TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2024/
KARAR NO: 2025/
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ: Av.
DAVALI :
VEKİLİ: Av.
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 01/10/2024
KARAR TARİHİ: 24/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/09/2025
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde ; Müvekkil şirket ile alacaklı olduğunu iddia eden davalı şirket, 04.01.2024 tarihine kadar aynı kişi olan ...'ın tek hissedarı ve yetkili müdürü olduğu şirketler olduğu, aynı adreste faaliyet gösterdiğini, ancak 04.01.2024 tarihinde yapılan hisse devri sonucunda müvekkil şirketin tam hissedarı ve yetkili müdürü ... halinde geldiğini, iş bu tarihe kadar müvekkil şirket ile davalı şirket; aynı adreste faaliyet gösteren aynı mali müşavir tarafından yürütülen ve aynı yetkili müdüre sahip iki şirket halinde olduğu, davalı şirket üretim yapan şirket konumunda olup; davalı şirketin ürettiği ürünleri işleyerek müvekkil şirket pazarlama yatığını, İş bu nedenle; özellikle devir tarihi olan 04.01.2024 tarihine kadar şirketler arasında yoğun bir ticaret bulunduğunu, ancak müvekkil şirketin hisse devirlerinin yapılmasının ardından iş bu ticaret pek tabii yetkili müdürün değişmesi neticesinde sekteye uğradığını, davalı şirket, müvekkil şirketin logosuna benzer logo kullanarak müvekkil şirketin müşterilerine ulaşmakta, aynı zamanda müvekkil şirketin mallarını geç yahut hiç teslim etmemeye fazlaca çaba göstermekte; böylece müvekkil şirketin ticari haznesini küçültmeye yönelik kötü niyetli hamlelerde bulunduğunu, Müvekkil şirket, 04.01.2024 tarihli devirden sonra davalı şirkete ödemelerini oldukça düzenli yapmakta ve ürünlerin teslim edilip borcun muaccel olduğu tarihte ivedilikle cari hesabı kapatmakta olduğu, ancak Eylül 2024 ayında davalı şirketin müvekkil şirket tarafından geçilen siparişleri olağandan fazla geç teslim edeceğini beyan edip, bunu takiben hiç teslim etmemesinin ardından müvekkil şirket siparişleri iptal etmiş ve bunun neticesinde birçok müşteri kaybettiğini, gönderilen sipariş iptalini içeren ihtarnamenin ardından, davalı şirket tarafından davaya konu 29.12.2023 (devirden yalnızca 6 gün önce düzenlendiği iddia edilen) bono ihtiyati haciz alınmak suretiyle icra takibi başlatıldığını, bononun ticari defterlerde işlenmemiş olması ve bonoda yazılı tutar ile cari hesapta yazılı tutarın dahi uyuşmaması sebebi ile hukuken doğmayan bir borcun müvekkil şirkete karşı icraen tahsil edilmeye çalışılmasının kötü niyetli olduğu, düzenleme tarihi devirden yalnızca 6 gün önceye denk gelen iş bu bono, ticari defterlerde işlenmemiş olduğu gibi; iş bu bononun muaccel hale geldiğine dahi protesto dahi müvekkile ulaşmadığını, bu durumda müvekkil şirketin varlığını dahi bilmediği iş bu bonodan sorumlu tutulması abdestle iştigal olduğu bono için ihtiyati haciz kararı ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/... D.İŞ sayılı dosyası ile verildiğini, karara gerek açıklanan gerekçelerle gerekse protesto edilmemiş bono ile verilen usule ve hukuka aykırı ihtiyati haciz kararına itiraz ettiklerini bu itirazın değerlendirilme aşamasında olduğu, müvekkil defterleri incelendiği iki şirket arasında var olan cari bakiyenin pey der pey kapatıldığı ve müvekkil şirketin davalı şirketten ürün satın almaya devam ettiği ve muaccel hale gelen her borcun hemen devamında müvekkil şirket tarafından ödendiğinin görüleceği bu nedenle ... 3. İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı dosyasından ve takibe konu edilen senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine ve davalı taraf aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir..
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kambiyo Senetlerine ilişkin olarak "mücerretlik ilkesi" bulunduğunu davacı tarafın, ... 3.İcra Md.'nün 2024/... sayılı takip dayanağı senedin ticari defterlerde işlenmemiş olması ve bonoda yazılı tutar ile cari hesapta yazılı tutarın uyuşmaması sebebi ile hukuken doğmayan bir borç olduğu yönündeki iddiası yersiz olduğu, zira, kambiyo senetlerinin ticari defterlere kaydı zorunlu olmadığı, keza, dava konusu senet, kambiyo senedi vasfında olup sebepten mücerret olduğu, davacı, borçlu bulunmadığını ancak kesin delille ispat edebildiği, Yargıtay'ın müstekar kararlarında da bu husus açıkça zikredildiği, davacı/borçlunun iddiasını kesin delil haricinde başkaca deliller ile kanıtlamaya çalışmasına muvafakatimiz bulunmadığını, keşideci aleyhinde takip başlatılması için protesto şartı bulunmadığını, davacının, takip dayanağı senede ilişkin olarak protesto gönderilmediğinden kambiyo senedine dayalı borçtan sorumlu tutulamayacağı yönündeki iddiası da yersizdir. Zira, ödememe protestosu düzenlenmez ise, senet alacaklısı yalnızca lehtar ve cirantaya başvuru hakkını kaydeber. Ancak, davacı senedin keşidecisi olduğundan, aleyhine takip başlatılması için senede ilişkin protesto düzenlenmesi şartı bulunmadığını, şirket yetkililerinin senedin düzenleme tarihinde aynı olması borcun varlığını ortadan kaldırmadığını, davacı taraf, her iki şirket müdürünün aynı olduğu zaman diliminde düzenlenen kıymetli evraklara ilişkin borcun nedeninin araştırılması gerektiğini belirtmiş ise de, dava dilekçesinde atıf yapılan Yargıtay kararı aval işleminin şartları ile ilgili olduğu, söz konusu karar işbu davanın konusuna ilişkin olmadığı, müvekkil şirketin icra takibi başlatılmasında kötü niyeti söz konusu olmadığı, müvekkil şirket haklı alacağının tahsili için icra takibi başlatıldığı, bu nedenle müvekkil şirket aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceği, davacının, müvekkilin alacağına kavuşmasını engellemek ve uzatmak amacıyla açtığı bu davada, Mahkemenizce konulan ihtiyati tedbirin kaldırılması gerektiğini, davacının hukuki dayanaktan yoksun, haksız ve mesnetsiz olarak alacağı sürüncemede bırakmak ve sekteye uğratmak amacıyla açmış olduğu işbu davanın reddine karar verilmesini diğer yandan, ihtiyati tedbir nedeniyle takip durduğundan, müvekkil şirket lehine en az %20 oranında tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe:
Dava menfi tespit istemine ilişkindir.Davacı ... 3. İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı dosyasından ve takibe konu edilen senetten dolayı borçlu olmadığını talep etmiştir.Takibe konu alacağın keşidecisi davacı lehdarı davalı olan 29.12.2023 keşide 05.06.2024 vade tarihli 7.472.252,00 TL bonodan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.Davacı taraf; davalı şirket tarafından hisse devrinden yalnızca 6 gün önce 29.12.2023 tarihinde düzenlendiği iddia edilen bononun düzenleme tarihinde her iki şirket yetkilisinin aynı kişi olması ve ticari defter ve kayıtlarda borç bulunmaması menfi tespit talebinde bulunmuştur.Takibe ve davaya konu senet bono niteliğindeki kambiyo senedi olup, bilindiği üzere kambiyo senetleri (ticari senetler) ihdasi (kurucu) nitelikteki senetlerdendir. Gerçekten, bir borç için kambiyo yükleniminde bulunulması borcun yenilenmesi (tecdidi) sonucunu doğurmaz(BK., m. 133). Bu durumdaki bir borç hakkında kambiyo senedi düzenlendiği takdirde, taraflar arasında biri asıl borç ilişkisi, diğeri kambiyo ilişkisi olmak üzere iki çeşit ilişki bulunur. Aynı durum, kambiyo senedinin tedavülü halinde de karşımıza çıkar. Bir kambiyo senedi ciro edildiği zaman ciranta ile ciro edilen kişi arasında kural olarak bir temel ilişki (asıl borç ilişkisi) bulunmaktadır. Ayrıca, bu iki kişi arasında kambiyo hukukundan doğan bir kambiyo ilişkisi de mevcuttur. Kambiyo taahhüdünde bulunulmasına neden olan ve temel ilişkideki asli para edimini teskil eden “temel alacak”, o kambiyo taahhüdünün hukuki sebebini olusturur. Ancak, kambiyo taahhüdünün geçerliliği sebebe bağlı olmayıp, bu senetler maddi anlamda soyut (mücerret) senetlerdir. Kambiyo senetlerinin maddi anlamda soyutluğu ilkesi gereğince temel alacağın mevcut olmaması, geçersiz olması kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta, fakat sebepteki /temel iliskideki) sakatlık kambiyo borçlusuna“nedensiz zenginlesme defi” öne sürme hakkını vermektedir. Bu davayı açan davacı, kambiyo senedinin hükümsüzlüğünü öne sürmemekte, tersine kambiyo taahhüdünün varlığını kabul etmektedir. Ancak, borçlu, temel ilişkiden bir alacak hakkı doğmadığı halde, kambiyo senedi alacağının istenmesi nedensiz zenginlesme olusturduğundan kambiyo taahhüdünü yerine getirmek zorunda olmadığını öne sürmektedir. Bu noktada menfi tespit isteminde bulunan; temel ilişkinin varlığını, temel ilişkide ki sözleşmenin türünü, kambiyo senedinin hangi nedenle ve sözleşmesel ilişki nedeniyle verildiğini ispatladıktan sonra bu temel ilişkideki hangi nedenlerden dolayı kambiyo taahhüdünü yerine getirmek zorunda olmadığını ispatlamakla yükümlüdür. Burada iki aşamalı bir ispat yükü söz konusudur ve ispat yükü de menfi tespit isteminde bulunan kişi üzerindedir. Buna ilişkin ispat yükümlülüğü yerine getirilmediği takdirde kambiyo senetlerinin maddi anlamda soyutluğu ilkesi ve mücerretlik ilkesi gereğince temel ilişkiden bağımsız borç ilişkisi yaratacağından kambiyo senetleri nedeniyle sorumlu olunacaktır. ...’nun 17.12.2003 gün ve E:2003/... K:2003/... 12.10.2011 gün ve E:2011/... K:2011/... 04.12.2013 gün ve E:2013/... K:2013/ ... 14.05.2014 gün ve E:2013/ ... K:2014/... sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Takibe ve davaya konu bono bir yazılı delil olduğundan davacının bu yazılı delile karşı ispat yükü yukarıda belirtildiği üzere davacı taraf üzerindedir. Bilindiği üzere HMK Madde 201'e göre; senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler tanıkla ispat olunamaz. Yazılı delille ispatı gerekir. Davacı tarafça dosyaya buna ilişkin bildirilmiş ve sunulmuş yazılı delil de bulunmamaktadır. Tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmiş yapılan incelemede senedin düzenleme tarihinde davacı defterlerine göre davacının davalıya 8.255.594,60 TL borçlu göründüğü davalının ticari defterlerinde ise davalının davacıdan 7.858.083,60 TL alacaklı göründüğü, takip tarihi itibariyle ise davacının davalıya 3.240.867,27 TL borçlu göründüğü, davalının ticari defterlerinde ise davalının davacıdan 3.626.698,88 TL alacaklı göründüğü, söz konusu senedin her iki taraf defterlerinde de kayıtlı olmadığı, senede ait temel ilişkinin taraf defterlerindeki cari ilişkiden kaynaklanıp kaynaklanmadığının belirli olmadığı, bu nedenle takip tarihindeki defter kayıtlarında ki alacak bakiyesine göre karar verilemeyeceği, senedin düzenleme tarihinde her iki şirketin yetkilisinin aynı kişi olduğu bu durum senetten kaynaklı alacağın varlığı hususunda tereddüt akla getirse de bu durumun ( yöneticinin sorumluluğunu gerektirip gerektirmeyeceğinin ayrı bir yargılamanın konusunu oluşturduğu) senede karşı ispat yükünün davacı üzerinde olduğu hususunu ortadan kaldırmayacağı dikkate alındığında ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.Davanın reddine karar verildiğinden ve takip tedbir yolu ile durdurulduğundan davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmolunmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-Davanın REDDİNE,
2-7.472.252,00 TL'nin %20'si tutarında kötü niyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
3-Harçlar Yasası gereğince alınması gerekli 615,40 TL harçtan başlangıçta alınan 127.607,39 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 126.991,99 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ye göre hesap ve takdir edilen 628.167,56 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
6-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından ödenen 3.600,00 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Kesinleşme süreci tamamlana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya Mahkememize ulaştırılmak üzere aynı nitelikteki başka yer mahkemesine verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde kullanılabilecek ... olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 24/09/2025
Başkan
E-imzalı
Üye
E-imzalı
Üye
E-imzalı
Katip
E-imzalı