TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2025/
KARAR NO: 2025/
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI :
VEKİLİ: Av.
DAVALILAR:1-
2-
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 19/09/2025
KARAR TARİHİ: 26/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 26/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25/05/2025 tarihinde davalı şirkete ait olan ve sürücü ... 'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın müvekkiline ait ... plakalı araca çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin aracında değer kaybı ve mahrumiyet bedeli zararı oluştuğunu, maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağına göre davalı sürücünün kazanın oluşumunda %100 kusurlu durumda olduğunu, kusurlu tarafça karşılanması gereken müvekkiline ait araçta oluşan değer kaybı zararının tamamen karşılanmamış olup, müvekkiline ait araçta oluşan değer kaybı zararının Borçlar Kanunu ile ... Kararlarında belirtilen ilkeler ışığında belirlenmesini talep ettiklerini, kazada müvekkiline ait araçta maddi hasar meydana gelmiş olup, hasar gören araç onarımının yapıldığını, onarım masraflarının toplam 273.115,01-TL değerinde olduğunu, bu durumun davalı araç sigorta şirketi tarafından tanzim edilen eksper raporu ile sabit olduğunu, müvekkiline ait araçta meydana gelen değer kaybı zararının giderilmesi için dava konusu kusurlu aracın ZMMS poliçe sahibi şirket olan ... Sigorta A.Ş'ye değer kaybı zararının giderilmesi için başvuru yapıldığını, ancak sigorta şirketince kısmi olarak yalnızca 26.885,00 TL ödeme gerçekleştiğini, yapılan bu ödeme ile birlikte sigorta şirketinin poliçe limiti olan 300.000 TL 'nin dolduğunu, bu sebeple sigorta şirketince bakiye kısma yönelik herhangi bir ödeme yapılmadığını, mağduriyetin tam anlamıyla giderilemediğini, gerçekte kazada meydana gelen araç değer kaybı, bilirkişi raporları ve emsal kararlar doğrultusunda hesaplandığında ödenen miktarın çok daha üzerinde olup aradaki farkın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili gerektiğini, davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, taraflarınca yapılan başvuru ve ödenen bedel ile poliçe limiti dolduğundan bakiye zararın doğrudan haksız fiil sorumlusu olan araç sürücüsü ve malikinden talep edildiğini, ayrıca müvekkilinin dava konusu kaza sebebiyle aracının onarım işlemleri sona erene kadar aracından mahrum kaldığını, oluşan kazada hiçbir kusurunun bulunmadığı da dikkate alındığında müvekkili adına araç mahrumiyet bedeline ilişkin de hüküm kurulması gerektiğini, araç mahrumiyet bedeline ilişkin ... kararlarında da belirtildiği üzere oluşan trafik kazası neticesinde kazanın oluşumunda hiçbir kusuru bulunmayan kişilerin kusursuz olarak araçlarının onarımı boyunca uğradıkları zararlarında giderilmesi gerektiğini, müvekkilinin bakiye değer kaybı ve mahrumiyet bedeli alacağının tahsili için taraflarınca dava şartı arabuluculuk yöntemine başvurulduğunu, ancak durumun anlaşmama ile sonuçlandığını, müvekkilinin alacağına kavuşabilmesi için işbu davayı ikame etmekten başka şansı kalmadığını, detaylıca açıkladıkları nedenlerle davalı firma ve şahısın müvekkiline ait aracın bakiye değer kaybı tazminatı ve mahrumiyet bedeli zararından müteselsilen sorumlu olduğunu, bu bedellerin ancak bilirkişi raporu ile belirlenebilir nitelikte olduğunu, bu nedenle şimdilik fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla esas değer bilirkişi raporu ile belirlendiğinde arttırılmak üzere bakiye değer kaybı bedeli olarak 900,00 TL ve mahrumiyet bedeline ilişkin olarak da 100-TL toplamda 1.000-TL'nin davalılardan tahsili ile müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava; 25/05/2025 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklı araç değer kaybı ile araç mahrumiyetinden kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkindir.Mahkememizce öncelikli olarak görev hususu değerlendirilmiştir. HMK'nın 114/1-c maddesine göre “mahkemenin görevli olması” dava şartıdır. Aynı Kanun'un 115/1 maddesine göre mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Aynı maddenin 2 nolu bendine göre ise mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Diğer taraftan Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/3. maddesi uyarınca iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar sayılmış, 5. maddesinde de ticari davalara Asliye Ticaret Mahkemesinde bakılacağı belirtilmiştir. 4. madde hükmüne göre bir davanın ticari dava sayılması için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması (nispi ticari dava) ya da tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması (mutlak ticari dava) gerekir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Somut olayda, davaya trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkin olup, celp edilen ticaret sicil ve vergi kayıtlarından davacının tacir olmadığı, ayrıca davacı adına kayıtlı ... plaka sayılı aracın hususi kullanım amacı ile kayıtlı olduğu, sonuç olarak, davacı taraf tacir olmadığından her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan bir dava olmadığı gibi, taraflar arasındaki ihtilafın Ticaret Mahkemeleri'nin görevini belirleyen TTK'nın 4. Maddesinde sayılan hususları kapsamadığı, dava konusu ihtilafa bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu göz önüne alındığında, aşağıdaki şekilde görevsizlik karar verilmiştir.
HÜKÜM ; Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Davanın Görev Dava Şartı Yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, Davanın konusu itibariyle davaya bakmaya görevli mahkeme ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğundan HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
2-Harç, masraf, avans ve vekalet ücreti hususlarının görevli mahkemece karara bağlanmasına, herhangi bir sebeple görevli mahkemede yargılamaya devam olunmaması halinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile yargılama giderlerine hükmedilebileceğine,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ... açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 26/09/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır