TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2016/
KARAR NO : 2025/
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLLERİ : Av.
Av.
Av.
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/11/2016
KARAR TARİHİ : 20/03/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 26/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA VE SAVUNMA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davacı şirketin,davalı şirketten olan 9.045,66 TL.cari hesap alacağının ödenmemesi üzerine ... 5.İcra Müdürlüğü'nün 2016/... sayılı dosyası ile takibe geçilmiş olduğunu, davalı şirketin yetkiye, ödeme emrine ve borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalı tarafin yetkiye, ödeme emrine ve borca itirazlarının hukuki dayanağının olmadığını, taraflar arasında şifahi sözleşme bulunduğunu, davalı tarafın, müvekkili şirketten ürün aldığını, ihtilafın satış sözleşmesinden kaynaklanması sebebi ile alacaklı şirket merkezi olan ... icra dairelerinin yetkili olduğunu, diğer itirazların hukuki ve reel bir dayanağının olmadığını, davacı şirketin davalı şirketten cari hesaptan dolayı alacağının bulunduğunu, bilirkişilerin tarafından yapılacak defter ve kayıt incelemelerinde bu hususun ortaya çıkacağını, belirtilen nedenlerle; işbu davayı açmanın gerektiğini ifade ederek; açıklanan bu nedenlerle; davalının yetkiye, ödeme emrine ve borca vakti itirazlarının iptali ile takibin devamına, haksız itiraz sebebi ile davalı şirketin %20 icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletinde davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını, mahkeme huzurunda iptali istenen itiraza konu tutarın, davacı şirketin haksız olarak talep ettiği ve hiçbir şekilde ispat edemeyeceği mesnetsiz bir iddiadan ibaret olduğunu, davacı şirketin alacak talebinin hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığını, nitekim müvekkili şirketin davacı şirkete karşı muaccel olup da ödenmemiş bu miktarda borcu bulunmadığını, alacaklı olduğunu iddia eden davacının, bu mesnetsiz iddiasını ispatla mükellef olduğunu: ayrıca mahkeme tarafından gerek görülmesi halinde delilleri arasında yer alan bilirkişi incelemesine müracaat etmek suretiyle müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak tetkikler neticesinde hakikatin ortaya çıkacağını ve huzurdaki davanın haksız ve kötü niyetle ikame edildiğinin tespit edileceğini, hiçbir şekilde borcu kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacı tarafından müvekkil şirketten icra inkar tazminatı talep edilmesinin açıkça hukuka aykırılık teşkil ettiğini, ifade ederek; açıklanan bu nedenlerle; öncelikle dosyanın yetki itirazları çerçevesinde incelenerek, yetki itirazının kabulü ile davanın usulden reddine, yetkiye ilişkin talep kabul görmediği takdirde, davacının müvekkili şirketten hiçbir alacağının bulunmaması ile haksız ve yersiz açılan işbu davanın reddine, davacının ) haksız olarak tahsil etmeye çalıştığı tutarın %20'sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tarafların karşılıklı beyan dilekçeleri, ... 5.İcra Müdürlüğü'nün 2016/... sayılı icra takip dosyası, ticari defterler, faturalar, bilirkişi raporu, yazılan müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı.
KANITLARIN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME :
Eldeki dava İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) istemine ilişkindir.Mahkememizce dosya SMMM bilirkişisine tevdi edilerek tarafların ticari defterleri incelenmesi talep edilmiş olup mahkememizce bilirkişi raporları aldırılmıştır. Yine mahkememizce Dosyanın tetkikinde taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2004 yılından başlayıp 2016 yılına kadar devam ettiği, bilirkişi incelemeleri yapılırken 2015 yılına devirlerde kayıt farklılıklarının bulunduğu, kayıt farklılıklarının ve taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin çözümlenebilmesi için ticari ilişkinin başladığı her bir yıldan itibaren bir sonraki yıla devirlerde ilk devir farklılığının hangi yılda başladığını tespit ederek uyuşmazlığın çözülmesi gerektiğinin her bir tarafa ticari ilişkinin başından itibaren bir sonraki yıla devir bakiyelerini gösterir her bir yıla ait hesap muavinlerini ayrı ayrı sunmak için taraflara süre verilmiş olup, taraflarca sunulan hesap muavinleri doğrultusunda dosya tekrar bilirkişiye gönderilerek bilirkişi raporu aldırılmıştır. Aldırılan 04/10/2024 tarihli bilirkişi raporunda; Taraflar arasında her yıl borç alacak tutarında farklılıklar bulunduğu, 2016 dava tarihi itibari ile aralarındaki alacak borç farkı 8,078,67-TL olduğu, buna göre seçkin onur kayıtlarında davacı seçkin onur 9,045,66-TL alacaklı olduğu, migros kayıtlarında davalı .... 966,93-TL borçlu görünmekte olduğunu, Öncelikle 2006-2007-2008 yıllarından ne kadar fark geldiği belli olmadığı, ayrıca taraflar arasında kesilen fatura sayısı binlerce olduğu, dolayısıyla bu farkın kimden kaynaklandığının tespitinin mümkün olmadığı bildirilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan davalı taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ticari defterini ibraz etmediğinden HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğu kabul edilmiştir.Tüm dosya kapsamı, yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı tarafından davalı aleyhine ... 5.İcra Müdürlüğü'nün 2016/ Esas sayılı dosyası icra takibi başlatıldığı, davalının icra takibine itiraz ettiği, mahkememizce ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesine karar verilerek bilirkişi raporu aldırıldığı, Aldırılan bilirkişi raporları ile taraflar arasında kesilen fatura sayısı binlerce olduğu, dolayısıyla bu farkın kimden kaynaklandığının tespitinin mümkün olmadığının bildirildiği, dosyanın tetkikinde taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2004 yılından başlayıp 2016 yılına kadar devam ettiği, bilirkişi incelemeleri yapılırken 2015 yılına devirlerde kayıt farklılıklarının bulunduğu, kayıt farklılıklarının ve taraflar arasındaki alacak borç ilişkisinin çözümlenebilmesi için ticari ilişkinin başladığı her bir yıldan itibaren bir sonraki yıla devirlerde ilk devir farklılığının hangi yılda başladığını tespit ederek uyuşmazlığın çözülmesi gerektiğinin her bir tarafa ticari ilişkinin başından itibaren bir sonraki yıla devir bakiyelerini gösterir her bir yıla ait hesap muavinlerini ayrı ayrı sunmak için taraflara 4 haftalık kesin süre verildiği, süresi içerisinde taraflarca verilen beyan dilekçelerinde 2009 yılı öncesi verilerine ulaşamadıklarını bildirmeleri üzerine dosyanın tekrar bilirkişiye gönderilmesinin yargılamayı uzatmaktan başka dosyaya bir katkı sağlamayacağı, davaya konu uyuşmazlığın taraflar arasında ticartin başladığı 2006 yılından beri süregeldiği ve 2006, 2007 ve 2008 tarihlerindeki yıl sonu devirlerinin karşılaştırması yapılmadan çözümü mümkün olmadığından davacı tarafından ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere,
1-İspatlanamayan davanın REDDİNE,
2-Davacının kötüniyeti sabit olmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 29,20 TL'nin mahsubu ile bakiye 586,20 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri davanın red oranına göre hesaplandığında cüzi miktar olduğundan takdiren davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 9.045,66 TL ret vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-HMK'nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine,
Dair, davacı ile davalı vekilinin yüzüne karşı dava konusu uyuşmazlığın miktarı dikkate alınarak, HMKnun 341 maddesi gereğince kesinlik sınırının altında olduğundan kesin olmak üzere karar verildi.20/03/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır.
Hakim ...
¸e-imzalıdır.