T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2022/584 Esas
KARAR NO: 2023/838
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI : ... -
VEKİLİ: Av. ... - Fatih Sultan Mehmet Bulvarı Özay Apartmanı No:18 K:1 D:3 Nilüfer/ BURSA
DAVALI : ... - ...
VEKİLİ: Av. ... - Gmk Bulvarı 107/8 Maltepe ANKARA
DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 13/06/2017
KARAR TARİHİ: 13/07/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 24/07/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA VE SAVUNMA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalı şirket tarafından Bursa 15. İcra Müdürlüğünün 2011/... esas sayılı dosyasından 23/03/2010 tanzim ve 30/04/2010 vade tarihli 100.000 Tl bedelli bono ile müvekkili şirket aleyhine haksız ve kötü niyetli olarak icra takibi başlatıldığını, müvekkili şirket hakkında davalı şirket tarafından kambiyo senedine mahsus haciz yolu ile icra takibi yapılarak, müvekkili şirkete ait işyeri olarak kullandığı Bursa ili, Nilüfer ilçesi, Alaattinbey Mah, 626 Sok., 8/B kapı numarasında kain ve tapunun 2790 ada, 1 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki dükkanın icra yolu ile satıldığını, müvekkili şirkete ait söz konusu taşınmazın değerinin 300.000 Tl olarak beblirlendiğini ve davalı şirket tarafından taşınmazın satışı istendiğini, 12/10/2012 tarihinde yapılan 1. Satış gününe kimse katılmadığını, müvekki şirkete ait taşınmazın 2. Satış günü olan 22/10/2012 tarihinde davalı şirket tarafından alacağına mahsuben 123.000 TL bedel ile satın alındığını, müvekkili şirketin davalı şirkete borcu olmamasına rağmen davalı şirket tarafından Bursa 15. İcra Müdürlüğünün 2011/... esas sayılı dosyasından icra takibi başlatılması nedenyle Bursa 4. ATM'nin 2012/536 sayılı dosyasıyla Bursa 15. İcra Müdürlüğünün 2011/... esas sayılı dosyasıyla başlatılan takip miktarına ilişkin menfi tespit davası açıldığını, taşınmazın değerinin satış tarihinde 300.000 Tl olduğunu, davalı şirketin 123.000 TL ile satın alınmış olduğunu, müvekkili şirketin zarara uğradığını, bu nedenlerle müvekkili şirkete ait Bursa ili, Nilüfer ilçesi, Alaattinbey Mah, 626 Sok, N:8/B adresinde bulunan taşınmazın mahkemece yapılacak bilirkişi incelemesi sonucu satışın gerçekleştiği tarihteki gerçek değerinin belirlenen davalı şirketin 123.000 TL bedel ile satışı gerçekleştirmesi nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı maddi zararın tespit edilmesini ve davalı şirketten tahsil edilmesinin gerektiğini, bu nedenlerle davalı şirketin Bursa 15. İcra Müdürlüğünün 2011/... esas sayılı dosyasıyla müvekkili şirket aleyhine yapmış olduğu haksız icra takibi sonucu müvekkili şirkete ait Bursa ili, Nilüfer ilçesi, Alaattinbey Mah., 626 Sok., No:8/B adresinde bulunan taşınmazın gerçek bedelinden çok düşük bir bedelle satmış olması nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı zarar olarak şimdilik 50.000 TLnin satış tarihi olan 22/10/2012 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, daval ışirketin müvekkili şirkete ait olan aynı zamanda şirketin işyeri olarak kullandığı taşınmazı haksız olarak satarak müvekkili şirketi tahliye etmesi nedeniyle müvekkili şirketin ödediği kira bedelleri olarak şimdilik 25.000 Tlnin tahliyenin gerçekleştiği 30/10/2013 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine, davalı şirketin Bursa 15. İcra Müdürlüğünün 2011/... esas sayılı dosyasıyla müvekkili şirket aleyhine yapmış olduğu haksız icra takibi, müvekkili şirketin taşınmazını sattırması ve müvekkili şirketi tahliye etmesi sonucu müvekkili şirketin itibarının zedelenmesi nedeniyle 10.000 Tl manevi tazminatın satış tarihi olan 22/10/2012 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilinin Buras 15. İcra Müdürlüğünün 2011/... esas sayılı dosyası ile davacı hakkında 91.507,98 Tl asıl alacak ve ferileri nedeniyle icra takibi başlattığını, takibin yasal süresinde kesinleştiğini, kesinleşme üzerine de davacıya ait bir kısım gayrimenkul mallar üzerine haciz konularak satış işlemlerine başlandığını, davacı ile davalı arasında bir akdi ilişkinin farklı farklı şekillerde yorumlanmasından doğan ihtilafın kesin hüküm ile çözümlenmiş olup, müvekkilinin iddiasında haklı çıktığını, müvekkilinin herhangi bir kötü niyeti yahut zarar verme kastı olmadığını, davaya konu edilen ve bedeli nedeniyle zarara uğranıldığı iddia edilen mahcuz malın yürürlükte olan yasaların emrettiği tüm kural ve kaidelere uygun bir şekilde satıldığını, satış aşamasında vaki olan hem bedele hem de ihaleye yönelik tüm itirazların reddedildiğini, menfi tespite ilişkin hükmün kesinleşmes iile müvekkilinin takip alacaklısı olduğu 2011/... esas sayılı dosyaya müracaat ederek kendisine yapılan fazla ödemenin hesaplanmasını istediğini, müvekkilinin mezkur parayı icra müdürlüğüne ödediğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tarafların karşılıklı beyan dilekçeleri, Bursa 15. İcra Müdürlüğünün 2011/... sayılı icra takip dosyası, taşınmazın açık arttırma şartnamesi ve tutanağı, taşınmazın açık arttırma ilanı, Bursa 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/536 esas sayılı dosyasında gerekçeli kararı, tahliye teslim tutanağı, kira sözleşmeleri, keşif, bilirkişi raporu, ıslah dilekçesi, yazılan müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ:
Dava, davalı tarafından davacı borçlu aleyhine başlatılan icra takibi kapsamında davacının taşınmazının düşük bedelle satılması sebebiyle davacının zararının varlığı ve davacının icra takibi sebebiyle kira alacağı ile ticari itibarının zedelenip zedelenmediği ve manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarına ilişkin açılmış alacak davasıdır.
Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmıştır.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu mahalde 1 inşaat, 1 emlak ve 1 icra konusunda uzman hesap bilirkişisi eşliğinde keşif yapılmıştır.
Bilirkişi heyetinin mahkememize sunmuş olduğu 12/10/2018 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle: Borçluya ait taşınmazın satılarak paraya çevrilmesinden elde edilen miktardan alacaklıya yersiz olarak ödenen miktarın faizi ile birlikte Bursa 15. İcra Müdürlüğünün 2011/... esas sayılı dosyasında alacaklı tarafından iade edildiği fazla ödenen bu miktara ilişkin iadesi gereken herhangi bir bedel bulunmadığını, dava konusu taşınmazın zemin kat + ara kat +1. Kattan müteşekkil 65 m2 taban alanlı dükkanın değerinin 325.000 Tl olduğu, dava tarihi olan 13/06/2017 tarihi itibariyle değerinin 470.460,00 Tl olacağı, kira tazminatına hükmedilmesi halinde davacının dava konusu taşınmazı tahliye ettiği 01/11/2013 tarihinde dava tarihi olan 13/06/2017 tarihine kadar 2 adet taşınmaz için ödediği toplam kira bedelinin 83.265,00 Tl olacağı mütalaa edilmiştir.
Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu 09/11/2018 havale tarihli ıslah dilekçesi ile taşınmaz zararı sebebiyle, 202.000 TL, kira bedeli sebebiyle 83.265 TL ve manevi tazminat sebebiyle 10.000 TL alacağı olduğunu, davayı 260.265,00 TL arttırarak toplam 295.265,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Mahkememizce, davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile, 177.000,00.-TL taşınmaz satış sebebiyle uğranılan zarara ilişkin alacağın 13/06/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafın kira bedeli ve manevi tazminata yönelik alacak taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya Bursa Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir.
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2021/2038 Esas ve 2022/462 Karar sayılı Kararda "Dava, haksız haciz sebebiyle maddi ve manevi tazminat talebine yöneliktir.
Haczin haksız olması ve bundan maddi zarar doğması halinde, alacaklı kusurlu olmasa dahi zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür. Başka bir ifade ile davacının uğradığı maddi zarardan davalı, kusursuz sorumluluk esasına göre sorumludur.(Yargıtay 4 HD 2015/5993 E-2016/5383 K sayılı ilam)
Davacının maddi tazminat talebi, davacı adına kayıtlı taşınmazın gerçek bedelinden çok düşük bir bedelle satılmış olması nedeniyle uğranılan zarar ve haksız tahliye sonucu satışa konu taşınmazın davacının iş yeri olması sebebiyle ödenen kira bedelleri sebebiyle zarar olmak üzere iki kalemden oluşmaktadır.
Bursa 15 İcra Müdürlüğü 2011/... E sayılı dosyanın incelenmesinde, davalı tarafından davacı hakkında, 30/04/2010 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli bonoya istinaden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatıldığı, takibin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Bursa 4 Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/536 E-2014/254 K sayılı dosyanın incelenmesinde davacı tarafından açılan menfi tespit davasında, davacının, davalıya 105.511,40 TL borçlu olmadığının tespitinin talep edildiği, yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile davacının, davalıya 105.438,85 TL borçlu olmadığının tespitine, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verildiği, temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 19 HD, 2015/7091 E-2015/17607 K sayılı ilamla onama kararı verildiği, yine aynı Dairenin 2016/7379 E - 2017/2603 K sayılı ilamıyla karar düzeltme talebinin reddedildiği, hükmün 30/03/2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Haksız haciz nedeniyle tazminat talebinin dayanağı, 6098 sayılı TBK 49 ve devamı maddesindeki hükümler olmakla, zamanaşımının da haksız fiil zamanaşımını düzenleyen 6098 sayılı TBK 72 maddesindeki 2 yıl ve 10 yıllık süreler olduğu, haciz işleminin haksızlığının menfi tespit talebine konu Bursa 4 Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/536 E-2014/254 K sayılı ilamının kesinleşmesi ile sabit olduğu, zamanaşımının başlangıcının belirtilen kararın kesinleşme tarihi olacağı (Yargıtay 4 HD 2016/15209 E-2017/441 K sayılı ilam), ilamın 30/03/2017 tarihinde kesinleştiği, davanın 13/06/2017 tarihinde açıldığı, ıslah tarihinin 07/11/2018 olup, 09/11/2018 tarihinde ıslah harcının ikmal edildiği, gerek dava tarihinde, gerekse ıslah tarihinde zamanaşımı süresinin dolmadığı göz önüne alındığında, davalı vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf sebebi yerinde değildir.
Uyuşmazlığın çözümü bakımından doğrudan zarar ve dolaylı zarar kavramlarının tartışılması gerekecektir:
Doğrudan zarar, zarar verici olayla uygun illiyet bağı içinde olan zarar olarak ifade edilmektedir(Porf.Dr.Fikret Eren,Borçlar Hukuk Genel Hükümler,Yetkin Yayınları,15.Baskı,sf 529). Bu zararın kapsamına haksız fiil sonucunda direkt oluşan zararlar girmektedir. Söz gelimi, trafik kazası sonucunda zarar görenin tedavi masrafı doğrudan zarar kapsamında değerlendirilecektir.
Dolaylı zarar ise , haksız fiil neticesinde zarar gören kişinin araya ilave bir sebep girmek suretiyle dolaylı olarak uğradığı zararları ifade eder. Dolaylı zararın tazmini ancak uygun illiyet bağının kurulmasıyla gerçekleşir. Standart hayat tecrübelerine göre, sorumlular, haksız fiilin uygun sonucu olduğu kabul edilebilen dolaylı zararlardan da sorumlu tutulabileceklerdir. Söz gelimi, A'nın, B 'nin kamyonunu yakması halinde kamyonun değeri doğrudan zarar olup, bu kamyonun taşıyacağı yükleri taşıyamaması yüzünden B'nin 3.kişilere ödemek zorunda kalacağı tazminat, dolaylı zarardır. (Prof. Dr. M. Kemal Oğuzman - Prof. Dr. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler,Filiz Kitabevi,3. Baskı, sf 500)
Davalı vekili, 2004 sayılı İİK 72/5 maddesi gereği davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddedildiği, davacının takip nedeniyle uğradığı zararların tazmini isteminin kesin hükümle reddolunduğu ileri sürülmüş ise de, Bursa 4 Asliye Ticaret Mahkemesi 2012/536 E-2014/254 K sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulü cihetine gidildiği, yapılan haciz işleminin haksızlığının sabit olduğu, menfi tespit dosyasında tazminata hükmedilmemesinin davanın reddini gerektirmeyeceği (Yargıtay 4 HD 2013/12891 E-2014/8304 K sayılı ilam), kaldı ki kötü niyet tazminatının takip hukukuna ilişkin olup, haksız haciz nedeniyle tazminat talebinin haksız fiil hükümleri kapsamında değerlendirileceği, başka bir ifade ile menfi tespit davasında kötü niyet tazminatı talebinin reddedilmesinin, haksız hacizden kaynaklı tazminat davasında, 6100 sayılı HMK 303 maddesi anlamında kesin hüküm olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı haciz işleminin, borçlu olmadığını bildiği veya borçluya ait olmadığını bildiği kişi ve eşyaya yönelik yapılması durumunda haksız haczin söz konusu olacağı (Yargıtay 4 HD 2016/3332 E-2018/1914 K sayılı ilam), göz önüne alındığında davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir.
Bursa 15 İcra Müdürlüğü 2011/... E sayılı dosyanda taşınmazın 13/02/2012 tarihindeki değerinin bilirkişilerce 300.000,00 TL olarak tespit edildiği ve değere karşı da itiraz edilmediğinden, bu değerin tarafları bağlayacağından bahisle, 300.000,00 TL taşınmaz değerinden, satış bedeli olan 123.000,00 TL nin mahsubu ile kalan 177.000,00 TL bedel üzerinden hüküm kurulmuş olup, kıymet takdirine itirazda bulunulmadığı, icra takibinde belirlenen bedelin benimsendiği, taşınmazın satış tarihindeki değeri yeniden belirlenerek zararın hüküm altına alınamayacağı (Yargıtay 4 HD 2012/6189 E-2013/7249 K sayılı ilam) göz önüne alındığında, doğrudan zarar kapsamında değerlendirilecek, taşınmazın gerçek bedelinden daha düşük bir bedelle satılmış olması nedeniyle uğranılan zararın, kıymet takdirinde belirlenen bedel ile satış bedeli arasındaki fark olarak belirlenmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir.
Ancak, 6098 sayılı TBK 52 maddesi gereği, zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmışsa hakim, tazminatı indirebilecek veya tamamen kaldırabilecektir. Zarar görenin kendi menfaatlerini korumak için makul bir insanda beklenen davranışta bulunmayarak, zararın meydana gelmesinde veya artmasında etkili olmasına müterafik (bölüşük) kusur olarak adlandırılır. Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde 6098 sayılı TBK 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, öğreti ve Yargıtay uygulamalarıyla da benimsenmiştir.Müterafik kusura ilişkin savunma, bir defi olmadığından mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir (Yargıtay 4 HD 2021/6032 E-2021/8065 K sayılı ilam). Davalı tarafça, davacı hakkında Bursa 15 İcra Müdürlüğü 2011/... E sayılı dosya ile 100.000,00 TL bedelli bonoya istinaden takip başlatıldığı, davacı tarafından yapılan mal tesliminin iade amaçlı olup, iade bedelinin taraflar arasındaki alacaktan düşülmesi gerektiği, takibe konu bononun davalıya ödeme amaçlı verildiğinden bahisle menfi tespit davasında karar verildiği, iadesi istenilen trafo bedelinin düşülmesi sonucu, davacının borçlu olmadığı miktarın belirlendiği, davacının borçlu olmadığını iddia ettiği kısım dışında kalan borç yönünden de ödeme yapmadığı göz önüne alındığında, hükmedilecek bedelden, 6098 sayılı TBK 52 maddesi kapsamında uygun bir indirim yapılmalıdır. Davalı vekilinin bu husustaki istinaf sebebi yerindedir.
Davacının maddi tazminat talebinin ikinci kalemini, haksız tahliye sonucu satışa konu taşınmazın davacının iş yeri olması sebebiyle ödenen kira bedellerinin tahsili talebi oluşturmaktadır. Davacı tarafça hacze konu olan taşınmazın, icra müdürlüğünce gönderilen tahliye emri neticesinde 30/10/2013 tarihinde tahliye edildiği, davacının tahliyenin gerçekleştiği tarihten, dava tarihine kadar işleyen kira bedeli talebinin dolaylı zarar kapsamında olduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır. Haksız haciz sonucu taşınmazın satıldığı, davacı tarafça tahliye edildiği, davacının ticari faaliyetini sürdürmek için, aynı mahalle sınırları içinde 01/11/2013 tarihinde başka taşınmaz kiraladığı, 01/02/2015 tarihinde de kiralanan taşınmaz tahliye edilerek yine aynı mahalle sınırları içinde başka bir taşınmaz kiralandığı göz önüne alındığında, kira bedeli dolaylı zarar kapsamında olup, haksız haciz işlemi ile uygun illiyet bağı bulunan zararın, davalı tarafça karşılanması gerektiği açıktır (Yargıtay 4 HD 2015/13545 E-2017/7194 K sayılı ilam-kazanç kaybı talebinin hüküm altına alınması gerektiğine ; Yargıtay 4 HD 2013/15645 E- 2013/18200 K sayılı ilam-aracın haksız haczi halinde özel ticari taksi veya mutad vasıtalar kullanılması halinde olucak zararın hüküm altına alınması gerektiğine işaret edilmiştir).Davacı vekilinin bu nedene dayalı istinaf sebebi yerindedir.
09/10/2018 tarihli bilirkişi raporunda, kira bedeli davacı tarafça ibraz edilen kira sözleşmesi kapsamında belirlenmiş olup, bilirkişi raporunun hüküm vermeye elverişli olduğundan söz etmeye olanak bulunmamaktadır. Tazminat hukukunda gerçek zarar ilkesi geçerli olup, mahkemece yapılacak iş, tarafların emsal kira sözleşmesi sunmalarına olanak tanımak, gerektiğinde resen emsal celbi yoluna gitmek sonrasında da, davacı şirketin iştigal konusu, satış sonucu tahliye edilen taşınmazın konumu, büyüklüğü ve davacı şirketin iştigal konusu itibarıyla iş yerinde bulunduracağı makina, teçhizat vs üzerinde durularak, davacının ticari faaliyetini sürdürmek için kiralayıp taşındığı taşınmazların da konumu ve büyüklüğü göz önüne alınarak davacı şirket için uygun olup olmadığı, 01/11/2013 tarihinden, dava tarihine kadar ödenmesi gereken kira bedelinin tespiti hususunda denetime elverişli ek rapor almaktan ibarettir. Kira bedeli belirlenirken de, 6098 sayılı TBK 52 maddesi gereği müterafik kusur durumu göz önüne alınmalıdır.Davalı vekilinin bu nedene dayalı istinaf sebebi yerindedir.
Haksız hacizden kaynaklı maddi tazminat talebi kusursuz sorumluluğa dayanmakta ise de, manevi tazminat talebi 6098 sayılı TBK 58 maddesinden kaynaklanan bir sorumluluk olup kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu nedenle de haciz yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötüniyetli ve ağır kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz.Somut davada, taraflar arasındaki hukuki ilişki itibariyle davalının, davaya konu haciz işleminde kötüniyetli ve ağır kusurlu olduğundan söz edilemesine olanak bulunmamaktadır.(Yargıtay 4 HD,2019/3444 E-2021/7533 K sayılı ilam). Davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin bu nedene dayalı istinaf sebebi yerinde değildir.
Haksız haciz nedeniyle tazminat talebinin dayanağı, haksız fiil hükümleri olmakla ve zarar da haksız fiilin gerçekleştiği tarihte meydana gelmiş olup, tazminat hukuku ilkeleri gereğince, haksız eylemden kaynaklanan zararın ödetilmesi amacıyla açılan davalarda, istek bulunması durumunda, hükmedilecek tazminata zararın meydana geldiği tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerekir ( Yargıtay 4 HD 2016/7836 E- 2016/9454 K sayılı ilam). Dava dilekçesinde, davacı adına kayıtlı taşınmazın gerçek bedelinden çok düşük bir bedelle satılmış olması nedeniyle uğranılan zararın satışın gerçekleştiği 22/10/2012 tarihinden; haksız tahliye sonucu satışa konu taşınmazın davacının iş yeri olması sebebiyle ödenen kira bedelleri sebebiyle uğranılan zararın tahliye tarihi olan 30/10/2013 tarihinden işleyecek avans faizi ile tahsilinin talep edildiği, mahkemece, davalının dava tarihinden önce temerrüde düşürülmediğinden bahisle dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiş ise de, haksız fiilden kaynaklı tazminat talebinde temerrüt olgusu için ihtar gerekmeyeceği başka bir ifade ile haksız fiilin gerçekleşmesi ile davalı temerrüdünün doğduğu göz önüne alındığında satış bedeli arasındaki farka 22/10/2012 tarihinden, kira bedeli yönünden 30/10/2013 tarihinden kira ilişkisinin niteliğine uygun dönem sonu araştırılarak bu tarihler esas alınarak faiz işletilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi isabetsiz olmuştur. Davacı vekilinin bu nedene dayalı istinaf sebebi yerindedir.
Dava dilekçesinde avans faizi talep edilmiş olup, davanın dayanağı olan eylemin, haksız fiil niteliğinde olduğu, davanın bu niteliği gözönüne alınarak hüküm altına alınacak tazminata yasal faiz uygulanması gerekecektir(Yargıtay 4 HD 2016/15730 E-2017/1644 K sayılı ilam).Mahkemece yasal faize hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı vekilinin bu nedene dayalı istinaf sebebi yerinde değildir. " gerekçesiyle kaldırma kararı verilmiştir.
İstinaf Mahkemesi kaldırma kararı sonrası yeniden mahkememiz esasına kaydedilen dava dosyasınından yargılamaya devam edilmiş, kira sözleşmesi, abonelik bilgilerine ve tüketime ilişkin belgeler celp edilerek dosya arasına alınmış, dosyamız konusunda uzman İnşaat Mühendisi, aktüerya hesap uzmanı, harita mühendisi-mimar, gayrımenkul uzmanı bilirkişi heyetine tevdi edilerek bilirkişi raporu temin edilmiştir.
14/03/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; Taşınmaza yakın konumda, 2814 ada 3 parsel üzerinde yer alan 17 yıllık binada, proje alanı 100 m2 zemin + 50 m2 asma kat olmak üzere toplam 150 m2 dükkan, 21.11.2013 tarihi itibari ile ... Ltd. Şti. tarafından 1.800 TL/ay bedel ile kiralık olarak kullanıldığını, İndirgenmiş alanı 160 m2’dir. (... Ltd. Şti. ... Bey, iletişim No: 0 224 4419861) taşınmazla aynı bölgede, benzer konum ve özellikte, 170 m2 bodrum, 100 m2 zemin, 80 m2 asma katı olmak üzere 350 m2 olduğu beyan edilen işyeri 21.11.2013 tarihi itibari ile 2.500 TL/ay bedelle kiralık olarak pazarlandığını, İndirgenmiş alanı 160 m2’dir. ... Bey, iletişim No: 0 532 1619479 Taşınmazla aynı bölgede, benzer konum ve özellikte, bodrum: 175 m2, zemin:136 m2, asma: 48 m2, 1. normal kat: 136 m2, çatı:70 m2, teras: 65 m2 olmak üzere toplam kapalı alanı 565 m2 atölye için aylık 5.000 TL bedelle kiralık olduğunu, indirgenmiş alanı 300 m2’dir. (... Mülk Yönetimi, iletişim No:0 532 3467204) taşınmazla aynı bölgede, daha iyi konum ve benzer özellikte, bodrum katı 120m², zemin ve 1.katlarının her biri 80m², çatı katı 60m² olan toplam 340m² olan 4 katlı dükkan 07.06.2013 tarihi itibari ile 2500,-TL bedelle kiralık olduğunu, indirgenmiş alanı 164 m2’dir. Kale Emlak: 0 532 5515143, taşınmazla aynı bölgede, daha iyi konum ve benzer özellikte, bodrum katı 170m², zemin kat 100 m² ve 75m² asma kat olan toplam 345m² olan 3 katlı dükkan 01.08.2013 tarihi itibari ile 3000,-TL bedelle kiralıktır. İndirgenmiş alanı 160m2’olduğunu, sahibinden: 0 532 4121058 taşınmazla aynı bölgede, benzer konum ve özellikte, 120m2 zemin, 120m2 1.kat, 60m2 asma kat olmak üzere toplam 246m2 olarak pazarlanan dükkan 3.500,-TL bedelle kiralandığını, İndirgenmiş alanı 200 m2 olduğunu, Bölge Sakini * Bodrum kat 1/5, 1.kat 1/2 ve asma kat 1/3 oranında, zemin kata indirgendiğini, Bursa İli, Nilüfer İlçesi, Alaatinbey Mah., 626.Sokak 8/B kapı numarasında kain ve tapunun 2790 Ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki dükkanın aynı bölgedeki m2 olarak aynı olan 2 ve 4 nolu emsaller değerlendirilerek 2.500,00.-TL bulunduğunu,
01/11/2013 - 01/11/2014 tarihleri arası kira bedeli 2.500,00 x 12 = 30.000,00.-TL
01/11/2014 - 01/11/2015 tarihleri arası on iki aylık ortalama 7,80 2.695,00 x 12 = 32.340,00.-TL
01/11/2015 - 01/11/2016 tarihleri arası on iki aylık ortalama 7,78 2.904,67 x 12 = 34.856,04.-TL
01/11/2016 - 01/11/2017 tarihleri arası on iki aylık ortalama 9,98 3.194,56 x 12 = 38.334,72.-TL
01/11/2017 - 01/11/2018 tarihleri arası on iki aylık ortalama 16,57 3.723,90 x 12 = 44.686,80.-TL
01/11/2018 - 01/11/2019 tarihleri arası on iki aylık ortalama 15,87 4.314,88 x 12 = 51.778,56.-TL
01/11/2019 - 01/11/2020 tarihleri arası on iki aylık ortalama 12,04 4.834,39 x 12 = 58.012,68.-TL
01/11/2020 - 01/11/2021 tarihleri arası on iki aylık ortalama 17,53 5.681,86 x 12 = 68.182,32.-TL
01/11/2021 - 01/05/2022 tarihleri arası on iki aylık ortalama 70,36 9.679,61 x 5 = 48.398,05.-TL
01/05/2022 - 17/05/2022 tarihleri arası on iki aylık ortalama 9.679,61 x 17/31 = 5.308,17.-TL şeklinde olduğu husus ayrıca bildirilmiştir.
07/06/2023 tarihli ek raporda özetle; Kök raporda, Bursa İli, Nilüfer İlçesi, Alaatinbey Mah., 626.Sokak 8/B kapı numarasında kain ve tapunun 2790 Ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki dükkanın aynı bölgedeki m2 olarak aynı olan 2 ve 4 nolu emsaller değerlendirilerek 2.500,00.-TL bulunduğu hususu bildirilmiştir.
Davacı vekili 03/04/2023 tarihli dilekçesi ile kira bedeli alacağına ilişkin talep sonucunu 116.363,40 TL' ye çıkararak davayı ıslah etmiştir.
O halde toplanan delillerden istinaf ilamı doğrultusunda somut olayda, davacı tarafından Bursa 15. İcra Müdürlüğünün 2011/... sayılı icra takip dosyasında kambiyo senedine özgü takip başlatılarak takibin kesinleştiği ve davacıya ait Bursa ili, Nilüfer ilçesi, Alaattinbey Mah, 626 Sok., 8/B kapı numarasında kain ve tapunun 2790 ada, 1 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki dükkanın icra yolu ile satılması sebebiyle zararının olduğu ileri sürülmüş olup davalı ise icra takip dosyasına konu alacağının olduğunun kesinleşmiş yargı kararıyla sabit olduğunu yasal yollara başvuruda bulunduğunu savunmuş olup uyuşmazlık, Bursa 15. İcra Müdürlüğünün 2011/... sayılı icra takip dosyasına konu alacağın Bursa 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/536 Esas sayılı menfi tespit davasında borçlu olmadığının tespiti sebebiyle, davacıya ait Bursa ili, Nilüfer ilçesi, Alaattinbey Mah, 626 Sok., 8/B kapı numarasında kain ve tapunun 2790 ada, 1 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki dükkanın değerinden az fiyata satılması sebebiyle zararı ile dükkandan tahliyesi üzerine ödediği kira geliri ve manevi zararın olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bursa 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/536 Esas sayılı menfi tespit dosyasında, davalının, asıl alacaklı olduğu miktarın 8562,09 TL olduğu ve verilen kararın Yargıtay 19. Hukuk Dairesince incelenerek 30/03/2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla davalı alacaklının 100.000 TL bedelli bono sebebiyle 91.507,98 TL üzerinden takip başlattığı bu miktarın 8562,09 TL dışında kalan kısmı yönünden davalının takip başlatmasında haksız olduğu sabit olup ticari ilişkinin mal alım satımından kaynaklandığı davalının alacağın varlığı ve miktarının bilebilecek durumda olduğu, alacağın likit olduğundan 82.945,89 TL üzerinden takip başlatmasında haksız ve kötü niyetli olduğu sabittir.
Davalının alacağının 8562,09 Tl olduğu halde 100.000 TL bedelli bono sebebiyle 91.507,98 TL üzerinden takip başlattığı, bonoya dayalı kambiyo senedine özgü takiplerde imzaya itiraz edilmediği ve borcun ödenmediği takdirde takibin kesinleştiğinden, davalının icra takibinde hak arama özgürlüğü, yasal yollara başvurma iddiasının TMK' nı 2. Maddesi uyarınca dürüstlük kuralı gereği hakkın açıkça kötüye kullanımı niteliğinde olup yapılan haksız ve kötü niyetli takip sebebiyle meydana gelebilecek zararlardan davalı sorumludur.
Bursa 15 İcra Müdürlüğü 2011/... E sayılı dosyanda taşınmazın 13/02/2012 tarihindeki değerinin bilirkişilerce 300.000,00 TL olarak tespit edildiği ve değere karşı da itiraz edilmediğinden, bu değerin tarafları bağlayacağından bahisle, 300.000,00 TL taşınmaz değerinden, satış bedeli olan 123.000,00 TL nin mahsubu ile kalan 177.000,00 TL bedel üzerinde, kıymet takdirine itirazda bulunulmadığı, icra takibinde belirlenen bedelin benimsendiği, taşınmazın satış tarihindeki değeri yeniden belirlenerek zararın hüküm altına alınamayacağı (Yargıtay 4 HD 2012/6189 E-2013/7249 K sayılı ilam) göz önüne alındığında, doğrudan zarar kapsamında değerlendirilecek, taşınmazın gerçek bedelinden daha düşük bir bedelle satılmış olması nedeniyle uğranılan zararın, kıymet takdirinde belirlenen bedel ile satış bedeli arasındaki fark olan 177.000 TL yi talep edebileceği bu miktar yönünden haksız fiil sebebiyle 22/10/2012 tarihinden itibaren yasal faizi işletilerek karar verilmiştir.
Davacı tarafın manevi tazminat talebi yönünden, istinaf ilamı doğrultusunda, haciz yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötüniyetli ve ağır kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz.Somut davada, taraflar arasındaki hukuki ilişki itibariyle davalının, davaya konu haciz işleminde kötüniyetli ve ağır kusurlu olduğundan söz edilemesine olanak bulunmamaktadır. Bu itibarla manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafın haksız tahliye sonucu satışa konu taşınmazın kira bedellerinin tahsili talebi yönünden davacı şirketin iştigal konusu, satış sonucu tahliye edilen taşınmazın konumu, büyüklüğü ve davacı şirketin iştigal konusu itibarıyla iş yerinde bulunduracağı makina, teçhizat vs üzerinde durularak, davacının ticari faaliyetini sürdürmek için kiralayıp taşındığı taşınmazların da konumu ve büyüklüğü göz önüne alınarak davacı şirket için uygun olup olmadığı, 01/11/2013 tarihinden, dava tarihine kadar ödenmesi gereken kira bedelinin tespiti hususunda bilirkişi heyetinin 06/06/2023 tarihli ek raporun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğundan bu rapora itibar edilerek 01/11/2013 tarihinden dava tarihi olan 13/06/2017 tarihine kadar yapılan " 01/11/2013 - 01/11/2014 tarihleri arası kira bedeli 2.500,00 x 12 = 30.000,00.-TL 01/11/2014 - 01/11/2015 tarihleri arası on iki aylık ortalama 2.692,50 x 12 = 32.310,00.-TL 01/11/2015 - 01/11/2016 tarihleri arası on iki aylık ortalama 2.905,21 x 12 = 34.862,52.-TL 01/11/2016 - 01/06/2017 tarihleri arası on iki aylık ortalama 3.187,02 x 7 = 22.309,14.-TL01/06/2017 - 13/06/2017 tarihleri arası 13 gün 3.187,02 x 13/31 = 1.336,49.-TL" bu miktarlar kabul edilmiştir.
Diğer yandan TBK 52. Maddesi uyarınca %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak 01/11/2013 tarihinden dava tarihi olan 13/06/2017 tarihine kadar toplam 120.818,15 TL kira bedeli alacağından %20 indirim uygulanarak 96.654,52 TL davacının haksız haciz sebebiyle kira alacağı talep edebileceği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafından eldeki davanın kısmi dava olarak açıldığı 07/11/2018 tarihinde 83.265 TL olarak kira bedeli alacağını ıslah ettiği, yargılama sırasında 03/04/2023 tarihinde ikinci defa 116.363,40 TL olarak kira bedeli alacağını ıslah ettiği anlaşılmaktadır.
HMK 176/2 maddesi;Aynı davada,taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.
Bu durumda davacının kira bedeli alacağı talebinin ilk ıslah dilekçesinde talep edilen 83.265 TL kısmı yönünden kabulü ile temerrüt tarihleri olan kira bedelinin alacağının, 30.000 TL kısmının 01/11/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 32.310 TL kısmının 01/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, 20.955 TL kısmını 01/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte karar vermek gerekmiş bakiye kira alacağı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davanın kısmen KABUL, kısmen REDDİ ile,
A)177.000,00TL taşınmaz satış sebebiyle uğranılan zarara ilişkin alacağın 22/10/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
B)83.265 TL toplam kira bedelinin alacağının, 30.000 TL kısmının 01/11/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, 32.310 TL kısmının 01/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, 20.955 TL kısmını 01/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
C-Davacı tarafın fazla kira bedeli alacağı ve manevi tazminata yönelik alacak taleplerinin ayrı ayrı reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 17.778,70 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 1.451,59 TL'nin ve ıslah harcı olarak alınan toplam 5.009,91 TL'nin mahsubu ile bakiye 11.317,20 TL nispi karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan bilirkişi gideri 8000 TL, posta, talimat ve tebligat gideri 659,30 olmak üzere toplam 8.659,30 TL yargılama giderinden kabul ve red oranlarına göre hesaplanan 6.863,47 TL yargılama gideri ve 1.451,59 TL peşin harç, 5.009,91 TL ıslah harcı toplamı olmak üzere toplam 13.324,97 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri davanın kabul red oranına göre hesaplandığında cüzi miktar olduğundan takdiren davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 39.437,10 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 10.895,68TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-HMK'nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.13/07/2023
Katip ...
¸E-imzalıdır.
Hakim ...
¸E-imzalıdır.
Güvenli elektronik imza ile onaylanmıştır.
Aslının aynı olduğu tasdik olunur.
Katip ...
¸E-imzalıdır.