TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2025/
KARAR NO: 2025/
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ: Av.
DAVALI :
DAVA: Menfi Tespit
DAVA TARİHİ: 13/11/2025
KARAR TARİHİ: 21/11/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 21/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili ile davalı sigortalısı arasında 27.12.2023 tarihinde maddi hasarlı bir trafik kazası meydana geldiğini, buna göre davalının hukuki dayanaktan yoksun hiçbir somut veriye dayanmayan bir icra takibi başlattığını, bu takibe müvekkilinin yasal süresinde itiraz edememesi üzerine takibin kesinleştiğini ve müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti istemli yargılama başlatmak gerektiğini, buna göre müvekkili aleyhine başlatılan icra takibi ile anladıkları kadarı ile davalı tarafın meydana gelen trafik kazası nedeni ile maddi zararının olduğunu belirtmek ile beraber bu iddiasını kanıtlamaya yarar somut belge ve bilgi icra dosyası muhteviyatına sunulmadığını, hal böyle olunca Örnek 7 ilamsız takip ile başlatılan icra takibi için davalının iyi niyetinden bahsedilemeyeceğini, taraflarınca mevcut bir zararın baki olmadığı kanaati hasıl olduğunu, söz konusu takip ile müvekkilinin tüm banka hesaplarına bloke konulduğu gözlemlendiğini, anlaşılacağı üzere müvekkilinin borçlu olmamasına karşın söz konusu hacizler ve müvekkilinin üzerinde oluşturulmak istenen baskı nazara alınarak söz konusu takibin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu madde 72/3 uyarınca ''...İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir...'' denildiğini, müvekkilinin malik olduğu ve oğlunun kullandığı araç ile meydana gelen kazada olay yerinin terk edilmesi kesinlikle söz konusu olmadığını, kaza şiddeti nedeni ile sürücünün ve yolcunun yaralandığını, araç içerisinde bulunan kardeşlerin ambulans ve kolluk gelmeden bir yakınları vasıtası ile hastaneye gittiklerini, ... Cumhuriyet Başsavcılığında tarafların olay nedeni ile yaralandıklarını ve müracaat etiklerini gösterir adli raporlarının mevcut olduğunu, dolayısı ile olay yerine gelen kolluk görevlilerin salt karşı araç sürücüsü beyanlarına göre eksik araştırma sonucu olay yerini terk şeklinde tutanak tutmasının hatalı olduğunu, hal böyle olunca müvekkilinin telafisi imkansız zararlara uğramaması adına ... 1. Genel İcra Dairesinin 2025/... Esas sayılı icra takibi dosyası hakkında mahkemenin öncelikle teminatsız aksi kanaat halinde uygun göreceği bir teminat bedelini depo etmek kaydı ile müvekkili nezdinde iktisap edilen hacizlerin kaldırılmasına ve icranın tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep ettiklerini, söz konusu kazanın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca haksız fiil teşkil etmesi yine 6100 Hukuk Muhakemeleri Kanunu görev ve yetkiye ilişkin hükümler uyarınca mahkemenin görevli ve yetkili olduğunun açık olduğunu, zorunlu mali sorumluluk sigortasına başvurulmadan başlatılan icra takibinin kötü niyetli olduğunun izahtan vareste olduğunu, taraflarınca davalı tarafla dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmuşsa da karşı tarafla müvekkilinin borçlu olmadığı yönünde bir anlaşmaya varılamadığını, davalı tarafından taraflarının da karışmış olduğu kaza sebebi ile Kasko poliçesi kapsamındaki sigortalısının aracının hasara uğradığı iddia edilerek işbu hasar tutarından sovtaj bedelini tenzil ederek kusur oranları doğrultusunda (%50 ) zararın tazmini talep edildiğini, müvekkilinin işbu kazada herhangi bir kusuru olmadığını, hatta işbu kazada müvekkiline ait araçın da perte ayrılmış olup araçtaki sürücü ve yan koltuktaki görgü tanıklarınında yaralandığını, dosya muhteviyatında yer alan kaza tespit tutanağı ve tarafların beyanlarından anlaşılacağı üzere; müvekkiline ait aracın sürücüsü ... plakalı aracı ile Hipodrom istikametinden ... Hastanesi istikametine doğru ilerlediği sırada ... Caddesinden ... Hastanesine yeni yapılan yolun birleştiği kavşağa geldiğini, kavşakta yeşil ışık yanmakta olup müvekkiline ait aracın sürücüsü kavşağa girdikten sonra aniden karşı araç sürücüsünün ... Cadde üzerinden gelerek müvekkiline ait aracın sağ arka lastik kısmına çarptığını, çarpmanın etkisi ile müvekkiline ait aracın sürücüsü direksiyon hakimiyetini kaybederek kendi etrafında döndüğünü ve aracının sağ tarafının banketlere çarpması sonucu durabildiğini, anlaşılacağı üzere işbu kazada müvekkiline ait aracın sürücüsünün herhangi bir kural ihlalinde bulunmadığından bahisle herhangi bir kusuru olmadığının açık olduğunu, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2024/ Soruşturma 2024/ Karar numaralı tahkikat evrakının ... plakalı karşı araç sürücüsü ...'nun beyanına göre kendisinin yeşil ışıkta geçip hatırlamadığını beyan ederek esasen kırmızı ışıkta geçtiğini itiraf ettiğini, açıklamaları doğrultusunda hatalı bir şekilde tanzim edilen polis zaptına da itiraz ettiklerini, dava dışı araç sürücü ...' nun sevk ve iradesindeki aracın olay yeri fotoğrafları ve kaza noktası irdelenecek olduğunda müvekkiline ait aracın arka tekerlek ve çamurluğuna çarptığını, çarpmanın etkisi ile müvekkiline ait aracın kendi ekseni etrafında döndüğü ve metrelerce savrulduğunun açık olduğunu, işbu kazada asıl karşı araç sürücüsünün 2918 sayılı KTK'nın 47/1B maddesinde yer alan kırmızı ışık kuralına uymamak kuralını ihlal etmesi sebebi ile %100 kusurlu olduğunu, ayrıca işbu kaza nedeni ile müvekkiline ait araçta yolcu koltuğunda oturan ...'in de ağır derecede yaralandığını, başka bir anlatımla söz konusu kaza sebebi ile iddia edildiği şekilde taraflarının kusurlu olmadığını, olay anında yaralanan araç sürücüsünün yine yakınlarına haber vermesi ve kardeşinin kafasının şiddetli şekilde kanadığı kendisinin de kaza nedeni ile yürüyemediğini beyan etmesi nedeni ile kaza yerine gelen yakınlarının da ambulans beklemeksizin hızla yaralıları olay yerinden alarak hastaneye götürdüğünün tanık anlatımları ile sabit görüleceğini, yaşanan hadiseler üzerine müvekkilinin iki oğlunun yaralandığı ve aradıkları üçüncü kardeşleri ...'in telefonla aranması üzerine kardeşlerini alarak olayın sıcağı ve panikle hastaneye gitmiş olması sebebi ile kazanın olay yeri terk niteliğinde olduğunu kabul etmediklerini, müvekkilinin oğlu ...'in işbu kaza nedeni ile ciddi bir şekilde yaralandığını, müvekkilinin diğer oğlu ...'in ve sürücü diğer kardeş ...'in kaza mahalline gelmesi ile birlikte tedavisinin yapılması amacıyla acilen ... Hastanesine götürüldüğünü, ...'in kardeşlerini hastaneye bıraktığını ve kaza mahalline geri döndüklerini, tüm bu hususların göz ardı edilerek kaza tespit tutanağının olay yeri terk şeklinde tutulması ve müvekkiline ait aracın sürücüsüne %50 kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, zira mahkeme tarafından aldırılacak olan kusur raporlarında da müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığının açıkça ortaya çıkacağını, bu durumun tamamen insani ve acil yardım amaçlı olup kazanın ardından olay yerinden kaçma kastının kesinlikle bulunmadığını, ancak buna rağmen müvekkili aleyhine olay yerinin terk edildiği yönünde tutanak düzenlendiğini, oysa fiili durum ve tanık beyanları dikkate alındığında olay yerinin yardım amacıyla geçici olarak terk edildiğinin açıkça ortada olduğunu, öte yandan işbu kazada yolcu konumunda bulunan ...'in bedeni zararları nedeniyle ... nezdinde üçüncü bir meslektaş tarafından şifahen edinilen bilgiye göre 2024.E... Esas sayılı dosya ile haricen bir başvuru yaptığını, yine alınan raporlarda ...'in %14 malul kaldığı hastane ve sağlık kurulu raporları ile sabit olduğunu, bu başvuru sürecinde de müvekkilinin ve sürücünün kusursuz olduğu yönünde savunma yapılmakta olup tahkim yargılaması da bu doğrultuda devam ettiğini, dolayısıyla hem mevcut deliller hem de devam eden tahkim dosyasındaki tespit ve beyanlar birlikte değerlendirildiğinde kazanın meydana gelmesinde müvekkili veya sürücüsü yönünden herhangi bir kusur bulunmadığını, kazanın oluşumunda asli kusurun karşı tarafta olduğunun açık olduğunu, olay neticesinde ... Cumhuriyet Başsavcılığınca 2024/ Soruşturma 2024/ Karar numaralı dosya açıldığını, işbu dosya incelenecek olduğunda sürücü ve yaralanan kardeşin alkollü olmadığını, ehliyetlerinin olduğunu ve aracın da ZMMS sigortası ile güvence altına alındığı hususu ile sair hususlar gözetildiğinde alışıla gelmiş dava tipleri dışında müvekkilinin çocuklarının olay yerini terk etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tüm delil bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde tarafların hastaneye gittiği ve ağır yaralanmanın mevcut olduğunun açık olduğunu, nitekim taraf şikayetleri ve tüm delilleri değerlendiren ... Cumhuriyet Başsavcılığında yapılan soruşturma sonucunda Kovuşturma Yapılmasına Yer Olmadığına dair karar verildiğini, müvekkilinin ZMMS sigortacısı olan ... Sigorta A.Ş. (Poliçe No: ...) ve dava dışı karşı yan aracına ait İMMS kasko poliçesi olan davalı ... Sigorta A.ş. şirketlerinden 27.12.2023 tarihli uyuşmazlığa konu kaza nedeni ile açılan hasar dosyalarının celbi gerektiğini, meydana gelen kaza nedeniyle rücuen alacaklı sıfatı ile hareket eden davalı ... Sigorta Şirketinin davaya konu icra takibi ile tahsili talep edilen rakamın hatalı tespit ve değerlendirmeler sonucu elde edildiğinin düşünüldüğünü, buna göre her şeyden önce ZMMS limitinin tüketilip tüketilmediği, gerçek zarar ilkesi kapsamında sovtaj bedeli düşüldükten sonra alınabilecek bakiye tazminatın kolluk marifetiyle tutulan ve tarafların bu aşamada %50 kusurlu olduğunu gösteren kanaat dikkate alınmadan ( tenzil edilmeden ) takip yapılmadığının düşünüldüğünü, bu yönüyle alacak kalemlerinin ve alacak kalemlerine işletilecek faizlerin irdelenmesi adına gerekli görülmesi halinde dosyanın öncelikle kusur ve devamında tazminat kalemleri yönünden hesap edilmek üzere bilirkişiye tevdii gerektiğini, mahkemece yapılacak olan bilirkişi incelemesinde mevcut ilamsız icra takibinde yer alan alacak kalemlerinin likit olmadığı hususu nazara alınarak yapmış oldukları açıklamaların değerlendirilmesi gerektiğini, sayılan nedenlerle takibe konu alacağa, tüm ferilerine, faize ve faiz oranı yönünden davalı yana borçlu olmadıklarının menfi tespiti talep edildiğini, yapmış oldukları tüm açıklamalar bir kül halinde değerlendirilecek olduğunda yapılan icra takibine konu alacağın likit olmadığını, takibin konu itibari ile davalı yanın kötü niyetinden ileri geldiğini, hal böyle olunca 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu madde 72/5 ''Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.'' denildiğini, bu halde davalı tarafın %20 den aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ettiklerini, ... 1. Genel İcra Dairesinin 2025/... sayılı takip dosyasının öncelikle teminatsız aksi kanaat halinde mahkemenin uygun göreceği bir teminat bedelini depo etmek kaydı ile müvekkili nezdinde iktisap edilen hacizlerin kaldırılmasına ve icra takibinin tedbiren geri bırakılmasına, ... 1. Genel İcra Dairesinin 2025/... sayılı takip dosyası ile başlatılan icra takibinde müvekkilin borçlu olmadığının tespitine, davanın kabulü ile birlikte İİK 72/5 fık. göre %20'den aşağı olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama gideri ve ücreti vekâletin de davalı tarafa yükletilmesine karar talep ve dava etmiştir.
HUKUKİ NİTELİNDİRME VE GEREKÇE;
Dava; kasko sigorta poliçesi gereği sigortalısına ödeme yapan davalı sigorta şirketinin ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu iddia edilen davacıdan rücuen tahsiline yönelik takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davasıdır.HMK'nın 114/1-c maddesine göre “mahkemenin görevli olması” dava şartıdır. Aynı Kanun'un 115/1 maddesine göre mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Aynı maddenin 2 nolu bendine göre ise mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Diğer taraftan Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/3. maddesi uyarınca iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde ticari davalar sayılmış, 5. maddesinde de ticari davalara Asliye Ticaret Mahkemesinde bakılacağı belirtilmiştir. 4. madde hükmüne göre bir davanın ticari dava sayılması için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması (nispi ticari dava) ya da tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması (mutlak ticari dava) gerekir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. maddesinde; “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.” hükmüne yer verilmiştir. Davalı sigorta şirketi, davaya konu icra takibini sigortalısının halefi olarak başlatmış olmasına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davacı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınması gerekir. ... İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22/03/1944 tarihli Esas ve Karar sayılı ilamında bu husus "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır. Somut olayda, davalı sigorta şirketi, davaya konu icra takibini sigortalısının halefi olarak başlatmış olmasına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davacı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınması gerektiği, buna göre sigortalı ve davacı tacir olmayıp, kazaya konu araçların da hususi kullanım amacı ile kayıtlı olduğu, ayrıca davanın sigorta sözleşmesinden değil, davacının kusuru ile gerçekleşmesine sebebiyet verdiği iddia edilen haksız fiilden kaynaklandığı, sonuç olarak, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan bir dava olmadığı gibi taraflar arasındaki ihtilafın Ticaret Mahkemeleri'nin görevini belirleyen TTK'nın 4. Maddesinde sayılan hususları kapsamadığı anlaşıldığından bu hususla ilgili yargılama yapma görevi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne ait olup mahkememizin görevsiz olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla; dava dilekçesinin görev yönünden usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Davanın Görev Dava Şartı Yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, Davanın konusu itibariyle davaya bakmaya görevli mahkeme ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğundan HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
2-Harç, masraf, avans ve vekalet ücreti hususlarının görevli mahkemece karara bağlanmasına, herhangi bir sebeple görevli mahkemede yargılamaya devam olunmaması halinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile yargılama giderlerine hükmedilebileceğine,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ... açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 21/11/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır