TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2024/
KARAR NO: 2025/
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ: Av.
DAVALILAR:1-
2-
VEKİLİ: Av.
DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)
DAVA TARİHİ: 11/08/2023
KARAR TARİHİ: 20/05/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 28/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA VE SAVUNMA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili şirket tarafından Kasko Sigorta Poliçesi ile sigorta edilen ... plaka sayılı aracın, ... ... Dış Ticaret Ltd. Şti.'nin maliki ve ...'ın sürücüsü olduğu ... plaka sayılı aracın sebebiyet verdiği 01.05.2022 tarihli trafik kazası neticesi ağır şekilde hasarlandığını, mezkur olay ve hasarın meydana gelmesinde Kaza Tespit Tutanağından da anlaşıldığı üzere plaka sayılı araç sürücüsü ... tamamen kusurlu olup meydana gelen hasarın tamamından araç maliki ve sürücüsü sorumlu bulunduğunu, mezkur kaza nedeniyle sigortalı araç pert total kabul edilerek sigortalı araç için belirlenen 850.000,00-TL piyasa rayiç değeri 22.06.2022 tarihinde müvekkil şirket tarafından sigortalısına ödendiğini, sigortalı aracın sovtaj bedeli olan 382.500,00-TL ile plakalı aracın ZMMS poliçesinden tahsil edilen 50.000,00-TL'nin müddeabihten tenzili sonrasında müvekkil şirketin bakiye zararı 417.500,00-TL olarak devam etmekte olduğunu, mahkeme huzurundaki davadan önce sigortalısına ödenen hasar tazminatının rücuen tahsili hususunda karşı tarafa başvurulmuşsa da bu başvurularının sonuçsuz kaldığını, açıklanan ve mahkemece resen göz önünde bulundurulacak nedenlere binaen 417.500,00-TL rücuen tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiz, dava masrafları ve avukatlık ücretiyle birlikte davalı yandan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı tarafça, sigortalısına yapılan 417.500,00 TL ödeme nedeni ile açılan davada ... Asliye Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olduğunu, görev itirazımızın kabulü ile dosyanın görevli ve yetkili ... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, TTK hükümleri uyarınca, sigorta sözleşmesinden kaynaklanan davalarda TTK'nın 5/1 maddesi gereğince Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğunu, görevsizlik kararı verilmesini talep ettiklerini, açıklanan nedenlerle dosyanın görevli ve yetkili ... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini, Plakalı araçların sigorta poliçeleri ve hasar dosyalarının celbi hususunda sigorta şirketlerine müzekkere yazılmasını, plakalı aracın bakım ve yıllık araç muayene belgelerinin ve tramer kaydının celbini, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle kusur durumlarının tespitini, yargılama aşamasında yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda kusur durumunun tespitinden sonra tazminat taleplerinde kusur oranında indirim yapılmasına ve bu oranda davanın reddini, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tarafların karşılıklı beyan dilekçeleri, .... Esnaf ve Sanatkarlar Odası’na ve ... Ticaret ve Sanayi Odası’na yazılan müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ:
Dava, sigorta ödemesine dayanan tazminat istemine ilişkindir.Mahkememiz dosyasının ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/ esas 2024/ karar sayılı görevsizlik kararı ile mahkememiz esasına kaydedilmiş olduğu anlaşıldı.Eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 11/08/2023 tarihinden sonra, 29/04/2024 tarihinde açılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar.Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. ... İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.03.1944 Tarih E. , K. ... sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticarî dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur"hususu yer almaktadır.
Toplanan tüm deliller ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde açılan dava, davacı sigorta şirketinin kendi sigortalısına ''Kasko Sigorta Poliçesi'-Genişletilmiş Kasko'' kapsamında ödemiş olduğu hasar bedelinin TTK 'nın 1472. Maddesi kapsamında davalılardan rücu edilmesine dayalı alacak davasına ilişkindir.Davacı sigorta şirketinin işbu davayı kendi sigortalısının halefi olarak açtığı, TTK'nın 1472. Maddesinde düzenlenen halefiyetin, yasal, sınırlı ve cüz'i halefiyet niteliğinde olduğu, işbu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılacak olan davanın, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacısı tarafından açıldığı, TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder.Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücu davası,aslında bir tazminat davası olup, aynı zamanda şahsi nitelikte bir eda davasıdır.Sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsi ve rücuu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'i haleftir.Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanuni halefi olacağı, ilke olarak 31/03/1954 gün ve 1953/ E - 1954/ K. sayılı ... İçtihadı Birleştirme Kararı'nda da belirtilmiştir. ... gün ve 1970/ E. - 1972/ K. sayılı ... İçtihadı Birleştirme Kararı'nda da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücu davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise o hakka sahip olacağı vurgulanmış; sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def'ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği, Borçlar Kanunu'nun 44. maddesine(TBK m.52) de dayanabileceği; sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır.Davacı sigorta şirketi ve davalılar arasında sigorta ilişkisi bulunmadığı tespit edilmekle birlikte davacının sigortalısı adına kayıtlı aracın ... sistemi üzerinden yapılan kontrollerde hususi araç olduğu, davacının sigortalısı dava dışı Ayşe Şemsa İçil'in gerçek kişi ticari işletme kaydı, ortağı olduğu kollektif ve komandit şirket kaydının bulunmadığı, tek pay sahibi olduğu anonim şirket kaydının bulunmadığı, esnaf kaydının bulunduğu, davacının vergi kaydı olarak ta sadece kendine ait veya kiralanan gayrimenkulün kiralanması ve işletilmesine yönelik kaydın olduğu, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklı rücuen tazminat davası olduğu, davanın mutlak ya da nispi ticari davalardan olmadığı kanaatine varılarak davanın görev dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine, ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğuna, hükmün İstinaf kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde HMK’nın 21. ve 22. maddesi gereğince yargı yerinin belirlenmesi için derhal dosyanın ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.(Emsal mahiyette BAM 20. HD'nin 2023/ Esas 2023/ Karar sayılı ilamı, ... BAM 4. HD'nn 2022/ Esas 2022/ Karar sayılı ilamı da dikkate alınarak)
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere,
1-Davanın görev dava şartı noksanlığı sebebiyle, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin GÖREVLİ OLDUĞUNA,
2-Hükmün İstinaf kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde HMK’nın 21. ve 22. maddesi gereğince yargı yerinin belirlenmesi için derhal dosyanın ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine,
3-HMK'nın 331. Maddesine göre yargılamanın görevli mahkemede devam etmesi halinde yargılama giderlerin görevli ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesince takdirine, yargılamanın görevli mahkemede devam etmediği taktirde talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden yargılama giderlerinin tespiti ve hükmedilmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK’ nın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine ... açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 20/05/2025
Katip
¸E-imzalıdır.
Hakim
¸E-imzalıdır.