TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
RED
ESAS NO : 2024
KARAR NO : 2025
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
DAVA : Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
DAVA TARİHİ : 15/07/2024
KARAR TARİHİ : 08/01/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle : Davacının davalı şirketin 20/07/2012 yılına kadar hissedarı ve ortağı olarak bulunduğunu, davalı şirketin borçlarını ödemekte zorlandığı farklı zamanlarda, kendi şahsi bütçesinden 3.308.734,06 TL borç para vermesi ve şirketin diğer ortağı ...’e hissesini devretmesi karşılığında, 12/02/2013 keşide tarihli, keşide yeri İSTANBUL olan, Finansbank A.Ş. Bursa Şubesine ait çek, davalı şirketin yetkilisi ... tarafından kendisine verildiğini, vadesi gelmesine rağmen çekin ödenmediği, karşılığının bulunmadığını, davalı şirketin avukatıyla yaptığı telefon görüşmesinde, davalı şirket taşınmazlarının Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırma bedeli olan 18.000.000,00 TL’nin 18/02/2013 tarihinde bankaya yatırılacağı ve o tarihe kadar süre talep etmesi üzerine davacının iyi niyetli davranarak, aynı zamanda şirket ortağı ve yetkilisi ...’in kayınpederi de olması hasebiyle, çeki icraya koymadığını, bunun akabinde davalı şirket tarafından, 15/02/2013 tarihinde, Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. sayılı dosya ile Menfi Tespit Davası açıldığını, davalının kötü niyetli davranması sonucunda davacının söz konusu çeki takibe koyduğunu ancak davalının açmış olduğu menfi tespit davası nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiğini, Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasından feragat edildiğini, dosya kapsamında dava lehine icra inkar tazminatına hükmedilmediği, bu sebeple dosyanın istinaf edildiği, İstinaf ve Yargıtay incelemesi sonucu davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedildiği, bunların akabinde davacı tarafça ilamsız olarak icra takibi başlatıldığı icra dosyası kapsamında davalı şirketin hesaplarının boş olduğu ve şirket adına hiçbir gayrimenkul kaydına rastlanmadığı bilgisinin verildiğini, şirketin faaliyette olmadığının anlaşıldığı, yapılan yargılamalar ve takipler neticesinde davacının davalıdan alacaklı olduğunun sabit olduğu, icra dosyasının borç tutarının bugün itibariyle ulaştığı rakamın 15.388.681,89 TL olduğu, davacının alacağı paranın önemli ölçüde değer kaybettiğini ve değer kaybetmeye de devam ettiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle : Davacı tarafın dava şartı arabuluculuk kapsamında arabuluculuğa başvurmadan eldeki davayı açtığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, davacının davalı şirkete vermiş olduğu borçlar nedeniyle alacaklı olduğu iddiasının yerinde olmadığını, Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin .................... karar sayılı dosyası ile davacının alacaklı olduğuna karar verilmiş olsa dahi kararın kesinleşmediğini ve karar da açık hukuka aykırılıklar bulunduğunu, dosyanın istinaf aşamasında bulunduğunu, Davacının davalı şirketten hisse devri ve verdiği borç yüzünden alacaklı olduğuna ilişkin kesinleşmiş bir karar olmamasına rağmen alacaklı olmadığına ilişkin kesinleşmiş bir karar bulunmadığını, davacının alacaklı olduğunu kabul etmediklerini, davacı alacaklı olsa dahi munzam zarar talep etme hakkının bulunmadığını, davacının soyut iddiaları dışında bir delilinin bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmişlerdir.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe;
Dava munzam zararın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı davalı şirketin kurucusu ve ortağıdır. Davalı şirkete verilen borç para nedeniyle yapılan yargılamaların devamı sırasında ortaya çıkan zararın tahsili istenmektedir. Dolayısıyla eldeki davanın temeli davacının şirket ortaklığının bulunduğu sırada davalı şirkete borç olarak verildiği ileri sürülen alacağa dayanmaktadır. Dolayısıyla şirketle ortak arasındaki alacak istemlerinde yargılama TTK uyarınca Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gereken dava türlerinden olduğundan mahkememiz eldeki yargılamada görevlidir.
Ticaret mahkemelerinde görülen davalarda TTK'nun 5/A maddesi uyarınca "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." Eldeki davada munzam zarar iddiasına dayalı bir miktar paranın tahsili istemine ilişkin olduğundan arabuluculuk dava açılmadan önce yerine getirilmesi zorunlu olan bir dava şartıdır.
Arabuluculuk dava şartı 03/01/2019 tarihinde yasal düzenleme olarak yürürlüğe girmiştir. O halde yukarıdaki yasal düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacı tarafından dava açılmadan önce dava şartı olan arabulucuya başvuru zorunludur. Dolayısıyla dava dilekçesi ve cevap dilekçesi kapsamında arabulucuya başvurulmadığı sabit olduğundan davanın arabulucuya başvuru dava şartı noksanlığı sebebiyle HMK' nın 115/2. Maddesi gereğince usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-Dava şartı olan arabuluculuk yerine getirilmemiş olduğundan DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar yasası gereğince alınması gerekli 615,40 TL harçtan başlangıçta alınan 256.163,38 TL harcın mahsubu ile bakiye 255.547,98 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Madde 7/2'ye göre hesap ve takdir edilen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Yasa Yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/01/2025
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır