T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/1176 Esas - 2023/616
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2022/1176
KARAR NO: 2023/616
HAKİM: ....
KATİP: ....
DAVACILAR: 1- ... - ...
2- ... - .....
3- ... - .... Ebu İshak Mah. İshak Sk. No:10 İç Kapı No:4 Osmangazi/ BURSA
4- ... - ..... Ebu İshak Mah. İshak Sk. No:10 İç Kapı No:4 Osmangazi/ BURSA
5- ... - ...
VEKİLİ: Av.... - [15891-98744-.....] UETS
DAVALI: ... ANONİM ŞİRKETİ - .... [25999-56551-....] UETS
VEKİLİ: Av. ..... - [16206-02575-..] UETS
DAVA: Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
DAVA TARİHİ: 17/10/2022
KARAR TARİHİ: 11/05/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/07/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava dilekçesinde özetle; 16/08/2015 tarihinde sigortalı araç sürücüsü ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç il seyir halindeyken gerçekleşen kaza nedeniyle müteveffa yaya ...'nün vefat ettiğini, müteveffa ...'nün vefatı sonrası müteveffanın eşi ... , babası..., ..., ..., ...'nün destekten yoksun kaldıklarını, yukarıda açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulü ile , ... için 500 TL, ... için 500 TL, ... için 500 TL, ... için 500 TL, ... için 500 TL toplam 2500 TL destekten yoksun kalma maddi tazminatının kaza tarihi olan 16/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket sigortalısının dava konusu kazada kusuru bulunmaması sebebiyle müvekkil şirketin zarardan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, bu nedenle davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Deliller;
Bursa CBS'ye, Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ne yazılan müzekkereye cevap verildiği cevabi yazının dosya arasında olduğu anlaşılmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ, HUKUKİ KABUL VE GEREKÇE
Dava, trafik kazasından kaynaklı destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
Davacılar destekleri ...'nün 16/08/2015 tarihli trafik kazasında vefat etmesi üzerine destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketi, davanın reddini talep etmiştir.
Eldeki davaya konu trafik kazası ile ilgili somut değerlendirmeye yer vermeden önce, davalının sorumluluğunun hukuki temeli ile ilgili kısa açıklamalara değinmekte fayda vardır.
Trafik kazası nedeniyle üçüncü kişilerin uğradığı zararlardan; sürücü TBK m.49'da ifadesini bulan haksız fiil hükümlerine göre, işleten ise KTK m.85'te ifadesini bulan tehlike sorumluluğu hükümlerine göre, sigorta şirketi ise KTK m.91 hükmü gereğince sözleşme hükümlerine göre sürücünün kusuru oranında müteselsilen sorumludur. Burada dikkat edilmesi gereken husus, işleten ve onun sorumluluğunu üstlenen sigorta şirketinin sürücünün kusuru oranında zarardan sorumlu olmalarıdır. Araç sürücüsünün kusursuz olması halinde, sürücü haksız fiil hükümlerine göre zarardan sorumlu olmayacağından işleten ve sigorta şirketinin de zarardan sorumlulukları doğmayacaktır. Bu bağlamda davamıza konu trafik kazasında, kazaya karışanların kusurlu hareketleri ve kusur oranlarının belirlenmesi; sürücü, işleten ve sigorta şirketinin sorumluluğunun belirlenmesi yönünden önem arz etmektedir.
Bu açıklama ışığında dosyamıza konu trafik kazası değerlendirildiğinde, mahkememizce kusur raporu alma cihetine gidilmiş, ancak davacılar vekilinin müteveffanın kusurunun olayda önemli olmadığı ve kusur raporu aldırılmasını talep etmeyip doğrudan aktüerya raporu aldırılmasını talep etmesi üzerine mahkememizce kusur ile ilgili dosya kapsamında bulunan delillere göre değerlendirme yapılmıştır.
Soruşturma dosyasında müteveffaya çarpan araç sürücüsü ... ile ilgili takipsizlik kararı verildiği ve kazada ...'ın kusurunun olmadığı belirtilmiştir.
16.08.2015 günü saat 20:45 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobili ile Devlet Kara Yolu üzerinde Bursa istikametinden Karacabey istikametine seyir halinde iken kaza mahalline geldiği esnada seyir istikametine göre yolun sağında bulunan orta ayırıcıdan karşıya geçmek isteyen müteveffa yaya ...'ye otomobilin sağ ön ve sağ ön cam kısımlarıyla çarpması neticesi ölümlü trafik kazası meydana gelmiştir.
Söz konusu olay tek taraflı bir trafik kazası değildir. Başka deyişle desteğin bulunduğu araçta ölümü ile gerçekleşen tek taraflı bir trafik kazası şeklinde gerçekleşen bir trafik kazası yoktur. Burada desteğin ve desteğe çarpan araç sürücüsünün kusurları önemlidir.
Soruşturma dosyasında ATK'dan rapor alınmış ve müteveffanın kazada tam kusurlu olduğu, sürücü ...'ın ise kusursuz olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda araç sürücüsünün kusursuz olması sebebiyle bir sorumluluğunun olmadığı, keza sürücünün kusurunu üstlenen işletenin de sorumluluğunun olmadığı ve işletenin sorumluluğunu üstlenen sigorta şirketinin de kazadan kaynaklı sorumlu olmadığının kabulü gerekir.
Dava dilekçesinin ekinde sunulan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016/13596 Esas ve 2019/3458 Karar sayılı ilamının ilk derece mahkemesi ilamı, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1415 Esas ve 2016/505 Karar sayılı ilamıdır. Bu ilama konu olan olayda ise; Yalova ilinde meydana gelen trafik kazasında, ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka numaralı aracın kaza yaptığı, davacıların eşi ve babaları olan ...'ın olay yerinde öldüğü, ...'ın desteğinden yoksun kalan davacılar lehine destekten yoksun kalma tazminatı verilmesi gerektiği hususu tartışılmıştır. Söz konusu bu olay tek taraflı bir trafik kazasıdır.
Mahkememiz dosyasına benzer şekilde yayanın vefat ettiği bir trafik kazasından kaynaklı görülen davada, ilk derece mahkemesince yayanın kusurunun % 70 olarak kabul edilmesi sonucunda verilen hüküm kusur yönünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2022/918 Esas ve 2023/1374 Karar sayılı ilamında kaldırma sebebi yapılmamıştır. Kararın ilgili kısmı aynen,
"İlk derece Mahkemesinin yargılaması sırasında üçlü trafik bilirkişisinden alınan raporda, kaza tespit tutanağı, soruşturma aşamasında ATK 'dan alınan rapor ve ceza yargılamasında trafik bilirkişisinden alınan raporlardaki ile aynı şekilde değerlendirme yapıldığı ve davacıların murisinin yaya yolunu kullanmaması ve taşıt yolunda ilk geçiş hakkını davalı araca vermeden ve geçiş güvenliğini sağlamadan geçmesi nedeniyle kazanın oluşumunda % 70 oranında asli kusurlu olduğu ve davalının ise aracın hızını yol ve trafik durumuna göre azaltmamak suretiyle % 30 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmüştür. Alınan tüm raporlarla kaza tespit tutanağının birbiri ile uyumlu olduğu ve hükme esas alınan raporda kaza anını gören kamera kayıtları incelenerek kazanın oluşum şekli, yaya geçidinin durumu ve davalının kaza anındaki hızının belirlenerek yapılan kusur değerlendirmesinin bilimsel verilere uygun olması ve kaza nedeniyle tarafların kusur durumlarının tespiti için keşif yapılması zorunlu olmadığından mevcut verilere göre belirlenen kusur raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığından davacılar vekili, davalı Doğa Sigorta vekili ve davalı ... vekilinin kusura ilişkin istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir." şeklindedir. Buradan açık bir şekilde çıkan sonuç, çift taraflı bir trafik kazasında, araç sürücüsünün yayaya çarpması ve yayanın vefat etmesi halinde araç sürücüsü kusuru oranında tazminattan sorumludur.
Sonuç olarak; davacılar vekilinin kusur raporu aldırılmasını talep etmediği, aksine müteveffanın tam kusurlu olması halinde dahi davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talep etme haklarının olduğunu iddia ettiği, ancak eldeki davaya konu trafik kazasının çift taraflı bir trafik kazası olduğu ve davacıların desteğinin kazada yaya konumunda olduğu, davacının kusur raporu aldırılmasını talep etmemesi sebebiyle mahkememizce kusur raporu aldırılamadığı, ancak kusur durumunun soruşturma dosyasında bulunan rapor ile değerlendirildiği, soruşturma dosyasında alınan raporun kazanın oluş şekline uygun olduğu ve raporun ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlandığı, raporun ayrıntılı ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, müteveffanın çelik bariyerle yaya geçişine kapalı olan Devlet Kara Yolunda vaktin gece, aydınlatmanın olmadığı meskun mahal dışında yolun karşısına geçmeye çalıştığı, sürücünün seyir şeridini kapattığı, gelen aracın hız ve mesafesine dikkat etmeden kontrolsüzce kaplamaya girdiği kazada dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ile asli kusurlu olduğu, müteveffaya çarpan araç sürücüsünün kusursuz olduğu, bu durumda işletenin de kazadan kaynaklı sorumluluğunun olmadığı ve işletenin sorumluluğunu üstlenen sigorta şirketinin de sorumluluğunun olmadığı kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Mahkememizce müteveffa tam kusurlu kabul edilerek davanın reddine karar verildiğinden ve davacıya ıslah hakkı tanınmadan hüküm kurulduğundan istinafı kabil olarak karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Ayrıntısı ve yasal gerekçesi izah edildiği üzere;
1-Davanın reddine,
2-Hüküm tarihi itibariyle alınması gereken 179,90 TL karar ve ilam harcından 80,70 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 99,20 TL karar ve ilam harcının davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT m.13 hükümlerine göre hesaplanan 2.500,00 TL nispi vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, davalıya verilmesine,
6-6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin 12 ve 13. Fıkralarına göre; suç üstü ödeneğinden zorunlu arabulucuya ödenen 1.560,00 TL'nin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak, hazineye irat kaydına,
7-HMK m.333 gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
8-Gerekçeli kararın talep halinde taraflara tebliği ile tebliğ giderinin eksik olması halinde giderin talepte bulunandan alınmasına,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.11/05/2023
Katip ....
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır