TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2021/
KARAR NO : 2025/
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI :
VEKİLLERİ : Av.
Av.
Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/09/2021
KARAR TARİHİ : 22/05/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 29/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA VE SAVUNMA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: ... numaralı bağımsız bölüm .. adına kayıtlı olsa da gerçekte ...'a ait olduğunu, ... işbu taşınmazı sözleşmede de görüleceği üzere ...'a sattığını, ... adına sözleşmeyi imzalayan ve tapu devrini yapan ... olduğunu, taşınmazın tapu devri aynı gün ... adına yapıldığını, ancak devir tarihi itibari ile dairenin iç kısmında henüz inşaat çalışmaları bitmediğinden dolayı taraflar kendi aralarında adi yazılı bir sözleşme düzenlemiş olup işbu sözleşmede ...'ın daireyi sözleşmede belirtilen tarihte eksiksiz olarak teslim etmediği taktirde daireyi geri satın alacağı veya masrafları karşılayacağı taahhüt altına alınmış, sözleşmeye istinaden de müvekkil tarafından ... adına 30.000,00 TL miktarlı teminat senedi verildiğini, senette kefil olerak görünen kişi de müvekkil ... olduğunu, davalının kötü niyeti açıkça ortada olduğunu, belirli bir işin yapılası için hazırlanan sözleşme ve teminat senedi, belirtilen iş yerine getirildiği takdirde hükümsüz kalmasına rağmen davalı kötü niyetli olarak bu belgeleri ... ve müvekkil aleyhine kullanarak icra takibi başlatıldığını, davalının, elinde bulunan senedi sözleşme gereği müvekkile veya ... teslim etmesi gerekirken tam da zaman aşımına uğramasına günler kala icra takibine koymasının manidar olduğunu, davalı tarafın eylemi aynı zamanda suç teşkil ettiğini, müvekkilin davaya konu İcra takibine dayanak olarak gösterilen senetten dolayı herhangi bir borcu bulunmadığını, dava konusu icra takibi ve senet ile ilgili olarak davalı hakkında “Bedelsiz senedi icraya koymak” eyleminden dolayı tarafımızdan suç duyurusunda bulunulmuştur. ... Cumhuriyet Başsavcılığının 23.12.2020 tarih ve 2020/ sayılı iddianamesi ile davalı hakkında “bedelsiz senecli kullanmak suçundan kamu davası açıldığını, işbu dosyanın yargılaması ... 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/ Esas sayılı dosyasından devam ettiğini, davalı tarafa defalarca takibin haksız olduğunu bildirmemize, asıl borçlu hakkındsı mahkemece borçlu olmadığı yönünde karar verilmesine rağmen davalı taraf müvekkili arayarak borcun ödenmesini talep etmiş ve müvekkil hakkında İcra takibini sürdürmeye devam ettiğini, bu nedenle müvekkilin borçlu olmadığının tespiti ite takibin iptalini talep ettiklerini, bu nedenlerle ... 2. İcra Müdürlüğü'nün 2019/ E. Sayılı dosyasından sürdürülen icra takibinin teminatsız olarak durdurulmasına, davaya konu icra takibinden dolayı borçlu olmadığımızın tespiti ile takibin iptaline, dava süresince müvekkil tarafından ödeme yapılmak zorunda kalınması halinde davaya istirdat davası olarak devam edilmesine, davalının açık kötü niyeti ile müvekkilin icra marifeti ile zarara uğramasına sebep olması karşısında takipte belirtilen asıl alacağın %20'sinden az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil hakkında açılmış bulunan mesnetsiz davanın reddi ile yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tarafların karşılıklı beyan dilekçeleri, ... 2. İcra Müdürlüğünün 2019/ sayılı icra takip dosyası, bilirkişi raporu, yazılan müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ:
Dava, ... 2. İcra Müdürlüğünün 2019/77 esas sayılı icra takibine konu bononun teminat senedi olup olmadığı, bonodaki şartın gerçekleşip gerçekleşmediği, bononun bedelsiz kalıp kalmadığı, sözleşme kapsamında işin yapılıp teslim edilip edilmediği, bu kapsamda bono sebebiyle davacının davalıya borçlu olmadığının koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarına ilişkin menfi tespit davasıdır. Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar.Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.Her ne kadar işbu dava dosyası Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmış ise de ilgili icra takibine konu senedin senet metnine bakıldığında senedin teminat sendi olduğunun anlaşıldığı,keza sözleşmeden de bu husus bu açıkça görülmektedir. Yukarıda yapılan açıklama ışığında teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılan bono ile ilgili keşideci lehtara karşı ileri sürebileceği, şahsi def'ileri senedin hamiline karşı ileri sürebilir, bu durumda görevli mahkemenin belirlenmesinde keşideci ile lehtarın tacir olup olmadıklarının belirlenmesi gerekir.Toplanan tüm deliller ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde işbu dava dosyası her ne kadar Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmış ise de mahkememizce yapılan araştırmalar neticesinde davanın nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği dikkate alınarak davanın görev dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine, ... Asliye Hukuk Mahkemeleri’nin görevli olduğuna, HMK’nın 20. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde talep halinde dosyanın ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, talep olmadığı takdirde dosya üzerinden davanın açılmamış sayılmasına dair karar verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davanın görev dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, ... Asliye Hukuk Mahkemeleri’nin görevli olduğuna,
2-HMK’nın 20. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde talep halinde dosyanın ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, talep olmadığı takdirde dosya üzerinden davanın açılmamış sayılmasına dair karar verilmesine,
3-HMK'nın 331. Maddesine göre yargılamanın görevli mahkemede devam etmesi halinde yargılama giderlerin görevli ... Asliye Hukuk Mahkemesince takdirine, yargılamanın görevli mahkemede devam etmediği takdirde talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden yargılama giderlerinin tespiti ve hükmedilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine .... açık olmak üzere karar verildi.22/05/2025
Katip ...
¸E-imzalıdır.
Hakim ...
¸E-imzalıdır.