TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2025/
KARAR NO: 2025/
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ: Av.
DAVALI : 1-
VEKİLİ: Av.
DAVALILAR:2-
3-
VEKİLİ: Av.
DAVA: Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 20/09/2024
KARAR TARİHİ: 24/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle : dava dışı ... T.A.Ş ile borçlu ... ... ve ... Tekstil San. Ve Tic. Ltd. Şti. Arasında imzalanan 1.250.000,00TL'lik genel kredi sözleşmesine dayalı borcun ödenmemesi sebebiyle ... 32.Noterliği'nin 15/12/2008 tarih ve yevmiye numaralı ihtarnamesiyle hesap kat ihtarı çekildiğini ve ... 7.Genel İcra Dairesi'nin 2024/ - (2021/) sayılı dosyasıyla ... ... ve ... Tekstil San. Ve Tic. Ltd. Şti adına takibe başlandığını, kat edilen borcun verilen süre içerisinde ödenmemesi üzerine; 12/10/2009 tarihinde ... 1.İcra Müdürlüğü'nün 2009/E.sayılı dosyasıyla borçlu ... ... ve ... Tekstil San. Ve Tic. Ltd. Şti aleyhine icra takibi başlatıldığını, işbu icra dosyasına dayanak olan alacağın 24/03/2011 tarihinde ... 32.Noterliği'nin yevmiye numaralı temlik sözleşmesiyle müvekkili şirkete temlik edildiğini, borcun tahsili amacı ile yapılan icra takibi ve icra takip işlemleri kapsamındaki harici tespitlerinde borçlunun borcun doğum tarihinden bu yana organik bağ bulunan kişiler üzerinden nam-ı müstear ilişkisi kurmak suretiyle alacaklılardan mal kaçırdıklarının, perdeli davalı şirket ve şahısları aracı kullanarak borcun ödenmesi yollarını engellediğinin tespit edildiğini, borçlunun nam-ı müstearları tarafından muvazaalı olarak işlemlerin yapıldığı ve alacaklarının bu şekilde önüne geçilerek tahsilini imkansızlaştırdıklarının taraflarınca yaklaşık olarak ispatlandığını, içtihatlar doğrultusunda davanın konusu gereği ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini, davalılar ve borçlu arasında organik bağ mevcut olduğunu, davaya konu borcun doğumundan ve borçlunun borca batık hale gelmesinden kısa bir süre sonra borçlu ... ...'ın borçlu şirketteki hisselerini muvazaalı bir şekilde dava dışı ... devrettiğini, pay devri karşılığında elde ettiği sermayeyi de çocukları üzerinden kurduğu nam-ı müstear şirkete aktardığını, davalı nam-ı müstear şirketi aile şirketi haline geldiğini, taraflar arasında muvazaalı işlemler yapılarak alacaklılardan mal kaçırma saikiyle hareket edildiğini, davalı şirketin borcun doğumundan sonra kurulduğunu, borçluların ticari faaliyetlerine işbu gidilen adreste devam ettiklerini beyan ederek borçluların kardeş/yapışık/paravan şirketi olan ... Yapı Dekorasyon İnşaat Otomotiv Oto Kiralama Sanayi Ticaret Limited Şirketi, ... ...'dan alacaklı olmaları sebebiyle, davaya konu edilen alacaklarının tahsilini teminen müvekkilinin finans şirketi olması da dikkate alınarak teminatsız olarak davalılar ... Yapı Dekorasyon İnşaat Otomotiv Oto Kiralama Sanayi Ticaret Limited Şirketi, ... (...) ve ...'ın menkul, gayrimenkul malları ile 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, aksi takdirde teminat oranının ölçülülük ilkesine uygun olarak belirlenmesini, tazminat alacaklarının tamamına dair talepleri dikkate alınarak teminat mukabilinde ihtiyati haciz kararı verilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000.000,00TL alacağın davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı tarafın muvazaa iddialarının soyut ve ispatlanamayan iddialar olup davanın reddinin gerektiğini, iddiaların tamamının soyut nitelikte olup davalılar arasında organik, hukuki, fiili bağ bulunup bulunmadığının tespitine yarar somut veri teşkil etmediğini, davacı tarafın sunduğu dava dilekçesi ekinde yer alan ... 3.Genel İcra Dairesi'nin 2024/... talimat sayılı dosyasında 22/07/2024 tarihli haciz tutanağında yer alan şirket yetkilisi ...'ın belirttiği üzere işbu davayla benzer iddialarda müvekkili aleyhine açılan muvazaa nedeniyle alacak davasının ... 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/09/2024 tarih ve 2022/E. - 2023/K. sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiğini, söz konusu kararda ... Hukuk Genel Kurulu'nun 14/06/2022 tarihli 2019/... Esas 2022/ Karar sayılı ilamında yer alan tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisine atıf yapıldığını, dava konusu icra dosyasına konu borcun 10 yıllın genel zamanaşımına uğradığından reddinin gerektiğini, müvekkillerinin paylarını devrederek şirket ortaklığının sona erdiği ve Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığı tarih dikkate alınarak TBK m. 202'de yer alan 2 yıllık hak düşürücü süre gerçekleşmiş olduğundan kabul anlamına gelmemekle birlikte iddia edilen borçlardan sorumlu tutulması mümkün olmadığından resen dikkate alınarak reddine karar verilmesini talep ettiklerini beyan ederek haksız ve hukuki mesnetten uzak, soyut, ispatlanamayan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER:
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, tarafların karşılıklı beyan-itiraz dilekçeleri, yazılan müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ:
7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'ya eklenen dava şartı olarak arabuluculuk başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Ticarî davalarda arabulucuya başvuru zorunluluğu getiren TTK m. 5/A(1) hükmü 28/03/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31 inci maddesiyle bu fıkrada yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiştir.01/09/2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun'un m. 31 hükmü ile değişik 6102 sayılı TTK m. 5/A hükmünün son hâli "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde olup, eldeki davanın 05/09/2024 tarihinde açılmış olması nedeniyle olayda uygulanması gereken hüküm budur.Bu yasal düzenleme gereğince konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir. Genel dava şartlarının düzenlendiği 6100 sayılı HMK m. 115 hükmünde; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için mahkemenin kesin süre vereceği; dava şartı noksanlığının, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği ifade edilmiştir. Ancak 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünde, kanun koyucu açık düzenleme yaparak arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur. Bu nedenlerle, 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünün özel ve emredici nitelikte olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK’nın sonradan tamamlanabilen dava şartlarına ilişkin m. 115 hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır.Dava, tüzel kişilik perdesinin aralanması nedenine dayalı alacak davasına ilişkindir.Dosya kapsamından, davanın 20/09/2024 tarihinde açıldığı, dava dilekçesinde davacı tarafça dava açılmadan önce arabulucuya başvurduğuna dair bir ibare bulunmadığı gibi, dava dilekçesine arabuluculuk tutanağının eklenmediği tespit edildiğinden,davacı tarafa arabuluculuk tutanağının sunulması amacıyla muhtıra çıkarılmış, davacı vekili 09/07/2025 tarihli beyan dilekçesiyle 02/07/2025 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair başvuru formunu sunduğu tespit edildiği, davacı tarafın zorunlu arabuluculuk süreci tamamlanmadan eldeki davayı açtığı anlaşılmakla birlikte davanın TTK 4/1, 5/A, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A m. 2. f.,HMK 114/2, 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere,
1-Davanın TTK 4/1, 5/A, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A m. 2. f.,HMK 114/2, 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE;
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 17.077,50 TL'den mahsubu ile artan 16.462,10 TL harcın davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
4-Davalılar vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-HMK'nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine,
Dair,taraf vekillerinin yüzüne karşı ,gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde mahkememize veya mahkememize iletilmek üzere herhangi bir nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesinde ... yoluna başvurma hakkı açık olmak üzere karar verildi. 24/11/2025
Katip
¸E-imzalıdır.
Hakim
¸E-imzalıdır.