TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2025/
KARAR NO: 2025/
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI :
VEKİLİ: Av.
DAVALI :
DAVA: Elatmanın Önlenmesi (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 08/04/2025
KARAR TARİHİ: 09/04/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 30/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Elatmanın Önlenmesi (İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA VE SAVUNMA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkil şirket hakkında ... 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/ Esas sayılı dosyası ile verilen 11.09.2024 tarihli karar ile yönetim kayyumu atanmış olup tüm iş ve işlemler kayyum tarafından yerine getirildiğini, davalı, müvekkil şirketin %50 Pay oranına ve 725.000,00 TL Pay değerine sahip ortağı olup (Ek-2), davalının da dahil tüm ortaklarca 01.11.2024 tarihli 5 sayılı Yönetim Kararı ile dava konusu dava konusu taşınmazın kullanıma kapatılmasına karar verildiğini, müvekkil şirketin mülkiyetinde ve zilyetliğinde olan , ... / ... adresindeki taşınmaz ...’e 02.11.2024 tarihinde yediemin sıfatı ile teslim edildiğini, taraflarca imzalanan zimmet tutanağında tek taraflı beyanla 5 gün içerisinde taşınmazın teslim edilmesi kararlaştırıldığını, yeddi eminlik görevinin suistimal edilmesi ve taşınmazda suç niteliğinde olacak eylemlerde bulunulması gibi nedenlerle ... 33.Noterliğinin 12.12.2024 tarih ve yevmiye sayılı ihtarnamesi ile taşınmazın 5 gün içerisinde teslim edilmesi ihtar edildiğini, tebliğ edilmesine karşın 24.12.2024 tarihine kadar taşınmaz teslim edilmediğini, davalı tarafından herhangi bir gerekçe olmaksızın kendi yeddinde bulunan taşınmaz müvekkil şirkete iade edilmediğini, Şirket yönetimi tarafından aracın iadesi istenmesine karşın taşınmazı iade etmeyen davalı haksız bir şekilde dava konusu taşınmazı elinde tutmakta ve taşınmazdan faydalanmadığını, O kadar ki taşınmazı yüksek bedellerle kiraya vermeye çalıştığını, TMK.m.683/2 uyarınca dava konusu taşınmazın maliki olan müvekkil şirket mülkiyetinde olan taşınmazın haksız el atmanın önlenmesini talep etme hakkına sahip olduğunu, bu nedenlerle öncelikle, ...adresindeki taşınmazın tedbiren müvekkil şirkete teslim edilmesine, davanın kabulü ile müvekkil şirkete ait İkizce Mh. İkizce Sk. No:248B, ... / ... adresindeki taşınmaza müdahalenin men'ine ve müvekkil şirkete iadesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Dava dilekçesi, ekleri ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ:
Dava, dava konusu taşınmaza davalının haksız müdahalesinin men'i talepli el atmanın önlenmesi davasıdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar.Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.Toplanan tüm deliller ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde işbu dava dosyası her ne kadar Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmış ise de davalının tacir olmadığı, mahkememizce yapılan araştırmalar neticesinde dava konusu taşınmazın adresinin ... sınırları içerisinde bulunması ve taşınmazın vasfı da gözetilerek dava konusunun nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği dikkate alınarak davanın görev dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine, Mahkemelerin görev ve kesin yetki hususları kamu düzeni ile ilgili olduğundan, mahkemelerce her aşamada resen dikkate alınması gerekeceğinden (HMK nın 114,115. maddeler) davanın taşınmazın aynına ilişkin olduğu ve bu hallerde kesin yetki hususu da mahkememizce resen gözetilmiş,Davanın görev dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE ve YETKİSİZLİĞİNE, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna dair karar verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davanın görev dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE ve YETKİSİZLİĞİNE, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna,
2-HMKnun 20. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde talep halinde dosyanın ... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne gönderilmesine, talep olmadığı takdirde dosya üzerinden davanın açılmamış sayılmasına dair karar verilmesine,
3-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin görevli ve yetkili ... Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından değerlendirilmesine,
4-HMK'nın 331. Maddesine göre yargılamanın görevli mahkemede devam etmesi halinde yargılama giderlerin görevli ... Asliye Hukuk Mahkemesince taktirine, yargılamanın görevli mahkeme de devam etmediği taktirde talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden yargılama giderlerinin tespiti ve hükmedilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine ... açık olmak üzere verilen karar verildi. 09/04/2025
Katip ...
¸E-imzalıdır.
Hakim ...
¸E-imzalıdır.