Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2016-1-59 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 17-41/640-279
Karar Tarihi : 14.12.2017
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Ömer TORLAK
Üyeler : Arslan NARİN, Adem BİRCAN, Şükran KODALAK, Mehmet AYAN
B. RAPORTÖRLER : Hilmi BOLATOĞLU, Bilge YILMAZ, Musa ÇOKUR
C. BAŞVURUDA
BULUNANLAR : - Akan TOPCAN
Teknik Müh. Mak. San. Küçük Sanayi Sitesi 5. Sokak No:77
Burdur
D. HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILANLAR:
- ISI-TAŞ Müh. İnş. Tarım Hayv. Metal San. Turz. İth. İhrc. San. ve Tic. Ltd. Şti.
Temsilcileri: Av. Hüseyin ALTAY, Av. Can SERDAROĞLU
Konak Mah. Gazi Cad.No:31 Kat: 1 Daire: 2 Merkez Burdur
- Osman KISAOĞLU
Temsilcileri: Av. Hüseyin ALTAY
Konak Mah. Gazi Cad.No:31 Kat: 1 Daire: 2 Merkez Burdur
- Dolunay İnşaat Telekomünikasyon Mühendislik Hizmetleri ve Gıda Sanayi
Ticaret A.Ş.
Cümbüşlü Cad. No:34 Merkez/Burdur
- Samanyolu Isı Enerji Doğalgaz Müh. San. ve Tic. Ltd. Şti.
Çeşmedamı Mah. Uzunçarşı Cad. No:10 Burdur
- Aktan Mühendislik Hizm. Mak. Amb. Gıd. İnş. Malz. İmalat San. ve Pet.
Ürünleri Nak. İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti.
Küçük Sanayi Sitesi 6. Sok. No: 34 Burdur
- Osman Deniz Mühendislik Müh. Müş. İnş. Turz. Madencilik Nak. Orm. Ürünleri
ve Hayv. San. ve Tic. Ltd. Şti.
Burç Mahallesi İbrahim Bey Sok. No: 1 Burdur
- Furkan Mühendislik (Furkan ERDEMİR)
İstasyon Cad. No: 32 Burdur
- Öz Dizayn Mühendislik Doğalgaz İnşaat Taahhüt San. Tic. Ltd. Şti.
Burç Mah. 2 Tuna Sok. No: 2/D Burdur
- Şenses Teknik Elektrik Mühendislik Hizmetleri ve İnşaat Oto Turizm
Pazarlama İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti.
Özgür Mah. Yeni Hamam Cad. No: 4/1 Burdur
- Tolacı Mühendislik (Hasan Ali TOLACI)
Bahçelievler Mah. Akdemir Sk. No: 20/4 Burdur
- Bems Mühendislik (Fethi KIRLI)
Uzunçarşı Cad. No:7 Burdur
17-41/640-279
2/90
- Savran İnş Müh. Müş. Hizm. Turz. Pet. Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti.
Bahçelievler Mah. Şeker Cad. 2. Kısım Dostlar Sitesi No:4 Burdur
- Kocapınar Müh. Hiz. Alım Mlz. Plas. Mob. İnş. Elk. Gıda Or. Hav. Mak. Tur
Otom. San. Tic. Ltd. Şti.
Küçük Sanayi Mahrukatçılar Sitesi No: 78 Burdur
- Demer Mühendislik Müşavirlik İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.
Temsilcileri: Av. Hüseyin ALTAY, Av. Can SERDAROĞLU
Konak Mah. Gazi Cad.No:31 Kat: 1 Daire: 2 Merkez Burdur
- Gürsu Mühendislik Hizm. İnş. Su Taah. İşleri San. ve Tic. Ltd. Şti.
Temsilcileri: Av. Hüseyin ALTAY
Konak Mah. Gazi Cad.No:31 Kat: 1 Daire: 2 Merkez Burdur
- TMMOB Makine Mühendisleri Odası Burdur İl Temsilciliği
Burç Mah. Cumhuriyet Cad. No: 30 Burdur
(1) E. DOSYA KONUSU: Burdur ilinde faaliyet gösteren serbest makina
mühendislerinin aralarında ortak bir havuz oluşturarak gelir paylaşmak suretiyle
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettikleri iddiası.
(2) F. İDDİALARIN ÖZETİ: Rekabet Kurumu (Kurum) kayıtlarına 06.09.2016 tarihli ve 5327
sayılı yazıyla ile intikal eden başvuruda özetle,
- Burdur ilinde serbest mühendislik alanında faaliyette bulunan makine
mühendislerinden; Aktan Mühendislik Hizm. Mak. Amb. Gıd. İnş. Malz. İmalat San.
ve Pet. Ürünleri Nak. İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti. (AKTAN), Furkan Mühendislik
(FURKAN), ISI-TAŞ Müh. İnş. Tarım Hayv. Metal San. Turz. İth. İhrc. San. ve Tic.
Ltd. Şti. (ISI-TAŞ), Osman KISAOĞLU, Dolunay İnşaat Telekomünikasyon
Mühendislik Hizmetleri ve Gıda Sanayi Ticaret A.Ş. (DOLUNAY), Bems
Mühendislik-Fethi KIRLI (BEMS), Samanyolu Isı Enerji Doğalgaz Müh. San ve Tic.
Ltd. Şti. (SAMANYOLU), Savran İnş Müh. Müş. Hizm. Turz. Pet. Ürünleri San. ve
Tic. Ltd. Şti. (SAVRAN), Osman Deniz Mühendislik Müh. Müş. İnş. Turz. Madencilik
Nak. Orm. Ürünleri ve Hayv. San. ve Tic. Ltd. Şti. (OSMAN DENİZ) ve Görkem
Mühendislik’in (GÖRKEM) bir anlaşma yapmak suretiyle havuz olarak adlandırılan
bir ödeme sistemi kurduğu,
- Havuza dâhil olan mühendislerin proje bedellerinin bir kısmını havuza aktardığı ve
havuzda biriken tutarın daha sonra aralarında paylaşıldığı,
- Bu paylaşım sonucunda tutarların dengelenmesi için mühendislerin kendi aralarında
birbirlerine fatura kestiği, bu oluşuma dâhil olmayan mühendislerin projelerinin
TMMOB Makine Mühendisleri Odası Burdur İl Temsilciliği (TEMSİLCİLİK)
tarafından onaylanmadığı
- Daha önce Kurum’a aynı konuyla ilgili 15.05.2011 tarihli ve 3784 sayılı, 02.07.2014
tarihli ve 3767 sayılı başvurularda bulunulduğu fakat mevcut oluşumun tespit
edilemediği
ifade edilerek gereğinin yapılması talep edilmiştir.
17-41/640-279
3/90
(3) G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 06.09.2016 tarihli ve 5327 sayılı yazı ile giren
başvuru üzerine hazırlanan 09.09.2016 tarihli ve 2016-1-59/İİ sayılı İlk İnceleme Raporu
Rekabet Kurulunun (Kurul) 23.09.2016 tarihli toplantısında görüşülmüş ve 16-31/528-M
sayı ile söz konusu iddialara ilişkin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un
(4054 sayılı Kanun) ihlal edilip edilmediğinin ortaya konulması ve buna bağlı olarak
soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının tespit edilmesi amacıyla 4054 sayılı
Kanun’un 40. maddesinin birinci fıkrası uyarınca önaraştırma yapılmasına karar
verilmiştir.
(4) Önaraştırma sürecinde 05.10.2016 tarihinde Kocapınar Müh. Hiz. Alım Mlz. Plas. Mob.
İnş. Elk. Gıda Or. Hav. Mak. Tur Otom. San. Tic. Ltd. Şti’de (KOCAPINAR) yapılan
yerinde inceleme sırasında raportörlerce, “Kartellerin Ortaya Çıkarılması Amacıyla Aktif
İşbirliği Yapılmasına Dair Yönetmelik” (Pişmanlık Yönetmeliği) hakkında teşebbüsün bilgi
edinmesi sağlanmış ve KOCAPINAR tarafından gizlilik kaydıyla Pişmanlık
Yönetmeliği’nden faydalanmak istendiği belirtilmiştir. Yine teşebbüs yetkilisinin Kurum
kayıtlarına 11.10.2016 tarih, 5986 sayı ile intikal eden talebi üzerine ilgili birim tarafından
başvuru sahibine, pişmanlık başvurusunun 05.10.2016 tarihinde yapıldığının kabul
edildiği ve ilave belgeleri ibraz edebilmesi için 21.10.2016 günü mesai bitimine kadar ek
süre verildiği, 13.10.2016 tarihli ve 10920 sayılı yazı ile bildirilmiştir.
(5) Başvuru sahibi tarafından gönderilen bilgi ve belgeler Kurum kayıtlarına 25.10.2016 tarih,
6251 sayı ile intikal etmiştir. Bunun üzerine Kurul’un 16.11.2016 tarih ve 16-39/633-MP
sayılı kararında
“Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, “Kartellerin Ortaya
Çıkarılması Amacıyla Aktif İşbirliği Yapılmasına Dair Yönetmelik”ten yararlanmak
üzere 05.10.2016 tarihinde yapılan ve 25.10.2016 tarihinde 6251 sayı ile Kurum
kayıtlarına intikal eden bilgilerle tamamlanan başvurunun anılan Yönetmelik’in 6.
Maddesindeki koşulları yerine getirmesi kaydıyla bu aşamada Yönetmelik’in 4.
maddesinin birinci fıkrası kapsamında kabul edilmesine OYBİRLİĞİ ile karar
verilmiştir.”
şeklinde hüküm verilmiştir.
(6) Yerinde incelemeler ve yapılan görüşmelerde elde edilen bilgi ve belgeler sonucunda
hazırlanan 01.11.2016 tarihli 2016-1-59/ÖA sayılı Önaraştırma Raporu Kurul’un
16.11.2016 tarihli toplantısında görüşülmüş ve TEMSİLCİLİK, ISI-TAŞ, Osman
KISAOĞLU, DOLUNAY, SAMANYOLU, AKTAN, OSMAN DENIZ, FURKAN, Öz Dizayn
Mühendislik Doğalgaz İnşaat Taahhüt San. Tic. Ltd. Şti. (ÖZ DİZAYN), Şenses Teknik
Elektrik Mühendislik Hizmetleri ve İnşaat Oto Turizm Pazarlama İthalat İhracat San. ve
Tic. Ltd. Şti. (ŞENSES), Tolacı Mühendislik-Hasan Ali TOLACI (TOLACI), BEMS,
SAVRAN, KOCAPINAR hakkında 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal edip
etmediklerinin tespitine yönelik olarak soruşturma açılmasına 16.11.2016 tarih ve 16-
39/632-M sayı ile karar verilmiştir. Kurul’un soruşturma açılmasına ilişkin kararının
ardından, 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca soruşturma
açıldığına dair bildirim taraflara 28.11.2016 tarihli ve 12844 sayılı yazı ile tebliğ edilmiştir.
17-41/640-279
4/90
(7) Soruşturma devam ederken iki teşebbüsün daha derdest soruşturmaya dahil edilmesine
ve ayrıca soruşturma süresinin uzatılmasına ilişkin Kurul’a sunulan Bilgi Notu, Kurul’un
23.03.2017 tarihli 17-11 sayılı toplantısında görüşülmüş olup;
- Demer Mühendislik Müşavirlik İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ve Gürsu
Mühendislik Hizmetleri İnşaat Su Taahhüt İşleri Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
hakkında 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlal edip etmediklerinin tespitine
yönelik olarak soruşturma açılmasına,
- Bu soruşturmanın 16.11.2016 tarih ve 16-39/632-M sayılı Kurul kararı uyarınca
başlatılan soruşturma ile birleştirilerek yürütülmesine,
- 4054 sayılı Kanun'un 43. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Gerekli
görüldüğü hallerde bir defaya mahsus olmak üzere Kurul tarafından 6 aya kadar
ek sure verilebilir." hükmü uyarınca, söz konusu soruşturmanın ilk altı aylık
suresinin bitiminden itibaren 2 (iki) ay uzatılmasına
17-11/126-M sayı ile karar verilmiştir.
(8) 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca soruşturma açıldığına dair
bildirim Gürsu Mühendislik Hizm. İnş. Su Taah. İşleri San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye (GÜRSU)
ve Demer Mühendislik Müşavirlik İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye (DEMER) 28.03.2017 tarih
ve 3861 sayı ile yapılmıştır.
(9) Soruşturma bildiriminin ardından taraflar sırasıyla ŞENSES 28.12.2016 tarih ve 7470
sayı, TEMSİLCİLİK 29.12.2016 tarih ve 7487 sayı, TOLACI 29.12.2016 tarih ve 7490
sayı, BEMS 29.12.2016 tarih ve 7491 sayı, KOCAPINAR 30.12.2016 tarih ve 7499 sayı,
SAMANYOLU 02.01.2017 tarih ve 9 sayı, ÖZ DİZAYN 02.01.2017 tarih ve 24 sayı,
SAVRAN 02.01.2017 tarih ve 25 sayı, DOLUNAY 02.01.2017 tarih ve 28 sayı, ISI-TAŞ
02.01.2017 tarih ve 32 sayı, GÜRSU 26.04.2017 tarih ve 2850 sayı ve DEMER
08.05.2017 tarih ve 3123 sayı ile ilk yazılı savunmalarını sunmuşlardır.
(10) Soruşturma süreci devam ederken teşebbüslerin yerinde incelemede edinilen ticaret
unvanları bilgisi ile ticaret siciline kayıtlı unvanlarının uyuşmadığı görülerek bu husus
2016-1-59/BN(2) sayılı Bilgi Notu ile Kurul’a bildirilmiştir. Bunun üzerine Kurul’un
09.02.2017 tarihli ve 17-06/49-M sayılı kararı ile tarafların unvanları ticaret siciline uygun
olarak değiştirilmiştir.
(11) Soruşturma Heyeti tarafından hazırlanan 17.07.2017 tarih ve 2016-1-59/SR sayılı
Soruşturma Raporu ve ekleri Kurul üyeleri ile hakkında soruşturma yürütülen taraflara
tebliğ edilmiştir. Soruşturma Raporu TEMSİLCİLİK, DOLUNAY, OSMAN DENİZ,
DEMER, ÖZ DİZAYN, FURKAN, ISI-TAŞ, Osman KISAOĞLU, TOLACI, SAVRAN ve
GÜRSU tarafından 21.07.2017 tarihinde; SAMANYOLU, ŞENSES, BEMS, KOCAPINAR
ve AKTAN tarafından 22.07.2017 tarihinde tebellüğ edilmiştir. Taraflardan; BEMS’in ikinci
yazılı savunması 17.08.2017 tarih ve 5941 sayı, DEMER’in ikinci yazılı savunması
18.08.2017 tarih ve 5990 sayı, DOLUNAY’ın ikinci yazılı savunması 17.08.2017 tarih ve
5940 sayı, GÜRSU’nun ikinci yazılı savunması 18.08.2017 tarih ve 5976 sayı,
TOLACI’nın ikinci yazılı savunması 16.08.2017 tarih ve 5903 sayı, ISI-TAŞ’ın ikinci yazılı
savunması 17.08.2017 tarih ve 5929 sayı, Osman KISAOĞLU’nun ikinci yazılı savunması
16.08.2017 tarih ve 5909 sayı, ÖZ DİZAYN’ın ikinci yazılı savunması 21.08.2017 tarih ve
6020 sayı, SAMANYOLU’nun ikinci yazılı savunması 21.08.2017 tarih ve 6029 sayı,
ŞENSES’in ikinci yazılı savunması 15.08.2017 tarih ve 5883 sayı, TEMSİLCİLİK’in ikinci
yazılı savunması 14.08.2017 tarih ve 5856 sayı ile yasal süresi içinde Kurum kayıtlarına
intikal etmiştir. SAVRAN tarafından gönderilen ikinci yazılı savunma 30 günlük yasal
süreyi aşmış bir şekilde 05.09.2017 tarih, 6296 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
17-41/640-279
5/90
Taraflardan FURKAN, AKTAN, OSMAN DENİZ ve KOCAPINAR’ın ise Kuruma intikal
eden herhangi bir ikinci yazılı savunması bulunmamaktadır.
(12) Teşebbüslerin ikinci yazılı savunmasının ardından ise 05.09.2017 tarih ve 2016-1-59/EG
sayılı Ek Yazılı Görüş hazırlanmıştır. Ek Yazılı Görüş; TEMSİLCİLİK, OSMAN DENİZ,
DEMER, ÖZ DİZAYN, FURKAN, ISI-TAŞ, Osman KISAOĞLU, TOLACI, SAVRAN,
GÜRSU, ŞENSES, BEMS, KOCAPINAR ve AKTAN tarafından 11.09.2017 tarihinde;
SAMANYOLU tarafından 12.09.2017 tarihinde; DOLUNAY tarafından ise 15.09.2017
tarihinde tebellüğ edilmiştir.
(13) Tarafların son yazılı savunmaları 25.09.2017 tarih, 6806 sayı (BEMS), 27.09.2017 tarih,
6850 sayı (ŞENSES), 28.09.2017 tarih, 6879 sayı (SAVRAN), 04.10.2017 tarih, 7042
sayı (TOLACI), 06.10.2017 tarih, 7107 sayı (SAMANYOLU), 09.10.2017 tarih, 7159 sayı
Osman KISAOĞLU, 09.10.2017 tarih, 7140 sayı (ISI-TAŞ), 10.10.2017 tarih, 7193 sayı
(DEMER), 10.10.2017 tarih, 7177 sayı (ÖZ DİZAYN), 10.10.2017 tarih, 7194 sayı
(TEMSİLCİLİK), 11.10.2017 tarih, 7245 sayı (KOCAPINAR) ve 12.10.2017 tarih, 7274
sayı (DOLUNAY) ile Rekabet Kurumu kayıtlarına intikal etmiştir. Taraflardan GÜRSU’nun
12.10.2017 tarih, 7278 sayı ile intikal eden üçüncü yazılı savunması otuz günlük yasal
süreyi aşmıştır. Taraflardan FURKAN, AKTAN ve OSMAN DENİZ tarafından Kurum’a
intikal eden üçüncü yazılı savunma bulunmamaktadır. Ayrıca taraflardan DEMER,
DOLUNAY, ŞENSES, ISI-TAŞ ve ÖZ DİZAYN tarafından sözlü savunma toplantısı
yapılması talep edilmiştir. 29.11.2017 tarihinde sözlü savunma toplantısı yapılmıştır.
Kurul 14.12.2017 tarihli toplantısında, 17-41/640-279 sayılı nihai kararını vermiştir.
(14) H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili Soruşturma Raporu’nda;
- Hakkında soruşturma yürütülen; ISI-TAŞ, Osman KISAOĞLU, DOLUNAY,
SAMANYOLU, AKTAN, OSMAN DENİZ, FURKAN, ÖZ DİZAYN, ŞENSES,
TOLACI, BEMS, SAVRAN, KOCAPINAR, DEMER ve GÜRSU’nun fiyat tespiti
yapmak ve havuz kurarak gelir paylaşımına gitmek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un
4. maddesini ihlal ettiği,
- Söz konusu anlaşma ve uygulamalara 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca
muafiyet tanınamayacağı,
- Bu nedenle anılan teşebbüsler hakkında 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin
üçüncü fıkrası ve Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile
Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin
Yönetmelik’in (Ceza Yönetmeliği) ilgili hükümleri çerçevesinde idari para cezası
uygulanması gerektiği,
- Kartellerin Ortaya Çıkarılması Amacıyla Aktif İşbirliği Yapılmasına Dair Yönetmelik
kapsamında KOCAPINAR tarafından 05.10.2016 tarihinde yapılan başvuruda
anılan Yönetmelik’in 6. maddesindeki koşulların yerine getirildiği anlaşıldığından,
başvurunun, Yönetmelik’in 4. maddesinin birinci fıkrası kapsamında
değerlendirilmesi gerektiği ve anılan teşebbüs hakkında herhangi bir idari para
cezası uygulanmasına yer olmadığı,
- TEMSİLCİLİK’in soruşturma konusu iddialar bakımından 4054 sayılı Kanun
kapsamında ihlal oluşturabilecek herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı
anlaşıldığından, anılan taraf hakkında herhangi bir idari para cezası
uygulanmasına yer olmadığı
kanaat ve sonucuna varılmıştır.
17-41/640-279
6/90
(15) Anılan raporda Raportörlerden Hilmi BOLATOĞLU tarafından rapor sonucuna
katılınmakla birlikte, idari yaptırımlar bakımından da geçerli olan kanunilik ilkesi
çerçevesinde idari para cezası miktarının Ceza Yönetmeliği hükümleri ile değil,
Kabahatler Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin
üçüncü fıkrasında öngörülen usul ve esaslara göre Kurul’un takdir hakkı çerçevesinde
belirlenmesi gerektiği kanaatiyle Soruşturma Raporu’nun “3.6. İdari Para Cezasının
Miktarının Takdirine İlişkin Değerlendirme” başlıklı bölümüne ilişkin farklı görüş ifade
edilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Hakkında Soruşturma Yürütülen Taraflar
I.1.1.TMMOB Makine Mühendisleri Odası Burdur İl Temsilciliği (TEMSİLCİLİK)
(16) Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) 7303 sayılı Yasa, 66 ve 85 sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamelerle değişik 6235 sayılı TMMOB Kanunu ile 1954 yılında
kurulmuştur. TMMOB tüzel kişiliğe sahip, Anayasanın 135. maddesinde belirtilen kamu
kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur. TMMOB’nin, 2016 Aralık itibari ile oda sayısı
24, üye sayısı ise 510.559'dur. TMMOB çalışmalarını 24 Oda, bu Odalara bağlı 213 şube
ve 50 İl/İlçe Koordinasyon Kurulu ile sürdürmektedir1.
(17) TMMOB bünyesindeki 24 odadan biri olan Makina Mühendisleri Odası (MMO), 6235
sayılı TMMOB Kanunu’na göre 1954 yılında kurulmuş kamu kurumu niteliğinde bir meslek
kuruluşudur. MMO yurt içinde ve yurt dışında Makina, Endüstri, İşletme, Sanayi, Uçak,
Havacılık, Uzay, Sistem, Makina Teknik Metot, İmalat-Üretim, Üretim Tekniği-Sistemleri,
Mekatronik, Otomotiv ve Enerji Sistemleri Mühendisliği öğretimi yapan üniversitelerin
fakülte ve bölümlerinden mezun olarak diploma ve ruhsatname almış, Türkiye sınırları
içinde meslek ve sanatlarını uygulamaya yasal yetkili olup, mesleki çalışmalarda bulunan
tüm mühendisleri içinde toplamaktadır. 2016 yılı itibarıyla; 18 Şube, 57 İl Temsilciliği, 41
İlçe Temsilciliği, 5 Mesleki Denetim Bürosu ile faaliyette bulunmaktadır.2
(18) Makina Mühendisleri Odası Ana Yönetmeliği’nin 55. maddesinde
“Belirli illerde çalışan üyelerin sayısı, mesleksel çalışmaların daha verimli bir
şekilde yürütülmesi ve Oda‘nın yükümlü bulunduğu görevler gerektiriyorsa, Oda
Yönetim Kurulu‘nun önerisi ve Oda Genel Kurulu‘nun kararı ile merkezi ve etkinlik
alanına giren iller belirtilerek yeni Şube açılabilir. Yeni açılacak Şubenin etkinlik
alanına giren illerin belirlenmesinde veya bir Şubenin etkinlik alanında olan illerin
başka bir Şube‘ye bağlanmasında Şube merkezince yakınlık, iletişim ve ulaşım
olanakları ile üyelerin işyeri ve oturma yerleri ilişkisi gözönüne alınır.”
denilerek şubelerin hangi durumlarda kurulacağı belirtilmiştir.
(19) Aynı Yönetmeliğin 56. maddesinde ise MMO Yönetim Kurulunun, gerektiğinde şubelere
bağlı il ve ilçelerde il, ilçe temsilcilikleri açabileceği belirtilmiştir. Soruşturma konusu
TEMSİLCİLİK de yukarıda değinilen faaliyetleri MMO adına yürütmekle görevli olup
MMO’nun Antalya Şubesi’ne bağlı olarak faaliyette bulunmaktadır. 2016 yılı itibariyle
TEMSİLCİLİK’e kayıtlı 29 serbest mühendis ve müşavir mühendis (SMM) bulunmaktadır.
1
2
17-41/640-279
7/90
I.1.2. TEMSİLCİLİK’e Kayıtlı 15 SMM
(20) “TMMOB Makine Mühendisleri Odası Serbest Müşavirlik Mühendislik Büroları Tescil ve
Mesleki Denetim Yönetmeliği”nin ‘Tanımlar ve Kısaltmalar’ başlıklı 3. maddesinde
mühendis, Odasına karşı her türlü yükümlülüklerini yerine getirerek üyelik sıfatını
koruyan, TMMOB ve Oda mevzuatına göre çalışması yasaklanmamış makina, endüstri,
uçak, işletme mühendisleri ile Odaya kayıtlı diğer mühendisler ve yüksek mühendisler;
serbest mühendis (SM), 3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanun, 6235
sayılı TMMOB Kanunu ve diğer mevzuatın verdiği yetkiye dayanarak mühendislik
hizmetlerinden birini veya birkaçını ücreti karşılığında, kendi hesabına veya kamu kurum
ve kuruluşları dışında bir kişi veya kuruluş hesabına ücretli veya ortak ve benzeri bağlantı
içinde yapan mühendis; SMM, serbest mühendis ve müşavir mühendis, SMMH
ise serbest mühendislik hizmetleri ile müşavirlik hizmetleri kapsamına giren tüm
mühendislik hizmetleri olarak tanımlanmıştır.
(21) Bu doğrultuda piyasada serbest olarak hizmet sunmak isteyen ve MMO’ya kayıt ve
tescilini yapan SMM bürolarına uzmanlık alanlarına uygun olarak SMMH’yi yapmaya
yetkili olduklarını belirten “SMM Belgesi” ve “Büro Tescil Belgesi” verilmektedir. Böylece
SMM’ler bu yönetmelik uyarınca kapsamı belirtilen SMMH’leri yapma konusunda ülke
çapında geçerli olan münhasır bir yetkiye sahip olmaktadırlar. Dolayısıyla MMO’da kaydı
bulunan her mühendis piyasada serbest olarak hizmet sunamamakta ancak SMM belgesi
alanlar serbest olarak hizmet sunabilmektedirler. Dosyada Burdur ilinde TEMSİLCİLİK’e
kayıtlı olarak faaliyette bulunan ve unvanları yukarıda sayılan 15 SMM hakkında
soruşturma yürütülmüştür.
I.2. Sektörel Çerçeve
I.2.1.Sektöre İlişkin Genel Bilgiler
I.2.1.1. Profesyonel Hizmetler
(22) Bir ekonomide malların ve hizmetlerin üretiminde serbest piyasaların, devlet
müdahalesine göre daha etkin çözümler üreteceği konusu genel kabul görmektedir. Bu
kapsamda piyasa mekanizmasının üreteceği çözümlerin toplumun refahı için en iyi
çözümler olacağına inanılır. Ancak, “piyasa aksaklıkları” (market failures) olarak
adlandırılan koşulların var olması durumunda kamu yararı adına devletin müdahalesinin
kaçınılmaz olduğu durumlar bulunmaktadır.
(23) Mal veya hizmet piyasalarında devlet müdahalesini gerekli kılan etmenler şunlardır:
Doğal Tekeller: Devletin bir malın ya da hizmetin üretimine müdahalesinin
gerekçelerinden biri söz konusu mal ya da hizmetin üretim teknolojisinin -piyasada
rekabeti engelleyecek şekilde- firma sayısının azalmasını gerektirmesidir. Doğal
tekel olarak adlandırılan ve çoğunlukla elektrik, su dağıtımı gibi tek bir firmanın tüm
talebi karşıladığı alt yapı hizmetlerinin üretiminde karşımıza çıkan bu durum, çok
sayıda münferit üreticinin bulunduğu profesyonel hizmetler piyasası için geçerli
değildir.
Kamu Malları: Kamusal mallar tüketiminde rekabetin olmadığı, fiyatlanamayan,
tüketicilerin dışlanamadığı ve fiyatlanamayan mallardır.
Dışsallıklar: Dışsallıklar geniş anlamıyla bir iktisadi birimin gerçekleştirdiği faaliyetin,
başka iktisadi birim veya birimlerin fayda ve/veya maliyet fonksiyonunu etkilemesi
olarak tanımlanabilir. Bir tüketici veya üreticinin fiyat mekanizmasının dışındaki
yollardan diğerinin fayda veya üretim düzeylerini etkilemesidir. Profesyonel
hizmetler için dışsallık ya söz konusu değildir ya da çok sınırlıdır.
17-41/640-279
8/90
Bilgi Asimetrisi: Bazı piyasalarda bilgi edinmenin maliyeti o kadar yüksek olur ki;
fiyatlar ortalama maliyetlerin altında kaldığından, piyasa mekanizması işletilemez.
Gerçek hayatta alıcı ve satıcıların piyasa hakkında tam bilgiye sahip olmadıkları ve
taraflardan birinin diğerinden daha fazla bilgiye sahip olduğu görülmektedir.
Asimetrik bilgiden kaynaklanan bu durum tam rekabet şartlarını ortadan kaldırarak
piyasa başarısızlıklarına neden olmaktadır.
(24) Profesyonel hizmetlerin verildiği piyasaların da aksak olduğuna inanılmakta, buradan
hareketle de, toplumsal refahı arttırmak adına profesyonel hizmetler tüm dünyada çeşitli
seviyelerde kamu yararı adına düzenlenmektedir. Bu düzenlemelerin temel amacı
piyasada verilen hizmetlerin asgari kalitesinin sağlanması ve bu hizmetlerin tüketicileri ile
sağlayıcıları arasındaki bilgi asimetrisinin giderilmesi suretiyle, asimetrinin yaratacağı
sorunların ortaya çıkmasının önlenmesidir.
I.2.1.2. Meslek Odaları
(25) Meslek kuruluşları, Anayasada “kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları” ifadesiyle
yer bulan ve kanunun öngördüğü belirli mesleklerde çalışanlar için zorunlu üyelik esasını
öngören kamu tüzel kişiliğine sahip kuruluşlardır. Söz konusu meslek kuruluşları, kamu
kurumu nitelikleri çerçevesinde üyelerine ilişkin bağlayıcı kararlar alabilmekte ve üyeleri
ile ilgili konularda denetim ve yaptırım uygulama biçiminde kamusal yetkiler
kullanabilmektedirler.
(26) Anayasada meslek kuruluşlarının düzenlenmesine şu gerekçelerle yer verilmiştir:
Belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak,
Mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak,
Mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak
Meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni
hâkim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak.
(27) Hâlihazırda Türkiye’de faaliyet gösteren 19 müstakil kamu kurumu niteliğindeki meslek
kuruluşu ve üst kuruluşlarına aşağıda yer verilmiştir:3
Türk Dişhekimleri Birliği (TDB)
Türk Eczacıları Birliği (TEB)
Türk Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK)
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB)
Türk Tabipleri Birliği (TTB)
Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB)
Türkiye Barolar Birliği (TBB)
Türkiye Noterler Birliği (TNB)
Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları
Birliği (TÜRMOB)
Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği (TSRŞB)
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB)
3 Çokgezen, Murat/Toksoy, Mehmet, Türkiye’de Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları, Sivil
Toplum ve Demokrasi, Meslek Örgütlerinin Rekabet Üzerindeki Etkileri: Profesyonel Meslek Örgütleri
Üzerine Bir Değerlendirme (2011), Liberal Düşünce Topluluğu Derneği, s.147, Ankara.
17-41/640-279
9/90
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB)
Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği
Türkiye Bankalar Birliği
Türkiye Katılım Bankaları Birliği
Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TURSAB)
Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB)
Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği
(28) Türkiye’de profesyonel hizmetlere ilişkin düzenlemeler, giriş düzenlemeleri, piyasa
davranışlarına ilişkin düzenlemeler ve mesleki davranışlara ilişkin düzenlemeler olmak
üzere üç ana başlık altında incelenebilecektir. Tablo 1’de bu başlıklara ilişkin bazı meslek
kuruluşlarının tabi olduğu düzenlemelere yer verilmiştir.4
Tablo 1: Giriş Kısıtlamaları, Piyasa Davranışlarına ve Mesleki Davranışlara İlişkin Düzenlemeler
Meslek Tekel Hakkı
Asgari
Eğitim/Staj
Kısıtlaması
Üyelik
Şartı
Düzenleme
Türü
Düzenleme
Aracı
Düzenleyici
Etik Kurallar
Tıp Doktorluğu Var Var Var Rehber Ücret Tarife Var
Eczacılık Var Var Var Azami Ücret Tarife Var
Avukatlık Var Var Var Asgari Ücret Tarife Var
SMMM ve
YMM Var Var Var Asgari Ücret Tarife Var
Mühendis ve
Mimarlık Var Var Var Asgari Ücret Yönetmelik Yok
I.2.2. Sektörel Mevzuat
I.2.2.1. 6235 Sayılı TMMOB Kanunu
(29) 6235 sayılı Kanun’un 1. maddesinden TMMOB’un Türkiye sınırları içinde meslek ve
sanatlarını icraya kanunen yetkili olup mesleki faaliyette bulunan yüksek mühendis,
yüksek mimar, mühendis ve mimarları teşkilatı içinde toplayan tüzel kişiliğe sahip kamu
kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olduğu anlaşılmaktadır. Birliğin kuruluş amacı, 6235
sayılı Kanun’un 2. maddesinin (a) bendinde;
“Bütün mühendis ve mimarları ihtisas kollarına ayırmak ve her kol için bir oda
kurulmasına karar vermek; bu suretle aynı ihtisasa mensup meslek mensuplarını
bir Odanın bünyesinde toplamak”,
devamında (b) bendinde;
“Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını
karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere
uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile
olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplinini ve
ahlakını korumak için gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak”
olarak tanımlanmaktadır.
4 Çokgezen, Murat/Toksoy, Mehmet, Türkiye’de Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları, Sivil
Toplum ve Demokrasi, Meslek Örgütlerinin Rekabet Üzerindeki Etkileri: Profesyonel Meslek Örgütleri
Üzerine Bir Değerlendirme (2011), Liberal Düşünce Topluluğu Derneği, s.153, Ankara.
17-41/640-279
10/90
(30) Aynı Kanun’un 33. maddesinde “Türkiye’de mühendislik ve mimarlık meslekleri
mensupları mesleklerinin icrasını iktiza ettiren işlerle meşgul olabilmeleri ve mesleki
tedrisat yapabilmeleri için ihdisasına uygun bir odaya kaydolmak ve azalık vasfını
muhafaza etmek mecburiyetindedirler.” denilmektedir. Bu bağlamda mühendislerin
piyasada faaliyette bulunabilmeleri için MMO’ya kayıt olma zorunluluklarının olduğu
anlaşılmaktadır.
I.2.2.2. TMMOB Asgari Ücret ve Çizim Standartları Tesbit Komisyonu ve Kontrol
Bürolarının Kurulmasına İlişkin Yönetmelik
(31) TMMOB Asgari Ücret ve Çizim Standartları Tesbit Komisyonu ve Kontrol Bürolarının
Kurulmasına İlişkin Yönetmelik’in 8, 9 ve 10. maddelerinde;
“Asgari Ücret ve Çizim Standartları Tesbit Komisyonunca yapılan çalışmaların
sonuçlarını değerlendirmek, üyelere duyurmak, asgari çizim standartlarının ve
asgari ücretlerin uygulanmasını sağlamak, ilgili Odaların görevleridir. Bu amaçla
Odalar, işbirliği halinde, şube ve temsilciliklerinde kontrol büroları kurarlar.”
“Kontrol bürolarının görevi, mimarlık ve mühendislik hizmetlerinin asgari çizim
standartlarına uygunluğunu denetlemek, bu hizmetleri veren üyelerin sorunlarıyla
ilgilenmek, üyelik ve asgari ücret kontrolü yapmaktır.”
“Mimarlık ve mühendislik ücretlerinin bu yönetmelikte belirtilen koşullara
uygunluğu görüldükten sonra ilgili Oda Kontrol Vizesi yapılır. Vize işlemi resim
proje ve hesapların onayı anlamını taşımaz. Bu hizmetlere karşılık Asgari Ücret ve
Çizim Standartları Komisyonlarınca tesbit edilen vize harcı alınır.”
hükümleri bulunmaktadır.
(32) Anılan Yönetmeliğin 12. maddesinde ise; “TMMOB üyeleri, mesleki faaliyetleri karşılığı
alacakları ücretleri, Odalarca hazırlanacak tip sözleşmelerde belirtmek ve belgelemekle
yükümlüdürler. Bu hizmetler karşılığı alınacak ücret, Odalarca belirtilen asgari ücretten
aşağı olamaz.” denilerek proje ücretlerinin ilan edilen tutarlardan aşağı olamayacağı
hükme bağlanmıştır.
I.2.2.3. TMMOB Mimarlık-Mühendislik Hizmetleri ve Asgari Ücret-Asgari Çizim ve
Düzenleme Esasları Yönetmeliği
(33) TMMOB Mimarlık-Mühendislik Hizmetleri ve Asgari Ücret-Asgari Çizim ve Düzenleme
Esasları Yönetmeliğinin “ücretlerin tahsili” başlıklı 7. maddesinin (c) bendinde mimar ve
mühendislerin yönetmeliğe göre tespit edilen ücretler karşılığı fatura kesmek ve bu
faturalarını odalarına ibraz etmek zorunda olduklarına ve ayrıca ilgili odalarla kontrol
bürolarının bu ücretlerin tahsili ile ilgili esasları belirleyerek gerekli tedbirleri alacaklarına
dair düzenlemeler bulunmaktadır.
17-41/640-279
11/90
I.2.2.4. Makina Mühendisleri Odası Serbest Müşavirlik Mühendislik Hizmetleri ve
Asgari Ücret Yönetmeliği
(34) 6235 sayılı TMMOB Kanunu hükümlerine dayanılarak hazırlanan Makina Mühendisleri
Odası Serbest Müşavirlik Mühendislik Hizmetleri ve Asgari Ücret Yönetmeliğinin “Asgari
Ücretler” başlıklı 5. maddesinde;
“Serbest mühendislik ve/veya müşavirlik hizmetleri asgari ücretleri MMO Yönetim
Kurulunca yılda 1 kez belirlenir ve tebliğlerle ilan edilir. Uygulama tarihi 1
Temmuzdur. Bu tarihlerden en geç 30 gün önce Şube Yönetim Kurulları, herhangi
bir yazılı hatırlatmaya gerek kalmadan, asgari ücretlerin belirlenmesinde kullanılan
"yapı yaklaşık maliyetleri" ve varsa başka önerilerini yazılı olarak Oda Yönetim
Kuruluna iletirler. ODA Yönetim Kurulu, kendisi veya kuracağı komisyon kanalı ile
önerileri değerlendirir ve kararlaştıracağı asgari ücretleri yukarıda belirtilen
tarihlerden önce Şubelere gönderir ayrıca ilan yoluyla kamuoyuna duyurur. Şube
Yönetim Kurulları tesisat mühendisliği hizmetleri için bu Yönetmelik içinde verilen
bölge katsayıları ile Asgari ücretleri çarparak elde edeceği listeleri bölgesindeki
Tescilli Bürolara bildirir ve 1 nüshasını ODA Merkezine iletir. Diğer hizmetlerde
bölge katsayısı uygulanmaz. Asgari ücretlere KDV dahil olmayıp, fatura veya
makbuzda ayrıca gösterilip tahsil edilir. Bu Yönetmelikte belirlenen ücretler
"asgari" olup, işin ve işyerinin özelliğine göre daha yüksek ücretle hizmet yapmak
yetkisi serbest mühendis ve/veya müşavirlere aittir.”
denilmektedir.
I.2.2.5. Makina Mühendisleri Odası Serbest Müşavirlik Mühendislik Büroları Tescil
ve Mesleki Denetim Yönetmeliği
(35) Makina Mühendisleri Odası Serbest Müşavirlik Mühendislik Büroları Tescil ve Mesleki
Denetim Yönetmeliğinin amaç ve dayanak başlıklı 1. maddesinde;
“3458 sayılı Mühendislik ve Mimarlık Hakkında Kanun ile 6235 sayılı Türk
Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanunu uyarınca, TMMOB Makine Mühendisleri
Odası Serbest Mühendislik ve Müşavirlik Hizmetleri ve Asgari Ücretleri
Yönetmeliğinde belirtilen makine mühendisliği hizmeti üreten kişi ve kuruluşların
mesleki etkinliklerinin TMMOB Makine Mühendisleri Odası tarafından
denetlenmesiyle, makine mühendisliği hizmetlerinin mesleki bilimsel teknik
esaslar, ülke ve meslektaş yararları yönünden gelişmesini, üretilen hizmetlerin
TMMOB Makine Mühendisleri Odası standartları ve yönetmelikleri ile ülkemizde
geçerli diğer standartlara, yönetmeliklere ve esaslara uygunluğunu sağlamak,
TMMOB Makine Mühendisleri Odası tarafından belirlenen serbest müşavirlik ve
mühendislik hizmetleri asgari ücretlerinin uygulanmasıyla, meslektaşlar arasında
haksız rekabeti önlemek, serbest müşavirlik ve mühendislik hizmeti yapan kişi ve
kuruluşlarının mesleki denetim, kapasite ve yeterlilik açısından
değerlendirilmelerine esas olan kayıtların tutulmasını sağlamaktır.”
denilmektedir.
17-41/640-279
12/90
(36) Yine yukarıda sözü edilen Yönetmeliğin “Oda’nın Yetki ve Sorumlulukları” başlıklı 8.
maddesinin (b) bendinde;
“ODA, yapılan SMMH‘ni MESLEKİ DENETİM‘e ve onaylamaya yetkili ve görevlidir.
MESLEKİ DENETİM‘de Büronun ve SMM‘nin kaydının devam edip etmediği, SMM
imzasının doğruluğu, kesilen faturanın veya serbest meslek makbuzunun Asgari
Ücret Yönetmeliğine ve eki fiyat tablolarına uygunluğu, hazırlanan proje ve
hesaplarının standartlar, yönetmelikler ve Odanın proje hazırlama teknik
esaslarına, asgari çizim standartlarına uygunluğu gibi konular incelenir. Ancak bu
MESLEKİ DENETİM ve onaylama, yapılan SMMH‘nin içeriğini ve hesaplarını
denetleme ve onaylama değildir, bu anlamı taşımaz. Oda birimleri MESLEKİ
DENETİM için gelen SMMH‘yi en geç 3 işgünü içinde inceler. Uygun ise onaylar,
değilse gerekçesi ile beraber Büro‘ya iade eder.”
denilerek SMM’lerin proje onayı için ilgili şube veya temsilciliğe başvurmak zorunda
oldukları belirtilmiştir.
(37) Ancak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yayınlanan Planlı Alanlar Tip İmar
Yönetmeliği ile ilgili olarak 25.04.2012 tarihinde 2012/2 sayı ile yayınlanan Genelgenin 6.
maddesinde yer alan;
“03.04.2012 tarihinden itibaren yapı ruhsatı düzenlemeye yetkili idarelerce ruhsat
sürecinin kısaltılabilmesi adına; proje müellifleri, fenni mesuller veya yapı denetim
kuruluşunun denetçi mimar ve mühendisleri için daha önceki mevzuatta da zorunlu
olmayan meslek odası incelemesi, vizesi vb. işlemler yapılmayacak, ayrıca bu
doğrultuda sicil durum belgesi istenmeyecek ve projelerin meslek odasınca
vizelenmesi talep edilmeyecek, mimar ve mühendislerden Yönetmelik eki
taahhütname istenecektir. Elektrik, telefon ve doğalgaz tesisat projelerinin ilgili
kurumunca onaylanması haricinde, projeler ruhsat düzenlemeye yetkili idare onayı
ve proje müellifinin imza ve parafı dışında, mevzuat uyarınca da zorunluluk arz
etmediğinden meslek odaları dahil hiçbir kurum veya kuruluşça inceleme
yapılmayacak ve vizelenmeyecektir.”
biçimindeki düzenlemeyle birlikte proje onayı için şube veya temsilciliklerden onay alma
zorunluluğu kalkmış bulunmaktadır.5
I.2.2.6. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu
(38) 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 27. maddesinin 5. fıkrasında; “Serbest
meslek faaliyetleri için ilgili meslek teşekküllerince tespit edilmiş bir tarife varsa, hizmetin
bedeli, bu tarifede gösterilen ücretten düşük olamaz.” denilmektedir. Buna göre serbest
meslek faaliyetlerinde vergi matrahı, varsa meslek odaları tarafından tespit edilmiş
tarifeler olacaktır.
5 Soruşturma kapsamında TEMSİCİLİK ile yapılan görüşmede de bu husus belirtilmiş ve bu genelgenin
yayınlanmasından sonra vize için TEMSİLCİLİK’e getirilen proje sayısında ciddi sayıda bir düşüş olduğu
dile getirilmiştir.
17-41/640-279
13/90
I.2.2.7. Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği
(39) Mühendisler, proje çizimi ve fenni mesuliyet; diğer bir deyişle teknik uygulama
sorumluluğu (TUS) olmak üzere başlıca iki alanda hizmet vermektedirler. Fenni mesul
kavramı bu Yönetmeliğin 16. maddesinin yirmi sekizinci fıkrasında
“Fenni Mesul: Proje müellifleri kendileri olsun veya olmasın, yapının yürürlükteki
kanun, imar planı, ilgili yönetmelik hükümleri, Türk standartları, bilimsel kurallar,
teknik şartnameler, fen, sanat ve sağlık kurallarına ve tüm mevzuat hükümlerine
uygun olarak düzenlenen ruhsat eki projelerine göre gerçekleştirilmesini, aldıkları
eğitime göre denetleyen ve ilgili idareler ile üyesi oldukları odalarına karşı sorumlu
olan ilgili meslek mensuplarıdır”
şeklinde tanımlanmıştır.
(40) Mühendisler TUS kapsamında üstlendikleri hizmetler bakımından bağlı oldukları MMO
tarafından yayınlanan düzenleyici kurallarla birlikte Çevre ve Şehircilik Bakanlığı
tarafından yayınlanan söz konusu Yönetmelikle de bağlıdırlar. Anılan Yönetmeliğin 2.
maddesinde bu husus
“Proje hazırlanması, yapı ruhsatı ve arazi düzenlemesine ilişkin uygulamalar bu
Yönetmelik ile Bakanlıkça çıkarılan diğer imara ilişkin yönetmeliklerde yer alan
tanımlara göre gerçekleştirilir. Bu Yönetmeliklerde yer alan genel hükümler,
tanımlar ve ruhsata ilişkin hükümler, planlarla ve ilgili idarelerce çıkarılacak
yönetmeliklerle değiştirilemez. Bu Yönetmeliğin ve ilgili idarelerin Kanuna ve diğer
mevzuata göre çıkaracakları imar yönetmeliklerinin diğer hükümleri ise uygulama
imar planında aksine bir açıklama bulunmadığı takdirde uygulanır”
şeklinde belirtilmiştir.
(41) Anılan Yönetmeliğin “Yapı ruhsatı işleri” başlıklı 57. maddesinin (c) bendinde “Mekanik
tesisat projesi; mimarî projeye uygun olarak, makina mühendisleri tarafından hazırlanan,
ölçekleri yapının büyüklüğüne ve özelliğine göre belirlenen sıhhî tesisat, kalorifer, kat
kaloriferi ve benzeri ısıtma, soğutma, havalandırma projeleri ve ısı yalıtım raporudur.
İdare, yapının özelliğine göre bu projelerden gerekli olanları ister.” denilmektedir.
(42) Söz konusu Yönetmeliğin 58. maddesinde ise “Fenni mesulün, yapının bulunduğu il
sınırları içinde ikamet etmesi esastır. Farklı bir ilde fenni mesuliyet üstlenilebilmesi için
ilgili idarenin uygun görmesi ve yapı yeri ile fenni mesulün işyeri arasındaki mesafenin en
fazla 200 km olması gerekir.” denilerek TUS kapsamında bir hizmet üstlenen SMM’nin
coğrafi sınırları belirlenmektedir. Burada bahsedilen sınır sadece TUS kapsamında
üstlenilen hizmetlerde söz konusu olup, SMM’lerin TUS haricinde üstlendikleri
hizmetlerde herhangi bir alan kısıtlaması bulunmamakta ve Türkiye’nin her yerinde proje
yapabilme hakları bulunmaktadır.
I.3. İlgili Pazar
(43) İnceleme konusu olayda yatay fiyat anlaşması niteliğinde bir rekabet ihlali söz konusudur.
“İlgili Pazarın Tanımlanmasına İlişkin Kılavuz”un 20. paragrafında “inceleme konusu
işlem, gerek ürün gerekse de coğrafi açıdan olası alternatif pazar tanımları çerçevesinde
rekabet açısından endişeler yaratmıyor ya da alternatif tüm tanımlar açısından rekabeti
bozucu bir etki söz konusu oluyorsa pazar tanımı yapılmayabilir” denmektedir. Bu
nedenle alternatif tüm pazar tanımlamaları açısından dosya kapsamında ulaşılan sonuç
değişmediğinden kesin bir pazar tanımının yapılmasına gerek duyulmamış olmakla
birlikte, en uygun pazar tanımlarına aşağıda yer verilmiştir.
17-41/640-279
14/90
I.3.1. İlgili Ürün Pazarı
(44) İlgili ürün pazarı, Kurul’un benzer konulara ilişkin önceki kararlarına6 paralel olarak
“makine mühendisliği hizmetleri” olarak ele alınmıştır. Buna ek olarak, ilgili ürün pazarının
“proje çizimi” ve “TUS hizmeti” olmak üzere iki alt hizmet pazarından oluştuğu ve bu
ayrımın muhtemel coğrafi pazar tanımında dikkate alınması gerektiği vurgulanmalıdır.
I.3.2. İlgili Coğrafi Pazar
(45) Mühendisler, proje çizimi ve TUS olmak üzere başlıca iki alanda hizmet vermektedirler.
Proje hizmetleri sunabilmek için herhangi bir coğrafi alan kısıtlaması olmayıp, farklı illerde
bulunan mühendis ve mimarlar Türkiye'nin her yerinde proje hizmetleri
sunabilmektedirler. Bu doğrultuda proje hizmetleri için ilgili coğrafi pazarın “Türkiye”
olarak belirlenmesi mümkündür.
(46) Bununla birlikte yukarıda da anlatıldığı üzere, TUS hizmetleri için Planlı Alanlar Tip İmar
Yönetmeliği uyarınca belli sınırlar getirilmektedir. Bu Yönetmeliğin 58. maddesine göre,
fenni mesulün, yapının bulunduğu il sınırları içinde ikamet etmesi esastır. Farklı bir ilde
fenni mesuliyet üstlenilebilmesi için ilgili idarenin uygun görmesi ve yapı yeri ile fenni
mesulün işyeri arasındaki mesafenin en fazla 200 km olması gerekmektedir. Buna göre,
TUS hizmetleri için ilgili coğrafi pazar “faaliyette bulunulan şehir ve fenni mesulün işyerine
200 km ye kadar uzaklıkta olan yerleşim birimleri” olarak belirlenmiştir.
I.4. Önaraştırma Sürecinde Elde Edilen Bilgi ve Belgeler
I.4.1. Yerinde İncelemede Elde Edilen Belgeler7
(47) Dosya kapsamında Osman KISAOĞLU, ISI-TAŞ, ÖZ DİZAYN, DOLUNAY,
SAMANYOLU, KOCAPINAR, BEMS, AKTAN, OSMAN DENİZ, FURKAN, GÖRKEM,
ŞENSES’in ofislerinde ve TEMSİLCİLİK’te yapılan yerinde incelemelerde elde edilen bilgi
ve belgeler aşağıda sunulmaktadır.
(48) ISI-TAŞ’ta yapılan incelemede (…..)’nun dolabında, “Mesleki Dayanışma Sözleşmesi”
başlığını taşıyan ve altında (…..) ve (…..)’in imzalarının yer aldığı belge bulunmuştur:
“MESLEKİ DAYANIŞMA SÖZLEŞMESİ
Bu sözleşme Mekanik Tesisat Uzmanlık belgesi olan ve Burdur’da SMM hizmeti
yapan ve bu sözleşmede imzaları bulunan 13 (onüç) makine mühendislik bürosunu
kapsamaktadır.
1.Makine tesisat projeleri; Askari ücret çizelgesinde belirtilen fiyatlar üzerinden
kırımsız olarak yapılacak, ücretin %40’ı proje müellifine geri kalan %60’ı bu
sözleşmede imzası bulunan 13 üye arasında eşit olarak paylaşılacaktır.
2.Proje müellifi askari ücret çizelgesinden fatura kesecek, diğer üyeler paylaşımdan
aldıkları kadar paranın %80 oranında faturasını proje müellifine hizmet bedeli olarak
keseceklerdir.
3.Bu sözleşmede imzası bulunan 13 (onüç) üye yirmibin Tl. değerinde tarihsiz
teminat senedi verecek, üyelerden biri yükümlülüğünü yerine getirmezse yerine
getirmediği bedel verdiği senetten yükümlülüğünü yerine getirmeyen üyeler
dışındaki üyelerin ortak kararı ile tahsil edilecektir.
6 Bkz. 11-17/323-98, 10-67/1413- 531 ve 10-52/999-360 sayılı Rekabet Kurulu kararları.
7 Yerinde incelemede elde edilen bilgi ve belgeler rapora aktarılırken orijinal belgedeki yazım hataları aynen
korunmuştur.
17-41/640-279
15/90
4.Bu sözleşmeyi imzalayan onüç üye adına bankada ortak hesap açılacak. Proje ve
TUS ücretleri bu hesapta toplanacak ve bu hesaptan hiçbir üyenin para çekme
yetkisi olmayacak, paylaşım hesaptan yapıldıktan sonra 13 üyenin imzası ile
talimatla her üyenin alacağı banka hesaplarına virman yapılacaktır.
5.Proje askeri ücret tutarı 5.000 tl ye kadar olan projeler peşin, 15.000 tl ye kadar
olan projeler 5.000 peşin geri klan kısmı iki taksit. 25.000 tl ye kadar olan projeler
5.000 peşin geri kalan kısmı üç taksit, 25.000 tl den büyük projeler dört de biri peşin
geri kalanı 3 eşit taksit ile ödenecektir. Proje müellifi projeleri tastiki esnasında peşin
olan kısmı nakit geri kalan kısmı çek veya senetlerini ibraz edecektir.
6.Bu sözleşme 15.03.2010 tarihinde yürürlüğe girecek olup; Bundan sonra bu
anlaşmaya girecek her üye %2 (Yüzdeiki) den girecek ve bir yıl müddetle bu
paylaşım miktarında ücret alacak bir yılı tamamladıktan sonra diğer üyelerle aynı
miktarda paylaşım oranına sahip olacaktır.
7.İşbu sözleşme 6 (Altı) maddeden ibaret olup taraflar bu sözleşmeyi okuyarak
kabul etmişlerdir.”
(49) Osman KISAOĞLU’nun ofisindeki bilgisayarından (…..) ve (…..)’in isimlerinin yer aldığı
ve yukarıda yer verilen Mesleki Dayanışma Sözleşmesi ile bir maddedeki farklılık dışında
örtüşen “Mesleki Dayanışma Sözleşmesi” elde edilmiştir.
(50) Ayrıca Osman KISAOĞLU’nun ofisinde, yukarıda yer verilen sözleşmede isimleri bulunan
mühendislerin adlarının geçtiği, birtakım hesaplamalar içeren, el yazısıyla yazılmış
aşağıdaki belge bulunmuştur:
“(…..) 2230+179+91+27=2527
(…..) 230+1731+91+27=2079
(…..) 230+179+91+27=527
(…..) 230+179+91+260=760
(…..) 230+179+883+27=1319
(…..) 230+179+91+27=527
(…..) 230+179+91+27=527
(…..) 230+179+91+27=527
(…..) 230+179+91+27=527
(…..) 230+179+91+27=527
(…..) 230+179+91+27=527
(…..) 230+179+91+27=527
(…..) 230+179+91+27=527”
(51) ISI-TAŞ’ta yapılan incelemede (…..)’nun dolabında, düzenlenme tarihi 15.03.2010,
düzenleyenin (…..), lehtarın ise boş bırakıldığı ve ön yüzünde (…..) ve (…..)’ın imzalarının
bulunduğu bir senet bulunmuştur.
17-41/640-279
16/90
(52) Osman KISAOĞLU’nun ofisinde yapılan yerinde incelemede (…..) adresinden (…..)
adresine gönderilen ve ekinde “MMO Cevap dil_docx” dosyası bulunan “Konu: 40/1832
sayılı yazını cevabı” konulu e-posta bulunmuştur:
“M.M.ODASI ANTALYA ŞUBE BAŞKANLIĞINA
ANTALYA
İlgi:
Tarih: 06.03.2013
Sayı: 40/1832
İlgi yazınızda belirtilen olay şu şekilde olmuştur: Bahse konu meslektaş,
temsilciliğimiz teknik görevlisini telefonla arayarak Burdur Gölhisar ilçesinde bir
makine tesisat projesi yapacağını, Denizli M.M.Odasına kayıtlı olduğunu, projeyi
burdur ii temsilciliğinde tastik ettireceğini bir sorun olup olmadığını sormuş.
Temsilcilik teknik görevlisi ((…..)) bizim yürütme kurulu olarak verdiğimiz talimat
doğrultusunda; Şahsa benim telefonumu vererek İl temsilcisi olarak bana
yönlendirmiş ve dolayısı ile bu şahıs beni arayarak durumu anlattı. Kendine Burdur’
da meslektaşlarımız arasında bir mesleki dayanışma bulunduğunu, Başka illerle
Burdurlu hiçbir meslektaşımızın proje yapmama kararı aldığını, Diğer illerdeki
meslektaşlarımızdan da böyle bir tavır beklediğimizi, bizim bu mesleki
dayanışmamızın yirmi yıldır devam ettiğini, Ancak bu şekilde Maddi mesleki
onurumuzu koruduğumuzu belirterek, Aynı şekilde başka illerden proje için
müracaat eden meslektaşlarımıza olayı bu şekilde anlatılınca; Bazı
meslektaşlarımız tarafından mesleki dayanışmamızın olumlu bulunduğu,
kendisinden de böyle bir tavır ve anlayış beklediğimizi anlatarak projeyi yapma
zorunluluğunuz varsa projeyi oda tastikinden geçirmeden de yapı denetim firmasına
verebileceğini, böylelikle bizim mesleki dayanışmamızın da bozulmamasına
yardımcı olacağını söyledim.
80638 oda nolu bahse konu meslektaşımızın. Oda numarasından daha yeni mezun
olduğu benim oğlumdan da küçük yaşta olduğu anlaşılıyor. Bana verdiği cevapta
“Terbiyesizlik yapma [...] Bu benim hakkım Türkiyenin her yerine proje yapıp tastik
ettirme hakkım var diye karşılık verdi. Bundan sonra ben de onun anlayacağı şekilde
cevap verdim.
Saygılarımla
(…..)”
(53) ÖZ DİZAYN’da, Halkbank Burdur Şubesi nezdinde (…..) tarihinde açılmış olan, (…..) ile
(…..)’nın müşterek hesap sahibi olarak göründüğü ve Mesleki Dayanışma
Sözleşmesi’nde adı geçen mühendislerden (…..) ve (…..)’ın isimlerinin bulunduğu hesap
hareketlerini içeren banka dekontu bulunmuştur.
(54) ÖZ DİZAYN’da, şikâyette adı geçen ve aynı zamanda farklı teşebbüslerde de bulunan
“Mesleki Dayanışma Sözleşmesi” başlıklı belgede yer alan isimlerin ve imzaların
bulunduğu bir banka talimatnamesi bulunmuştur:
“TALİMATNAME
Bankanızda (…..) hesap numarası ile açmış olduğumuz müşterek hesaptan:
“Aşağıda isimleri ve hesap numaraları belirtilen kişilere yine karşısında belirttiğimiz
miktarda virman yapılmasını arz/rica ederiz.
17-41/640-279
17/90
“İsim Hesap no: Virman yapılan miktar İmza
(…..) (…..) 4.606.-Tl.
(…..) (…..) 1.319.-Tl.
(…..) (…..) 760.-Tl.
(…..) (…..) 527.-Tl.
(…..) (…..) 527.-Tl.
(…..) (…..) 527.-Tl.
(…..) (…..) 527.-Tl.
(…..) (…..) 527.-Tl.
(…..) (…..) 527.-Tl.
(…..) (…..) 527.-Tl.
(…..) (…..) 527:-Tl.
(…..) (…..) 527.-Tl.”
(55) ÖZ DİZAYN’da, bir örneğinin Osman KISAOĞLU’nun ofisinde yapılan incelemelerde elde
edildiği üzerinde şikâyete konu isimlerin bulunduğu ve birtakım hesaplamaları içeren bir
not bulunmuştur.
(56) ÖZ DİZAYN’da, şikâyette adı geçen mühendislerin havuz başlıklı bir hesaptan alacakları
ve buraya koyacakları tutarı ve yine bu isimlerin keseceği ve alacağı fatura tutarlarını
gösteren bir belge bulunmuştur:
MİKTAR FATURA
ADI SOYADI
HAVUZA
GİREN
ALACAĞI
MİKTAR
KESECEĞİ
FATURA
ALACAĞI FATURA
(…..) 4000 3958,369 33,304
(…..) 2358,369 1886,695
(…..) 5112 4403,169 567,064
(…..) 2358,369 1886,695
(…..) 2358,369 1886,695
(…..) 11875 7108,369 3813,304
(…..) 5000 4358,369 513,304
(…..) 2358,369 1886,695
(…..) 4760 4262,369 398,104
(…..) 2396 3316,769 736,615
(…..) 8845 5896,369 2358,904
(…..) 8260 5662,369 2078,104
(…..) 850 2698,369 1478,695
Toplam 51098 51098 9762,0923 9762,0923
17-41/640-279
18/90
(57) KOCAPINAR’da yapılan incelemede (…..)’ın ofisinde şikâyette adı geçen mühendislerin
isim ve imzalarının bulunduğu “Mesleki Dayanışma Sözleşmesi” bulunmuştur.
I.4.2. Yapılan Görüşmelerde Elde Edilen Bilgi ve Belgeler
(58) ISI-TAŞ’ta yapılan incelemede bulunan “Mesleki Dayanışma Sözleşmesi”ne ilişkin olarak
04.10.2016 tarihinde (…..) ve (…..) ile yapılan görüşme aşağıdaki gibidir
“Soru: Sözleşmenin kapsamı sadece makine mühendisliği hizmetleri mi?
Yanıt: Evet.
Soru: Paralar nerede toplandı? (Bu oluşumla ilgili banka hesap numaraları talep
edildi.)
Yanıt: Para toplama aşamasına gelmeden dayanışma bozuldu. Ortak banka hesabı
açılmadı diye hatırlıyorum.”
(59) Yukarıda ilgili belgesine yer verildiği üzere, Osman KISAOĞLU’nda bulunan ve Denizli’de
kayıtlı bir mühendisin Burdur’da makine mühendisliği hizmeti verme isteğine karşılık,
mühendislerin kendi illeri dışında hizmet vermemesine yönelik dayanışma kararı aldıkları
şeklindeki beyanına yönelik bilgi talep edilmiştir. Bu konuda (…..) ve (…..) tarafından şu
bilgiler verilmiştir:
“Antalya MMO şubesinin birbirimizin bölgesine girmemesine yönelik şifahen
tavsiyesi vardı. Fakat bu da uygulanamadı. Makine mühendisleri odası proje kayıt
defterine bakıldığında başka illerden gelinip Burdur’da projeler yapıldığı ve
Burdur’da faaliyet gösteren mühendislerin de başka illere gidip proje yaptığı
görülecektir.”
(60) Osman KISAOĞLU’ndan ve ISI-TAŞ’tan, MMO’nun Antalya şubesinden gelen anlaşmaya
ilişkin bilgi talep edilmiştir. Ancak teşebbüs yetkilileri söz konusu belgeyi
hatırlamadıklarını ve konunun şifahen de konuşulmuş olabileceğini ifade etmişlerdir.
(61) (…..) ve (…..), söz konusu dönem zarfında makine mühendislerinin mesleklerinin
değerinin düşürüldüğü ve faturaların yüksekliğiyle ilgili bir önlem alınması gerektiği için
böyle bir uygulamaya gittiklerini ifade etmişlerdir.
(62) DOLUNAY’a yerinde inceleme yapmak için gidilmiş ve daha önce elde edilen Mesleki
Dayanışma Sözleşmesinden bahsedilerek teşebbüs yetkilisi (…..) ile aşağıdaki görüşme
yapılmıştır:
“Soru: Makine mühendisleri arasında yapılan mesleki dayanışma anlaşması ne
zaman yapıldı. Ne zaman bitti. Siz katıldınız mı?
Yanıt: Bunun olma ihtimali yok, ben böyle bir oluşuma girmedim. Zaten insanlarla
hasım olduktan sonra beraber çalışma imkânı yok. İmzalanmış anlaşmaya uyup
uymamayla ilgili ben nasıl bir işlem yapabilirim?”
(63) SAMANYOLU’nda yapılan yerinde inceleme sonrasında (…..)’e, daha önce bulunan
“Mesleki Dayanışma Sözleşmesi”nden bahsedilmiş ve makine mühendisliği hizmetleri
kapsamında Burdur ilindeki diğer makine mühendisleriyle beraber "Mesleki Dayanışma
Sözleşmesi" imzalayıp bir havuz oluşumu içinde bulunup bulunmadığı sorulmuştur.
Teşebbüs yetkilisi ilk olarak böyle bir oluşuma dâhil olduğunu kabul etmiş; ancak
oluşumla ilgili raportörlerce yöneltilen, söz konusu oluşuma hangi tarihte dâhil olunduğu,
bu oluşumun ne kadar sürdüğü ve bu oluşumdan ne zaman çıkıldığı gibi diğer sorulara
cevap vermemiş ve bu oluşuma dâhil olduğuna yönelik verdiği ilk beyanını da
reddetmiştir. Ayrıca yukarıda aktarılan ifadelerin kayıt altına alındığı tutanağı
imzalamaktan imtina etmiştir.
17-41/640-279
19/90
(64) Makine mühendisi (…..) ile aşağıdaki görüşme yapılmıştır:
“Soru: Burdur'da faaliyet gösteren bazı makine mühendislerinin ortak bir banka
hesabı açtırdığına dair bir bilginiz var mı? Siz böyle bir ortak hesap açtırdınız mı?
Yanıt: Hayır, böyle bir hesap bulunmamaktadır. Ben de böyle bir hesap açtırmadım.
Soru: Burdur da faaliyet gösteren bazı makine mühendislerinin açtırdıkları ortak bir
banka hesabi çerçevesinde bu hesaba para yatırılmasını temin etmek için senet
düzenledikleri hususunda bir bilginiz var mı? Siz bu kapsamda böyle bir senet
düzenleyip diğer makine mühendislerine verdiniz mi?
Yanıt: Hayır, bu konuda bir bilgim bulunmamaktadır. Ben de böyle bir senet
düzenleyip vermedim."
(65) OSMAN DENİZ’de teşebbüs yetkilisi (…..) ile yapılan görüşme aşağıdaki gibidir:
“ Soru: Burdur’da faaliyet gösteren diğer makine mühendisleriyle herhangi bir
bankada ortak bir hesap açtırdınız mı?
Yanıt: Hayır, açtırmadık.
Soru: Burdur’da faaliyet gösteren diğer makine mühendislerinden herhangi bir
surette senet aldınız veya senet verdiniz mi?
Yanıt: Hayır, böyle bir durum söz konusu olmamıştır.
Soru: Burdur’da faaliyet gösteren diğer makine mühendislerine fatura kestiğiniz
durumlar oldu mu?
Yanıt: Nadiren de olsa fatura kestiğimiz durumlar oldu.”
(66) Makine mühendisi (…..) ile yapılan görüşmede elde edilen ifadeler aşağıdaki gibidir:
“ …2012 yılı sonunda mühendislik faaliyetlerini bıraktım, SMM hizmetini 2006-2012
yıllarında devam ettirdim.8 Mesleki dayanışma sözleşmesini fiyatların aşağı
düşmemesi için yaptık. Bu oluşuma ne zaman katıldığımı hatırlamıyorum. 2010 yılı
sonuna kadar oluşumun içindeydim. Oluşuma dâhil oluşumuzda fiyatların düşmesini
engellemek dışında bir amacımız yoktu. Bu oluşumu, piyasada zor durumda
olduğumuz için arkadaşlarla kendi aramızda kurduk.”
(67) (…..), 2005 yılında SMM faaliyetlerine başlayıp 2010 yılı sonuna kadar sürdürdüğünü,
2010 yılından sonra başka bir firmanın mühendisi olarak çalıştığını, 2012 yılı sonunda
çalışmayı tamamen bıraktığını ifade etmiştir.
(68) FURKAN’da teşebbüs yetkilisi (…..) ile yapılan görüşmede, 2012 yılından beri etkin
olarak mühendislik faaliyeti yürütmediğini, bazı mühendislerin proje çizmesini bilmeyen
mühendislere serbest meslek makbuzu karşılığında proje çizdiğini, Halkbank Burdur
Şubesi’nde mühendislerin açtığı ortak bir banka hesabının mevcut olduğunu, ancak bu
hesabın ne zaman açıldığını ve hâlihazırda mevcut olup olmadığını bilmediğini, bu
oluşumdan ayrılmasına engel olmak için katılan bütün mühendislerin (…..)'na açık senet
verdiğini ifade etmiştir.
8(…..) ile 05.10.2016 tarihinde yapılan görüşmede, SMM faaliyetlerine 2010 yılında son verdiğini belirtmiş;
ancak 20.10.2016 tarih ve 6148 sayı ile Kuruma intikal eden yazısında SMM büro faaliyetlerini 2012 yılında
sonlandırdığını, daha önce tarihi sehven 2010 olarak belirttiğini ifade etmiş ve bu durumun düzeltilmesini
talep etmiştir.
17-41/640-279
20/90
(69) GÖRKEM’de (…..) ile yapılan görüşme aşağıdaki gibidir:
“Soru: Burdur’ da faaliyet gösteren makine mühendislerinin kendi aralarında havuz
oluşturduğuna dair bir bilginiz var mı?
Yanıt: Hayır, böyle bir oluşum söz konusu değildir.
Soru: Burdur'da faaliyet gösteren makine mühendislerinin ortak bir banka hesabı
oluşturduğuna dair bir bilginiz var mı?
Yanıt: Böyle bir durumdan haberimiz bulunmamaktadır.”
(70) TMMOB Burdur İl Temsilcisi (…..) ile aşağıdaki görüşme yapılmıştır:
“Soru: Burdur ilinde faaliyet gösteren makine mühendislerinin kendi aralarında
havuz kurduklarına dair bir oluşumdan haberiniz var mıydı?
Yanıt: Bu konuda herhangi bir bilgim bulunmamakta, odaya 2011 yılında kayıt
yaptırdım, SMM olarak ise 2016 yılında MMO'ya kaydoldum.”
(71) BEMS yetkilisi (…..) ile yapılan görüşmenin içeriği aşağıdaki gibidir:
“Soru: Siz tam olarak bu oluşuma ne zaman dahil oldunuz?
Yanıt: 13 yıldır mühendislik hizmeti veriyorum. 2003’ten bu yana SMM hizmeti
veriyorum. Centilmenlik anlaşması 2010 yılında imzalandı. Amaç fazla indirim
yapılmasın diye. Ondan öncesiyle ilgili bilgim yok.
Soru: 2010’dan önce böyle bir girişim olduğunu öğrendik.
Yanıt: Ben 2010’dan öncesini bilmiyorum.
Soru: 2003-2010 yılları arasında bu oluşumda var mıydınız?
Soru: Bu işe kim öncülük etti?
Yanıt: (…..). Biz fazla indirim yapılmamasını istedik.
Soru: Havuzdan aldığınız pay kaçtı?
Yanıt: Öyle bir durum yok nereden çıkarıyorsunuz.
Soru: Havuzda biriken parayı paylaşımda payınız neydi?
Yanıt: Eşit paylaşılıyordu.
Soru: Oluşum ne zaman sona erdi, siz ne zaman çıktınız?
Yanıt: 1-2 yıl sürdü. Net tarih bilmiyorum.
Soru: 2013’te bitmiş diye duyduk.
Yanıt: Hayır, daha erken bitti.
Soru: Siz ne zaman çıktınız? Oluşum neden sona erdi?
Yanıt: Birisi parayı ödemediğinden bitti.
Soru: Kim ödemedi? Havuzdaki parayı mı paylaşamadınız?
Yanıt: Birisinin borcu vardı ödemedi.
Soru: Kimdi bu isim?
Yanıt: (…..) olması lazım, ödemesi gereken parayı ödemedi.
Soru: 2010 yılında tahminen kaç makine mühendisi vardı?
Yanıt: 15-16 olması gerek.”
17-41/640-279
21/90
I.5. Soruşturma Sürecinde Elde Edilen Bilgi ve Belgeler
I.5.1. Teşebbüslerden Elde Edilen Bilgi ve Belgeler
(72) Önaraştırma sürecinde pişmanlık başvurusunda bulunan teşebbüsün;
“Mezun olduktan sonra, odaya kayıt olduğumda bu oluşum zaten vardı ve bizi bu
oluşuma dâhil olmaya mecbur kıldılar. O zamanlar onay almamız gerekiyordu
odadan ve bizi de bu kapsamda söz konusu oluşuma katılmaya mecbur kıldılar.
Biz kendimiz proje çizemiyorduk, böyle bir oluşumun olduğu söylendi ve dâhil
olmak zorunda kaldık.”
biçimindeki beyanı ve ayrıca soruşturma sürecinde şikâyetçi tarafından 31.01.2017 tarih,
696 sayı ile Kuruma intikal eden belgede havuza üye olmadığı gerekçesiyle projelerinin
TEMSİLCİLİK tarafından onaylanmadığına yönelik beyanına ilişkin olarak durumun
mevcudiyetinin tespitini sağlamak adına TEMSİLCİLİK’ten; 2008-2013 yılları arasında
TEMSİLCİLİK’e kayıtlı her bir SMM’nin TEMSİLCİLİK’ten vize alarak yaptığı projelerin
sayısı ve büyüklüğü bilgisi istenmiş ve talep edilen bilgiler 01.03.2017 tarih,1390 sayı ile
Kuruma intikal etmiştir.
(73) Anılan belgede yer alan bilgilere istinaden yapılan incelemede 2009-2012 yılları arasında
SMM’lerin mekanik tesisat projesi kapsamında TEMSİLCİLİK’ten vize alarak yaptıkları
projelerin sayısı ve büyüklük olarak değerlerine aşağıdaki tablolarda yer verilmektedir.
Tablo 2: 2009-2012 Döneminde TEMSİLCİLİKTEN Vize Almış Mekanik Tesisat Projelerinin Sayısı
Mühendisler 2009 2010 2011 2012
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
BEMS (…..) (…..) (…..) (…..)
FURKAN (…..) (…..) (…..) (…..)
DEMER (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
ŞENSES (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
GÖRKEM (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
SAVRAN (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
AKTAN (…..) (…..) (…..) (…..)
KOCAPINAR (…..) (…..) (…..) (…..)
OSMAN DENİZ (…..) (…..) (…..) (…..)
Osman KISAOĞLU (…..) (…..) (…..) (…..)
ISI-TAŞ (…..) (…..) (…..) (…..)
SAMANYOLU (…..) (…..) (…..) (…..)
GÜRSU (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
ÖZ DİZAYN (…..) (…..) (…..) (…..)
DOLUNAY (…..) (…..) (…..) (…..)
17-41/640-279
22/90
Tablo 3: 2009-2012 Döneminde TEMSİLCİLİK’ten Vize Almış Mekanik Tesisat Projelerinin m² Değeri
Mühendisler 2009 2010 2011 2012
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
BEMS (…..) (…..) (…..) (…..)
FURKAN (…..) (…..) (…..) (…..)
DEMER (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
ŞENSES (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
GÖRKEM (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
SAVRAN (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
AKTAN (…..) (…..) (…..) (…..)
KOCAPINAR (…..) (…..) (…..) (…..)
OSMAN DENİZ (…..) (…..) (…..) (…..)
Osman KISAOĞLU (…..) (…..) (…..) (…..)
ISI-TAŞ (…..) (…..) (…..) (…..)
SAMANYOLU (…..) (…..) (…..) (…..)
GÜRSU (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
ÖZ DİZAYN (…..) (…..) (…..) (…..)
DOLUNAY (…..) (…..) (…..) (…..)
(74) Bunun dışında her ne kadar “Mesleki Dayanışma Sözleşmesi” mekanik tesisat projesi
kapsamında yer alan projeler bağlamında akdedilmiş olsa da anılan yıllar arasında
TEMSİLCİLİK denetiminden geçen diğer SMMH’ler de incelenmiştir. “Asansör uygulama
projeleri” incelendiğinde 2009 yılında toplam 35 adet, 2010 yılında 34 adet, 2011 yılında
64 adet, 2012 yılında ise 39 adet projenin olduğu görülmektedir. Mesleki denetimden
geçen bu projelerin tamamının MMO başka il/ilçe şube/temsilciliklerine kayıtlı SMM’lerce
yapıldığı anlaşılmaktadır.2009-2012 yılları arasında, TEMSİLCİLİK’e kayıtlı SMM’lerin
araçlara ilişkin “LPG Dönüşüm Projesi” kapsamında düzenledikleri montaj tespit raporu
sayısına aşağıdaki tabloda yer verilmektedir:9
9 Araçların LPG’ ye Dönüşümü hizmetlerinde yetkili SMM’ler tarafından her bir araç için araç marka, model,
tip özelliklerine bağlı olarak “Montaj Tespit Raporu” hazırlanmakta olup, bu raporlar Trafik Tescil
işlemlerinde “Kayıt Tescile Esas Evrak” olarak geçmektedir. Araçların LPG’ye dönüşümü işi için ODA
tarafından belirlenen bir proje bedeli bulunmamaktadır.
17-41/640-279
23/90
Tablo 4: 2009-2012 Yılları Arasında Mühendislerin Düzenledikleri Montaj Tespit Raporu Sayısı
Mühendisler 2009 2010 2011 2012
Kaya Oto Adi Ortaklığı (…..) (…..) (…..) (…..)
Gencerler Oto LPG Dönüşüm Servisi-(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Uzman Oto LPG Dön. Sist.- (…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Şahin Otogaz Ve Oto Elektrik-(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) - Azime Mühendislik (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
SAVRAN (…..) (…..) (…..) (…..)
Şencanlar Petrol Ürn. Turz. Ltd. Şti. (…..) (…..) (…..) (…..)
AKTAN (…..) (…..) (…..) (…..)
FURKAN (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..) (…..) (…..)
Avcıoğlu Yedek Parça Mad. İnş. Ltd. Şti. (…..) (…..) (…..) (…..)
(75) 2010 ve 2012 yıllarında, TEMSİLCİLİK’e kayıtlı SMM’lerin “doğalgaz iç tesisat projesi”
kapsamında aldıkları ve mesleki denetimden geçmiş projelere aşağıdaki tabloda yer
verilmektedir:10
Tablo 5: 2010 ve 2012 Yıllarında Mühendislerin Yaptıkları Doğalgaz Tesisat Proje Sayıları
Mühendisler 2010 2012
ŞENSES (…..) (…..)
Osman KISAOĞLU (…..) (…..)
SAMANYOLU (…..) (…..)
GÜRSU (…..) (…..)
ÖZ DİZAYN (…..) (…..)
DOLUNAY (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
FURKAN (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
AKTAN (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
10 2009-2011 yılında TEMSİLCİLİK denetiminden geçmiş doğalgaz iç tesisat projesi bulunmamaktadır.
17-41/640-279
24/90
(76) Öte yandan önaraştırma sürecinde yapılan yerinde incelemelerde Osman
KISAOĞLU’nun ofisinde, başka il temsilciliğine kayıtlı olduğu anlaşılan ve Burdur’da proje
yapmak isteyen bir makine mühendisinin Burdur’da proje yapamayacağına ilişkin birtakım
beyanları içeren e-posta bulunmuştur. Anılan belgeye yönelik olarak mal veya hizmet
piyasasının bölüşülmesi durumunun mevcut olup olmadığının tespitini yapabilmek adına
TEMSİLCİLİK’ten; 2005-2017 yılları arasında, MMO başka il veya ilçe
şube/temsilciliklerine kayıtlı SMM’lerin TEMSİLCİLİK’ten vize almış projelerinin sayısı ve
büyüklüğü bilgisi talep edilmiş, talep edilen bilgiler 01.03.2017 tarih,1390 sayı ile Kuruma
intikal etmiştir.
(77) Anılan belgede yer alan bilgilere istinaden yapılan incelemelerde 2005-2017 yılları
arasında MMO başka il/ilçe şube/temsilciliklerine kayıtlı SMM’lerin mekanik tesisat projesi
kapsamında TEMSİLCİLİK’ten vize alarak yaptıkları projelere ve büyüklük olarak
değerlerine aşağıdaki tabloda yer verilmektedir.
Tablo 6: 2005-2017 Döneminde MMO Başka İl/İlçe Şube/Temsilciliklerine Kayıtlı SMM’lerin Mekanik
Tesisat Projesi Kapsamında TEMSİLCİLİK’ten Vize Alarak Yaptıkları Projeler
Sayı Yıl SMM m2
1 2005 YOK (…..)
2 2006 TA-HA MÜHENDİSLİK (…..)
3 2007 YOK (…..)
4 2008 FNP MÜHENDİSLİK (…..)
5 2009 YOK (…..)
6 2010 AÇIKALIN MÜHENDİSLİK (…..)
7 2010 (…..) (…..)
8 2011 (…..) (…..)
9 2011 (…..) (…..)
10 2011 (…..) (…..)
11 2012 (…..) (…..)
12 2013 (…..) (…..)
13 2013 (…..) (…..)
14 2013 (…..) (…..)
15 2013 (…..) (…..)
16 2013 (…..) (…..)
17 2013 (…..) (…..)
18 2013 (…..) (…..)
19 2013 (…..) (…..)
20 2014 YOK (…..)
21 2015 (…..) (…..)
22 2015 (…..) (…..)
23 2015 (…..) (…..)
(78) Ayrıca yukarıda da belirtildiği üzere, 2009-2012 yılları arasında TEMSİLCİLİK
denetiminden geçmiş tüm asansör uygulama projelerinin MMO’nun başka il/ilçe
şube/temsilciliklerinde kayıtlı bulunan SMM’lerce yapıldığı görülmektedir. Yine 2010-
2013 yılları arasında 3668 adet doğalgaz tesisat projesinin 1002 adedinin MMO başka
il/ilçe şube/temsilciliklerine kayıtlı SMM’lerce yapıldığı görülmektedir.
17-41/640-279
25/90
(79) Yine önaraştırma sürecinde yapılan yerinde incelemelerde ÖZ DİZAYN’da, Halkbank
Burdur Şubesi nezdinde (…..) tarihinde açılmış olan, (…..) ile (…..)’nın müşterek hesap
sahibi olarak göründüğü banka dekontu bulunmuştur. Anılan belgeye ilişkin olarak
Halkbank’tan hesap ile ilgili birtakım bilgiler talep edilmiş, talep edilen bilgiler 09.01.2017
tarih, 194 sayı ile Kuruma intikal etmiştir.
Kuruma intikal eden belgede ilgili hesabın; (…..). Ayrıca hesaba aktarılan para, hesaptan
çekilen para ve hesap özeti bilgileri de intikal eden belgeler arasında yer almaktadır. Bu
belgelere istinaden yapılan incelemelerde her bir SMM’nin hesaba ne kadar para
aktardığı ve hesaptan kendisine ne kadar para aktarıldığı aşağıdaki tabloda
gösterilmektedir.11
Tablo 7: Havuz Üyesi SMM’lerin Havuza Aktardığı ve Havuzdan Taraflarına Aktarılan Para Tutarı
Mühendis Havuza Aktarılan Para (TL) Havuzdan Aktarılan Para (TL)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
(…..) (…..) (…..)
Kimin Aktardığı Tespit Edilemeyen
Para Miktarı (…..)
Nakit Çekilen (…..)
TOPLAM (…..) (…..)12
I.5.2. Yapılan Görüşmelerde Elde Edilen Bilgi ve Belgeler
(80) Soruşturma sürecinde TEMSİLCİLİK ile ilgili olarak iki tür iddianın doğruluğunun tespitini
sağlamak adına TEMSİLCİLİK’ten talep edilen proje kayıtlarının yanı sıra, Burdur’da
faaliyet gösteren SMM’ler ve MMO’nun başka il/ilçe şube/temsilciliklerine kayıtlı SMM’ler
ile telefonla görüşmeler yapılmış ve bu görüşmeler tutanağa bağlanmıştır. Bu iddialardan
ilki yukarıda bahsedildiği üzere havuza üye olmayan SMM’lerin projelerinin TEMSİLCİLİK
tarafından onaylanmadığına ilişkin iken, ikincisi ise başka il/ilçe şube/temsilciliklerine
kayıtlı SMM’lerin Burdur’da proje yapmalarının engellenmesine ilişkindir. Aşağıda iki alt
başlık halinde yapılan telefon görüşmesi tutanaklarına yer verilecektir.
11Halkbank’tan intikal eden belgelerde hesaba aktarılan paralara ilişkin açıklamalardan bazılarında işlemin
kim tarafından yapıldığı anlaşılamadığından her bir SMM’nin havuza aktardığı para miktarı tam olarak
hesaplanamamış, sadece parayı aktaranın belli olduğu işlemlerin toplamına tabloda yer verilmiştir.
12 (.….) TL’nin kime aktarıldığı tespit edilememiştir.
17-41/640-279
26/90
I.5.2.1. TEMSİLCİLİK’e Kayıtlı SMM’ler İle Yapılan Görüşmeler
- (…..)
(81) Burdur İl Temsilciliğine kayıtlı olarak 2012 yılından beri SMM olarak faaliyette bulunduğu,
projelerinin TEMSİLCİLİK’te onayı sırasında herhangi bir problemle karşılaşmadığı,
SMM’lerin kendi aralarında havuz kurduklarına ilişkin herhangi bir duyumunun da
olmadığı, müteahhitten aldığı projelerin ücretlerinin tahsili konusunda zorluk yaşadığı,
kimi müşterilerinden iki yılı aşkındır tahsilat yapamadığı ifade edilmiştir.
- (…..)
(82) Burdur İl Temsilciliğine kayıtlı olarak 2006-2008 yılları arasında faaliyette bulunduğu,
havuz kurulduğuna ilişkin birtakım duyumlarının olduğu ancak projelerinin
TEMSİLCİLİK’te onayı sırasında herhangi bir problemle karşılaşmadığı, problemle
karşılaşan herhangi bir SMM de duymadığı, çizdiği projelerin tahsilatı konusunda
problemler yaşadığı, vergiler de fazla olunca faaliyete son verdiği ifade edilmiştir.
- (…..)
(83) Gül Otogaz yetkilisi (…..) tarafından, 10-12 senedir firmasında SMM çalıştırdığı, LPG
dönüşümü faaliyetinde bulunduğu, projelerinin TEMSİLCİLİK’te onayı sırasında herhangi
bir problemle karşılaşmadığı, bu konuda problem yaşayan herhangi bir mühendis de
duymadığı ifade edilmiştir.
- (…..)
(84) 2007 yılında SMM olarak faaliyette bulunmaya başladığı, projelerinin TEMSİLCİLİK’te
onayı sırasında herhangi bir problemle karşılaşmadığı, TEMSİLCİLİK üyesi SMM’lerin
havuz kurduğuna ilişkin herhangi bir duyumunun olmadığı, projelerin onayı konusunda
problem yaşayan herhangi birini de duymadığı, müteahhitlerden aldığı projelerin tahsilatı
konusunda; bazı müteahhitler ücreti hemen verirken bazılarının bir müddet sonra verdiği,
ortalama bir süre söylemenin zor olduğu ifade edilmiştir.
- (…..)
(85) 2011’de SMM olarak faaliyete başladığı, 2015’in başına kadar da faaliyetine devam ettiği,
sonrasında ise kamuya geçtiği, SMM olduğu dönemde projelerinin TEMSİLCİLİK’te onayı
konusunda herhangi bir problem yaşamadığı, havuza üye olması gerektiği konusunda da
herhangi bir baskı veya problemle karşılaşmadığı, halihazırda şube ve temsilciliklerin
projelere vize verme yetkileri kaldırıldığı için mühendislerin projelerini temsilciliklere
götürmemeye başladığı, bundan dolayı fiyatların çok düştüğü ve işlerin bozulduğu,
kendisinin de bürosunu kapatmak zorunda kaldığı, çoğu arkadaşının da işlerinin
bozulduğu, 2011 yıllarında müteahhitten aldığı projelerin ücretlerinin tahsilatına yönelik
olarak prensibinin tahsilatı hemen yapmak yönünde olduğu, tahsilatın 1 ayı geçmesini
istemediği, ödemeyi alamayacaksa projeyi çizmediği ifade edilmiştir.
- (…..)
(86) 2010 yılından beri SMM olarak faaliyette bulunduğu, SMM yetki belgesini LPG
dönüşümünde kullandığı, projelerinin TEMSİLCİLİK’te onayı sırasında herhangi bir
problemle karşılaşmadığı ifade edilmiştir.
- (…..)
17-41/640-279
27/90
(87) 1999 yılından beri TEMSİLCİLİK’e bağlı olarak faaliyette bulunduğu, projelerinin
TEMSİLCİLİK’te onayı sırasında herhangi bir problemle karşılaşmadığı, piyasanın belli
kişilerin elinde olduğu diğerlerinin proje çizmesine izin verilmediği bedavaya proje
çizildiği, projelerini (…..) yaptığı, kendisinden başka bu ilçede proje yapan (…..)’ın olduğu,
kendilerinin Burdur merkezden proje almadığı, onların ise (…..) proje aldığı, sürtüşme
olmasın diye bu konuyu problem yapmadıkları, şikâyetçi mühendisin de (…..) asgari
ücretin altında fiyatlar vererek rekabeti altüst ettiği, diğer mühendislerle arasının
bozulmasının sebebinin de tahminen asgari ücret tarifesinin altında fiyat vermesinden
kaynaklandığı ifade edilmiştir.
- (…..)
(88) 1997’den beri SMM olarak faaliyette bulunduğu, LPG dönüşüm projeleri yaptığı,
projelerinin onaylanması sırasında TEMSİLCİLİK ile ilgili herhangi bir problem
yaşamadığı, problem yaşayan herhangi bir mühendis de duymadığı ifade edilmiştir.
I.5.2.2. MMO Başka İl/İlçe Şube/Temsilciliğine Kayıtlı SMM’ler İle Yapılan
Görüşmeler
- (…..)
(89) Kendisinin 2006 yılından beri SMM tescil belgesinin bulunduğu, SMM tescil belgesini
Antalya’da yenilettiği, TEMSİLCİLİK ile çok az işinin olduğu ve proje onayları sırasında
herhangi bir problemle karşılaşmadığı, bu konuda problem yaşayan herhangi birini de
duymadığı, Burdur ilinde çok düşük ücretlerle proje çizildiğine ilişkin duyumlarının olduğu,
bu konuda Temsilciliğe defalarca müracaat ettiği fakat bu konuda herhangi bir yardım
göremediği, mimarlardan aldıkları proje ücretlerinin tahsilatı konusunda sıkıntı
yaşadıkları, müteahhitlerden aldıkları projelerde ise tahsilat konusunda herhangi bir
problem yaşamadıkları hususları ifade edilmiştir.
- (…..)
(90) (…..), MMO Isparta İl Temsilciliğine kayıtlı olarak 2008’den bu yana SMM olarak faaliyette
bulunduğunu, daha önceleri bir asansör şirketinde SMM olarak çalıştığını ancak şu anda
kendi şirketinin bulunmadığını, asansör firmasında çalıştığı yıllarda Burdur’da asansör
avan projeleri yaptığını, projelerin TEMSİLCİLİK’te onayı sırasında herhangi bir problemle
karşılaşmadığını ifade etmiştir.
- (…..)
(91) (…..), MMO Antalya Şubesine kayıtlı olarak SMM faaliyeti yürüttüğünü, Burdur’da farklı
zamanlarda proje yaptığını, Temsilciliğe vize için başvururken başka il şubesine kayıtlı
olduğu için projesine vize verilmeyeceği yönünde bir tereddüdünün olduğunu ancak
TEMSİLCİLİK’te herhangi bir sorunla karşılaşmadığını ifade etmiştir.
- (…..)
(92) (…..), 2010 yılında Burdur’da besi çiftliği projesi yaptığını, projenin onayını Burdur İl
Temsilciliğinden yaptırdığını ve onay sırasında herhangi bir problemle karşılaşmadığını,
Burdur’da havuz iddialarıyla ilgili, asgari ücret tarifesi üzerinden belli bir oranda iskonto
yaparak iş yapmaya çalıştıkları yönünde bir takım söylentiler duyduğunu, 2010 yılında
yaptığı projede kendi fiyatıyla onay için başvuru yaptığını ve hiçbir sorunla
karşılaşmadığını ifade etmiştir.
- (…..)
17-41/640-279
28/90
(93) (…..), MMO Antalya Şubesine kayıtlı olarak faaliyet yürütmekte olduğunu, 2010 yılında
Burdur’da bir proje yaptığını, projenin onayı sırasında Burdur İl Temsilciliğinde herhangi
bir problemle karşılaşmadığını, Burdur ili MMO Antalya Şubesi Bucak Temsilciliğinde
proje onayı almak için başvurduğunda kendisine “Antalya’dan gelip burada proje
çizemezsin” dendiğini ve kendisinin de Türkiye’nin her yerinde proje çizebileceğini
belirterek itiraz ettiğini, MMO Antalya Şubesi’nden telefon ettiklerini ve proje onayının o
şekilde yapıldığını ifade etmiştir.
- (…..)
(94) (…..), MMO Antalya Şubesine kayıtlı olarak SMM faaliyetlerimi yürüttüğünü, Burdur’da
asansör avan projeleri yaptığını, projelerin TEMSİLCİLİK tarafından onaylanması
sırasında herhangi bir problemle karşılaşmadığını ifade etmiştir.
I.5.3. Pişmanlık Başvurusu, Başvuru Süreci ve Sunulan Temel Bilgiler
(95) Önaraştırma sürecinde 05.10.2016 tarihinde KOCAPINAR’da yapılan yerinde inceleme
sırasında raportörlerce, Kartellerin Ortaya Çıkarılması Amacıyla Aktif İşbirliği
Yapılmasına Dair Yönetmelik (Pişmanlık Yönetmeliği) hakkında teşebbüsün bilgi
edinmesi sağlanmış ve KOCAPINAR tarafından gizlilik kaydıyla Pişmanlık
Yönetmeliği’nden faydalanmak istendiği belirtilmiştir. Yine teşebbüs yetkilisinin Kurum
kayıtlarına 11.10.2016 tarih, 5986 sayı ile intikal eden talebi üzerine ilgili birim tarafından
başvuru sahibine, pişmanlık başvurusunun 05.10.2016 tarihinde yapıldığının kabul
edildiği ve ilave belgeleri ibraz edebilmesi için 21.10.2016 günü mesai bitimine kadar ek
süre verildiği, 13.10.2016 tarihli ve 10920 sayılı yazı ile bildirilmiştir.
(96) Bu çerçevede başvuru sahibi tarafından gönderilen bilgi ve belgeler Kurum kayıtlarına
25.10.2016 tarih, 6251 sayı ile intikal etmiştir. Bunun üzerine Kurul’un 16.11.2016 tarih
ve 16-39/633-MP sayılı kararında “Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına
göre, “Kartellerin Ortaya Çıkarılması Amacıyla Aktif İşbirliği Yapılmasına Dair
Yönetmelik”ten yararlanmak üzere 05.10.2016 tarihinde yapılan ve 25.10.2016 tarihinde
6251 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal eden bilgilerle tamamlanan başvurunun anılan
Yönetmelik’in 6. Maddesindeki koşulları yerine getirmesi kaydıyla bu aşamada
Yönetmelik’in 4. maddesinin birinci fıkrası kapsamında kabul edilmesine OYBİRLİĞİ ile
karar verilmiştir.” şeklinde hüküm verilmiştir.
(97) Pişmanlık başvuru sahibi tarafından aktif işbirliği çerçevesinde Kuruma intikal eden bilgi
ve belgelere aşağıda yer verilmektedir:
Belge-1: Önaraştırma sürecinde teşebbüs yetkilisi tarafından ifade edilen ve yerinde
inceleme tutanağına geçirilen hususlar:
“….Pişmanlık Yönetmeliği’nin 4. maddesi çerçevesinde yapılan başvuruda havuz
oluşumunun etkili olduğu ürün pazarı, süresi, oluşuma taraf olan teşebbüslerin
isimleri, oluşumun nasıl işlediği ve oluşumun nasıl sona erdiği bilgilerine yer
verilmiştir. Görüşmede aşağıdaki sorular sorulup cevaplar alınmıştır:
17-41/640-279
29/90
Soru: Makine mühendisleri arasında yapılan mesleki dayanışma anlaşması
2010 yılından önce başka bir tarihte de yapıldı mı?
Yanıt: Mezun olduktan sonra, odaya kayıt olduğumda bu oluşum zaten vardı ve
bizi bu oluşuma dâhil olmaya mecbur kıldılar. O zamanlar onay almamız
gerekiyordu odadan ve bizi de bu kapsamda söz konusu oluşuma katılmaya
mecbur kıldılar. Biz kendimiz proje çizemiyorduk, böyle bir oluşumun olduğu
söylendi ve dahil olmak zorunda kaldık. Benim gördüğüm bu oluşum en azından
2005-2006 yılları arasında vardı, ben ilk projemi yaptığımda onaylatmak için
gittiğimde bu oluşumun varlığıyla karşılaştım ama ne kadar daha önceye gidiyor
bu oluşum onu bilemiyorum.
Soru: Oluşuma dahil olmazsanız iş yapamazsınız mı denildi ve bu oluşumun
başını çekenler kimlerdi?
Yanıt: Oluşumun başında eski mühendisler yer alıyordu. Basta o zamanki şube
başkanı da olan (…..) ve (…..)’dı.
Soru: Siz oluşumun içinde ne kadar kaldınız?
Yanıt: Bu oluşum su anda dağıldı ve ben şuan proje çizmiyorum. Oluşumun
2013 ortaları gibi bitmiş olduğunu anımsıyorum. Hatta bizi çağırmadan o
dönemde kendi aralarında havuzdaki biriken parayı paylaştıklarını duymuştum.
Odaya mezun olduktan sonra sanırım 2005 yılında kaydoldum ve bu oluşum o
zaman da zaten vardı. Odaya kaydolduğumda böyle bir oluşuma dahil olmak
zorunda olduğum söylendi. Biz de piyasaya yeni girmiş mühendis olarak dahil
olmak zorunda kaldık.
Soru: Oluşum neden dağıldı?
Yanıt: Büyük ihtimalle yüklü proje çizen mühendisler kendi aralarında yaptıkları
anlaşmaya, yükümlülüklere uymadılar. Çizdikleri projelerden elde ettikleri
gelirleri paylaşmak için, bir süre sonra türlü yollarla havuzda oluşan birikimi
paylaşmaya gittiler ya da habersiz iş yapmaya başladılar oluşum kapsamındaki
mühendislerden, proje çiziliyor bildirilmiyor, fiyat anlaşmalarına uyulmuyordu ve
aralarında güvensizlik oluştu. Zaten bu Mesleki Dayanışma Sözleşmesi’ nin
imzalanması da bu güvensizliğin bir göstergesi. İnsanları bir araya getirip aynı
yönde hareket ettirmek amacıyla yapıldı.
Soru: Bu oluşumu daha önceden terk eden isimler kimler?
Yanıt: Çok yüklü proje yapanlar erken ayrıldı. (…..) tüm yüklü projeleri aldı,
sanırım ilk bozan kişi de, bu oluşum kapsamında olabildiğince yüklü projeleri
alıp sonra o bozdu. Yüklü proje alıp havuz içindeki diğer üyelere vermediler.
Soru: Hesap Halkbank’ ta mıydı?
Yanıt: Evet Halkbank’ ta ortak hesap vardı.
Soru: Paylaşımı nasıl yapıyordunuz, ödemeyi kim yapıyordu?
Yanıt: Hatırladığım kadarıyla bu sözleşme imzalanmadan önce ayda bir kez
toplanılıyor, elden paylaşım yapılıyordu. Sözleşme sonrasında ise ortak
hesaptan, sözleşme tarafı kişilerin hesabına havale yapılıyordu.Hatırladığım
kadarıyla herkesin Halkbank’ta hesabı vardı ve o hesaptan virman yapılıyordu.
17-41/640-279
30/90
Soru: Paylaşım sistemini anlatabilir misiniz?
Yanıt: Bu sözleşme imzalanmadan önce mühendisler birbirlerine fatura
kesmiyorlardı.Sözleşme öncesi dönemde örneğin yapılan işin bedelinin yarısı
havuza aktarılıyordu ve havuzda biriken para, sözleşme kapsamında yer alan
mühendislere herkesin sahip olduğu oranlar nispetinde dağıtılıyordu.Kıdemli
mühendislerin paylaşım oranı bizimkilere göre daha yüksekti.En büyük oran
(…..) gibi bu işin başındaki mühendislerdeydi.Örneğin benim oranım ilk
girdiğimde yarısının %3 üydü, kıdemlilerin ise daha yüksekti. En yüksek oranlar
(…..) ve (…..)’a aitti hatırladığım kadarıyla ve böyle giderek
azalıyordu.Sözleşme imzalandıktan sonra ise bu paylaşım sistemi kendisini
sözleşmede yer alan sisteme bıraktı.
Soru: Oluşum kapsamında senetlerden de bahsediliyor. Var mı böyle senetler?
Yanıt: Hatırladığım kadarıyla bizlere 20.000 TL’lik senet imzalattılar.Biz bu işin
kuyruğunda olan genç mühendislerdik, zorunlu olarak giren kişilerdik. O
senetlerin (…..)’nda olması gerekiyor, oluşum kapsamında toplanan paraları
daha sonra bizlerle paylaşmadılar. (…..) dışında paraları getirmeyen diğer isim
(…..)’dı.
Soru: Bu işe önderlik eden isimler kimler?
Yanıt: (…..) bu işi bozan ancak (…..) başı. Asıl oyuncular (…..). Eskiden ayda
bir toplanan oluşum sonradan seyrek aralıklarla toplanmaya başladı.
Soru: (…..) ne zaman bıraktı başkanlığı?
Yanıt: 2-3 yıl olmuştur. Şu an oda yönetiminde ben varım.
Soru: Sizlere imzalatılan senetler işleme konuldu mu?
Yanıt: Hayır konulmadı, bizlere de teslim edilmedi.
Soru: Peki başka illerden Burdur’a ya da Burdur’dan başka illere proje makine
mühendisliği hizmetleri verilebiliyor muydu, bu oluşum hangi faaliyetleri
etkiliyor?
Yanıt: Makine mühendisliği kapsamında yer alan proje çizim hizmetleri ve teknik
uygulama sorumluluğu hizmetlerini içermektedir.
Soru: Bu oluşuma ilişkin görşmelerin tarihi nedir ve görüşmeler nerede
yapılmaktadır?
Yanıt: Ayda bir kez TMMOB Burdur İl Temsilciliği’nde toplanılıyordu ve para
elden dağıtılıyordu ancak sözleşme sonrası bankadan havale edilmeye
başlandı. Mühendisliğin bağlı olduğu oda-il neresi ise, bizlere mühendisin
örneğin Antalya’daki mühendisin Burdur’da iş yapamayacağı söyleniyordu.
Belge-2: 25.10.2016 tarihinde 6251 sayı ile Kuruma intikal eden yazı ekinde, düzenlenme
tarihi 15.03.2010, düzenleyenin (…..), lehtarın ise boş olduğu 20.000 TL değerinde iki
adet senet ile daha önce yerinde incelemelerde elde edilen “Mesleki Dayanışma
Sözleşmesi” gönderilmiştir. Söz konusu senetlerden birinin üzerinde “Teminat Senedidir”
şeklinde yazı ile ön yüzünde şikâyete konu mühendislerden (…..) ve (…..)’nın imzaları
bulunurken, diğer senette (…..) ve (…..)’nın imzaları yer almaktadır. Ayrıca soruşturma
tarafı SMM’lerin isim ve imzalarının bulunduğu “Mesleki Dayanışma Sözleşmesi” intikal
eden belgeler arasındadır.
17-41/640-279
31/90
Belge-3: Pişmanlık başvuru sahibi tarafından gönderilen ve 28.02.2017 tarih, 1357 sayı
ile Kuruma intikal eden belgede; başvuru sahibine yöneltilen sorular ve buna ilişkin verilen
cevaplar yer almaktadır:
“(…)
1-)Mesleki dayanışma sözleşmesinin 5. Maddesi olan;
5.Proje askeri ücret tutarı 5.000 tl ye kadar olan projeler peşin, 15.000 tl ye
kadar olan projeler 5.000 peşin geri klan kısmı iki taksit. 25.000 tl ye kadar
olan projeler 5.000 peşin geri kalan kısmı üç taksit, 25.000 tl den büyük
projeler dört de biri peşin geri kalanı 3 eşit taksit ile ödenecektir. Proje
müellifi projeleri tastiki esnasında peşin olan kısmı nakit geri kalan kısmı çek
veya senetlerini ibraz edecektir hükmünün konuluş amacı nedir?
2-)Havuza yatırılan paranın mesleki dayanışma sözleşmesinde eşit olarak
paylaşılacağı öngörülmüşken farklı bir şekilde paylaşım yapılmasının nedeni
nedir?
3-)Bankada açılmış olan havuz hesabı kapandıktan sonra havuz uygulaması ne
kadar süreyle devam etti?
(…)”
Sorulara ilişkin verilen cevaplar:
“1-) İşi yaptıran mütaahhit yada işverenlere, yasal makina mühendisleri odasının
heryıl çıkarıp onayladığı asgari liste fiyatı uygulanırdı. Bu listenin üstünde hiçbir
zaman proje ücreti alınmaz altına zaten inilmesi asgari olduğundan mümkün
değildi. Yüksek meblalı işlerde mütaahhitlere ödeme kolaylığı sağlanmaya
çalışılırdı.
2-) Ben sisteme yaklaşık 2005-2006 yıllarında dahil oldum. En son dahil olanlardan
biriyim. Benim girdiğim bu yıllarda eşit olmayan paylaşım uygulanırdı. Daha
sonraki yıllarda eşit paylaşım işlemi (banka hesabının açıldığı tarih hemen hemen
bu yıllara denk gelebilir) gerçekleştirilmişti. En son dağılmadan önce eşit paylaşım
yapılıyordu.
3-) Hesap kapandıktan sonra devam etmedi.”
(…)”
Belge-4: Pişmanlık başvuru sahibi tarafından gönderilen ve 10.03.2017 tarih, 1681 sayı
ile Kuruma intikal eden belgede; başvuru sahibine yöneltilen sorular ve buna ilişkin verilen
cevaplar yer almaktadır:
“(…)
Soru 1-) (…..) ve Gürsu Mühendislik’ten (…..)’in, “Mesleki Dayanışma
Sözleşmesi”nde imzaları olmamasına rağmen havuz hesabına para aktarıp havuz
hesabından taraflarına para aktarıldığı görülmektedir.
a) Anılan mühendislerin havuz ile bağlantısı var mıdır?
b) Varsa havuza hangi tarihte katılmışlarıdır?
c) Havuz hesabından para aktarılmasının, ancak ortak hesap sahiplerinin tümünün
imzasıyla mümkün olduğu görülmektedir. Dolaysıyla sizin bu konuda (anılan
mühendislere para aktarıldığıyla ilgili) bilginiz var mıydı?
17-41/640-279
32/90
Soru 2-) (…..) ve (…..)’un da havuz hesabına para aktardığı görülmektedir. Bu
konuyla ilgili bildikleriniz nelerdir?”
Sorulara ilişkin verilen cevaplar:
“Yanıt 1/a: havuzun göçmesinden az zaman önce bağlantıları olabilir. zaten
hesabına para yatmışsa dahil olmuş olmaları ihtimalleri yükseltiyor.
Yanıt 1/b: Giriş tarihleri ile ilgili malumatım yok lakin hesaplarına para yattığı
tarihlerde olabilir.
Yanıt 1/c: Toplantılarda bazen imzalarımızı alıyorlardı. bunlardan bazısı virman
için olabilir. ama benim hatırladığım yetkinin birkaç kişiye verildiği idi.
Yanıt 2: (…..) iş yapan yada projesini yapan kişi alacağı ödemenin bir kısmını ortak
hesaba göndermesini istemiş olabilir. net bir bilgim yok.”
I.6. Değerlendirme
I.6.1. Geçmiş Tarihli Kurul Kararları
I.6.1.1. Aynı Uygulama İddiasına Yönelik Şikâyetler Hakkındaki Kurul Kararları
(98) Şikâyetçi tarafından daha önce aynı konuda iki defa Kurum’a başvuru yapılmış olup söz
konusu başvurulara ilişkin olarak yapılan önaraştırmaların neticesinde alınan 14.09.2011
tarihli ve 11-47/1162-408 sayılı Kurul kararında;
Teşebbüsler arasında gerçekleştirilen havuz uygulamalarının fiyat birliği ve
müşteri paylaşımı gibi rekabet hukuku bağlamında ihlal olarak değerlendirilen
eylemlere yol açtığı,
Pazarda serbest faaliyet gösteren makine mühendislerinin bir araya gelerek bir
havuz sistemi kurması, proje alan her mühendisin proje karşılığında tahsil ettiği
ücretin belli bir kısmını havuza yatırması, havuzda biriken paranın belirli
periyodlarla proje alsa da almasa da tüm havuz üyeleri arasında paylaştırılması,
mesleki dayanışmanın ötesinde, söz konusu piyasada gerçekleşmesi beklenen
rekabet koşullarını olumsuz yönde etkileyebileceği,
Havuz uygulamasının 4054 sayılı Kanun kapsamında yasaklanabilmesinin
koşulunun bu uygulamanın rakipler arasında pazar yahut müşteri paylaşımına
yol açması olduğu ancak önaraştırma kapsamında elde edilen delillere ve öne
sürülen iddialara bakıldığında rakipler arasında müşteri ya da pazar paylaşımına
ilişkin somut delil elde edilemediği,
(99) 16.10.2014 tarih ve 14-40/731-325 sayılı Kurul kararında ise;
Başvuru konusu iddialara ilişkin olarak TEMSİLCİLİK tarafından havuz sisteminin
uygulandığına dair herhangi bir bilgi veya belgeye ulaşılamadığı,
TEMSİLCİLİK yetkililerinin ifadelerinden yola çıkarak bu tür uygulamaların ancak
TEMSİLCİLİK’in yetkisi ve bilgisi dışında meydana gelebileceği, serbest makine
mühendislerinin asgari fiyat üzerinden kesilen fatura bedelleri üzerinden indirim
yaptığı ve dolayısıyla bu tür uygulamaların sürdürülebilir olamayacağı,
Burdur ilinde serbest çalışan makina mühendislerinin faturalarına yansıyan
fiyatlar ve kayıtlar bakımından da ilgili dönemlerde bir havuz sisteminin
sürdürüldüğüne dair herhangi bir bilgi veya belgeye de ulaşılamadığı,
gerekçeleriyle 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına yer
olmadığına karar verilmiştir.
17-41/640-279
33/90
I.6.1.2. Meslek Birlikleri Hakkındaki Kurul Kararları
(100) Mesleki hizmetlere ilişkin düzenlemelerin rekabeti kısıtlayıcı nitelikleri Kurul gündemine
çeşitli şikâyetlerle gelmiştir. İlgili şikâyetlerin önemli bir kısmı, meslek kuruluşlarının fiyat
ve ücret düzenleme uygulamalarına ilişkindir. Bu tür düzenlemelerin temel gerekçesi, bilgi
eksikliğinden kaynaklanan piyasa aksaklıkları nedeniyle bu hizmetlerin verildiği
piyasalarda rekabetçi sürecin çok sağlıklı işlemediği ve belli bir kalite standardının, kamu
düzenlemesi olmadan yakalanamayacağı düşüncesidir13.
(101) Bununla birlikte, verilen hizmetlerde asgari kalite düzeyini sağlamak ve tüketicilerin
alacakları hizmetlerin kalitesini daha kolay değerlendirebilmelerine imkân tanımak
amacıyla getirilen ücret düzenlemeleri, piyasadaki rekabet üzerinde olumsuz etkilere
neden olabildiği gibi başka aksaklıklara da yol açabilmektedir. Bu çerçevede ortaya çıkan
en temel aksaklık, piyasa fiyatlarının ücret tarifesinin altında oluşmasına karşın meslek
mensuplarının ödeyecekleri vergilerin ücret tarifesi üzerinden belirlenmesi nedeniyle,
kazandıkları ücretlerin önemli bir kısmını vergi olarak ödemek durumunda kalan meslek
mensuplarının, tahsil etikleri ücretleri mümkün olduğunca asgari ücret tarifesine
yaklaştırmak ve piyasadaki denetimi sağlayabilmek için çeşitli biçimlerde proje havuzu
oluşturmak gibi uygulamalara gitmeleridir.
(102) Piyasada ortaya çıkan, meslek mensuplarının kendi aralarında fiyat anlaşması yapması
veya havuz oluşturması türündeki bu uygulamaların, ilgili sektördeki meslek kuruluşunun
asgari ücret uygulamasına ilişkin mevzuatının etkisiyle oluştuğu Kurul kararlarında da
kabul edilmektedir14. Dolayısıyla soruşturma konusu uygulamaları, meslek birliklerine
tanınan ücret belirlemeye ilişkin düzenlemelerden bağımsız bir şekilde değerlendirmek
olası görünmemektedir.
(103) Bu noktada gerek meslek birliklerine mevzuatla verilen ücret belirleme yetkisine gerekse
meslek mensuplarının kendi aralarında fiyat anlaşması yapmalarına veya havuz
oluşturmalarına ilişkin Kurul kararlarının bütüncül bir şekilde ele alınması gerekliliği ortaya
çıkmaktadır. Dolayısıyla aşağıda, Kurul’un meslek birliklerine ilişkin yaklaşımı, (1) meslek
birliklerinin asgari fiyat belirlemesi, (2) birlik üyelerinin fiyat anlaşması yapması, (3) birlik
üyelerince pazar paylaşımına gidilmesi çerçevesinde ana hatlarıyla ortaya konulacaktır.
(104) Bu çerçevede ilk olarak, meslek birliklerinin asgari fiyat belirlemesine ilişkin Kurul
kararlarına değinilecektir. Kurul’un bu konudaki ilk kararlarından olan TMMOB ve
TMMOB Şehir Plancıları Odasının asgari ücret tarifesi uygulamasına ilişkin kararında15
söz konusu eylemlerin TMMOB’un yasal dayanağı olmayan bir yönetmeliğine dayandığı
gerekçesiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiğini belirterek TMMOB’a para
cezası uygulamıştır. Ayrıca Kurul, 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası
kapsamında TMMOB ve TMMOB Şehir Plancıları Odasına söz konusu eylemleri
sonlandırması yönünde görüş bildirmiştir.
13 Bu konuda bkz. “Rekabet Politikası Perspektifinden Ülkemiz Mevzuatının Taranması” başlıklı Rekabet
Raporu, 2015, s. 25 ve 27; “Rekabet Politikası Perspektifinden Kamu Müdahaleleri”, Rekabet Raporu,
2012, s.36 ve devamı.
14 Kurul’un 09.12.2009 tarihli ve 09-58/1411-372 sayılı kararı.
15 Kurul’un 22.01.2002 tarihli ve 02-04/40-21 sayılı kararı.
17-41/640-279
34/90
(105) Kurul’un TMMOB Şehir Plancıları Odasına ilişkin bu kararına yakın tarihli Türkiye Barolar
Birliği (TBB) kararında16, TBB’nin avukatlık asgari ücret tarifesi belirleme yetkisinin 1136
sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. ve 168. maddeleri çerçevesinde açıkça TBB’ye
verilmesi nedeniyle 4054 sayılı Kanun kapsamında işlem tesis edilemeyeceği sonucuna
ulaşılmıştır. Bununla birlikte aynı kararda, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun ilgili
maddelerinin 4054 sayılı Kanun ile ihtilaf halinde olduğundan, yasal düzenlemede
değişiklik talebi ile TBMM, Başbakanlık ve ilgili Bakanlık nezdinde girişimlerde
bulunulmasına karar verilmiştir.
(106) Öte yandan meslek birliklerinin kanuni yetkilerinin kapsamını aşarak 4054 sayılı Kanun
kapsamında ihlal teşkil edebilecek eylemlerine ilişkin olarak da Kurul kararlarında
değerlendirmeler yapıldığı görülmektedir. Örneğin Türk Tabipler Birliği’ne (TTB) ilişkin
Kurul kararında17, 6023 sayılı TTB Kanunu ile TTB’ye asgari ücret tarifesi düzenleme
yetkisi verildiği tespit edilmiştir. Bununla birlikte, TTB tarafından bu yetkiye dayanılarak
işyeri hekimlerinin aylık ücretlerinin düzenlenmiş olmasının, kendisine kanunla verilen
yetkinin aşılması anlamına geldiği değerlendirilmiştir. Kurul kararında bu saptamaya ek
olarak ilgili Kanun maddesinin 4054 sayılı Kanun ile ihtilaf halinde olduğu sonucuna
ulaşılarak 4054 sayılı Kanun’un 27. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi ve 30.
maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi çerçevesinde ilgili süreç işletilerek yasal
düzenlemelerde değişikliği yapılması yönünde ilgili merciler nezdinde girişimlerde
bulunulmasına karar verilmiştir.
(107) Yukarıda yer verilen kararlarda Kurul’un, meslek birliklerinin kanuna dayalı yetkileri
çerçevesinde gerçekleştirmiş oldukları eylemlere ilişkin olarak müdahalede bulunmayıp
rekabet savunuculuğu kapsamında ilgili mercilere görüş bildirdiği veya yasal
düzenlemelerde değişiklik yapılması için girişimlerde bulunulmasına karar verdiği de
görülmektedir.
(108) Bahsi geçen kararların ardından, TMMOB ve Şehir Plancıları Odası tarafından Kurul’un
2002 yılında aldığı karara karşı Danıştay 10. Dairesi nezdinde yürütmeyi durdurma talebi
de içeren iki dava açılmış, anılan Daire 17.11.2003 tarih ve E:2003/2564, E:2003/2705
sayılı kararlarında dava konusu yönetmeliklerin hukuksal niteliklerini dikkate alarak
yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne karar vermiştir. Sonrasında Kurul’un
TMMOB ve Şehir Plancıları Odasına yönelik söz konusu kararı, Danıştay 13. Dairesi
tarafından soruşturmacı üyenin karara katılımı nedeniyle usul yönünden 14.11.2006
günlü E:2005/1668, K:2006/4329 sayılı ve 08.07.2005 günlü E:2005/916, K:2005/3436
sayılı kararlarıyla iptal edilmiştir. Kurul tarafından soruşturmacı üyenin karara katılımı
nedeniyle usul yönünden iptal edilen 22.1.2002 tarih ve 02-04/40-21 sayılı kararın yerine
yeni bir karar alınmamış, Kurul’un 16.05.2007 tarih ve 07-41/453-M sayılı kararıyla
TMMOB tarafından kendi birliklerine bağlı meslek odalarının asgari ücret tarifelerinin ve
TMMOB üyesi olan Şehir Plancıları Odasınca şehir plancılarının asgari ücret tarifelerinin
belirlenmesine dayanak oluşturan ve 4054 sayılı Kanun’a aykırı bulunan yönetmeliklerin
iptali için dava açılmasına ve bu konuda Başkanlığa yetki verilmesine karar verilmiştir.
Ancak açılan davalarda, Danıştay 13. Dairesi tarafından alınan 16.11.2007 günlü ve
E:2007/10830, K:2007/7326 sayılı, 01.02.2008 günlü ve E:2007/10829, K:2008/1745
sayılı kararlarla, Kurum’un TMMOB ve TMMOB’a bağlı odalarca yapılan düzenlemelerin
rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı olduğunu ileri sürerek iptalleri için dava açma
ehliyeti olmadığı gerekçesiyle ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir. Bunun
sonucunda ise Rekabet Kurumu tarafından Danıştay 13. Dairesince verilen söz konusu
kararlar hakkında Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu (İDDK) nezdinde temyiz
başvurusunda bulunulmuştur.
16 Kurul’un 13.11.2003 tarihli ve 03-73/876(a)-374 sayılı kararı.
17 Kurul’un 13.11.2003 tarihli ve 03-73/876 (c)-376 sayılı kararı.
17-41/640-279
35/90
(109) Söz konusu temyiz başvurularına ilişkin süreç devam ederken gelen şikâyetler üzerine
mimar ve mühendis odalarının benzer uygulamalarına yönelik olarak çok sayıda
önaraştırma yapılmış, ancak ilgili Danıştay kararı çerçevesinde, asgari ücret
uygulamasına yönelik anlaşmaların, pazar paylaşımına yol açacak türden başka eylemler
içermediği sürece ihlal teşkil etmeyeceği ve ilgili teşebbüsler hakkında soruşturma
açılmasına gerek olmadığı yönünde karar verilmiştir18.
(110) Anılan temyiz talepleri üzerine İDDK tarafından verilen kararda19; dava konusu
yönetmelik maddeleri ile rekabetin ihlal edilmesi mümkün olduğundan, 4054 sayılı
Kanun’un 27. maddesine göre rekabet ortamını korumakla yükümlü düzenleyici ve
denetleyici bir bağımsız idari otorite olan Kurumun, söz konusu düzenlemeye karşı iptal
davası açmakta menfaati bulunduğu ifade edilmiştir. Bu çerçevede, İDDK, Kurumun,
TMMOB’un yaptığı düzenlemelere karşı iptal davası açabilmesinin önünde hukuki bir
engel olmadığına ve dolayısıyla da Kurumun açtığı davanın ehliyet yönünden
reddedilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığına karar vermiştir.
(111) İDDK’nın söz konusu kararında, rekabet hukuku bağlamında bir kararın 4054 sayılı
Kanun kapsamında teşebbüs birliği kararı olup olmadığının tespit edilmesine ilişkin olarak
şu değerlendirmeler yapılmıştır:
“ […], yasayla kurulmuş olan oda veya birlik gibi kamu tüzel kişiliğine sahip olan
teşebbüs birliklerinin, yasayla verilmiş görevlerinin dışında tesis ettikleri herhangi
bir yasal yetkiye dayanmayan karar ve uygulamalarının ise 4054 sayılı Yasa
kapsamında kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla, bir teşebbüs birliği, kuruluş
yasasında ve ona bağlı olarak çıkarılmış mevzuatta kendisine açıkça verilmeyen
bir yetkiyi kullanarak rekabeti sınırlayıcı bir karar almış ise, böyle bir durumda,
söz konusu kararın rekabeti sınırlayıcı olan herhangi bir teşebbüs birliği
kararından farkı olmayacaktır. Bu durumda, Rekabet Kurulu'nun böyle bir kararla
ilgili olarak, teşebbüs birliği aleyhine doğrudan soruşturma açıp rekabeti ihlal
ettiği sonucuna ulaşması halinde cezalandırma yoluna gidebileceği
kuşkusuzdur.”
(112) Akabinde anılan İDDK kararına karşı TMMOB tarafından karar düzeltme yoluna
başvurulmuş, istem 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesinde
sayılan nedenlerden hiçbirisine uymadığından 18.04.2016 tarih ve 2014/169 E.,
2016/1644 K. sayılı karar ile reddedilmiştir.
(113) Yukarıda yer verilen Kurul ve mahkeme kararları doğrultusunda, Kurul’un meslek
birliklerine ilişkin şikâyetleri incelerken şikâyet konusu eylemlerin kanuni dayanağı olup
olmadığının dikkate alınmasının gerektiği anlaşılmaktadır. Meslek birliklerinin eylemleri,
kendilerine kanunla ve ona bağlı olarak çıkarılmış mevzuatla açıkça verilen yetkiler
çerçevesinde kaldığı takdirde Kurul söz konusu eylemler için işlem tesis edemeyecektir20.
Öte yandan Kurul’un, rekabeti kısıtlama potansiyeli olan ve kanuni yetkilere dayalı olarak
gerçekleştirilen bu eylemlere ilişkin olarak rekabet savunuculuğu çerçevesinde ilgili
mercilere görüş göndermesi mümkündür.
18 Kurul’un 09.09.2009 tarihli ve 09-41/997-254 sayılı; 04.11.2009 tarihli ve 09-52/1260-323 sayılı;
09.12.2009 tarihli ve 09-58/1411-372 sayılı; 04.03.2010 tarihli ve 10-21/281-105 sayılı; 27.10.2010 tarihli
ve 10-67/1411-529, 10-67/1412-530, 10-67/1413-531 sayılı; 24.03.2011 tarihli ve 11-17/323-98 sayılı;
02.06.2011 tarihli ve 11-33/716-222 sayılı kararları.
19 12.12.2012 tarihli ve 2008/655 Esas No ve 2012/2752 Karar No’lu İDDK kararı.
20 Benzer yönde bkz. Danıştay 13. Dairesinin 05.01.2010 tarih ve 2007/2748 E. 2010/8 K. sayılı; Ankara
12. İdare Mahkemesinin 19.11.2014 tarih ve 2014/978 E. sayılı kararları.
17-41/640-279
36/90
(114) Ancak meslek birliklerinin rekabeti kısıtlama potansiyeli olan ve kanuni bir yetkiye
dayanmayan işlemleri hususunda Kurul’un yaklaşımı farklılaşmaktadır. Bu bağlamda
Kurul, meslek birliklerinin söz konusu eylemleri için ceza verilmesi21, eylemlerin dayanağı
olan mevzuatın iptali için dava açılması22 ve eylemlerin durdurulması için görüş
gönderilmesi23 yollarına başvurabilmektedir.
(115) Kurul’un, meslek mensuplarının kendi aralarında fiyat anlaşması yapmalarına veya havuz
oluşturmalarına ilişkin kararlarından birisi olan ve Konya ilinde faaliyet gösteren makine
mühendislerine ilişkin kararında24, mühendislerin fiyat tespiti uygulamasının ihlal olarak
değerlendirilmediği görülmektedir. Anılan kararda bu husus;
“…Mühendisler, TMMOB tarafından uzun süredir uygulanan asgari ücrete ilişkin
mevzuattan kaynaklanan zararlarını azaltmak amacıyla, uygulamada asgari
ücretin oldukça altında kalan proje bedellerini asgari ücrete yakınlaştırma
yönünde bir tür fiyat tespiti uygulamasına başvurmaktadırlar. Dolayısıyla, bu tür
fiyat tespiti uygulamalarının amacının, ilgili odalara bağlı mühendislerin gerçekte
tahsil ettikleri proje bedellerini asgari ücret düzeyine eşitleyerek, oda harcı ve
vergilerini asgari ücret üzerinden ödemelerinden kaynaklanan zararlarını
azaltmak olduğu değerlendirilmektedir. Soruşturmanın açıldığı tarihte yürürlükte
olan TMMOB'un asgari ücret uygulamasına ilişkin mevzuatının etkisiyle oluşan
bu tür eylemlerin 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (a) bendi kapsamında bir
ihlal kabul edilemeyeceği kanaatine varılmıştır."
şeklinde ifade edilmektedir. Yine aynı kararda havuz uygulamalarına ilişkin olarak ise,
mühendislerin asgari ücret seviyesinin üstüne çıkmakta serbest olmalarına rağmen havuz
sistemi nedeniyle fiyatları asgari fiyatlarda sabitlemiş oldukları, havuzun işleyişi gereği
mühendislere yönelen proje taleplerinin havuz üyeleri arasında paylaşıldığı ve sıra ile
proje alındığı böylece havuz sistemi ile her üyenin eşit biçimde tatmin edilmesine
çalışıldığı bu açıdan ilgili pazarda faaliyette bulunan mühendislerin havuz oluşturarak
pazar paylaşımında bulunmak şeklindeki eylemlerinin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi
kapsamında açık bir rekabet ihlali yarattığı sonucuna ulaşılmıştır.
(116) Hatay’da faaliyette bulunan mühendislerin, temsilciliklerinin proje bedellerini bir havuzda
toplayıp ay sonunda üyelerine eşit miktarda bölüştürdükleri iddiasına ilişkin Kurul
kararında25, ortak hesap numarasına ilişkin somut bir verinin bulunamadığı, üye
mühendislerin yapmış oldukları proje sayılarının ve metrekarelerinin, dolayısıyla alınan
ücret bedellerinin son derece farklı görünüm sergilediği, bu nedenle tüm proje bedellerinin
tek bir havuzda toplanarak mühendisler arasında eşit şekilde paylaştırıldığı iddiasının
rasyonel olmadığı gerekçeleriyle soruşturma açılmasına gerek olmadığı sonucuna
ulaşılmıştır.
21 02.11.2006 tarih ve 06-79/1021-295 sayılı, 22.01.2002 tarihli ve 02-04/40-21 sayılı kararları
22 16.05.2007 tarihli ve 07-41/453-M sayılı Kurul kararı.
23 02.12.2015 tarihli ve 15-42/688-245 sayılı karar.
24 Kurul’un 15.12.2005 tarih ve 05-84/1150-330 sayılı kararı.
25 Kurul’un 09.12.2009 tarihli ve 09-58/1411-372 sayılı kararı.
17-41/640-279
37/90
(117) Kurul’un, pazar ve müşteri paylaşımına yol açmayan, yalnızca asgari ücreti tahsil etmek
amacıyla oluşturulan havuz uygulamalarını ihlal olarak değerlendirmediği kararları da
bulunmaktadır. Bunlardan biri olan ve Aydın ili Nazilli ilçesinde faaliyet gösteren inşaat
mühendislerinin havuz sistemi kurarak gelir paylaştıkları ve sisteme dâhil olmayan
mühendislerin faaliyetlerini zorlaştırdıkları iddiasına yönelik olarak verdiği karara26 konu
uygulama, oluşturulan havuz sisteminin müşteri paylaşımına yol açmadan asgari ücret
tarifesini uygulanabilir kılma ve gelir paylaşma amacıyla oluşturulması nedeniyle mevcut
soruşturma konusuyla benzerlik göstermektedir. Anılan karar sonucunda Kurul
tarafından, her bir mühendisin yapmış olduğu proje metrekarelerinin ve proje tutarlarının
farklılık göstermesi ve inşaat mühendislerinin projelerinin sayı ve ölçü birimi olarak eşit
miktarda olmaması nedenleriyle gelir paylaşımına gittikleri yönündeki iddialar hakkında
soruşturma açılmasına gerek olmadığı kanaatine varılmıştır.
(118) MMO Malatya İl Temsilciliğine kayıtlı makine mühendislerinin, havuz sistemi ve sıra
uygulaması yapmak suretiyle, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırı işlem ve
eylemlerde bulunup bulunmadığının tespitine ilişkin Kurul kararında27;
- Malatya ilinde Oda’ya kayıtlı 48’i faal 60 makine mühendisin bulunduğu,
- Pazarda faaliyet gösteren 20 makine mühendisinin, Malatya ilindeki makine
mühendisliği hizmetleri pazarındaki işleri paylaşma konusunda havuz
oluşturdukları ve işleri belli bir sıra ve kota dâhilinde paylaştıklarının anlaşıldığı,
- Esasen, Malatya ilinde faaliyet gösteren makine mühendislerinin, projelerin
dağıtımı konusunda bir birlik kurarak havuz oluşturmalarına ve projeleri buna göre
belli bir sıra, kota ve sistem dâhilinde üyeler arasında dağıtmalarına ilişkin işlem
ve eylemlerinin, pazar paylaşımına da yol açacak nitelikte eylem ve işlemler de
içerdiği, bu nedenle de 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde yasaklanan rekabet
ihlallerinden olduğunun görüldüğü;
- Diğer yandan, pazarın yapısı, pazardaki fiili ve potansiyel rekabetin önemli
düzeyde bulunması, inceleme tarihine kadar asgari fiyat tarifesinin üzerinde proje
çizildiğinin tespit edilmemiş olması, söz konusu eylem ve işlemlerin asgari fiyat
tarifesine uyulması amacıyla yapıldığı sonucuna varılması nedenleriyle, bu
aşamada, soruşturma açılmaksızın, 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin üçüncü
fıkrası uyarınca görüş bildirilmesinin uygun olacağı kanaatine varıldığı
değerlendirmelerinde bulunulmuştur.
26 Kurul’un 14.09.2011 tarihli ve 11-47/1160-406 sayılı kararı.
27 Kurul’un 29.09.2011 tarihli ve 11-50/1258-447 sayılı kararı.
17-41/640-279
38/90
(119) Kurul Mersin jeoloji mühendisleri ile ilgili kararında28, Mersin’de faaliyet gösteren jeoloji
mühendislerinin asgari ücretin altında proje almalarını önlemek için mühendislerin
aldıkları proje bedellerini ortak bir banka hesabına yatırıp banka dekontunu Mersin Jeoloji
Mühendisleri Odası’na sunduktan sonra ancak proje onayı alabildikleri, havuza dâhil
olmayan mühendislerin de faaliyetlerinin zorlaştırıldığı iddialarına ilişkin olarak;
“...Bu koşullar altında aldıkları ücretlerin önemli bir kısmını vergi olarak ödeyen
SMM’ler, tahsil ettikleri ücretleri asgari ücret tarifesinde yer alan tutarlara
yaklaştırmak ve piyasada denetimi sağlamak için proje havuzu oluşturmak gibi
değişik uygulamalara gitmektedirler. Söz konusu türden havuz uygulamalarının
sadece piyasa fiyatlarının asgari ücretin altına düşmesini engellemeye yönelik
olması halinde, … 4054 sayılı Kanun çerçevesinde işlem başlatılmamaktadır.
Bu çerçevede başvuru konusu havuz uygulamasının asgari ücretin altına
inilmesini engellemeye yönelik olarak uygulandığı, proje ve müşteri paylaşımına
yol açmadığı da dikkate alındığında, önaraştırma konusu eylemin 4054 sayılı
Kanun kapsamında ihlal olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.”
değerlendirmelerinde bulunmuştur.
I.6.2. 4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında Değerlendirme
(120) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesindeki
"Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti
engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut
doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve
teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır.”
şeklindeki hüküm ile teşebbüsler arasındaki fiyat tespiti anlaşmalarının kesin olarak
yasaklandığı görülmektedir. Aynı maddenin (a) bendindeki “mal veya hizmetlerin alım ya
da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kâr gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım
şartlarının tespit edilmesi” bu maddenin ihlaline örnek olarak verilmektedir.
(121) Kanun’un 4. maddesinde yer alan hükmün temel amacı, her bir teşebbüsün kendi ticari
politikalarını ve piyasadaki faaliyetlerini tek başına, bağımsız olarak belirlemesidir.
Rekabeti bozucu nitelikteki anlaşmaların varlığı halinde, teşebbüslerin bağımsız
davranışlarının yerini anlaşma taraflarının ortak çıkarlarına hizmet eden koordineli
davranışlar almaktadır. Bu tür anlaşmalar, serbest piyasa ekonomisinden elde edilmesi
beklenilen faydaları azaltarak kaynakların etkinsiz kullanılmasına ve serbest piyasa
sisteminin sağladığı refahın piyasadaki aktörlere hak etmedikleri oranda dağılmasına yol
açar. Diğer bir deyişle, bu tür anlaşmalara taraf olan teşebbüsler, normal rekabet şartları
içinde elde edemeyecekleri kârlara ulaşarak bu ekonomik faaliyetlerle yaratılan refahın
çoğunu kendilerine aktarma olanağına sahip olur ve serbest piyasa ekonomisinin sağlıklı
bir şekilde işlemesini engellerler.
28 Kurul’un 24.01.2013 tarihli ve 13-07/70-39 sayılı kararı.
17-41/640-279
39/90
(122) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin gerekçesinde,
“Bu Kanunun amacı rekabetin korunması olduğuna göre, rekabeti engelleyici,
kısıtlayıcı veya bozucu teşebbüsler arası anlaşma ve uygulamaların yasaklanması
gerekir. Maddenin amacı bakımından anlaşma, hukuki şekil şartlarına uymasa bile
tarafların kendilerini bağlı hissettikleri her türlü uzlaşma ya da uyuşma anlamında
kullanılmıştır. Anlaşmanın yazılı veya sözlü olmasının önemi yoktur.”
denilmek suretiyle, Türk rekabet hukukunda “anlaşma” kavramının borçlar hukukundaki
“sözleşme” kavramından daha geniş bir kavram olduğuna dikkat çekilmiştir. Gerçekten
de Kanun’un 4. maddesi anlamında bir anlaşmanın varlığı için teşebbüsler arasında aynı
yönde bir irade uyuşmasının bulunması yeterlidir.
(123) Bu genel açıklamalar çerçevesinde; soruşturmaya taraf teşebbüslerin 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesini ihlal edip etmedikleri aşağıda değerlendirilmiştir.
(124) Dosya kapsamında yapılan incelemelerde başvuru konusu iddialara yönelik olarak
15.03.2010 tarihli “Mesleki Dayanışma Sözleşmesi”,
Düzenlenme tarihi 15.03.2010 olan, düzenleyenin (…..) olduğu ve lehtarın boş
bırakıldığı ayrıca ön yüzünde “Mesleki Dayanışma Sözleşmesi”ni imzalayan
SMM’lerin imzalarının bulunduğu 20.000 TL bedelli senet,
Düzenlenme tarihi 15.03.2010 olan, düzenleyenin (…..) olduğu ve lehtarın boş
bırakıldığı 20.000 TL değerinde iki adet senet (söz konusu senetlerden birinin
üzerinde “Teminat Senedidir” şeklinde yazı ile ön yüzünde şikâyete konu
mühendislerden (…..) ve (…..)’nın imzaları bulunurken, diğer senette (…..) ve
(…..)’nın imzaları yer almaktadır),
“Konu: 40/1832 sayılı yazını cevabı” başlıklı e-posta,
Halkbank Burdur Şubesi nezdinde (…..) tarihleri arasında açık olduğu tespit edilen
ve proje gelirlerinin aktarıldığı müşterek hesap,
“Mesleki Dayanışma Sözleşmesi”nde adı geçen SMM’lerin havuza aktardıkları,
havuzdan alacakları ve buna karşılık kesecekleri ve alacakları faturaların
tutarlarının hesaplandığı tablo,
Adı geçen SMM’lerin isimlerinin bulunduğu virman talimatnamesi,
Halkbank hesabına ilişkin bir dekont,
Mesleki Dayanışma Sözleşmesi’nde isimleri bulunan mühendislerin adlarının
geçtiği ve birtakım hesaplamalar içeren, el yazısıyla yazılmış belge
olmak üzere dokuz ana belge elde edilmiştir. Anılan belgeler bir bütün olarak ele
alındığında bu belgelerin soruşturma muhatabı SMM’lerin havuz uygulaması
gerçekleştirmek suretiyle rekabetin sınırlanmasına yönelik bir faaliyette bulunduğunu açık
bir biçimde ortaya koyduğu anlaşılmaktadır.
(125) Önaraştırma sürecinde yapılan yerinde incelemelerde elde edilen “Mesleki Dayanışma
Sözleşmesi”nde; (…..) ve (…..) olmak üzere 13 SMM’nin imzasının bulunduğu görülmüş,
ayrıca Halkbank’tan intikal eden belgelerin incelenmesi neticesinde bunların haricinde iki
SMM’nin de anlaşmaya sonradan dahil oldukları tespit edilmiştir. Durumla ilgili bilgi
notunun Kurula sunulmasıyla DEMER ve GÜRSU’nun da derdest soruşturmaya dahil
edilmesine karar verilmiştir. Bu teşebbüslerden DEMER’in havuz hesabına ilk defa (…..)
tarihinde para aktardığı, (…..) tarihinde ise ilk defa ilgili hesaptan kendisine para
aktarıldığı, GÜRSU’nun ise ilk defa (…..) tarihinde hesaba para aktardığı, (…..) tarihinde
ise ilk defa ilgili hesaptan kendisine para aktarıldığı görülmüştür.
17-41/640-279
40/90
(126) Öte yandan söz konusu havuz uygulamasının süresine ilişkin olarak pişmanlık başvurusu
sahibi teşebbüsün “Benim gördüğüm bu oluşum en azından 2005-2006 yılları arasında
vardı, ben ilk projemi yaptığımda onaylatmak için gittiğimde bu oluşumun varlığıyla
karşılaştım ama ne kadar daha önceye gidiyor bu oluşum onu bilemiyorum” şeklinde
ifadesi bulunmakla birlikte teşebbüsün bu iddiasını destekler nitelikte somut bilgi-belge
elde edilememiştir.
(127) Yine pişmanlık başvurusu sahibi teşebbüsün ilgili başvurusu kapsamında Kuruma
sunduğu belgelerden olan şahsi kasa defterinde yer alan iki adet kayıttan birinde
“Açıklama” bölümünde “Havuz Parasından gelen” yazıldığı ve karşısında yer alan
“Gelirler Toplamı” hanesinde ise “500” yazıldığı; diğerinde “Açıklama” bölümünde “(…..)
Havuz gelen” yazıldığı, karşısında yer alan “Gelirler Toplamı” hanesinde ise “1200”
yazıldığı görülmüştür. Söz konusu kayıtların havuz uygulamasının süresine ilişkin veriler
içerdiği düşünülmekle birlikte kayıtların ilgili başvuru sahibince kendi kendine hazırlanan
ve herhangi bir resmi onay görmemiş belgeler olması, başkaca harici bilgi ve belgelerle
desteklenememiş olması, diğer yandan kaydı tutan başvuru sahibince de içeriğinin net
bir biçimde hatırlanamaması nedenleriyle hukuken dikkate alınmaması gerektiği
sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda havuz uygulamasının “Mesleki Dayanışma
Sözleşmesi”nin imzalandığı 15.03.2010 tarihinden (…..) 23.08.2011 tarihine kadar geçen
süre boyunca devam ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
(128) Soruşturmaya esas teşkil eden “Mesleki Dayanışma Sözleşmesi”nin 1. ve 2.
maddesinde29;
“1.Makine tesisat projeleri; Askari ücret çizelgesinde belirtilen fiyatlar üzerinden
kırımsız olarak yapılacak, ücretin %40’ı proje müellifine geri kalan %60’ı bu
sözleşmede imzası bulunan 13 üye arasında eşit olarak paylaşılacaktır.
2.Proje müellifi askari ücret çizelgesinden fatura kesecek, diğer üyeler
paylaşımdan aldıkları kadar paranın %80 oranında faturasını proje müellifine
hizmet bedeli olarak keseceklerdir.”
hükümlerinin bulunduğu görülmektedir. 1. ve 2. maddede yer alan söz konusu hükümler
teşebbüsler arasında bir fiyat tespiti anlaşmasının var olduğunu tereddüde yer
vermeyecek biçimde göstermektedir.
(129) Asgari ücretlerin belirlenmesi ve uygulanmasının gözetilmesi MMO’nun kurumsal
sorumluluğunda olup 6235 sayılı Kanunla MMO’ya verilen yetkiler dışında teşebbüs
niteliğindeki SMM’lerce bireysel kapasiteler çerçevesinde ayrı bir fiyat anlaşmasına
gidilmesi 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine açıkça aykırıdır.
29 Orijinal belgedeki yazım hataları aynen korunmuştur.
17-41/640-279
41/90
(130) Bununla birlikte teşebbüslerin sadece asgari ücret seviyesinde fiyat tespitine gitmedikleri
ayrıca havuz üyesi teşebbüslerin proje gelirlerinden elde ettikleri gelirleri paylaştıkları
“Mesleki Dayanışma Sözleşmesi”nin 1, 4 ve 6. maddelerinde yer alan;
“1. …ücretin %40’ı proje müellifine geri kalan %60’ı bu sözleşmede imzası bulunan
13 üye arasında eşit olarak paylaşılacaktır.
4. Bu sözleşmeyi imzalayan onüç üye adına bankada ortak hesap açılacak. Proje
ve TUS ücretleri bu hesapta toplanacak ve bu hesaptan hiçbir üyenin para çekme
yetkisi olmayacak, paylaşım hesapları yapıldıktan sonra 13 üyenin imzası ile
talimatla her üyenin alacağı banka hesaplarına virman yapılacaktır.
6. Bu sözleşme 15.03.2010 tarihinde yürürlüğe girecek olup; Bundan sonra bu
anlaşmaya girecek her üye %2 (Yüzdeiki) den girecek ve bir yıl müddetle bu
paylaşım miktarında ücret alacak bir yılı tamamladıktan sonra diğer üyelerle aynı
miktarda paylaşım oranına sahip olacaktır.”
biçimindeki hükümlerden anlaşılmaktadır.
(131) Öte yandan “Mesleki Dayanışma Sözleşmesi”nde öngörülen paylaşım kuralını
tamamlayıcı nitelikte olarak;
“2. …diğer üyeler paylaşımdan aldıkları kadar paranın %80 oranında faturasını
proje müellifine hizmet bedeli olarak keseceklerdir.”
3. Bu sözleşmede imzası bulunan 13 (onüç) üye yirmibin Tl. değerinde tarihsiz
teminat senedi verecek, üyelerden biri yükümlülüğünü yerine getirmezse yerine
getirmediği bedel verdiği senetten yükümlülüğünü yerine getirmeyen üyeler
dışındaki üyelerin ortak kararı ile tahsil edilecektir.”
hükümlerinin bulunduğu görülmektedir.
(132) Gerçekten de soruşturma sürecinde elde edilen belgeler bölümünde ayrıntılı şekilde
gösterildiği üzere (Tablo 4); teşebbüslerin, proje gelirlerinden elde ettikleri ücretlerin belli
bir kısmını (…..) tarihleri arasında açık olan müşterek hesaba yatırdıkları ve ilgili hesaptan
kendilerine para aktarıldığı, sözleşmede öngörülen şekilde birbirlerinden senet aldıkları
ve 2010 ile 2011 yıllarında “proje çizim bedeli” adı altında birbirlerine birçok kez fatura
kestikleri görülmektedir. Yine teşebbüslerin havuza aktaracağı para ve keseceği
faturalara ilişkin bir takım hesaplamaların yer aldığı tablo da söz konusu oluşumun
fiiliyatta da uygulandığını gösterir niteliktedir.
(133) Sektörel çerçeve bölümünde değinildiği üzere; profesyonel hizmetlerin verildiği
piyasaların ‘başarısız’ olduğuna inanılmakta ve buradan hareketle asgari hizmet kalitesini
sağlamak ve toplumsal refahı artırmak adına profesyonel hizmetler çeşitli seviyelerde
düzenlemelere tabi tutulmaktadır. Bu düzenlemelerden en önemli ve yaygın olanlarından
biri ise asgari ücret tarifesi belirlenmesidir. Meslek birlikleri tarafından asgari ücret
tarifesinin belirlenmesinin temel dayanağı, meslek mensuplarının fiyat rekabetine girerek
kaliteyi düşürmelerinin önüne geçmek ve mensuplarını fiyattan ziyade kalitede rekabete
yönlendirmek olarak gösterilmektedir. Zira fiyat rekabeti imkânı ortadan kalktığı zaman
hizmeti sunanlar kalite rekabetine yönelmek zorunda kalmaktadır. Tüketiciler, ücretleri
tercih kriteri olarak kullanma imkânı bulamadığı zaman kaliteli hizmeti tercih
etmektedirler30.
30 Özden Mehmet, Profesyonel Meslek Birlikleri, Rekabet Kurumu Uzmanlık Tezi,2004,Ankara.
17-41/640-279
42/90
(134) Soruşturma konusu pazar bakımından profesyonel meslek birliklerine yönelik
değerlendirme yapıldığında; TMMOB ve MMO’nun ilgili pazara ilişkin birçok
düzenlemesinin bulunduğu, pazara ilişkin düzenlemelerden kaynaklanan giriş
engellerinin olduğu, asgari ücret tarifesinin uygulandığı, bu düzenlemeler neticesinde fiyat
rekabetine açık alanın bir hayli sınırlı hale geldiği görülmektedir. Yoğun regülasyonun
bulunduğu ve rekabetin neredeyse sadece kalitede rekabetle sınırlı bir hale yakınsadığı
bir pazarda, soruşturma muhatabı teşebbüslerin “Mesleki Dayanışma Sözleşmesi”
aracılığıyla iş yapmasalar bile gelir elde edebilecekleri bir mekanizma oluşturmuş
bulunmaları, kalitede rekabetin dahi büyük ölçüde ortadan kaldırıldığı bir pazar yapısının
oluşmasına yol açarak mühendislerin pazardaki rekabeti tümden ortadan kaldırmaya
yönelik bir eylem içinde olduklarına işaret etmektedir.
(135) Söz konusu eylemler, pazara yeni giren bir SMM’yi de hâlihazırda faaliyet gösteren
SMM’ler ile büyük ölçüde kaliteli hizmet ve kısmen de asgari ücrete en yakın fiyatla
rekabet etmek yerine iş yapmasa bile gelir elde edebileceği bu yapıya dahil olarak hem
kendisi hem de mevcut havuz üyeleri için rekabet baskısının ortadan kalkacağı bir
duruma uymaya sevk edecektir. Bu durumda rekabetçi piyasa yapısı tesis edilememiş
olacak ve en nihayetinde şartların tüketici aleyhine gelişeceği bir fiili tekel yapısı ortaya
çıkacaktır.
(136) Nitekim konuyla ilgili 14.09.2011 tarih, 11-47/1162-408 sayılı Kurul kararında;
“pazarda serbest faaliyet gösteren makine mühendislerinin bir araya gelerek bir
havuz sistemi kurması, proje alan her mühendisin proje karşılığında tahsil ettiği
ücretin belli bir kısmını havuza yatırması, havuzda biriken paranın belirli
periyotlarla proje alsa da almasa da bütün havuz üyeleri arasında paylaştırılması,
mesleki dayanışmanın ötesinde, söz konusu piyasada gerçekleşmesi beklenen
rekabet koşullarını olumsuz yönde etkileyebilecek bir uygulamadır”
denilmiş, 29.09.2011 tarih, 11-50/1258-447 sayılı Kurul kararında da;
Esasen, Malatya ilinde faaliyet gösteren makine mühendislerinin, projelerin
dağıtımı konusunda bir birlik kurarak havuz oluşturmalarına ve projeleri buna göre
belli bir sıra, kota ve sistem dâhilinde üyeler arasında dağıtmalarına ilişkin işlem
ve eylemlerinin, pazar paylaşımına da yol açacak nitelikte eylem ve işlemler de
içerdiği, bu nedenle de 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde yasaklanan rekabet
ihlallerinden olduğu görülmektedir.
tespiti yapılarak bu tür uygulamaların 4054 sayılı Kanun’a aykırı olduğu açıkça
belirtilmiştir.
(137) Ayrıca teşebbüslerin, sözleşmenin uygulanmasını güvence altına almak ve havuz
sisteminin sürekliliğini sağlamak adına senet aldığı da göz önünde bulundurulduğunda
teşebbüslerin bu davranışlarının denetleme/cezalandırma unsurunu içeren klasik kartel
yapısıyla da uyuştuğu görülmekte ve tarafların bu davranışı ihlalin varlığını destekler
mahiyete bürünmektedir.
(138) Öte yandan “Mesleki Dayanışma Sözleşmesi”nin 5. maddesinde;
“5.Proje askeri ücret tutarı 5.000 tl ye kadar olan projeler peşin, 15.000 tl ye kadar
olan projeler 5.000 peşin geri klan kısmı iki taksit. 25.000 tl ye kadar olan projeler
5.000 peşin geri kalan kısmı üç taksit, 25.000 tl den büyük projeler dört de biri
peşin geri kalanı 3 eşit taksit ile ödenecektir. Proje müellifi projeleri tastiki
esnasında peşin olan kısmı nakit geri kalan kısmı çek veya senetlerini ibraz
edecektir.”
17-41/640-279
43/90
hükmünün bulunduğu görülmektedir. Hükmün hangi gerekçeyle konulduğunu tam olarak
tespit etmek adına pişmanlık başvurusu sahibi teşebbüsten bilgi talep edilmiş, intikal eden
cevabi yazıda hükmün yüksek meblağlı işlerde müteahhitlere ödeme kolaylığı sağlamak
adına konulduğu ifade edilmiştir.
(139) Söz konusu hükmün 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında değerlendirilebileceği
kanaatine varılmıştır. Zira bahse konu hükümle havuz üyesi teşebbüslerin sundukları
hizmete ilişkin satım şartlarının piyasa koşulları dışında teşebbüsler arasında akdedilen
bu sözleşmeyle belirlendiği görülmektedir.
(140) Bu çerçevede, Burdur ilinde serbest mühendislik alanında faaliyette bulunan; ISI-TAŞ,
Osman KISAOĞLU, DOLUNAY, SAMANYOLU, AKTAN, OSMAN DENİZ, FURKAN, ÖZ
DİZAYN, ŞENSES, TOLACI, BEMS, SAVRAN, KOCAPINAR, DEMER ve GÜRSU’nun
fiyat tespiti yapmak ve havuz kurmak suretiyle gelir paylaşımına giderek 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
(141) Soruşturma konusu şikâyetlerden bir diğeri, havuz üyesi olmayan SMM’lerin projelerinin
TEMSİLCİLİK tarafından onaylanmadığı iddiasıdır. Anılan dönemlerde TEMSİLCİLİK
yönetiminde havuz üyesi teşebbüslerin bulunması nedeniyle bahsi geçen iddia ciddi
görülmüş ve detaylı bir inceleme ihtiyacı doğmuştur. Bu iddia kapsamında
TEMSİLCİLİK’ten 2008-2013 yılları arasında SMM’lerin yaptıkları projelerin (mekanik
tesisat, asansör avan, doğalgaz iç tesisat, LPG dönüşüm) sayısı ve büyüklüğü bilgisi
istenmiş, intikal eden bilgilerin incelenmesi sonucunda ulaşılan verilere soruşturma
sürecinde elde edilen bilgi ve belgeler bölümünde tablo olarak yer verilmiştir (Tablo 1,2).
Aşağıdaki grafiklerde de 2009-2012 yılları arasında havuz üyesi SMM’lerin yaptıkları
mekanik tesisat projelerinin m² ve adet bazında dağılımına yer verilmektedir.
Grafik 1: 2009 Yılında Piyasada Faaliyet Gösteren SMM’lerin Temsilcilikten Vize Alarak Yaptıkları Mekanik
Tesisat Projeleri (m² bazında)
FURKAN
(.....)
SAMANYOLU
(.....)
OSMAN DENİZ
(.....)
BEMS
(.....)
ŞENSES
(.....)
ÖZ DİZAYN
(.....)
DOLUNAY
(.....)
AKTAN
(.....)
SAVRAN
(.....)
ISI-TAŞ
(....)
Osman KISAOĞLU
(.....)
(.....)
Hüseyin DOĞAN FURKAN SAMANYOLU OSMAN DENİZ BEMS
ŞENSES ÖZ DİZAYN DOLUNAY AKTAN SAVRAN
ISI-TAŞ Osman KISAOĞLU Nihat ÇİFTÇİ
17-41/640-279
44/90
Grafik 2: 2009 Yılında Havuz Üyesi Olan SMM’lerin Piyasadaki Durumu (m² bazında)
Grafik 3: 2010 Yılında Piyasada Faaliyet Gösteren SMM’lerin Temsilcilikten Vize Alarak Yaptıkları Mekanik
Tesisat Projeleri (m² bazında)
Havuz Üyeleri
85%
(.....)
(.....)
Havuz Üyeleri Nihat ÇİFTÇİ Hüseyin DOĞAN
SAMANYOLU
(.....)
FURKAN
(.....)
AKTAN
(.....)
BEMS
(.....)DEMER
(.....)
OSMAN DENİZ
(.....)
ŞENSES
(.....)
DOLUNAY
(......)
ÖZ DİZAYN
(.....)
ISI-TAŞ
(.....)
KOCAPINAR
(.....)
SAVRAN
(.....)
Osman
KISAOĞLU
(.....)
(.....) (.....)
SAMANYOLU FURKAN AKTAN BEMS DEMER
OSMAN DENİZ ŞENSES DOLUNAY ÖZ DİZAYN ISI-TAŞ
KOCAPINAR SAVRAN Osman KISAOĞLU Hüseyin DOĞAN Nihat ÇİFTÇİ
17-41/640-279
45/90
Grafik 4: 2010 Yılında Havuz Üyesi Olan Mühendislerin Piyasadaki Durumu (m² bazında)
Grafik 5: 2011 Yılında Piyasada Faaliyet Gösteren SMM’lerin Temsilcilikten Vize Alarak Yaptıkları Mekanik
Tesisat Projeleri (m² bazında)
Havuz Üyeleri
89%
(.....)
(.....)
Havuz Üyeleri Hüseyin DOĞAN Nihat ÇİFTÇİ
ISI-TAŞ
(.....)
ÖZ DİZAYN
(.....)
SAMANYOLU
(.....)
FURKAN
(.....)
ŞENSES
(.....)
KOCAPINAR
(.....)
DOLUNAY
(.....)
SAVRAN
(.....)
Osman KISAOĞLU
(.....)
(.....)
AKTAN
(.....)
BEMS
(.....)
DEMER
(.....)
GÜRSU
(.....)
(.....)
(.....)
(.....) (.....) (.....)
ISI-TAŞ ÖZ DİZAYN SAMANYOLU FURKAN ŞENSES
KOCAPINAR DOLUNAY SAVRAN Osman KISAOĞLU GÖRKEM
AKTAN BEMS DEMER GÜRSU Hüseyin DOĞAN
Nihat ÇİFTÇİ Serdar ŞENER Murat ERTEREK Akan TOPCAN
17-41/640-279
46/90
Grafik 6: 2011 Yılında Havuz Üyesi Olan Mühendislerin Piyasadaki Durumu (m² bazında)
Grafik 7: 2012 Yılında Piyasada Faaliyet Gösteren SMM’lerin Temsilcilikten Vize Alarak Yaptıkları
Mekanik Tesisat Projeleri (m² bazında)
Havuz Üyeleri
80%
(.....)
(.....)
(.....) (.....)
(.....)
Havuz Üyeleri Hüseyin DOĞAN Nihat ÇİFTÇİ Serdar ŞENER Murat ERTEREK Akan TOPCAN
SAMANYOLU
(.....)
SAVRAN
(.....)
AKTAN
(.....)
FURKAN
(.....)DOLUNAY
(.....)
ÖZ DİZAYN
(.....)
ISI-TAŞ
(.....)(.....)
KOCAPINAR
(.....)
GÜRSU
(.....)
DEMER
(.....)
(.....)
(.....)
(.....) (.....)
SAMANYOLU SAVRAN AKTAN FURKAN
DOLUNAY ÖZ DİZAYN ISI-TAŞ GÖRKEM
KOCAPINAR GÜRSU DEMER Hakan BOYACIOĞLU
Hüseyin DOĞAN Nihat ÇİFTÇİ Serdar ŞENER
17-41/640-279
47/90
Grafik 8: 2012 Yılında Havuz Üyesi Olan Mühendislerin Piyasadaki Durumu (m² bazında)
Grafik 9: 2009’da Piyasada Faaliyet Gösteren Mühendislerin Yaptıkları Mekanik Tesisat Proje Sayıları
Havuz Üyeleri
69%
(.....)
(.....)
(.....)
(.....)
Havuz Üyeleri Hakan BOYACIOĞLU Hüseyin DOĞAN Nihat ÇİFTÇİ Serdar ŞENER
Havuz Üyeleri
73%
(.....)
(.....)
Havuz Üyeleri Hüseyin DOĞAN Nihat ÇİFTÇİ
17-41/640-279
48/90
Grafik 10: 2010’da Piyasada Faaliyet Gösteren Mühendislerin Yaptıkları Mekanik Tesisat Proje Sayıları
Grafik 11: 2011’de Piyasada Faaliyet Gösteren Mühendislerin Yaptıkları Mekanik Tesisat Proje Sayıları
Havuz Üyeleri
77%
(.....)
(.....)
Havuz Üyeleri Hüseyin DOĞAN Nihat ÇİFTÇİ
Havuz Üyeleri
71%
(.....)
(.....)
(.....) (.....)
(.....)
Havuz Üyeleri Akan TOPCAN Hüseyin DOĞAN Murat ERTEREK Nihat ÇİFTÇİ Serdar ŞENER
17-41/640-279
49/90
Grafik 12: 2012’de Piyasada Faaliyet Gösteren Mühendislerin Yaptıkları Mekanik Tesisat Proje Sayıları
(142) Grafik 1, 3, 5 ve 7’de 2009-2012 yılları arasında Burdur ilinde faaliyet gösteren her bir
SMM’nin yaptığı projelerin m2 bazında pazardaki payları gösterilmektedir. Grafik 2, 4, 6
ve 8’de ise yine aynı yıllarda piyasada faaliyette bulunan ve havuz oluşumu içinde
bulunan SMM’lerin pazarda edindikleri toplam pay gösterilmektedir.
(143) Söz konusu grafiklerden görüleceği üzere 2009 yılında havuz oluşumuna dahil olan
SMM’lerin m² bazında pazardaki payı %85’tir. 2010 yılında bu pay %89, 2011 yılında %80
ve 2012 yılında %69’dur.
(144) Öte yandan Grafik 9, 10, 11 ve 12’de 2009-2012 yılları arasında piyasada faaliyet
gösteren SMM’lerin çizdikleri proje sayıları oransal olarak verilmiştir. 2009 yılında havuza
dahil olan mühendisler için bu oran %73 olup takip eden yıllarda %77, %71 ve %45’tir.
(145) TEMSİLCİLİK’ten intikal eden proje kayıtlarının incelenmesi dışında 2009-2012 yılları
arasında TEMSİLCİLİK’e kayıtlı olarak piyasada faaliyette bulunan 9 SMM ile telefon
görüşmesi yapılmış, görüşülen SMM’ler tarafından proje onayı sırasında herhangi bir
zorlukla karşılaşılmadığı ifade edilmiştir.
(146) Bu bağlamda; 2009-2012 yılları arasında TEMSİLCİLİK’ten vize almış tüm mekanik
tesisat proje kayıtlarının incelenmesi ve pazarda faaliyet gösteren havuz üyesi olmayan
teşebbüslerin ifadeleri doğrultusunda, havuz üyesi olmayan SMM’lerin projelerinin de
TEMSİLCİLİK’ten vize alabildiği görülmektedir. Ayrıca yukarıda Tablo-4 ve 5’te daha
ayrıntılı şekilde gösterildiği üzere TEMSİLCİLİK denetiminden geçmiş doğalgaz iç tesisat
projeleri ve SMM’lerin düzenledikleri LPG dönüşüm montaj tespit raporlarına ilişkin
kayıtların incelenmesinden anılan yıllarda havuz üyesi olmayan SMM’lerin projelerinin de
TEMSİLCİLİK’ten vize alabildiği görülmektedir.
Havuz Üyeleri
45%
(.....)
(.....)
(.....)
(.....)
(.....) (.....)
Havuz Üyeleri Akan TOPCAN Hakan BOYACIOĞLU Hüseyin DOĞAN
Murat ERTEREK Nihat ÇİFTÇİ Serdar ŞENER
17-41/640-279
50/90
(147) Önaraştırma sürecinde yapılan yerinde incelemeler sırasında Osman KISAOĞLU’nun
ofisinde “Konu: 40/1832 sayılı yazını cevabı” başlıklı e-postada31;
“…Burdur Gölhisar ilçesinde bir makine tesisat projesi yapacağını, Denizli M.M.Odasına
kayıtlı olduğunu, projeyi burdur ii temsilciliğinde tastik ettireceğini bir sorun olup
olmadığını sormuş… Kendine Burdur’ da meslektaşlarımız arasında bir mesleki
dayanışma bulunduğunu, Başka illerle Burdurlu hiçbir meslektaşımızın proje yapmama
kararı aldığını, Diğer illerdeki meslektaşlarımızdan da böyle bir tavır beklediğimizi, bizim
bu mesleki dayanışmamızın yirmi yıldır devam ettiğini, Ancak bu şekilde Maddi mesleki
onurumuzu koruduğumuzu belirterek, Aynı şekilde başka illerden proje için müracaat
eden meslektaşlarımıza olayı bu şekilde anlatılınca; Bazı meslektaşlarımız tarafından
mesleki dayanışmamızın olumlu bulunduğu, kendisinden de böyle bir tavır ve anlayış
beklediğimizi anlatarak projeyi yapma zorunluluğunuz varsa projeyi oda tastikinden
geçirmeden de yapı denetim firmasına verebileceğini, böylelikle bizim mesleki
dayanışmamızın da bozulmamasına yardımcı olacağını söyledim...”
ifadeleri bulunmaktadır. Belgede bahsi geçen durumun mevcudiyetinin tespitini sağlamak
adına TEMSİLCİLİK’ten, MMO başka il/ilçe şube/temsilciliklerine kayıtlı SMM’lerin
TEMSİLCİLİK’ten vize alarak yaptıkları projelerin kayıtları istenmiştir.
(148) İntikal eden belgelerden; soruşturma sürecinde elde edilen belgeler bölümünde daha
ayrıntılı şekilde gösterildiği üzere (Tablo 3), 2005-2017 yılları arasında mekanik tesisat
projesi kapsamında toplamda 23 adet projenin TEMSİLCİLİK’ten vize aldığı
görülmektedir. Bunun dışında 2010-2016 yılları arasında TEMSİLCİLİK denetiminden
geçmiş 191 adet asansör uygulama projesinin tamamının MMO başka il/ilçe
şube/temsilciliklerine kayıtlı SMM’lerce yapıldığı, yine 2010-2013 yılları arasında
TEMSİLCİLİK denetiminden geçmiş 3668 adet doğalgaz iç tesisat projesinin 1002
adetinin MMO başka il/ilçe şube/temsilciliklerine kayıtlı SMM’lerce yapıldığı
görülmektedir.
(149) Aynı zamanda MMO başka il/ilçe şube/temsilciliklerine kayıtlı olan ve Burdur’da proje
yapmış SMM’ler ile telefon görüşmesi yapılarak görüşmeler tutanağa bağlanmış,
görüşülen bu SMM’ler, proje onayı sırasında TEMSİLCİLİK’te herhangi bir problem
yaşamadıklarını ifade etmişlerdir.
(150) Yukarıda yer verilen bilgi ve belgeler ışığında “havuz üyesi olmayan SMM’lerin
projelerinin TEMSİLCİLİK tarafından onaylanmadığı” iddiasını gerçeği yansıtmadığı ve
bu çerçevede TEMSİLCİLİK’in faaliyetlerinin 4054 sayılı Kanun kapsamında ihlal teşkil
edebilecek bir nitelik arz etmediği sonucuna ulaşılmıştır..
I.6.3. 4054 sayılı Kanun’un 5. Maddesi Kapsamında Değerlendirme
(151) Rekabet hukukunda yasaklanan rekabeti bozucu anlaşma türlerinin başında kartel
anlaşmaları gelmektedir. Karteller, fiyatı ve kârı artırmak amacıyla rakip teşebbüsler
arasındaki uzlaşmalardır. Uygulamada, bu durum, genellikle, fiyat tespiti, arz miktarının
kısıtlanması, pazar paylaşımı, müşteri veya bölgelerin bölüşümü, ihalelerde danışıklı
hareket edilmesi veya bunların bileşimi ile gerçekleştirilmektedir. Karteller rekabeti
sınırlamakla birlikte telafi niteliğinde herhangi bir somut fayda ortaya çıkarmamaktadırlar.
Aksine fiyatların rekabetçi seviyenin üzerine çıkmasını sağladıklarından, tüketicilere ve
topluma zarar vermektedirler. Fiyat artışı neticesinde tüketiciler ya hizmeti hiç satın
alamamakta ya da aynı mal veya hizmeti daha yüksek bir fiyattan satın almaktadırlar. Bu
şekilde tüketici refahında ve dolayısıyla toplumsal refahta bir azalma gerçekleşirken
sadece kartel üyelerinin refahında bir artış olmaktadır.
31 Orijinal belgedeki yazım hataları aynen korunmuştur.
17-41/640-279
51/90
(152) Kartellerin ortaya çıkardığı zararlar yalnızca tüketicilerin refahındaki azalmayla da sınırlı
değildir. Karteller üyeleri üzerindeki maliyetleri azaltmak ve yenilikler yapmak yönündeki
baskıları azalttığından, başka birtakım iktisadi, sosyal, kültürel ve siyasal problemler de
doğurmaktadır. Bu çerçevede; enflasyonun artması, etkinliğin ortadan kalkması, aynı
sektörde hukuka uygun biçimde rekabet etmek isteyen ve/veya kartel konusu ara ürün
niteliğinde ise bunun alıcısı konumundaki teşebbüslerin zarara uğraması daha kaliteli
ürünün, daha az fiyatla, daha çok kişi tarafından satın alınamaması nedeniyle sosyal
problemler oluşması, girişimciliğin azalması ve halkın serbest piyasa ekonomisine olan
güveninin sarsılması, kartellerin ortaya çıkardığı diğer zararlar olarak sayılabilir.
(153) Bu çerçevede, soruşturmaya konu rekabet ihlallerine ilişkin olarak 4054 sayılı Kanun’un
5. maddesi kapsamında re’sen muafiyet değerlendirmesi yapılması durumunda, söz
konusu davranışların “mal veya hizmetlerin üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin
sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin
sağlanması” gibi bir sonuç doğurmadığı, ayrıca soruşturmaya konu eylemler sonucu
ortaya çıkan faydanın tamamen kartel üyeleri lehine etki doğurması sebebiyle ve daha
da önemlisi başta soruşturmaya taraf teşebbüslerin müşterileri olmak üzere, toplumun bu
uygulamalardan önemli zararlar görmesi nedenleriyle söz konusu anlaşmalara muafiyet
tanınması mümkün değildir.
I.6.4. Tarafların Savunmaları
I.6.4.1. TEMSİLCİLİK Adına MMO
(154) TEMSİLCİLİK adına MMO tarafından yapılan 29.12.2016 tarih ve 7487 sayı ile Kurum
kayıtlarına giren yazılı savunmada özetle;
Anayasa'nın 135. maddesi ve özel kuruluş kanunu olan 6235 sayılı TMMOB
Kanunu hükümleri uyarınca MMO’nun; meslek mensuplarının ve mesleki
faaliyetlerden yararlananların karşılıklı hak ve menfaatlerini koruyacak şekilde,
kamu yararı doğrultusunda mesleğin ve meslek mensuplarının gelişiminin
sağlanması, meslek disiplini ve ahlakının korunması çerçevesinde, herhangi ticari
bir mal ve/veya hizmet piyasasında değil kamusal alanda faaliyet gösteren ve
kamusal niteliği olan bir meslek örgütü olduğu, dolayısıyla 4054 sayılı Kanun’un
"Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde tanımlanan teşebbüs ve teşebbüs birliği
kavramları kapsamında değerlendirilemeyeceği ve teşebbüs ve teşebbüs birlikleri
için öngörülen önaraştırma ve soruşturmaya konu edilemeyeceği,
MMO’nun tek bir tüzel kişiliği olduğu, hak ve fili ehliyetini yetkili organ olan MMO
Yönetim Kurulu kararlarıyla kullandığı, şube ve temsilciliklerin ise tüzel kişiliklerinin
olmadığı ve bunların MMO’nun faaliyetlerinin yerel düzeyde yürütülmesi işlevini
gördükleri, MMO’nun ülke genelinde ya da herhangi bir il yerelinde serbest
mühendislik faaliyetleri yürütenler arasında havuz oluşturulması gibi bir
uygulamaya yönelik herhangi bir kararı olmadığı gibi MMO adına hukuki
muamelede bulunma yetkisi olanlarca bu konuda herhangi bir sözleşmenin de
yapılmadığı, Şube Yönetim Kurulları ve Temsilcilik görevine atanan kişilerin, MMO
adına hukuken gerçekleştirebilecekleri sözleşme, protokol vb. hukuki
muamelelerin hukuki geçerliliğinin ancak MMO Yönetim Kurulu kararıyla bu
konuda kendilerine yetki verilmesi halinde mümkün olacağı, MMO tüzel kişiliği
adına idari işlem ya da hukuki muamele yapma ya da MMO uygulaması belirleme
yetkisi bulunmayan kişi ya da kişilerce yapılacak herhangi bir hukuki muamelenin
MMO’yu bağlayıcı bir yönünün olmayıp MMO tüzel kişiliği adına hüküm ve sonuç
doğurmasının da mümkün olmadığı ve böyle bir durumda, yetkisiz gerçek
kişi/kişilerce yapılan uygulama ya da hukuki muamelelerden doğabilecek hukuki
17-41/640-279
52/90
ve cezai sorumluluğun da kişisel olacağı ve somut olayda da benzer bir durumun
söz konusu olduğu,
MMO’nun havuz sistemi gibi bir uygulamasının bulunmadığı, serbest mühendislik
faaliyetlerinin yürütülmesi konusunda ilgili meslek odası olarak MMO’nun yürüttüğü
uygulamaların, TMMOB Disiplin Yönetmeliği hükümlerinin ortaya koyduğu
uygulamalar olduğu ve söz konusu yönetmelik hükümleri MMO’nun ülke
genelindeki tüm Şube ve Temsilciliklerindeki tüm üyelerine genel, eşit ve objektif
şekilde uygulandığı,
TEMSİLCİLİK kayıtlarındaki 2010-2013 yılları arasında mesleki denetimi
gerçekleştirilen üyelerin proje sayılarından da anlaşılacağı üzere, TEMSİLCİLİK’te
SMM'Ii olarak kaydı olsun ya da olmasın söz konusu TEMSİLCİLİK’e mesleki
denetim için başvuran tüm SMM'li üyelerin mesleki denetimlerinin yapıldığı,
TEMSİLCİLİK’e başvurup da, mesleki denetimden geçmeyen projeye
rastlanmadığı, Kurumun soruşturmasına esas teşkil eden oluşum iddialarında adı
geçen 13 SMM'Ii üye dışında da mesleki denetimlerin gerçekleştirildiği, rekabeti
önleyecek şekilde işlem yapılmadığı,
E-posta yazısının MMO’nun resmi kayıtlarında bulunmadığı, söz konusu yazının
tarih ve sayı alarak TEMSİLCİLİK kayıtlarına giren bir yazı olmadığı dolayısıyla
MMO’nun resmi bir yazısı ya da belgesi olarak kabul edilmesinin mümkün
olmadığı, söz konusu yazının Osman KISAOĞLU’nun tamamen kendi inisiyatifi
çerçevesinde şahsen ilgi tutup şube yönetimine yazmış olduğu kişisel bir e-posta
yazısı olduğu ve kendi şahsıyla MMO’yu özdeşleştirip TEMSİLCİLİK’i zan altında
bırakacak şekilde yetkisini aşan konulardaki kişisel niyet ve düşüncelerine ilişkin
kaleme aldığı yazının MMO’nun kurumsal işleyişinde yeri olmadığı gibi MMO’yu
bağlayan bir yönünün de bulunmadığı,
Sonuç olarak MMO’nun yukarıda belirtilen nedenlerle yürütülen soruşturma
kapsamından çıkarılması gerektiği,
hususları ifade edilmiştir.
I.6.4.2. ŞENSES
(155) ŞENSES tarafından yapılan yazılı savunmada;
Daha önce aynı konuyla ilgili Kurum tarafından yapılmış olan iki incelemede 4054
sayılı Kanun’un ihlal edilmediğine yönelik kararlar mevcutken aynı konuyla ilgili
yazılı savunma istenmesinin yanlış olduğu,
Söz konusu olayda soruşturma zamanaşımı süresinin dolduğu, iddia edilen
oluşumun yıllar önce sona erdiği, oluşumun herhangi bir kartel kurma amacı
taşımadığı, oluşumun mesleki açıdan yardımlaşma amaçlı olup meslek kalitesini
artırmak için kurulduğu, MMO’nun oluşumda yer almayanların projelerini
onaylamaması gibi bir durumun olmadığı,
Burdur’da bulunan MMO’nun temsilcilik düzeyinde Antalya Makine Mühendisleri
Odası’nın bir şubesi olduğu ve bu yüzden oluşuma dâhil olmayan mühendislerin
projelerini onaylamamak suretiyle oluşuma katılımlarını sağlamak gibi bir rolünün
olmadığı,
17-41/640-279
53/90
Asgari ücretin, mühendislerin belirlenen ücretin altında çalışmasını engelleyecek
bir hak olduğu, belirlenen asgari ücretin serbest çalışan mühendislerin çalışma
yaşamındaki gerçek alt sınır ücreti olabilmesinin ancak bir mücadele ile
gerçekleşebileceği, piyasada faaliyet gösteren mühendislerin vize ücreti, KDV ve
gelir vergisi gibi giderlere katlanmak zorunda olduğundan asgari ücretin
mühendislerin asgari geçimlerini temin edebilecekleri bir rakamı ihtiva ettiği,
sayılan sebeplerle Mesleki Dayanışma Sözleşmesi’ne ihtiyaç duyulduğu, Mesleki
Dayanışma Sözleşmesi’ndeki amacın tahsil edilen ücretleri asgari ücret tarifesinde
yer alan tutarlara yaklaştırmak ve fiyatların asgari ücretin altına düşmesini
engellemek olduğu,
Soruşturma Heyeti’nin kanaatinin Mesleki Dayanışma Sözleşmesi maddelerinin
asgari ücret miktarının üzerinde fiyat belirlenmesi yönünde olmasının taraflarınca
çözümlenemediği, Mesleki Dayanışma Sözleşmesi’nde ne asgari ücretin üzerinde
bir fiyata ne de pazar ve müşteri paylaşımına yönelik bir madde bulunmadığı,
Mesleki Dayanışma Sözleşmesi’nde yer alan %40,%60 ve %80 gibi oranların
belirlenmesinin nedeninin asgari ücret tutarında, minimum kârlarla kaliteli ve MMO
ile onay mercii olan belediyenin şartlarına uygun proje çizerek kaliteli hizmet
vermek olduğu,
Soruşturma Raporu’nda bahsedildiği gibi tekelleşme veya kartel olabilmesi için
birbirinden bağımsız işletmelerin çok kazanç elde etmek amacıyla başka
işletmelerin rekabetlerini ortadan kaldırmak gibi gayelerle bir birliktelik içinde
olmalarının gerektiği ancak böyle bir durumun kesinlikle söz konusu olmadığı,
böyle bir durumun gerçekleşebilmesi için 13 üyenin müşteriyi kendilerinden hizmet
alımlarına mecbur bırakıyor olması gerektiği, ancak böyle bir durumun hiçbir
göstergesinin olmadığı,
Soruşturma Raporu’nda belirtilen yıllar içerisinde il dışından veya oluşuma dahil
olmayan bir çok mühendisin proje çizebildiği ve projelerinin gerekli mercilerce
onaylandığı,
İmzalanan senetlerin, Mesleki Dayanışma Sözleşmesi’ne taraf olan mühendislerin
oluşumdan önceden faydalanarak, faydalanmanın akabinde ayrılması bağlamında
fayda karşılığı olarak alınan belge olduğu, senetlerin kesinlikle denetleme,
cezalandırma gibi klasik kartel yapısıyla ilgisinin bulunmadığı, kartel yapısının söz
konusu olabilmesi için gerekli unsurların hiç birisinin bulunmadığı ve böyle bir
durumun olabilmesi için TEMSİLCİLİK’in de oluşuma dahil olmasının gerektiği,
oysa Soruşturma Raporu’nda TEMSİLCİLİK’in 4054 sayılı Kanun kapsamında ihlal
teşkil edecek herhangi bir davranışının bulunmadığının tespit edildiği,
Soruşturma Raporu’nda belirtildiği üzere TEMSİLCİLİK’in soruşturma konusu
iddialar bakımından 4054 sayılı Kanun kapsamında ihlal oluşturabilecek herhangi
bir fiilin olmadığı ve dolayısıyla il dışından gelen ve Mesleki Dayanışma
Sözleşmesi’ne taraf olmayan mühendislerin projelerini onaylatabildikleri nazara
alındığı zaman anılan sözleşmede taraf olan kendilerinin amacının sadece tahsil
edilen ücretleri asgari ücret tarifesinde yer alan tutarlara yaklaştırmak, fiyatların
asgari ücretin altına düşmesini engellemek olduğu,
Soruşturmaya esas olan Mesleki Dayanışma Sözleşmesi’ne ve dolayısıyla
uygulamalara 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca muafiyet tanınması
gerektiği
hususları ifade edilmiştir.
17-41/640-279
54/90
I.6.4.3. BEMS
(156) BEMS tarafından yapılan yazılı savunmada;
Proje fiyatlarının asgari fiyatlara göre kesildiği, sosyal dayanışma gereği proje
yapamayan üyeler için para ödendiği, söz konusu oluşumda isimleri geçen 13
mühendis dışında piyasadaki diğer mühendislere -Akan TOPCAN dâhil- herhangi
bir kısıtlama yapılmadığı,
Bütün SMM’lerin çeşitli yerlerde proje onaylatabileceği ancak genellikle kendi
odalarıyla problemlerinin olduğu,
Proje faturalarının vergi dairesi tarafından ceza kesilebileceği için SMM fiyat
çizelgesine göre belirlendiği, bu durumun da rekabet hukukuna aykırı olmadığı,
Makine mühendisleri arasındaki birlikteliğin, kendisi gibi kağıt üzerinde iş yapan
mühendislerin, müteahhit mühendislere karşı korunması için düzenlendiği,
müteahhit mühendislerin gelir ve giderlerini tutturmak için projelerini asgari ücretin
1/5’ine yapabildikleri,
Birliktelikte, kesilen faturaların MMO tarafından belirlenen asgari ücrette olup
olmadığının kontrol edildiği, ayrıca projelerin incelendiği, üç yıldır fiyatların MMO
fiyatlarının 1/5’ine kadar düştüğü, faturaların, mühendislerin aldığı fiyat üzerinden
kesildiğinden devletin vergi kaybına uğradığı, projelerin MMO tarafından
incelenmediği,
(…..),
Oluşumun dışında olan mühendislere herhangi bir zorluk yaşatılmadığı,
(…..),
İnşaat müteahhitlerinin aşırı kazanç elde ettiği ve projelerin piyasada çok düşük
fiyatlarla çizildiği
hususları ifade edilmiştir.
I.6.4.4. TOLACI
(157) TOLACI tarafından yapılan savunmada özetle,
Mesleki Dayanışma Sözleşmesi’nin, yapılacak işlere, MMO tarafından yayınlanan
asgari ücret tarifesi üzerinden faturalama zorunluluğu getirildiği için imzalandığı,
Mesleki Dayanışma Sözleşmesi’nin, piyasadaki işleri bölüşme ve belli bir fiyat
belirleme anlaşması olmadığı, her firmanın kendi belirlediği bedeller üzerinden
müşterilerle anlaştığı, her firmanın ayrı tutarlarda proje yaptığı, hiçbir zaman asgari
ücretin üzerinde bir fiyat oluşturulmadığı,
Anlaşmaya dahil olmayanların ve piyasaya yeni giren mühendislerin serbest
rekabet şartlarında faaliyetlerini sürdürdükleri,
TEMSİLCİLİK’in proje onaylama konusunda herhangi bir zorluk çıkarmadığı,
serbest rekabet şartları içinde yapılan anlaşmanın zamanla uygulanamaz hale
gelip kendiliğinden dağıldığı ve kendisinin şuanda hiçbir işte çalışmadığı,
17-41/640-279
55/90
Mesleki dayanışma anlaşmasının, TMMOB tarafından uygulanan asgari ücret
zorunluluğundan dolayı yapıldığı, anlaşmanın uygulanmasına yönelik olarak
tanzim edilen ancak herhangi bir kıymetli evrak özelliği taşımayan üzerinde
soruşturmaya konu mühendislerin imzalarının bulunduğu 20,000 TL’lik teminat
senedi, Burdur Halk Bankası şubesinde açılan ortak hesap, üyeler adına bu
hesaba para yatırılıp üyelere para aktarılması, mühendislerin birbirlerine fatura
kesmeleri faaliyetlerinin temel sebebinin, mühendislerin müşterilerinden aldıkları
ücreti asgari ücret seviyesine yaklaştırma ve zararlarını azaltmaya yönelik olduğu,
asgari ücret tarifesinin üzerinde herhangi bir proje çizilmediği,
Mühendislerin yıllarca, zorunlu asgari ücret uygulaması nedeniyle müşterilerinden
tahsil edemedikleri bedeller üzerinden yani asgari ücret üzerinden faturalar
kesmek zorunda kaldığı, bu nedenle odaya ödenen vize harcını, devlete ödenen
KDV ve gelir vergilerini yüksek bedellerle ödemek zorunda kalarak zarar ettikleri,
ayrıca aşırı rekabet nedeniyle çok düşük bedellerle işlerin alındığı ve bu sebeple
mühendislik hizmet kalitesinin düştüğü, mesleki kariyerlerinin zarara uğradığı,
emeklerinin karşılığını alamayarak zor durumda kaldıkları,
Şikâyetçi mühendis de dahil olmak üzere tüm mühendislerin herhangi bir zorlama
ve engellemeye uğramadan, serbest bir şekilde mühendislik faaliyetlerinde
bulunduğunun raporda da tespit edildiği, anlaşmaya dahil olmayan mühendislik
firmalarının serbest piyasa ortamında işler alabilmek için kendi belirledikleri değişik
bedeller üzerinden birbirleriyle rekabet ederek müşterileriyle anlaşmalar
yapabildiği, ortada herhangi bir fiyat anlaşmasının olduğundan söz etmenin
mümkün olmadığı,
Fiyat tespiti yapmak ve havuz kurarak gelir paylaşımına gitmek suretiyle 4054
sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlal edilmesi suçlamasının kaldırılması, konunun;
Kurul’un, asgari ücret uygulamasına ilişkin mevzuatın etkisiyle oluşan bu tür
eylemlerin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin (a) bendi kapsamında bir ihlal
olarak kabul edilmeyeceğine yönelik 15.12.2005 tarih ve 05-84/1150-330 sayılı
kararı doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiği,
Her bir mühendisin yapmış olduğu proje metrekarelerinin ve tutarlarının farklılık
gösterdiği, projelerin sayı ve ölçü birimi olarak eşit miktarlarda olmadığı, projelerin
mühendisler arasında sıra, kota veya bir sistem dahilinde dağıtılmadığı, dolayısıyla
Kurul’un ihlal olarak kabul ettiği bir uygulamanın olmadığı, müşteri ve pazar
paylaşımının olmadığı, bu nedenle dosyanın, Kurul’un benzer sebeple aldığı
14.09.2011 tarihli ve 11-47/1160-406 sayılı kararı yönünde değerlendirilerek
müşteri ve pazar paylaşımı suçlamasının kaldırılması gerektiği,
Şikâyetçi Akan TOPCAN'ın mesleki dayanışma anlaşması nedeniyle herhangi bir
zararının bulunmadığı ve aksine fayda sağladığı, şahsi husumet nedeniyle
şikâyetçi olduğunun dikkate alınması gerektiği,
17-41/640-279
56/90
Rekabet Kurulu personeline konunun araştırılması sırasında iyi niyetle ve
soruşturmanın objektif olarak ilerlemesi maksadıyla herhangi bir zorluk
çıkarılmadığı, firmasına ait faturalardan yasal saklama süresi bitmiş olanlarının
dahi Kuruma eksiksiz olarak ibraz edildiği, eldeki bilgi ve belgelerin sunulduğu,
istenilen savunmaların gerçek olarak zamanında yapıldığı, mühendisler arasında
yapılan anlaşmanın uygulamasının uzun müddet sürmediği ve zaman zaman
bozulduğu ve sonunda herhangi bir uyarı veya soruşturma nedeniyle değil
kendiliğinden son bulduğu, uygulamanın bitmesinden bu yana 6-7 yıl kadar bir
sürenin geçtiği, 14.09.2013 tarihinde SMM bürosunu kapatarak işlerine son
verdiğinden dolayı Kurumun mevzuatları gereği olan muafiyetlerin de uygulanması
gerektiği,
belirtilmiştir.
I.6.4.5. KOCAPINAR
(158) KOCAPINAR tarafından yapılan yazılı savunmada,
Böyle bir oluşumun içinde bulunmanın suç olduğunu bilmediğini, oluşumu bir tür
mesleki dayanışma zannettiğini,
Projelerin MMO Antalya Şubesi’nin belirlediği asgari fiyata göre yapıldığı, yapılan
mesleki anlaşmanın asgari ücret altında proje yapmadan meslek değerini belli bir
düzeyde tutmayı amaçladığı,
2012 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığının MMO’ya, 28253 sayılı Resmi
Gazetede yayımlanan Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği’nde Değişiklik
Yapılmasına Dair Yönetmeliğin proje onayına ilişkin hükümlerine aykırı
davranarak, proje onayını odalardan yaptırmayan makine mühendislerinin serbest
mühendislik ve müşavirlik belgesinin 2013 yılı vizesinin yapılmayacağını
belirttiğinden her zaman için TEMSİLCİLİK’e projelerini onaylattıkları,
Ardından anılan mevzuat hükümleri kapsamında 03.04.2012 tarihinden itibaren
projelerin meslek odalarınca onaylanmasının ve idarelerce mesleki denetim
yapılmasının zorunlu tutulmasının yasal bir dayanağı bulunmadığından
TEMSİLCİLİK’e üye olanlar, üye olmadan dışarıdan odaya proje onaylatanlar ya
da hiç oda onayı olmadan şehir dışından gelerek proje yapabilenlerin o dönemde
aşırı derecede rekabete girdikleri,
Üyesi olmadan dışarıdan projesi onaylanan firmaların çoğu zaman makine
mühendisleri odasının yayımladığı asgari fiyat listelerine uymadan iş aldıkları ve
oluşumdaki mühendislerin de bu listeye uyarak iş yapmaya çalışmasının mesleki
rekabeti olumsuz etkilediği,
Dışarıdan gelen meslektaşlarının işin fiyatlandırmasını kafalarına göre alıp
projelendirdiği, kendilerinin ise resmi listeye göre yapmaya çalıştıkları, söz konusu
koşullarda iş yapma olasılıkları kalmadığından proje yapamadıkları, bu nedenle
TEMSİLCİLİK’e kayıtlı olan kendilerinin oda üyeleriyle mesleki dayanışma
içerisinde oldukları,
Hiçbir zaman resmi listenin üzerinde ve altında fatura kesmedikleri, böylelikle hem
meslektaşlarının kendi arasında anlaşmış olduğu hem de devletin vergi kaybının
olmadığı,
Bu oluşumun kendi aralarında bir dayanışma olduğu, bu oluşum ile meslektaşlar
arasında bilgi paylaşımı sağlandığı, yeni mezunların gelişimini sağladığı,
17-41/640-279
57/90
Kurum tarafından yapılan yerinde incelemenin ardından TEMSİLCİLİK’ten o
dönemlerde havuz içinde olmayan kişilerin de odadan proje onayı
yaptırabildiklerini öğrenmiş bulunduğunu, havuza dahil olmayanların proje onayı
yapılmıyor diye kulaktan dolma duyulan şeylerin aslının olmadığı,
Kendisi mezun olur olmaz havuz oluşumu dışında proje çizmeye girişmediğinden
böyle bir sorunla karşılaşmadığı, söz konusu havuza son katılanlardan biri olduğu,
bu oluşumun sorunlu bir şey olduğunu bilmediği, oluşumun kendi döneminde bir
kez dağıldığı ve bir yıllık bir süre için uygulandığı, sonrasında tekrar bir araya
gelindiği ama sürdürülebilirlik sağlanamadığı, yaklaşık olarak son üç senedir
oluşumun var olmadığı,
Öte yandan kendisinin de son dört yıldır proje işiyle uğraşmadığı
ifade edilmiştir.
I.6.4.6. SAVRAN
(159) SAVRAN tarafından yapılan yazılı savunmalarda özetle,
Havuz sistemine dâhil olmayan mühendislerin projelerinin onaylanmaması
yönündeki iddialara açıklık getirilmesi için Proje Onay Defteri’nin kontrol edilmesi
gerektiği, söz konusu dönemde havuz uygulamasına dâhil olmayan mühendislerin
de proje onayı yaptırabildiği, haklarında soruşturma yürütülen on üç makine
mühendisinin; MMO’nun belirlediği asgari ücretin üzerinde proje ücreti belirmediği
ve Katma Değer Vergisi Kanunu’nun yaptırımlarına maruz kalmamak adına
mesleki dayanışma içine girildiği,
Kurul’un da daha önce iki kez aynı konuyla ilgili soruşturma açılmasına gerek
olmadığı yönünde karar verdiği,
Mesleki Dayanışma Sözleşmesi’nin bir çeşit sosyal dayanışma olduğu, makine
mühendislerinin asgari ücret altında proje yapmasının engellenmesi için bağlayıcı
bir unsur olduğu, soruşturma kapsamında incelenen mühendislerin rekabeti
engelleyici bir tutum sergilemediği, proje tutarlarının eşit olarak paylaşılmadığı,
asgari ücret tarifesine uyum gösterilerek; hem KDV hem de gelir vergisi yönünden
zarara uğrayıp birtakım yaptırımlara maruz kalmamak adına kendilerince önlem
aldıkları
ifade edilmiştir.
I.6.4.7. SAMANYOLU
(160) SAMANYOLU tarafından yapılan yazılı savunmada özetle;
Soruşturma dosyası ile, piyasadaki rakiplerin hizmet kalitesini devre dışı bırakarak
rekabetin engellendiği, bu eylemlerin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin (a)
bendinde yer alan; mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan
maliyet, kâr gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi
hali ile (b) bendinde yer alan mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü
piyasa kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü halinin
meydana getirildiğinin belirtildiği,
Oysaki proje ücretlerinin kendileri tarafından belirlenmediği, MMO genel merkezi
tarafından gönderilen ve uygulama zorunluluğu bulunan “asgari ücret çizelgesi”
üzerinden fiyatlandırma yapıldığı, hiçbir projesini asgari fiyatın üzerinde
faturalandırmadığı, mesleki dayanışma ile de hiçbir zaman sayılan kriterlerin
dışına çıkılmadığı
17-41/640-279
58/90
Mesleki dayanışmaya katılmayan mühendislerin işlerini engelleyecek faaliyette
bulunulmadığı tüm bunların TEMSİLCİLİK proje onay defterinden tespit
edilebileceği, neticede rekabeti etkileyebilecek veya önleyebilecek bir ortamın tesis
edilmediği,
Soruşturma sürecinin iki ay uzatılmasıyla beraber 16.07.2017 tarihinde bitmesi
gereken raporun 17.07.2017 tarihli olarak hazırlandığı ve taraflarına 21.07.2017
tarihinde tebliğ edildiği gerekçesiyle soruşturmanın zamanaşımına uğradığı,
Soruşturma sürecinde Soruşturma Heyeti’ne her konuda yardımcı olunduğu,
soruşturmaya konu oluşumun kendiliğinden sona erdiği, tarafların faaliyet
gösterdiği iş kolunun yıllık gayri safi gelirlerinde çok az bir yer kapladığı ve tüm bu
hususların dikkate alınarak kendilerine muafiyet tanınması gerektiği,
MMO’nun zorunlu kıldığı asgari ücret tarifesine uygun davranılması için oluşan
hassasiyet sebebiyle bazı meslektaşlarıyla fikir birliğine varıldığı, bahsi geçen
prensip anlaşmasının devam ettirilmeye çalışılıp daha sonra uygulanamadığı ve
Soruşturma Raporu’nda bu anlaşmanın ne şekilde uygulandığının açıklanamadığı,
Soruşturmada delil olarak kullanılan senetlerde alacaklı ve ödeme tarihinin
bulunmaması sebebiyle kıymetli evrak niteliğinde olmadığı, senedin ne amaçla
imzalandığının belli olmadığı ve bu hususların raporda yer almadığı,
Yasal olan asgari ücrete uymanın fiyat tespiti olmadığı, Soruşturma Raporu’nda
ne zaman, hangi iş için, kimlerle ve özellikle hangi fiyatı belirleyerek iş yaptıklarının
açıklanamadığı ve iddiaların somut olarak belgelendirilmediği,
Asgari ücrete uyabilmek için bazı mühendislerle birlikte prensip kararı alarak,
müşterilere asgari ücret üzerinden teklif verilmesinin kararlaştırıldığı, bu
uygulamaya katılmaya kimsenin zorlanmadığı, müşteri ve pazar paylaşımının
gerçekleşmediği, Burdur’da anlaşmaya dahil olmayan ve Burdur dışından gelen
mühendislerin iş yapabildiği,
TEMSİLCİLİK’in herhangi bir sorumluluğunun olmadığı,
Soruşturma Raporu’nda geçen banka hesabına para aktarıldığı iddialarına yönelik
herhangi bir belgenin taraflarına sunulmadığı,
Soruşturma Raporu’nda yer alan telefon görüşme tutanaklarının hukuki olmadığı
ve bu görüşmelere dayanılarak yapılan değerlendirmelerin kabul edilemeyeceği,
Soruşturma Raporu’nda incelenen hususlar bakımından bir pazar tespit
edilememiş olduğu, hem Burdur’da oluşuma dahil olmayan hem de Burdur
dışından gelen mühendislerin Burdur’da kolaylıkla projelerini onaylatabildikleri ve
bu durumun da soruşturmanın hukuki dayanağını ortadan kaldırdığı,
Soruşturma Raporu’nda, pazar oluşmadığı, bütün mühendislerin projelerini
onaylattığı, fiyat konusunda bir tekel oluşturulmadığı, odanın herhangi bir
kusurunun olmadığı, bahsi geçen anlaşmada asgari ücret tarifesinin uygulanmaya
çalışıldığı gibi hususlar tespit edilmesine rağmen muafiyet değerlendirmesi
yapılmadığı,
Kurulun aynı konuya ilişkin geçmiş kararları mevcutken, aynı konuda araştırma
veya soruşturma yapılmasını gerektirir yeni bir delil veya belge olmadığı halde aynı
konunun yeniden inceleme konusu yapılmasının hukuku aykırı olduğu,
soruşturmaya gerekçe gösterilen hesabın soruşturmadan önce açılmış olduğu
gerçeği karşısında yeni deliller bulunduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı,
17-41/640-279
59/90
Soruşturmaya konu iddiaların 2010 yılına ait olduğu, birçok belgeye ilişkin yasal
saklama süresi yükümlülüğünün dolduğu, dolayısıyla söz konusu araştırmanın
hukuka aykırı olduğu ve somut ve kesin delillere dayanmadığı,
Soruşturmaya konu dönemde bazı isimlerin TEMSİLCİLİK başkanlığında ve
yönetim kurulunda bulunduğu, TEMSİLCİLİK’in soruşturma kapsamında herhangi
bir ihlalinin olmadığına kanaat getirilmesine rağmen bu isimlere şirketleri
dolayısıyla ceza istenmesinin hukuka aykırı olduğu,
Şikâyetçi Akan TOPCAN’ın aynı dönemlerde projelerini onaylatabildiği, bu nedenle
şikâyete konu iddiaların kişisel husumetlerden kaynaklandığı,
Soruşturma Raporu’nda yer alan karşı görüşte değinildiği üzere ne 4054 sayılı
Kanun’da ne de Kabahatler Kanunu’nda kartel oluşturmak şeklinde bir suç tipine
yer verilmediği, raporda, kanunda suç olarak tanımlanmamış bir kavramı ihlal
ettiklerinin iddia edildiği, bu hususun gerek ceza kanunun genel ilkelerine gerek
Rekabet Kurumu mevzuatına ve gerekse hukukun evrensel ilkelerine açıkça aykırı
olduğu, kanunda suç olarak tanımlanmamış hiçbir eylem nedeniyle ceza
verilemeyeceği, Soruşturma Raporu’nda pazar oluşturulmadığı kabul edildiği
halde dolaylı olarak ve mevzuatta karşılığı olmayan kartel kavramı adı altında ceza
verilmek istendiğinden raporun gerçeği yansıtmadığı,
Mesleki Dayanışma Sözleşmesi’nin 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan
muafiyet şartlarını sağlamak için yapıldığı,
Soruşturma Raporu’nda ve belgelerde ortada bir zarar veya hukuka aykırı işlem
olmadığı, haksız rekabet hükümlerinin ihlal edilmediği, herhangi bir pazar
oluşturulmadığı, diğer mühendislerin işlemlerini rahatlıkla sürdürmeye devam
ettiği, yapılan bütün işlemlerin tüketici lehine olduğu hususlarının tespit edildiği
ancak kişilerin hangi eylemlerle, ne şekilde ve kimin zararına haksız rekabet
hükümlerini ihlal ettiğinin somut olarak ortaya konulamadığı,
hususları ifade edilmektedir.
I.6.4.8. ISI-TAŞ
(161) ISI-TAŞ tarafından yapılan yazılı savunmada özetle;
Firma olarak yaptıkları projelendirme hizmetlerinde; asgari ücret tarifesinden teklif
sundukları, aksi takdirde odanın asgari ücret tarifesine uymamış olmakla birlikte
defterdarlık tarafından yapılan vergi incelemelerinde bu asgari ücret listesi baz
alındığından, cezai durumlar ile karşılaşmak durumunda kalabilecekleri,
Mevcut asgari ücretin uygulanması konusunda Burdur ilinin küçük ve
potansiyelinin dar olması sebebiyle Burdur'da müteahhitlik yapan kişiler tarafından
mühendislerin dolaşılarak en son teklif alınan mühendise gelindiğinde bu rakamın
günü kurtarmak adına, asgari ücretin %20’sine kadar düşürüldüğü, asgari ücret
üzerinden bakıldığında sadece vergi yükü %38’e ulaşan proje maliyetleri
düşünüldüğünde; mühendislerin mağdur olmakla birlikte proje mühendisliği
işlerinin yürütülemez hale geldiği, bu durumdan rahatsız olan mühendis
arkadaşların, hem oda asgari ücretlerine uymak hem mesleki yıpranmayı gidermek
hem de KDV Kanununa uymak açısından önerilerinin olduğu, bu noktada
meslektaşlar arasında asgari ücret tarifesine uygun davranılması için oluşan
hassasiyet sebebiyle bazı meslektaşlarla o dönemde fikir birliğine varıldığı,
17-41/640-279
60/90
Asgari ücrete uyabilmek için bazı mühendis arkadaşlarla birlikte prensip kararı
alarak, müşterilere asgari ücret tarifesinden teklif verilmesini kararlaştırdıkları,
bunu yaparken hiçbir mühendisin buna katılması için zorlanmadığı gibi
uygulamaya katılmayan arkadaşların da olduğu, bahsedilen prensip anlaşmasının
da bir süre devam ettirilmeye çalışılıp daha sonra uygulanamadığı, ayrıca müşteri
ve pazar paylaşımının da gerçekleşmediği, MMO’nun proje kayıt defterine
bakıldığında; farklı illerden Burdur'a gelip proje yapanların olduğu gibi Burdur'da
da her mühendisin farklı farklı metrekarelerde işler gerçekleştirdiği,
Kurumun Burdur ilinde aynı konuya ilişkin olarak 16.10.2014 tarih, 14-40/731-325
sayı ve 24.03.2011 tarih, 11-17/323-98 sayılı kararları ile “havuz uygulamasının
asgari ücretin altına inilmesini engellemeye yönelik olarak uygulandığı, proje ve
müşteri paylaşımına yol açmadığı" ve “…Asgari Ücret Yönetmeliği uyarınca
hazırlanmakta ve yayımlanmakta olan tarifeye uygun yapılan işlerin Rekabet
Kurulu kararlarına yönelik Danıştay’a yapılan başvurularda, asgari ücrete yönelik
olarak yapılan uygulamaların, pazar paylaşımına yönelik başka eylemler
içermediği sürece, 4054 sayılı kanun kapsamında ihlal teşkil etmediği…”
değerlendirmelerinde bulunarak soruşturma açılmasına gerek olmadığına karar
verdiği,
Yerinde inceleme sırasında soruşturmacının görevini yerine getirmesinde hiçbir
zorluk çıkarmadan her şeyi teslim ederek yardımcı olduğu ve bu durumun dikkate
alınması gerektiği,
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin (a) bendini ihlal ettikleri iddiası ile ilgili olarak;
soruşturmada adı geçen on üç mühendis ile birlikte, aralarında yaptıkları
anlaşmada da görüldüğü üzere kendilerince yapılan bir hizmet fiyatı belirlenmesi
durumunun söz konusu olmadığı, anlaşmada kendilerine her yıl tebliğ edilen asgari
ücret tarifesinden fiyatlandırma yapılması konusunda fikir birliğinin yapıldığı,
yaptıkları mesleki dayanışma anlaşmasında fiyatların kendilerince değil "Türk
Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Makine Mühendisleri Odası Serbest Müşavirlik
Mühendislik Hizmetleri Asgari Ücret Yönetmeliği"nce belirlendiği, kendilerinin de
bu belirlenen asgari ücret tarifesinden fiyatlar verip iş aldıkları,
Piyasada çalışan diğer meslektaşlarının hizmet kalitesini devre dışı bırakarak,
rekabeti engelledikleri konusu ile ilgili olarak; soruşturma konusu dönemlerde
soruşturmada adı geçen mühendisler dışında daha birçok mühendisin faaliyette
olduğu ve odadan bu mühendislerin de projeler geçirmekte olduğu, bu durumun
TEMSİLCİLİK kayıtlarından anlaşıldığı, şikâyetçi Akan TOPCAN’ın dahi söz
konusu dönemde projelerini MMO’ya onaylattığı,
17-41/640-279
61/90
Burdur iline proje onaylatmak için başvuruda bulunup projesi onaylanmamış
herhangi bir mühendis ile ilgili bir belgenin olmadığı, soruşturma bildiriminde geçen
delilin bir telefon konuşmasının anlatılmasından ibaret olduğu, öte yandan
TEMSİLCİLİK’te proje onayı ile ilgili bir başvurunun var olup olmadığı, var ise
başvurunun reddedilip edilmediği, Burdur il sınırlarında proje yapmak isteyen ve
Burdur iline veya başka şubelere kayıtlı olan makine mühendislerinin Burdur ilinde
proje onayı yaptırmalarının zorunlu olup olmadığı, projelerini herhangi bir odaya
onaylatamadan müteahhitte, yapı denetim kuruluşlarına ya da belediyelere teslim
edebilip edemedikleri gibi konuların da dikkate alınması gerektiği, çünkü Çevre ve
Şehircilik Bakanlığı'nın 25.04.2012 tarihinde yayımlanan Planlı Alanlar Tip İmar
Yönetmeliği Genelgesinin 6. maddesine göre; "proje müellifleri, önceki mevzuatta
da zorunlu olmayan meslek odası incelemesi, vizesi vb. işlemler yapılmayacak
ayrıca bu doğrultuda sicil durum belgesi istenmeyecek ve projelerin meslek
odasınca vizelenmesi talep edilmeyecek, mimar ve mühendislerden yönetmelik eki
taahhütname istenecektir.” ifadesinden yola çıkarak hiçbir mühendisin düzenlediği
projeyi oda onayından ve denetiminden geçirmek zorunda olmadığı, isterse hiç
odaya uğramadan projesini kendi imzasıyla istediği merciye sunabileceğinin
anlaşıldığı,
Burdur'dan ve dışarıdan odaya onaylatılan projelerin metrekarelerine ve sayılarına
bakıldığında; her mühendisin farklı metrekarelerde işler yaptığı ve yaptığı işlerle
ilgili istediği fiyatlamayı oda onayından geçirdiği, bu nedenle ortada bir zarar veya
hukuka aykırı işlemin olmadığı,
Sonuç olarak mesleki dayanışma anlaşmasına dahil olmak düşüncesinin asgari
ücret listesine uyabilmek ve bu sayede bir faaliyet alanı olan serbest mühendislik
işleri konusunda vergi vs. incelemelerinden doğacak hukuki ve idari yaptırımlar
karşısında ve hatta Rekabet Kurumu nezdinde de kendilerini güvence altına almak
amacı doğrultusunda yapıldığı,
Soruşturma sürecinde soruşturma heyetine her konuda yardımcı olunduğu,
soruşturmaya konu oluşumun kendiliğinden sona erdiği, tarafların faaliyet
gösterdiği iş kolunun yıllık gayri safi gelirlerinde çok az bir yer kapladığı ve tüm bu
hususların dikkate alınarak kendilerine muafiyet tanınması gerektiği,
MMO’nun zorunlu kıldığı asgari ücret tarifesine uygun davranılması için oluşan
hassasiyet sebebiyle bazı meslektaşlarıyla fikir birliğine varıldığı,
Asgari ücret altında iş yapmanın meslek kurallarına aykırı olmasının dışında
haksız rekabet de oluşturacağı, asgari ücret uygulamasının tüketiciyi de koruyan
bir uygulama olduğu ve Soruşturma Raporu’nda belirtildiği gibi asgari ücretin fiyat
tespiti amaçlı olmayıp yasal mevzuata uygun olduğu,
Asgari ücrete uyabilmek için bazı mühendislerle birlikte prensip kararı alarak,
müşterilere asgari ücret üzerinden teklif verilmesinin kararlaştırıldığı, bu
uygulamaya katılmaya kimsenin zorlanmadığı, müşteri ve pazar paylaşımının
gerçekleşmediği, Burdur’da anlaşmaya dahil olmayan ve Burdur dışından gelen
mühendislerin iş yapabildiği,
Soruşturma kapsamında bir pazar tespit edilememiş olduğu, hem Burdur’da
oluşuma dahil olmayan hem de Burdur dışından gelen mühendislerin Burdur’da
kolaylıkla projelerini onaylatabildikleri ve bu durumun da soruşturmanın hukuki
dayanağını ortadan kaldırdığı,
Şikâyetçi Akan TOPCAN’ın aynı dönemlerde projelerini onaylatabildiği, bu nedenle
şikâyete konu iddiaların kişisel husumetlerden kaynaklandığı,
17-41/640-279
62/90
4054 sayılı Kanun ve Kabahatler Kanunu’nda kartel oluşturmak şeklinde bir suç
tipine yer verilmediği, kanunda suç olarak tanımlanmamış bir kavramı ihlal
ettiklerinin iddia edildiği, bu hususun gerek ceza kanunun genel ilkelerine gerek
Rekabet Kurumu mevzuatına ve gerekse hukukun evrensel ilkelerine açıkça aykırı
olduğu, kanunda suç olarak tanımlanmamış hiçbir eylem nedeniyle ceza
verilemeyeceği, soruşturma kapsamında pazar oluşturulmadığı kabul edildiği
halde dolaylı olarak ve mevzuatta karşılığı olmayan kartel kavramı adı altında ceza
verilmek istendiği,
Soruşturma kapsamında, fiyat konusunda bir tekel oluşturulmadığının, bahsi
geçen anlaşmada asgari ücret tarifesinin uygulanmaya çalışıldığının, diğer
mühendislerin işlemlerini rahatlıkla sürdürmeye devam ettiğinin, odanın herhangi
bir kusurunun olmadığının, yapılan bütün işlemlerin tüketici lehine olduğunun tespit
edildiği; ancak Soruşturma Raporu’nda hangi eylemlerle, ne şekilde ve kimin
zararına haksız rekabet hükümlerinin ihlal edildiği, ne şekilde ve nasıl pazar
oluşturulduğunun somut olarak ortaya konulamadığı,
Kurulun geçmiş tarihlerde başka illerde faaliyet gösteren mühendislere ilişkin
kararlarına bakıldığında, soruşturmaya konu eylemlerde, amacın asgari ücret
tarifesini uygulamak olması, kimsenin oluşuma dahil edilmek için zorlanmaması,
oluşuma dahil olmayanların ve Burdur dışındaki mühendislerin de proje çizebilmesi
sebepleriyle mevcut soruşturma sonucunda da cezai bir sonucun kabul
edilemeyeceği,
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin;
(a) bendi kapsamında, müteahhitlerin fiyatları çok düşürmesi sonucunda makine
mühendislerinin piyasada mesleki yıpranmaya maruz kalması ve bunun
sonucunda da proje çizimi konusunu değersiz hale getirmesinin önüne geçmek
için Mesleki Dayanışma Sözleşmesi ile proje çizimini bir angarya olmaktan
çıkartıp hizmette iyileşme ve teknik gelişme sağlandığı,
(b) bendi kapsamında, müteahhitlerin düşük fiyatlarla değersizleştirdiği iş kolunun
mühendislerin, Mesleki Dayanışma Sözleşmesi ile projeler üzerine eğilmesi
sağlanarak ve iyileştirilerek tüketiciye yarar sağlandığı,
(c) bendi kapsamında, hiçbir mühendisin oluşuma dahil olmaya zorlanmadığı ve
oluşuma dahil olmayanların da iş yapabildikleri dolayısıyla piyasanın önemli bir
bölümünü yada küçük bir bölümünü dahi bu anlaşma ile ele geçirilebilme
olasılığının olmadığı,
(d) bendi kapsamında, asgari ücrete uyma zorunluluğu ve devlete karşı uyulması
gereken kurallardan dolayı aralarında gerçekleştirdikleri anlaşmanın, 4054 sayılı
Kanun’un 5. maddesinin (a) ve (b) bentlerini zorunlu olandan fazla sınırlamadığı
hususlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği,
Kurul’un aynı konuya ilişkin geçmiş tarihli ihlal olmadığına dair kararının bulunduğu
ve dosya konusu eylemlere 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamında muafiyet
tanınması gerektiği
hususları ifade edilmiştir.
17-41/640-279
63/90
I.6.4.9. GÜRSU
(162) GÜRSU tarafından yapılan yazılı savunmada özetle;
Kendisinin “Mesleki Dayanışma Sözleşmesi”nde imzası bulunmamasına rağmen
banka hesabına istinaden soruşturmaya dâhil edildiği, bu oluşumun amacının;
gerçekte asgari ücretin altında yapılan projelere, asgari ücret üzerinden fatura
kesme zorunluluğu olmasından kaynaklanan kazanç kayıplarını engellemek
olduğu,
Kendisinin sözleşmede imzası olmamasına rağmen herhangi bir zorlama
olmaksızın senet veya teminat olmadan iyi niyetli bir şekilde 2011 yılında havuz
sistemine dâhil olduğu,
Kurulun 24.03.2011 tarih ve 11-17/323-98 K. sayılı kararında, havuz
uygulamasının amacının asgari ücretin altında işlem yapılmamasını sağlamak
olduğu ve hiçbir şekilde müşteri paylaşılması amacını taşımadığının ortaya
konulduğu, sona eren bu uygulama ile ilgili Kurulun 16.10.2016 tarih ve 14-40/731-
325 sayılı kararında benzer bir şekilde "asgari ücrete yönelik yapılan
uygulamaların, pazar paylaşımına ilişkin başka eylemler içermediği sürece, 4054
sayılı kanun kapsamında ihlal teşkil etmediği" şeklinde karar verdiği,
Somut yeni bir delil ortada yokken aynı konu hakkında soruşturma açılmasına yer
olmadığına dair verilen kararların aksine soruşturma açılmasının hukuka aykırı
olduğu, daha önce verilmiş Kurul kararlarının sonuçları neticesinde yargı yoluna
gidilmesi ve uygun bulunması halinde soruşturma açılabilmesi mümkünken
yapılmaması ve yıllar önce yapılmış bir sözleşmeye dayanarak bugün soruşturma
açılmasının hukuka aykırı olduğu,
İlgili dönemde sözleşmeye taraf olmayanların da projelerinin onaylandığı ve
sayılan haller sebebiyle soruşturma açılmasını kabul etmedikleri,
Kurul tarafından Burdur ilinde faaliyet gösteren makine mühendisleri hakkındaki
24.03.2011 tarih ve 11-17/323-98 sayılı kararında, "havuz uygulamasının asgari
ücretin altına inilmesini engellemeye yönelik olarak uygulandığı, proje ve müşteri
paylaşımına yol açmadığı, dolayısıyla 4054 sayılı Kanun kapsamında ihlal olarak
değerlendirilemeyeceği kanısına varılmıştır." denildiği, soruşturma kurulu
tarafından bu kararın yok sayıldığı ve kurum tarafından bu tür işlemlere istinaden
4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin 3. fıkrasına istinaden "ihlale son verme"
şeklinde uyarı yapıldığı yönünde beyanda bulunulduğu,
Ayrıca 16.10.2014 tarih ve 14-40/731-325 sayılı Kurul kararının gerekçesi "havuz
sisteminin sürdürüldüğüne dair bir belge ya da bilgiye rastlanmadığından
soruşturma açılmasına yer olmadığı" şeklinde iken, tıpkı havuz sisteminin varlığını
ortaya koyarak Burdur ilinde rekabete aykırı bir durumun tespitinin yapılmadığına
ilişkin 24.03.2011 tarih, 11-17/323-98 sayılı kararında olduğu gibi gerekçeler,
soruşturma kurulu tarafından yok hükmünde sayılarak, "Burdur ilinde havuz
sisteminin varlığına yönelik bir belgeye ulaşılmadığından kurum tarafından
soruşturma açılmadığı" haline büründürülmek suretiyle, kurumun iradesini
yanıltma gayreti içerisine girildiği, kaldı ki havuz uygulamasının 2012 yılından
itibaren ortadan kalktığı,
17-41/640-279
64/90
Soruşturma kurulu tarafından gerek 16.10.2014 tarih ve 14-40/731-325 sayılı
kararın gerekçesi yanlış ifade edilmiş olduğundan gerekse aynı konu ile ilgili
Burdur ilinde rekabete aykırı bir durumun tespitinin yapılmadığına ilişkin
24.03.2011 tarih, 11-17/323-98 sayılı karar dikkate alınmadığından, hukuki
destekten yoksun olan, asgari ücrete ve aynı konuda kesinleşmiş iki karar
bulunduğuna ilişkin yapılan değerlendirmeleri kabul etmediği,
Yine Burdur’da rekabete aykırı bir durumun varlığının olmadığı yönündeki
24.03.2011 tarih ve 11-17/323-98 sayılı Kurul kararının gerekçesinde açıkça; "....
Serbest Müşavir Mühendis ve mimarlar, tahsil ettikleri ücretleri asgari ücret
tarifesinde yaklaştırmak ve piyasada denetimi sağlamak için proje havuzu
oluşturmak gibi değişik uygulamalara gidebilmektedir. Söz konusu türden havuz
uygulamalarının sadece piyasa fiyatlarının asgari ücretin altına düşmesini
engellemeye yönelik olması halinde, yukarıda açıklanan gerekçelerle 4054 sayılı
Kanun çerçevesinde işlem başlatmak mümkün olmamaktadır." denilmek suretiyle
piyasa denetimini sağlamak ve ücretlerin asgari ücret tarifesine yaklaştırmak için
bu tür uygulamaların yapılabileceğine kanaat getirildiği, kaldı ki makine
mühendisleri tarafından hazırlanan projelere istinaden alınan ücretler, asgari
ücretin altında olsa bile, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun "Emsal
Bedeli ve Emsal Ücreti" başlıklı 27. maddesinin 5. fıkrasındaki "Serbest meslek
faaliyetleri için ilgili meslek teşekküllerince tespit edilmiş, bir tarife varsa, hizmetin
bedeli, bu tarifede gösterilen ücretten düşük olamaz." hükmüne istinaden
faturalandırmanın MMO tarafından belirlenen çizelgenin altında olamayacağı, bu
nedenle asgari ücret tarifesini uygulama için oluşturulan havuz sistemi nedeniyle,
soruşturma kurulunun, rekabet ihlalinin varlığını etkileyen bir durum olmadığı
yönündeki değerlendirmesini kabul etmediği,
Soruşturma konusu ile ilgili olarak, 16.10.2016 tarih, 14-40/731-325 sayılı Kurul
kararında, ilk verilen karara benzer bir şekilde "…asgari ücrete yönelik yapılan
uygulamaların, pazar paylaşımına ilişkin başka eylemler içermediği sürece, 4054
sayılı Kanun kapsamında ihlal teşkil etmediği" şeklinde karar verildiği, Kurul
tarafından verilen bu kararın kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir
işlem yapılmasının İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) uyarınca, ancak dava
açma süresi içinde ilgililer tarafından Kurul’dan istenebildiği, dolayısıyla başvuru
sahibi tarafından, verilen bu karara karşı 60 gün içerisinde başvuru yapılarak itiraz
hakkının kullanılması ve itirazına cevap verilmemesi ya da ret edilmesi halinde 6
ay içinde ilgili mahkemeye başvurarak verilen bu kararın iptalinin talep edilmesi
gerektiği, "soruşturma açılmasına gerek olmadığına" dair verilen en son kararın
üzerinden üç sene geçmiş olmasına rağmen, soruşturmaya konu mesleki menfaat
sözleşmesinde yer alan eylemlerin en son 6 yıl önce yapılmış olmasına rağmen,
somut yeni bir delil ortaya çıkartılmamış olmasına rağmen, yeniden İYUK'ta
belirtilen sürelerin aksine, aynı konu ile ilgili soruşturma açılmasının hukukun genel
prensiplerine aykırı olduğu
ifade edilmektedir.
17-41/640-279
65/90
I.6.4.10. DEMER
(163) DEMER tarafından yapılan yazılı savunmada özetle;
Soruşturma bildiriminin eklerinde, taraflarına kendilerinin ilgili banka hesabına para
aktardığına ilişkin herhangi bir belge gönderilmediği, gönderilen eklerde de
kendilerinin herhangi bir imzasının bulunmadığı,
Asgari ücret altında iş yapmalarının cezai sorumluluğunun olduğu ve bu nedenle
asgari ücret tarifesine uymak zorunda oldukları,
Kurul’un 24.03.2011 tarih ve 11-17/323-98 sayılı kararında aynı konuya ilişkin
olarak havuz uygulamasının asgari ücretin altına inilmesini engellemeye yönelik
olarak uygulandığı, proje ve müşteri paylaşımına yol açmadığı gerekçesi ile
soruşturma açılmasına gerek olmadığı yönünde karar verdiği,
Bu kesin karara ve yeni bir delil veya belge olmamasına rağmen aynı konunun
yeniden inceleme konusu yapılmasının hukuka aykırı olduğu,
Soruşturma açısından zamanaşımının çoktan dolmuş olduğu, haksız rekabet
iddiasında olan kişi veya kişilerin bu kadar yıl beklemesini gerektirecek bir
durumun olmadığı ve bu nedenle de söz konusu iddia ve şikâyetlerin hukuki
destekten yoksun olduğu ve başka bir amaçla yapıldığı,
Soruşturma konusu firma/mühendislerin dışındaki meslek mensuplarının
incelenmediği, karşılaştırma yapılmadığı, bu nedenle de ortada bir zarar veya
hukuka aykırı işlem olmadığı,
Haksız rekabet hükümlerinin ihlal edilmediği ortada olduğu halde yapılan eksik ve
hukuka aykırı soruşturma nedeniyle bu durumun tespit edilemediği, soruşturma
bildiriminde hangi eylemlerle, ne şekilde ve kimin zararına haksız rekabet
hükümlerinin ihlal edildiğinin somut olarak ortaya konulmadığı ve soruşturma
kararını kabul etmedikleri, soruşturma sürecinin iki ay uzatılmasıyla beraber
16.07.2017 tarihinde bitmesi gereken raporun 17.07.2017 tarihli olarak
hazırlandığı ve taraflarına 21.07.2017 tarihinde tebliğ edildiği gerekçesiyle
soruşturmanın zamanaşımına uğradığı,
Soruşturma kapsamında kendileriyle ilgili kesin ve net bir delilin elde edilemediği,
delil olarak kullanılan belge, senet ve tutanaklar incelendiğinde taraflarına ait
herhangi bir imzanın bu belgelerde bulunmadığı,
Firmaları adına yaptıkları projelendirme hizmetlerinde, müşterilere asgari ücret
tarifesi üzerinden teklif verildiği, şikâyetçi dahil anlaşma tarafı bir çok mühendisin
şirketlerinden daha fazla proje onaylattığı ve daha çok proje geliri elde ettiği,
Ne şikâyet dilekçesinde yer alan isimler arasında, ne de pişmanlık başvurusunda
bulunan kişi veya kurumun konuya ilişkin beyan ve ifadelerinde isimlerinin yer
almadığı, ayrıca taraflarına ilişkin herhangi bir bilgi veya iddianın da Soruşturma
Raporu’nda yer almadığı, dosyada delil olarak kabul edilen hiçbir evrakta
firmalarının adının veya şahsi olarak isminin geçmediği,
Firmaları hakkında soruşturmaya dahil edilme gerekçesi olarak banka hesabına
para aktarılması iddiasına ilişkin kayıt, belge ve delillerin halen kendilerine
sunulmadığı, rapor ve eklerinde de bu belgenin yer almadığı, bu nedenle raporu
ve cezalandırılmalarına ilişkin kanaati kabul etmedikleri,
17-41/640-279
66/90
Soruşturma kapsamında telefon görüşmelerine ilişkin tutanakların hukuki delil
niteliğinde olmadığı, bu delillere dayanılarak yazılmış olan raporun bu yönüyle de
hukuka aykırı olduğu,
Soruşturma kapsamında incelenen hususlar bakımından bir pazar
oluşturulduğunun tespit edilememiş olduğu, hem Burdur’da oluşuma dahil
olmayan hem de Burdur dışından gelen mühendislerin Burdur’da kolaylıkla
projelerini onaylatabildikleri ve bu durumun da soruşturmanın hukuki dayanağını
ortadan kaldırdığı,
Soruşturma kapsamında pazar oluşmadığı, fiyat konusunda bir tekel
oluşturulmadığı, bahsi geçen anlaşmada asgari ücret tarifesinin uygulanmaya
çalışıldığı, diğer mühendislerin işlemlerini rahatlıkla sürdürmeye devam ettiği,
odanın herhangi bir kusurunun olmadığı hususlarının tespit edildiği halde 4054
sayılı Kanun’un 5. maddesinde düzenlenen muafiyete ilişkin hükümlerin dikkate
alınması gerekirken bu hususun değerlendirilmediği,
Soruşturma konusu yapılan hususların daha önce de şikâyet üzerine Kurum
tarafından inceleme konusu yapıldığı, Kurulun 24.03.2011 tarih, 11-17/323-98
karar numarası ile verdiği kararda, aynı konuya ilişkin olarak "havuz uygulamasının
asgari ücretin altına inilmesini engellemeye yönelik olarak uygulandığı, proje ve
müşteri paylaşımına yol açmadığı" gerekçesi ile soruşturma açılmasına gerek
olmadığına oybirliği ile karar verildiği, bu soruşturma sırasında da taraflarına
herhangi bir soruşturma açılmadığı, Kurul’un verdiği kesin karara rağmen ve aynı
konuda araştırma veya soruşturma yapılmasını gerektirir yeni bir delil veya belge
olmadığı halde aynı konunun yeniden inceleme konusu yapılmasının hukuku aykırı
olduğu, özellikle kendilerinin soruşturmaya dahil edilme nedeni olarak gösterilen
hesabın bahsedilen soruşturmadan önce açılmış olduğu gerçeği karşısında yeni
deliller bulunduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı,
Soruşturma kapsamında 2010 yılındaki bazı iddiaların araştırıldığının görüldüğü,
aradan yaklaşık yedi yıl geçtiği, birçok belgeye ilişkin yasal saklama süresi
yükümlülüğü de dikkate alındığında söz konusu araştırmanın hukuka aykırı
olduğu, somut ve kesin delillere dayanmadığı,
4054 sayılı Kanun ve Kabahatler Kanunu’nda kartel oluşturmak şeklinde bir suç
tipine yer verilmediği, raporda kanunda suç olarak tanımlanmamış bir kavramı ihlal
ettiklerinin iddia edildiği, bu hususun gerek ceza kanunun genel ilkelerine gerek
Rekabet Kurumu mevzuatına ve gerekse hukukun evrensel ilkelerine açıkça aykırı
olduğu, kanunda suç olarak tanımlanmamış hiçbir eylem nedeniyle ceza
verilemeyeceği, soruşturma kapsamında pazar oluşturulmadığı kabul edildiği
halde dolaylı olarak ve mevzuatta karşılığı olmayan kartel kavramı adı altında ceza
verilmek istendiğinden raporun gerçeği yansıtmadığı,
Soruşturma kapsamında; ortada bir zarar veya hukuka aykırı işlem olmadığı,
haksız rekabet hükümlerinin ihlal edilmediği, herhangi bir pazar oluşturulmadığı,
diğer mühendislerin işlemlerini rahatlıkla sürdürmeye devam ettiği, yapılan bütün
işlemlerin tüketici lehine olduğunun tespit edildiği, ancak raporda hangi eylemlerle,
ne şekilde ve kimin zararına haksız rekabet hükümlerinin taraflarınca ihlal
edildiğinin somut olarak ortaya konulamadığı
ifade edilmektedir.
17-41/640-279
67/90
I.6.4.11.DOLUNAY
(164) DOLUNAY tarafından yapılan yazılı savunmada özetle;
Soruşturmaya konu ve dayanak yapılan 15.03.2010 tarihli Mesleki Dayanışma
Sözleşmesi’ni kabul etmedikleri, belgenin başka bir şirkette ele geçirildiği ve
dolayısıyla şirketleri aleyhinde delil olarak kullanılmasının hukuken mümkün
olmadığı ve rızalarının olmadığı,
Şirketlerinin anonim şirket olduğu, Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) da belirtildiği
üzere yapılan sözleşmenin şirketlerini bağlaması için iki şirket yetkilisi tarafından
imzalanması (çift imza) gerektiği, soruşturmaya konu sözleşmede DOLUNAY’ın
isminin, kaşesinin ve temsilen yetkili kimsenin imzasının bulunmadığı, havuz için
para toplandığı iddia edilen Halkbank Burdur Şubesi müşterek hesabından
şirketlerine herhangi bir para transferi gerçekleşmediği veya para transferi için
hiçbir talimat verilmediği,
Soruşturmanın zaman aşımına uğradığı,
Yapılacak hizmet alım-satımına ilişkin mühendisler tarafından kararlaştırılmış bir
proje birim fiyatının olmadığı, böyle bir belgenin de dosya içinde olmadığı, yorum
yolu ile fiyat kararlaştırıldığı gerekçesiyle soruşturma başlatılmasının usul ve
yasalara aykırı olduğu, tüketiciyi yanıltacak veya kartel oluşturacak şekilde bir
eylem veya fikir birliğinin olmadığı, soruşturmaya konu dönemde temsilciliklerdeki
oda başkanlıkları tarafından proje birim fiyatlarının altında yapılan projelerin
onaylanmadığı, sektörde faaliyet gösteren makine mühendislerine birim fiyatı veya
proje onayı konusunda herhangi bir yaptırımın/zorlamanın olmadığı, bu konuda
dosyada somut hiçbir delilin olmadığı,
Mesleki dayanışma sözleşmesiyle, yapılacak projelerin/işin ücretini belirlemek
suretiyle rekabeti sınırlayıcı nitelikte bir eylemde bulunulmadığı, verilen
mühendislik hizmet kalitesinin düşürülmediği, pazara girişin engellendiğine dair
hiçbir belgenin dosyada olmadığı, ki böyle bir şeyin de olmadığı, soruşturmaya
dayanak yapılan sözleşmenin mesleki dayanışma amaçlı yapıldığı,
Bu sözleşme ile rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması amacının
güdülmediği, kaliteli rekabetin ortadan kalkmadığı, rekabet ortamının
engellendiğine ilişkin soyut iddialar dışında dosyada herhangi bir belgenin de
bulunmadığı, soruşturma tarafı olmayan mühendislerinin projelerinin onaylandığı
ve faaliyetlerinin devam ettiği, makine mühendislerinin projelerinin onaylanması
işleminin oda temsilcileri tarafından gerçekleştirildiği, soruşturmaya konu tarihlerde
Burdur ve Burdur dışında faaliyet gösteren birçok makine mühendisinin farklı
sayıda ve büyüklükte olan projelerinin onaylandığı, şikâyetçi Akan TOPCAN'ın
2011-2012 yılları arasında 13 adet projesinin temsilcilik tarafından onaylandığı,
Akan TOPCAN tarafından aynı konu ile ilgili daha önce de şikâyet yapıldığı,
Kurul’un 16.10.2014 tarih, 14-40/731-325 K. sayılı kararı ile şikâyetin reddedildiği
ve soruşturma açılmadığı, aynı konuda yeniden soruşturma açılmasının usul ve
yasalara aykırı olduğu,
Kurul’un 24.03.2011 tarih, 11-17/323-98 K. sayılı dosyasında verilen karar da
dikkate alındığında soruşturmaya dayanak yapılan Mesleki Dayanışma
Sözleşmesi’nin, asgari ücretin altına inilmesini engellemeye yönelik olduğu ve
proje birim fiyatı belirleyerek piyasada kartel oluşturmaya, müşteri paylaşımına,
pazara girişin engellenmesine yönelik olmadığının kabul edilmesi gerektiği,
17-41/640-279
68/90
Tüm bu nedenlerle 4054 sayılı Kanun’un ilgili maddesi dikkate alınarak rekabet
yasağına aykırı davranmadıklarına karar verilmesinin gerektiği
ifade edilmiştir.
I.6.4.12. ÖZ DİZAYN
(165) ÖZ DİZAYN tarafından yapılan savunmada;
Havuz sistemine dâhil olmayan mühendislerin projelerinin onaylanmaması
yönündeki iddialara açıklık getirilmesi için Proje Onay Defteri’nin kontrol edilmesi
gerektiği, söz konusu dönemde havuz uygulamasına dâhil olmayan mühendislerin
de proje onayı yaptırabildiği, haklarında soruşturma yürütülen on üç makine
mühendisinin; MMO’nun belirlediği asgari ücretin üzerinde proje ücreti belirmediği
ve Katma Değer Vergisi Kanunu’nun yaptırımlarına maruz kalmamak adına
mesleki dayanışma içine girildiği,
Kurul’un da daha önce iki kez aynı konuyla ilgili soruşturma açılmasına gerek
olmadığı yönünde karar verdiği,
Mesleki Dayanışma Sözleşmesi’nin bir çeşit sosyal dayanışma olduğu, makine
mühendislerinin asgari ücret altında proje yapmasının engellenmesi için bağlayıcı
bir unsur olduğu, soruşturma kapsamında incelenen mühendislerin rekabeti
engelleyici bir tutum sergilemediği, proje tutarlarının eşit olarak paylaşılmadığı,
asgari ücret tarifesine uyum gösterilerek; hem KDV hem de gelir vergisi yönünden
zarara uğrayıp birtakım yaptırımlara maruz kalmamak adına kendilerince önlem
aldıkları
Soruşturma sürecinin iki ay uzatılmasıyla beraber 16.07.2017 tarihinde bitmesi
gereken raporun 17.07.2017 tarihli olarak hazırlandığı ve taraflarına 21.07.2017
tarihinde tebliğ edildiği gerekçesiyle soruşturmanın zamanaşımına uğradığı,
Soruşturma sürecinde Soruşturma Heyeti’ne her konuda yardımcı olunduğu,
soruşturmaya konu oluşumun kendiliğinden sona erdiği, tarafların faaliyet
gösterdiği iş kolunun yıllık gayri safi gelirlerinde çok az bir yer kapladığı ve tüm bu
hususların dikkate alınarak kendilerine muafiyet tanınması gerektiği,
MMO’nun zorunlu kıldığı asgari ücret tarifesine uygun davranılması için oluşan
hassasiyet sebebiyle bazı meslektaşlarıyla fikir birliğine varıldığı, bahsi geçen
prensip anlaşmasının devam ettirilmeye çalışılıp daha sonra uygulanamadığı ve
Soruşturma Raporu’nda bu anlaşmanın ne şekilde uygulandığının açıklanamadığı,
Soruşturmada delil olarak kullanılan senetlerde alacaklı ve ödeme tarihinin
bulunmaması sebebiyle kıymetli evrak niteliğinde olmadığı, senedin ne amaçla
imzalandığının belli olmadığı ve bu hususların raporda yer almadığı,
Yasal olan asgari ücrete uymanın fiyat tespiti olmadığı, Soruşturma Raporu’nda
ne zaman, hangi iş için, kimlerle ve özellikle hangi fiyatı belirleyerek iş yaptıklarının
açıklanamadığı ve iddiaların somut olarak belgelendirilmediği,
Asgari ücrete uyabilmek için bazı mühendislerle birlikte prensip kararı alarak,
müşterilere asgari ücret üzerinden teklif verilmesinin kararlaştırıldığı, bu
uygulamaya katılmaya kimsenin zorlanmadığı, müşteri ve pazar paylaşımının
gerçekleşmediği, Burdur’da anlaşmaya dahil olmayan ve Burdur dışından gelen
mühendislerin iş yapabildiği,
TEMSİLCİLİK’in herhangi bir sorumluluğunun olmadığı,
17-41/640-279
69/90
Soruşturma Raporu’nda geçen banka hesabına para aktarıldığı iddialarına yönelik
herhangi bir belgenin taraflarına sunulmadığı,
Soruşturma Raporu’nda yer alan telefon görüşme tutanaklarının hukuki olmadığı
ve bu görüşmelere dayanılarak yapılan değerlendirmelerin kabul edilemeyeceği,
Soruşturma Raporu’nda incelenen hususlar bakımından bir pazar tespit
edilememiş olduğu, hem Burdur’da oluşuma dahil olmayan hem de Burdur
dışından gelen mühendislerin Burdur’da kolaylıkla projelerini onaylatabildikleri ve
bu durumun da soruşturmanın hukuki dayanağını ortadan kaldırdığı,
Soruşturma Raporu’nda, pazar oluşmadığı, bütün mühendislerin projelerini
onaylattığı, fiyat konusunda bir tekel oluşturulmadığı, odanın herhangi bir
kusurunun olmadığı, bahsi geçen anlaşmada asgari ücret tarifesinin uygulanmaya
çalışıldığı gibi hususlar tespit edilmesine rağmen muafiyet değerlendirmesi
yapılmadığı,
Kurulun aynı konuya ilişkin geçmiş kararları mevcutken, aynı konuda araştırma
veya soruşturma yapılmasını gerektirir yeni bir delil veya belge olmadığı halde aynı
konunun yeniden inceleme konusu yapılmasının hukuku aykırı olduğu,
soruşturmaya gerekçe gösterilen hesabın soruşturmadan önce açılmış olduğu
gerçeği karşısında yeni deliller bulunduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı,
Soruşturmaya konu iddiaların 2010 yılına ait olduğu, birçok belgeye ilişkin yasal
saklama süresi yükümlülüğünün dolduğu, dolayısıyla söz konusu araştırmanın
hukuka aykırı olduğu ve somut ve kesin delillere dayanmadığı,
Soruşturmaya konu dönemde bazı isimlerin TEMSİLCİLİK başkanlığında ve
yönetim kurulunda bulunduğu, TEMSİLCİLİK’in soruşturma kapsamında herhangi
bir ihlalinin olmadığına kanaat getirilmesine rağmen bu isimlere şirketleri
dolayısıyla ceza istenmesinin hukuka aykırı olduğu,
Şikâyetçi Akan TOPCAN’ın aynı dönemlerde projelerini onaylatabildiği, bu nedenle
şikâyete konu iddiaların kişisel husumetlerden kaynaklandığı,
Soruşturma Raporu’nda yer alan karşı görüşte değinildiği üzere ne 4054 sayılı
Kanun’da ne de Kabahatler Kanunu’nda kartel oluşturmak şeklinde bir suç tipine
yer verilmediği, raporda, kanunda suç olarak tanımlanmamış bir kavramı ihlal
ettiklerinin iddia edildiği, bu hususun gerek ceza kanunun genel ilkelerine gerek
Rekabet Kurumu mevzuatına ve gerekse hukukun evrensel ilkelerine açıkça aykırı
olduğu, kanunda suç olarak tanımlanmamış hiçbir eylem nedeniyle ceza
verilemeyeceği, Soruşturma Raporu’nda pazar oluşturulmadığı kabul edildiği
halde dolaylı olarak ve mevzuatta karşılığı olmayan kartel kavramı adı altında ceza
verilmek istendiğinden raporun gerçeği yansıtmadığı,
Mesleki Dayanışma Sözleşmesi’nin 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan
muafiyet şartlarını sağlamak için yapıldığı,
Soruşturma Raporu’nda ve belgelerde ortada bir zarar veya hukuka aykırı işlem
olmadığı, haksız rekabet hükümlerinin ihlal edilmediği, herhangi bir pazar
oluşturulmadığı, diğer mühendislerin işlemlerini rahatlıkla sürdürmeye devam
ettiği, yapılan bütün işlemlerin tüketici lehine olduğu hususlarının tespit edildiği
ancak kişilerin hangi eylemlerle, ne şekilde ve kimin zararına haksız rekabet
hükümlerini ihlal ettiğinin somut olarak ortaya konulamadığı
ifade edilmiştir.
17-41/640-279
70/90
I.6.4.13. Osman KISAOĞLU
(166) Osman KISAOĞLU tarafından yapılan savunmada;
Soruşturma sürecinin iki ay uzatılmasıyla beraber 16.07.2017 tarihinde bitmesi
gereken raporun 17.07.2017 tarihli olarak hazırlandığı ve taraflarına 21.07.2017
tarihinde tebliğ edildiği gerekçesiyle soruşturmanın zamanaşımına uğradığı,
Soruşturma sürecinde Soruşturma Heyeti’ne her konuda yardımcı olunduğu,
soruşturmaya konu oluşumun kendiliğinden sona erdiği, tarafların faaliyet
gösterdiği iş kolunun yıllık gayri safi gelirlerinde çok az bir yer kapladığı ve tüm bu
hususların dikkate alınarak kendilerine muafiyet tanınması gerektiği,
MMO’nun zorunlu kıldığı asgari ücret tarifesine uygun davranılması için oluşan
hassasiyet sebebiyle bazı meslektaşlarıyla fikir birliğine varıldığı, bahsi geçen
prensip anlaşmasının devam ettirilmeye çalışılıp daha sonra uygulanamadığı ve
Soruşturma Raporu’nda bu anlaşmanın ne şekilde uygulandığının açıklanamadığı,
Soruşturmada delil olarak kullanılan senetlerde alacaklı ve ödeme tarihinin
bulunmaması sebebiyle kıymetli evrak niteliğinde olmadığı, senedin ne amaçla
imzalandığının belli olmadığı ve bu hususların raporda yer almadığı,
Yasal olan asgari ücrete uymanın fiyat tespiti olmadığı, Soruşturma Raporu’nda
ne zaman, hangi iş için, kimlerle ve özellikle hangi fiyatı belirleyerek iş yaptıklarının
açıklanamadığı ve iddiaların somut olarak belgelendirilmediği,
Asgari ücrete uyabilmek için bazı mühendislerle birlikte prensip kararı alarak,
müşterilere asgari ücret üzerinden teklif verilmesinin kararlaştırıldığı, bu
uygulamaya katılmaya kimsenin zorlanmadığı, müşteri ve pazar paylaşımının
gerçekleşmediği, Burdur’da anlaşmaya dahil olmayan ve Burdur dışından gelen
mühendislerin iş yapabildiği,
TEMSİLCİLİK’in herhangi bir sorumluluğunun olmadığı,
Soruşturma Raporu’nda geçen banka hesabına para aktarıldığı iddialarına yönelik
herhangi bir belgenin taraflarına sunulmadığı,
Soruşturma Raporu’nda yer alan telefon görüşme tutanaklarının hukuki olmadığı
ve bu görüşmelere dayanılarak yapılan değerlendirmelerin kabul edilemeyeceği,
Soruşturma Raporu’nda incelenen hususlar bakımından bir pazar tespit
edilememiş olduğu, hem Burdur’da oluşuma dahil olmayan hem de Burdur
dışından gelen mühendislerin Burdur’da kolaylıkla projelerini onaylatabildikleri ve
bu durumun da soruşturmanın hukuki dayanağını ortadan kaldırdığı,
Soruşturma Raporu’nda, pazar oluşmadığı, bütün mühendislerin projelerini
onaylattığı, fiyat konusunda bir tekel oluşturulmadığı, odanın herhangi bir
kusurunun olmadığı, bahsi geçen anlaşmada asgari ücret tarifesinin uygulanmaya
çalışıldığı gibi hususlar tespit edilmesine rağmen muafiyet değerlendirmesi
yapılmadığı,
Kurulun aynı konuya ilişkin geçmiş kararları mevcutken, aynı konuda araştırma
veya soruşturma yapılmasını gerektirir yeni bir delil veya belge olmadığı halde aynı
konunun yeniden inceleme konusu yapılmasının hukuku aykırı olduğu,
soruşturmaya gerekçe gösterilen hesabın soruşturmadan önce açılmış olduğu
gerçeği karşısında yeni deliller bulunduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı,
17-41/640-279
71/90
Soruşturmaya konu iddiaların 2010 yılına ait olduğu, birçok belgeye ilişkin yasal
saklama süresi yükümlülüğünün dolduğu, dolayısıyla söz konusu araştırmanın
hukuka aykırı olduğu ve somut ve kesin delillere dayanmadığı,
Soruşturmaya konu dönemde bazı isimlerin TEMSİLCİLİK başkanlığında ve
yönetim kurulunda bulunduğu, TEMSİLCİLİK’in soruşturma kapsamında herhangi
bir ihlalinin olmadığına kanaat getirilmesine rağmen bu isimlere şirketleri
dolayısıyla ceza istenmesinin hukuka aykırı olduğu,
Şikâyetçi Akan TOPCAN’ın aynı dönemlerde projelerini onaylatabildiği, bu nedenle
şikâyete konu iddiaların kişisel husumetlerden kaynaklandığı,
Soruşturma Raporu’nda yer alan karşı görüşte değinildiği üzere ne 4054 sayılı
Kanun’da ne de Kabahatler Kanunu’nda kartel oluşturmak şeklinde bir suç tipine
yer verilmediği, raporda, kanunda suç olarak tanımlanmamış bir kavramı ihlal
ettiklerinin iddia edildiği, bu hususun gerek ceza kanunun genel ilkelerine gerek
Rekabet Kurumu mevzuatına ve gerekse hukukun evrensel ilkelerine açıkça aykırı
olduğu, kanunda suç olarak tanımlanmamış hiçbir eylem nedeniyle ceza
verilemeyeceği, Soruşturma Raporu’nda pazar oluşturulmadığı kabul edildiği
halde dolaylı olarak ve mevzuatta karşılığı olmayan kartel kavramı adı altında ceza
verilmek istendiğinden raporun gerçeği yansıtmadığı,
Mesleki Dayanışma Sözleşmesi’nin 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan
muafiyet şartlarını sağlamak için yapıldığı,
Soruşturma Raporu’nda ve belgelerde ortada bir zarar veya hukuka aykırı işlem
olmadığı, haksız rekabet hükümlerinin ihlal edilmediği, herhangi bir pazar
oluşturulmadığı, diğer mühendislerin işlemlerini rahatlıkla sürdürmeye devam
ettiği, yapılan bütün işlemlerin tüketici lehine olduğu hususlarının tespit edildiği
ancak kişilerin hangi eylemlerle, ne şekilde ve kimin zararına haksız rekabet
hükümlerini ihlal ettiğinin somut olarak ortaya konulamadığı,
hususları ifade edilmektedir.
I.6.5. Tarafların Savunmalarına Yönelik Değerlendirmeler
(167) Soruşturma kapsamında yasal süresi içinde Kuruma intikal eden yazılı savunmalardan
birbirleriyle son derece benzer nitelik arz edenlere ilişkin değerlendirmeler başlıklar
halinde sınıflandırılmış olup aşağıda yer almaktadır. Ayrıca tarafların ortak savunma
niteliği arz etmeyen diğer savunmalarına ise ayrık savunmalar başlığı altında yer
verilmiştir.
I.6.5.1. Tarafların Ortak Savunmalarına İlişkin Değerlendirmeler
Asgari Ücrete ve Piyasa Şartlarına İlişkin Savunmalar
(168) Teşebbüslerce, soruşturmaya dayanak oluşturan “Mesleki Dayanışma Sözleşmesi”ni
imzalamaktaki amaçlarının; MMO genel merkezi tarafından yayımlanan ve kendilerince
uyma zorunluluğu bulunan “asgari ücret çizelgesi”nde öngörülen tarifelerin gerçekte
uygulanmasını sağlamak ve bu yolla meydana gelen kazanç kaybını engellemek olduğu,
kaldı ki daha önce Kurumca yürütülen önaraştırmalarda da konuyla ilgili, 4054 sayılı
Kanun kapsamında ihlal bulunmadığı yönünde sonuca ulaşıldığı ifade edilmiştir.
17-41/640-279
72/90
(169) Bu kapsamda DOLUNAY, BEMS, TOLACI, ISI-TAŞ ve ŞENSES tarafından,
mühendislerin yıllarca zorunlu asgari ücret uygulaması nedeniyle müşterilerinden tahsil
edemedikleri bedeller üzerinden, diğer bir deyişle asgari ücret üzerinden faturalar
kesmek zorunda kaldıkları, bu nedenle odaya ödenen vize harcını, devlete ödenen KDV
ve gelir vergilerini yüksek bedellerle ödemek zorunda kalarak zarar ettikleri, ayrıca aşırı
rekabet nedeniyle çok düşük bedellerle işlerin alındığı ve bu sebeple mühendislik hizmet
kalitesinin düştüğü, mesleki kariyerlerinin zarara uğradığı, emeklerinin karşılığını
alamayarak zor durumda kaldıkları ve bu sebeple dayanışma amaçlı olarak “Mesleki
Dayanışma Sözleşmesi”nin imzalandığı ileri sürmüştür. Ayrıca GÜRSU, 24.03.2011 tarih,
11-17/323-98 sayılı Kurul kararında, piyasa denetimini sağlamak ve ücretlerin asgari
ücret tarifesine yaklaştırmak için proje havuzu oluşturmak gibi uygulamaların
yapılabileceğine kanaat getirildiğini ileri sürmüştür.
(170) Teşebbüslerin yaptıkları anlaşmaya gerekçe olarak sundukları Burdur ilindeki aşırı
rekabet, aşırı rekabetin getirdiği ekonomik zorluklar, vergi yükümlülükleri, asgari ücretin
uygulanmasını sağlamak gibi nedenler ülkemizde serbest mühendislik sektörünün sahip
olduğu yapısal sorunların bir yansıması niteliğinde olmakla beraber, bu sorunların
sektörde faaliyet gösteren teşebbüslerin rekabeti bozucu faaliyetleriyle değil etkin bir
düzenleme ve denetim mekanizması ile giderilmesi gerekmektedir. Bu sorunların
soruşturmaya konu olayda görüldüğü gibi sektörde faaliyet gösteren teşebbüslerce
rekabetin kısıtlanmasına yol açan bir yöntemle çözülmeye çalışılması durumunda,
mevcut sorunlara ek olarak toplumsal refah kaybına yol açan ayrı bir sorun daha
yaratılmış olmaktadır. Kaldı ki asgari ücretlerin belirlenmesi ve uygulanmasının
gözetilmesi MMO’nun kurumsal sorumluluğunda olup 6235 sayılı Kanunla MMO’ya
verilen yetkiler dışında teşebbüs niteliğindeki SMM’lerce bireysel kapasiteler
çerçevesinde ayrı bir fiyat anlaşmasına gidilmesi 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine
açıkça aykırıdır.
(171) Dolayısıyla, teşebbüslerin rekabeti bozucu uygulamalarına, sektörel sorunları mazeret
olarak sunmalarının, 4054 sayılı Kanun kapsamındaki sorumluluklarını ortadan
kaldırmadığı değerlendirilmektedir.
(172) Çeşitli alanlarda faaliyet gösteren mühendislerin havuz uygulaması biçiminde fiyat ve
müşteri paylaşım anlaşması yaptığına ilişkin iddialar daha önce de Kurul’un gündemine
gelmiştir.
(173) 29.09.2011 tarih ve 11-50/12-58-447 sayılı kararında Rekabet Kurulu şu tespitleri
yapmıştır:
“Esasen, Malatya ilinde faaliyet gösteren makine mühendislerinin, projelerin
dağıtımı konusunda bir birlik kurarak havuz oluşturmalarına ve projeleri buna göre
belli bir sıra, kota ve sistem dâhilinde üyeler arasında dağıtmalarına ilişkin işlem
ve eylemlerinin, pazar paylaşımına da yol açacak nitelikte eylem ve işlemler de
içerdiği, bu nedenle de 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde yasaklanan rekabet
ihlallerinden olduğu görülmektedir…bu aşamada, soruşturma açılmaksızın, 4054
sayılı Kanunun 9. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca görüş bildirilmesinin uygun
olacağı…”
(174) Bu bağlamda, Kurul’un söz konusu havuz uygulamalarını ihlal olarak görmediği iddiası
yanlış olup, Kurul’un 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde
“ihlale son verme” uyarısı yaptığı görülmektedir.
17-41/640-279
73/90
(175) 16.10.2014 tarih ve 14-40/731-325 sayılı kararında Rekabet Kurulu şu gerekçeyle
başvuruyu reddetmiştir:
“Dosya mevcudu bilgiler çerçevesinde, yapılan başvuruda yer alan iddiaların 4054
sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında değerlendirilebileceği
anlaşılmıştır…Mevcut bilgi ve tespitler doğrultusunda, ilgili MMO kayıtları ve
incelenen fatura bilgileri çerçevesinde mevzuatla belirlenen asgari fiyatı aşan
uygulamalara nadiren rastlandığı gibi, söz konusu MMO’nun ve Burdur ilinde
serbest çalışan makina mühendislerinin faturalarına yansıyan fiyatlar ve kayıtlar
bakımından da ilgili dönemlerde bir havuz sisteminin sürdürüldüğüne dair herhangi
bir bilgi veya belgeye de ulaşılamadığı anlaşılmıştır. Bu hususlar ışığında, dosya
konusuna ilişkin olarak soruşturma açılmasına gerek olmadığı kanaatine
varılmıştır.”
(176) Bu gerekçe incelendiğinde Kurul’un havuz sisteminin varlığına yönelik herhangi bir bilgi
ya da belgeye ulaşılamaması nedeniyle soruşturma açmadığı anlaşılmaktadır.
Makine Mühendisliği Hizmetinin Onurunu Korumak ve Devlete Vergi Geliri
Sağlamak Amaçlı Bir Dayanışma Yapıldığına İlişkin Savunmalar
(177) Soruşturma tarafı teşebbüslerce, “Mesleki Dayanışma Sözleşmesi”yle; asgari ücret
altından proje yapılmasını önlemek suretiyle meslek değerini koruma ve mesleki
dayanışmayı arttırma amacının güdüldüğü ayrıca bu yolla devletin vergi kaybına
uğramasının da önlendiği iddia edilmektedir.
(178) Rekabet hukukunun amacı mal ve hizmetlerin serbest piyasa ekonomisi şartlarında
üretilmesini sağlamak suretiyle kaynakların etkin dağılımını sağlamak olduğundan
meslek kalitesini korumak, mesleki dayanışmayı artırmak, devletin vergi kaybını
engellemek gibi savunmaların soruşturma sürecinde ortaya çıkan rekabet ihlalinin
varlığını etkileyen bir yönünün olmadığı değerlendirilmektedir.
Mesleki Dayanışma Sözleşmesini İmzalamayan Mühendisler ile Burdur İli Dışından
Gelen Mühendislerin Projelerinin Onaylanmadığı İddiasına ve Pazar Paylaşımı
Yapılmadığına Yönelik Savunmalar
(179) Soruşturma tarafı teşebbüslerce, “Mesleki Dayanışma Sözleşmesi”ni imzalamayan
mühendislerle birlikte Burdur ili dışından proje yapmak için TEMSİLCİLİK’e başvuran
mühendislerin projelerinin onaylanmadığına ilişkin iddialara yönelik olarak; sözleşmede
imzası bulunmayan mühendislerin de TEMSİLCİLİK’ten proje onayı alabildikleri, yine
dışarıdan gelen mühendislerin projelerinin de TEMSİLCİLİK’ten onay alabildiği bu
hususun TEMSİLCİLİK kayıtları incelenerek açıkça ortaya konabileceği, hiçbir şekilde
diğer mühendislerin proje yapmalarını engelleyecek bir tutum ve davranış içinde
bulunulmadığı, pazar veya müşteri paylaşımına gidilmediği ifade edilmiştir.
(180) Bu savunmalara yönelik olarak raporun ilgili bölümlerinde ayrıntılı biçimde gösterildiği
üzere, gerek TEMSİLCİLİK’ten gelen bilgiler, gerek piyasada faaliyet gösteren diğer
mühendislerle yapılan görüşmelerden elde edilen bilgiler neticesinde “Mesleki
Dayanışma Sözleşmesi”nde imzası bulunmayan SMM’lerin de TEMSİLCİLİK’ten proje
onayı alabildikleri, ayrıca MMO başka il/ilçe şube/temsilciliklerine kayıtlı SMM’lerin de
TEMSİLCİLİK’ten proje onayı alabildikleri görülmüş olup, söz konusu iddialara yönelik
savunmaların bu anlamda geçerli olduğu, projelerin onaylanmaması iddiasının gerçeği
yansıtmadığı değerlendirilmektedir.
17-41/640-279
74/90
(181) DEMER, DOLUNAY, BEMS, TOLACI, ISI-TAŞ, Osman KISAOĞLU, ÖZ DİZAYN ve
SAMANYOLU tarafından, Soruşturma Raporu’nda incelenen hususlar bakımından bir
pazar oluşturulduğunun tespit edilememiş olduğu, hem Burdur’da oluşuma dahil olmayan
hem de Burdur dışından gelen mühendislerin Burdur’da kolaylıkla projelerini
onaylatabildikleri ileri sürülmüştür.
(182) Soruşturma Raporu’ndaki havuz üyesi olmayan ve Burdur dışından gelen mühendislerin
projelerinin onaylanmadığına ilişkin iddiaların muhatabı TEMSİLCİLİK olup diğer taraflar
fiyat tespiti yapmak ve havuz kurmak suretiyle gelir paylaşımına gitmek iddialarının
muhatabı konumundadırlar. Raporun sonuç bölümünde de belirtildiği üzere,
TEMSİLCİLİK tarafından il dışından gelen projelerin onaylanmaması iddiası, havuz
sisteminin korunması ve SMM’lerin bu sisteme girmeye zorlanmasına yol açabilecek
nitelikte ise de bu tür bir koruma ve zorlamaya yönelik olarak MMO tüzel kişiliğine tanınan
yetkiler çerçevesinde proje onayından kaçınma eylemlerinin gerçekleştirildiği tespit
edilememiştir. Bu çerçevede 4054 sayılı Kanun’un ihlal edilmesine ilişkin herhangi bir
faaliyetinin bulunmadığı anlaşıldığından TEMSİLCİLİK hakkında herhangi bir idari para
cezası uygulanmasına yer olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Oysa diğer tarafların fiyat
tespiti yapmak ve havuz kurmak suretiyle gelir paylaşımına giderek 4054 sayılı Kanun’un
4. maddesini ihlal ettikleri açık bir şekilde ortaya konulmuştur.
Soruşturma Zamanaşımının Geçtiğine İlişkin Yapılan Savunmalar
(183) Teşebbüslerden bazıları tarafından, soruşturma konusu eylemlerin üzerinden yedi yıl
geçtiği, iddia edilen eylemlerin sona erdiği, dolayısıyla söz konusu eylemler hakkında
soruşturma zamanaşımının geçtiği ileri sürülmüştür.
(184) Bu kapsamda DEMER, DOLUNAY, GÜRSU, Osman KISAOĞLU, ÖZ DİZAYN ve
SAMANYOLU tarafından, soruşturma konusu raporda 2010 yılındaki bazı iddiaların
araştırıldığı, aradan yaklaşık yedi yıl geçtiği, birçok belgeye ilişkin yasal saklama süresi
yükümlülüğü de dikkate alındığında söz konusu araştırmanın hukuka aykırı olduğu ve
somut ve kesin delillere dayanmadığı ileri sürülmüştür.
(185) Kurul tarafından verilen idari para cezaları Kabahatler Kanunu kapsamında
değerlendirilmektedir. Kabahatler Kanunu’nun “Soruşturma Zamanaşımı” başlıklı 20/3
maddesinde “Nispî idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde zamanaşımı süresi sekiz
yıldır.” hükmü yer almaktadır. Söz konusu hüküm kapsamında, soruşturma konusu ihlalin
15.03.2010-23.08.2011 tarihleri arasında gerçekleştiği, ihlalin sona erme tarihi olan
23.08.2011 tarihinden bu yana Kanun’da belirtilen mutlak sekiz yıllık sürenin henüz
dolmadığı görülmektedir.
Aynı Konuda İhlalin Bulunmadığına Dair Kesinleşmiş İki Kurul Kararının
Bulunduğuna Yönelik Savunma
(186) Teşebbüslerden bazıları tarafından, daha önce aynı konuyla ilgili olarak Kurul’un;
24.03.2011 tarih, 11-17/323-98 sayılı kararı ile 16.10.2014 tarih, 14-40/731-325 sayılı
kararlarında “asgari ücrete yönelik yapılan uygulamaların, pazar paylaşımına ilişkin başka
eylemler içermediği sürece, 4054 sayılı Kanun kapsamında ihlal teşkil etmediği” şeklinde
sonuca ulaşıldığı, Kurul’un aynı konuyla ilgili kesin kararlarına ve ayrıca ortada yeni bir
delil veya belge bulunmamasına rağmen aynı konunun yeniden inceleme konusu
yapılmasının hukuka aykırı olduğuna yönelik savunmalar yapılmıştır.
17-41/640-279
75/90
(187) Bu kapsamda DEMER, DOLUNAY, GÜRSU, ISI-TAŞ, Osman KISAOĞLU, ÖZ DİZAYN
ve SAMANYOLU tarafından, Kurul’un aynı konuya ilişkin geçmiş kararları mevcutken,
aynı konuda araştırma veya soruşturma yapılmasını gerektirir yeni bir delil veya belge
olmadığı halde aynı konunun yeniden inceleme konusu yapılmasının hukuka aykırı
olduğu ileri sürülmüş ayrıca DEMER, Osman KISAOĞLU, ÖZ DİZAYN ve SAMANYOLU
tarafından, soruşturmaya gerekçe gösterilen hesabın soruşturmadan önce açılmış olduğu
gerçeği karşısında yeni deliller bulunduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığı ileri
sürülmüştür.
(188) Öncelikle vurgulanması gereken husus, söz konusu Kurul kararlarında inceleme konusu
eylemlerin ihlal olarak görülmediği iddiası yanlış olup Kurul’un 4054 sayılı Kanun’un 9.
maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde “ihlale son verme” uyarısı yaptığı veyahut havuz
sisteminin varlığına yönelik herhangi bir bilgi ya da belgeye ulaşılamaması nedeniyle
soruşturma açmadığı anlaşılmaktadır
(189) Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 303. maddesinde “Bir
davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda
kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk
davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.” hükmü
bulunmaktadır. Bu hüküm uyarınca kanunda sayılan şartları taşıyan ikinci bir dava o
davayla ilgili kesin bir hükmün bulunması sebebiyle reddedilecektir. Bu çerçevede kesin
hüküm (res judicata) etkisi sadece yargısal mercilerce alınan kararlar bakımından
geçerlidir.
(190) Rekabet Kurumu Anayasa’nın 167. maddesi uyarınca 4054 sayılı Kanun ile kurulmuş
olan bir idari merci olup, bazı faaliyetleri usul itibari ile bir yargılama faaliyetini anımsatsa
da, bu benzerlik yapılan işlemlerin idari işlem olma niteliğini ortadan kaldırmamaktadır.
Dolayısıyla mahkemeler için öngörülmüş bir dava şartı olan kesin hüküm etkisi, idari işlem
niteliğindeki Kurul kararları açısından aynı sonucu doğurmamaktadır. Kaldı ki, işbu
soruşturmada önceki önaraştırmalarda elde edilemeyen birçok bilgi ve belge ile bir
pişmanlık başvurusu mevcut olup yürütülen soruşturma bu yeni bilgi ve belgelere
dayanmaktadır.
(191) İlgili banka hesabı tarih itibarıyla soruşturmadan önce açılmış olsa dahi önceki
önaraştırmalarda elde edilemeyip işbu soruşturmanın önaraştırma safhasında elde
edildiği için yeni delil niteliğini taşımaktadır.
Teşebbüsler Arasındaki Anlaşmaya Muafiyet Tanınmasına Yönelik Yapılan
Savunmalar
(192) DEMER, TOLACI, ISI-TAŞ, Osman KISAOĞLU, ÖZ DİZAYN, SAMANYOLU ve ŞENSES
tarafından; soruşturma sürecinde soruşturma heyetine her konuda yardımcı olunduğu,
soruşturmaya konu oluşumun kendiliğinden sona erdiği, asgari ücret tarifesinin
uygulanmaya çalışıldığı, tarafların faaliyet gösterdiği iş kolunun yıllık gayri safi gelirlerinde
çok az bir yer kapladığı ve ayrıca aralarındaki anlaşmanın 4054 sayılı Kanun’un 5.
maddesindeki şartları sağlaması bakımından incelenerek kendilerine muafiyet tanınması
gerektiği ileri sürülmüştür.
(193) Yukarıda I.6.3 numaralı bölümde muafiyet değerlendirmesi yapılmış olup söz konusu
anlaşma ve uygulamalara 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca muafiyet
tanınamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
17-41/640-279
76/90
Teşebbüsler Arasındaki Anlaşmanın Fiyat Tespiti Amaçlı Olmadığına Yönelik
Yapılan Savunmalar
(194) DEMER, ŞENSES, ISI-TAŞ, ÖZ DİZAYN, Osman KISAOĞLU, SAMANYOLU,
DOLUNAY, TOLACI tarafından, MMO’nun zorunlu kıldığı asgari ücret tarifesine uygun
davranıldığı, asgari ücretin fiyat tespiti amaçlı olmayıp yasal mevzuata uygun olduğu,
Soruşturma Raporu’nda ve belgelerde fiyat konusunda bir tekel oluşturulmadığı, bahsi
geçen anlaşmada asgari ücret tarifesinin uygulanmaya çalışıldığı ileri sürülmüştür.
(195) Soruşturmaya esas teşkil eden “Mesleki Dayanışma Sözleşmesi”nin 1. ve 2.
maddelerinde;
“1.Makine tesisat projeleri; Askari ücret çizelgesinde belirtilen fiyatlar üzerinden
kırımsız olarak yapılacak, ücretin %40’ı proje müellifine geri kalan %60’ı bu
sözleşmede imzası bulunan 13 üye arasında eşit olarak paylaşılacaktır.
2.Proje müellifi askari ücret çizelgesinden fatura kesecek, diğer üyeler paylaşımdan
aldıkları kadar paranın %80 oranında faturasını proje müellifine hizmet bedeli olarak
keseceklerdir.”
hükümlerinin bulunduğu görülmektedir. 1. ve 2. maddede yer alan söz konusu hükümler
teşebbüsler arasında bir fiyat tespiti anlaşmasının var olduğunu tereddüde yer
vermeyecek biçimde göstermektedir.
(196) Asgari ücretlerin belirlenmesi ve uygulanmasının gözetilmesi MMO’nun kurumsal
sorumluluğunda olup 6235 sayılı Kanunla MMO’ya verilen yetkiler dışında teşebbüs
niteliğindeki SMM’lerce bireysel kapasiteler çerçevesinde ayrı bir fiyat anlaşmasına
gidilmesi 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine açıkça aykırıdır.
(197) Öte yandan tarafların sadece fiyat tespiti değil havuz kurmak suretiyle gelir paylaşımı
yaptıkları, nitekim konuyla ilgili 14.09.2011 tarih, 11-47/1162-408 sayılı Kurul kararında;
“…pazarda serbest faaliyet gösteren makine mühendislerinin bir araya gelerek bir
havuz sistemi kurması, proje alan her mühendisin proje karşılığında tahsil ettiği
ücretin belli bir kısmını havuza yatırması, havuzda biriken paranın belirli
periyotlarla proje alsa da almasa da bütün havuz üyeleri arasında paylaştırılması,
mesleki dayanışmanın ötesinde, söz konusu piyasada gerçekleşmesi beklenen
rekabet koşullarını olumsuz yönde etkileyebilecek bir uygulamadır”
denildiği de göz önünde bulundurulduğunda tarafların bu davranışlarının 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesine açıkça aykırıdır.
Teşebbüsler Arasındaki Oluşumun Kartel Olarak Nitelendirilmesine İlişkin Yapılan
Savunmalar
(198) DEMER, ISI-TAŞ, Osman KISAOĞLU, SAMANYOLU ve ÖZ DİZAYN tarafından,
Soruşturma Raporu’nda yer alan karşı görüşte değinildiği üzere ne 4054 sayılı Kanun’da
ne de Kabahatler Kanunu’nda kartel oluşturmak şeklinde bir suç tipine yer verilmediği,
raporda kanunda suç olarak tanımlanmamış bir kavramı ihlal ettiklerinin iddia edildiği, bu
hususun gerek ceza kanunun genel ilkelerine gerek Rekabet Kurumu mevzuatına ve
gerekse hukukun evrensel ilkelerine açıkça aykırı olduğu, kanunda suç olarak
tanımlanmamış hiçbir eylem nedeniyle ceza verilemeyeceği, Soruşturma Raporu'nda
pazar oluşturulmadığı kabul edildiği halde dolaylı olarak ve mevzuatta karşılığı olmayan
kartel kavramı adı altında ceza verilmek istendiğinden raporun gerçeği yansıtmadığı ileri
sürülmüştür.
17-41/640-279
77/90
(199) Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar İle Hakim Durumun Kötüye
Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’te (Ceza Yönetmeliği)
“Kartel;
Fiyat tespiti, müşterilerin, sağlayıcıların, bölgelerin ya da ticaret kanallarının
paylaşılması, arz miktarının kısıtlanması veya kotalar konması, ihalelerde
danışıklı hareket konularında, rakipler arasında gerçekleşen, rekabeti sınırlayıcı
anlaşma ve/veya uyumlu eylemleri”
olarak tanımlanmıştır. Buna göre fiyat tespiti vb. konularda rakipler arasında gerçekleşen
anlaşmalar kartel olarak tanımlanmaktadır. Soruşturma Raporu’nda açıkça belirtildiği
üzere taraflar arasında bir fiyat anlaşması mevcuttur. Ayrıca rakipler arasında normal
rekabet koşullarında olmaması gereken bir gelir paylaşımı durumu bulunmaktadır.
Dolaysıyla bu bulgular taraflar arasındaki anlaşmanın “kartel” niteliğinde sayılabilmesi için
yeterli olup pazar paylaşımı gerçekleşmese veyahut üzerinde mutabakata varılan
anlaşma fiili olarak hiç uygulanmasa dahi bu durumun 4054 sayılı Kanun kapsamında
ihlal olarak değerlendirilebileceği gerçeğini değiştirmemektedir.
(200) Danıştay 13. Dairesi’nin 06.04.2017 tarih, 2011/3814 E., 2017/958 K. sayılı kararında
konuyla ilgili olarak;
“Kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip bir kamu kurumu olan
Rekabet Kurumu'nun, 4054 sayılı Kanun'un kendisine tanıdığı görev ve yetkilerle
sınırlı olarak yönetmelik çıkarma yetkisi bulunduğu kuşkusuzdur.
Bunun yanında, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun "Genel kanun niteliği" başlıklı
3. maddesinde, bu Kanunun; idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin
hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde; diğer genel
hükümlerinin, idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını
gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı kurala bağlanmış olup; 4054 sayılı
Kanun'un 16. maddesi uyarınca verilecek idari para cezalarının Kabahatler
Kanunu'nun genel hükümlerine tabi olduğu, bu gerekçe ile de Rekabet Kurumu
tarafından idari para cezaları alanında yapılacak düzenlemelerde, belirtilen
Kanun'un genel hükümlerinde yer alan düzenlemelerin dikkate alınması gerektiği
açıktır.
Belirtilen çerçevede, Rekabet Kurumu'nun ikincil düzenleme yetkisi yukarıda
belirtildiği üzere 4054 sayılı Kanun'un belirlediği çerçeve ve 5326 sayılı Kanun'un
genel hükümler bölümünde yer alan kural ve ilkelerle sınırlandırılmış
bulunmaktadır.
Bu noktada, Kabahatler Kanunu'nun "Kanunilik ilkesi" başlıklı 4. maddesinde,
hangi fiillerin kabahat oluşturduğu kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi; kanunun
kapsam ve koşullar bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriğinin, idarenin
genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabileceği, kabahat karşılığı olan
yaptırımların türü, süresi ve miktarının ancak kanunla belirlenebileceği kurala
bağlanmıştır.
Görüldüğü üzere, idari yaptırımlar konusunda genel Kanun niteliğini haiz
Kabahatler Kanunu, idari yaptırımlar konusunda, yaptırımın türü, süresi ve miktarı
bakımından mutlak olarak kanunilik ilkesini benimsemiş bulunmaktadır.
17-41/640-279
78/90
4054 sayılı Kanun'un yukarıda anılan 16. maddesi bu açıdan irdelendiğinde, söz
konusu maddede, yaptırımın türü, idari para cezası; miktarı ise, teşebbüs veya
teşebbüs birliğinin nihai karar tarihinden bir önceki yıl cirosunun yüzde onuna
kadar olarak belirlenmiş bulunmakta olup, Kurul'un nispi olarak belirlenen idari
para cezasına ilişkin oran noktasında takdir yetkisi bulunmaktadır. Dava konusu
Yönetmelik hükümlerinde ise, idari para cezası dışında bir idari yaptırım
öngörülmediği ve yüzde on sınırının üzerine çıkacak bir oran belirlenmediği açık
olduğundan, Yönetmelik hükümlerinde idari yaptırımların kanuniliği ilkesine aykırı
bir yön bulunmamaktadır.
Ayrıca, Kanun'un 16'nci maddesinin, yönetmelikle düzenleme yapılmasına ilişkin
son fıkrası ile aynı maddenin beşinci fıkrasında yer alan "Kurul, üçüncü fıkraya
göre idari para cezasına karar verirken, 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler
Kanunu'nun 17'nci maddesinin ikinci fıkrası bağlamında, ihlalin tekerrürü, süresi,
teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücü, ihlalin gerçekleşmesindeki
belirleyici etkisi, verilen taahhütlere uyup uymaması, incelemeye yardımcı olup
olmaması, gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi
hususları dikkate alır." kuralı uyarınca Yönetmelikle belirlenecek hususların
değerIendirilmesi yapılmalıdır.
Kurul, 4054 sayılı Kanun'un 16'nci maddesinin gerek değişiklikten önceki gerekse
bugünkü halinde, teşebbüs veya teşebbüs birliğinin cirosunun %10'una kadar ceza
uygulamak yetkisini haizdir ve hiçbir şekilde bu sınırın aşılamayacağı açıktır.
Anılan maddede, "...ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin
piyasadaki gücü, ihlalin gerçekleşmesindeki belirleyici etkisi, verilen taahhütlere
uyup uymaması, incelemeye yardımcı olup olmaması, gerçekleşen veya
gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi hususları..." denilmek suretiyle idari
para cezasının belirlenmesinde dikkate alınacak hususların örnek kabilinden
sayılmış olduğu görülmektedir. Belirtilen maddede oran belirlenirken dikkate
alınacak hususlara yer verilmiş olup, söz konusu hususların orana etkisi
noktasında bir belirlemeye gidilmemiş, bu konu 16. maddenin son fıkrası uyarınca
Kurum tarafından konu hakkında çıkarılacak Yönetmeliğe bırakılmıştır.
Bu anlamda, Yönetmelik ile yapılan düzenlemenin, Kurul'un bireysel olaylar
bakımından sahip olduğu takdir yetkisini, bir düzenleyici işlemle gelecekteki bütün
benzer olaylar için ortaya koyması olarak değerIendirilmesi gerekmektedir. Nispi
olarak belirlenen idari para cezalarında, idari para cezası uygulayacak makama
geniş bir takdir yetkisi verilmesi, idari yaptırımların muhatapları açısından eşitlik ve
hukuki güvenlik ilkeleri bakımından sakıncalar yaratmakta olup, bu noktada nispi
idari para cezaları açısından miktar veya oran aralığının dar tutulması veyahut
belirtilen aralıkta takdir yetkisinin kullanımında idarenin eşitlik ilkesi çerçevesinde
objektif kriterleri belirlemesi ve bu şekilde idari para cezalarının muhatapları
açısından hukuki güvenlik ilkesinin sağlanması gerekmektedir. İdari para cezası
miktarının tespitinde objektif kriterlerin belirlenmesi, idarenin takdir yetkisinin
yargısal denetimine olanak sağlaması ve bu bağlamda hukuk devleti ilkesinin
gerçekleşmesi yönünden önem arz etmektedir.
17-41/640-279
79/90
Yönetmeliğin, 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinde belirtilen hususlara ilişkin
olarak ve anılan maddenin verdiği yetki uyarınca, Kabahatler Kanunu'nun 4.
maddesinde ifadesini bulan kanunilik ilkesi sınırları çerçevesinde ve bu Kanun'un
17. maddesinin 2. fıkrası ile 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinde idari para cezası
miktarının belirlenmesinde kullanılacağı öngörülen kriterler göz önüne alınarak,
Kanun'da öngörülen azami yüzde onluk oranı aşmamak üzere belirlenmesine
yönelik olarak ve Kanun'un verdiği takdir yetkisinin objektifleştirilmesi amacıyla
yapılan dava konusu düzenlemelerinde üst hukuk normlarına ve dayanağı Kanun
hükümlerine aykırılık görülmemiştir.”
denilmek suretiyle söz konusu Ceza Yönetmeliği hakkında hukuka aykırılık
bulunmadığına hükmetmiştir. Dolayısıyla tarafların bu savunmasına itibar edilmemiştir.
Soruşturma Raporu’nun Süresi İçinde Tamamlanmadığına İlişkin Yapılan
Savunmalar
(201) DEMER, Osman KISAOĞLU, ÖZ DİZAYN ve SAMANYOLU tarafından; soruşturma
sürecinin iki ay uzatılmasıyla beraber 16.07.2017 tarihinde bitmesi gereken raporun
17.07.2017 tarihli olarak hazırlandığı ve taraflarına 21.07.2017 tarihinde tebliğ edildiği
gerekçesiyle soruşturmanın zamanaşımına uğradığı ileri sürülmüştür.
(202) 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesinin birinci fıkrasında;
“Soruşturma yapılmasına karar verildiği takdirde, Kurul, ilgili daire başkanının
gözetiminde soruşturmayı yürütecek raportör veya raportörleri belirler. Soruşturma
en geç 6 ay içinde tamamlanır. Gerekli görüldüğü hallerde bir defaya mahsus olmak
üzere Kurul tarafından 6 aya kadar ek süre verilebilir.”
hükmü bulunmaktadır. Aynı Kanunun 45. maddesinin birinci fıkrasında ise “Soruşturma
safhası sonunda hazırlanan rapor, tüm Kurul üyeleri ile ilgili taraflara tebliğ olunur.” hükmü
bulunmaktadır.
(203) Buna göre 16.11.2016 tarihinde başlatılan soruşturmanın 6 aylık sona erme süresi
16.05.2017 tarihi iken yukarıda değinilen iki aylık uzatma kararından sonra 16.07.2017
tarihi olmuştur. 16.07.2017 tarihi ise pazar gününe denk geldiğinden söz konusu süre
17.07.2017 tarihi mesai saati sonuna kadar uzamıştır. Soruşturma Raporu da 17.07.2017
tarihinde ve yasal süresi içinde tamamlanarak ilgili taraflara tebliğ edilmek üzere postaya
verilmiştir. Raporun, rapor tarihinden birkaç gün sonra tebellüğ edilmiş olması savunma
hakkını etkilememekte ve soruşturmayı zamanaşımına uğratmamaktadır.
Soruşturma Raporu ve Eklerinde Yer Alan Telefon Görüşmesi Tutanaklarının
Niteliğine İlişkin Yapılan Savunmalar
(204) DEMER, Osman KISAOĞLU, ÖZ DİZAYN ve SAMANYOLU tarafından, rapor eklerinde
yer alan telefon görüşmelerine ilişkin tutanakların hukuki delil niteliğinde olmadığı, bu
delillere dayanılarak yazılmış olan raporun bu yönüyle de hukuka aykırı olduğu ileri
sürülmüştür.
(205) Soruşturma safhasında TEMSİLCİLİK ile ilgili bir takım iddiaların doğru olup olmadığını
tespit etmek adına TEMSİLCİLİK’e kayıtlı bazı mühendisler ve MMO’nun başka il/ilçe
şube/temsilciliklerine kayıtlı mühendisler ile telefon görüşmeleri yapılmış ve bu
görüşmeler tutanağa bağlanmıştır. İlgili görüşmeler raporda geçtiği üzere TEMSİLCİLİK
ile ilgili iddialar kapsamında yapılmıştır. Öte yandan ilgili tutanaklarda hakkında
soruşturma yürütülen hiçbir taraf ile ilgili aleyhe bir husus bulunmamakla birlikte
tutanaklarda yer alan ifadeler hiçbir surette delil olarak kullanılıp ceza talebine dayanak
yapılmamıştır.
17-41/640-279
80/90
Ortada Bir Zarar Bulunmadığı ve Hangi Eylemlerle, Ne Şekilde ve Kimin Zararına
Haksız Rekabet Hükümlerinin İhlal Edildiğinin Somut Olarak Ortaya Konulmadığına
Yönelik Savunmalar
(206) DEMER, ISI-TAŞ, Osman KISAOĞLU, ÖZ DİZAYN ve SAMANYOLU tarafından,
raporda ve belgelerde; ortada bir zarar veya hukuka aykırı işlem olmadığı, haksız rekabet
hükümlerinin ihlal edilmediği, herhangi bir pazar oluşturulmadığı, diğer mühendislerin
işlemlerini rahatlıkla sürdürmeye devam ettiği, yapılan bütün işlemlerin tüketici lehine
olduğunun tespit edildiği, ancak soruşturma kapsamında hangi eylemlerle, ne şekilde ve
kimin zararına haksız rekabet hükümlerinin taraflarınca ihlal edildiğinin somut olarak
ortaya konulamadığı ileri sürülmüştür.
(207) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde yer alan "Belirli bir mal veya hizmet piyasasında
doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan
veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar,
uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve
yasaktır” şeklindeki hüküm gereğince teşebbüsler arası anlaşmaların piyasa ve rekabet
üzerindeki etkilerinin ayrıca ortaya konulmasına gerek bulunmamakta, bu tür anlaşmalar
nitelikleri gereği “per se” hukuka aykırı sayılmaktadır.
Senetlerin Niteliğine İlişkin Yapılan Savunmalar
(208) Osman KISAOĞLU, ÖZ DİZAYN ve SAMANYOLU tarafından, soruşturmada delil olarak
kullanılan senetlerde alacaklının ve ödeme tarihinin bulunmaması sebebiyle senedin
kıymetli evrak niteliğinde olmadığı, senedin ne amaçla imzalandığının belli olmadığı,
Soruşturma Raporu’nda bu hususlar açıklanmadığından raporun bu yönüyle hukuka
aykırı olduğunu ileri sürülmüştür.
(209) 20.01.2009 tarih, 09-03/49-18 sayılı Ankara Ekmek II Kararında Kurul aşağıda yer verilen
hususları ifade etmiştir:
“4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile, belirli bir mal ve hizmet piyasasında
doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını
taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası
anlaşmalar hukuka aykırı bulunarak yasaklanmıştır.
4054 sayılı Kanun’da, Medeni Hukuk ve Borçlar Hukuku mevzuatında kullanılan
‘sözleşme’ ya da ‘akit’ terimleri yerine ‘anlaşma’ terimi kullanılmıştır. Kanun’un 4.
maddesinin gerekçesi de dikkate alındığında, anlaşmada Medeni Hukuk’un
geçerlilik koşullarına uyma ölçütünün aranmadığı ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla,
taraflar arasındaki danışıklı ilişki ya da irade uyuşmalarının anlaşma olarak
değerlendirilmesinde hukuki geçerlilik ve bağlayıcılık şartı aranmamalıdır.
Bu nedenle, soruşturma konusu anlaşma belgelerinin taraflar açısından herhangi
bir hukuki bağlayıcılık içermemesi ve bazılarının imzasız olması gibi özellikler, söz
konusu belgelerin anlaşma olarak değerlendirilmesine engel oluşturmamaktadır.
Hatta teşebbüsleri ilzam ve temsil yetkisine sahip olmayan personelin rakip
teşebbüslerle ulaştığı yazılı veya sözlü mutabakatlar, eğer teşebbüslerin bilgileri
dahilinde veya yönlendirmeleri doğrultusunda olmuşsa ya da rekabeti sınırlayıcı
etkiler doğurmuşsa bunlar da anlaşma olarak değerlendirilmektedir. Nitekim Kurul
26.11.1998 tarih ve 93/750-159 sayılı Kararı ile; ‘Rekabet Hukuku açısından
anlaşmalarda sekil şartının aranmadığı, dolayısıyla Gaziantep Tilmen Oteli’nde
yapılan toplantıya katılan şahısların ilgili firmaları temsile yetkili olmadığı ve adı
geçen anlaşmada imzalarının bulunmadığı yönündeki savunmaların 4054 sayılı
Kanun’a aykırı bir anlaşmanın varlığını ortadan kaldırmadığı’ sonucuna ulaşmıştır.
Ayrıca, 4054 sayılı Kanun delil ve ispat araçları ile ilgili bir sınır öngörmemektedir.
17-41/640-279
81/90
Dolayısıyla hukuka uygun olarak elde edilmiş her türlü delil ve ispat araçlarının
anlaşmaların varlığını kanıtlamak amacıyla kullanılmasında bir sakınca
bulunmamaktadır. Bu bakımdan, ilgili belgelerin bir anlaşma olarak
değerlendirilmesi açısından delil niteliğinde olduğu; yapılan yerinde incelemelerde
elde edilen diğer bilgilerin ise anılan anlaşma belgelerini destekleyici nitelikte
olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
… Dolayısıyla hakkında soruşturma açılan taraflarca, belgelerde imzanın
bulunmaması, belgelerin yetkisiz kişilerce imzalanması ve hukuki bağlayıcılığının
olmaması yönünde yapılan savunmalar ihlalin varlığını ortadan kaldırmamaktadır.”
(210) Buna göre rekabet hukukuyla, medeni hukuk, ceza hukuku gibi hukuk dallarındaki delil
ve ispat standardının oldukça faklı olduğunu; rekabet hukukundaki anlaşma teriminin,
diğer hukuk dallarındaki anlaşma veya sözleşmeden çok daha geniş tanımlandığını ve
uygulandığını vurgulamakta fayda görülmektedir. Gerek Rekabet Kurulunun gerekse
başta mehaz mevzuatın uygulayıcısı Avrupa Komisyonu ile AB üyesi ülkelerin rekabet
otoritelerinin ve ABD Adalet Bakanlığı Antitörst Biriminin olmak üzere, dünyadaki bütün
modern ülke rekabet otoritelerinin uzun yıllardır uygulana gelen ve yargı makamlarınca
da onaylanan uygulamaları çerçevesinde rekabet hukuku kapsamındaki anlaşmalarda
imza, yazılı olma, teşebbüsü temsile yetkili bir kişi tarafından düzenlenme veya
imzalanma gibi şekil kurallarının aranmadığı, ajanda notları, elektronik postalar, bir kişi
tarafından tutulan notlar, telefon görüşmelerinin içeriğini nakleden notlar, toplantı
tutanakları gibi çok çeşitli delillerin bir anlaşmanın varlığının ispatlanması için
kullanılabileceği, delillerin çapraz teyidinin gerekmediği, önemli olanın elde edilen
delillerin maddi gerçeklikleri ve olguları gösterdiğinin ispatlanması olduğu; bir anlaşmanın
4054 sayılı Kanun’a aykırılığının iddia edilebilmesi için söz konusu anlaşmanın mutlaka
uygulanmasının veya ilgili anlaşma neticesinde bir zararın doğduğunun gösterilmesinin
gerekmediği; rekabeti ortadan kaldırmaya veya sınırlamaya ilişkin tüm anlaşmaların
kendiliğinden (per se) yasak olduğu ve ihlal teşkil edeceği değerlendirilmektedir.
(211) Soruşturma kapsamında kullanılan senetler ön araştırma sürecinde elde edilmiş ve
senetlerin üzerinde “Mesleki Dayanışma Sözleşmesi”nde imzaları bulunan mühendislerin
imzalarının bulunması sebebiyle incelemeye dahil edilmiştir. Öte yandan söz konusu
senetlerin pişmanlık başvurusunda bulunan teşebbüs tarafından da Kurumumuza
sunulmuş olması senetlerin dosya konusu oluşumla ilgisi olduğunu kanıtlar niteliktedir.
I.6.5.2. Ayrık Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
MMO’nun Kamu Kurumu Niteliğinde Meslek Kuruluşu Olduğu Dolayısıyla
Teşebbüs veya Teşebbüs Birliği Olarak Değerlendirilemeyeceği Savunması
(212) Danıştay 13. Dairesi’nin 14.04.2015 tarih, 2011/297 E. ve 2015/1458 K. sayılı kararında;
“4054 sayılı Kanun'un "tanımlar" başlıklı 3. maddesinde, piyasada mal veya hizmet
üreten, pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilerin teşebbüs olarak, teşebbüslerin
belirli amaçlara ulaşmak için oluşturduğu tüzel kişiliği haiz ya da tüzel kişiliği
olmayan her türlü birliğin teşebbüs birliği olarak tanımlandığı ve kamu kurumu
niteliğinde meslek kuruluşlarına ilişkin olarak herhangi bir istisnaya yer
verilmediğinden, davacı TEB'in 4054 sayılı Kanun uygulamasında teşebbüs birliği
olduğu, davacı Birlik bünyesinde yapılan toplantıda alınan ve tüm eczacı odalarına
gönderilen teşebbüs birliği kararının ve bu karara dayalı uygulamaların, ilacın
alımına ilişkin şartları müştereken tespit etmesi ve bu konuda ortak davranışlar
sergilenmesini öngörmesi itibarıyla rekabeti sınırlayıcı etkiler doğurduğu açıktır.”
denilmektedir.
17-41/640-279
82/90
(213) Öte yandan İDDK’nın 12.12.2012 tarih, 2008/655 E. ve 2012/2752 K. sayılı kararında,
rekabet hukuku bağlamında bir kararın RKHK kapsamında teşebbüs birliği kararı olup
olmadığının tespit edilmesine ilişkin olarak şu değerlendirmeler yapılmıştır:
“ […], yasayla kurulmuş olan oda veya birlik gibi kamu tüzel kişiliğine sahip olan
teşebbüs birliklerinin, yasayla verilmiş görevlerinin dışında tesis ettikleri herhangi
bir yasal yetkiye dayanmayan karar ve uygulamalarının ise 4054 sayılı Yasa
kapsamında kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla, bir teşebbüs birliği, kuruluş
yasasında ve ona bağlı olarak çıkarılmış mevzuatta kendisine açıkça verilmeyen
bir yetkiyi kullanarak rekabeti sınırlayıcı bir karar almış ise, böyle bir durumda, söz
konusu kararın rekabeti sınırlayıcı olan herhangi bir teşebbüs birliği kararından
farkı olmayacaktır. Bu durumda, Rekabet Kurulu'nun böyle bir kararla ilgili olarak,
teşebbüs birliği aleyhine doğrudan soruşturma açıp rekabeti ihlal ettiği sonucuna
ulaşması halinde cezalandırma yoluna gidebileceği kuşkusuzdur.”
(214) Karardan da açıkça anlaşılacağı üzere “Dolayısıyla, bir teşebbüs birliği, kuruluş
yasasında ve ona bağlı olarak çıkarılmış mevzuatta kendisine açıkça verilmeyen bir
yetkiyi kullanarak rekabeti sınırlayıcı bir karar almış ise, böyle bir durumda, söz konusu
kararın rekabeti sınırlayıcı olan herhangi bir teşebbüs birliği kararından farkı
olmayacaktır.” ifadesiyle kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının RKHK
kapsamında “teşebbüs birliği” niteliğinde oldukları açıkça belirtilmiştir.
(215) Bu bağlamda yukarıda yer verilen yargı kararları ışığında MMO’nun RKHK kapsamında
"teşebbüs birliği" olarak değerlendirileceği hususunda şüphe bulunmamaktadır.
MMO’nun Tek Bir Tüzel Kişiliği Olduğu ve MMO Adına İşlem Yapma Yetkisi
Bulunmayan Kişilerin Yaptığı İşlemlerin MMO’yu Bağlamayacağı Savunması
(216) 6235 sayılı TMMOB Kanunu uyarınca hak ve fiili ehliyetini yetkili organ olan Yönetim
Kurulu kararlarıyla kullanan MMO’nun şube ve temsilciliklerinin ise tüzel kişilikleri
bulunmadığı ve bunların MMO tarafından verilen hizmetlerin yerel düzeyde yürütülmesi
işlevini gördükleri açıktır. MMO’nun ülke genelinde ya da herhangi bir il yerelinde serbest
mühendislik faaliyetleri yürütenler arasında havuz oluşturulması gibi bir uygulamaya
yönelik herhangi bir kararı mevcut olmadığı gibi MMO adına hukuki muamelede bulunma
yetkisi olanlarca bu konuda herhangi bir sözleşmenin de yapılmadığı, Şube Yönetim
Kurulları ve Temsilcilik görevine atanan kişilerin MMO adına hukuken
gerçekleştirebilecekleri sözleşme, protokol vb. hukuki muamelelerin hukuki geçerliliğinin
ancak MMO Yönetim Kurulu kararıyla bu konuda kendilerine yetki verilmesi halinde
mümkün olacağı değerlendirilmektedir. Bu çerçevede, MMO tüzel kişiliği adına teşebbüs
birliği kararı niteliğinde bir idari işlem ya da hukuki muamele yapma yetkisi bulunmayan
kişi ya da kişilerce yapılacak herhangi bir hukuki muamelenin MMO tüzelkişiliği açısından
hüküm ve sonuç doğurmasının da mümkün olmadığı ve bu nedenle yetkisiz gerçek
kişi/kişilerce yapılan uygulama ya da hukuki muamelelerden doğabilecek hukuki ve cezai
sorumluluğun da kişisel olacağı anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, ihlalde kişisel
kapasite dışında TEMSİLCİLİK adına ve MMO’yu bağlayacak biçimde hareket edildiğine
işaret eden bir bulguya da rastlanmadığından bu savunmaya itibar edilmiştir.
MMO’nun Havuz Sistemi Gibi Bir Uygulamasının Bulunmadığı, Böyle Bir
Uygulamaya Öncülük Edilmediği ve Mesleki Denetim İçin Başvuranlar Arasında
Ayrımcılık Yapılmadığı Savunması
(217) Yapılan incelemeler neticesinde MMO’nun havuz sistemi gibi bir uygulamasının olmadığı
tespit edilmiş olup TEMSİLCİLİK tarafından da böyle bir uygulamaya öncülük edildiğine
dair herhangi bir delil elde edilememiştir. Öte yandan TEMSİLCİLİK’in proje kayıtlarının
incelenmesi neticesinde değerlendirme bölümünde ayrıntılı bir şekilde belirtildiği üzere,
projelerin mesleki denetimi sürecinde havuz üyesi olmayan SMM’lerin projelerinin de
17-41/640-279
83/90
TEMSİLCİLİK tarafından onaylandığı ve SMM’ler arasında proje onayı hususunda
ayrımcılık yapılmadığı, yine MMO başka il/ilçe şube/temsilciliklerine kayıtlı SMM’lerin de
TEMSİLCİLİK’ten proje onayı alabildikleri ulaşılan tespitler arasındadır. Bu bağlamda,
MMO’nun bu savunmalarına da itibar edilmiş olup, soruşturma konusu iddialar
çerçevesinde, TEMSİLCİLİK’in hukuki faaliyetlerinin 4054 sayılı Kanun kapsamında ihlal
teşkil edebilecek bir nitelik arz etmediği, ihlale yönelik eylemlerin yönetici sıfatını taşıyan
ancak kişisel kapasiteyle hareket eden kişi/kişilerce gerçekleştirilmiş olduğu sonucuna
ulaşılmıştır.
Mesleki Dayanışma Sözleşmesi’nde İmzaları Bulunmadığı Halde Soruşturmaya
Dahil Edilmelerine Dair Alınan Karara İlişkin Savunma
(218) Taraflardan DEMER ve GÜRSU’nun yaptığı savunmada, “Mesleki Dayanışma
Sözleşmesi”nde imzaları bulunmamasına rağmen soruşturmaya dahil edilmelerinin
hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
(219) Tarafların mesleki dayanışma sözleşmesinde imzaları bulunmasa dahi ilgili havuz
hesabından kendilerine para aktarıldığı ve kendilerinin de ilgili hesaba para aktardığı
görülmüş ve tarafların havuz oluşumunun birer üyesi oldukları kanaatine ulaşılmıştır.
DEMER’in Ayrık Savunmasına İlişkin Değerlendirme
“Soruşturma Raporu’nda kendileriyle ilgili kesin ve net bir delilin elde edilemediği,
Soruşturma Raporu’nda delil olarak kullanılan belge, senet ve tutanaklar
incelendiğinde taraflarına ait herhangi bir imzanın bu belgelerde bulunmadığı, ne
şikayet dilekçesinde yer alan isimler arasında, ne de pişmanlık başvurusunda
bulunan kişi veya kurumun konuya ilişkin beyan ve ifadelerinde isimlerinin yer
almadığı, ayrıca taraflarına ilişkin herhangi bir bilgi veya iddianın da Soruşturma
Raporu’nda yer almadığı, dosyada delil olarak kabul edilen hiçbir evrakta
firmalarının adının veya şahsi olarak isminin geçmediği, firmaları hakkında
soruşturmaya dahil edilme gerekçesi olarak banka hesabına para aktarılması
iddiasına ilişkin kayıt, belge ve delillerin halen kendilerine sunulmadığı, rapor ve
eklerinde de bu belgenin yer almadığı”
biçimindeki savunma.
(220) DEMER’in, Mesleki Dayanışma Sözleşmesi’nde ve senetlerde imzası bulunmamakla
birlikte defaatle ilgili havuz hesabına para aktardığı ve havuz hesabından da kendisine
para aktarıldığı açık bir şekilde görülmektedir. Elde edilen deliller bir bütün olarak
değerlendirildiğinde DEMER’in ilgili havuz oluşumunun bir parçası olduğu hususunda
şüphe bulunmamaktadır. Ayrıca havuz hesabına ilişkin Halkbank tarafından gönderilen
verilerin bir örneği Soruşturma Raporu’nun ekinde tüm taraflara dijital olarak
gönderilmişken bu belgelerin kendilerine sunulmadığı iddiası gerçeği yansıtmamaktadır.
DOLUNAY’ın Ayrık Savunmasına İlişkin Değerlendirme
“Soruşturmaya konu ve dayanak yapılan 15.03.2010 tarihli mesleki dayanışma
sözleşmesini kabul etmedikleri, belgenin başka bir şirkette ele geçirildiği ve
dolayısıyla şirketleri aleyhinde delil olarak kullanılmasının hukuken mümkün
olmadığı ve rızalarının olmadığı, şirketlerinin anonim şirket olduğu, TTK’da
belirtildiği üzere yapılan sözleşmenin şirketlerini bağlaması için iki şirket yetkilisi
tarafından imzalanması (çift imza) gerektiği, soruşturmaya konu sözleşmede
DOLUNAY’ın isminin, kaşesinin ve temsilen yetkili kimsenin imzasının
bulunmadığı, havuz için para toplandığı iddia edilen Halkbank Burdur Şubesi
müşterek hesabından şirketlerine herhangi bir para transferi gerçekleşmediği veya
para transferi için hiçbir talimat verilmediği”
17-41/640-279
84/90
savunması.
(221) 20.01.2009 tarih, 09-03/49-18 sayılı Ankara Ekmek II Kararında32 Kurul aşağıda yer
verilen hususları ifade etmiştir:
“4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile, belirli bir mal ve hizmet piyasasında doğrudan
veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya
bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar
hukuka aykırı bulunarak yasaklanmıştır.
4054 sayılı Kanun’da, Medeni Hukuk ve Borçlar Hukuku mevzuatında kullanılan
‘sözleşme’ ya da ‘akit’ terimleri yerine ‘anlaşma’ terimi kullanılmıştır. Kanun’un 4.
maddesinin gerekçesi de dikkate alındığında, anlaşmada Medeni Hukuk’un
geçerlilik koşullarına uyma ölçütünün aranmadığı ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla,
taraflar arasındaki danışıklı ilişki ya da irade uyuşmalarının anlaşma olarak
değerlendirilmesinde hukuki geçerlilik ve bağlayıcılık şartı aranmamalıdır.
Bu nedenle, soruşturma konusu anlaşma belgelerinin taraflar açısından herhangi
bir hukuki bağlayıcılık içermemesi ve bazılarının imzasız olması gibi özellikler, söz
konusu belgelerin anlaşma olarak değerlendirilmesine engel oluşturmamaktadır.
Hatta teşebbüsleri ilzam ve temsil yetkisine sahip olmayan personelin rakip
teşebbüslerle ulaştığı yazılı veya sözlü mutabakatlar, eğer teşebbüslerin bilgileri
dahilinde veya yönlendirmeleri doğrultusunda olmuşsa ya da rekabeti sınırlayıcı
etkiler doğurmuşsa bunlar da anlaşma olarak değerlendirilmektedir. Nitekim Kurul
26.11.1998 tarih ve 93/750-159 sayılı Kararı ile; ‘Rekabet Hukuku açısından
anlaşmalarda sekil şartının aranmadığı, dolayısıyla Gaziantep Tilmen Oteli’nde
yapılan toplantıya katılan şahısların ilgili firmaları temsile yetkili olmadığı ve adı
geçen anlaşmada imzalarının bulunmadığı yönündeki savunmaların 4054 sayılı
Kanun’a aykırı bir anlaşmanın varlığını ortadan kaldırmadığı’ sonucuna ulaşmıştır.
Ayrıca, 4054 sayılı Kanun delil ve ispat araçları ile ilgili bir sınır öngörmemektedir.
Dolayısıyla hukuka uygun olarak elde edilmiş her türlü delil ve ispat araçlarının
anlaşmaların varlığını kanıtlamak amacıyla kullanılmasında bir sakınca
bulunmamaktadır. Bu bakımdan, ilgili belgelerin bir anlaşma olarak
değerlendirilmesi açısından delil niteliğinde olduğu; yapılan yerinde incelemelerde
elde edilen diğer bilgilerin ise anılan anlaşma belgelerini destekleyici nitelikte olduğu
sonucuna ulaşılmıştır.
… Dolayısıyla hakkında soruşturma açılan taraflarca, belgelerde imzanın
bulunmaması, belgelerin yetkisiz kişilerce imzalanması ve hukuki bağlayıcılığının
olmaması yönünde yapılan savunmalar ihlalin varlığını ortadan kaldırmamaktadır.”
32 Söz konusu Karar, 18.1.2005 tarih, 05-06/52-21 sayılı ve 27.12.2007 tarih, 07-92/1170-456 sayılı
Kararların Danıştay tarafından usulden bozulması üzerine alınmıştır.
17-41/640-279
85/90
(222) Buna göre rekabet hukukuyla, medeni hukuk, ceza hukuku gibi hukuk dallarındaki delil
ve ispat standardının oldukça faklı olduğunu; rekabet hukukundaki anlaşma teriminin,
diğer hukuk dallarındaki anlaşma veya sözleşmeden çok daha geniş tanımlandığını ve
uygulandığını vurgulamakta fayda görülmektedir. Gerek Rekabet Kurulunun gerekse
başta mehaz mevzuatın uygulayıcısı Avrupa Komisyonu ile AB üyesi ülkelerin rekabet
otoritelerinin ve ABD Adalet Bakanlığı Antitörst Biriminin olmak üzere, dünyadaki bütün
modern ülke rekabet otoritelerinin uzun yıllardır uygulana gelen ve yargı makamlarınca
da onaylanan uygulamaları çerçevesinde: rekabet hukuku kapsamındaki anlaşmalarda
imza, yazılı olma, teşebbüsü temsile yetkili bir kişi tarafından düzenlenme veya
imzalanma gibi şekil kurallarının aranmadığı, ajanda notları, elektronik postalar, bir kişi
tarafından tutulan notlar, telefon görüşmelerinin içeriğini nakleden notlar, toplantı
tutanakları gibi çok çeşitli delillerin bir anlaşmanın varlığının ispatlanması için
kullanılabileceği, delillerin çapraz teyidinin gerekmediği, önemli olanın elde edilen
delillerin maddi gerçeklikleri ve olguları gösterdiğinin ispatlanması olduğu; bir anlaşmanın
4054 sayılı Kanun’a aykırılığının iddia edilebilmesi için söz konusu anlaşmanın mutlaka
uygulanmasının veya ilgili anlaşma neticesinde bir zararın doğduğunun gösterilmesinin
gerekmediği; rekabeti ortadan kaldırmaya veya sınırlamaya ilişkin tüm anlaşmaların
kendiliğinden (per se) yasak olduğu ve ihlal teşkil edeceği değerlendirilmektedir.
(223) Dolayısıyla elde edilen deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, teşebbüs yetkilisi
Yavuz Etem DOLUNAY’ın mühendislik faaliyetlerini DOLUNAY unvanı altında yürüttüğü
ve taraflar arasındaki Mesleki Dayanışma Sözleşmesi gereğince ilgili ortak hesaba
defaatle para aktardığı, hesaptan da kendisine para aktarıldığı açıkça görülmektedir.
TOLACI’nın Ayrık Savunmasına İlişkin Değerlendirme
“Şikâyetçi Akan TOPCAN'ın mesleki dayanışma anlaşması nedeniyle herhangi bir
zararının bulunmadığı ve aksine bundan fayda sağladığı, şahsi husumet nedeniyle
şikayetçi olduğunun dikkate alınması gerektiğine”
yönelik savunma.
(224) Söz konusu soruşturma, şikâyetçi veya herhangi bir kimsenin zarara uğramasından
bağımsız olarak rekabetçi piyasa yapısının tesisini sağlamak adına yürütülmekte olup,
soruşturma konusu eylemler neticesinde ortaya çıkan zararlar özel hukukun konusudur.
Şikâyetçinin şahsi husumet dolayısıyla şikâyette bulunmasının, derdest soruşturma
bakımından herhangi bir önemi bulunmamaktadır.
ŞENSES’in Ayrık Savunmasına İlişkin Değerlendirme
“Soruşturma Raporu’nda bahsedildiği gibi tekelleşme veya kartel olabilmesi için
birbirinden bağımsız işletmelerin çok kazanç elde etmek amacıyla başka
işletmelerin rekabetlerini ortadan kaldırmak gibi gayelerle bir birliktelik içinde
olmalarının gerektiği ancak böyle bir durumun kesinlikle söz konusu olmadığı,
böyle bir durumun gerçekleşebilmesi için 13 üyenin müşteriyi kendilerinden hizmet
alımlarına mecbur bırakıyor olması gerektiği, ancak böyle bir durumun hiçbir
göstergesinin olmadığı, kartel yapısının söz konusu olabilmesi için gerekli
unsurların hiç birisinin bulunmadığı ve böyle bir durumun olabilmesi için
TEMSİLCİLİK’in de oluşuma dahil olmasının gerektiği, oysa Soruşturma
Raporu’nda TEMSİLCİLİK’in 4054 sayılı Kanun kapsamında ihlal teşkil edecek
herhangi bir davranışının bulunmadığının tespit edildiği “
savunması.
17-41/640-279
86/90
(225) Ceza Yönetmeliği’nde
“Kartel;
Fiyat tespiti, müşterilerin, sağlayıcıların, bölgelerin ya da ticaret kanallarının
paylaşılması, arz miktarının kısıtlanması veya kotalar konması, ihalelerde danışıklı
hareket konularında, rakipler arasında gerçekleşen, rekabeti sınırlayıcı anlaşma
ve/veya uyumlu eylemleri”
olarak tanımlanmıştır. Buna göre fiyat tespiti vb. konularda rakipler arasında gerçekleşen
anlaşmalar kartel olarak tanımlanmaktadır. Soruşturma Raporu’nda açıkça belirtildiği
üzere taraflar arasında bir fiyat anlaşması mevcuttur. Ayrıca rakipler arasında normal
rekabet koşullarında olmaması gereken bir gelir paylaşımı durumu bulunmaktadır.
Dolaysıyla bu bulgular taraflar arasındaki anlaşmanın “kartel” niteliğinde sayılabilmesi için
yeterli olup pazar paylaşımı gerçekleşmese veyahut üzerinde mutabakata varılan
anlaşma fiili olarak hiç uygulanmasa dahi bu durumun 4054 sayılı Kanun kapsamında
ihlal olarak değerlendirilebileceği gerçeğini değiştirmemektedir.
“İmzalanan senetlerin Mesleki Dayanışma Sözleşmesi’ne taraf olan mühendislerin
oluşumdan önceden faydalanarak, faydalanmanın akabinde ayrılması bağlamında
fayda karşılığı olarak alınan belge olduğu, senetlerin kesinlikle denetleme,
cezalandırma gibi klasik kartel yapısıyla ilgisinin bulunmadığı”
savunması.
(226) Mesleki Dayanışma Sözleşmesi’nin 3. maddesinde yer alan;
“3.Bu sözleşmede imzası bulunan 13 (onüç) üye yirmibin Tl. değerinde tarihsiz
teminat senedi verecek, üyelerden biri yükümlülüğünü yerine getirmezse yerine
getirmediği bedel verdiği senetten yükümlülüğünü yerine getirmeyen üyeler
dışındaki üyelerin ortak kararı ile tahsil edilecektir.”
hükmün, üyelerin sözleşmede yer alan yükümlülüklere uymalarını sağlamak amacıyla
getirildiği açıktır. Dolayısıyla ŞENSES’in bu konudaki iddiasına itibar edilmesi mümkün
değildir.
GÜRSU’nun Ayrık Savunmasına İlişkin Değerlendirme
Kurul tarafından Burdur ilinde faaliyet gösteren makine mühendisleri hakkındaki
24.03.2011 tarih ve 11-17/323-98 sayılı kararında, "havuz uygulamasının asgari
ücretin altına inilmesini engellemeye yönelik olarak uygulandığı, proje ve müşteri
paylaşımına yol açmadığı, dolayısıyla 4054 sayılı Kanun kapsamında ihlal olarak
değerlendirilemeyeceği kanısına varılmıştır." denildiği, soruşturma kurulu
tarafından bu kararın yok sayıldığı ve Kurul tarafından bu tür işlemlere istinaden
4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin 3. fıkrasına istinaden "ihlale son verme"
şeklinde uyarı yapıldığı yönünde beyanda bulunulduğu,
Ayrıca 16.10.2014 tarih ve 14-40/731-325 sayılı Kurul kararının gerekçesi "havuz
sisteminin sürdürüldüğüne dair bir belge ya da bilgiye rastlanmadığından
soruşturma açılmasına yer olmadığı" şeklinde iken, tıpkı havuz sisteminin varlığını
ortaya koyarak Burdur ilinde rekabete aykırı bir durumun tespitinin yapılmadığına
ilişkin 24.03.2011 tarih, 11-17/323-98 sayılı kararında olduğu gibi gerekçeler,
soruşturma kurulu tarafından yok hükmünde sayılarak, "Burdur ilinde havuz
sisteminin varlığına yönelik bir belgeye ulaşılmadığından kurum tarafından
soruşturma açılmadığı" haline büründürülmek suretiyle, kurumun iradesini
yanıltma gayreti içerisine girildiği,
biçimindeki savunma.
17-41/640-279
87/90
(227) Soruşturma Raporu’nun ilgili bölümlerinde havuz uygulamalarına ilişkin Kurul kararlarıyla
ilgili genel bir değerlendirme yapılmıştır. “Asgari Ücrete ve Piyasa Şartlarına İlişkin
Savunmalar” başlığı altında da açıklandığı üzere söz konusu Kurul kararlarında inceleme
konusu eylemlerin ihlal olarak görülmediği iddiası yanlış olup Kurul’un RKHK’nın 9/3
maddesi çerçevesinde “ihlale son verme” uyarısı yaptığı veyahut havuz sisteminin
varlığına yönelik herhangi bir bilgi ya da belgeye ulaşılamaması nedeniyle soruşturma
açmadığı anlaşılmaktadır. 24.03.2011 tarih, 11-17/323-98 sayılı Kurul kararında da pazar
veya müşteri paylaşımına ilişkin bilgi veya belge bulunamadığından dolayı soruşturma
açılmamıştır.
(228) Öte yandan 24.03.2011 tarihli söz konusu Kurul kararında her ne kadar havuz
uygulamalarının ihlal olarak nitelendirilebilmesi için pazar veya müşteri paylaşımına yol
açması gerektiği ifade edilmiş ise de havuz uygulamalarının, doğası gereği pazar, müşteri
ve/veya gelir paylaşımını hedeflediği, bu nedenle RKHK’nin 4. maddesi kapsamında başlı
başına açık ve ağır bir ihlal teşkil ettiği düşünülmektedir.
I.7. İdari Para Cezasının Miktarının Takdirine İlişkin Değerlendirme
(229) 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrasında
“Bu Kanun’un 4, 6 ve 7 nci maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara,
ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai
karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün
olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından
saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idarî para cezası
verilir.”
hükmüne yer verilmiştir.
(230) Ceza Yönetmeliği uyarınca nihai para cezası miktarı belirlenirken, öncelikle temel para
cezası belirlenmeli ve ardından varsa ağırlaştırıcı ve hafifletici unsurlar uygulanarak nihai
para cezası tespit edilmelidir. Ceza Yönetmeliği’nin 5. maddesinde temel para cezasının
hesaplanması bakımından karteller ve diğer ihlaller şeklinde bir ayrım yapıldığı
görülmektedir. Bu çerçevede yukarıda da belirtildiği üzere işbu soruşturmaya konu ihlaller
“kartel” niteliği taşımaktadır. Dolayısıyla anılan Yönetmeliğin 5. maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendi ve ikinci fıkrası çerçevesinde temel para cezasına esas oran % (…..)
olarak belirlenmiştir.
(231) Yönetmeliğin 5. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendinde, bir yıldan uzun beş yıldan
kısa süren ihlallerde temel para cezasına esas oranın yarısı oranında; beş yıldan uzun
süren ihlallerde ise bir katı oranında artırılacağı hükme bağlanmıştır. Soruşturma konusu
ihlalin 15.03.2010-23.08.2011 tarihleri arasında gerçekleştiği anlaşıldığından, ihlale bir
yıldan uzun beş yıldan kısa süre ile katılan Osman KISAOĞLU, ISI-TAŞ, DOLUNAY,
SAMANYOLU, BEMS, TOLACI, FURKAN, KOCAPINAR, AKTAN, ÖZ DİZAYN,
SAVRAN, ŞENSES ve OSMAN DENİZ hakkında temel para cezası, Yönetmeliğin 5.
maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde temel para cezasına esas oran yarısı oranında
artırılarak %(…..) olarak belirlenmiştir.
(232) Öte yandan DEMER’in ilk defa (…..) tarihinde havuzla ilgili banka hesabına para
aktardığı, (…..) tarihinde ise ilk defa ilgili hesaptan kendisine para aktarıldığı; GÜRSU’in
ise ilk defa (…..) tarihinde hesaba para aktardığı, (…..) tarihinde ise ilk defa ilgili hesaptan
kendisine para aktarıldığı görülmektedir. Söz konusu teşebbüslerin bu oluşum içinde yer
aldıkları sürenin bir yıldan kısa süreli olduğu görülmekte olup bu bağlamda tespit edilecek
para cezasında Yönetmelik’in 5. Maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında bir artışa
gidilmesine yer olmadığı değerlendirilmiştir.
17-41/640-279
88/90
(233) Ayrıca Ceza Yönetmeliği’nin 7. maddesinin birinci fıkrası “Temel para cezası, yasal
yükümlülüklerin yerine getirilmesi haricinde incelemeye yardımcı olunması, ihlalde kamu
otoritelerinin teşvikinin veya diğer teşebbüslerin zorlamasının bulunması, zarar görenlere
gönüllü olarak tazminat ödenmesi, diğer ihlallere son verilmesi, ihlal konusu faaliyetlerin
yıllık gayri safi gelirler içerisindeki payının çok düşük olması gibi haller ilgili teşebbüs veya
teşebbüs birliği tarafından ispatlanırsa, dörtte bir ile beşte üç arasında indirilebilir.”
hükmünü amirdir. Soruşturma tarafı teşebbüslerin ihlal konusu faaliyetlerinin yıllık gayri
safi gelirleri içerisindeki payının çok düşük olması göz önüne alınarak tüm teşebbüsler
için nihai ceza oranı belirlenirken temel para cezasında yarısı oranında indirim yapılmıştır.
J. SONUÇ
(234) 16.11.2016 tarihli, 16-39/632-M sayılı, 09.02.2017 tarihli, 17-06/49-M sayılı ve
23.03.2017 tarihli 17-11/126-M sayılı Kurul kararları uyarınca yürütülen soruşturma ile
ilgili olarak düzenlenen Rapor’a ve Ek Görüş’e, toplanan delillere, yazılı savunmalara,
sözlü savunma toplantısında yapılan açıklamalara ve incelenen dosya kapsamına göre,
1-
- Aktan Mühendislik Hizm. Mak. Amb. Gıd. İnş. Malz. İmalat San. ve Pet. Ürünleri
Nak. İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti.
- Bems Mühendislik (Fethi KIRLI)
- Demer Mühendislik Müşavirlik İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.
- Dolunay İnşaat Telekomünikasyon Mühendislik Hizmetleri ve Gıda Sanayi
Ticaret A.Ş.
- Furkan Mühendislik (Furkan ERDEMİR)
- Gürsu Mühendislik Hizm. İnş. Su Taah. İşleri San. ve Tic. Ltd. Şti.
- ISI-TAŞ Müh. İnş. Tarım Hayv. Metal San. Turz. İth. İhrc. San. ve Tic. Ltd. Şti.
- Kocapınar Müh. Hiz. Alım Mlz. Plas. Mob. İnş. Elk. Gıda Or. Hav. Mak. Tur
Otom. San. Tic. Ltd. Şti.
- Osman KISAOĞLU
- Osman Deniz Mühendislik Müh. Müş. İnş. Turz. Madencilik Nak. Orm. Ürünleri
ve Hayv. San. ve Tic. Ltd. Şti
- Öz Dizayn Mühendislik Doğalgaz İnşaat Taahhüt San. Tic. Ltd. Şti.
- Şenses Teknik Elektrik Mühendislik Hizmetleri ve İnşaat Oto Turizm Pazarlama
İthalat İhracat San. Ve Tic. Ltd. Şti.
- Samanyolu Isı Enerji Doğalgaz Müh. San ve Tic. Ltd. Şti.
- Savran İnş Müh. Müş. Hizm. Turz. Pet. Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti.
- Tolacı Mühendislik’in (Hasan Ali TOLACI)
fiyat tespiti yapmak ve havuz kurarak gelir paylaşımına gitmek suretiyle 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiklerine OYBİRLİĞİ ile,
17-41/640-279
89/90
2- Bu nedenle 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ve “Rekabeti
Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye
Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik”in;
a) 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (a)
bendi, 7. maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2016 mali yılı sonunda oluşan ve
Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi gelirlerinin takdiren % (…..) oranında
olmak üzere,
- Aktan Mühendislik Hizm. Mak. Amb. Gıd. İnş. Malz. İmalat San. ve Pet.
Ürünleri Nak. İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti.’ye 3.560,91TL
- Bems Mühendislik’e (Fethi KIRLI) 11,68 TL
- Dolunay İnşaat Telekomünikasyon Mühendislik Hizmetleri ve Gıda
Sanayi Ticaret A.Ş.’ye 15.348,71 TL
- ISI-TAŞ Müh. İnş. Tarım Hayv. Metal San. Turz. İth. İhrc. San. ve Tic.
Ltd. Şti.’ye 8.766,84 TL
- Osman KISAOĞLU’na 1.259,46 TL,
- Osman Deniz Mühendislik Müh. Müş. İnş. Turz. Madencilik Nak. Orm.
Ürünleri ve Hayv. San. ve Tic. Ltd. Şti’ye 6.199,31 TL
- Öz Dizayn Mühendislik Doğalgaz İnşaat Taahhüt San. Tic. Ltd. Şti.’ye
7.275 TL
- Şenses Teknik Elektrik Mühendislik Hizmetleri ve İnşaat Oto Turizm
Pazarlama İthalat İhracat San. Ve Tic. Ltd. Şti.’ye 25.156,85 TL
- Samanyolu Isı Enerji Doğalgaz Müh. San ve Tic. Ltd. Şti.’ye 10.856,21
TL
b) 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının
(a) bendi, 7. maddesinin birinci fıkrası uyarınca
- 2014 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri
safi gelirlerinin takdiren, %(…..) oranında olmak üzere, Furkan
Mühendislik’e (Furkan ERDEMİR) 2.931,29 TL
- 2014 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri
safi gelirlerinin takdiren, %(…..) oranında olmak üzere Savran İnş Müh.
Müş. Hizm. Turz. Pet. Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye 264,88 TL
- 2012 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri
safi gelirlerinin takdiren, %(…..) oranında olmak üzere Tolacı
Mühendislik’e (Hasan Ali TOLACI) 73,50 TL
c) 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve ikinci fıkrası, 7. maddesinin
birinci fıkrası uyarınca;
- 2012 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri
safi gelirlerinin takdiren, %(…..) oranında olmak üzere Demer
Mühendislik Müşavirlik İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye 249,81 TL
- 2016 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri
safi gelirlerinin takdiren, %(…..) oranında olmak üzere Gürsu
Mühendislik Hizm. İnş. Su Taah. İşleri San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye 18.450,85
TL
idari para cezası verilmesine OYBİRLİĞİ ile,
17-41/640-279
90/90
3- Kocapınar Müh. Hiz. Alım Mlz. Plas. Mob. İnş. Elk. Gıda Or. Hav. Mak. Tur Otom.
San. Tic. Ltd. Şti.’ye 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü ve beşinci
fıkrası ile “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem Ve Kararlar İle Hâkim
Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin
Yönetmelik”in 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, ikinci fıkrası ve üçüncü
fıkrasının (a) bendi hükümleri ile, 7. maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2016 mali
yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi gelirlerinin
takdiren %(…..) oranında idari para cezası verilmesi gerekmekle birlikte; adı
geçen teşebbüs tarafından Kartellerin Ortaya Çıkarılması Amacıyla Aktif İşbirliği
Yapılmasına Dair Yönetmelik’ten yararlanmak üzere yapılan ve 16.11.2016 tarih,
16-39/633-MP sayılı Kurul kararı ile anılan Yönetmelik’in 6. maddesindeki
koşulları yerine getirmesi kaydıyla bu aşamada aynı Yönetmelik’in 4. maddesinin
birinci fıkrası uyarınca Kocapınar Müh. Hiz. Alım Mlz. Plas. Mob. İnş. Elk. Gıda
Or. Hav. Mak. Tur Otom. San. Tic. Ltd. Şti.’ye idari para cezası verilmemesine
OYBİRLİĞİ ile
4- TMMOB Makine Mühendisleri Odası Burdur İl Temsilciliği’nin soruşturma konusu
iddialar kapsamında 4054 sayılı Kanun’u ihlal etmediğine, dolayısıyla anılan taraf
hakkında herhangi bir idari para cezası uygulanmasına yer olmadığına
OYBİRLİĞİ ile,
gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 60 gün içinde Ankara İdare Mahkemelerinde yargı
yolu açık olmak üzere, karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy