TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024
KARAR NO : 2025
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/07/2024
KARAR : USULDEN RET
KARAR TARİHİ : 07/01/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı arasında davalı Ticaret ve Sanayi Odasına kayıtlı olmasından kaynaklanan bir üyelik ilişkisi bulunduğunu, davacı tarafından davalı yana düzenli olarak munzam aidat ve yıllık aidat ödemesi yapıldığını, munzam aidat bedellerinden olmak üzere 2020-2023 yıllarında davacı şirketten fazladan alınan 51.873,02 TL oda aidatı bedelinin karşı tarafa geri ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine Bursa 12. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattıklarını, itiraz nedeniyle takibin durduğunu, arabuluculuk yoluna başvurduklarını ancak anlaşma sağlanamadığını beyanla davanın kabulüne , takibin devamına, davalı kurum aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu işlemin idari işlem olduğunu, uyuşmazlığın idari yargının görev alanına girdiğini, adli yargının görev alanına girmediğinden davanın usulden reddi gerektiğini, idari yargının görev alanına giren konularda ilamsız icra takibi başlatılamayacağını, hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, itirazın iptali davasının açılmasının itirazın tebliğinden itibaren 1 senet içerisinde mahkemeye başvurma ve alacağın varlığını ispatlama suretiyle hak düşürücü süreye bağlandığını, talep konusu alacağın zamanaşımına uğradığını beyanla davanın Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine ihbarına, davanın usulden reddine, hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ DELİLLER:
Bursa 4. Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasının DYS üzerinden celp edildiği görüldü.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, fazla ödendiği iddia edilen munzam aidat ve yıllık aidat ödemesnin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali isteğine ilişkindir.
Davacı tarafından davalı borçlu Ticaret ve Sanayi Odası ile üyelikten kaynaklı ilişki bulunduğu, bu ilişki kapsamında 2020-2023 yılları arasında alınması gereken munzam aidat ve yıllık aidat olarak fazladan 51.873,02 TL oda ait bedeli alındığını belirtilerek fazla ödenen bu bedelin iade istemiyle Bursa 4. İcra Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasında icra takibi başlatıldığı, başlatılan icra takibine davalının itirazı üzerine ise eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden davalı Ticaret ve Sanayi Odasının Anayasanın 135.maddesinde temel ilkeleri belirlenen ve 5174 sayılı Kanunla düzenlenen kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olduğu, icra takibine konu işlemin kamu tüzel kişisi olan Oda tarafından yasanın verdiği yetkiye dayalı tek yanlı kamu gücü kullanılarak tesis olunduğu anlaşılmakta olup, bu hali ile davanın; 2577 sayılı Kanunun 2. maddesinde tanımlanan idari yargı yerince çözümlenecek davalardan olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 23/11/2016 gün ve 2014/4-1350 esas, 2016/1082 karar sayılı ilamında; “İtirazın iptali davası sırasında, icra takibinin temelini oluşturan ve aslı da idari eylem olan alacağın varlığının ve kapsamının hukuk mahkemesi tarafından çözümlenmesi kabul edilemez. Diğer yandan, idari yargı yerinde "itirazın iptali" biçiminde bir dava yolu düzenlenmediğinden, adli yargı yerinde yargı yolu bakımından görevsizlik kararı da verilemez. Bu durumda, istem idari yargı yerinde dava konusu edilip oradan bu konuda bir karar alınmadan icra takibi yapılmasına ve icra takibine itiraz üzerine adli yargı yerinden itirazın iptalinin istenmesine yasal olanak bulunmadığından, davacının istemi dinlenilebilir nitelikte değildir.” gerekçesiyle "davacının isteminin dinlenebilir olmadığına" açıkça vurgu yapılmıştır. Diğer bir ifadeyle yargı yoluna ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret kararı değil, davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Ayrıca, 25/08/2017 gün ve 30165 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu'nun 694 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnamenin 8. maddesiyle 2004 Sayılı İİK'nun 42. maddesine "idari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamaz." şeklinde üçüncü fıkra eklenmiştir. 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan bu değişiklik 7078 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8. maddesi ile yasalaşarak karar tarihinden önce 08/03/2018 tarihli Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayınlanmıştır.
Somut olayda da, tam yargı davasına konu olabilecek bir alacak ilamsız icra takibine konu edilmiştir. Bu tür bir alacağın tahsilinde icra dairesi görevsiz olduğundan davaya özgü özel dava şartı olan geçerli bir icra takibinin bulunması koşulu gerçekleşmemiştir. Bu koşul, 6100 Sayılı HMK'nun 114/2. fıkrasında "diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." şeklindeki düzenleme gereğince dava şartı niteliğindedir. Bu haliyle, eldeki itirazın iptali davasında geçerli bir icra takibi bulunmadığından davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Bununla birlikte davanın usulden reddine karar verildiğinden davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Öte yandan, karar tarihinde yürürlükte olan 03 Eylül 2024 tarihli, 32681 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 2024-2025 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin "Görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın nakli ve açılmamış sayılmasında ücret" başlıklı 7.maddesinin 2.fıkrası "Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur." hükmünü, "Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13. Maddesi ise " (1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. " hükmünü amirdir.
Tarifenin yukarıda belirtilen hükümler bir arada değerlendirildiğinde, tarifenin 7/2. maddesinde belirtilen hususlar ile ilgili verilecek kararlara yönelik olarak taktir olunacak vekalet ücretinin nispi olarak hesaplanacağı açıktır. Ancak söz konusu maddede nispi olarak hesaplanacağı düzenlenen vekalet ücretinin üst sınırının davanın görüldüğü mahkemeye göre belirlenen maktu tutarın aşamayacağı belirtilmiş, fakat bu tutarın altında olamayacağı yönünde ise bir düzenleme yapılmamıştır. Tarifenin 13. maddesi nispi vekalet ücretinin nasıl hesaplanacağı düzenlenmiş olup, nispi olarak hesaplanan vekalet ücretinin kabul edilen veya reddedilen miktarı geçemeyeceği, mahkemelerce hesaplanacak olan nispi vekalet ücretinin maktu vekalet ücreti tutarından az olamayacağı düzenlenmekle birlikte, bu kuralın istisnaları da aynı maddede belirtilmiştir. İstisnalarından biri de tarifenin 7. maddesinin 2. Fıkrasıdır. Buna göre, davanın 51.873,02-TL dava değeri belirtilerek bu miktar üzerinden harçlandırılarak açıldığı, bu haliyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 7/2 ve 13. maddeleri uyarınca, davalı lehine hükmedilecek vekalet ücreti yönünden dava değeri 51.873,02-TL'nin %16'sı olan 8.299,69-TL vekalet ücretine hükmedilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-Eldeki itirazın iptali davası için geçerli bir icra takibi bulunmadığından dava şartı
yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE
2-Yasal şartları oluşmadığından, davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Alınması gereken 615,40-TL harcın başlangıçta alınan 626,50-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla alınan 11,1-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 8.299,69-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-HMK madde 333 gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
8-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından ödenen 3.120,00-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
9-Gerekçeli kararın talep halinde taraflara tebliği ile tebliğ giderinin eksik olması halinde giderin talepte bulunandan alınmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 07/01/2025
Katip
✍E-Imzalıdır
Hakim
✍E-Imzalıdır