Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2009-3-268 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 10-18/199-75
Karar Tarihi : 18.2.2010
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
10
Başkan : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ(İkinci Başkan)
Üyeler : Mehmet Akif ERSİN, İsmail Hakkı KARAKELLE, Doç. Dr.
Cevdet İlhan GÜNAY, Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER: Zeynep MADAN, Çağlar Deniz ATA
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : Kültür Market
26 Haziran A.K.M. Karşıyaka/Tokat
20
D. HAKKINDA ÖNARAŞTIRMA YAPILAN:
British American Tobacco Türkiye A.Ş.
Vekogiz Plaza Meydan Sok. No:3 B:1 Maslak/İstanbul
E. DOSYA KONUSU: British American Tobacco Türkiye A.Ş. (BAT)’ye ait
tanıtım rafı kullanmayı kabul etmemesi nedeniyle, BAT’ın şikâyetçiye Kent ve
Polo markalı ürünleri vermeyerek rekabeti bozduğu iddiası.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Başvuruda özetle, BAT’ın satış noktasına kendisine ait satış
rafı konulmasını talep ettiği, talebi kabul etmeyen noktaya Kent ve Polo markalı 30
ürünleri sağlamaktan kaçındığı iddia edilmektedir.
G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 21.12.2009 tarih, 9093 sayı ile giren
başvuru üzerine hazırlanan 24.12.2009 tarih ve 2009-3-268/İİ-09-ÇDA sayılı İlk
İnceleme Raporu Rekabet Kurulu’nun 6.1.2010 tarih ve 10-01/16-M sayılı
toplantısında görüşülmüş ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun
çerçevesinde soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının belirlenmesi amacıyla,
Kanun’un 40/1. maddesi uyarınca önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir. İlgili
karar uyarınca yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 10.2.2010 tarih ve 2009-3-
268/ÖA-10-ZM sayılı Önaraştırma Raporu 12.2.2010 tarih, REK.0.07.00.00-110/42 40
sayılı Başkanlık önergesi ile 10-18 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara
bağlanmıştır.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Raporda; şikâyete konu olay hakkında 4054
sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına yer olmadığı ve
şikâyetin reddinin gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşıldığı ifade edilmiştir.
50
10-18/199-75
2
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Sektöre İlişkin Bilgiler
Türkiye’de sigara tüketiminin tamamı uzun yıllar TEKEL’in üretimiyle karşılanmış,
1983 yılından itibaren bazı yabancı sigaralar TEKEL tarafından ithal edilip satılmaya
başlanmıştır. 1986 yılında yürürlüğe giren 86/10911 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla
tütün mamullerinin üretim, dağıtım ve satışında devlet tekeli kaldırılmış ve 1991
yılında yayımlanan 91/1755 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla özel sektör tarafından
üretilen sigaraları fiyatlandırma yetkisi üretici firmalara verilmiştir. Diğer bir deyişle, 60
fiyatlandırma konusunda ülkemizde faaliyet gösteren özel firmalara kendi fiyatını
belirleme hakkı tanınmıştır. Böylelikle, Philip Morris ve R.J. Reynolds firmaları
Türkiye'de kendi tesislerini kurarak faaliyete başlamışlardır. 2002 yılının son
aylarında da BAT firması sigara sektöründe faaliyet göstermeye başlamıştır.
3.1.2002 tarih ve 4733 sayılı Kanun’un 6. maddesi; “Türkiye’de tütün mamulleri
üretmek isteyenlerin yıllık üretim kapasitesi tek vardiyada sigara için iki milyar adet,
diğer tütün mamulleri için ise on beş tondan az olmayan, tütün hazırlama bölümleri
dâhil tam ve yeni teknoloji ile tesisler kurmaları şarttır.” şeklindedir. Yer verilen bu
hüküm gereğince, sigara üretebilmek için kurulacak tesisin belirli kapasitede, entegre 70
ve yeni teknoloji ile donanmış olma zorunluluğunun bulunması, sigara pazarında
önemli bir giriş engeli yaratmaktadır. Öte yandan, 4207 sayılı “Tütün Mamullerinin
Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun” ile sigara ve diğer tütün mamullerinin
reklamının ve bu ürünlere ilişkin her türlü promosyon faaliyetinin yasak olması da
pazara giriş engeli yaratan bir diğer durumdur. İthalat için öngörülen belli bir yurt içi
satış adedi zorunluluğu ve faaliyetin çeşitli aşamaları için alınması gerekli olan
lisanslar, pazara girmek isteyen teşebbüslerin karşılaştıkları temel güçlükler olarak
ayrıca sıralanabilir. Söz konusu pazara giriş engellerine rağmen Türkiye’de sigara
pazarındaki rekabet ortamında, TEKEL Sigara’nın özelleştirilmesi ile birlikte son
yıllarda önemli değişiklikler yaşanmıştır. 80
I.2. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
Şikâyete konu edilen, mal vermeyi reddetme eylemine ilişkin olarak öncelikle
belirtilmesi gereken husus, piyasa ekonomisi modelinde aslolanın teşebbüslerin
kendi iradeleri ile davranma özgürlüğü olduğudur. Bu nedenle bir teşebbüsün
ürünlerini kime satıp satmayacağı konusunda serbest iradesi ile karar verme hakkına
sahip olduğu kural olarak kabul edilmektedir.
4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddelerinde iki farklı ana rekabet ihlali biçimi 90
düzenlenmiş bulunmaktadır. 4. maddede birden fazla sayıda teşebbüsün aralarında
anlaşma, uyumlu eylem veya teşebbüs birliği kararı neticesinde rekabet ihlali
gerçekleştirmeleri yasaklanmıştır. Teşebbüslerin tek taraflı olarak gerçekleştirdikleri
uygulamaları Kanun’un 4. maddesi kapsamında ihlal olarak değerlendirmek mümkün
değildir. Başvuruda BAT tarafından temin edilmediği ileri sürülen Kent markalı sigara
BAT tarafından üretilirken Polo markalı sigara ise bir diğer sigara üreticisi olan
Imperial Tobacco (IT) tarafından üretilmektedir. Bununla birlikte mevcut olayda,
şikâyetçiye Kent’in yanı sıra Polo markalı sigaraların temin edilmemesinin IT ile
birlikte hareket edilerek yapıldığına dair herhangi bir emare mevcut değildir.
10-18/199-75
3
Dolayısıyla, BAT’ın söz konusu uygulamalarını 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi 100
kapsamında değerlendirilmesi için somut bir neden yoktur.
Diğer yandan, teşebbüslerin tek taraflı olarak gerçekleştirdikleri mal vermeyi
reddetme uygulamaları, 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında ele
alınmaktadır. 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi hâkim durumdaki bir teşebbüsün bu
durumunu kötüye kullanmasını yasaklamaktadır ve teşebbüslerce gerçekleştirilen
mal vermeyi reddetme şeklindeki uygulamaları bazı durumlarda kötüye kullanma
olarak değerlendirmek mümkün olabilmektedir. Ancak, bu tür bir değerlendirme
yapabilmek için öncelikle söz konusu teşebbüsün ilgili pazarda hâkim durumda
olması gerekmektedir. Hâkim durumda olmayan teşebbüslerin gerçekleştirecekleri bu 110
tip uygulamaları, 4054 sayılı Kanun kapsamında kötüye kullanma olarak
değerlendirmek mümkün değildir. Ayrıca, teşebbüs hâkim durumda olsa dahi her mal
temin edilmemesi halinin doğrudan kötüye kullanma olduğundan söz edilemez. Zira
mal vermeyi reddetme şeklindeki bir uygulamanın kötüye kullanma olarak
değerlendirilebilmesi için teşebbüsün amacının rakiplerinin faaliyetlerini zorlaştırmak
olduğunun ve objektif bir gerekçesi olmadığının ispatlanması gerekmektedir.
Hâkim durumun kötüye kullanılmasına ilişkin yapılan bir analizde, şikâyete konu
teşebbüsün hâkim durumda olup olmadığı belirlenerek incelemeye başlanabileceği
gibi, başlangıç olarak şikayete konu eylemin bir kötüye kullanma hali içerip içermediği 120
de irdelenebilir.
Öncelikle şikâyete konu eylemin bir kötüye kullanma hali içerip içermediğine
bakıldığında üzerinde durulması gereken ilk nokta, şikâyete konu olan teşebbüsün
eyleminde alt pazardaki teşebbüsleri piyasadan çıkarma niyeti olup olmadığıdır.
Niyetin belirlenmesinde ise üst pazarda faaliyet gösteren teşebbüsün alt pazarda da
faaliyetinin olup olmadığı belirleyici bir unsurdur. Hâkim ya da tekel konumunda
bulunan üst pazardaki dikey olarak bütünleşmiş bir sağlayıcı, rekabeti kısıtlayan
eylemleri nedeniyle alt pazardaki rakiplerinin piyasa dışına çıkmasından
yararlanacağı için bu eylemlerinde rakiplerini piyasadan dışlama niyeti 130
taşıyabilecektir. Şöyle ki, üst pazarda hâkim durumda olan sağlayıcı, alt pazarda
faaliyet gösteren rakiplerine daha yüksek fiyattan mal veya hizmet sağlayarak ya da
tamamen mal veya hizmet vermeyerek rakiplerinin alt pazardaki faaliyetlerini
zorlaştırır ve maliyetlerini artırırsa, dikey olarak bütünleştiği alt pazardaki teşebbüsü
üzerindeki rekabetçi baskı azalacaktır. Azalan rekabetçi baskı sonucu, alt pazardaki
faaliyetleri için rekabetçi fiyatın üstünde fiyat belirleyebilecek, hatta bu durum üst
pazardaki hâkim durumun alt pazara genişletilebilmesini sağlayacaktır. Bu nedenle
hâkim ya da tekel konumda bulunan dikey olarak bütünleşmemiş bir sağlayıcının, alt
pazardaki rekabeti bozma veya bir alıcıyı diğerine göre avantajlı konuma getirme
niyetine sahip olması, ekonomik açıdan rasyonaliteye sahip olmaması dolayısıyla 140
pek de olası değildir. Şikâyete konu olayda BAT dikey olarak bütünleşmiş bir
teşebbüs olmayıp, alt pazardaki rekabetin ortadan kalkmasından herhangi bir yarar
elde etmeyecek, aksine rekabetin sınırlı olduğu bir alt pazar BAT’ın pazarlık gücünü
olumsuz etkileyecektir. Bu sebeple dosya konusu olayda BAT’ın şikâyetçiyi
piyasadan dışlama amacı olmadığı kanaatine varılmıştır.
Teşebbüsün objektif gerekçesinin olup olmadığı incelendiğinde ise BAT’ın Kent
markalı ürünlerini pazarda farklı ve üst bir seviyede konumlandırmaya çalıştığı, bu
nedenle ilgili ürünün özel teşhir şartlarına sahip noktalar dışında satılmamasına
10-18/199-75
4
yönelik bir pazarlama stratejisi izlediği görülmüştür. Nitekim başvuruda da belirtildiği 150
üzere BAT, tanıtım standı olmayan noktalara sadece bu markayı (Kent) vermekten
kaçınmakta, diğer ürünleri ise temin etmeye devam etmektedir.
Yukarıda yer verilen bilgi ve değerlendirmeler çerçevesinde; BAT’ın şikâyetçiye Kent
markalı ürünleri temin etmemesinin objektif gerekçelerinin bulunduğu, bir diğer
deyişle BAT’ın şikâyetçiyi piyasadan dışlama niyeti olmadığı, bu sebeple şikâyete
konu olayın bir kötüye kullanma hali olmadığı ve dolayısıyla hâkim durum analizine
gerek görülmeksizin, eylemin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında olmadığı
sonucuna ulaşılmıştır.
160
J. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre;
Dosya konusu iddialara ilişkin olarak 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca
soruşturma açılmasına gerek olmadığına, şikâyetin reddine OYBİRLİĞİ ile karar
verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy