(3194 S. K. m. 1, 5, 8) (Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği m. 6, 7, 8, 21, 26)
İSTEMİN ÖZETİ: Konak Belediye Meclisinin 06.12.2019 228/2019 sayılı kararı ile kabul edilen ve İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin 13.07.2020 günlü, 05.446 sayılı kararı ile değişikle uygun bulunarak onaylanan UİP-40613 plan işlem numaralı Gültepe Bölgesi 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Revizyonunun bütününün iptali istemiyle açılan davada; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen raporun dosyada bulunan bilgi ve belgelerle birlikte incelenmesi sonucunda, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen raporun dosyada bulunan bilgi ve belgelerle birlikte incelenmesi sonucunda, dava konusu planın hazırlanmasında ve onaylanmasında şehircilik ilkeleri, planlama esasları, imar mevzuatı ve kamu yararı çerçevesinde kabul edilebilir teknik ve nesnel gerekçeler bulunduğu, planda öngörülmüş olan arazi kullanım kararlarının genel anlamda 1/5000 ölçekli planda öngörülmüş olan arazi kullanım kararlarına uygun olduğu, planda öngörülen ulaşım şeması incelendiğinde Plan Açıklama Raporu’ndaki hedefler doğrultusunda yol kademelenmesinin sağlanmış olduğu, planlama alanının yaklaşık %5’ine karşılık gelen 14 ha.’lık alanın özel mülkiyete konu arazi kullanımlarından kamusal kullanımlara yönelik alanlar olarak planlanmış olmasının ve parselasyona konu alan sınırlarının belirlenmiş olmasının şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve planın ana hedef ve ilkelerine uygun olduğu anlaşılmakta ise de; planlama alanının doğusunda bulunan alanda 1/25.000 ölçekli İzmir Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planı’nda “Ağaçlandırılacak Alanlar” kullanımına ayrılan alanın alt ölçekli dava konusu imar planında tamamıyla kentsel kullanımlara ayrılması ve planlama alanının doğusunda 1/25.000 ölçekli İzmir Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planı’nda “Büyük Alan Kullanımı Gerektiren Kamu Kuruluş Alanları” kullanımında olan alanın dava konusu imar planında “Konut Alanı” kullanımına ayrılmasının planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırı olduğu, plan onama sınırları içerisinde yer alan tüm donatı alanlarının toplam büyüklüklerinde artış sağlandığı ve kişi başına düşen alansal donatı büyüklüklerinde de değişen oranlarda artışlar sağlandığı görülmekle birlikte yeşil alan haricinde bu artışların kişi başına düşen asgari standartları sağlamaktan uzak olduğu, dolayısıyla plan kararlarıyla öngörülen donatı alanlarındaki artışın planın ana amaç ve ilkeleri dikkate alındığında yeterli olmadığı, plan kararları öncesinde yürürlükte bulunan imar planı kararlarına kıyasla alanda yaşaması öngörülen nüfusun yaklaşık 10.000 kişi artırılmış olmasının alanda yaşaması öngörülen nüfusun yaklaşık %17 düzeyinde artırılması anlamına geldiği, söz konusu artışın şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı açılarından meşru, gerekli ya da zorunlu kılacak analiz ve hesaplamalara Plan Açıklama Raporu’nda yer verilmediği, diğer taraftan mülkiyet dokusunu ve yapılaşmayı bütünüyle yenilemeyi öngören bir imar planında hangi alanlarda ticaret kullanımlı yapılaşma olacağının plan kararlarıyla belirlenmesi gerektiği, aksi durumda konut amaçlı yapılan yapıların zemin katlarının ticarete dönüşebildiği, ticaret alanlarının kullanım alanları farklılaştığı için yapıda izinli ya da izinsiz müdahaleler olabileceği, bu müdahalelerin deprem, sel vb. gibi doğal afetlerde can ve mal kayıplarına neden olabileceği düşünüldüğünde, plan onama sınırı içerisinde 12 m. ve daha geniş imar yollarından cephe alan taşınmazlarda, imar yönetmeliğinin yol boyu ticaret alanlarında tanımlanan kullanımların yer alabileceğine ilişkin 2.1.2. sayılı uygulama hükmünün (plan notunun) şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, plan tekniğine ve kamu yararına aykırı olduğu, öte yandan, “Konut Alanı” plan kararı öngörülmüş imar adalarında uygulamanın “tek ada, tek parsel” olarak gerçekleştirilmesine ilişkin 3.1.2. sayılı Uygulama Hükmünün mevcut parsel büyüklüklerinin göreceli olarak küçük olması nedeniyle planın uygulanması safhasında önemli güçlükler çıkartacağı ve planın uygulanma süresini uzatarak alanda hedeflenen yapısal dönüşümün sağlanmasını güçleştirebileceğinden şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, plan tekniğine ve kamu yararına aykırı olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar veren İzmir 4. İdare Mahkemesi'nin 24/12/2021 günlü, E:2021/368, K:2021/2244 sayılı kararının; davalılar tarafından; davaya konu alanın üst ölçekli nazım imar planı olmadan yapılaşmış, ulaşım sistemi, kentsel donatı ve altyapı yetersizlikleri, yapılaşmadan kaynaklı yoğun sorunları olan bir bölge olduğu, alandaki fiili durum gözönüne alınarak yaşama koşullarını iyileştirici, kamu yararını sağlama amaçlı olarak planın hazırlandığı, 1/25000 ölçekli çevre düzeni planında arazi kullanım kararlarına ait sınırlar şematik olduğundan ve bu sınırlara göre ayrıntıya özgü ölçü alınamayacağından, planlama alanının doğusundaki ağaçlandırılacak alan ve güneyindeki büyük alan kullanımı gerektiren kamu kuruluş alanları kullanımına ayrılan geniş alanlara sınır teşkil eden küçük parçalarının mevcut kullanım durumu ve çevre kullanım durumu dikkate alınarak alt ölçekli planda kullanım kararlarının belirlenmesinin üst ölçekli planlara aykırılık oluşturmayacağı, bu alanda yetersiz olan sosyal ve teknik altyapı alanlarının en az iki kat arttırıldığı, kamu hizmetlerine erişim olanaklarının geliştirilmesinin hedeflendiği, Gültepe bölgesinde mevcut konut alanlarının kentsel yaşam konforuna sahip olmaması nedeniyle azalmakta olan nüfusun, eskiyen dokunun yenilenmesiyle birlikte artacağının düşünüldüğü ve nüfus kabulüne ilişkin hesaplamanın buna göre yapıldığı, halkın günlük ihtiyaçlarının konut alanlarına yakın yerlerden karşılaması ve erişilebilirliğin sağlanması amacıyla kullanım fonksiyonlarının topoğrafya da dikkate alınarak şekillendirildiği, 12 metreden geniş yollardan cephe alan konutların zemin katlarında günübirlik ticaret kullanımlı alanların yer almasına izin verilmesinin Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 19. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi ne uygun olduğu ve planda kamu yararına aykırılık bulunmadığı, dava konusu plan ile kentsel dokunun oluşturulması, mevcut konut ve yol alanı oranlarının azaltılarak, sosyal-teknik altyapı alanlarının arttırılması hedefinin tek ada, tek parsel olacak şekilde planlama yaklaşımıyla gerçekleştirilebileceğinin öngörüldüğü ileri sürülerek istinaf yolu ile kaldırılması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
Karar veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesince dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava, Konak Belediye Meclisinin 06.12.2019 günlü, 228/2019 sayılı kararı ile kabul edilen ve İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin 13.07.2020 günlü, 05.446 sayılı kararı ile değişikle uygun bulunarak onaylanan UİP-40613 plan işlem numaralı Gültepe Bölgesi 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Revizyonunun bütününün iptali istemiyle açılmıştır.
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 1. maddesinde, bu Kanunun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlendiği belirtilmiş; 5. maddesinde, Nazım İmar Planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan, olarak tanımlanmış; ''Uygulama İmar Planları'' ise, nazım imar planları esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren planlar olarak tanımlanmış ve planlar arasındaki hiyerarşik sıralama vurgulanmış; “Planların Hazırlanması ve Yürürlüğe Konulması” başlıklı 8.maddesinde, planların tanımlanmasına yer verilerek planlar bölge planı, çevre düzeni planı, nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak kademelendirilmiş ve alt ölçekli planların, üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkelerine, stratejilerine ve kararlarına uyumlu olması zorunluluğu getirilmiştir.
14.06.2014 tarihinde 29030 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 6. maddesinde; ''Mekânsal planlama kademeleri ve ilişkileri; (1)Mekânsal planlar kapsadıkları alan ve amaçları açısından Mekânsal Strateji Planları, Çevre Düzeni Planları ve İmar Planları olarak hazırlanır. Buna göre planlama kademeleri, üst kademeden alt kademeye doğru sırasıyla; Mekânsal Strateji Planı, Çevre Düzeni Planı, Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından oluşur. (2) Mekânsal planlar, plan kademelenmesine uygun olarak hazırlanır. Her plan, planlar arası kademeli birliktelik ilkesi uyarınca yürürlükteki üst kademe planların kararlarına uygun olmak, raporu ile bütün oluşturmak ve bir alt kademedeki planı yönlendirmek zorundadır. (3) Arazi kullanım ve yapılaşmada sadece mekânsal strateji planları, çevre düzeni planları ve imar planları kararlarına uyulur. (4) Plan kademelenmesi uyarınca il bütününde yapılan çevre düzeni planları, yürürlükteki bölge veya havza düzeyindeki çevre düzeni planının genel kararlarına aykırı olmamak kaydıyla hazırlanır. (5) Mekânsal strateji planları ve çevre düzeni planları hazırlanırken kalkınma planı, bölge planları, bölgesel gelişme stratejileri ve diğer strateji belgeleri ile ortaya konulan hedefler dikkate alınır.'' hükmüne; "Genel planlama esasları" başlıklı 7. maddesinde, "..(1) Bu Yönetmeliğe göre hazırlanacak her tür ve ölçekteki mekânsal planlar aşağıda yer alan planlama ilke ve esaslarına, planların hazırlanması ile ilgili standartlara, gösterim tekniklerine ve tanımlara uygun olarak yapılır: a) Planlar, kamu yararı amacıyla yapılır. b) Planlar; pafta, gösterim, plan notları ve plan raporu ile bir bütündür. c) Planlar, kademesine ve ölçeğine göre ve yapılış amacının gerektirdiği ayrıntı düzeyinde kalmak koşuluyla alt kademedeki planları yönlendirir. ç) Üst kademe planlar, alt kademesindeki planlara mekânsal nitelikte hedef koyan, yol gösteren ve ilke belirleyen plandır..." hükmüne; "Araştırma ve analiz" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, "Mekânsal planların, plan değişikliklerinin, revizyon ve ilavelerin hazırlanması sürecinde, kamu kurum ve kuruluşları veya plan müelliflerince planın türüne ve kademesine göre bu Yönetmelikte genel başlıklar halinde belirtilen konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veri, görüş ve öneriler elde edilerek gerekli analiz, etüt, araştırma ve çalışmalar yapılır." hükmüne; aynı maddenin 9. fıkrasında, "Planlama alanı ve yakın çevresi ile alanın bölge veya kent bütünü içindeki konumunu belirlemek üzere; eşik analizi, yerinde yapılan incelemeler gibi fiziksel çalışmalarla birlikte, bilimsel tekniklere dayalı, ekonomik, sosyal, kültürel, politik, tarihi, sektörel ve teknolojik araştırmalar ile sorunlar ve potansiyel analizi yapılır. Ayrıca yürürlükteki planla ilgili gerekli çalışma ve değerlendirmeler de yapılır. Gerektiğinde güçlü, zayıf yönler ile fırsatları ve tehditleri içeren analiz yöntemi kullanılır. Bu çalışmalar araştırma raporunda yer alır." hükmüne; "İmar planı ilkeleri" başlıklı 21. maddesinin 3. fıkrasında, "İmar planları, planlama alanına ilişkin inceleme, araştırma, etüt ve eşik analizi çalışmalarının değerlendirilmesinden elde edilen senteze dayalı olarak hazırlanır." hükmüne; aynı maddenin 4. fıkrasında, "İmar planlarının, yeterliliği haiz müellifler tarafından kanun ve yönetmelik hükümlerine göre gerekli teknik araştırmalar yapılarak hazırlanması zorunludur. Bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak hazırlanan planlar ve bu planlara ilişkin revizyon, ilave ve değişiklik teklifleri yetkili idarelere karar alınması için sunulur." hükmüne; "İmar planı değişiklikleri" başlıklı 26. maddesinin 1. ve 2. fıkrasında, "İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır. İmar planlarında sosyal ve teknik altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesi esastır. Yürürlükteki imar planlarında öngörülen sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren plan değişikliği yapılamaz." hükmüne; aynı maddenin 7. fıkrasında ise, "Yoğunluk artıran veya kentsel ulaşım sistemini etkileyen imar plan değişikliklerinde, kentsel teknik altyapıya yönelik etkilerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla ayrıca kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesi raporu, analizi hazırlanır veya hazırlatılır." hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlıkta; Konak Belediye Meclisinin 06.12.2019 günlü, 228/2019 sayılı kararı ile kabul edilen ve İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin 13.07.2020 günlü, 05.446 sayılı kararı ile değişikle uygun bulunarak onaylanan UİP-40613 plan işlem numaralı Gültepe Bölgesi 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Revizyonu 27.08.2020-25.09.2020 günleri arasında ilan edilmiş, ilan süresi içinde davacı tarafından itirazda bulunulmamış ve 24.11.2020 gününde görülmekte olan dava açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, Konak İlçesinde, körfeze bakan sırtlar üzerinde, merkezin çeperinde yer alan ve tamamına yakını yapılaşmış bir konut yerleşmesi olan Gültepenin gecekondulaşmış bir alan hüviyetinde olduğu, 1/5000 ölçekli planı bulunmayan bu bölgede mevzi nitelikte 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve 1/1000 ölçekli ıslah imar planları onaylanmış ise de, uygulama ve yapılaşma sorunlarının günümüze kadar devam ettiği, planlama bölgesindeki 8628 adet parselden 7695 tanesinde yapı ruhsatı ya da yapı kullanma izin belgesi bulunmayan yapılar inşa edilmiş durumda olduğu, 10,77 hektarlık alanın uygulama imar planında öngörülen fonksiyonlara aykırı biçimde kullanıldığı ve mevcut yapıların %34 lük kısmının uygulama imar planında öngörülen kat adedinin üstünde yapılaştığı; %41,32 oranındaki kısmı %10-20 eğime sahip planlama alanının %24,87 oranındaki kısmında eğimin %30 ve üzerinde olduğu; toplam alanın %57,70 lik kısmının konut yerleşim alanı olarak, %23,4 lük kısmının yol alanı, %6,83 lük kısmının çalışma alanı, %3,63 lük kısmının sosyal donatı alanları, %5,34 lük kısmının rekreasyon ve yeşil alanlar, %0,39 luk kısmının ise spor alanı olarak kullanıldığı hususlarının imar planının hazırlanması aşamasında ilgili idarelerce yapılan çalışmalarla belirlendiği ve tüm çalışma sonuçlarının tablolar halinde açıklanarak plan açıklama raporuna eklendiği ve bu veriler esas alınarak davaya konu planda arazi kullanım kararlarının şekillendirildiği anlaşılmaktadır.
1. Derece deprem kuşağında kalan bu alanda mevcut niteliksiz ve yoğun yapı stoku, küçük ve dar imar adaları ve sokak dokusundan kaynaklanan irrasyonel arazi kullanımı, çok parçalı ve yapılaşmaya uygun olmayan küçük parsellerden oluşan mülkiyet dokusu, kentsel-sosyal altyapı eksiklikleri, yetersizliği ve sosyal altyapının dağılımındaki dengesizlik, ulaşım sistemindeki yetersizlikler ile işlevsel bir yol kademelenmesinin olmayışı, mevzuata uygun ön ve yan bahçe koşullarının sağlanmaması, sosyal gelişmeyi kısıtlayan yerleşme ve çevre koşulları ivedilikle çözümlenmesi gerekli sorunlar olarak ortaya konulduğundan, büyük bölümü ruhsatsız olarak yapılmış, binaların çoğunluğu yapı kalitesi yetersiz veya orta düzeyde olan bu kentsel alanda, olası bir depremde can ve mal kayıplarının yaşanacağı gerçeği de dikkate alındığında, sağlıklı bir çevre oluşturma adına planlama çalışması yapılmasının davalı idarenin görev ve sorumluluğunda olduğu tartışmasızdır.
İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında büyük bölümü kentsel yerleşik alanda, bir kısmı kentsel gelişme alanında ve çok küçük bir bölümü de orman alanı kullanımında kalan planlama alanı; 1/25000 ölçekli İzmir Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planında yine büyük bölümü kentsel yerleşik alan olarak, çok küçük bir kısmı bölge parkı, orman alanı ve ağaçlandırılacak alan, büyük alan kullanımı gerektiren kamu kuruluş alanları ve mezarlıklar, 2.ve 3. Derece merkezler olarak belirlenen bu alanda üst ölçekli planlar ile belirlenen bölgesel arazi kullanım kararlarına dayanılarak İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin 13.07.2020 günlü, 05/435 sayılı kararıyla kabul edilen NİP-35918315 plan işlem numaralı Gültepe Bölgesi 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve Değişikliği ve bu plana dayanılarak, planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun usulde davaya konu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı revizyonu yürürlüğe konulmuştur.
Davaya konu planlama alanında sağlıklı, güvenli ve nitelikli yaşam çevresinin oluşturulmasının, yeterli kentsel altyapıya ve ulaşım olanaklarına erişimin sağlanmasının, sosyal donatı mekanlarının arttırılmasının, kamu hizmetlerine erişim olanaklarının geliştirilmesinin, Islah İmar Planları ile çözülemeyen, ruhsatsız ve çarpık yapılaşmadan kaynaklanan sorunların çözümlenmesinin, sosyal ve fiziki yönden sağlıklı bir çevre oluşturulmasının, kentleşmenin kontrollü gelişiminin sağlanması ve gelişmelerin sürdürülebilir kılınmasının gerekli ve zorunlu olduğu ve ayrıca 3194 sayılı Yasanın emredici hükümleri gereğince nazım imar planı bulunmayan alanda 1/5000 ölçekli planın hazırlanmasında, bu plana dayalı olarak ve planlama hiyerarşisi kapsamında uygulama imar planının yürürlüğe konulmasında yasal gereklilik bulunduğu açıktır.
İdare Mahkemesince mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi üzerine düzenlenen bilirkişi raporunda da; dava konusu planın hazırlanmasında ve onaylanmasında şehircilik ilkeleri, planlama esasları, imar mevzuatı ve kamu yararı çerçevesinde kabul edilebilir teknik ve nesnel gerekçeler bulunduğu, planda öngörülmüş olan arazi kullanım kararlarının genel anlamda 1/5000 ölçekli nazım imar planında öngörülmüş olan arazi kullanım kararlarına uygun olduğu, planda öngörülen ulaşım şeması incelendiğinde Plan Açıklama Raporu’ndaki hedefler doğrultusunda yol kademelenmesinin sağlanmış olduğu, Revizyon ile planlama alanının yaklaşık %5’ine karşılık gelen 14 ha.’lık alanın özel mülkiyete konu arazi kullanımlarından kamusal kullanımlara ayrılmış olmasının ve parselasyon yapılacak alan sınırlarının belirlenmiş olmasının şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve planın ana hedef ve ilkelerine uygun bulunduğu hususları açıklanmıştır.
Bilirkişi raporunda yer alan teknik açıklamalar uyuşmazlığın karara bağlanması için yeterli veri içerdiğinden, ek bilirkişi raporu alınmasına ve yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına gerek görülmemiş, raporda yer alan teknik veriler plan açıklama raporları, plan notları, pafta gösterimleri ve dosyada bulunan diğer bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilerek hukuka uygunluk incelemesi Dairemizce yapılmıştır.
İmar planları, belli bir bölgede yer alan pek çok taşınmazın arazi kullanım kararlarını belirleyen, plan açıklama raporu, paftası, notları ve lejandı ile birlikte pek çok ayrıntıya yer verilerek yapılaşmaya açılan alanlardaki yapılaşma koşullarının çerçevesini ortaya koyan, yasa gereği kapsamlı inceleme ve araştırmalara dayanılarak yürürlüğe konulan, düzenleyici işlem hüviyetindeki belgelerdir. İmar planlarının bölgede yaşayan kişileri ve kentte yaşayanları ilgilendiren, pek çok kişinin hak ve menfaatini etkileyen bu özel niteliği dikkate alındığında ve yargı yerlerince yerindelik denetimi yapılamayacağı hususu da gözönünde bulundurulduğunda, imar planlarının "bütününün" iptali istemiyle açılan davalarda, hukuka uygunluk incelemesinin sınırının davacının iddiaları kapsamında belirlenmesi, yargı yerince yapılacak incelemenin çerçevesini ortaya koyacaktır. Esasen, Danıştay kararlarında da imar planlarının bütününün iptali istemiyle açılan davalarda hukuka uygunluk incelemesi, başlıklar halinde, davacıların iddiaları kapsamında yapılmaktadır.
Davacı tarafından, 1/25.000 ölçekli İzmir Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planı plan hükümlerinin genel hükümler başlıklı 6. maddesinde kentsel yerleşik alan içinde onaylı imar planlarında öngörülen nüfusun aşılmaması gerektiğinin ve yürürlükte bulunan alt ölçekli imar planlarındaki nüfus değerlerinin yeni yapılacak imar planlarında da korunması gerektiğinin öngörülmüş olmasına karşın dava konusu planda nüfus artışı öngörülmesinin anılan plan notuna aykırı olduğu; plan açıklama raporunda hangi bilimsel/teknik gerekçe ile planlama alanında nüfus artışı öngörüldüğünün açıklanmadığı; uygulama imar planının dayanağı nazım imar planı notlarının 2.1.2. maddesi ile (dilekçede sehven 2.1.1. yazılmış ve dilekçede belirtilmemekle birlikte davaya konu uygulama imar planı notlarının 3.1.4. maddesinde bu konuyu tanımlayan hüküm getirilmiştir.) 12 metre ve daha geniş yollardan cephe alan konut ada ve parsellerinde ticaret kullanımının yer alabilmesine olanak tanındığı, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde konut alanları ile ticaret-konut alanlarının ayrı gösterimlerle tanımlanmış olması nedeniyle ticaret kullanımının pafta gösterimine yansıtılması gerektiği; sosyal ve teknik altyapı alanlarının Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde öngörülen standartları sağlamadığı; planlama alanının dönüşümünü öngören planda dönüşümün nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin bir modelin önerilmediği; konut alanlarının tek ada tek parsel olacağına ilişkin 3.1.2. numaralı plan hükmünün çok hisseli parseller oluşmasına neden olacağı ve bu durumun planın uygulamaya geçirilmesini güçleştireceği; plan notlarının 2.6. maddesinde; planda belirlenen tünel ve etkileşim sahası içinde yapılacak uygulamalarda görüş alınacak birim "İzmir Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı vb." olarak belirtilmesine rağmen plan açıklama raporunda yer alan aynı plan notunda "Fen İşleri Daire Başkanlığı ve Ulaşım Daire Başkanlığı vb" olarak belirtildiği ve anılan notların birbiri ile örtüşmediği iddiaları ile ve bu yönleri ile dava konusu planın (bütününün) iptali isteminde bulunduğundan, dava konusu plana ilişkin hukuka uygunluk incelemesi davacının bu iddiaları çerçevesinde ve her bir hukuka aykırılık iddiasının ayrı ayrı tartışılması suretiyle yapılmıştır.
Dava konusu planda nüfus artışı öngörülmesinin 1/25.000 ölçekli İzmir Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planı plan hükümlerinin genel hükümler başlıklı 6. maddesine aykırı olduğu; plan açıklama raporunda hangi bilimsel/teknik gerekçe ile planlama alanında nüfus artışı öngörüldüğünün açıklanmadığı iddiası yönünden;
Bilirkişi raporunda, 1/25.000 ölçekli İzmir Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planı plan hükümlerinin genel hükümler 6. Maddesinde "6.7. Kentsel yerleşik alan içinde onaylı alt ölçekli imar planlarının öngördüğü yoğunluk ve nüfus değerleri aşılamaz. Yerleşmelerin gelişme alanlarında bu planla önerilmiş nüfus değerlerine uyulacaktır." hükmü yer aldığından bahisle; uyuşmazlığa konu alanda mevcut nüfusun %17 oranında arttırılmış olmasının ve bu artması öngörülen nüfusun hangi alandan eksiltildiğine dair bir açıklama ya da hesaba plan açıklama raporunda yer verilmemesinin planlama esaslarına aykırı olduğu yolunda görüş açıklamasında bulunulmuştur.
Uyuşmazlığa konu alanda çeşitli tarihlerde nazım imar planı olmaksızın yürürlüğe konulmuş olan ve bir bölümü ıslah imar planı niteliğini taşıyan yürürlükteki 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında ortalama nüfus projeksiyonu 62437 kişi olarak hesaplanmış, 1/5000 ölçekli planda ise 2030 yılı hedef nüfusu 72830 kişi olarak öngörülmüş ve plan kullanım kararlarının dağılımı bu hedef nüfus esas alınarak belirlenmiştir. Davaya konu planın açıklama raporunda, nüfus kabullerine ilişkin çalışmalarda Konak İlçesinin tamamı üzerinden nüfus projeksiyon değerinin hesaplandığı, bu çerçevede 1/25000 ölçekli planda öngörülen nüfus değerlerinin aşılmadığı görülmektedir.
Gültepe Bölgesinde sağlıklı, güvenli ve nitelikli yaşam alanlarının bulunmaması nedeniyle oluşan kentsel nüfustaki azalma eğiliminin planlama çalışması sonrasında alana kazandırılacak kentsel donatı, yeni ulaşım bağlantıları, yeniden yapılanma ile sağlıklı yaşam koşullarının oluşturulmasından sonra artma eğilimi göstereceği öngörüsü ile nüfus hesabı yapılmasında, bu çerçevede ve donatı dengesinin bu kabullere göre şekillendirilmesinde imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış, konuya ilişkin olarak bilirkişi raporunda yer alan görüş açıklamalarının imar planının bütününün iptalini gerektirir hukuka aykırılığı tanımlamadığı sonucuna varılmıştır.
Plan Notlarında yer alan, 12 metre ve daha geniş yollardan cephe alan konut ada ve parsellerinde ticaret kullanımına izin verilmesine dair hükmün pafta gösterimine yansıtılması gerektiği iddiası yönünden;
Bilirkişi raporunda, mülkiyet dokusunu ve yapılaşmayı bütünüyle yenilemeyi öngören bir imar planında hangi alanlarda ticaret kullanımlı yapılaşma olacağının plan kararlarıyla belirlenmesi gerektiği, aksi durumda konut amaçlı yapılan yapıların zemin katlarının ticarete dönüşebildiği, ticaret alanlarının kullanım alanları farklılaştığı için yapıda izinli ya da izinsiz müdahaleler olabileceği, bu müdahalelerin deprem, sel vb. gibi doğal afetlerde can ve mal kayıplarına neden olabileceği düşünüldüğünde, plan onama sınırı içerisinde 12 m. ve daha geniş imar yollarından cephe alan taşınmazlarda, imar yönetmeliğinin yol boyu ticaret alanlarında tanımlanan kullanımların yer alabileceğine ilişkin 3.1.4. sayılı uygulama hükmünün (plan notunun) şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, plan tekniğine ve kamu yararına aykırı olduğu yolunda görüş açıklamasında bulunulmuştur.
Davaya konu planın "yapılaşmaya ilişkin hükümler" bölümünün 3.1.4. maddesinde "12 metre ve daha geniş yollardan cephe alan konut ada ve parsellerinde zemin kat ve yol seviyesinde veya açığa çıkan bodrum katların yoldan cephe alan mekanlarında ya da binanın birinci katında veya bodrum katlarında zemin katta yer alan mekanla içten bağlantılı olan ve binanın ortak merdivenleri ile ilişkilendirilmeyen getirilecek kullanıma ilişkin otopark ihtiyacını karşılamak kaydıyla imar yönetmeliğinin yol boyu ticaret alanlarında tanımlanan kullanımlar yer alabilir." hükmü getirilmiştir. Belirtilen bu hüküm alanın 1/5000 ölçekli nazım imar planı hükümlerinin 2.1.2. maddesi ile uyumlu usulde yürürlüğe konulmuş ve ayrıntıya ilişkin koşullar tanımlanmıştır.
Uyuşmazlığa konu alanda, nazım imar planı ve uygulama imar planında, birbiri ile uyumlu olarak, kamusal kullanımların, konut alanları ile ticaret alanlarının ve ticaret-konut alanı kullanımlarının konumlarının topoğrafya, ulaşım, halihazırdaki kullanım durumları dikkate alınarak ayrı kümelenmeler şeklinde belirlendiği, Gültepe bölgesinin eğimli bir topoğrafyaya sahip olması nedeniyle halkın günlük ihtiyaçlarının konut alanlarına yakın yerlerden sağlanmasının erişilebilirlik açısından uygun olacağı değerlendirmesi ile ve Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin 19. Maddesinin 1/f bendine uygun olarak, 12 metreden daha geniş yollardan cephe alan konut alanlarında günlük ihtiyaçları karşılamaya yönelik (dükkan, kuaför, terzi, eczane gibi) ticaret kullanımlarının yer alabileceğine dair plan notu getirildiği görüldüğünden, bu konunun plan notu ile tanımlanmasında imar mevzuatına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Sosyal ve teknik altyapı alanlarının Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde öngörülen standartları sağlamadığı iddiası yönünden;
Bilirkişi raporunda, planlama alanında kişi başına düşen alansal donatı büyüklüklerinde değişen oranlarda artış sağlanmakla birlikte, yeşil alan haricinde bu artışların Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği EK-2 Tabloda belirtilen kişi başına düşen asgari standartları sağlamadığı, donatı alanlarındaki artışın planın amaç ve ilkeleri kapsamında yeterli olamadığı yolunda açıklamada bulunulmuştur.
Davaya konu plan kentin henüz imara açılmamış bir bölgesindeki arazi kullanım kararlarını belirleyen bir plan hüviyetinde değil, aksine, büyük oranda ruhsatsız biçimde yapılaşmış, gecekondulaşmış, pek çok sosyal donatı alanına ve kentsel hizmete erişimi bulunmayan, yoğun ve karmaşık konut dokusundan oluşan, sağlıksız yaşam koşulları acilen iyileştirilmesi gereken, sosyal ve teknik altyapı alanları fevkalade yetersiz ve topoğrafik güçlükleri bulunan bir alanda hazırlanarak yürürlüğe konulmuş bir plan hüviyetindedir. Bu çerçevede, planlama alanının bu mevcut durumu gözardı edilerek imar planının imar mevzuatına ve hukuka uygunluğuna yönelik inceleme yapılamaz.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği EK-2 Tablo "Açıklamalar" bölümünde de yerleşik alanlarda yapılacak planlar ile getirilecek sosyal ve teknik altyapı alanlarına ilişkin olarak, belli konularda istisnalar getirilmiş ve bu açıklamaların 2. maddesinde, büyükşehir belediye sınırları içerisinde yerleşme bütünlüğü gösteren, komşu ilçe belediyeleri ile bütünleşen ilçe belediyelerinde altyapı alanları bir bütün olarak hesaplanabilir hükmüne yer verilmiş; aynı açıklamaların 13. maddesinde sosyal ve teknik altyapı alanlarının, ilgili bakanlıkların yönetmelik, yönerge, genelge, tebliğ gibi düzenlemelerinde belirlenen asgari alan büyüklükleri dikkate alınmak kaydı ile bu Yönetmelikteki standartlarda belirlenen asgari alan büyüklüklerine tabi olmaksızın imar planlarında belirlenebileceği hükmü getirilmiştir.
Nazım imar planı bulunmayan ve parçalı şekilde onaylanmış ıslah imar planları ve uygulama imar planları ile kullanımı şekillendirilmiş, tamamına yakını yapılaşmış, kent içi yerleşik alan niteliğindeki davaya konu alanda, yürürlükteki 1/1000 ölçekli imar planlarında mevcut gösterimlere göre, nazım imar planında getirilen sosyal ve teknik altyapı kullanım kararlarında yapılan artışlar sonucunda, 11,77 hektarlık eğitim tesisleri alanının 14.22 hektara; 5,16 hektarlık park alanlarının 25,96 hektara; 35,86 hektarlık rekreasyon alanı ve orman alanlarının 42,76 hektara; 0,78 hektarlık spor alanlarının 2,94 hektara; 0,61 hektarlık sağlık tesisleri alanının 1,56 hektara; 0,06 hektarlık sosyal kültürel tesis alanlarının 0,84 hektara; 1,12 hektarlık ibadet yerlerinin 2,27 hektara; 0,01 hektarlık teknik altyapı alanlarının 0,34 hektara yükseltildiği görülmektedir.
Uyuşmazlığa konu alanda mevcut uygulama imar planlarında getirilen bazı sosyal ve teknik altyapı alanlarının plandaki tahsis amacı dışında kullanıldığı, bir bölümünün işgal edilmiş durumda olduğu hususu da belirtilerek donatı alanlarının dağılımı plan açıklama raporunda tablolar halinde gösterilmiştir.
Belirtilen bu kullanım kararı dağılımı Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği EK-2 Tabloda belirtilen kişi başına düşen asgari standartlar çerçevesinde değerlendirildiğinde, kişi başına düşen oran itibariyle (m2/kişi) 1,95 oranında eğitim tesisleri alanı; 9,84 oranında park, rekreasyon, spor ve orman alanı; 0,21 oranında sağlık tesisleri alanı; 0,83 oranında sosyal kültürel tesis ve belediye hizmet alanı; 0,31 oranında ibadet alanı ve 0,31 oranında teknik altyapı alanı ayrıldığı görülmektedir. Her ne kadar, bu donatı alanlarının bir bölümü Yönetmeliğe EK-2 Tabloda belirtilen kişi başına düşen asgari standartlara ilişkin tablodaki değerleri karşılamamakta ise de, tablo eki açıklamalar bölümündeki istisnalar ve kent merkezindeki bu alanın kentsel dönüşüme büyük oranda ihtiyaç duyan, tamamiyle yapılaşmış özel durumunun da dikkate alınması suretiyle hukuka uygunluk denetimi yapılması gerektiği açıktır.
Davaya konu planda, ilgili kurum görüşleri alınarak ve ayrıca, Büyükşehir Belediye sınırları içinde, Konak ilçesinin bir parçasını oluşturan Gültepe bölgesinin kent merkezi konumunda Bornova Belediyesi ile sınırdaş olduğu gerçeği de gözönünde bulundurularak, bölgede mevcut altyapı alanlarının bir bütün olarak ele alınması suretiyle ve yakın komşuluğundaki alanlarda bulunan (özellikle sağlık tesisi alanları) donatı alanlarının dağılımı da dikkate alınarak, sosyal ve teknik altyapı alanlarının konumlarının belirlendiği ve donatı alanlarında büyük oranda artışlar getirildiği anlaşıldığından, planda bu yönüyle de nazım imar planı kararlarına, şehircilik ve planlama ilkeleri ile kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış ve konuya ilişkin bilirkişi raporundaki açıklamaların imar planının iptalini gerektirir hukuka aykırılığı tanımlamadığı sonucuna varılmıştır.
Planlama alanında dönüşümün nasıl gerçekleştirileceğine ilişkin bir modelin önerilmediği iddiası yönünden;
Uygulama imar planı, nazım imar planı ilke ve esaslarına uygun olarak yörenin koşulları ve planlama alanının genel özellikleri, yapının kullanım amacı ve ihtiyacı, erişilebilirlik, sürdürülebilirlik ve çevreye etkisi dikkate alınarak; yapılaşmaya ilişkin yapı adaları, kullanımları, yapı nizamı, bina yüksekliği, taban alanı katsayısı, kat alanı kat sayısı veya emsal, yapı yaklaşma mesafesi, ön cephe hattı, ifraz hattı, kademe hattı, ada ayrım çizgisi, taşıt, yaya ve bisiklet yolları, ulaşım ilişkileri, parkları, meydanları, kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarını, gerektiğinde; parsel büyüklükleri, parsel cephesi ve derinliği, arka cephe hattı, yol kotu ve bu kotun altındaki kat adedi, bağımsız bölüm sayısı gibi yapılaşma ve uygulamaya ilişkin kararları, uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren ve varsa kadastral durumu işlenmiş olarak 1/1.000 ölçekte onaylı halihazır haritalar üzerinde, plan notları ve ayrıntılı raporuyla bir bütün olarak hazırlanan plan hüviyetindedir ve tamamiyle yapılaşmış ve sağlıksız bir kentsel doku içeren davaya konu alanın kentsel dönüşümüne ilişkin model öneren bir belge hüviyetinde olmadığından, belirtilen bu iddianın davaya konu planın iptalini gerektirmeyeceği açıktır.
Konut alanlarının tek ada tek parsel olacağına ilişkin 3.1.2. numaralı plan hükmünün çok hisseli parseller oluşmasına neden olacağı ve bu durumun planın uygulamaya geçirilmesini güçleştireceği iddiası yönünden;
Bilirkişi raporunda, plan notunun 3.2.1. ve 3.3.1. numaralı hükümlerinde, ticaret alanları ve konut ticaret alanlarında 2000 m2 minimum parsel büyüklüğü koşulunun planlama ilkelerine aykırı olmadığı, ancak “Konut Alanı” plan kararı öngörülmüş imar adalarında tek ada tek parsel hükmü getirilmesinin, mevcut parsellerin göreceli olarak küçük olması nedeniyle planın uygulanması safhasında önemli güçlükler çıkartacağı ve planın uygulanma süresini uzatarak alanda hedeflenen yapısal dönüşümün sağlanmasını güçleştirebileceği, bu nedenle 3.1.2. numaralı plan hükmünün planlama ilkelerine aykırı olduğu yolunda görüş açıklamasında bulunulmuştur.
Davaya konu planın "Yapılaşmaya ilişkin hükümler" bölümünün 3.1.2. maddesinde "Konut adalarında tek ada tek parsel olacaktır. Bu adalardaki kitlelerin ebatlarını belirlemeye belediyesi yetkilidir. Bu alanlarda yapı yaklaşma mesafesi içinde kitle boyları ve kitle derinlikleri serbest yapılabilir. Yapının nizam ve oturumunu belirlemede belediyesince kitle tasdiği gerekir." hükmü getirilmiştir.
Dava konusu 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planında getirilen kullanım kararlarının 1/5000 ölçekli nazım imar planına uygun olduğu ve bu kapsamda planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun usulde yürürlüğe konulduğu, bölgede yenilenmeye aday çok sayıda yapının bulunduğu, kentin gelişme dinamikleri çerçevesinde sağlıklı yapılaşmanın temini, sosyal ve teknik altyapı alanlarına ilişkin noksanlığın giderilmesi, planlama alanında mevcut parçalı mülkiyet yapısı ile çarpık yapılaşmadan kaynaklanan sorunların çözümlenmesi amacıyla revizyona tabi tutulan alanın bütün halinde değerlendirildiği, plan onama sınırları içerisinde öngörülmüş olan konut alanlarına "tek ada tek parsel" kuralı getirilerek, gelecekte yapılacak uygulamalara yönelik çerçevenin belirlendiği, alanda mevcut küçük ebatlı hisseli parsellerin tek tek yapılaşmasının belirsiz bir süreye ertelenmemesi adına ve yapısal dönüşümün hızlandırılması amacıyla bu hükmün getirildiği ve taşınmazı konut alanında kalan tüm parsel maliklerinin eşit biçimde bu hükme tabi olduğu anlaşıldığından, üst ölçekli planlara uygun usulde hazırlanan ve onaylanan dava konusu revizyon uygulama imar planında bu yönüyle de şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış, konuya ilişkin bilirkişi kurulu görüş açıklamasının imar planının belirtilen bu hükmünün iptalini gerektirir hukuka aykırılığı tanımlamadığı sonucuna
varılmıştır.
Plan notlarının 2.6. maddesinde; planda belirlenen tünel ve etkileşim sahası içinde yapılacak uygulamalarda görüş alınacak birim "İzmir Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı vb." olarak belirtilmesine rağmen plan açıklama raporunda yer alan aynı plan notunda görüş alınacak kurumun Fen İşleri Daire Başkanlığı ve Ulaşım Daire Başkanlığı vb." olarak belirtildiği ve anılan notların birbiri ile örtüşmediği iddiası yönünden;
İmar planı paftası, notu ve açıklama raporuyla bir bütün olduğundan, belirtilen bu iddianın imar planının iptalini gerektirmeyeceği değerlendirilmiştir.
Diğer taraftan, Bilirkişi raporunda 1/25.000 ölçekli İzmir Büyükşehir Bütünü Çevre Düzeni Planı’nda “Ağaçlandırılacak Alanlar” kullanımına ayrılan küçük bir alanın kullanımının imar planında kentsel kullanımlara açık bir alan olarak gösterilmesinin ve yine planlama alanının doğusunda yer alan ve 1/25000 ölçekli planda “Büyük Alan Kullanımı Gerektiren Kamu Kuruluş Alanları” kullanımında kalan küçük bir alanın “Konut Alanı” kullanımına ayrılmasının planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırı olduğu" yolunda açıklamalarda bulunulmuş ise de, davacı tarafından bu yönüyle planın iptali gerektiği yolunda herhangi bir iddiada bulunulmadığından, konuya ilişkin görüş açıklamaları Dairemizce yapılan hukuka uygunluk incelemesine dahil edilmemiştir.
Bu durum karşısında, davaya konu UİP-40613 plan işlem numaralı Gültepe Bölgesi 1/1000 ölçekli İmar Uygulama İmar Planı Revizyonunun bütününün iptali istemiyle açılan davada, davacı tarafından aykırılık nedeni olarak öne sürülen hususların imar planının bütünüyle iptalini gerektirmeyeceği, bu yönleriyle davaya konu planda şehircilik ve planlama ilkeleri ile kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış, davaya konu planın bütününün iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.
Ayrıca, davaya konu uygulama imar planının dayanağını oluşturan ve İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinin 13.07.2020 günlü, 05/435 sayılı kararıyla kabul edilen NİP-35918315 plan işlem numaralı Gültepe Bölgesi 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planı ve Değişikliğinin bütününün iptali istemiyle açılan davada, dava konusu planın iptali yolunda verilen İzmir 4. İdare Mahkemesi'nin 24/12/2021 günlü, E:2021/27, K:2021/2247 sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusu Dairemizin 28/06/2022 günlü, E: 2022/826 K:2022/1093 sayılı kararı ile kabul edilmiş ve idare mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurularının kabulüne, İzmir 4. İdare Mahkemesi'nin 24/12/2021 günlü, E:2021/368, K:2021/2244 sayılı kararının kaldırılmasına, davanın reddine, aşağıda dökümü yapılan 488,70-TL ilk aşama (dava) yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, dava ve istinaf aşamalarında davalı Konak Belediye Başkanlığınca yapılan 398,05.-TL yargılama giderleri ile aynı aşamalarda diğer davalı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığınca yapılan 398,05.-TL yargılama giderlerinin ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 2.550,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, dava aşamasında Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 2.546,40-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için Mahkemesince ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, Adalet Bakanlığı bütçesinden alınan gider avansından artan miktarın anılan idareye, dava aşamasında Konak Belediye Başkanlığınca fazladan yatırılan 162,10.-TL YD İtiraz Harcının Konak Belediye Başkanlığına, artan posta ücretinin talep edilmesi durumunda derhal, talep edilmemesi halinde ise kararın kesinleşmesinden sonra mahkemesince yatıranlara iadesine, 2577 sayılı Yasanın 45. maddesinin 6. fıkrası kapsamında bulunmayan karara karşı tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay'a temyiz yolu açık olmak üzere, 28/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)