Bolla ve Diğerleri / İtalya – 44127/09 - 19.5.2015 tarihli Karar [IV. Bölüm]
Olaylar – Beş başvuran aynı ailenin ferdi olup; doğal gaz sektöründe faaliyet göstermekte olan – bünyesinde Erogasmet Holding unvanlı şirketi (altıncı başvuran) de içeren– Erogasmet Şirketler Grubunun Yönetim Kurulu üyeleridir. Başvuran olan holding şirket tarafından yönetilmekte olan Şirketler Grubu, doğal gaz tedariki, nakli, dağıtımı ve depolanması faaliyetlerini yürütmekte olduğu için Erogasmet, “dikey bütünleşik” (birbiriyle ilgili, çeşitli üretim kademelerinde çalışan firmaların girdi sağlamak ve çıktılarına pazar bulmak için tek bir yönetim altında toplanması) bir şirkettir. Avrupa Birliği, 2003/55/E[1] sayılı Direktifi 2003 yılının Haziran ayında kabul etmiştir. Bu Direktif ile, bütünleşik şirketlerde taşımacılık ağından sorumlu yöneticinin, en azından yasal yapısı, oluşumu ve karar verme usulü bakımından, taşımacılığa ilişkin olmayan diğer faaliyetlerden bağımsız olması öngörülmüştür. Bu Direktif, ayrıma tabi tutulan faaliyetleri yöneten bağımsız kuruluşun üyesi olabilecek kişilere ilişkin olarak bir dizi öznel ve nesnel uyuşmazlıkları düzenleyen Hizmetlerin Ayrıştırılmasına İlişkin Tamamlayıcı Metin (“TIU”) aracılığıyla iç hukuka aktarılmıştır.
Başvuranlar, bölge idare mahkemesi nezdinde temyiz başvurusunda bulunmuşlardır. TIU’da düzenlenen uyuşmazlıklar ve aralarındaki aile ilişkileri nedeniyle, Erogasmet Şirketler Grubuna ait şirketlerdeki yöneticilik görevlerini sürdüremeyebileceklerini ve böylece bu şirketlerdeki meslek hayatlarına ilişkin fırsatların sona ereceğini ileri sürmüşlerdir. Bu düzenleme ile, başvuran olan holding şirket ise, bağımsız yönetim organı üyelerini ve aralarında kan bağı veya evlilik bağı bulunan kişileri, çoğunluk hisselere sahip hissedar oldukları şirketlerin yöneticileri olarak atayamayacaktır. Başvuranlar, bu durumun organın denetleme yetkisini sadece hayali bir yetki yaptığını ileri sürmüşlerdir. Holding şirketin hisselerini satmasına yol açabileceğini ve böylece holding şirketi ile kontrolünde bulunan şirketlerin farklı kişilere ait olmasına neden olacağını iddia etmişlerdir.
Hukuki Değerlendirme - 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi: Bir şirket çatısı altında faaliyet gösteren teftiş organlarının üyelerine uygulanabilir olan uyuşmazlık rejiminin, bu şirketin veya yöneticileri ve çalışanlarının mülkiyet haklarına saygı gösterilmesini isteme haklarına müdahale anlamına gelip gelemeyeceğini değerlendirmek gerekli değildi. İddialar doğru olsa ve 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi mevcut davaya uygulanabilir olsa bile, söz konusu şikâyetin, aşağıda yer alan gerekçelerden ötürü, kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir.
İhtilaf konusu uyuşmazlık rejiminin, İtalyan hukukunda TIU olarak adlandırılan yasal bir dayanağının olduğu hususunda herhangi bir itiraz söz konusu değildir. Ayrıca, 2003/55/EC sayılı Direktif’te tavsiye edildiği üzere, taşımacılık ağını yönetmekle sorumlu merciin bağımsız olmasının sağlanması gibi kamu menfaatine yönelik bir amaç güdülmüştür. Devlet, uygulamaya yönelik düzenlemelere karar vermede ve kamu menfaati bakımından söz konusu kanun ile öngörülen amacın güdülmesiyle bu düzenlemelerin sonuçlarının meşru kılınıp kılınmadığını değerlendirmede geniş bir takdir yetkisine sahipti.
TIU’da düzenlenen “öznel” ve “nesnel” uyuşmazlıklar, keyfi veya gerekçesiz değildi. Bu düzenlemelerin amacı, büyük ölçüde, 2003/55/EC sayılı Direktif ile tavsiye edilen bağımsız yönetim organının üyesinin, aile ilişkilerinden, dikey bütünleşik şirketteki konumu veya ekonomik menfaatlerinden ötürü olası bir çıkar çatışması yaşamasını engellemektir. Sadece İtalya’nın Avrupa Birliği hukuku taleplerinin sınırını aşması ve diğer Devletlerin daha az sıkı bir rejim uygulaması gerekçelerine dayanılarak 1 No’lu Prokotol’ün 1. maddesinin ihlalinden söz edilemez.
Ayrıca, ortaya çıkan uyuşmazlıklar, doğası gereği, söz konusu şirket içerisinde organizasyon şemasının yeniden yapılandırılmasını gerektirebilir. Ancak bu, bazı yöneticilerin belirli görevlerden feragat etme veya belirli görevleri yerine getirme yükümlülüğünün mutlaka kişisel ve aşırı bir yük yükleyeceği anlamına gelmemiştir. Aynı durum, şirketin yeni yöneticiler görevlendirmesi ve ilgili masrafları karşılamasına ilişkin olası gereklilik için de geçerlidir.
Son olarak, başvuran olan holding şirketin, uyuşmazlık rejimi dâhil ihtilaf konusu tedbirlerin orantılı olup olmadığına ilişkin değerlendirme yapmış olan idare mahkemelerine başvuruda bulunmak için yeterli zamanı bulunmaktaydı. Ayrıca, bölge idare mahkemesi, TIU’nun bazı hükümlerini iptal etmiştir. Yukarıdaki yargılama süreçlerinden hiçbiri bakımından, başvuran olan holding şirketin, davasını yetkili mahkemeler önüne taşıma fırsatından yoksun kaldığına dair bir bulgu mevcut değildir.
Bu koşullar altında, 1 No’lu Protokolün 1. maddesinin mevcut davaya uygulanabilir olduğu kabul edilse dahi, söz konusu hükmün ihlali söz konusu değildir.
Sonuç: kabuledilemez (açıkça dayanaktan yoksun)
1 No’lu Protokol’ün 1. maddesiyle bağlantılı olarak Sözleşme’nin 14. maddesi: “dikey bütünleşme” kavramı, Erogasmet Şirketler Grubu gibi gaz tedariki ve dağıtımı faaliyetlerinin birlikte gerçekleştirildiği şirketleri kapsar. İşlerin doğası gereği, taşımacılıkla ilgisi olmayan diğer faaliyetlerden bağımsız olarak taşımacılık ağının yönetilmesinden sorumlu bir merciin kurulması ve bu bağımsızlığın etkili olmasını sağlamak amacıyla uyuşmazlık rejiminin oluşturulması gereksinimi sadece bu türden şirketler için uygulanabilmekteydi. Bu nedenle, dikey bütünleşme tanımına dâhil olan şirketler, gaz sektöründeki diğer şirketlerle benzer bir durumda değillerdi.
Sonuç: kabuledilemez (açıkça dayanaktan yoksun).
[1] Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyinin 26 Haziran 2003 tarihli ve 2003/55/EC sayılı, doğal gazda tek pazar oluşturulmasına yönelik ortak kurallara ilişkin Direktifi. 98/30/EC sayılı Direktifi iptal etmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy