 tarih ve 1879 sayılı işleminin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İdare mahkemesince; terör örgütlerinin açık hedefi haline gelen veya getirilenler hakkında koruma tedbirlerinin uygulanması gerektiği, ancak davacı tarafından; Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu'nda çeşitli terör örgütlerine yönelik soruşturmaları bizzat yürüterek terör örgütlerinin açık hedefi haline geldiği ve can güvenliğinin tehlikede olduğu ileri sürülerek yakın koruma hizmetinin devamı talep edilmişse de, davacıya yakın koruma hizmetinin sağlandığı süre zarfında ve sonrasında davacının can güvenliğine yönelik somut herhangi bir tehditle karşılaşıldığına ilişkin somut bir bilgi ya da verinin bulunmadığı, kaldı ki ikametgahı Ankara ili olan davacının ilgili bölgelere seyahat etmesi gerektiğinde çağrı üzerine koruma talebinde bulunabileceği ve bu talebinin idarece ayrıca değerlendirileceği, dosyadaki bilgi ve belgelerle mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının yakın koruma kararı verilmesi istemiyle yaptığı 19.11.2020 başvurusunun, korunmaya alınmasına gerek olmadığından bahisle reddedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda karar verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu olayda, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde; davacı hakkında 2016 ve 2017 yıllarında PKK/KCK terör örgütü tarafından tehdit edildiği ve eylem yapılabileceğine ilişkin bilgilerin bulunduğu, 2020 ve 2021 yılında davacıya tehdit içerikli mesajlar gönderildiği, bu tehditlere ilişkin soruşturmanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında (Terör Suçları Soruşturma Bürosu) 2021/53397 soruşturma numarası ile devam ettiği, 10.03.2021 tarihinde, 03.10.2020'de etkisiz hale getirilen örgüt mensuplarına ait doküman içerikleri kapsamında terör örgütleri tarafından zarar verilebileceği konusunda emniyet birimleri tarafından resmi olarak bilgilendirildiği, yine emniyet birimleri tarafından 30.03.2021 tarihinde şüpheli bir durumla karşılaşması durumunda yapacakları konusunda bilgilendirildiği görülmektedir.
Yukarıda belirtilen mevzuat uyarınca bir kimsenin korumaya alınıp alınmamasına veya korunmasının devamına gerek olup olmadığına ya da koruma seviyesine ilişkin komisyonların yapacağı incelemede; kişinin statüsü (mevcut görevi, önceki görevleri, sosyal statüsü vb.) herhangi bir sebeple can güvenliğinin bulunup bulunmadığı, bu konuda resmi makamlarca düzenlenmiş raporlar, yapılmış tehditler, basın ve kamuoyuna intikal eden bilgi ve belgelerin bulunup bulunmadığı değerlendirilerek kişiye uygulanacak koruma tedbiri konusunda bir karar verilecektir.
Korumanın amacı; hakkında koruma kararı verilmiş kişinin can güvenliğini sağlamaktır. Bu güvenliğin sağlanmasında kişinin terör örgütlerinin açık hedefi haline gelmiş veya getirilmiş olup olmadığı veya herhangi bir sebeple can güvenliğinin bulunup bulunmadığının ve bu konuda resmi makamlarca düzenlenmiş raporlar, yapılmış tehditler, basın ve kamuoyuna intikal eden bilgi ve belgelerin bulunup bulunmadığı değerlendirilerek talepte bulunan kişinin korumaya alınmasına gerek olup olmadığına veya talepte bulunan kişinin maruz bulunduğu tehdidin önemi, talebi, durumu ve eldeki imkanlar idare tarafından bir bütün olarak değerlendirilerek gerekli tedbirler alınacaktır.
Koruma kararı verilmesi halinde, kişinin maruz kaldığı tehdidin önemi ve eldeki imkanlar değerlendirmek suretiyle, korumanın hangi düzeyde veya kaç personelle yapılacağının belirlenmesi hususunda komisyonların takdir yetkisi bulunmakta ise de; olan yetkinin mutlak ve sınırsız olmadığı kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olup, yargı denetimine tabii olduğu kamu hukukunun en temel ilkelerindendir.
Bakılan uyuşmazlıkta; davacı ile ilgili PKK/KCK terör örgütü tarafından tehdit edildiği ve eylem yapılabileceğine ilişkin güncel bilgilerin bulunduğu gözönüne alındığında, davalı idare tarafından açık bir gerekçe belirtilmeksizin davacının koruma kararı verilmesi istemiyle yapmış olduğu başvurusunun korunmaya alınmasına gerek olmadığından bahisle reddedilmesine ilişkin tesis edilen işlemde kamu yararı ve hizmet gereklerine uyarlık tespit edilemediğinden, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, mahkeme kararında yasal isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf isteminin KABULÜ ile Ankara 11. İdare Mahkemesince verilen 22/12/2021 gün ve E:2021/680, K:2021/2201 sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen dava konusu işlemin İPTALİNE, aşağıda dökümü yapılan mahkeme aşamasına ait 524,90-TL, istinaf aşamasına ait 246,70-TL yargılama giderleri ile karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 2.550,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, istinaf aşamasında yatırılan ve kullanılmayan 133,00-TL temyiz YD harcı ile posta gideri avansından artan miktarın istinaf isteminde bulunana iadesine, 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 6. fıkrası uyarınca kesin olarak 07.04.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)