TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/
KARAR NO : 2025/
HAKİM :
KATİP :
DAVACILAR:1-
2-
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/06/2023
KARAR TARİHİ : 25/02/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 03/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili şirket tarafından, karşı tarafla yapılan bayilik anlaşması kapsamında karşı tarafa verilen ... şubesinin 31.05.2021 tarihli ... nolu 1.000.000,00 TL bedelli ve 30.05.2022 tarihli ... teminat süre uzatımlı teminat mektubu nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ile mektup iadesine karar verilmesini, müvekkili şirketin, ... Müh. .. A.Ş. 30 yılı aşkın süredir başta ... ve ... olmak üzere grup şirketleriyle birlikte ısıtma ve soğutma sistemleri, satış ve pazarlaması yaptığını, yıllar içinde çeşitli markaların ... ve ... Distribütörlüğünü yapmış bilinirliği olan bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin ... A.Ş. Ana firma olan ...'nun grup şirketlerinden bir diğeri olup ortaklık yapılarının benzer olduğunu, benzer yapılanma içinde olan 8 ayrı şirketle ... çatısı altında ... genelinde faaliyet yürütülen bir iş organizasyonu söz konusu olduğunu, her iki müvekkili şirketin, ısıtma sistemlerinde hali hazırda ... markaların ürünlerini soğutma sistemlerinde ise, ... markaların ürünlerin bayiiliğini ve hatta ... Distribütörlüğünü yaptığını, davalı tarafın markasının da bayiliğini müvekkili şirketlerin ayrı ayrı yapmış ve ticari ilişki sona ermiş olduğunu, ... ile davalı taraf arasında ticari faaliyet sona ermiş olup taraflar arasında alacak borç ilişkisi kalmadığını, müvekkili şirketin, kombi sektöründe bilinen bir şirket olması nedeniyle davalı tarafla 2019 yılı içinde yapılan bayilik anlaşması kapsamında taraflar arasında yazılı bir sözleşme yapılmasına gerek dahi duyulmadığını, ancak ticari ilişki içindeki riskler bayilik sözleşmelerinde alışa gelmiş olan nakte çevrilmemesi yönünde ihtiyati tedbir de talep ettiklerini teminat mektubunun davalı tarafa teslim edildiğini, taraflar arasındaki ticari faaliyetin 2021 yıl sonu itibariyle sona erdiğini, ticari faaliyetin sona ermesine rağmen davalı tarafça vade farklı faturası kesildiğini ve müvekkili şirket tarafından iş bu vade farkı faturasının bir kısmı kabul edilerek bir kısmı için hizmet bedeli faturası ve satış prim faturası tanzim edilerek taraflar arasındaki cari hesabın sıfırlandığını, ibraz ekte ibraz ettikleri ve davalı tarafça müvekkili şirkete gönderilen 18/04/2022 tarihli e posta ve ekinde "müşteri cari hesap 0,00 TL" olarak bildirildiğini, 2023 yılına ilişkin cari hesap ekstresinde de 29.837,90 TL. olduğu görülecek olup bu hesap hareketleri kombi satışından kaynaklı olmadığını, davalı tarafın, ... ilindeki faaliyetleri için müvekkili şirket
adına kayıtlı işyerini kiralamış olup kira bedeli ödemeleri olarak yapılan ödemeler olduğunu, ancak tarafların ticari faaliyeti sona erip karşı taraftan kira bedelinde artış talep edilmesi üzerine davalı tarafın, müvekkili şirket adına kayıtlı taşınmazı tahliye etmiş böylece taraflar arasında kiralayan-kiracı ilişkisinin de sona erdiğini, Taraflar arasındaki ticari ilişki, herhangi bir ihtilafa konu olmaksızın sona erdiği için müvekkili şirketin teminat mektubunun uzatılmış süresi olan 30.05.2023 tarihi itibarıyla teminat mektubunun iadesi beklenirken davalı tarafın 23.05.2023 tarihi itibarıyla teminat mektubunu ... Bankası ... şubesine ibraz ederek nakde çevrilmesi talebinde bulunulduğunun öğrenildiğini, bunun üzerine; ... 3. Asliye Ticaret Mah. 2023/ D. İş sayılı dosyası ile ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuş ve ilgili mahkemece talebin kabulü ile teminat mukabilinde teminat mektuplarının nakde çevrilmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiğini, Davalı tarafın İhtiyati Tedbir kararı verilmesinin akabinde ... 10. Noterliğinin 24.05.2023 tarihli yevmiye sayılı ihtarı ile gerek ... olarak kabul ettiği müvekkili şirket ve diğer davacı şirket olan ... muhatap gösterilerek vade farkı olarak 1.287.143,21 TL. nin ödenmesini ihtar ettiğini, işbu ihtara ... 69. Noterliğinin 26.05.2023 tarihli yevmiye sayılı ihtarı ile cevap verilerek vade farkı faturası ve alacak iddiasının kabul edilmediği ve teminat mektubunun iadesinin gerektiğinin cevaben ve ihtaren bildirildiğini, ... ile davalı taraf arasında ticari faaliyet sona ermiş olup taraflar arasında alacak borç ilişkisi kalmadığını, Grup şirketi olan ... 2019 yılından itibaren bayilik sözleşmesi kapsamında ticari faaliyetine başlanıldığını, taraflar arasında yazılı sözleşme akdedilmiş olmasına rağmen müvekkili şirkete bir örneğinin hiçbir aşamada verilmediğinden dilekçe ekinde imzaların tamamlanmadığı bayi unvanının yazılı olmadığı matbu hali ibraz edilmiş olup müvekkili şirket tarafından imzalanan sözleşmenin, bu format olduğunu, Ekli cari hesap ekstrelerinde görüleceği üzere; taraflar arasındaki ticari faaliyetin 2023 yıl itibarıyla sona erdiğini, Ticari faaliyetin sona ermesine rağmen aleyhine tedbir olunanca 22.05.2023 tarihli 1.287.143,21 TL bedelli vade farkı temel faturasının tanzim edildiğini, Müvekkili şirket tarafından işbu vade farkı faturasının kabul edilmeyerek temel fatura olması hasebiyle derhal 22.05.2023 tarihli 1.287.143,21 TL bedelli vade farkına konu iade faturası tanzim edilerek sistem üzerinden aleyhine tespit olunana gönderildiğini, (İadeye Konu Fatura ) ardından ise Üsküdar 10. Noterliğinin 25.05.2023 tarihli yevmiye sayılı ihtarı ile vade faturasına ve alacak iddiasının kabul edilmediği müvekkili şirket tarafından tanzim edilen faturanın kayıtlara alınması gerektiği hususunun ihtaren bildirildiğini, Davalı tarafın, müvekkili şirket tarafından Üsküdar 10. Noterliğinin 25.05.2023 tarihli yevmiye sayılı ihtarına, ... 10. Noterliğinin 31.05.2023 tarihli yevmiye sayılı ihtarı ile cevap vererek vade farkı alacağının ödenmesini ve ilgili faturanın kayıtlara alınmasını ihtar etmişse de davalı tarafın işbu ihtardaki alacak iddiası kabul edilmemiş ve bu durum da her iki müvekkilin keşidecisi olduğu ... 69. Noterliğinin 01.06.2023 tarihli yevmiye sayılı ihtarı ile cevaben ve ihtaren bildirildiğini, Davalı tarafın, ticari faaliyetin bitmiş olmasına rağmen hiçbir hukuksal ve haklı dayanak olmaksızın vade farkı faturası düzenleyerek diğer müvekkili şirket ... tarafından verilmiş teminat mektubunu nakde çevirmek için çaba içine girdiğini, zira davalı taraf ile müvekkili şirket ... arasında 2021 yılında ekte sundukları ve ... riskleri yönünden imza edilmiş garanti sözleşmesini kullanılmak istendiğini, sözleşmenin konusunun, ... firmasının, ... firmasının borç ve risklerine ilişkin garantörlüğünü düzenlemekte olup tanzim yılının 2021 olduğunu, sözleşmede, garantörlüğün süreye bağlı olmadığı belirtilmişse de esasen kefalet sözleşmesi mahiyetindeki bu sözleşmenin süresinin ve tutarının tereddüde mahal bırakmayacak şekilde düzenlenmesi gerekirken yapılmamış olması işbu sözleşmeyi geçersiz kıldığını, somut uyuşmazlıkta; karşı taraf bir vade faturası tanzim etmiş olup fatura muhteviyatının da denetlenebilir olmadığını, neye göre hangi oranla, hangi süreyle vade faturası tanzim edildiğinin belli olmadığını, vade faturasına konu taraflar arasında bir mutabakatın da söz konusu olmadığını, davalı tarafça müvekkili şirkete gönderilen 13.01.2023 tarihli e posta ve ekinde 11.01.2023 tarihli cari hesap mutabakatı belgesiyle 31.12.2022 tarihi itibarıyla borç bakiyesi olarak 22.112,00 TL bildirildiğini ve müvekkili şirket tarafından bu bakiyenin kabul edildiğini, 2023 cari hesap ekstresinde görüleceği üzere devreden bu bakiyenin dahil tüm cari hesap bakiyesinin kapatıldığını, hal böyle iken müvekkili şirket kabulünde olmayan, dayanağı olmayan, haklı gerekçesi olmayan sözde vade farkı faturası tanzim ederek müvekkili şirketi borçlandırmaya çalışmak bu yolla da diğer müvekkili şirket ... tarafından verilmiş teminat mektubunu nakde çevirmeye çalışmak ve de alacak iddiasında bulunmanın dürüstlük kurallarıyla bağdaşmadığını, teminat mektubu ve cari ilişki nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve mektup asıllarının iadesi talepli dava şartı arabuluculuk başvurusu yapılmış olup ... Arabuluculuk Bürosunun 2023/ sayılı dosyası ile arabuluculuk süreci anlaşamama olarak sonlandırılmış olup son tutanak tanzim edildiğini, davalı tarafça yaşatılan tüm bu olumsuzluklara rağmen müvekkili şirketlerden ... yetkilisi tarafından ihtilafın çözümlenmesi konulu 29.05.2023 tarihli davalı şirket yöneticilerine gönderilen e postaya da bir karşılık verilmemiş olup müvekkili şirket basiretli tacir olmanın gereklerini yerine getirdiğini, müvekkili şirket tarafından, karşı tarafla yapılan bayilik anlaşması kapsamında karşı tarafa verilen ... Şubesinin 31.05.2021 tarihli ... numaralı 1.000.000,00-TL bedelli ve 30.05.2022 tarihli ... teminat süre uzatımlı teminat mektubu nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ile mektup iadesine karar verilmesini talep ettiğini,açıklanan nedenlerle ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; müvekkili şirket tarafından, davalı tarafla yapılan bayilik anlaşması kapsamında karşı tarafa verilen ... Şubesinin 31.05.2021 tarihli ... numaralı 1.000.000,00-TL bedelli ve 30.05.2022 tarihli ... teminat süre uzatımlı teminat mektubunun nakde çevrilmemesi yönünde HMK 389. Maddesi uyarınca verilen ihtiyati tedbir kararının devamına, Davacılar yönünden gerek cari hesap gerekse ... Şubesinin 31.05.2021 tarihli ... numaralı 1.000.000,00-TL. bedelli ve 30.05.2022 tarihli ... teminat süre uzatımlı teminat mektubu yönünden borçlu olmadıklarının tespitine, ... Şubesinin 31.05.2021 tarihli numaralı 1.000.000,00-TL bedelli ve 30.05.2022 tarihli ... teminat süre uzatımlı teminat mektubu asıllarının iadesine,
yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacılar tarafından dava açılmadan önce ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/ D. İş sayılı dosyası ile ihtiyati tedbir talebinde bulunulmuş olu HMK 397. Maddesi uyarınca huzurdaki dava süresinde açılmamıştır. öncelikle bu nedenle ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ve her halukarda davanın reddine karar verilmesini, 6100 sayılı HMK' nun "İhtiyati tedbiri tamamlayan işlemler" başlıklı 397.maddesinde aynen; "(1) İhtiyati tedbir kararı dava açılmasından önce verilmişse, tedbir talep eden, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve dava açtığına ilişkin evrakı, kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurtmak ve karşılığında bir belge almak zorundadır. Aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar" dendiğini, bu nedenle de huzurdaki davanın süresinde açılmadığını beyanla öncelikle ihtiyati tedbir kararının bu nedenle kaldırılmasına, Mahkemece aksine kanaat getirilmesi halinde, aşağıda açıklayacakları hususlar uyarınca ihtiyati tedbir kararının haksız ve mesnetsiz olması nedeniyle kaldırılmasına, her halükarda haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacıların borçlu olmadıklarının tespitine ve teminat mektuplarının iadesine yönelik dava konusu talepleri haksız ve mesnetsiz olup davacıların haksız ve mesnetsiz davasının reddine karar verilmesini talep ettiklerini,
Somut olayda müvekkili şirket tarafından, 2022 yılı içerisinde ... tarafından süresinde ödenmeyen faturalara istinaden vade farkı faturası düzenlenmiş olup düzenlenen işbu faturaların hukuka ve ... ile müvekkili şirket arasındaki 2022 yılına ilişkin imzalanan Bayilik Sözleşmesi hükümlerine uygun olduğunu, dolayısıyla müvekkili şirketin 1.287.143,21 TL tutarında vade farkı alacağı bulunmakta olup müvekkili şirketin gerek ... firması ile 2022 yılı için imzaladığı Bayilik Sözleşmesi gerekse ... firması ile imzalamış olduğu ve ... firmasının ... sıfatıyla ...'ın tüm borçlarından sorumlu olmayı üstlendiği Garanti ve Üçüncü Kişinin Fiilini Üstlenme Sözleşmesi uyarınca, davacıların işbu tutardan sorumlu olduklarını, bu nedenle de haksız ve mesnetsiz taleplerinin ve huzurdaki davanın reddinin gerektiğini, ... ve ... arasında 2022 yılı için imzalanan bayilik sözleşmesi'nde vade farkı uygulanacağı açıkça düzenlendiğini, dolayısıyla müvekkili şirketin vade farkı talepleri sözleşmeye ve hukuka uygun olup davacıların vade farkı faturasına ve müvekkil şirketin vade farkı alacağına yönelik itirazları haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirket ile ... arasında 2022 yılına ilişkin düzenlenen Bayilik Sözleşmesi’nin 8.3.maddesinde; "Bayi tarafından sipariş edilecek ürünlerin bedelleri, ilgili siparişe ilişkin ... tarafından düzenlenecek faturanın BAYİ' ye tebliğinden itibaren en geç 25 gün içerisinde Bayi tarafından çek, kredi kartı, havale, eft veya DBS (Doğrudan Borçlanma Sistemi) ile ödenecektir." denildiğini, Yine aynı Sözleşme'nin 10.3.maddesinde açıkça “Herhangi bir neden ile ödenmeyen/ geciktirilen ödemelerde aylık % 5 vade farkı uygulanır. Nakit dışı ödeme araçlarında da anlaşılan vadede ödeme yapılmaması halinde tahsil edilemeyen tutara işbu vade farkı uygulanacaktır. Vade farkı için ayrıca fatura düzenlenerek ...’un cari hesaba alacak kaydetme hakkı vardır. Taraflar, Sözleşme süresince karşılıklı yazılı mutabakat ile vade farkı oranını diledikleri zaman değiştirme hakkına sahip olacaklardır.” dendiğini, dolayısıyla basiretli birer tacir olarak taraflar arasında düzenlenen Sözleşme’de açıkça vade farkına ilişkin düzenleme bulunduğu, müvekkili şirketin ... tarafından vadesinde ödenmeyen faturalara istinaden vade farkı talep etme hakkı olduğunu, vade farkı oranının Sözleşme’de açıkça belirtildiği açık olup, ... da basiretli bir tacir olarak hangi faturaları vadesinde ödemediğini, ne kadar süre geç ödediğini bilebilecek durumunda olduğunu, ...'ın yerleşik içtihatları ile de kabul edildiği üzere, "Vade farkının sözleşmede kararlaştırıldığı ya da sonradan sürekli uygulama nedeniyle sözleşmenin bir unsuru kabul edildiği durumlarda alacaklı bu yöndeki istemini doğrudan sözleşmeye dayandıracaktır". (... Kurulu’nun 24.09.2003 gün ve 2003/- E.- 2003/ K.; 28.04.2004 gün ve 2004/- E. - 2004/ K.; 06.10.2004 gün ve 2004/- E. - 2004/ K.; 28.02.2018 gün ve 2017/ E- 2018/ K. sayılı ilamları), somut olayda taraflar arasındaki sözleşme'de açıkça vade farkına ilişkin düzenleme bulunduğunu, dolayısıyla işbu düzenleme uyarınca müvekkili şirketin vade farkına ilişkin alacağının sözleşmeye dayandığı, sözleşmeden kaynaklı bir alacak olduğunu, bu nedenle de davacıların vade farkı faturasına yönelik itirazlarının da haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkil şirket ile davacı ... firması arasında 2021 yılında süresiz olarak imzalanan garanti ve üçüncü kişinin fiilini üstlenme sözleşmesi uyarınca ... firmasının da müvekkil şirkete karşı ...' ın vade farkı borçlarından sorumlu olduğu ve hatta garantörlük sıfatı nedeniyle üçüncü kişiye ait def’ileri ileri sürme hakkının da bulunmadığı açık olduğunu, basiretli bir tacir olarak ... firması tarafından süresiz olarak imzalanan işbu Garanti ve Üçüncü Kişinin Fiilini Üstlenme Sözleşmesinde; ... olarak ..., Sözleşmede detaylı olarak belirtilen ...’ un ... ile olan ticari ilişkisi uyarınca her türlü taleplerini, her türlü ödemeleri, ...’un ödemelerini alamaması nedeniyle uğrayacağı zararları, faiz ve fer’ilere ilişkin taleplerini, herhangi bir mahkeme kararı alınmaksızın ilk yazılı talepte karşılayacağını, karşılamadığı halde oluşacak doğrudan masraf ve gecikmeden de sorumlu olduğunu gayrikabili rücu ve ilgili sözleşme(ler)in geçerliliğinden ve hükümlerini doğurmamasından bağımsız, koşulsuz ve şartsız, TBK 128 kapsamında üçüncü kişinin fiilini taahhüt şeklinde kendi adına taahhüt ve garanti ettiğini, yine ... ..., işbu Sözleşmede bu garanti taahhüdünün bağımsız bir taahhüt olduğunu, ... ile ... arasındaki hukuki ihtilafları dikkate almaksızın, ...’ ün ...’tan ve/veya herhangi bir başka makamdan onay alınmaksızın, ...’un talebini takip eden 24 saat içerisinde ödemeyi kabul ettiğini, müvekkili şirket tarafından Muhatap ... ve ... sıfatıyla da ... firmalarına ... 10. Noterliği' nin 24.05.2023 tarihli yevmiye no.lu ihtarnamesi gönderilerek 24 saat içerisinde ödeme yapılmasını da talep etiklerini, ayrıca ... firması ile imzalanan Garanti ve Üçüncü Kişinin Fiilini Üstlenme Sözleşmesi’nin 4.maddesinde de; “... tarafından ...’a verilmiş ve verilecek tüm teminatlar, ...’ ün ya da ...’ ın borçlarının ödenmemesi halinde ... tarafından kullanılabilir/mahsup edilebilir/gayri nakdi teminatlar paraya çevrilebilir; ..., bu teminatların ...’ ın borçları için de kullanılmasını/mahsup edilmesini/gayri nakdi teminatların paraya çevrilmesini kabul eder.” denildiğini, somut olayda müvekkili şirket ile ... firması arasında 2021 yılında Garanti ve Üçüncü Kişinin Fiilini Üstlenme Sözleşmesi imzalandığı, dava konusu 31.05.2021 tarihli ... numaralı ve işbu teminat mektubunun süresinin uzatılmasına yönelik 30.05.2022 tarihli ... teminat süre uzatımlı teminat mektubunun işbu Garanti ve Üçüncü Kişinin Fiilini Üstlenme Sözleşmesi uyarınca ...' ın müvekkili şirket ...'a olan tüm borçlarını kapsadığı ve bunların teminatı olarak da verildiğini, dolayısıyla davacı ... firmasının borçlu olmadığına dair taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacılardan ...'nun müvekkili şirket ile imzaladığı garanti ve üçüncü kişinin fiilini üstlenme sözleşmesinin geçersiz olduğuna dair iddialarının açıkça hukuka ve içtihatlara aykırılık teşkil ettiğini, dava dilekçesinde; "Sözleşmede, garantörlüğün süreye bağlı olmadığı belirtilmişse de esasen kefalet sözleşmesi mahiyetindeki bu sözleşmenin süresinin ve tutarının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde düzenlenmesi gerekirken yapılmamış olması işbu sözleşmeyi geçersiz kılmaktadır" denmek suretiyle müvekkili şirket ... ile ... arasında imzalanan Garanti ve Üçüncü Kişinin Fiilini Üstlenme Sözleşmesi' nin kefalet sözleşmesi mahiyetinde olduğuna ve süre ve tutarın belirtilmemesi nedeniyle de geçersiz olduğuna dair iddiaların aşağıda ayrıntılı olarak açıklanan hususlar uyarınca asılsız ve mesnetsiz olduğunu, ... Kurulu' nun 23.5.2019 tarihli 2017/ E. ve 2019/ K. sayılı kararında ve ... İçtihadı Birleştirme Kurulu' nun 11.6.1969 tarihli ve 1969/... sayılı kararından bu yana yerleşik içtihatlarda; "Garanti Sözleşmesi, Mülga 818 sayılı B.K.'nın 110. maddesinde düzenlenmiş olup, bu sözleşmeler herhangi bir şekle tabi tutulmadığı gibi, verilen garantinin belli bir limite bağlanmış olması da öngörülmemiştir. yine garanti akdinde teminat veren kişi, borçluya ait defileri alacaklıya karşı ileri sürebilme hakkına sahip olmadığı gibi kendisine borcu ödedikten sonra asıl borçluya rücu da tanınmış değildir. Bir tür üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğini taşıyan garanti sözleşmesindeki bağımsızlık ilkesi gereğince teminat verenin sorumluluğu asıl borcun geçerli oluşuna ve devamına da bağlı değildir. Bu itibarla, garanti veren kişinin sorumluluğu, kefalet veren kimsenin sorumluluğundan çok daha ağır koşullara tabi tutulmuştur. Garanti veren Bağımsız bir borç altına girmekte olup, bu yükümlülüğün bir başka borç ile ilgisi yoktur. ... (... 2001/- E. 2001/ K. sayılı ve 04/07/2001 tarihli kararı) ... Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “kefalet” ve “garanti” sözleşmelerinin nitelikleri ile aralarındaki farklar üzerinde durulmasında yarar bulunduğunu, Kefalet sözleşmesi somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 483. ilâ 503. maddeleri (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 581. ilâ 603. maddeleri) arasında düzenlendiğini, Garanti sözleşmesi ise Kanun tarafından düzenlenmemiş olmakla birlikte sadece belli bir garanti sözleşmesi türü olan “başkasının fiilini taahhüt” 818 sayılı BK’nın 110. (6098 sayılı TBK’nın 128.) maddesinde eksik bir şekilde hükme bağlandığını, ... Kurulunun 04.07.2001 tarihli ve 2001/- E, 2001/K. sayılı kararında da her iki sözleşme arasındaki temel farklar belirtildiğini, Öncelikle 818 sayılı BK’nın 484. maddesi gereğince kefalet sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına ve kefilin bu sözleşmede sorumlu olacağı miktarın gösterilmesine bağlıdır. 6098 sayılı TBK’nın 583/1. maddesi gereğince ise kefalet sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına ve ayrıca kefilin sorumlu olduğu azami miktar ile kefalet tarihinin kefilin kendi el yazısıyla yazılmasına bağlı olacağı düzenlendiğini, garanti sözleşmesinde ise şekil serbestisi geçerli olup, verilen garantinin belli bir limite bağlanmış olmasına da gerek olmadığını, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 389.maddesinde, “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.” denmek suretiyle ihtiyati tedbir kararı verilebilmesinin şartlarının açıkça sayıldığını, somut olayda Kanun maddesinde açıkça sayılı şartların oluşmadığını, dolayısıyla "yaklaşık ispat" şartının somut olayda gerçekleşmediği açık olup ihtiyati tedbirin şartları gerçekleşmediğinden ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini, öncelikle süre yönünden, aksine kanaat getirilmesi halinde ihtiyati tedbirin şartları oluşmadığından bahisle ihtiyati tedbirin devamına ilişkin kararın ve ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, her halukarda davacıların haksız ve mesnetsiz davasının reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davacılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Sözleşme, ticari defter ve bağlı kayıtlar, bilirkişi raporu, vs.
KANITLARIN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME :
Dava, davacı şirket tarafından davalı şirkete verilen ... Şubesinin 31/05/2021 tarihli 1.000.000,00-TL bedelli ve 30/05/2022 tarihli teminat süre uzatımlı teminat mektubu nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığının ilişkindir.Mahkememizce taraflar arasındaki alacak borç ilişkinin açıklığa kavuşturulması yönünden, davalıya ait ticari defter ve bağlı kayıtları üzerinde SMM bilirkişi tarafından bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir.Alınan 22/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda; yapılan incelemeler neticesinde; davacının davalıya borcunun olmadığını davalıya ait cari hesabın bakiye vermediğini iddia ettiğini, davalıya ait defterlere göre ise; davalının davacıdan 15.06.2023 Dava Tarihi itibariyle 1.287.142,64 TL alacağı olduğunun tespit edildiğini, aradaki farkın davalı tarafından davacı adına düzenlenmiş 22.05.2023 Tarihli nolu 1.287.143,21 TL tutarlı faturadan kaynaklandığını, davalı tarafından düzenlenmiş vade farkı faturası sözleşmeye göre değerlendirilip hesaplandığında 1.220.396,04 TL hesaplandığını, 31.03.2023 Tarihinde taraflar arasında yapılan mutabakata göre sözleşmeye uygun olarak hesabın kapatıldığı ve vade farkı faturasının bu tarihten sonra düzenlendiğinin tespit edildiğini, bu durumda vade farkı faturasının kabul edilip edilmeyeceğinin Mahkemenin takdirinde olduğunu bildirilmiştir.Mahkememizce; Davacıların ticari defterlerinin incelenmesi için ... Nöb. Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmasına karar verilmiştir.Talimat mahkemesince "Her ne kadar 08/07/2024 tarihli duruşmada talimat dosyasının bilirkişiden dönüşünün beklenilmesine, duruşmanın 17/09/2024 günü saat: 14:10'a bırakılmasına karar verilmesine karar verilmiş ise de, Mahkememizce düzenlenen 16/05/2024 tarihli Tensip Tutanağında davacı şirketlere ve davacı vekiline ibraz emri çıkarılmasına yönelik ara karar gereği ibraz emrinin çıkarıldığı, ancak süresinde mahkememize ibraz emri gereği ticari defter ve kayıtlarını sunmadıkları gibi yerini ve irtibata geçilecek kişi/kişileri bildirmedikleri anlaşılmakla" nedeniyle talimatın bila ikmal iade edildiği görüldü.Dava, davalı lehine düzenlenmiş teminat mektupları nedeni ile davacıların davalıya borçlu olmadığına ilişkin menfi tespit istemine ilişkindir.Davada ispat yükü, dava konusu teminat mektuplarının teminat altına aldığı bir alacağının olduğunu ispat bakımından davalıdadır.Davalı vekili, davacılardan ... Mühendislik Müşavirlik Isı Yalıtım Sistemleri İnş. Teks. Tur. Otom. İth. İhr. San. ve Tic. A.Ş. İle davalı arasındaki bayilik sözleşmesi kapsamında vade farkından ötürü .... A.Ş 'den , davalı şirketin alacaklı olduğunu , davacı 2022 yılı için imzalanan bayilik sözleşmesi'nde vade farkı uygulanacağı açıkça düzenlendiğini savunmuş, dolayısıyla teminat mektuplarının bu alacağın teminat olduğunu savunmuştur.Davalı defterlerine ilişkin alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, davalıya ait defterlere göre ; davalının davacıdan 15.06.2023 Dava Tarihi itibariyle 1.287.142,64 TL alacağı olduğunun tespit edildiğini, aradaki farkın davalı tarafından davacı adına düzenlenmiş 22.05.2023 Tarihli nolu 1.287.143,21 TL tutarlı faturadan kaynaklandığını, davalı tarafından düzenlenmiş vade farkı faturası sözleşmeye göre değerlendirilip hesaplandığında 1.220.396,04 TL hesaplandığını, 31.03.2023 Tarihinde taraflar arasında yapılan mutabakata göre sözleşmeye uygun olarak hesabın kapatıldığı ve vade farkı faturasının bu tarihten sonra düzenlendiğinin tespit edildiği belirtilmiş olup ;Davacı .... A.Ş ile davalı arasındaki bayilik sözleşmesinin 10.3.maddesinde “Herhangi bir neden ile ödenmeyen/ geciktirilen ödemelerde aylık % 5 vade farkı uygulanır. Nakit dışı ödeme araçlarında da anlaşılan vadede ödeme yapılmaması halinde tahsil edilemeyen tutara işbu vade farkı uygulanacaktır. Vade farkı için ayrıca fatura düzenlenerek ...’un cari hesaba alacak kaydetme hakkı vardır. Taraflar, Sözleşme süresince karşılıklı yazılı mutabakat ile vade farkı oranını diledikleri zaman değiştirme hakkına sahip olacaklardır.” şeklinde hüküm bulunduğu anlaşılmışsa da , davalının kendi ticari defterlerinde 31.03.2023 Tarihinde taraflar arasında yapılan mutabakata göre sözleşmeye uygun olarak hesabın kapatıldığı yönünde bulunan kaydın , davalının , sözleşmeden kaynaklanan vade farkı alacağından - tek taraflı- ' feragat' beyanı olarak kabul edilmesi gerektiği, dolayısıyla bu ticari defterdeki kaydın davalı aleyhine, davacılar lehine delil olacağı, bu kayıttan sonra 22.05.2023 Tarihli nolu 1.287.143,21 TL tutarlı faturadan dolayı ticari defterlerine alacak kaydetmesinin , davalının , davacı .... A.Ş Den alacak talep etmesini mümkün kılmadığı anlaşılmakla, bu nedenle de davacıların , dava konusu teminat mektupları nedeni ile davacıya borçlu olmadığına ilişkin davanın aşağıdaki şekilde kabulü gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere,
1-Davanın KABULÜ ile, dava konusu ... ... Şubesinden alınma 31/05/2021 tarihli ... nolu ve 1.000.000,00 TL bedelli teminat mektubu ( ve bu teminat mektubunun vadesinin 30/05/2023 uzatılmasına dair 31.05.2022 tarihli ... nolu ve 1.000.000,00 TL bedelli süre uzatımlı teminat mektubu) nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE,
2-Harçlar yasası gereği alınması gereken 68.310,00-TL harçtan peşin alınan 17.077,50-TL harcın mahsubu ile bakiye 51.232,50-TL harcın davalıdan tahsiline,
3-755 sayılı Kanunun 23. Maddesi ile 6325 sayılı Kanunun 18/A-12-13 maddeleri uyarınca 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye ödenmesine,
4-Davacılar tarafından yapılan aşağıda dökümü yazılı 2.303,00-TL yargılama gideri ile peşin alınan 17.077,50-TL harcın davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
5-Davacılar yararına ölçümlenen 152.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
6-Karar kesinleştiğinde taraflarca yatıralan avansın kullanılmayan kısmının HMK 333.md.uyarınca yatıranlarına iadesine,
Taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... olmak üzere karar verildi.25/02/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır