TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/
KARAR NO : 2026/
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
DAVA : Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 24/04/2026
KARAR TARİHİ : 24/04/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 28/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Kaza Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında geçerli bir kasko sigorta sözleşmesi kurulmuş olup rizikonun poliçe süresi içinde gerçekleştiğini, davacının maliki bulunduğu ... plakalı, ... model yılı 2020 olan aracını davalı ... Sigorta A.Ş. nezdinde düzenlenen ... poliçe numaralı, 22.10.2024 başlangıç – 22.10.2025 bitiş tarihli genişletilmiş kasko poliçesi ile sigortaladığını, poliçede sigortalı ve araç bilgilerinin açıkça yer aldığını, aracın hususi otomobil olduğu, hasar onarım yerinin tüm servisler olduğu, orijinal parça esasının benimsendiği ve ayrıca '' ikame araç gün sayısı: 15 gün / yılda 2 kez – ekonomik segment'' teminatının düzenlendiğinin görüldüğünü, taraflar arasındaki bu sigorta ilişkisinin geçerli ve yürürlükte olan bir mal sigortası sözleşmesine dayandığını, poliçe priminin tahakkuk ettirildiği ve sözleşmenin kurulduğu hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, davalı sigorta şirketinin poliçeyi tanzim ettiğini ve sözleşme ilişkisini kabul ettiğini, uyuşmazlığın özünün bu poliçeden doğan tazmin borcunun ifa edilmemesi olduğunu, davaya konu trafik kazasının 07.07.2025 tarihinde poliçenin yürürlükte olduğu süre içinde meydana geldiğini, kaza tespit evrakına göre olayın ... ili, ... ilçesi, ... kesişiminde gerçekleştiğini, davacıya ait aracın sağ yan kısmında ciddi maddi hasar oluştuğunu, bu haliyle rizikonun varlığının zamanı ve davacı araca yansıyan hasar olgusu resmi kaza tespit tutanağıyla sabit olduğunu, somut olayda sigorta teminatı dışında kaldığı ileri sürülebilecek açık, belirli ve somut bir istisnanın dosyada mevcut olmadığını, bu nedenle poliçe süresi içinde gerçekleşen ve davacı araçta hasara yol açan riziko nedeniyle davalı sigorta şirketinin tazmin borcu doğduğunu, davacının aracını yetkili serviste onarttığını, hasar bedelini kendi imkânlarıyla karşılamak zorunda kaldığını, kaza sonrasında davacının hasarlı aracını ... Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş. nezdinde onarıma bıraktığını, onarım işlemleri sonucunda yetkili servis tarafından düzenlenen 08.10.2025 tarihli, numaralı e-Arşiv fatura ile davacı aleyhine KDV dahil toplam 303.748,22 TL onarım bedeli tahakkuk ettirildiğini, söz konusu faturada kaporta, boya ve mekanik işçilik kalemleri ile değişen ve onarılan parçaların ayrı ayrı gösterildiğini, hasarın niteliğinin, kapsamının ve bedelinin somut biçimde ortaya konulduğunu, faturadaki kalemler incelendiğinde; sağ ön kapı, sağ arka kapı, davlumbaz, çamurluk, amortisör, direksiyon kutusu, bağlantı parçaları, klipsler, folyo ve sair unsurlar yönünden onarım ve değişim yapıldığının görüldüğünü, bunların kaza tespit tutanağında belirtilen çarpma yönü ve hasar bölgesi ile uyumlu olduğunu, başka bir ifadeyle servis faturası ile kaza tespit evrakı arasında maddi olgu bakımından bütünlük bulunduğunu, davacının poliçeden doğan tazmin yükümlülüğünün davalıya ait olmasına rağmen sigorta şirketinin ödeme yapmaması nedeniyle zararı bizzat üstlenmek zorunda kaldığını, bu durumun kasko sigortasının ekonomik ve hukuki amacına açıkça aykırı olduğunu, zira kasko sigortasının temel işlevinin sigortalı aracın poliçe kapsamındaki bir olay nedeniyle uğradığı maddi zararın teminat sınırları içinde sigortacı tarafından karşılanması olduğunu, davalının ise bu borcunu yerine getirmediğini, böylece davacıyı zararı cebinden finanse etmeye zorladığını, Mahkemece gerekli görülmesi halinde; servis iş emirleri, parça listeleri, hasar fotoğrafları, eksper inceleme evrakı ve bilirkişi marifetiyle, fatura kapsamındaki bedelin gerçekten bu kazaya ilişkin olup olmadığının ayrıca denetlenebileceğini, ancak mevcut belgelerin dahi hasar bedelinin gerçekliğini ve poliçe kapsamında bulunduğunu güçlü biçimde gösterdiğini, poliçede açıkça yer alan ikame araç teminatı uyarınca araç mahrumiyet bedelinin de davalı tarafından karşılanması gerektiğini, davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen kasko poliçesinde açık biçimde ''ikame araç gün sayısı: 15 gün / yılda 2 kez – ekonomik segment'' kaydına yer verildiğini, bu kaydın sigortalının araçta meydana gelen teminat kapsamındaki hasar nedeniyle aracından mahrum kalması durumunda belirli süre ile ikame araç sağlanmasını veya bunun ekonomik karşılığının teminat dahilinde olduğunu gösterdiğini, davacının kazanın meydana geldiği 07.07.2025 tarihinden onarımın tamamlandığı ve faturanın düzenlendiği 08.10.2025 tarihine kadar aracını fiilen kullanamadığını, aracın onarım süreci boyunca davacının günlük ulaşım ihtiyacını kasko poliçesinden beklediği koruma olmaksızın karşılamak zorunda kaldığını, her ne kadar fiili mahrumiyet süresi daha uzun ise de işbu davada öncelikle poliçede açıkça kararlaştırılan ve teminat altına alınan en az 15 günlük araç mahrumiyet/ikame araç bedelinin talep edildiğini, bu talebin genel anlamda soyut bir kullanım kaybı iddiasına değil doğrudan doğruya poliçede yazılı özel teminat hükmüne dayandığını, dolayısıyla davalı sigortacının bu kalem yönünden de sorumluluğu bulunduğunu, arz ve izah olunan nedenlerle; davacının kasko poliçesinden kaynaklanan, rehinle temin edilmemiş, muaccel para alacağı niteliğinde bulunan 303.748,22 TL hasar bedeli yönünden; dosyaya sunulan poliçe, trafik kaza tespit tutanağı, servis faturası, noter ihtarnamesi, başvuru evrakı ve davalı sigorta şirketinin ruhsat iptali ile mali bünye zaafiyetine ilişkin olgular birlikte değerlendirildiğinde alacağın yaklaşık ispat ölçüsünde sabit olduğu gözetilerek İİK m. 257 ve devamı maddeleri uyarınca Mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında davalı ... Sigorta A.Ş.’nin banka hesapları, üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacakları ile taşınır ve taşınmaz malvarlığı üzerine 303.748,22 TL ve ferileri ile sınırlı olmak üzere ihtiyati haciz konulmasına, davanın kabulü ile davalı nezdinde düzenlenen ... numaralı kasko poliçesi kapsamında davacı aracında meydana gelen hasara ilişkin 303.748,22 TL hasar bedelinin öncelikle sigortacının ödeme borcunun muaccel hale geldiği tarihten bunun Mahkemece net olarak belirlenememesi halinde noter ihtarnamesinde verilen sürenin bitiminden, bunun da kabul edilmemesi halinde dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, poliçede açıkça düzenlenen ''15 gün / yılda 2 kez – ekonomik segment '' ikame araç teminatı uyarınca 15 günlük araç mahrumiyet (ikame araç) bedelinin HMK m. 107 kapsamında bilirkişi marifetiyle tespit edilerek; öncelikle muacceliyet tarihinden, bunun belirlenememesi halinde ihtar süresi sonundan, bunun da kabul edilmemesi halinde dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
GEREKÇE;
Dava, kasko poliçesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin olup; davalı, davacıya ait aracın kasko sigorta şirketidir.Mahkeme dava şartlarının bulunup bulunmadığını davanın her aşamasında res'en araştırır.Dava şartının bulunmaması halinde dosya üzerinden karar verilmesi mümkündür. (HMK 115/1 ve 2. md ) Ticari davalar TTK 4. Maddesinde mutlak ve nispi ticari davalar düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın TTK 'nda düzenlenen bir hususa ilişkin olması veya davanın Ticaret mahkemesinde görüleceğine dair açık bir yasal düzenlemenin bulunması halinde mutlak ticari dava, her iki tarafında ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan uyuşmazlıklarda ise nispi ticari dava sözkonusu olup, mahkememizin görev alanı içinde kalacaktır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. maddesinde kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır.Somut olayda; davacı tacir olmadığı gibi, davacıya ait davalı nezdinde kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alınan araç tescil kayıtlarına ve taraflar arasındaki sözleşmeye göre ticari araç olmadığından, bu suretle taraflar arasındaki ilişkide davacı tüketici konumunda olduğu, görülmekte olan dava bakımından Tüketici Mahkemeleri görevli olup, mahkememizin görevsiz olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla; dava dilekçesinin görev yönünden usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM; Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Davanın Görev Dava Şartı Yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, Davanın konusu itibariyle davaya bakmaya görevli mahkeme TÜKETİCİ MAHKEMESİ olduğundan HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli ... NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 2-İhtiyati haciz talebinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, 3-Harç, masraf, avans ve vekalet ücreti hususlarının görevli mahkemece karara bağlanmasına, herhangi bir sebeple görevli mahkemede yargılamaya devam olunmaması halinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile yargılama giderlerine hükmedilebileceğine, Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ... açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildi. 24/04/2026 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır Full & Egal Universal Law Academy