TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2017/
KARAR NO : 2025/
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLLERİ :Av.
Av.
DAVALI :
VEKİLLERİ : Av.
Av.
DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Tazminat)
DAVA TARİHİ : 29/11/2017
KARAR TARİHİ : 18/07/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 24/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkilinin davalı bankadan 03/01/2008- 17/03/2008 tarih aralığında ana para miktarı 44.192.00 TL olan ticari kredi ve 29/04/2009 tarihinde ana para miktarı 91.000.00 TL olan ticari hesabından kaynaklanan tüketici kredisi kullandığını, müvekkili ...'nun 08/03/2013 gün ve ... sayılı kurul karalı ile kullandığı bu kredi kapsamında davalı banka tarafından bilerek ve isteyerek kasdi şekilde, ...'nun 4. Maddesinin ihlali suretiyle zarara uğratıldığını, ... 13. Daire'nin 16/12/2015 tarihli 2015/ E. Ve 2015/ K. Sayılı kararı ile vakıf olduğunu, Davalı ile diğer bankalar arasındaki faiz oranlarının belirlenmesi suretiyle serbest piyasa koşulları bozulmuş, rekabet sınırlanmış, mevduat faizleri düşmüş , kredi ve kredi kartı faiz oranları arttığını, kredi kullanan, mevzuat faizi alan gerçek ve tüzel kişiler zarara uğratıldığını, 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 57. ve 58. Maddelerinde,Yasaya aykırılık halinde teşebbüs hakkında uygulanacak yaptırımları düzenlendiğinden bahisle, İş bu sebeple müvekkilinin davalı bankadan kullanmış olduğu krediler neticesinde uğramış olduğu zararın tespit edilerek, tespit edilen zararın üç katı tutarın, zarar tarihinden itibaren işleyecek avans faizleriyle birlikte davalıdan tazminine hükmedilmesine, ...'nun kesinleşmiş 08/03/2013 gün ve 13-13/198-100 sayılı kurul kararı kapsamında, davalı banka ile diğer bazı bankaların 21/08/2007-24/10/2011 tarih arasında mevduat kredi ve kredi kartı hizmetleri bakımından fiyat tespit ederek, mevzuat faizlerinde suni bir artış yaratmak suretiyle 4054 sayılı Kanun'un 4. Maddesini ihlalleri sebebiyle müvekkilinin davalı bankadan kullandığı konut kredisi kapsamında uğradığı maddi zararın davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine, davalı aleyhine, 4054 sayılı Kanun'un 58. Maddesi uyarınca, davalının uyumlu eylemi sebebiyle müvekkilin uğradığı maddi zararın üç katı oranında tazminata hükmedilmesine, ve davalı tarafın tacir sıfatı da nazara alınarak haksız işlem tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ...’in, genel olarak krediler ve hususiyetle dövize endeksli krediler,ihtiyaç kredileri, ticari krediler yönünden ... Kararı kapsamında olmadığına, bu hususun ... 13. Dairesi ilamında da zımnen kabul edildiğini,Dava konusu hesaplar, Müvekkili ... aleyhine tek delil olan Belge 11 tarihi olan 30.06.2010 tarihinden önce açılmıştır. Dolayısıyla ...’in hesap tarihinde rekabeti bozucu eylem içinde olmadığını, Müvekkili ... ile ilişkilendirilen Belge 11’in ... çalışanlarından sadır olmaması da dikkate alındığında, ...’in ispat edilebilen herhangi bir haksız fiili olmadığını, Müvekkilİ ... aleyhine tazminata hükmedilmesi ihtimalinde, 3 katı tazminata hükmedilmesi için gerekli unsurların oluşmadığını, Talebin haksız fiil sorumluluğuna dayandığı dolayısıyla 1 yıllık zamanaşımı süresinin 08.03.2014 tarihinde dolduğu, ... ... Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğu, ... Kararı aleyhine yargı sürecinin devam ettiği diğer bir ifadeyle dava şartının eksik olduğunu, ... 13-13/198-100 sayılı kararı ile, müvekkilimiz ...’e, “...’ta ele geçirilen 30.06.2010 tarihli ... içi yazışmadan ...’in rekabeti ihlal ettiğinin tespit edildiği” iddiasıyla, hukukla ve mantıkla bağdaşmaz, gerçek hayattaki vakıalara aykırı ve toptancı bir şekilde idari para cezası verildiğini, Gerek ..., gerekse İdari Yargı organları, müvekkilimiz ...’in dava konusu “krediler” ile ilgili bir rekabet ihlali yapmadığı açıkça beyan ve ifade edildiğini,
...’ın ilgili dairesi nezdinde karar düzeltme başvurusu yapılmış olup karar düzeltme incelemesi halen sürdüğünü, ... 2. İdare Mahkemesi’nin kararı ve dolayısıyla ... kararı henüz kesinleşmediğini,Müvekkili ...’e karşı RKHK’un 56 vd. maddeleri uyarınca tazminat davası açıldığını, İşbu davanın konusu kredi olup ... tarafından müvekkilimiz banka açısından krediler alanında bir ihlal tespitinde bulunulmadığını, ... kararına karşı açılmış dava henüz kesinleşmediğinden. Zamansız açılmış davanın dava şartı eksikliği nedeniyle reddi gerektiğini,
Yargıtay’ın müstekar içtihadı; ... kararına binaen açılacak tazminat davalarının, ... kararı kesinleşmeden açılamayacağı, eğer bu şekilde dava açılırsa dava şartı eksikliği nedeniyle reddedilmesi gerektiği şeklinde olduğunu,Gerek davaya dayanak yapılan kredi tarihinden gerekse ... kararının yayın tarihinden itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, Davacı tarafın dava dilekçesinde kullandığını iddia ettiği kredilerin bir kısımın net olarak belirtmediği görüldüğü, davacı tarafın öncelikle hangi kredileri davaya konu ettiğini belirtmesi gerektiğini,Müvekkili ... asla rekabeti zedeleyici bir oluşumun parçası olmadığını, Müvekkilimiz ..., ...’ın kendi iç yazışması olan 30.06.2010 tarihli bir elektronik postada (Ekte sunulmaktadır, ... kararında Belge 11 olarak zikredilmektedir) yalnızca ismi geçtiği için ceza aldığını, Bu yazışmanın tarafı şahısların müvekkilimiz ... ile hiçbir ilgileri olmadığını, Davacı tarafın dava dilekçesinde kullandığını iddia ettiği 29.04.2009 tarihli 91.000.00TL bedelli ve diğer krediler yönünden de davacının asla zarara uğramadığını, Mahkemenin malumu olduğu üzere, RKHK’un 57. Maddesi uyarınca, rekabeti ihlal edenler bu ihlal nedeniyle zarar görenlerin zararlarını tazminle mükelleftir. Dolayısıyla, zararın varlığı ve miktarı tespit edilmeden bu davanın kabulü mümkün olmadığını, BK’nun 50. Maddesi uyarınca, zararın varlığının ve miktarının ispat yükünün davacıya düştüğünü, Davacı, ticari kredi talebiyle ilgili olarak müteaddit kereler müvekkilimiz ...’e başvurmuş, taraflar kredi şartlarında çetin pazarlıklar yapmışlar ve müvekkilimiz Banka ortalamalarının çok altında oranlarla davacı şirkete kredi kullandırıldığını, ... veya İdari Yargı kararlarında, iddia edilen rekabet ihlali sebebiyle banka müşterilerinin zarara uğradığına yönelik bir tespit de olmadığını,bu yüzden açılan bu davanın, zarar unsuru eksik olduğundan ve hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıdığından reddi gerektiğini, davacı kullanmış olduğu bütün kredilerde müvekkili Bankanın ortalama kredi kullandırım faizinin çok altında kredi kullandırıldığını, davacı şirket, müvekkili Banka’dan kredi kullanırken her zaman çok düşük faizlerle kredi kullandığını, öte yandan 29.04.2019 tarihli 91.000-TL bedelli kredi davacının önceden kullanmış olduğu birden fazla kredinin yapılandırılması için kullandırıldığını, Müvekkili Banka davacıya faiz oranlarında kolaylık sağladığını, kullandırılan kredilerin tarihleri itibariyle müvekkili bankanın rekabeti ihlal ettiğine dair bir tespiti olmadığını, Müvekkili ... hakkındaki yegane iddia 30.06.2010 tarihli ... içi bir yazışmadan kaynaklandığını, dolayısıyla bu tarihten önceki dönemlerle ilgili olarak ...’in rekabet ihlali içerisinde olduğuna dair bir iddia veya tespit olmadığını, müvekkili bankanın haksız bir eylemi olmadığını, ... kararı, adli yargı tarafından kabul edilemeyecek ispat usulleri takip edilerek, üçüncü şahısların elinden sadır olan ve hiçbir yan delille desteklenmeyen bir yazışmaya binaen alındığını, müvekkili ...’in ...’ndan ceza almasının tek sebebi, ...’ta yapılan yerinde incelemelerde ele geçen 30.06.2010 tarihli ... içi yazışma olduğunu, bu yazışma incelendiğinde; ...’in hiçbir çalışanının yazışmada taraf olmadığı, ...’in hiçbir çalışanının ismi, vs. zikredilmediği görüldüğünü,
İdare Mahkemesi kararının bozulmasını talep eden, ... Tetkik Hakimi Ahmet Asya’nın görüşünde açıkça belirtildiğini, sonuç olarak, müvekkili ..., aleyhinde adli yargı tarafından kabul edilebilecek hiçbir delil olmamasına rağmen, toptancı ve diğer bankalarla birlikte ... de ceza alsın yaklaşımıyla ceza aldığını, ancak, yargılama usulleri farklı olan bağımsız adli yargının bu delilsiz iddiayı kabul etmeyerek, ispat olunamayan davayı reddetmesi gerektiğini, krediler açısından ..., hiçbir belgede yer almadığı gibi her bankanın farklı konuları bulunduğunu ... kendisi dahi gerekçeli kararında saptadığını, ... Kararı’nın 41. Sayfası İHTİYAÇ KREDİLERİ ile ilgilidir. -... yer almadığını, Kararın 169. paragrafında da görüleceği üzere; ... ile ilgili bir ihlal tespitine kararda yer verilmediğini, Adli yargı ile idari yargı arasında hüküm uyuşmazlığı çıkabileceği bizzat Anayasa’nın 158. Maddesi ile kabul edilmiştir. Madde metni şu şekildedir :“ Uyuşmazlık Mahkemesi adli, idari ve askeri yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözümlemeye yetkilidir.” şeklinde olduğunu, Gerek ... kararı, gerekse idari yargı kararları, müvekkilimiz hakkındaki rekabet ihlali iddiasını uygulanan oran ve para cezasının miktarından açıkça anlaşılacağı üzere sınırlandırdığını, İşbu dava da ... ve idari yargı kararları ile sınırlanan kapsamda olmadığını, Müvekkili Banka kesinlikle kredi faizi ya da faiz uygulamaları ile ilgili bir ceza almadığını,Müvekkili ... kredi faizleriyle ilgili olarak ... kararı kapsamı dışındadır. Kurul kararının hiçbir yerinde kredi faizleriyle ilgili rekabeti ihlal ettiği iddia edilmediği gibi kendisine herhangi bir sorumluluk da yüklenmediğini,İdari yargı kararlarında, müvekkili ...’le ilgili rekabet ihlali iddiasının kredilerle ilgili olmadığı açıkça kabul edildiğini, ... 13. Dairesi’nin 2015/... E. Sayılı kararı : “…Bu halde davacı bakımından teşebbüsler arasında süregelen bir bilgi paylaşımından söz etmek mümkün görünmese de (kredilere ilişkin ya da başkaca bir paylaşım olmadığı burada ...’ca açıkça kabul edilmiştir) yukarıda ifade edildiği gibi paylaşımın tekrar etmiyor olması, rekabete hassas bilgi paylaşımını rekabete aykırı bir anlaşma olmaktan çıkartmayacaktır…” şeklinde olduğunu, Özellikle ... 13. Dairesi'nin müvekkil hakkında kararının açık olduğu, kararda kredilerle ilgili herhangi bir bilgi paylaşımı olmadığı vurgulandığını, Nitekim aynı sebeple, ... kararının çeşitli paragraflarında ... ile ilgili rekabet ihlali iddiasının kredilerle ilgili olmadığı belirtildiğini, 282. Paragrafda : “Bankacılık hizmetlerine yönelik bu uzlaşmanın tarafları, uzlaşmayı tesis eden yedi banka ile sınırlı kalmamış; finansbank, hsbc, ..., ıng ve ... ilerleyen tarihlerde belirli hizmet türleri bakımından (...’in kredilerle ilgili olarak karar kapsamında olmadığı vurgulanmıştır) söz konusu uzlaşmaya dahil olmuştur.”şeklinde olduğu ..., Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmeliğin 5/1-a maddesinde “karteller” için verilecek para cezasını değil, “diğer ihlaller” için verilecek para cezasını uyguladığını, dolayısıyla, ... kararının “kartel” sebebiyle verilmediği bizzat ... tarafından kabul edildiğini, İdari yaptırım kararı, para cezalarındaki oran ve miktarların farklılığından da anlaşılacağı üzere; her banka yönünden gerekçe, esas ve çeşit yönünden farklılık arz ettiğini, Müvekkilimiz ...’in söz konusu idari yaptırım kararındaki ceza oranı ilgili yönetmelik çerçevesinde en düşük miktar ve oranda olmak üzere %0,3 (binde üç) olarak belirlendiğini, Kaldı ki, bu ceza da hukuken kesinleşmediğini,Müvekkili ... hakkındaki rekabet ihlali iddiası, yalnızca tek bir belgeye dayanmakta olduğunundan, ... hakkında ... tarafından dahi indirim sebepleri uygulanmadığından ve müvekkili ..., ... tarafından en az cezayı aldığından 3 katı tazminat talebinin kabul edilemeyeceğini, Müvekkili ... ...’nun henüz kesinleşmemiş idari yaptırım kararında ismen bulunması yüzünden, huzurda görülmekte olan davada, Kurul kararı kapsamında olmadığı krediler nedeniyle ve ispatlanamayan zararlardan sorumlu tutulması hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, öncelikle usuli itirazlar (yetki, zamanaşımı, dava şartı eksikliği nedeniyle ret/bekletici mesele, husumet, belirsiz alacak davası açılamayacağı) hakkında karar verilmesini,Usuli itirazların reddi halinde haksız ve hukuka davanın reddine, karar verilmesi talep edilmiştir.
DELİLLER:
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tarafların karşılıklı beyan-itiraz dilekçeleri, ... 2. İdare Mahkemesi’nin 2019/... Esas sayılı dosyası, bilirkişi raporu, ... davalı bankaya, ... yazılan müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ:
Dava,davacı tarafın davalı bankadan kredi kullanımı neticesinde herhangi bir zararının olup olmadığı, var ise miktarının ne kadar olduğunun tespiti istemine ilişkindir.Mahkememiz dosyasının yargılaması sırasında dosyanın bankacı bilirkişiye tevdi edilerek rapor düzenlenmesine karar verilmiştir.Bankacılık alanında uzman bilirkişi ... tarafından tanzim edilen 28/04/2024 tarihli raporda özetle; Davacı/Davalılar ... ile davalı/davalılar ... Bankası A.Ş. Arasında ... 2. İdare Mahkemesi'nde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Tazminat) Davası nedeniyle açılmış bulunan 2019/ Esas sayılı (yeni esas 2022/) dosyasının 21/10/2023 tarihinde kesinleştiğini, Bazı bankaların sadece tek bir hizmet yönünden ihlale katıldığı (Örneğin , ... sadece mevduat, ... ise sadece kredi kartı hizmetine ilişkin ihlale) Rekabet Kurulunun kararında, davalı bankanın "Proje finansmanı ve işletme kredilerinde" kanunen artırma yapılmasının, kanunen mümkün olmadığı belirtilmiştir. (... Kararı (158) başlıklı bölümde kayıt altına alınmıştır) davalı bankanın, ... Kararında, Genel olarak kredilere, özel olarak da ticari ve ihtiyaç kredilerine ilişkin tespit edilmiş bir ihlali bulunmadığını, davacının ticari kredi ve ihtiyaç kredisi konusunda belirtilen tespitler dışında, ticari krediler açısından rekabet kurulunda başkaca bir tespitte bulunulmadığı ve bir inceleme yapılacak bir konu tespit edilmediği göz önüne alındığında, bir zararının söz konusu olmadığını, tüm bu açıklamalar ışığında, davacının, davalı bankadan tazminat talebinde bulunmasına yer olmadığı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
Toplanan tüm deliller ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde açılan dava; davacı tarafın davalı bankadan kredi kullanımı neticesinde herhangi bir zararının olup olmadığı, var ise miktarının ne kadar olduğunun tespiti istemine ilişkindir.Davacı tarafın iddiasının kullanılan kredilere istinaden, davalı bankanın ... kararında belirtilen ihlal tarihleri kapsamında davacının maddi zararının oluştuğu iddiasına dayalı alacak davasına ilişkindir.Davacının kullanılan krediler kapsamında maddi zararının oluşup oluşmadığı, maddi zararı var ise miktarının tespiti amacıyla dosya bankacılık alanında uzman bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından tanzim edilen raporda özetle; davalı bankanın, ... Kararında, Genel olarak kredilere, özel olarak da ticari ve ihtiyaç kredilerine ilişkin tespit edilmiş bir ihlali bulunmadığını, davacının ticari kredi ve ihtiyaç kredisi konusunda belirtilen tespitler dışında, ticari krediler açısından rekabet kurulunda başkaca bir tespitte bulunulmadığı , bir inceleme yapılacak bir konu tespit edilmediği göz önüne alındığında, bir zararının söz konusu olmadığının bildirildiği, bilirkişi tarafından tanzim edilen raporda davaya konu hususlar gerekçeli, ayrıntılı olarak açıklanmış, raporun mahkememizce hükme esas alınmaya yeterli olduğu kanaatine varılarak, davacının, davalı bankadan kullandığı kredilerde maddi zararı olduğu hususu ispatlanamadığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere,
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 31,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 584,00 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerine bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 1.000,00TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-HMK'nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde mahkememize veya mahkememize iletilmek üzere herhangi bir nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi’ne verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesi’nde ... başvurma hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/07/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır