TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2025/
KARAR NO: 2025/
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ: Av.
DAVALI :
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 16/05/2025
KARAR TARİHİ: 31/10/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 21/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA VE SAVUNMA:
Davacı vekili dava dilekçesini özetle; müvekkili ..., kendisine ait ... plakalı ... marka aracı, ...’dan ...’ya naklettirmek amacıyla 02.05.2025 tarihinde ... ... isimli firma ile taşımacılık hizmeti için anlaşmaya varıldığı, bu hizmet karşılığında müvekkilinin 7.000,00 TL nakliye ücreti ödeyerek aracının emniyetli bir şekilde taşınmasını sağlamayı amaçladığı, ödeme şirket yetkilisi ... hesabına yatırıldığı, taşımacılık sırasında davalı firmanın ihmali ve gerekli emniyet tedbirlerini almaması sebebiyle taşıma aracının üst kat demirlerinin düşmesi sonucu müvekkilin aracının tavanı ve kapı direklerinde ciddi yapısal hasarlar meydana geldiği, davalı firma, ticari faaliyet yürüten ve araç taşımacılığı konusunda hizmet sunan profesyonel bir kuruluş olduğu, taşıma hizmeti sırasında, taşınan araca gelebilecek zararları önlemekle yükümlü olması nedeniyle gerek taşıyıcı araçta kullanılacak sabitleme ekipmanlarının sağlamlığı gerekse taşıma öncesi yük güvenliği kontrolü, davalı firmanın asli sorumluluğu altında olduğunu, somut olayda, vinç kasasında bulunan demirlerin yeterli şekilde sabitlenmediği, araç seyir halindeyken düşerek taşınan araca ciddi yapısal zarar verdiği, araçta oluşan hasar yalnızca kozmetik düzeyde olmayıp, aracın taşıyıcı tavan kısmı ile kapı direklerinde eğilme ve yapısal deformasyon meydana geldiği, bu tür bir yapısal hasarın onarım görmüş olması, aracın ikinci el piyasasında ciddi bir değer kaybına uğramasına yol açtığını, aracın değer kaybı, aracın kazasız ve orijinal parça niteliğini yitirmesinden kaynaklanan ve onarım ile giderilemeyen, kalıcı ekonomik bir zarar olduğundan bahisle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, taşımacının taşıma süresince taşınan eşyanın uğrayacağı zararlardan doğrudan sorumlu olduğunu düzenlendiği, Türk Borçlar Kanunu madde112 ve devamında düzenlenen borçlunun sorumluluk ilkesi uyarınca, taşıyıcının istihdam ettiği kişiler ya da kullandığı ekipman nedeniyle meydana gelen zararlardan da doğrudan sorumluluğunun mevcut olduğu, bu hususta şirket yöneticisi ve şoför konumunda olan ... ve ...'nın tespitini ve davaya davalı sıfatı ile eklenmesini, olayda davalının taşıma aracında gerekli güvenlik önlemlerini almaması, yük emniyetini sağlayamaması ve denetimsiz şekilde taşıma yapması nedeniyle açık bir ağır kusur bulunduğunu, bu nedenle davalının tazminat sorumluluğu doğduğu, zararının karşılanması amacıyla davalı firmaya defaten başvuruda bulunulduğu ancak herhangi bir olumlu yanıt alınamadığı, 02.02.2025 tarihli kaza neticesinde müvekkil adına kayıtlı ... plakalı aracın uğradığı hasara istinaden şimdilik fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 100,00 TL hasar onarım bedeli, 100,00 TL değer kaybı, 100,00 TL hak mahrumiyeti ödemesi olarak toplamda 300,00TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile tahsiline, davalılara ait taşınır taşınmaz mallar üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini taleple dava etmiştir.
DELİLLER:
Dava dilekçesi, görevsizlik kararı, yazılan müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ:
Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklı uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. ... 17. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 2025/ E. 2025/ K. Sayılı 16/07/2025 karar tarihli görevsizlik kararı ile mahkememize gönderilen dava dosyası mahkememiz esasına kaydedilmiş, dava dosyasında arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği tespit edilmiştir. Davacı vekiline 21/10/2025 tarihinde bu eksikliği gidermesi için kesin süre ihtarına içeren meşruhatlı davetiye tebliğ edilmiş, ancak uyap kayıtlarında yapılan incelemede davacı vekiline 26/10/2025 tarihi itibariyle davetiyenin yapılmış olduğu, davacı vekilinin verilen süre içinde mahkememize beyanda bulunmadığı, arabuluculuk tutatanağı sunmadığı anlaşılmıştır. TTK'nın 4/1. Maddesinde '' Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı isleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;a) Bu Kanunda,b)Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme isi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,c)11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlıgının veya isletmenin devralınması ile isletmelerin birleşmesi ve sekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diger tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 incimaddelerinde,d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diger yerlere iliskin özel hükümlerde,f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına finansal kurumlara ve ödünç para verme islerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./1.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı isi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari isletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.'' hükmü yer almaktadır.TTK'nın 5/A maddesinde ''Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.'' hükmü yer almaktadır.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulucuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. Fıkrasında ''Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.'' hükmü yer almaktadır.19/12/2018 tarihli Resmi Gazete yayınlanarak yürürlüğe giren Sayılı Yasa ile Değişik 6102 Sayılı TTK'nun 5.maddesine eklenen madde (3) Dava Şartı Arabuluculuk başlıklı, madde 5/A- (1) gereğince; bu kanunun 4.maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartıdır.Aynı yasa ile 6325 Sayılı Kanuna ek olarak getirilen Dava şartı Arabuluculuk başıklı madde 18/A-1-2 gereği; ''.... İlgili Kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir....'' başlıklı hükümleri uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak öngörülmüş olup; davanın mahiyeti ve yasa maddesi ile getirilen tarafların arabuluculuk yolu ile üzerinde müzakere edip anlaşmaları mümkün bulunan bir miktar alacağa ilişkin olması nedeni ile yasa hükümlerinin özü itibari ile arabuluculuğa tabi olması gerektiği mahkememizce değerlendirilmiş olup; davacı yanca arabuluculuk yoluna başvurulmaksızın iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmakla, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere,
1-Davanın TTK 4/1, 5/A, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A m. 2. f.,HMK 114/2, 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Kararın niteliği gereği davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... olmak üzere karar verildi.31/10/2025
Katip
¸E-imzalıdır.
Hakim
¸E-imzalıdır.