AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 44019/09, 44019/09, 44020/09, 45862/09, 46048/09, 47980/09, 47981/09, 47983/09, 47984/09, 47986/09, 48052/09, 66224/09
Fatma BUCAK ve diğerleri / Türkiye
Başkan
Françoise Tulkens,
Yargıçlar
Ireneu Cabral Barreto,
Danutė Jočienė,
Dragoljub Popović,
András Sajó,
Işıl Karakaş,
Guido Raimondi,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith’in katılımıyla 18 Ocak 2011 tarihinde Daire halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölümü) yukarıda anılan başvuruları göz önünde bulundurarak, yapılan müzakereler neticesinde aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
İsimleri aşağıdaki tabloda yer alan başvuranlar Türk vatandaşlarıdır ve Mahkeme önünde, Mersin’de görev yapan avukatlar A. Aktay, T. Akkıllıoğlu, Ö. Yıldız ve F. İrişik tarafından temsil edilmektedirler.Davanın koşulları
Başvurunun kendine özgü koşulları, başvuranlar tarafından ifade edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir:
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü (Bundan sonra metinde “İdare” olarak anılacaktır.) Tarsus ilçesine bağlı Ulaş ve Meşelik köylerinde bulunan çok sayıda taşınmazın yol yapımı nedeniyle kamu yararına istimlâk edileceğini bildirmiştir. Başvuranların, tapu kütüğünde tarım arazisi olarak kaydedilen taşınmazları söz konusu proje kapsamında kısmen kamulaştırılmıştır.
Taraflar arasında kamulaştırma bedeli hakkında anlaşma sağlanamadığından, İdare, Tarsus Asliye Hukuk Mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti (ve tescil) davası açmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesince icra edilen keşif sonucu hazırlanan bilirkişi raporları doğrultusunda, dava tarihindeki mülklerin değerine göre hesaplanan ve başvuranlara ödenecek olan kamulaştırma bedeli tespit edilmiş ve bu meblağlar ilk derece mahkemesi karar tarihi itibariyle gecikme faizi olmaksızın başvuranlara ödenmiş ve tapu kayıtları İdare adına tescil edilmiştir.
Yargılamanın bu bölümünde yapılan bilirkişi incelemeleri sırasında, bilirkişiler taşınmazların kamulaştırılmayan diğer kısımları üzerinde ki etkilerini değerlendirmiş ve 45862/09, 47980/09 ve 48052/09 sayılı başvurulara ilişkin davalarda, kamulaştırılmayan kısımların, kamulaştırma nedeniyle değer kaybına uğradığı ve bu bağlamda tazminat ödenmesinin uygun olacağı kanaatine varmışlardır. Bilirkişiler, diğer başvuranların davalarında, kalan arazilerin tarımsal kullanım bütünlüğünü korumaları nedeniyle, kamulaştırılmayan kısımların değer kaybına uğramadıkları kanaatine varmışlardır. Başvuranların avukatları bu iki rapora itiraz etmiş; tazminat tutarlarının, kamulaştırılan mülklerin değerinin altında tespit edildiğine işaret ederek bilhassa kamulaştırılmayan kısımlar nedeniyle yaşanan değer kaybının gereğince belirlenmediğini ifade etmişlerdir. Başvuranların avukatlarına göre, kamulaştırma nedeniyle, arazilerin kullanım bütünlüğü bozulmuştur.
Yargıtay, hesap hatası nedeniyle ilk derece mahkemesi kararlarını bozmuştur. Yargıtay, bilhassa, bilirkişilerin 2007 yılı yerine 2006 yılına ait verileri dikkate aldıklarını ve işletme değerinin hesaplamasında bazı unsurları göz önünde bulundurmayı ihmal ettiklerini tespit etmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi, bozma kararının ardından, Yargıtay tarafından tespit edilen hataların düzeltilmesi amacıyla yeniden bilirkişi incelemeleri yapılmasına karar vermiş ancak başvuranlar söz konusu bilirkişi raporlarına da itiraz etmişlerdir. Asliye Hukuk Mahkemesi, yapılan yeni bilirkişi incelemeleri ışığında, ilgililere daha önce ödenen kamulaştırma bedellerini az bir miktar indirerek fazla ödenen kısmın iadesine karar vermiştir. Yargıtay, bu son kararları onamıştır.
Her yargılamaya ilişkin ayrıntılar aşağıdaki tabloda yer almaktadır.
No
Başvuru numarası ve tarihi
Başvuranın adı
Doğum tarihi
İkametgâhı
Mahkemeye başvuru tarihi
İlk karar tarihi
Tazminat miktarı
Tazminatın değer kaybı
Kamulaştırılan alan
(Kamulaştırılmayan kısmın muhtemel değer kaybı)
Yargıtay karar tarihi
İkinci karar tarihi
Tazminat miktarı
Onama kararı tarihi
44019/09
7 Ağustos 2009
Fatma BUCAK
01/05/1949 - Tarsus
Emine APAYDIN
23/04/1952 - Tarsus
Mehmet TAPLI
10/05/1942 - Tarsus
Mahkemeye başvuru tarihi: 2 Nisan 2007
İlk karar tarihi: 12 Aralık 2007
Tazminat miktarı:
11 621 Türk lirası (“TRY”)
Değer kaybı: % 4,62
Kamulaştırılan alan: 3560 m2’nin 988m2 si
17 Mart 2008
İkinci karar:
28 Kasım 2008
Düzeltilmiş meblağ: 10 702 TRY
Onama kararı: 2 Mart 2009
44020/09
7 Ağustos 2009
Ali TENEKE
18/03/1942 - Tarsus
Mahkemeye başvuru tarihi: 1Şubat2007
İlk karar tarihi: 28 Aralık 2007
Tazminat miktarı: 25 245 TRY
Değer kaybı: %6,85
Kamulaştırılan alan: 12 800 m2 nin 1 259 m2 si
Yolla ikiye bölünen taşınmaz: 8 918m2 ve 2 614m2)
31 Mart 2008
İkinci karar:
28 Kasım 2008
Düzeltilmiş meblağ:
24 726 TRY
Onama kararı: 2 Mart 2009
45862/09
1Ağustos 2009
İbrahim SARI
28/05/1933 - Tarsus
Mahkemeye başvuru tarihi: 6 Şubat 2007
İlk karar tarihi: 12 Aralık 2007
Tazminat miktarı: 42 003 TRY
Değer kaybı: %6,85
Kamulaştırılan alan: 6 850 m2nin 2 854 m2 si
Yolla ikiye bölünen arazi: 566 m2 ve 3 430 m2)
Bilirkişi raporları: Kamulaştırılmayan 566 m2 lik kısmıyla ilgili % 20’lik değer kaybı
24 Mart 2008
İkinci karar:
28 Kasım 2008
Düzeltilmiş meblağ: 33 760 TRY
(Yargıtay kararı gereğince değer kaybını %10’a sabitleyen bilirkişi raporu)
Onama kararı:
23 Şubat 2009
46048/09
17 Ağustos 2009
Fazilet AYDIN
18/04/1944 - Tarsus
Mahkemeye başvuru tarihi: 29 Ocak 2007
İlk karar tarihi: 12 Aralık 2007
Tazminat miktarı: 19 859 TRY
Değer kaybı: %7,31
Kamulaştırılan alan: 3 075 m2 nin 1 808 m2 si
17 Mart 2008
İkinci karar:
28 Kasım 2008
Düzeltilmiş meblağ:
18 177 TRY
Onama kararı:
2 Mart 2009
47980/09
1Ağustos 2009
Vefa SARI
15/01/1968 - Konya
Mahkemeye başvuru tarihi: 12Şubat2007
İlk karar tarihi: 12 Aralık 2007
Tazminat miktarı: 27 142 TRY
Değer kaybı: %6,85
Kamulaştırılan alan: 6 400 m2 nin 2 369 m2 si
Yolla ikiye bölünen arazi: 355 m2 ve 3 676 m2)
Bilirkişi raporları: Kamulaştırılmayan 355 m2 alanda % 20 değer kaybı
24 Mart 2008
İkinci karar:
28 Kasım 2008
Düzeltilmiş meblağ:
24 798 TRY
Onama kararı:
23 Şubat 2009
47981/09
1 Ağustos 2009
Reşat ÇÖP
23/12/1970 - Tarsus
Mahkemeye başvuru tarihi: 30 Ocak 2007
İlk karar tarihi: 12 Aralık 2007
Tazminat miktarı: 17 504 TRY
Değer kaybı: %7,31
Kamulaştırılan alan: 3 050 m2 nin1 600 m2 si
31 Mart 2008
İkinci karar:
28 Kasım 2008
Düzeltilmiş meblağ:
16 016 TRY
Onama kararı:
23 Şubat 2009
47983/09
1Ağustos 2009
Lutfi ŞİMŞEK
01/01/1956 - Mersin
Mahkemeye başvuru tarihi: 2 Mart2007
İlk karar tarihi: 12 Aralık 2007
Tazminat miktarı: 8 873 TRY
Değer kaybı: %5,88
Kamulaştırılan alan: 3 920 m2 nin 684 m2 si
17 Mart 2008
İkinci karar:
28 Kasım 2008
Düzeltilmiş meblağ:
8 237 TRY
Yargıtay kararı:
2 Mart 2009
47984/09
1Ağustos 2009
Hasan KÜRKLÜ
21/05/1930 - Tarsus
Mahkemeye başvuru tarihi: 1Şubat2007
İlk karar tarihi: 12 Aralık 2007
Tazminat miktarı: 606 TRY
Değer kaybı: %6,85
Kamulaştırılan alan: 27 m2 sur 1 425 m2
17 Mart 2003
İkinci karar:
28 Kasım 2008
Düzeltilmiş meblağ:
539 TRY
Yargıtay kararı:
23Şubat2009
47986/09
1 Ağustos 2009
Rahime TENEKE
10/04/1932 - Tarsus
Mahkemeye başvuru tarihi: 6Şubat2007
İlk karar tarihi: 12 Aralık 2007
Tazminat miktarı: 13 182 TRY
Değer kaybı: %6,85
Kamulaştırılan alan: 11 600 m2 nin 1 205 m2 si
Yolla ikiye bölünen arazi: 8 787 m2 ve 1 608m2)
7 Nisan 2008
İkinci karar:
28 Kasım 2008
Düzeltilmiş meblağ:
13 102 TRY
Yargıtay kararı:
23 Şubat 2009
48052/09
6 Ağustos 2009
Habibe AYDIN
01/01/1926 - Mersin
Fatma DİNÇER
15/04/1949 - Mersin
Nuray KARA
07/01/1955 - Mersin
Ferihan ÖZDEMİR
26/07/1958 - Mersin
Şaip AYDIN
20/03/1962 - Mersin
Nurşen ŞAHİN
01/08/1966 - Mersin
Ayşe TOMARZA
13/08/1967 - Mersin
Mahkemeye başvuru tarihi: 2Mart2007
İlk karar tarihi: 12 Aralık 2007
Tazminat miktarı: 11 671 TRY
Değer kaybı: %5,88
Kamulaştırılan alan: 1 275 m2 nin983 m2 si
Bilirkişi raporları: Kamulaştırılmayan kısımda (292 m2) %20 değer kaybı
17Mart2008
İkinci karar:
28 Kasım 2008
Düzeltilmiş meblağ:
10 703 TRY
Yargıtay kararı:
2Mart2009
66224/09
7 Aralık 2009
Emine YILIK
09/10/1946 - Tarsus
Tahsine ÇELİKTAŞ
20/03/1939 - Tarsus
Ahmet KARABACAK
11/10/1966 - Tarsus
Sahra ÇORAK
21/08/1956 - Tarsus
Mahkemeye başvuru tarihi: 16Mart2007
İlk karar tarihi: 12 Aralık 2007
Tazminat miktarı: 39 723 TRY
Değer kaybı: %5,88
Kamulaştırılan alan: 31 500 m2 nin3 631 m2 si
Yolla ikiye bölünen arazi: 26 268 m2 ve 1 601 m2)
21 Nisan 2008
İkinci karar:
28 Ocak 2009
Düzeltilmiş meblağ:
36 346 TRY
Onama kararı:
8 Haziran 2009
İlgili iç hukuk kuralları ve uygulaması
İlgili iç hukuk kuralları ve uygulaması Yetiş ve diğerleri / Türkiye (No.40349/05, §§ 22-24, 6 Temmuz 2010) kararında yer almaktadır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 12. maddesine göre, kısmi kamulaştırma durumlarında, kamulaştırma tazminatının hesaplanmasında kamulaştırılan kısmın yanı sıra arazinin geriye kalan kısmının da olası değer kaybı dikkate alınmaktadır. Tarım arazileri söz konusu olduğunda, bilirkişiler, kalan kısımlarda kamulaştırmanın etkilerini değerlendirirken arazinin bu kısmının hangi durumlarda diğer amaçlara tahsis edileceğini araştırmaktadırlar.
Türkiye İstatistik Kurumu () tarafından yayımlanan tüketici fiyat endeksinden hareketle çalışan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası () enflasyon hesaplama aracına göre, başvuranların tazminatında, mahkemeye başvuru tarihi ile ilk karar tarihi arasında meydana gelen değer kaybı yukarıdaki tabloda belirtildiği şekildedir.
ŞİKÂYETLER
1. Başvuranlar, Sözleşme’nin 6. maddesi ile 1 No.lu Ek Protokolün 1. maddesini ileri sürerek, yetkililer ödeme yaptıkları sırada, taşınmazlarının gerçek değerine uygun tazminat alamadıklarını iddia etmektedirler. Başvuranlar, mülklerinin rayiç bedelinin belirlendiği tarih ile kamulaştırma tazminatının ödendiği tarih arasında uzun bir zaman geçtiğini iddia etmekte ve bu süre boyunca kamulaştırma tazminatı nedeniyle maruz kalınan değer kaybından şikâyet etmektedirler. Başvuranlara göre, Kamulaştırma Kanununun 10. maddesi uyarınca, tazminatların üç buçuk aylık süre içinde belirlenmesi ve yerel mahkemelerin, Anayasa’nın 46. maddesiyle öngörülen en yüksek faiz oranını uygulaması gerekmekteydi.
2. Başvuranlar, bahsi geçen Sözleşme maddeleri açısından, taşınmazın kamulaştırılmayan kısımlarının, kamulaştırma nedeniyle önemli ölçüde değer kaybına maruz kaldığını ifade etmekte ve söz konusu değer kaybının gereğince tazmin edilmediğinden şikâyet etmektedirler. Başvuranlar, taşınmazlarının kamulaştırılmayan kısmında işletme masrafı artışı olduğunu iddia etmektedirler. Başvuranlar son olarak, yeni yolun yüksekliği nedeniyle, eski yol ile yeni yolun güneyinde bulunan taşınmazları arasında artık bağlantı bulunmamasından şikâyet etmektedirler. Başvuranlar, söz konusu tarihte yol olmadığından yapılan keşifler sırasında bu hususun göz önünde bulundurulmadığını belirtmektedirler. Başvuranlar, Ouzounoglou/Yunanistan (No. 32730/03, 24 Kasım 2005) ve Athanasiou ve diğerleri /Yunanistan (No. 2531/02, 9 Şubat 2006) davalarına atıfta bulunmaktadırlar.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
1. Başvuranlar, kamulaştırma bedellerinin, söz konusu bedellerin belirlendiği tarih (mahkemeye başvuru tarihi) ile ödeme tarihi (ilk kararlar) arasında değer kaybettiğinden şikâyet etmektedirler. Başvuranlara göre, bu bedeller, Anayasa’nın 46. maddesi uyarınca gecikme faiziyle birlikte ödenmeliydi.
Mahkeme söz konusu şikâyeti 1 No.lu Protokolün 1. maddesi açısından inceleyecektir.
İlgili şahısların yasaya uygun bir şekilde mülklerinden yoksun
bırakıldıklarına ve kamulaştırmanın meşru bir kamu yararı amacı
taşıdığına itiraz edilmemektedir. Bu itibarla, somut olayda 1 No.lu Protokolün 1. maddesinin birinci paragrafının ikinci cümlesi uygulanmaktadır (bk. diğerleri arasından, Aka/Türkiye, 23 Eylül 1998, § 43, Kararlar ve Hükümler Derlemesi 1998-VI). Geriye, bu yasal mülkten mahrum bırakma kapsamında başvuranların üzerine orantısız ve aşırı bir yük binip binmediğinin araştırılması kalmaktadır.
Mahkeme, Anayasa’nın 46. maddesinin başvuranın durumuna uygulanmaması konusunda, bu hükme göre ödenmesi gereken kamulaştırma bedeline, ödenmeme nedeni ne olursa olsun, kamu alacaklarına uygulanan en yüksek oranda gecikme faizinin ilave edileceğini kaydetmektedir. Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, Anayasanın 46. maddesinde öngörülen oran, ancak mahkemece belirlenmiş ve kesinleşmiş bir bedel olduğu ve bu bedelin ödenmediği durumlarda uygulanmaktadır. Oysa mevcut davada böyle bir durum söz konusu değildir. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından belirlenen kamulaştırma bedelleri başvuranlara ilk karar tarihinde peşin olarak ödenmiştir. Dolayısıyla, ilgili şahıslar iç hukukta Anayasanın 46. maddesinin uygulanmasını talep edemezler (bk. bu anlamda, Yetiş ve diğerleri, yukarıda anılan, § 46).
Mahkeme, kamulaştırma bedellerinin değer kaybıyla ilgili olarak, kullanılan yöntemler ile izlenen amaç arasında makul orantılılık ilişkisine riayet edildiğinden ve başvuranlara ölçüsüz bir yük yüklenmediğinden emin olmalıdır.
Mahkeme bu bağlamda, her türlü mülkiyete saygı hakkı ihlalinin toplumun genel menfaatleri ile bireyin temel haklarının korunması arasında “adil bir denge” gözetmesi gerektiğini hatırlatmaktadır (bk., diğerleri arasından, Sporrong ve Lönnroth/İsveç, 23 Eylül 1982, § 69, seri A no 52). İhtilaf konusu tedbirin istenen “adil dengeye” riayet edip etmediğini ve bilhassa başvuranlar üzerine orantısız bir yük yükleyip yüklemediğini belirlemek için, ulusal mevzuatta öngörülen tazminat ödenmesine dair düzenlemelerinin göz önünde tutulması gerekmektedir. Mahkeme bu bağlamda, mülkün değeriyle orantılı makul bir tazminat ödenmeden bir mülkten mahrum bırakmanın kural olarak ağır bir ihlal teşkil ettiğini yinelemektedir (Papachelas/Yunanistan, No. 31423/96, AİHM 1999-II, 48).
Mahkeme, İdarenin, başvuranlara ödenecek kamulaştırma bedellerinin tespiti amacıyla farklı tarihlerde Asliye Hukuk Mahkemesinde davalar açtığını kaydetmektedir. Bu yargılamalar kapsamında, mahkeme bilirkişi incelemesi yapılmasına karar vermiş; yapılan incelemeler akabinde düzenlenen raporlar sonucunda kamulaştırma bedelleri belirlenmiştir. Bilirkişiler bunun için, kamulaştırılan taşınmazların, mahkemeye başvuru tarihindeki değerini hesaplamışlardır. Asliye Hukuk Mahkemesi, ilk karar tarihlerinde, kamulaştırma bedellerinin başvuranlara ödenmesine ve taşınmazların İdare adına tapu kaydında tesciline karar vermiştir.
Mahkeme, kamulaştırma bedelinin değer kaybı sorununu daha önce Yetiş ve diğerleri davasında incelediğini ve dikkate değer bir kayıp nedeniyle (Kamulaştırma bedelinin başvuranlara iki seferde ödenmesi nedeniyle % 14,68 ve % 43 değer kaybı yaşanmıştır.) 1 No.lu Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatmaktadır. Mahkeme, bu durumun ilgilere, mülkiyet hakkının korunması ve genel menfaat gerekleri arasında olması gereken adil dengeyi bozan orantısız ve aşırı bir yük yüklediği kanaatine varmıştır.
Mahkeme, bununla birlikte, mevcut davaların koşullarının Yetiş ve diğerleri davasındaki koşullardan iki bakımdan farklı olduğu kanısındadır.
Mahkeme, öncelikle somut olayda başvuranlara ödenen kamulaştırma bedelinin, söz konusu dönem boyunca gözlenen enflasyon da dikkate alındığında belirgin bir değer kaybının yaşanmadığını saptamaktadır. Esasen, bu dönem boyunca gözlemlenen en yüksek değer kaybı % 7.31’i geçmemektedir; burada Yetiş ve diğerleri davasında gözlemlenen oranın (% 14,68 ve % 43) açıkça çok aşağısında bir oran söz konusudur.
Mahkeme ayrıca, başvuranların, Yetiş ve diğerleri davasından farklı olarak, söz konusu dönem boyunca mülklerini kullanmaya devam ettiklerini kaydetmektedir. Kamulaştırılan alanların yargılama sürecince arazi sahipleri tarafından kullanılmaya devam edilmesinin, tek başına, kamulaştırma bedelinin uğradığı değer kaybını telafi etmeye her zaman elverişli olmadığı doğru olsa da, bu somut olayda olduğu gibi, her davanın koşullarına göre göz önünde bulundurulacak bir unsur söz konusudur (Yetiş ve diğerleri, yukarıda anılan, §§ 52-53). Oysa somut olayda, Mahkeme, başvuranlar tarafından taşınmazlarının yukarıda inceleme konusu yapılan dönem boyunca (yani sekiz ila on bir aylık dönemler) kullanılmasının, değer kaybını tümüyle karşılamasa bile kamulaştırma bedellerinin değer kaybını yeterli oranda karşıladığı kanısındadır.
Bu koşullar ve 1 No.lu Protokolün ulusal makamlara tanıdığı takdir yetkisi göz önüne alındığında Mahkeme, başvuranlara ödenen meblağın kamulaştırılan mülklerin değeriyle orantılı olduğunu değerlendirmektedir kanısındadır (bk. mutatis mutandis, yukarıda anılan Papachelas kararı, § 49). Mahkeme, somut olayda kamulaştırma bedelinin enflasyon oranları dikkate alınarak hesaplanması durumunda başvuranlara ödenmesi gereken bedelden az bir miktar daha düşük kamulaştırma bedeli ödenmesinin kamu menfaatlerinin korunması ile ilgililerin bireysel menfaatlerinin korunması arasındaki adil dengeyi bozmadığı kanaatindedir.
Başvurunun bu kısmı da açıkça dayanaktan yoksun olup, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3 ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmelidir.
2. Başvuranlar taşınmazlarının kamulaştırılmayan kısımlarındaki değer kaybının gereğince tazmin edilmediğini ifade etmektedirler. Başvuranlar Sözleşme’nin 6. maddesi ile 1 No.lu Ek Protokolün 1. maddesini ileri sürmektedirler.
Mahkeme, söz konusu şikâyetin 1 No.lu Ek Protokolün 1. maddesi açısından incelemenin uygun olduğu kanısındadır.
Mahkeme, Türk hukukunun, kısmi kamulaştırma durumunda, kamulaştırılmayan kısımların değer kaybının tazmin edilmesini öngördüğünü kaydetmektedir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 12. maddesine göre kamulaştırılmayan kısım, kamulaştırma nedeniyle değer kaybına uğradığında, bu eksilen değer tespit edilerek bedelin hesaplanmasında dikkate alınır.
Mahkeme, somut olayın koşullarıyla ilgili olarak, taşınmazların kamulaştırılmayan kısımlarının kamulaştırma nedeniyle değer kaybına uğrayıp uğramadıkları sorununun tespit edilmesi hususunda karar vermek için Türk mahkemelerinin yerine geçemez (bk. Azas/Yunanistan, No.50824/99, § 51, 19 Eylül 2002). 1 No.lu Ek Protokolün 1. maddesinin ulusal makamlara tanıdığı takdir yetkisi bakımından (bk. Papachelas, yukarıda anılan, § 49), Mahkeme somut olayda, kamulaştırılmayan kısımlar yönünden talep edilen kamulaştırma bedellerinin ödenmemesinin ya da ödenenden daha fazla kamulaştırma bedeli verilmemesinin 1 No.lu Ek Protokolün 1. maddesinin ihlaline yol açtığını düşündürerek herhangi bir emare görmemektedir.
Mahkeme, çekişmeli yargılama ilkesine riayet eden ve ilgililerin menfaatlerini korumak için deliller sunabilecekleri söz konusu yargılamalar sırasında kamulaştırma bedellerinin Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından belirlendiğini kaydetmektedir. Kamulaştırma bedellerinin belirlenmesi amacıyla yapılan bilirkişi incelemeleri sırasında, kamulaştırmanın taşınmazların kalan kısımlarındaki etkileri değerlendirilmiş; bilirkişiler kamulaştırmanın ne ölçüde kalan kısımların kullanımını etkilediğini incelemiştir. Söz konusu bilirkişiler tarafından hazırlanan raporların ışığında yerel mahkeme kamulaştırılmayan kısımlarda meydana gelen değer kaybı için bedel takdir edilip edilmeyeceğine karar vermiştir. Böylelikle bazı başvuranlar taşınmazlarının kamulaştırılmayan kısımlarının değer kaybı nedeniyle tazminat alırken (Başvuru No. 45862/09, 47980/09 ve 48052/09) diğer başvuranlar tazminat alamamışlardır.
Ayrıca, Mahkeme, mevcut davaların koşullarının, başvuranlar tarafından sözü edilen davalardan büyük ölçüde farklı olduğu kanısındadır. Esasen, Ouzounoglou/Yunanistan ve Athanasiou ve diğerleri/Yunanistan davalarında, yapılan yapılar niteliği gereği kalan kısımlar üzerinde ciddi değer kaybına yol açmıştı (burada, başvuranların taşınmazlarının kamulaştırılmayan kısımlarında bulunan evlerinin birkaç metre ötesinden geçen ya da taşınmazın kalan kısmını içine alan-kapsayan asma köprü ve demiryolu köprüsü söz konusudur.) Oysa somut olayda, tarımsal amaçlı kullanılan taşınmazlar söz konusudur. İlgililer, ulusal mahkemelerce dikkate alınması gerekli olan bir husus olarak yapılan yapıların hangi niteliğinin ne ölçüde kamulaştırılmayan bölümlerin değerlerinin düşmesine yol açtığını açıklamamışlardır. Dolayısıyla her iki durum birbirleriyle mukayese edilebilir değildir ve başvuranlar, kamulaştırılmayan kısımların değer kaybı nedeniyle tazminat talep etmek ya da ulusal mahkemelerce tespit edilenden daha fazla tazminat talep etmek adına bu örneklere dayanamazlar.
Son olarak Mahkeme başvuranların eski yoldan itibaren yeni yolun güney kısmına artık erişemediklerine ilişkin şikâyetlerini ulusal mahkemeler önünde hiçbir zaman dile getirmediklerini kaydetmektedir. Her halükarda, başvuranlar şikâyetlerini temellendirememektedirler; başvuranlar yeni yolun güneyinde bulunan taşınmazlarının erişemediklerini ne iddia etmişler ve ne de ispat etmişlerdir. Bu nedenle, başvurunun bu kısmı açıkça dayanaktan yoksun olup, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oybirliğiyle,
Başvuruların birleştirilmesine ve
Başvuruların kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
Stanley NaismithFrançoise Tulkens
Yazı İşleri MüdürüBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy