TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/
KARAR NO : 2025/
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/05/2024
KARAR TARİHİ : 21/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 13/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde : Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, cari hesap sözleşmesi kapsamında davalı şirketin davacı tarafa borçlu olduğunu, davalı şirketin borcunu ödemediğini, borcunu ödemesi amacıyla davacı tarafça ihtarname gönderildiğini, ancak bir sonuç alınamadığını, bunun akabinde ... 4. Genel İcra Dairesinin 2024/... sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davalı tarafın takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalı borçlunun takibe itirazda haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davalı borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazın iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde : Davanın yetkili mahkemede açılmadığını, davalı şirketin merkezinin ... olduğunu, bu sebeple yetkili mahkemede açılmayan dava yönünden yetki itirazlarının kabulünün gerektiğini, esas yönünden ise taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, davalı şirketin dava dışı ... firması ile davacı arasında yapılan operatörü ile birlikte vinç kiralanması işine aracılık ettiğini, davacı şirkette operatör olarak çalışan ... taşınacak emtiayı liman üzerinde bekleyen çekici dorsesine yüklemek için deniz tarafından dönüş manevrası yaptığını bu sebeple ... firmasına ait emtianın denize düşerek kullanılamaz duruma geldiğini, bu olayda davacı şirketin sorumlu olduğunu, olayın akabinde davacı şirketten sigorta poliçesine ait bilgilerin istenildiği ancak kendilerine bu kapsamda bilgi verilmediğini, davacı şirketin edimlerini yerine getirmediğini, olay kapsamında davalının borçlu değil alacaklı bulunduğunu alacağın da likit olmadığını, icra inkar tazminatının yasal bir dayanağının bulunmadığını, davacının ödeme tarihindeki dolar kurundan hüküm verilmesi isteminin de mevcut durumda bir dayanağı bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe:
Dava itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı davalı aleyhine ... 4. Genel İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı icra dosyasında icra takibi başlatmıştır. Takip konusu alacağın taraflar arasındaki hizmet satımından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.Davalı taraf Mahkememizin yetkisine itiraz ettiğinden davalının itirazının dikkate alınması gerekmektedir. Taraflar arasındaki hizmet satımına ilişkin ihtilaf olmayıp ihtilaf hizmetin verilmesi sırasında davacının eylemi ile davalının zarara uğrayıp uğramadığı noktasında olduğundan TBK 89/1 uyarınca para borçlarında alacaklının ikametgahı Mahkemeleri de yetkili olduğundan davalının yetkiye ilişkin ilk itirazının yerinde olmadığı kabul edilmiştir.
Taraflar arasında takibe konu edilen alacağa ilişkin hizmetin verildiğinde ihtilaf bulunmamaktadır, davalı bu hizmetin verildiği inkar etmiş, ancak hizmetin verilmesi sırasında davacının çalışanı olan vinç operatörünün yükü yükleme esnasında hatalı davranışı nedeniyle davalının müşterisi olan ... isimli firmasına ait emtia denize düşerek kullanılmaz hale geldiğini davacının 3. Kişiye ait bu zararı karşılamadığını, bu sebeple de davalının davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını iddia etmiştir.Davalı taraf kendilerini de hizmet karşılığı davacıdan 81.450 EURO alacaklı olduğunu belirtmiş ise de, davacı söz konusu faturaya ilişkin alacağını 11/10/2023 tanzim tarihli faturaya dayandırmıştır. Davalı taraf cevap dilekçesinde söz konusu faturadan bahsetmiş ise de, takas mahsup define cevap dilekçesinde ileri sürmemiştir. Davalı böyle bir alacağı var ise ayrıca talep edebilecektir, ancak takas defi yapılmadığından söz konusu yargılamamızın konusu teşkil etmemektedir. Burada takas ve mahsup arasındaki farka değinmekte yarar vardık, takas işleminin söz konusu olabilmesi için tarafların birbirlerine karşı alacaklarının varolması gerekirken mahsupta bir alacağın gerçek miktarının belirlenebilmesi için alacak miktarında belirleme yapılabilmesi söz konusu olup, indirime esas olan bu miktarlar birer karşı alacak değildir. Takas işlemi karşılıklı olarak alacakların sona ermesi sorucu doğururken mahsup alacağın net miktarının bulunması amacıyla yapılması gereken hesap işlemidir. Takas işleminin söz konusu olabilmesi için her iki tarafın alacağının da aynı cinsten olması gerekirken mahsupta böyle bir zorunluluk yoktur. Takas işlemi için alacakların aynı borç ilişkisinden doğmuş olması ve aralarında bir bağlantı olması şartı söz konusu değilken mahsupta haklar arasında sıkı bir bağlantı söz konusudur. Mahsubu istenen tutar alacağı hesaplamasında kullanılan mahsuba konu indirim tutarı ile sıkı bir bağlantı içinde olması gerekir, dolayısıyla mahsuba konu her iki alacağın aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması veya aynı konu ilişkin doğması şarttır, ayrıca takas bir defi hakkı olup, savunması değişmesi veya değiştirilmesi yasağına tabi iken mahsup talebi itiraz niteliğinde olduğundan davanın her aşamasında ileri sürülebilir, savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olmaz. Takas mahsup arasındaki farklar ... Hukuk Genel Kurulunun 18/04/2019 tarih 2017/ Esas 2019/ karar sayılı ilamında da benzer şekilde vurgulanmıştır. Eldeki davada da davalının hizmetin görülmesi sırasında davacının davalının müşterisine ait emtiaya zarar verdiği iddiasına ilişkin alacak takasa konu tabi olacak bir alacak türüdür, ancak davalı tarafça takas defi ileri sürülmediğinden mahsupta olduğu gibi yargılamanın her aşamasında dikkate alınamayacaktır. Dolayısıyla davalının ileri sürdüğü alacak tutarı farklı bir yargılamanın konusunu oluşturacaktır.Kaldı ki davalı kayıtları incelenirken bilirkişiden davalının 3. Kişi müşterisinin bu zararını karşılayıp karşılamadığı, kusur eylemi nedeniyle davacıya rücu edilebilecek bir zararı bulunup bulunmadığı araştırılmış, davalının davacının eylemi nedeniyle müşterisine herhangi bir ödeme yapmadığı, dolayısıyla takas definde bulunulmuş olsa dahi rücuya konu bir alacağın henüz ortada olmadığı anlaşılmakla eldeki dava dosyasında davalının ileri sürdüğü hizmet kusuru ve ortaya çıkan zarara ilişkin herhangi bir araştırma yapılmasına gerek görülmemiştir. Davacının davaya konu takibe dayanak alacağa ilişkin hizmeti yerine getirdiği de sabit olduğundan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı davasını ilk başta kısmi olarak açmış, takipteki alacağını da yabancı para üzerinden istemiştir, ancak davacı davasını daha sonradan ıslah ederek takip talebindeki 70.848,60 USD üzerinden itirazın iptalini istemiştir. İtirazın iptali davaları kısmi dava olarak açılabileceğinden davacının ıslahı dikkate alınmıştır.Yabancı para alacaklarında istenilecek faiz türü 3095 sayılı yasanın 4a maddesi uyarınca talep edilmesi gerektiğinden faize de 3095 sayılı yasaya uygun olarak karar verilmiştir. Dava değeri dava tarihindeki (13/05/2024) ... 1 Dolar'ın efektif satış kuru olan 32.2558 TL'ye göre belirlenmiştir. Alacak likit olduğundan ayrıca icra inkar tazminatına da hükmolunmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-DAVANIN KABULÜ İLE; ... 4. Genel İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı icra dosyasında davalının ödeme emrine itirazının iptaline, takibin 70.848,60 USD üzerinden asıl alacağa 3095 sayılı yasanın 4a maddesi uyarınca faiz uygulanmak suretiyle icra giderleri ve vekalet ücreti ile birlikte devamına,-2.264.591,00 TL'nin %20'si tutarında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 156.107,35 TL harçtan başlangıçta alınan 11.348,43 TL icra veznesine yatan peşin harcın, 22.806,57 TL peşin harcın ve 8.475,00 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 113.477,35 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan 31.709,17 TL harç, 7.350,00 TL yargılama gideri toplamı 39.059,17 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 311.380,61 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından ödenen 3.600,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Kesinleşme süreci tamamlana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya Mahkememize ulaştırılmak üzere aynı nitelikteki başka yer mahkemesine verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde kullanılabilecek ... olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 21/05/2025
Başkan
E-imzalı
Üye
E-imzalı
Üye
E-imzalı
Katip
E-imzalı