TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/
KARAR NO : 2025/
HÜKÜM: : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI :
VEKİLLERİ : Av.
Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 08/02/2024
KARAR TARİHİ : 06/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı Vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ... ve çevresinde ambalaj üretim ve toptan/parekende satış hizmeti veren alanında bilinen, saygın, tanınmış bir üretici olduğunu, müvekkiliyle aynı alanda hizmet veren Davalı şirket tarafından, müvekkiline ait iş ürünü video içerisinde kullanılarak; haksız rekabete sebebiyet verecek şekilde kendi ürünlerinin kötülenerek, kendi reklamının yapıldığını, İddiaya konu ekte sunulan sosyal medya reklamına ilişkin görüntü kaydında kullanılan ürünü müvekkiline ait tescil olduğunu, davalı eyleminin TTK'nın 55. maddesinin 1. ve 2. fıkrasında düzenlenen eylemler ile başkasının kişiliğini, emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemek veya hakikate aykırı malumat vermek, haksız rekabet hallerinden olduğu, düzenlenmiş olan, kötüleyici beyanların Müvekkili mağdur edecek şekilde, doğrudan doğruya hedef almasına gerek bulunmayıp, beyanların içeriğinden kimin kastedildiğinin anlaşıldığını, hangi vasıta ve hangi yöntemle olursa olsun davalı tarafın yanlış ilanlar vermek veya rakiplerini küçük düşürecek ve onların itibarını sarsacak, müşterilerinin azalmasına yol açacak nitelikte şayialar yaymak suretiyle onların iktisadi menfaatlerinin ihlal etmek, haksız rekabete sebebiyet verecek eylemde bulunduğunu; dilekçe içeriğinde bahsedilen emsal Yargıtay içtihatlarında olduğu gibi; bir şeyin gerçeğe aykırı olarak ifade edilmesi kötüleme olarak kabul edilebileceği gibi, gerçeğin, yanıltıcı bir şekilde ifade edilmesi de kötüleme olarak değerlendirilebilir, zira gerçek, bazen öyle ustacı ilebilir ki, yalan ve yanlış beyanlardan daha zararlı daha küçük düşürücü ve daha itibar sarsıcı bir mahiyet arz edebilir, olduğunu, dilekçemiz ekinde sunulan haksız rekabete konu video kaydı incelendiği takdirde; davalı tarafından sosyal medyada yayınlanan reklam içeriğinde bizzat müvekkilimizin tescilli marka adı altında ürettiği ve sattığı iş ürününün kullanıldığının açıkça görüleceğini, söz konusu reklam içeriğinde müvekkilimizin iş malzemesi; "evcil hayvanlar tarafından parçalandığı (dayanıksız olduğu) ve evcil hayvanlar için tehlikeli ve zararlı olduğu, daha masraflı olduğu" iddialarıyla açıkça kötülenmiştir. Üstelik evcil hayvanlar açısından tehlike arz ederek zararlı olduğu iddiası gerçekle bağdaşmadığı gibi, davalı tarafından üretilen karton malzemede dahil olmak üzere tüm ambalaj malzemeleri evcil hayvanlar tarafından parçalanabilecek potansiyele sahip olduğundan bu hususun müvekkilimizin iş malzemesini dezavantajlı hale getiren bir unsur olarak yanıltıcı şekilde kullanılması hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davalı tarafından yayınlanan videonun, davalının kendi ürünün reklamını yapmak ve kendi ürününü tanıtmaktan ziyade müvekkiline ait ürünün kötülenmesi amacını öncelediği görüldüğünü, Davalı tarafından müşterilerin yanıltılması amacı güdülerek müvekkil tarafından imal edilen ürünlerin hayvanlar için sağlıksız kendi ürünlerinin hayvanlar için sağlıklı olduğu algısı oluşturmaya çalışıldığını, Davalının satış politikasını kendi ürünü üzerinden değil de müvekkile ait ürünün kötü olduğu bu sebeple kendi ürünün kullanılması gerektiği yönündeki söylemleri haksız rekabete sebep olduğunu, kötüleyici beyanların doğrudan müvekkili hedef almasına gerek bulunmayıp, beyanların içeriğinden kimin kastedildiğinin anlaşılması yeterli olduğunu, Davalı tarafından reklam içeriğinde ise bizzat müvekkilin tescilli markasına ait ticari ürününün kullanılmış olup yıllardır piyasada bu bilinen tanınan ürün ve müvekkilin adeta doğrudan hedef alındığını, kötülendiğini ve itibarının sarsıldığını, gerçek dışı ve yanıltıcı beyanlar ile kötülenerek davalı tarafın satışlarını artırma çabası içerisinde söz konusu reklam içeriğini yayınladığı açık olup haksız rekabet oluşturduğunu, beyanla davanın kabulünü talep etmiştir.
Davalı Vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı, her ne kadar kendisinin geliştirdiği özel şekil ve biçime sahip ambalajları sattığını beyan etmiş olsa da, beyana konu ürün harcı alem olarak nitelendirilebileceğini, gerek ...'da gerekse Türkiye'de benzer ambalaj üreten birçok firma mevcut olduğunu dosya içerisinde davacının iddiasını destekleyecek bir tasarım tescil belgesi de bulunmadığını, Davalının, davacının ürününü kötülemek niyeti bulunmadığını, Reklamda kullanılan ürün davalının tesadüfen elde ederek kullandığı bir ürün olduğunu, Davalı, ürünün üzerinde bir marka olduğunu dahi fark etmediğini, Davacı tarafın, reklamdaki ürünü fark edip, davalı şirketi bilgilendirmesi üzerine de reklam yayından derhal kaldırıldığını, marka gözükmeyecek şekilde tekrar yayınlanmaya başladığını, Reklamdaki amaç, davacı şirketin markasını kötülemek değil; piyasadaki ürünler ile davalı şirketin ürünlerinin kıyaslanmak olduğunu, Davacının kötü niyetinden bahsedilmeyeceğini, haksız rekabet kastı da bulunmadığını, Davalının yayınladığı reklamda açıklamalarının gerçeğe ve dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı dolayısıyla tüketicileri yanıltmaya, Müşterileri davacıdan uzaklaştırmaya yönelik olup olmadığı, yine tüketicileri bilgilendirme amacıyla davalı tarafından objektif karşılaştırma yapılıp yapılmadığı üzerinde de durulması gerektiğini, Davalı şirket reklamını yaptığı ürüne ilişkin hiç satış yapmadığını, Davacının maddi tazminat talebi haksız ve mesnetsiz olduğunu, Davalı şirketin, yukarıda izah edildiği üzere kötü niyetli olmaması ve reklamı derhal yayından kaldırması nedenleriyle davalının fahiş manevi tazminat talebinin reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkememizde açılan işbu dava haksız rekabetin tespiti, men'i, madde ve manevi tazminat talebine ilişkindir. ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2021/ E, 2024/ K sayılı ilamında: ''Haksız rekabet kuralları, rekabet hakkının dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılmasını sağlamak ve rekabet hakkının kötüye kullanılmasını engellemek amacı ile sevk edilmiştir. Bu kurallar genel nitelikli ve her alanda uygulanabilecek hükümler içermekle birlikte rekabet hakkının, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesi gereğince dürüstlük kurallarına uygun şekilde kullanılmasını sağlamaya çalışmaktadır (). Hem 6762 sayılı TTK’de hem de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (6102 sayılı TTK) haksız rekabet kuralları, ticari nitelik taşısın taşımasın tüm haksız rekabet hâllerini kapsayacak şekilde ve son derece ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Olay ve dava tarihi itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nin 54. maddesinde haksız rekabete ilişkin amaç ve genel hükme yer verildikten sonra, aynı Kanun’un 6102 sayılı TTK’nin 55. maddesinde uygulamada sık karşılaşılan ve dürüstlük kurallarına aykırı olan bazı davranış ve fiil örnekleri sayılmıştır (Arkan, s. 350.).
Bu anlamda, uyuşmazlığın kapsamı itibariyle 6102 sayılı TTK’nin 55/1-1 maddesinin incelenmesinde yarar bulunmaktadır.6102 sayılı TTK’nin 55/(1)-a) maddesi gereğince; “Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemek” haksız rekabettir. Buradaki “kötüleme” kavramı, genel bir ifade ile bir kişinin ticari hayatı hakkında olumsuz intiba yaratılmasını ifade etmektedir. Görüldüğü üzere kötülemenin haksız rekabet olarak nitelendirilebilmesi için öncelikle bir beyanın (açıklamanın) olması; bu beyanın başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında olması; nihayet bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerekir. Yanlış beyan, içeriği gerçekle bağdaşmayan, belirli bir vakıa veya olay ya da durum hakkında içeriği objektif olarak yanlış olan açıklamalardır. Yanıltıcı beyan, mahiyeti, tarzı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde açıklamanın muhatabının hataya düşmesine sebep olabilecek, yanlış izlenim bırakabilecek açıklamalardır. Lüzumsuz yere incitici beyan ise içeriği doğru olmakla birlikte ölçüsüz bir şekilde ve amacını aşarak kişi, faaliyetleri, iş ürünleri vb. hakkında olumsuz intiba yaratan açıklamalardır ().'' şekli ile haksız rekabetin genel unsurları ortaya konulmuştur.Yukarıda izah edildiği üzere haksız rekabetin genel unsurları açıklandıktan sonra somut olaya gelindiğinde, davalı şirketin davaya konu olan yayınladığı video kaydında TTK m.55/1-a,1 bendi gereğince davacıyı veya davacının mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötüleyip kötülemediği veya sair haksız rekabet kurallarının ihlal edilip edilmediğinin tespiti amacıyla dosya bilirkişiye tevdi edilmiş ve rapor tanzim edilmiştir. Düzenlenen 25/03/2025 tarihli raporda "...Davaya konu reklamda yer alan ifade ve tanıtımlarda, Davacı ürününde kullanılan 'tescilli marka ile ilgili ibarelerin okunaklı şekilde yer almadığından, reklamı izleyen tüketici tarafından algıda seçilebilecek nitelikte bir marka ibaresinin bulunmadığı, tanıtım metinindeki ifadelerde direkt marka ifadesinin yer almadığı, inceleme kapsamı tescilli marka ibaresine yönelik, herhangi bir ki karalama vb. gibi ifadelerin yer alıp, almadığı hususunda yapılan incelemede ise bu hususta tespit edilemediği, tüketici nezdinde reklam içeriğinde genel görünüm ve detaylarda, karıştırılmaya sebebiyet verebilecek, haksız rekabete ve itibar kaybına sebebiyet verebilecek algı oluşturulabilecek nitelikte bir husus tespit edilemediği, Dava konusu uyuşmazlık haksız rekabet yönünden değerlendirildiğinde davalı tarafça sosyal medya üzerinden yapılan açıklamanın “başkalarının şahsı, malları, iş ürünleri, fiyatları, faaliyetleri veya ticari işleri hakkında olması” şartını sağlama bakımından yeterli görülmediği, davacı tarafın şahsının veya ürünlerinin hedef alındığına ilişkin bir kanaate ulaşılamadığı, somut bir kitle veya grubun hedef alınmadığı gerekçesiyle haksız rekabet bulunmadığı kanaatine varıldığı..." tespitinde bulunulmuştur. Bilirkişi raporu ve dosya içerisinde bulunan video kaydı birlikte değerlendirildiğinde davalının videoda davacıya ait ürünü kötülemekten daha ziyade köpük ambalaj ile karton ambalaj arasındaki farkların ortaya konulması yönündeki amacın ön planda olduğu, bilirkişi raporunda da izah edildiği üzere davacının tescilli markasının video kaydından okunaklı ve net bir şekilde görülmediği hususu da dikkate alındığında, davalının davacının ürünününü kötüleme kastının olmadığı hukuki sonucuna varılmış olup bu doğrultuda davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Yapılan masrafların davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar yasasına göre alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 3.417,21 TL'den mahsubu ile fazla yatan 2.801,81 TL'nin harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
4-Davalının bu dava sebebiyle yaptığı yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan ...Ü.T'ye göre red nedeniyle belirlenen 32.016,00 TL'nin davacıdan alınarak kendilerini vekil ile temsil ettiren davalılara ödenmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından geriye kalan kısmın, 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 47. Maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip iadesine,
Dair 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak veya mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesinde ... olmak üzere karar verildi. 06/05/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır