TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/
KARAR NO : 2024/
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : Av.
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av.
İFLAS İDARE MEMURU : ... - ... ...
... - ... ...
... - ... ...
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/09/2022
KARAR TARİHİ : 12/09/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 28/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesinde özetle; brus 2021/ E.(eski ... 3. İcra Dairesi'nin 2013/ esas) sayılı dosyası ile müvekkil aleyhine başlatılan icra takibine konu çek üzerindeki imzanın müvekkile ait olmaması , alacaklıya da müvekkilinin herhangi bir borcunun olmaması sebebiyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Deliller; ...'a, ... 3. İcra Dairesi'ne, ... Bankası'na, Bankası'na, , 'ya, ... 1. İlçe Seçim Kurulu'na, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, ... 2. İflas Dairesi'ne, ... 3. Genel İcra Dairesi'ne yazılan müzekkereye cevap verildiği cevabi yazının dosya arasında olduğu anlaşılmaktadır
Adli Belge İnceleme Uzmanının Raporunun Sonuç Kısmı: "Tetkik konusu; ... Seri No'lu çekin arka yüzünde 1.ciranta olarak görünen“...”a atfen atılmış imza ile ...'un yukarıda kayıtlı belgelerdeki mukayese imzaları arasında tersim tarzı, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız, alışkanlık, işleklik ve kalem baskı derecesi gibi grafolojik tanı unsurları bakımından -aynı elden çıktığını gösterir nitelikte- herhangi bir uygunluk ve benzerlik saptayamadığımdan; Söz konusu; ... BANK /a ait; ... Seri No'lu çekin arka yüzünde bulunan;“...”a atfen atılmış 1.ciranta imzasının -mevcut mukayeselere kıyasla- ... ... doğ. ...'un eli ürünü olmadığı kanaatimdir." şeklindedir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ, HUKUKİ KABUL VE GEREKÇE
Dava, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipten kaynaklı menfi tespit talebine ilişkindir.Eldeki menfi tespit davasına ilişkin somut gerekçeye yer vermeden önce kısa açıklamalara yer vermekte fayda vardır.2004 sayılı İİK'nın 170/b maddesinin ve aynı Kanun'un 72. Maddesine yaptığı yollama gereğince kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte de menfi tespit davası açılabilecektir. Kambiyo senedinin bedelsizliğine dayalı ya da hükümsüzlüğüne dayalı menfi tespit davası açılabilecektir. (... Hukuk Genel Kurulu 2017/- Esas, 2021/ Karar sayılı ilamında 15,16,17,18,19,20,21,22. Paragraflar) Öte yandan tespit davalarında, bilindiği üzere, kanunda belirtilen ayrık durumlar dışında davacının böyle bir davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunu ispat etmesi gerekmektedir. Ancak kanunkoyucu, takipten sonra açılan menfi tespit davaları bakımından davacının hukuki yararını ispat etmesini aramamaktadır. Eklemek gerekir ki menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü borçlu dava konusu hukuki ilişkiyi reddederse veya borcun hiç doğmadığını ileri sürerse alacaklıdadır. Genel kural bu olmakla birlikte davacı, alacağın doğduğunu bildirerek başka bir nedenle bu alacağı doğuran hukuki işlemin geçersiz olduğunu veya alacağın son bulduğunu ileri sürerse ispat yükü davalıda olacaktır. Bu hususlara örnek olarak borç senedinin hata, hile, ikrah nedeniyle batıl olduğunu veya karşılıksız bulunduğunu, alacağın ibra, ödeme, takas gibi bir nedenlerle son bulduğunun iddia edilmesi gösterilebilir. Bilindiği üzere kambiyo senetleri, mücerret kıymetli evraklardan olmakla bu senetlerde yer alan hak, temel borç ilişkisinden bağımsızdır. Ancak uygulamada bazı kambiyo senetlerinin keşide edilmesinin temelinde satış, bağışlama, taşıma, kira ve sair borçlandırıcı işlemlerin varlığının ileri sürüldüğü görülmektedir. Bu borçlandırıcı işlemlerin varlığının ispat edilememesi halinde ise senedin hatır için verildiğinin kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla taraflar arasında varolan bir borç ilişkisi için kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri temel borç ilişkisi ve diğeri ise kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte, kambiyo taahhüdü TBK m.133/2 gereğince açık bir yenileme iradesi yoksa borcun yenilenmesi anlamına gelmemesinin yanı sıra ifa uğruna edim teşkil etmektedir. Buradan hareketle, temel borç ilişkisindeki sakatlıkların kambiyo ilişkisini etkilemeyeceğini kabul etmek gerekir. Öte yandan davacı, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir.Kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğu, tüm senet ilgililerine karşı ileri sürülebilen mutlak def'ilerle ortaya konulabilmektedir. Kambiyo senedinin zorunlu şekil şartlarını taşımaması, zamanaşımına uğramış olması, vadesinin gelmemiş olması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, sorumsuzluk kayıtları gibi hususlar bu kapsamda ileri sürülebilecektir.
Temel borç ilişkisinin geçersizliği nedeniyle açılan menfi tespit davaları ise, uygulamada ''bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası'' olarak anılmaktadır. Bu davalarda senedin ihdasına neden olan alacağın mevcut olmadığı ileri sürülmektedir. Dolayısıyla davada incelemeye esas alınan husus temel borç ilişkisi değil; bu temel borç ilişkisinden doğan alacaktır. Davada, maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığı incelenir. Bu tür davalarda ileri sürülen işbu hususular, sebepsiz zenginleşme def'i niteliğindedir. Bedelsizlik iddiası, TTK m. 687 uyarınca, kişisel def'i olup düzenleyen tarafından kural olarak yalnızca senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, senet hamilinin senedi bilerek düzenleyen aleyhine devraldığını ispatlarsa bedelsizlik def'i hamile karşı da ileri sürülebilir. Bedelsizlik iddiasının ispat yükü ise davacıdadır.Bu açıklamalar ışığında; mahkememizce görülmekte olan davada, davacı aleyhine başlatılan icra takibine dayanak olarak gösterilen çekin arka yüzünde yer alan cironun davacıdan sadır olup olmadığının tespiti gerekmiştir. Bu incelemenin gerçekleştirilebilmesi için ilgili yerlere müzekkere yazılarak davacının çeklerin keşide tarihinden önce imza attığı belge asıllarının mahkememizce incelenmek üzere ibrazı istenmiş ve gerekli bilgi ve belgeler toplandıktan sonra dosyada yer alan imza örneklerinin incelenmesi için dosya adli belge inceleme uzmanına tevdi edilmiştir.Mahkememiz dosyasına sunulan grafoloji raporunda, inceleme konusu belge olan çek ile mukayese konusu belgeler üzerinde grafolojik ve grafometrik yöntemlerle fiziki, optik ve karakteristik incelemeler yapılmış olup davacıya ait imzaların kendi aralarında incelenmesi ve ortak karakteristik unsurlarının belirlenmesi ile bu ortak karakteristik unsurların inceleme konusu imzalarda aranarak dava konusu çekte yer alan imzanın davacı eli ürünü olup olmadığının tespiti yoluna gidilmiştir. Raporda mukayeseli olarak yapılan işbu inceleme neticesinde dava konusu çekin arka yüzünde yer alan imza ile mukayese edilmek üzere getirtilen imzaların genel yapılışı, başlangıç hareketlerinin yapılışı, imzalardaki el, dönüş ve bitim hareketlerinin yapılışı yönünden farklılıklar olduğu; dolayısıyla çek aslında yer alan imzanın davacıdan sadır olmadığı tespit edilmiştir. Bilirkişi raporunda incelenen imzaların çeklerin keşide tarihi öncesinde atılmış imzaları içeren mukayeseye elverişli belgeler olması ve incelemenin optik aletlerle belge asılları üzerinde yapılması karşısında dosya kapsamına uygun bilirkişi raporunun hükme esas almaya elverişli olduğu değerlendirildiğinden çekin arka yüzünde yer alan imzanın davacının eli ürünü olmadığı anlaşılmakla sübut bulan davanın kabulüne karar verilmiştir. Takibe dayanak çeke bakıldığında davacı lehtar ciranta, davalı ise hamil konumundadır, davacı ile davalı arasında doğrudan ve yüz yüzelik ilişkisi başka bir deyişle bir temel ilişki de söz konusu olduğundan burada davalı şirketin kötü niyetli olduğu kanaatine varılmıştır, bu nedenle davacı lehine tazminata hükmedilmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntısı ve yasal gerekçesi izah edildiği üzere;
1-Davanın Kabulü ile; davacı ...'un ... 2. Genel İcra Dairesinin 2023/... Esas sayılı takip dosyasından ve takip dosyasının dayanağı olan 15/12/2012 düzenleme tarihli, ... seri numaralı ve 8.000,00 TL bedelli çekten kaynaklı, davalıya borçlu olmadığının tespitine,
2-Davalı alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılmakla; asıl alacak miktarı olan 4.481,00 TL'nin % 20'sine tekabül eden 896,20 TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
3-Hüküm tarihi itibariyle alınması gereken 546,48 TL karar ve ilam harcından 98,68 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 447,80 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak, hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 98,68 TL peşin harç, 80,70 TL başvurma harcı, 2.600,00 TL bilirkişi ücreti, 1.278,00 TL posta ve tebligat ücreti olmak üzere toplam 4.057,38 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT m.13 ve m.13/2 hükümlerine göre hesaplanan 5.778,02 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
7-HMK m.333 gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
8-Gerekçeli kararın talep halinde taraflara tebliği ile tebliğ giderinin eksik olması halinde giderin talepte bulunandan alınmasına,
Dair; kabul edilen miktarın istinaf sınırının altında kalması sebebiyle HMK m.341 gereğince kesin olmak üzere karar verildi. 12/09/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır