TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2024/
KARAR NO: 2024/
HAKİM:
KATİP:
DAVACI:
VEKİLİ: Av.
DAVALI:
VEKİLİ: Av.
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 07/12/2023
KARAR TARİHİ: 25/10/2024
KARAR YAZMA TARİHİ: 25/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06.07.2020 tarihinde meydana gelen kazada yaralanan davalı ..., müvekkili Sigorta Şirketine başvuruda bulunarak işbu dava konusu kaza nedeniyle maluliyetinin bulunduğunu beyanla maddi tazminat talebinde bulunduğunu, davalı müvekkili Sigorta şirketine yapmış olduğu başvurusunda ... Şehir Hastanesi 04.01.2021 tarihli Sağlık Kurulu Raporu sunduğunu, işbu raporda davalının maluliyeti %5 olarak belirlendiğini, davalının sunmuş olduğu sağlık kurulu raporu müvekkili şirketin talebi üzerine bağımsız medikal eksperler tarafından incelenmiş ve davalının maluliyeti %2 olarak tespit edildiğini, %2 maluliyet oranına istinaden davalının uğradığı zararın giderilmesi için şirket nezdinde uzman ve bağımsız aktüerlere hesaplamalar yaptırıldığını, davalının maluliyeti %2 olarak kabul edilerek 18.01.2021 tarihinde maddi tazminat hesabı yaptırıldığını, işbu hesaplamaya istinaden 28.01.2021 tarihli ibraname-feragatname de imzalanarak davalıya 01.02.2021 tarihinde 23.279,31 TL tazminat ödemesi yapıldığını, davalıya ödeme yapıldıktan sonra davalı zararının karşılanmadığı iddiası ile ... Komisyonuna başvuru yaptığını, ... Komisyonu nezdinde yapılan yargılama sonucunda davalının maluliyetinin bulunmadığı tespit edildiğini, müvekkili Sigorta şirketi tarafından davalıya hak etmemiş olduğu tazminat ödemesi yapıldığını, hiçbir surette belirtilen maluliyet oranını ve kusur durumlarını kabul anlamına gelmemek ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, fazla ödenen tutar olan 23.279,31 TL ve işlemiş yasal faizi üzerinden yasal takip başlatıldığını, yasal takip başlatılmadan evvel davalıya 11.08.2023 tarihinde ihtarname gönderilerek borcun ödenmesi talep edildiği, ancak davalı ihtarnamede belirtilen süre içerisinde borcunu ödemekten imtina ettiğini, davalının borçlu olduğunu ve borç tutarını bilmesine rağmen icra takibine haksız bir şekilde itiraz etmesi, yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali ve böyle bir durumda ilerde verilecek olan kararın infazının mümkün olmayacağı ihtimali göz önüne alınarak yargılama sonuna kadar dava değeri miktarınca davalı adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz ile 3.kişilerdeki hak ve alacakları üzerine tedbir mahiyetli ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesin talep ettiğini, açıklanan nedenlerle, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, haklı davamızın kabulünü, dava sonuna kadar dava değeri miktarınca davalı adına kayıtlı tüm taşınır ve taşınmazların kaydı üzerine teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasını, davalının ... 9. İcra Dairesi’nin 2023/ E. sayılı icra takibine haksız itirazlarının iptali ile takibin kaldığı yerden tüm ferileri ile birlikte devamını, haksız itiraz nedeni ile davalının %20 icra inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesini, hükmedilecek tazminata en yüksek ticari faizin yürütülmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 06.07.2020 tarihinde ... Mah. ... ... İstikameti 13. Km'de sürücü ve sahibinin ... olduğu ... Plakalı aracın, müvekkili ...'in yolcu olarak bulunduğu ... sevk ve idaresindeki ... plakalı motorsiklete çarpması neticesinde müvekkil ...'in ağır yaralandığı trafik kazası gerçekleştiğini, bu kaza neticesinde ... plakalı motorsikletin arkasında yolcu olarak bulunan müvekkil ..., ağır yaralanarak ... Şehir Hastanesi'ne kaldırıldığını, söz konusu trafik kazasının gerçekleşmesinde, davacı ... Sigorta A.Ş. Nezdinde sigortalı bulunan ... plakalı araç sahibi ve sürücüsü ...'ın asli ve tam kusurlu olduğu tespit edildiğini, olaya ilişkin düzenlenen kaza tespit tutanağında ... plakalı araç sahibi ve sürücüsü ...'ın 2918 Sayılı KTK Mad.56/1-A(Şerit İzleme ve Değiştirme Kurallarına Uymamak) ihlal ettiği (asli-tam kusurlu olduğu), müvekkili ...'in yolcu olarak bulunduğu ... Plakalı motorsiklet sürücüsü ...'in herhangi bir kusur ve ihmalinin olmadığı tespit edildiğini, kaza neticesinde müvekkilinin ...'in kollarında, boynunda, vücudunun çeşitli yerlerinde ağır hasarlar ve kırıklar meydana gelmiş birden fazla ameliyat geçirmek zorunda kaldığını, müvekkilinin bedensel zararları için karşı taraf ... Sigorta A.Ş.'ye No'lu başvuru yapıldığını, karşı taraf ... Sigorta A.Ş., 01/02/2021 tarihinde müvekkili adına 23,279.31 TL ödeme yaptığını, söz konusu ödemeye ilişkin karşı taraf sigorta şirketi tarafından müvekkili ...'e 23,279.31 TL tutarlı 28/01/2021 tarihli İbraname imzalatıldığını, ancak daha sonradan yapmış olduğumuz araştırma, aldığımız bilirkişi raporları uyarınca müvekkili ...'in %5 maluliyet oranına karşılık gelen tazminat miktarının daha fazla olduğunu, müvekkiline ödenen ile hak ettiği tazminat miktarı arasında fahiş bir fark olduğu tespit edilmiş ve ... Merkezi'ne eksik ödenen tazminat için başvuru yapıldığını, davacı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin müvekkili ...'e yapmış olduğu 23,279.31 tl tutarındaki ödeme, kendi verdiği sevk yazısı doğrultusunda yetkili hakem hastanelerinden olan ... Şehir Hastanesi'nden alınan rapor doğrultusunda ve de kendi almış olduğu müvekkili ...'in %2 oranında malul kaldığına dair tespit ve değerlendirmeler içeren medikal bilirkişi raporu uyarınca yapılan bir ödeme olduğunu, davacı ... sigorta şirketinin de anılan rapora herhangi bir itirazı, yeniden rapor alınması talebi de olmadığını, dolayısıyla yapılan tazminat ödemesi davacının kabulü doğrultusunda olduğunu, davacı tarafından iddia edilen söz konusu alacağın varlığının ispatı yargılamayı gereketirdiğini, kesin bir delile dayanan alacak bulunmadığını, kesinlikle alacaklının alacağının varlığını kabul etmemekle birlikte davacı tarafının istemi sebepsiz zenginleşme hükümleri kapsamında olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacaklar 2 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, zamanaşımı dolduğunu, davacının talepleri bu yönüyle de haksız ve de yersiz olduğunu, yukarıda arz ve izah edilen nedenler ve de re'sen takdir edilecek nedenlerle, davacı tarafın haksız ve de hukuka aykırı davasının, tazminat talepleri ve ferilerinin tümden reddini, özellikle davacının alacağının kesin bir mahkeme ilamına dayanmadığı, sigorta tahkm komisyonu'nun 2022.E... esas sayılı dosyasında verilen kararın fazlaya ilişkin taleplerinin reddine dair olduğu, davacı tarafın iş bu davaya konu alacağının tespiti niteliğinde olmadığı, kambiyo alacağı ya da fatura alacağı olmadığı, müvekkili ...'in kazanılmış hakkı söz konusu olduğunu, yeniden maluliyet durumuna ilişkin adli tıp ya da yetkili hakem hastanelerinden birinden maluliyet durumuna ilişkin rapor alınamsı gerektiğine yönelik itirazları doğrultusunda verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını, davacının en az %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, ... 9. İcra Dairesine ait 2023/4392 E. Sayılı dosyası ... üzerinden.
KANITLARIN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME :
Eldeki dava, davacının davaya ödemiş olduğu bedel nedeniyle davalının sebepsiz zenginleştiği iddiasıyla başlatılan takipte itiraz edilmesi üzerine açılan İtirazın İptali davasıdır.Ticari davaların hangi davalar olduğu TTK m.4'te tanımlanmış ve belirlenmiştir. Bu maddeye göre ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK.nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK.nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır.Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki davanın sebepsiz zenginleşme iddiasından kaynaklanan itirazın iptali davası olduğu ve sebepsiz zenginleşme hususunun TTK'da düzenlenmediğinden davanın mutlak ticari dava olduğundan bahsedilemez. Davanın nisbi ticari dava olabilmesi için ise her iki tarafın tacir ve işin ticari işletmeleri ile ilgili olması gerekmektedir. Davacı bir sermaye şirketidir ve tacirdir. Ancak, davalının ...'tan yapılan sorgulamasında potansiyel mükellef olduğu, vergi mükellefiyetinin olmadığı görülmüştür ve ... sorgulamalarından davalının bir ticari işletme kaydı olmadığı, bir esnaf işletmesi kaydı olmadığı ve vergi mükellefiyetinin olmadığı sabittir. Bu bağlamda davalının ticari işletme işletmediği sübut bulmuş olup davalının tacir olmadığı açık ve net bir şekilde anlaşılmıştır. Davalının tacir olmaması sebebiyle eldeki davada her iki tarafın tacir olduğu söylenemeyecektir. Böylece, davanın nisbi ticari dava niteliğinde olmadığı ve mahkememizin görevli mahkeme olmadığı sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak; eldeki davanın mutlak ya da nisbi ticari dava olmadığı ve mahkememizin görevli olmadığı, ... 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli mahkeme olduğu kanaatiyle aşağıdaki şekilde davanın usulden reddi ile olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü için dosyanın ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere,
1-Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114/1-c maddesi gereğince, mahkemelerin görevinin dava şartı olduğu anlaşılmakla; mahkememizin eldeki davada görevli mahkeme olmadığının tespiti ile dava şartı noksanlığı nedeniyle, HMK m.115 uyarınca, DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-... 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli mahkeme olduğunun tespitine,
3-... 15. Asliye Hukuk Mahkemesi ile mahkememiz arasında, HMK m.21/1-c bendi gereğince olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığından; kararın kesinleşmesi ile birlikte dosyanın olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü ve yargı yerinin belirlenmesi yönünden re'sen ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Harç ve yargılama giderlerinin HMK 331/2 maddesi gereğince yetkili ve görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
5-Gerekçeli kararın talep halinde taraflara tebliği ile tebliğ giderinin eksik olması halinde giderin talepte bulunandan alınmasına,
Dair, tarafların yokluğundan verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/10/2024
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır