BAŞVURUNUN KONUSU: Matbaacı olan davacı adına basımı yapılarak ilgililerine teslim edilen belgelerin sisteme girişlerinin on beş (15) günlük kanuni süreden sonra yapıldığı tespit edildiğinden bahisle 2015 yılına ilişkin kesilen özel usulsüzlük cezalarında hata olduğundan bahisle yapılan şikayet yoluyla düzeltme başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılan davada; anlaşmalı matbaa işletmecisi davacı tarafından 2015 yılında basımı yapılarak ilgililere teslim edilen muhtelif sayıdaki belgenin sisteme girişlerinin on beş (15) günlük kanuni süreden sonra yapıldığı hususunda bir ihtilaf bulunmadığından uyuşmazlığın çözümünün, basılan ve teslim edilen belgelerin bildirim yükümlülüğünün geç yerine getirilmesinin 213 sayılı Kanun'un 353/8'inci maddesinde belirtilen ihlallerden olup olmadığının açıklığa kavuşturulmasına bağlı olduğu, uyuşmazlıkta, kesilen özel usulsüzlük cezalarının dayanağı 213 sayılı Kanun'un 353/8'inci maddesinde, hangi hallerde özel usulsüzlük cezası kesileceğinin açık olarak düzenlendiği, buna göre bildirim görevinin tamamen veya kısmen yerine getirilmemesi hallerinin özel usulsüzlük cezasını gerektireceği belirtildiği halde bildirim görevinin geç yerine getirilmesi hususunda bir düzenlemeye yer verilmediği görülmekle vergi dairesince tespit edilen fiilin özel usulsüzlük cezası kesilmesine dair koşulları düzenleyen maddede belirtilen fiillerden olmadığı ve bildirim görevinin geç yerine getirilmesi fiilinin yorum yoluyla bildirim görevinin kısmen yerine getirilmemesi olarak değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında, cezayı gerektiren fiilin tüm unsurları tamam olmadan faile ceza verilemeyeceği yolundaki genel ceza hukuku ilkesinin varsayım ya da kıyas yoluyla ceza tayinine olanak tanımaması nedeniyle davacı adına 2015 yılına ilişkin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353/8'inci maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezalarında hukuka uyarlık bulunmadığı, bu durumda, dava konusu özel usulsüzlük cezalarının, açık olarak cezayı gerektirmeyen bir eylem dolayısıyla kesilmesinin mevzuda hata olarak değerlendirilmesi gerektiğinden, matbaacı olan davacı adına basımı yapılarak ilgililerine teslim edilen belgelerin sisteme girişlerinin on beş (15) günlük kanuni süreden sonra yapıldığı tespit edildiğinden bahisle 2015 yılına ilişkin kesilen özel usulsüzlük cezalarında hata olduğu ileri sürülerek davacı tarafından yapılan şikayet yoluyla düzeltme başvurusunun zımnen reddine dair dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak İzmir İkinci Vergi Mahkemesi'nce verilen 12.11.2021 tarih ve E:2021/251, K:2021/1239 sayılı kararın; ilk savunma dilekçesinde açıklanan nedenlerle davanın kabulü yolunda verilen kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/4'üncü madde hükmü uyarınca kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü Vergi Dava Dairesince işin gereği görüşüldü.
İzmir İkinci Vergi Mahkemesi'nce verilen 12.11.2021 tarih ve E:2021/251, K:2021/1239 sayılı karar usul ve yasaya uygun olup, kararın kaldırılmasını gerektiren başka bir neden de bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, İSTİNAF BAŞVURUSUNUN REDDİNE, aşağıda dökümü yapılan 43,00-₺ yargılama giderinin başvuruda bulunan üzerinde bırakılmasına, yatırılan posta gideri avansından artan miktarın talep edilmesi halinde derhal, talep edilmemesi halinde ise kararın tebligat işlemlerinin tamamlanmasından sonra Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333'üncü maddesi uyarınca yatırana iadesine, kesin olarak 12.05.2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
AZLIK OYU
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 122'nci maddesinde; mükelleflerin, vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden isteyebilecekleri, 124'üncü maddesinde; vergi mahkemelerinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanların şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebilecekleri, 126'ncı maddesinde de; zamanaşımı süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hatalarının düzeltilemeyeceği açıklanmıştır.
Vergi Usul Kanununun 116'ncı maddesinde ise, vergi hatası, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilemede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması biçiminde tanımlandıktan sonra; 117'nci maddesinde matrah hatası; vergi miktarında hata ve mükerrer vergi istenilmesi hesap hataları olarak belirlenmiş, 118'inci maddede de, vergilendirme hataları; 1-Mükellefin şahsında hata: Bir verginin asıl borçlusu yerine başka bir kişiden istenmesi veya alınması, 2- Mükellefiyette hata: Açık olarak vergiye tabi olmıyan veya vergiden muaf bulunan kimselerden vergi istenmesi veya alınması, 3- Mevzuda hata: Açık olarak vergi mevzuuna girmiyen veya vergiden müstesna bulunan gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler üzerinden vergi istenmesi veya alınması, 4. Vergilendirme veya muafiyet döneminde hata: Aranan verginin ilgili bulunduğu vergilendirme döneminin yanlış gösterilmiş veya süre itibariyle eksik veya fazla hesaplanmış olması olarak açıklanmıştır.
Söz konusu maddelerin incelenmesinden görüleceği üzere; Vergi Usul Kanununun yukarıda açıklanan 122'nci ve 124'üncü maddelerine göre idareden düzeltilmesini isteme hakkı doğuran vergi hataları, kendisinden düzeltme isteminde bulunulan idari makamın veya uyuşmazlık halinde yargı yerinin, anılan Kanunun 3'üncü maddesinde öngörülen yorum tekniklerine başvurmadan, ilk bakışta anlayabileceği açıklıktaki vergilendirme hatalarıdır.
Dava konusu olayda, anlaşmalı matbaa işletmecisi olan davacı tarafından, 2015 yılında basımı yapılarak ilgililere teslim edilen muhtelif sayıdaki belgenin sisteme girişlerinin 15 günlük kanuni süreden sonra yapıldığı hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Ayrıca davacı şirkete vergi ceza ihbarnamelerinin 14.09.2020 ve 15.09.2020 tarihinde tebliğ edildiği konusunda da ihtilaf yoktur, Davada, uyuşmazlığın çözümünün, basılan ve teslim edilen belgelerin bildirim yükümlülüğünün geç yerine getirilmesinin 213 sayılı Kanun'un 353/8. maddesinde belirtilen ihlallerden olup olmadığının açıklığa kavuşturulmasına bağlı olduğu görülmektedir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 122-124. maddesinde yer alan düzeltme ve şikayet yoluna başvurulabilmesi için, vergilendirme işlemleri sırasında anılan Kanunun 117 ve 118'inci maddelerinde tanımı yapılan bir hatanın yapılmış olması gerekir. Uyuşmazlığın, vergi hatası dışında, maddi olayların değerlendirilmesi ve irdelenmesini gerektiren bir sorun olarak ortaya çıkması ve hukuki yorumu gerektirmesi durumunda, düzeltme ve şikayet yoluyla yapılan başvurunun reddi üzerine açılacak davalarda işin esasına yönelik iddiaların Mahkeme tarafından incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
Bu durumda; dava açma süresi geçirildikten sonra şikayet yoluyla yapılan başvuru sonucu tesis edilen zımnen ret işlemi üzerine açılan davaya ilişkin iddiaların, özel bir başvuru ve dava açma yolu olan düzeltme şikayet yolu ile açılan bir davada irdelenmesi mümkün olmadığından, yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun reddine ilişkin olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği, istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkemenin kararının kaldırılması ve davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerekirken, aksi yönde oluşan çoğunluk görüşüne katılmıyorum. (¤¤)