İSTEMİN ÖZETİ: Davacı adına, re'sen tarh edilen 2018/1-12 dönemine ilişkin vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ile 2018/1-3, 4-6, 7-9, 10-12 dönemlerine ilişkin vergi ziyaı cezalı gelir geçici vergileri ve 2018/1-12 dönemine ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle açılan davanın; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 90.maddesi kapsamında gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazların 31.12.2019 tarihine kadar vergi dairelerine beyan edileceği, 1948 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile ilgili Kanun'un geçici 90.maddesinin birinci, üçüncü ve altıncı fıkralarında yer alan sürelerin bitim tarihlerinden itibaren 6 ay uzatılmasına karar verildiği, bu durumda; varlık barışı kapsamında bildirilen veya beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir surette vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamayacağının hüküm altına alınması, bu hükümden faydalanabilmesi için bildirilen ya da beyan edilen tutarlara ilişkin tarh edilen verginin vadesinde ödenmesinin şartlardan biri olması, davacının da belirtilen süreler içerisinde Kağıthane Vergi Dairesi Müdürlüğü nezdinde varlık barışı müessesinden faydalanmak amacıyla ilgili yıllar için matrah beyan etmesi, beyan edilen matrah üzerinden %1 oranında tahakkuk eden verginin süresi içerisinde ödenmesi, dolayısıyla şartların tamamını sağlaması karşısında mali sistemde yerini alan ve mali işletmelerin mali yapılarının güçlendirilmesi amacını taşıyan süreç boyunca elde edilen gelire ilişkin vergisel yükümlülükleri yerine getiremeyen ve bu kapsamda faydalanmak isteyen davacının aynı konuya ilişkin olarak incelenmesi ve tarhiyat yapılmasının yasaya aykırılık teşkil etmesi, yine beyan edilen matrah ve ödenen tutar ile müfettiş tarafından bulunan matrah karşılaştırıldığında davacının fazlasıyla matrah beyan edip vergi ödemesi, idarenin bütünlüğü karşısında Ümraniye Vergi Dairesi Müdürlüğü nezdinde yapılan başvurunun kabul edilmesi, bu yönde verilen bir iptal kararının da bulunmaması, fark olarak ortaya çıkan kısmın da olmaması karşısında davacı adına yapılan dava konusu cezalı tarhiyatlarda ve kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle kabulüne karar veren İstanbul 1. Vergi Mahkemesi'nin 06/12/2021 tarih ve E:2021/1973, K:2021/2726 sayılı kararının davalı idare tarafından; davacının Google firmasından elde ettiği gelirini kayıt ve beyan dışı bıraktığının somut olarak tespit edildiği, yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu iddialarıyla istinaf yoluyla kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf başvurusunda bulunulmaktadır.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma verilmemiştir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Dördüncü Vergi Dava Dairesi'nce; dava dosyası incelenerek davalı idarece yapılan istinaf başvurusu hakkında işin gereği görüşüldü:
Dava; davacı adına, re'sen tarh edilen 2018/1-12 dönemine ilişkin vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ile 2018/1-3, 4-6, 7-9, 10-12 dönemlerine ilişkin vergi ziyaı cezalı gelir geçici vergileri ve 2018/1-12 dönemine ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle açılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1.fıkrasında; idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine başvurulabileceği; 5.fıkrasında, "Bölge İdare Mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hakim tarafından bakılmış olması hallerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge İdare Mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir." hükümleri yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14. maddesinin 3/f fıkrasında, dava dilekçelerinin "husumet" yönünden ilk incelemeye tabi tutulacağı, 6. fıkrasında maddede sayılan hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı belirtilmiş; aynı Kanun'un 15. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, 14.maddenin 3/f bendine göre, davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması halinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğine karar verileceği hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı adına re'sen tarh edilen 2018/1-12 dönemine ilişkin vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ile 2018/1-3, 4-6, 7-9, 10-12 dönemlerine ilişkin vergi ziyaı cezalı gelir geçici vergileri ve 2018/1-12 dönemine ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasına ilişkin ihbarnamelerin Alemdağ Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından düzenlenmesine karşın, davacı tarafından cezalı tarhiyatların ve özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle Sarıgazi Vergi Dairesi Müdürlüğü hasım gösterilmek suretiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin Alemdağ Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından tesis edildiği göz önünde bulundurulduğunda, Mahkemece, hasım düzeltme kararı alınmak suretiyle dosyanın anılan vergi dairesi husumetiyle tekemmülü sağlanarak işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yanlış hasım Sarıgazi Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün hasım mevkiine alınması suretiyle karar verilmesinde usule ve hukuka uyarlık bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 1. Vergi Mahkemesi'nin 06/12/2021 tarih ve E:2021/1973, K:2021/2726 sayılı kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen gerekçe dikkate alınarak yeniden bir karar verilmek üzere 2577 sayılı Yasa'nın 45/5. maddesi uyarınca dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri Mahkemesince yeniden verilecek kararla hüküm altına alınacağından bu konuda ayrıca hüküm kurulmasına gerek olmadığına kesin olmak üzere, 30.03.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)