TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/
KARAR NO : 2024/
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ : 20/04/2022
KARAR TARİHİ : 30/10/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 11/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA : Davacı vekili dilekçesi ile, müvekkili ...'nın davalı şirketin %48 oranında azınlık pay sahibi konumunda olduğunu, 1995 yılında aile şirketi olarak kurulan şirketin 2015 yılından itibaren %48 müvekkil, %52 müvekkilin ağabeyi ...'ya ait olacak şekilde ortaklık yapısına geçtiğini, diğer ortağın çoğunluk payına sahip olması ve yönetim kurulu başkanlığı yapması ile birlikte müvekkilin tüm yasal hakları bertaraf edilmeye başlandığını, pay sahipliği, yönetim kurulu ve şirketin içerisinde bulunduğu hâl, ortaklık ilişkisinin yürütülmesini imkânsız hale getirdiğini, çoğunluk hisselerine sahip olan ortağın müvekkilinin paylarından doğan haklarını kullanmasına engel olduğunu, şirket zararına işlemler yaparak şirketi sadece kendine menfaat sağlayacak işlemler gerçekleştirdiğini, müvekkilinin bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edildiğini, hileli yollarla faaliyet raporlarında kasıtlı olarak şirketin zarar gösterildiğini ve bu şekilde kar payının dağıtılmasına engel olunduğunu, şirketin tüm imkanları diğer ortak tarafından kendi şahsi ve kişisel menfaatleri için kullanıldığını, kişisel zenginleşme aracı olarak kullanıldığını, müvekkili davacının kasıtlı olarak şirketten soyutlandığını ve şirketin malvarlıkları, taşınır taşınmazları, karı, zararı, hangi bankada ne kadar para bulunduğu, yapılan yatırımların ne olduğu konusunda hiç bilgi verilmedığını, müvekkilinin ortaklık kar payını sorması halinde her defasında önümüzdeki sene dağıtılacak denilerek oyalandığını, gelinen noktada yönetim kurulu başkanı ortağın tek taraflı keyfiyeti söz konusu olup, hesap vermekten kaçındığını ve hileli yollara başvurmakta olduğunu, her ne kadar yönetim kurulu üyeliği sıfatı bulunsa da, müvekkilinin aktif olarak bunu yerine getiremediğini, davalı şirketin bütün iş ve işlemlerinin diğer yönetim kurulu üyesi ve başkanı tarafından yapıldığını, şirketin son yıllara ait, tüm finansal ve konsolide tablolarının, yönetim kurulu yıllık faaliyet raporlarının, günlük üretim raporlarının, denetleme raporlarının ve diğer ilgili tüm bilgi ve belgelerin birer suretleri incelendiğinde yapılan usulsüzlüklerin açıkça anlaşılacağını, son olarak şirket yönetim kurulu başkanı tarafından şirketin özen yükümlülüğüne aykırı şekilde yönetildiğini, bu çerçevede şirkete zarar verici iş, işlem ve fiillere derhal son verilmesini, şirkete verilen zararı tespit ederek tazmin edilmesini, diğer şirketlere kaynak aktarımına son verilmesini, bugüne kadar verilen tüm zararların tazmin edilmesini, aksi halde sorumluluk davası açılacağı şeklinde yapılan ikazların da sonuçsuz kaldığını ileri sürerek davalı şirketin haklı nedenle feshine, bu taleplerinin kabul görmemesi halinde ise müvekkili ortağın şirketten çıkarılmasına, şirketteki payının değerinin hesaplanarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili davaya cevap dilekçesi ile, aile şirketi olan müvekkili şirketin kuruluşundan itibaren davacının aktif ticarette hiçbir zaman yer ve görev almadığını, şirketi münferiden imza ve temsile yetkili iki yöneticiden ibaret olup ..., halihazırda şirketin yönetim kurulu başkanlığı görevini sürdürmekte iken kardeşi davacı ...'nın ise halihazırda şirketin yönetim kurulu başkan vekili görevine devam etmekte olduğunu, şirketin mevcut ortaklık durumuna da bakılacak olursa; ...'nın %53,36, ...'nın ise %46,64 oranında pay sahibi olduğunu, şirketin hafriyat ve hazır beton alanında uzun yıllar faaliyet sürdürdüğünü, işletmesinin bulunduğu yerin zamanla şehirleşme ile birlikte şehir içinde kaldığını ve imar çalışmalarına konu olduğunu, bununla ilgili davalar açıldığını, bölgedeki imar ve plan çalışmalarının belirsiz oluşu hammadde temininin imkansızlaşması, işletmedeki makinelerin yenilenemediği gibi nedenlerden dolayı 2019 Ağustos itibaren faaliyetin durduğunu, işletmenin kiraya verildiğini, kiracı firma projesini tamamlaması üzerine kiralamaya son verildiğini, şirketin inşaat ve gayrimenkul sektöründe girişimlerinin olduğunu, ... ve ...'da taşınmazlarında inşaat üretim faaliyetlerinin olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME DELİLLER VE GEREKÇE
Dava, davalı şirketin haklı nedenle feshi olmadığı takdirde davacı ortağın şirket ortaklığından çıkartılması ve şirketteki payının gerçek değerinin ödenmesi istemlerine ilişkindir.Davacı, iki ortaklı davalı şirketin azınlık hissedarı ve yönetim kurulu başkan vekili olup, diğer çoğunluk hissedarı ...'nın ise şirketin yönetim kurulu başkanı olduğunu, 2015 yılından buyana şirketin zararda gösterildiğini, kar payının dağıtılmadığını, bilgi alma ve inceleme hakkının engellendiğini, hissedar ve yönetim kurulu başkanı olan ortağın şirketin tüm imkanlarını kendi şahsi menfaatleri doğrultusunda kullandığını, usulsüz genel kurullar düzenlediğini iddia ederek şirketin haklı nedenle feshi olmadığı takdirde şirket ortaklığından çıkarılmasına ve ayrılma akçesinin ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, davalı ise, haklı nedenlerin bulunmadığını, iddiaların somut dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkememizce, davalı şirketin savunması yönünden işletmesinde bulunan iş makinesi ve beton pompasının satışı halinde asgari satış bedelinin piyasa rayiçlerine göre ne olabileceği konusunda rapor aldırılmış olup, bilirkişi heyetinin 19/06/2023 tarihli raporunda; dava dosyası içeriğinde bilgileri bulunan ... plaka sayılı beton pompası ile ... plaka sayılı yükleyici üzerinde yapılacak inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; dava konusu araçların olmaması halinde faaliyet konusu işin sürdürülemeyeceği,
... plakalı beton pompası güncel rayiç bedelinin 1.650.000,00 TL olduğu, ... plakalı yükleyici güncel rayiç bedelinin 825.000,00 TL olduğu, dosya içeriğinde dava konusu araçların alımı için teklif verildiği görülmüş olup verilen tekliflerin piyasa rayiçlerinin altında kaldığı, beton mikserinin tekerleklerinin sol ön lastik dışında değişim ihtiyacı bulunmadığı, yükleyici için ise dört adet lastiğe ihtiyaç duyulduğu, ancak bu masraf kalemlerinin araç bakım süreçleri ile uyumlu olduğu, bu ürünlerin sarf malzemesi olduğu, arıza olarak tanımlanamayacağı, dolayısıyla lastik temininin ekonomik olacağı, bahsi geçen iş makinesi ve beton pompasının satışının zorunluluk sebebi olmayacağının bildirildiği anlaşılmıştır.Akabinde dosya içerisine toplanan tüm deliller ve daha önce yaptırılan bilirkişi incelemeleri de esas alınmak sureti ile şirkete ait tüm aktif ve pasif varlıkların, borç ve gelirlerinin tespiti ve incelenmesi bakımından dosya kapsamına uygun rapor aldırılması için dosyanın bir SMMM , bir İnşaat mühendisi bilirkişi ve bir makine mühendisi bilirkişilerden oluşturulacak heyete tevdiine, davalı şirket öz varlıklarının tespiti ile birlikte davacının muhtemel ayrılma alacağının ne olacağı konusunun ve şirketin borca batıklık durumu, karlılık durumu da dikkate alınarak fesih ve tasfiye koşullarının oluşup oluşmadığı konularının tespit edilmesinin istenmesine karar verilmiştir.Bilirkişi heyetinin 18/04/2024 tarihli raporunda; şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede hem kaydi hem de rayiç bilanço kayıtları incelendiğinde şirketin borca batık pozisyonunun olmadığı, 2018-2019-2020 yılları genel kurullarına bakıldığında ve halihazırda şirketin ana faaliyet konusu olan beton santralleri işletilmesi faal olmasa da genel kurullarda santrallerin faaliyete geçirilip geçirilmeyeceğine ilişkin bir karar alınmadığı, şirket uhdesinde bulunan arsalardan ... mevkiindeki arsa üzerinde inşaat ruhsatı alındığı ve yüklenicinin davalı şirket olduğu ve inşaat üretiminin devam ettiği, kar dağıtımı yapılmadığı ileri sürülmüşse de genel kurulda dağıtılmamasına ilişkin kararın oybirliği ile alındığı belirtilmiştir.TTK'nın 531. maddesinde "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mehkemisinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüm karar verebilir" düzenlemesi bulunmaktadır.Anonim şirketlerde feshi düzenleyen az yukarıda anılan hükme göre; haklı sebeplerin varlığı halinde sermayenin en az 1/10 sahip pay sahibi şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinden şirketin feshini talep edebileceği, mahkeme feshi yerine feshi talep eden ortağın ortaklık payını karar tarihine en yakın tarih itibariyle belirlemek suretiyle pay sahibinin şirketten çıkarılmasına yada uygun düşen bir çözüme karar verebileceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla TTK. kapsamında anonim şirket ortaklığından çıkma müessesesi düzenlenmiş değildir. Davacının netice-i talebinde şirketin feshi de bulunduğundan eldeki davanın TTK'nın 531. maddesine göre anonim şirketin feshi, olmadığı takdirde pay bedelinin ödenerek davacı ortağın şirket ortaklığından çıkarılması istemine ilişkin olduğunun kabulü gerekmiştir. TTK md, 531 de düzenlenen haklı sebeple fesih davası esasen iki şartın birlikte gerçekleşmesini aramaktadır. Bunlardan ilki haklı bir sebebin varlığı, diğeri ise davayı açacak pay sahibi veya sahiplerinin sermayenin en az onda birine sahip olmaları olup davacının şirkette hisse payı dikkate alındığında ikinci şartın gerçekleştiğini söylemek mümkündür. Haklı sebebin varlığı davanın diğer şartıdır. Haklı sebep yoksa Hakim haklı sebeple şirketin feshine karar veremeyeceği gibi maddede öngörülen duruma uygun çözümlerden birisine de karar veremez. O nedenle haklı bir sebebin bulunup bulunmadığının araştırılması gerekir. Haklı sebeple fesih davası esas itibarıyla azlığı, çoğunluğun gücünü kötüye kullanımından korumaya yönelik bir önlem olarak düşünülmüştür. Haklı sebep kanunda tanımlanmamış, örnek olarak da gösterilmemiş, bu kavramın niteliklerinin gösterilmesi ve tanımlanması vargı kararlarıyla öğretiye bırakılmıştır. Bu durumda mehaz ... doktrini ve yargı kararlarında haklı sehep olarak sayılan hususlara bakmakta fayda vardır. Genel kurulun çok defa kanuna aykırı hır şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların sistematik ve devamlı ihlali, özellikle pay sahiplerinin bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kar payının düzenli azalması veya uzun süre kar payı dağıtılmaması. şirketin çoğunluk pay sahipleri tarafından kötü idaresi nedeniyle krize sürüklenmesi, şirketin amacına ulaşılmasının engellenmesi, organların bloke edilmesi ve şirketin amacı dışında işler yapılması haklı sebeplerden sayılmıştır. Buna karşılık varsayımlar ve olumsuz beklentiler haklı sebep kabul edilmemektedir.Huzurdaki dava bakımından, davacının iki ortaklı davalı şirketin ortağı olup, çoğunluk hissedarı ve yönetim kurulu başkanı diğer ortak ...'nın şirketi kötü yönettiği, şirketi zararda göstererek kar payını dağıtılmasına engel olduğu, davacının bilgi alma ve inceleme hakkını engellediği, şirketin tüm imkanlarını kendi şahsi menfaatleri doğrultusunda kullandığı iddia edilerek bu nedenler haklı neden olarak ileri sürülmüşse de; bu iddiaların kanıtlanamadığı gibi, şirketin borca batık olmadığı, ana faaliyet konusu olan beton santralleri işletilmesi faal olmasa da, şirket uhdesinde bulunan arsalardan ... mevkiindeki arsa üzerinde inşaat ruhsatı alındığı ve yüklenicinin davalı şirket olduğu ve inşaat üretiminin devam ettiği, kar dağıtımı yapılmamasına ilişkin genel kurulda alınan kararın oybirliği ile alındığı, davacının aynı zamanda yönetim kurulu başkan vekili olduğu, bu yetkisi kapsamda her zaman bilgi alma ve inceleme yetkisini haiz olduğu, bilgi edinme hakkının ihlal edildiğinden de söz edilemeyeceği, bu nedenlerle TTK’nın 531. maddesi gereğince şirketin feshini gerektirir haklı sebeplerin bulunmadığı anlaşılmakla; ispat edilemeyen davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçe ve nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Tarifesi gereği alınması gereken 427,60.-TL maktu harçtan peşin yatırılan 80,70.-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90.-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye İRAT KAYDINA,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Asgari Avukatluk Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra 6100 Sayılı HMK'nun 333.maddesi uyarınca davacı tarafa İADESİNE,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzünde, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.30/10/2024
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza