AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 67423/11
Serkan BOZKAYA/ Türkiye
Başkan,
Aleš Pejchal,
Hâkimler,
Egidijus Kūris,
Carlo Ranzoni,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 3 Kasım 2020 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
13 Eylül 2011 tarihinde yapılan yukarıda anılan başvuruyu dikkate alarak,
Davalı Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere cevaben başvuran tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran Serkan Bozkaya, 1982 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, Afyonkarahisar’da ikamet etmektedir. Kendisi Mahkeme önünde İstanbul barosuna kayıtlı Avukat K.T. Sağocak tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.Davanın Koşulları
3. Dava konusu olaylar, taraflarca ileri sürüldüğü şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
4. Başvuru konusu olayların gerçekleştiği tarihte başvuran Türk Silahlı Kuvvetlerinde (“ordu”) “uzman çavuş” olarak görev yapmaktaydı. Başvuran 2005 yılından itibaren orduda görev almaktaydı.
5. Başvuran 25 Şubat 2009 tarihinde, diğerlerinin yanında, kaçakçılık konusu eşyaların satışına katılmasına ve astlarını kendi kişisel çıkarı için kullanmak suretiyle görevini kötüye kullanmasına ilişkin askeri ceza soruşturmasında şüpheli sıfatıyla yer almıştır.
6. Askeri disipline aykırı davranıştan bahisle, 5 Temmuz 2010 tarihinde başvuranın disiplin gerekçelerinden ötürü re’sen erken emekliliğe ayrılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuran 14 Temmuz 2010 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi(AYİM) önünde dava açmış ve re’sen emekliye sevk edilmesine itiraz etmiştir. Başvuran, aleyhindeki ceza yargılamaları halen derdest olduğundan, re’sen erken emekliliğe ayrılması kararının yürütmesinin durdurulmasını talep etmiştir.
8. Başvuranın yürütmenin durdurulmasına yönelik talebi 26 Ekim 2010 tarihinde reddedilmiştir.
9. AYİM başvuranın re’sen emekliye sevk edilmesi işleminin iptaline yönelik talebini de 22 Şubat 2011 tarihinde mahkeme tarafından aşağıdaki gerekçelerle reddetmiştir:
Başvuranın re’sen emekliye sevk edilmesi talebi bakımından mahkeme, başvuranın askeri disiplini ihlal edip etmediğini, aldığı ikaz ve cezalara rağmen hareketlerini düzeltip düzeltmediğini ve ordunun ahlaki standartlarına aykırı hareket edip etmediğini dikkate alacaktır.
Başvuranın sicili ışığında mahkeme, başvuranın ordudaki kariyerine 30 Ağustos 2005 tarihinde başladığını ve 30 Ağustos 2007 tarihinde astsubay kıdemli çavuşluğa yükseltildiğini belirtmektedir. Başvurana ilişkin değerlendirmelerde performansının sırasıyla iyi, çok iyi ve mükemmel olduğu belirtilmiştir. Bir sicil döneminde ise bir üstü tarafından başvuran hakkında olumsuz kanaatler belirtilmiştir. Toplamda 16 takdiri mevcut olan başvuran, görev süresi boyunca herhangi bir ikaz veya ceza almamıştır. Başvuran Van Başkale Gelincik [...] Biriminde görev yaptığı sırada 1 Mart tarihinde tutuklanmış ve 6 Mart 2009 tarihinde serbest bırakılmıştır. Başvuran 9 Mart tarihinde tekrar tutuklanmış ve 6 Mayıs 2009 tarihinde serbest bırakılmıştır. [...] Van askeri savcısının iddianamesinde başvuran “[...] çeşitli askeri operasyonlarla bağlantılı olarak el konulan akaryakıt ve atları saklamak ve akabinde bunların satılmasına göz yummak ... kendi kişisel çıkarı için emrindeki erleri define için kazı çalışmasında kullanmak [...dolayısıyla] kaçakçılık konusu eşyayı saklamak ve satmak, suç işlenmesine göz yummak, emrindeki erlere suç işlemeleri için emir vermek” ile suçlanmıştır.
Devletin kamu hizmetinin verimli bir şekilde yürütülmesini sağlamak için tedbirler alma yetkisinin bulunduğu aşikârdır. Bu nedenle, Devlet kamu hizmetini yürütmek üzere istihdam edeceği görevlilerinde belirli nitelikler aramaktadır. Ancak, Devletin kamu yararına artık hizmet etmeyen ve davranışları kamu hizmetinin işleyişine zarar verecek mahiyette olan bir görevlisini bünyesi dışına çıkarması da doğaldır.
Yukarıdaki hususların ışığında mahkeme, başvuranın yukarıda açıklanan ve disipline aykırılık teşkil eden davranışlarından dolayı görevinden alındığı görüşünü benimsemektedir. İşlemin ertelenmesi ve ceza yargılamaların sonuçlanmasını bekleme konusunda herhangi bir yükümlülük söz konusu değildir Ayrıca başvuranın ilgili suçlardan ötürü aleyhindeki ceza yargılamalarının derdest olması veya bu suçların sonradan görevi ihmal olarak nitelendirilip nitelendirilmeyeceği de önem arz etmemektedir; zira [ceza yargılamalarının konusu olan] davranışlar disiplini bozan, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ahlaki standartlarına ve bütünlüğüne aykırı olan ve kamu görevlisi statüsünün kaybını gerektiren davranışlar niteliğindedir. Başvuranın silahlı kuvvetlerde istihdam edilmeye devam edilmesi kamu yararına aykırı olacaktır. Dolayısıyla, başvuran hakkında ihraç işlemi tesis edilmesine Türk Silahlı Kuvvetleri Kanunu’nun 94/b maddesi ve Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 60 ve 61. maddeleri uyarınca karar verildiği dikkate alındığında mahkeme, başvuranın re’sen emekliye sevk edilmesinin hukuka aykırı olmadığı kanaatine varmıştır.”
10. Başvuranın 22 Şubat 2011 tarihli kararın düzeltilmesi talebi 21 Haziran 2011 tarihinde reddedilmiştir.
11. Van Askeri Mahkemesi 18 Temmuz 2012 tarihinde, başvuran ve diğer eski askeri personel bakımından kaçakçılık konusu malların saklanması ve satılması suçlarının görev alanına girmediğini beyan etmiştir. Van Askeri Mahkemesi, söz konusu kişilerin yargılamalar sırasında askerlik statülerini kaybetmiş olduklarını ve kendilerine isnat edilen suçun aynı zamanda sivil suç teşkil ettiğini dikkate alarak, davayı Çaldıran Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir. Van Askeri Mahkemesi ayrıca başvuranın astlarına suç işleme emri verme ve astlarını kendi kişisel çıkarı için kullanma suçundan beraatine karar vermiştir.
12. Çaldıran Ağır Ceza Mahkemesi bilinmeyen bir tarihte davayı incelemeye yetkisinin bulunmadığını beyan ederek dosyayı Başkale Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir.
13. Mahkemenin elindeki son bilgilere göre 8 Mayıs 2018 tarihinde Başkale Ağır Ceza Mahkemesi önündeki ilk derece yargılamalarda, başvuran hakkındaki suçlamalardan beraat etmiştir.İlgili İç Hukuk
14. İlgili zamanda yürürlükteki haliyle Anayasa’nın 125. maddesi aşağıdaki gibidir:
“İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.
Cumhurbaşkanının tek başına yapacağı işlemler ile Yüksek Askeri Şûranın kararları yargı denetimi dışındadır.”
15. Türk Anayasasının 129. maddesinin 2, 3 ve 4. fıkralarında silahlı kuvvetler mensupları dışındaki kamu görevlilerine, savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği öngörülmüştür. Bu fıkralarda ayrıca, uyarı ve kınama hariç disiplin cezalarının yargı denetimi kapsamında olduğu öngörülmüştür. Silahlı Kuvvetler mensupları hakkındaki hükümler saklı tutulmuştur.
16. Olay tarihinde Askeri Personel Kanunu’nun (926 sayılı Kanun) 94 (b) maddesi aşağıdaki şekildeydi:
Disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiyle ayırma
Disiplinsizlik veya ahlaki durumları sebebiyle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmeyen astsubayların hizmet sürelerine bakılmaksızın haklarında T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır.
Bu sebeplerin neler olduğu ve bunlar hakkındaki sicil belgelerinin nasıl ve ne zaman tanzim edileceği, nerelere gönderileceği, inceleme ve sonuçlandırma ile gerekli diğer işlemlerin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı Astsubay Sicil Yönetmeliğinde gösterilir. Bu gibi astsubaylardan durumlarının Yüksek Askeri Şûra tarafından incelenmesi Genelkurmay Başkanlığınca gerekli görülenlerin Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi, Yüksek Askeri Şûra kararı ile yapılır.”
17. Olay tarihinde ordu mensuplarının disiplin gerekçelerinden ötürü re’sen emekliye ayrılmalarına ilişkin yürürlükteki ilgili iç hukuk, Astsubay Sicil Yönetmeliğinin 60. maddesinde düzenlenmiştir. Söz konusu maddesinin ilgili kısımları aşağıdaki gibidir:
“Aşağıdaki sebeplerden biri ile disiplinsizlik veya ahlaki durumları gereği Silahlı Kuvvetlerde kalmaları, son rütbelerine ait bir veya birkaç belge ile anlaşılıp uygun görülmeyen astsubaylar hakkında, hizmet sürelerine bakılmaksızın emeklilik işlemi yapılır:
a. Disiplin bozucu hareketlerde bulunması, ikaz veya cezalara rağmen ıslah olmaması;
b. Hizmetin gerektirdiği şekilde tavır ve hareketlerini ikazlara rağmen düzenleyememesi;
...
e. Silahlı Kuvvetlerin itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerde bulunması:
f. Tutum ve davranışları ile yasa dışı siyasî, yıkıcı, bölücü, irticaî ve ideolojik görüşleri benimsediği, bu gibi faaliyetlerde bulunduğu veya karıştığı anlaşılanlar.
Disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle ayırma sicil belgesinin düzenlenmesinde süre söz konusu olmayıp her zaman düzenlenebilir Sicil üstleri ... sicil belgelerinin temel nitelikler bölümündeki kanaat hanelerine bu maddedeki disiplinsizlik ve ahlaki durumlardan hangisine göre kesin kanaate vardıklarını belirttikten sonra “Silahlı Kuvvetler Kalması Uygun Değildir” kanaatini yazarak imzalar ve gerekli belgeleri ekleyerek, bekletmeden sıralı üstlerinin tümünün kanaatlerinin yazılmasını sağladıktan sonra ilgili Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığı Personel Başkanlığına gönderirler.
...
Personel Başkanlığına gelen bu siciller, ilgili şubelerce karargâhta bulunan dosya ve diğer belgelerle karşılaştırılarak incelenir ve bunlar Kurmay Başkanının başkanlığında personel, istihbarat ve harekât başkanları, personel ve tayin dairesi başkanları ve gerekli gördükleri şube müdürleri ile kıdem, personel yönetim şube müdürleri ve adli müşavir veya hukuk işleri müdüründen oluşan komisyona sevk edilir. Bu komisyon tarafından düzenlenen sicilin kanun ve yönetmeliklere uygunluğu, ekli belgelerin yeterliliği ve geçerliliği yönünden incelendikten sonra bir değerlendirme yapılır. Gerekirse sicil üstlerinin şifahi veya yazılı görüşleri alınır; bilgi veya belge isteğinde bulunulabilir. Komisyon, yapmış olduğu inceleme ve değerlendirme sonucunda almış olduğu kararı, bir tutanak ile ilgili komutanın onayına sunar ve alınacak onaya göre işlem yapar. İlgili komutan tarafından emekliliği uygun görülmeyenlerin sicilleri, mazbata edilerek şahsî dosyalarına konur ve bunların görev yerleri değiştirilir. Emekliliği, ilgili komutan tarafından onaylanan personelin dosyaları, Genelkurmay Başkanlığına gönderilir. Genelkurmay Başkanı tarafından durumları Yüksek Askeri Şûrada görüşülmesi gerekli görülenlerin hakkındaki istemler, ilk Yüksek Askeri Şûra toplantısında gündeme alınarak, hakkında kesin karara varılır ve işlemleri tamamlanır. Genel Kurmay Başkanının, durumlarını Yüksek Askeri Şûrada görüşülmesine gerek görmediği görevlilerin dosyaları, ilgili birimlerine iade edilir ve bu kişiler hakkında ilgili komutanın daha önce verdiği karara göre işlem yapılır.
...”
ŞİKÂYET
18. Başvuran, Sözleşme’nin 6 § 2 maddesi kapsamında, suçlandığı suçlardan ötürü hakkında mahkûmiyet kararı bulunmamasına rağmen ordudaki görevine son verilmesinin masumiyet karinesi hakkını ihlal ettiğinden şikâyet etmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
19. Başvuran, Sözleşme’nin 6 § 2 maddesince güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuştur. İlgili madde aşağıdaki gibidir:
“Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır.”Tarafların Beyanları
20. Hükümet, Sözleşme’nin 6 § 2 maddesi kapsamında ceza yargılamalarının sonucu beklenirken disiplin işlemlerinin durdurulması yönünde bir zorunluluğun bulunmadığını savunmuştur. Mevcut davada Hükümet, başvuran hakkında askeri görevleri kapsamında işlediği iddia edilen eylemler temelinde ceza yargılamalarının başlatılmasının yetkili makamlar için başvuranın ordu ile bağlantısını koparmak için yeterli bir sebep olduğunu ileri sürmüştür. Hükümet, ceza yargılamalarının sonlanmasından önce tereddütlerin ifade edilmesinin Sözleşme’nin 6 § 2 maddesine aykırı düştüğünün düşünülemeyeceğini iddia etmiştir. Bu yüzden Hükümete göre yetkili makamların başvuranın bir suçtan yargılanmasından dolayı başvuranı re’sen erken emekliliğe sevk etmesi söz konusu hükmü ihlal etmemektedir.
21. Başvuran, hakkındaki ceza yargılamalarına konu olaylara ilişkin ayrı ve bağımsız bir disiplin soruşturmasının bulunmadığını ileri sürmüştür. Başvurana göre yetkili makamlar sadece başvuran hakkındaki ceza yargılamaları yüzünden başvuranı erken emekliliğe sevk etmiştir. Mahkûmiyet kararı bulunmamasına rağmen, yalnızca kovuşturulmasından dolayı böylesi bir ciddi sonuçla(erken emekliye ayırma) karşı karşıya kalmasının masumiyet karinesi ilkesi ile uyumlu olamayacağı görüşündedir.Mahkemenin Değerlendirmesi
22. Mahkeme Sözleşme’nin 6 § 2 maddesinin “Bir suç ile itham edilen kimselere uygulandığını ve suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar bu kimselerin masum sayılacağını güvence altına aldığını” not etmiştir. Mahkeme, ceza gerektiren bir suç ile itham edilen kişinin suçluluğu yasal olarak kanıtlanmadan önce bir yargı kararı bu kişinin suçlu olduğu yönünde bir görüş yansıtması halinde Sözleşme’nin 6 § 2 maddesinde öngörülen masumiyet karinesi ilkesini ihlal edeceğini tekrarlamıştır (bkz., diğerlerinin yanı sıra, Allenet de Ribemont / Fransa, no. 15175/89, § 35, Seri A no. 308; Daktaras / Litvanya, no. 42095/98, § 41, AİHS 2000‑X; A.L. / Almanya, no. 72758/01, § 31, 28 Nisan 2005; ve Caraian / Romanya, no. 34456/07, § 74, 23 Haziran 2015). Bizatihi yargı davaları kapsamındaki usuli güvenceler dikkate alındığında, masumiyet karinesi, diğer şartlar arasında, ispat yükü, maddi ve hukuki karineler, kendi aleyhine tanıklık etmeme, yargılama öncesi şeffaflık ve dava mahkemesinin veya diğer kamu görevlilerinin bir sanığın suçluluğuna ilişkin zamansız açıklamaları bakımından şartlar getirir (bk. Allen / Birleşik Krallık [BD], no. 25424/09, § 93, AİHM 2013, kararına atıfla). Bu hususta, masumiyet karinesi yalnızca ceza yargılamaları bağlamında değil, aynı zamanda ceza yargılamaları ile eşzamanlı olarak yürütülen diğer hukuk davalarında veya diğer davalarda ya da disiplin incelemelerinde de ihlal edilebilir (bk. Kemal Coşkun/Türkiye, no. 45028/07, § 41, 28 Mart 2017).
23. Mevcut davaya benzeyen önceki davalarda, Mahkeme, 6 § 2 maddesi hükümlerinin amacının veya etkisinin, disiplin yetkisine haiz olan mercilerin, bir devlet memurunun uygunsuz davranışının usule uygun olarak tespit edildiği durumlarda ceza yargılamalarında itham edilen eylemlerden dolayı yaptırım uygulanmasını önlemek olmadığına karar vermiştir (bk. yukarıda anılan Allen, § 124 ve burada anılan davalar). Mahkeme, Sözleşme’nin bir eylemin hem ceza hem de disiplin soruşturmalarına neden olmasını ya da iki yargılama dizisinin paralel olarak sürdürülmesini engellemediğini yinelemektedir. Mahkeme cezai sorumluluktan aklanmanın bile daha az sıkı bir ispat külfetine dayanarak aynı olaylardan ortaya çıkan hukuki veya diğer sorumluluk türlerinin oluşmasını engellemediğini yinelemektedir (bk. Urat / Türkiye, no. 53561/09 ve 13952/11, § 53, 27 Kasım 2018, daha fazla atıflar ile birlikte). Ancak, nihai bir cezai hükmün yokluğunda, bir disiplin kararının disiplin yargılamalarında başvuran aleyhinde iddia edilen uygunsuz davranıştan dolayı başvurana cezai sorumluluk isnat eden bir ifade içermesi durumunda, bu durum Sözleşme’nin 6 § 2 maddesi kapsamında olan bir konuyu ortaya çıkaracaktır (bk., yukarıda anılan Kemal Coşkun, § 53 ve burada anılan davalar).
24. Meslekten çıkarma işlemleri ve ceza yargılamaları arasında bir bağ olan davalarda masumiyet karinesi ilkesine uyulup uyulmadığını tespit ederken Mahkeme meslekten çıkarma işlemlerinin Sözleşme’nin 6 § 2 maddesince sağlanan güvencelere uygun olup olmadığını ilişkin inceleme gerçekleştirmez. Mahkemenin incelemesi sadece yetkili makamların gösterdiği dayanaklar ve meslekten çıkarma işleminde kullandıkları dil ile sınırlıdır (agy., § 56).
25. Bu yüzden yukarıdaki ilkeler ışığında Mahkeme mevcut davada Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin başvuranın erken emekli edilmesine yönelik (işlemi) onamasına ilişkin gerekçesinin ceza yargılamalarında nihai karara varılmadan önce başvuranın suçlandığı suçları işlediğine dair bir görüş yansıtıp yansıtmadığını tespit etmelidir.
26. Bu kapsamda Mahkeme, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin kararının ilk paragrafının sadece davanın olgusal ve yasal arka planının özetini içerdiğini ve başvuranın ceza yargılamalarında isnat edilen suçları işlediği yönünde bir görüş yansıtmadığını veya (bu duruma ilişkin) ifade içermediğini kaydetmektedir. Sonraki paragrafta kısaca Devletin davranışlarını kamu hizmetinin gerekliliklerin uygun görmediği görevlileri bünyesi dışına çıkarma yetkisine sahip olduğu ifade edilmiştir. Mahkemenin başvuranın erken emekliliğini onayladığı asıl gerekçeyi içeren son paragrafta askeri disiplin bakış açısından başvuranın cezai suçlamalara sebep olan olaylara karışmasının askeri personelden beklenen kusursuzluk ile uyumlu olmadığı iletilmiştir. Bu yüzden yetkili makamların başvuranı yalnızca askeri hizmetin ve başvuranın görevinin gerekliliklerine uygun olmadığına ilişkin fiillerine yönelik cezai soruşturma kapsamında kovuşturulmasından dolayı görevinden aldıkları açıktır. Mahkeme, bu sonucun başvuranın Sözleşme’nin 6 § 2 maddesi kapsamındaki haklarına ilişkin bir ihlal belirtisi göstermediği görüşündedir. Mahkeme, bu kapsamda “şüphe durumu” belirten ve “suçun sabit bulunduğu” kararlar arasında bir ayrım yapılması gerektiğini ve sadece ikinci kategorideki kararların Sözleşme’nin 6 § 2 maddesine aykırı olduğunu hatırlatmıştır (bk., diğerlerinin yanı sıra, Kádár ve Diğerleri / Macaristan (k.k.), no. 84052/17 ve 3 diğerleri, § 14, 26 Mart 2019 ve burada atıfta bulunulan diğer kararlar).
27. Yukarıdakiler ışığında Mahkeme Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından kullanılan gerekçe ve dilin başvuran hakkındaki ceza yargılamalarında isnat edilen suçlara ilişkin başvuranın zamansız bir şekilde “suçlu bulunduğu” anlamını yansıtmadığı görüşündedir (bk., bu davaya uygulanabildiği ölçüde, Orak / Türkiye (k.k.), no. 48997/09, 28 Ocak 2020).
28. Bu yüzden başvuru Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksundur ve Sözleşme’nin 35 § 4 maddesi uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş ve 26 Kasım 2020 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıAleš Pejchal
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy