TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2025/
KARAR NO: 2025/
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ: Av.
DAVALI :
VEKİLİ: Av.
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 19/03/2025
KARAR TARİHİ: 21/04/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 22/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle:Davalı ile Müvekkili arasında satım ilişkisi söz konusu olduğunu, bu satım ilişkisinden kaynaklı olarak fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile 178.910 TL ödenmediğini, cari hesap ekstresi de iddiaları doğruladığını, davanın görevli mahkemede açıldığını, zira, müvekkili bilanço esasına göre defter tuttuğundan görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğunda şüphe bulunmadığını, müvekkilinin bağlı bulunduğu vergi dairesi müdürlüğüne müzekkere gönderilmesi durumunda müvekkilinin bilanço esasına göre defter tuttuğu ispatlanacağını, dava dışı ... 4.Genel İcra Dairesinin 2024/ E.sayılı dosyasından 02.01.2025 tarihinde gerçekleştirilen haciz işleminde (Ek-3 Ödeme emri, takip talebi ve takibe dayanak çek sureti) borçlu tarafça hacze gelinen dosyaya ilişkin olarak protokolle (Ek-4 Davalı tarafça imzalanan 02.01.2025 tarihli, Protokol, belge ve muacceliyet sözleşmesi) birlikte bonolar verilmiş ve dava dışı ... 4.Genel İcra Dairesinin 2024/ E.sayılı dosyasına istinaden verilen bonolardan birinin vadesinde ödenmemesi üzerine ... 2. Genel İcra Dairesinin 2025/ E.sayılı dosyasıyla ... 4.Genel İcra Dairesinin 2024/ E.sayılı dosyasından tahsilatta tekerrür olmamak kaydı ile icra takibine geçildiğini, (Ek-5 Ödeme emri, takip talebi ve takibe dayanak belgeler) Davalı tarafça borcun ödenmesi için verilen bonolar davaya konu icra dosyası için verilmediğini, dava dışı icra dosyası için verildiğini, (Bu detay yukarıda ayrıntılı olarak açıklanmıştır) sayın mahkemece, icra dosyası kapak hesaplarının celp edilmesi durumunda da davalı tarafın borçlu olduğu tespit edileceğini, davalı tarafça, dava dışı icra dosyası olan dosyaya ilişkin olarak kısmi ödemeler yapılmış, dava dışı icra dosyalarından da ayrıca bakiye borcu bulunduğunu, davalı tarafça 02.01.2025 tarihli protokol, belge ve muacceliyet sözleşmesi gereğince, icra dosya borcu kayıtsız şartsız davalı tarafça kabul edildiğini, davalı tarafça, icra dosya borcunun kayıtsız şartsız kabul edilmesi nedeniyle sayın mahkemece araştırılacak başka bir husus bulunmadığını, davalı tarafça 02.01.2025 tarihli protokol, belge ve muacceliyet sözleşmesinden sonra davaya konu ... 1.Genel İcra Dairesinin 2025/ E.sayılı dosyasından başlatılan takipte ödeme emri 13.01.2025 tarihinde (borcun kayıtsız şartsız kabul edilmesinden sonra) tebliğ edilmiş; davalı taraf vekili aracılığıyla borca itiraz etmiş; bunun üzerine icra takibi müdürlükçe durdurulduğunu, bilindiği üzere, ikrar yargılamayı sona erdiren sebeplerden biridir. HMK'nun 188.maddesinde ''Tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez'' denilmek suretiyle borçlu tarafça kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren 02.01.2025 tarihli protokol, belge ve muacceliyet sözleşmesi ile açıklığa kavuşturulduğunu, davalı tarafça, muacceliyet sözleşmesine konu bonolara istinaden kısmi olarak ödemeler yapıldığından belgenin davalı şirket yetkilisi tarafından imzalandığında şüphe bulunmadığını, ticari davalarda zorunlu arabuluculuk müessesesinin dava şartı olması sebebiyle davalı borçlu ile arabulucu aracılığıyla görüşülmeye çalışılmış; ancak davalı borçlu ile anlaşılamaması nedeniyle anlaşamama tutanağı tanzim edildiğini, böylelikle dava şartı da yerine getirilmiş olduğunu, Sayın mahkemece sunulu belge üzerindeki imzanın davalı borçlu tarafından inkar edilmesi durumunda bilirkişi incelemesi yapılmasını, itiraz etmemesi durumunda sayın mahkemece ikrar niteliği taşımadığı düşüncesindeyse müvekkilinin ticari kayıtlarında yapılacak bilirkişi incelemesinde de alacaklı oldukları ispat edileceğini, yine, sayın mahkemece müvekkili ve davalı tarafın bağlı bulunduğu vergi dairesi müdürlüklerinde ba/bs formlarının celp edilmesini talep ettiklerini, BA/BS Formlarının celp edilmesi durumunda müvekkilin davaya konu malı sattığı (BS) davalı tarafın da davaya konu malı/malları aldığı (BA) formları ile de tespit edileceğini,bu nedenle, sayın mahkemeden ilgili vergi dairesi müdürlüklerine müzekkere gönderilmesini talep ettiklerini, davanın kabulü ile davalının ... 1. Genel İcra Müdürlüğü’nün 2025/ E.sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına; takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, takip miktarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiğini, davacı tarafından başlatılan icra takibindeki takip talebi ve ödeme emrinde borcun dayanağı açık ve anlaşılır şekilde yazılmadığını, davacı, takip talebinde borcun sebebini ''778.910,00 TL CARİ HESAP EKSTRESİ VE CARİ HESAP EKSTRESİNE KONU FATURALAR GEREĞİ ÖDENMEYEN BORÇ YEKÜNÜ 778.910,00 TL'' olarak göstermiş asıl alacağı ise 178.910TL olarak belirttiğini, müvekkili şirket ile davacı arasında yazılı yapılmış bir cari hesap sözleşmesi bulunmamakla; davacı tarafından takip talebinde dayanılan tek taraflı açık cari hesap ekstresinde ve ekinde sunulan faturalardan hangi faturaya dayanılarak alacak talep edildiği anlaşılamadığını, ... 3. Hukuk Dairesi'nin 08.02.2025 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 2024/ E, 2024/ K. ve 30.09.2024 tarihli kararında itirazın iptali davalarının takip talebi ile sıkı sıkıya bağlı olduğu ve takip talebinde dayanılan borç ve borcun sebebinin açıkça gösterilmemesinin usule aykırı olduğu belirtildiğini,davacı tarafından başlatılan icra takibinde,borcun sebebi açıkça anlaşılamadığından ve takip talebinin usule aykırı düzenlenmiş olması sebebiyle huzurdaki davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiğini,davacı tarafından, takibe dayanak faturaların içeriğine konu edim yerine getirilmediğini, davacı taraf her ne kadar müvekkili ile aralarında satım ilişkisi bulunduğunu ve bu ilişkiden kaynaklı kesilen faturaların müvekkili tarafından ödenmediğini iddia etmişse de bu iddiaları gerçeği yansıtmadığını, müvekkili ile davacı taraf arasında böyle bir satım ilişkisi mevcut olmadığını, müvekkili şirkete fatura içeriğinde belirtilen mallar teslim edilmemiş olup, söz konusu malların teslim edildiğini davacı taraf ispat etmekle yükümlü olduğunu, bilindiği üzere faturaya dayalı takibe itirazın iptali ya da faturaya dayalı alacak davalarında davalı akdi ilişkiyi açıkça kabul etmemiş ise taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunduğunu ispat külfeti faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düştüğünü, alacaklı düzenlediği faturadaki malların ya da hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini HMK 200. Maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi gerektiğini, fatura tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkinin belgesi sayılamayacağını, ... içtihatları ve doktrinde faturaların tek başına bir akit olmayıp akdin ifasını gösteren bir belge niteliğine sahip olduğu ifade edildiğini, nitekim faturaya dayalı bir borcun varlığı her şeyden önce muteber bir temel borç ilişkisinin varlığı şartına bağlı olduğunu, faturayı tanzim eden ve alan kimse arasında böyle bir temel borç ilişkisinin bulunmadığı hallerde faturanın hukuki bir sonuç doğurması da söz konusu olmadığını, Konuya ilişkin olarak ... tarihli bir içtihadında borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olmasının onu borç altına sokacağı şeklindeki bir görüşün mantıki ve hukuksal dayanaktan yoksun olduğu ifade edildiğini, yine bir başka içtihadında akdi ilişki kanıtlanmadığı sürece alacaklının borçlu adına fatura düzenlemesi ve ticari defterlerine göre bu faturalar nedeniyle alacaklı gözükmesinin borçluyu bağlayıcı bir yanı olmadığı belirtildiğini, ... 13.Hukuk Dairesi daha güncel içtihatlarında ise itiraza uğrayan faturaların borçlu aleyhine delil olarak kabul edilemeyeceğini vurguladığını, müvekkili şirket takip dayanağı yapılan faturalara usulüne uygun itiraz etmiş, iade faturası düzenlediğini, bu kapsamda fatura bir akit olmayıp akdin ifasını gösteren bir belge olduğundan verilmesi ticari işletmesi bağlamında bir mal satılması, üretilmesi, bir iş görülmesi veya bir menfaat sağlanması gibi bir sözleşmenin yani muteber bir temel borç ilişkisinin varlığı şartına bağlı olduğunu, faturayı tanzim eden ve alan kimse arasında böyle bir temel borç ilişkisi bulunmadığı hallerde faturanın hukuki bir sonuç doğurması da beklenemeyeceğini, alacaklının ilgili dönemdeki defter ve kayıtları incelendiğinde müvekkil ile böyle bir ticari ilişkisi içinde olmadığı anlaşılacağını, faturanın tek başına alacağa yeterli kanıt olmadığı ...’ın yerleşmiş karaları arasında olduğunu, -... temel borç ilişkisinin ispatını, faturayı tanzim eden tarafa yüklediği gibi faturada yazılı bedel üzerinde çıkan anlaşmazlıklarda da fatura bedeli üzerinden anlaşma sağlandığını faturayı tanzim eden tarafın yazılı delille ispatlaması gerektiğini belirttiğini, dolayısıyla faturayı tanzim eden tarafın yalnızca akdi ilişkiyi kanıtlaması yeterli sayılmamakta faturada yazılı bedel üzerinden çıkan uyuşmazlıklarda yazılı belge ile ispatla yükümlü olduğu ifade edildiğini, fatura deliline dayanılabilmesi için, fatura düzenleyen kişinin faturada yazılı mal veya hizmeti davalıya teslim ettiğini, bu teslimin borç doğurucu sözleşmesel hukuki bir ilişki sonucu olduğunu, faturanın da bu ilişki sonucu düzenlenmiş olduğunu genel ispat kurallarına göre kanıtlaması gerektiğini, alacaklı takibe konu faturalardan dolayı herhangi bir mal teslimi yapmadığını,bunun karşılığında müvekkilinden imzalı bir belge almadıığnı, faturalarda ya da faturalar ile ilgili herhangi bir belgede müvekkilinin imzası bulunmadığını, HMK madde 200 gereği ilgili alacağın senetle ispat edilmesi zorunlu olduğunu, lacaklı tarafın böyle bir ispatı olmadığını, davacı tarafından dava dilekçesinde alacağın dayanağı olarak gösterilen protokolün içeriğinde yer alan senetlerin tamamı müvekkili tarafından ödendiğini, bu husus ... 2. Genel İcra Dairesi 2024/ sayılı dosyasından anlaşıldığını, itirazın iptali davaları itiraz edilen icra takibindeki takip talebi ile sıkı sıkıya bağlı olduğunu, davacı taraf haklılığını icra dosyasında takibin dayanağı olarak dayandığı belgeler çerçevesinde ispat etmek zorunda olduğunu, davacı dava dilekçesinde davaya konu alacağın protokolde yazılı olduğundan bahsetmişse de bu husus gerçeği yansıtmadığı gibi huzurdaki davada delil olarak değerlendirilemeyeceğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı/davacı hakkında takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine,yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ederiz.
DELİLLER:
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, ... 1. Genel İcra Müdürlüğü’nün 2025/ Esas sayılı dosyası, yazılan müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ:
Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. Maddesine göre açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından ilamsız takip talebinde bulunulmuştur. İcra Dairesi tarafından davalı borçluya ilamsız takiplerde ödeme emri tebliğ edilmiş ve davalı tarafından yasal süre içinde borca itiraz edilmiştir.Eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden sonra açılmıştır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar.Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.Toplanan tüm deliller ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde açılan dava; davacı tarafça açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafça itiraz edilmesi üzerine açılmış itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesine ilişkindir. İşbu dava dosyası her ne kadar Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmış ise de ...'dan gelen müzekkere cevabında davacının tacir kaydının bulunmadığı,... Esnaf ve Sanatkarlar Odası'ndan gelen müzekkere cevabında davacının aktif kaydının bulunmadığı, 1999-2004 yılları arasında kaydının bulunduğu, 29/02/2004 tarihli yönetim kurulu kararı ile esnaf kaydının silindiği, ... Vergi Dairesi'nden gelen müzekkere cevabında davacının mükellefiyet kaydının bulunmadığı, sadece ... Vergi Dairesi'nde Gayrimenkul Sermaye İradı mükellefi olduğu,iki adet şirketin iş ortaklığının kanuni temsilcisi olduğuna yönelik bildirimde bulunulmuş ise de bu durumun davacıyı tacir haline getirmeyeceği tespit edildiğinden, davacının tacir ve esnaf olmadığı, uyuşmazlığın mutlak ya da nispi ticari dava olmadığı hususu gözetilerek davanın görev dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine, ... Asliye Hukuk Mahkemeleri’nin görevli olduğuna dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere,
1-Davanın görev dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, ... Asliye Hukuk Mahkemeleri’nin görevli olduğuna,
2-HMK’nın 20. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde talep halinde dosyanın ... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, talep olmadığı takdirde dosya üzerinden davanın açılmamış sayılmasına dair karar verilmesine,
3-HMK'nın 331. maddesine göre yargılamanın görevli mahkemede devam etmesi halinde yargılama giderlerin görevli ... Asliye Hukuk Mahkemesince takdirine, yargılamanın görevli mahkemede devam etmediği takdirde talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden yargılama giderlerinin tespiti ve hükmedilmesine,
4-Davacı tarafın ihtiyati haciz talebinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Dair,dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine ... açık olmak üzere karar verildi.21/04/2025
Katip
e-imzalı
Hakim
e-imzalı