TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2024/
KARAR NO: 2024/
BAŞKAN: ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI : ...
VEKİLİ: Av.
DAVALILAR:1-...
2-...
DAVA: Muvazaa-Tasarrufun İptali (İİK m.277)
DAVA TARİHİ: 31/01/2024
KARAR TARİHİ: 18/09/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 20/09/2024
Mahkememizde görülmekte olan muvazaa- tasarrufun iptali istemli davanın yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davacı tarafından davalı ... tarafından düzenlenen 25.01.2022 tanzim tarihli, 950.000,00 USD bedelli bono karşılığının ödenmemesi üzerine 22.03.2023 Tarihinde ... 8. İcra Müdürlüğü'nün 2023/... esas sayılı (... 3. Genel 2023/...) dosyası ile icra takibi başlatıldığını, bu icra takibi kapsamında ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/ D.İş Esas 2023/ D.İş Karar numaralı, 22.03.2023 tarihli ihtiyati haciz kararı alınarak, davalı ...'ın ortağı olduğu ... Makine Endüstri Ürünleri Üretim Pazarlama Ticaret ve Sanayi Limited Şirketine 89/1 haciz ihbarnamesi gönderildiğini, ... 8 İcra Dairesi 2023/... (Yeni ... 3. Genel İcra Dairesi 2023/... E.) yoluyla 24.03.2023 tarihinde ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne müzekkere yazıldığını ve dava dışı şirket hisselerine ihtiyaten haciz konulması talep edildiğini, ancak ... 05.04.2023 tarihli cevabında işbu hisselerin 04.04.2023 tarihinde pay devri konusu ile 03.04.2023 tarihli genel kurul toplantısında 2 numaralı davalıya devir işleminin gerçekleştiği yönünde cevap yazısını icra müdürlüğüne gönderdiğini, işbu tarihlerden de görüleceği üzere davalıların açık bir şekilde mal kaçırma gayesiyle hareket ettiklerini, bu nedenle işbu hisse devrinin iptali gerektiğini, dava dışı limited şirket tarafından 89/1 haciz ihbarnamesine 10.04.2023 tarihinde itiraz edilmiş olup, yapılan incelemelerde 1 nolu davalı borçlunun, hisselerini 2 nolu davalı ...'e, borcu doğum tarihinden ve ihtiyati haczin tarihinden sonra, 03.04.2023 tarihinde muvazaalı şekilde hileli işlemlerle devredilerek, alacaklı olan müvekkilden mal kaçırıldığının anlaşıldığını, buna ek olarak 10.04.2023 tarihli 89/1 itirazları incelendiğinde, ne tesadüftür ki ... dava dışı şirketi münferiden temsil yetkili kişi olup, işbu mal kaçırma iddialarını tasdikler nitelikte işlem yaptığının mahkememizce de tespit edileceğini, daha sonra dava dışı limited şirketin 13.11.2023 tarihinde tekrar 89/1'e ikinci defa itiraz ettiğini, davalı borçlunun piyasaya yüklü miktarda borçlu ve aciz halinde bulunmakta olup, devirden sonra da şirket ile ilgisinin kesilmediği ve şirkette etkin rol aldığının anlaşıldığını, hisse devir tarihine bakıldığında, devir işleminin icra takibi tarihinden hemen sonra yapılarak, tarafların muvazaalı olarak hareket ettiklerinin açık olması yanında 2 nolu devralan davalı ...'in şirketin zaten ortaklarından ve münferiden temsil yetkili kişi olup, dava dışı şirkette en yetkili pozisyonda ve şirket ortaklarından devreden davalı ...'ın yakın arkadaşı da olması nedeniyle, borçlu olduğunu bilebilecek ve bilmesi gereken kişilerden olduğunu, ayrıca hisselerin değerine bakıldığında da değerinin altında devredildiğinin anlaşıldığını, muvazaanın, Türk Borçlar Kanunu’nun 19. maddesinde “Sözleşmelerin yorumu, muvazaalı işlemler” başlığı altında düzenlendiğini, “tarafların üçüncü kişileri aldatmak gayesiyle, gerçek iradelerine uygun olmayan ve hukukî sonuç doğurmasını istemedikleri bir görünüş meydana getirmek hususunda anlaşmalarıdır”. 04.1974 tarih ve ½ sayılı ... İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca satış işlemi “muvazaa” nedeniyle, gizli bağış işlemi de “şekle aykırılık” nedeniyle geçersiz olduğundan dava konusu temlikin iptali ile için mahkemeye başvurma zarureti hasıl olduğunu belirterek öncelikle dava konusu şirket hisselerinin 3. kişilere devir ve temliki ile ticaret sicil kayıtları üzerine herhangi bir takyidatın konulmasını önlemek için işbu dava kesinleşene kadar ihtiyati tedbir konulmasına, davalı ...'ın, ...'e devrettiği ... Makine Endüstri Ürünleri Üretim Pazarlama Ticaret ve Sanayi Limited Şirketindeki hisse devirlerinin muvazalı olduğunun tespiti ile iptaline, taraflarına haciz ve icra yoluyla satış yetkisi verilmesine, (... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/ D.İş Esas 2023/ D.İş Karar numaralı, 22.03.2023 tarihli ihtiyati haciz kararı da dikkate alınarak), muvazaa iddialarının kabul edilmemesi halinde IIK md 277 vd. gereğince tasarrufun iptali ile IIK md 283 gereğince satışa konu limited şirket hisseleri üzerinde taraflarına icra takibindeki alacak ve tüm fer’ ileri hakkında haciz ve satış isteme yetkisinin tanınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki aleyhe olan iddiaları kabul etmediğini, mal kaçırmak amacıyla hisse devri işlemi yapmadığını, davacının icra takibinde dayanmış olduğu senede ilişkin davacı veya lehtara herhangi bir borcu bulunmadığını, başlatılan icra takibine ilişkin ... 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2023/... esas sayılı dosyası ile borca itiraz davası açtığını, davanın devam etmekte olduğunu, menfi tespit davası da açacağını, açılacak menfi tespit davasının sonuçlanmasının bekletici mesele yapılmasını talep ettiğini, davacının iddiasının aksine mal kaçırma durumu söz konusu olmadığını, davacıya gerçekten borçlu olsaydı ve mal kaçırmak amacında olsaydı şirket hisselerini senedin düzenlendiği tarihte devredeceğini, davacının senetteki düzenleme tarihini gerçeğe aykırı olarak yazdığını, senetteki düzenlenme tarihini kabul etmediğini, senedi yaklaşık 14 yıl önce teminat senedi olarak imzaladığını, davacının haksız kazanç elde etmek amacıyla bu davayı açtığını, davacının dava dilekçesinde piyasaya yüklü miktarda borçlu olduğunu iddia ettiğini, dava konusu dışında başkaca bir icra dosyasının olmadığının görüleceğini, yine davacının paylarını devrettiği şirkette ilgisinin kesilmediğini ve şirkette etkin rol aldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı gibi soyut iddialardan öteye gidemediğini, herhangi bir işletme devretmediğini, limited şirket pay devrinin işletme devri kapsamında olmadığını, kısacası davacının iddialarının soyut iddialar olduğunu, mal kaçırma durumu söz konusu olmadığını belirterek davanın öncelikle usulden, aksi durumda esastan reddini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dilekçesinde genel kurulda alınan devir kararının yok hükmünde olduğunu, toplantı yapılmadığını, ptt tarafından tebligatların geç dağıtıma çıkarıldığını, noter tarafından yapılan işlemlerin usulsüz olduğunu iddia ettiğini, ancak davacı tarafın tüm iddialarının asılsız olduğunu, davacı tarafın yapılan genel kurulun usulsüz yapıldığını ve alınan kararların usul ve yasaya aykırı olarak alındığını iddia etmekte olduğunu, ancak davacı tarafın tüm iddialarının asılsız olduğunu, yapılan devrin gerçek bir devir olduğunu, bu durumun şirket kayıtlarında da açıkça görülmekte olduğunu, davacı tarafın genel kurulun çağrısız olarak yapıldığını bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu iddia etmekte olduğunu, Limited şirketin tüm ortakları veya temsilcilerinin, aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın genel kurul toplantısı yapılabileceğini, toplantıya tüm ortakların katıldığını ve karar yeter sayısına uygun olarak kararlar alındığını, davacı tarafın tamamen asılsız iddialar ile yapılan işlemlerin sıhhatine gölge düşürmeye çalışmakta olduğunu, davacı tarafın dilekçesinde ... ile yakın arkadaş olduğundan onun mali durumunu bilebilecek durumda olduğumu bu nedenle yapılan devir işleminin mal kaçırma amacı ile yapıldığını iddia etmekte olduğunu, ancak davacı tarafın tüm iddialarının asılsız olduğunu, öncelikle ... ile yakın arkadaş olması gibi bir durum söz konusu olmadığını, ...'ın sadece dava dışı şirkette hissesi bulunan bir kişi olduğunu, tanışıklıklarının sadece şirketten kaynaklanmakta olduğunu, ...'ın mali durumu ile ilgili herhangi bir bilgisi bulunmadığını, kaldı ki aynı iş yerinde bulunan kişilerin tamamının birbirinin mali durumunu bilmesinin mümkün olmadığını, ... ile aralarında yapılan devrin gerçek bir devir olduğunu, mal kaçırma ya da başka bir amaç taşımadığını belirterek usul ve yasaya aykırı işbu davanın reddini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava; davalı ...'ın, diğer davalı ...'e devrettiği dava dışı ... Makine Endüstri..Ltd Şti'ndeki hisse devirlerinin muvazalı olduğunun tespiti ile iptaline, taraflarına haciz ve icra yoluyla satış yetkisi verilmesi, muvazaa iddialarının kabul edilmemesi halinde IIK md 277 vd. gereğince tasarrufun iptali ile IIK md 283 gereğince satışa konu limited şirket hisseleri üzerinde taraflarına icra takibindeki alacak ve tüm fer’ ileri hakkında haciz ve satış isteme yetkisinin tanınmasına karar verilmesi istemine ilişkindir. Davacı taraf, açmış olduğu davada iki ayrı hukuki sebebe dayanmış ilkinde, davalı ...'ın şirketteki hisselerini muvazaalı olarak diğer davalı ...'e devrettiğinden bahisle TBK m. 19 hükümüne dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptali ile taraflarına haciz ve icra yoluyla satış yetkisi verilmesini istemiştir.TBK m.19 ve İİK.m. 277 ve devamı maddelerinin kıyasen uygulanması istemiyle açılan tasarrufun iptali davasında güdülen amaç; bir alacağın tamamının yada bir kısmının tahsiline olanak bırakmamak amacıyla, borçlu tarafından yapılan bir taraflı hukuksal işlemlerle, borçlunun amacını bilen veya bilmesi gereken kimselerle yapılan bütün hukuksal işlemlerin hükümsüzlüğünü sağlamak ve bu yol ile alacağı tahsil etmektir. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise davalı, üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup tasarrufa konu malların aynı ile ilgili olmadığı gibi tarafların tacir olmasının da görev hususunun belirlenmesine doğrudan bir etkisi yoktur. Kaldı ki davada incelenmesi gereken husus davalı borçlunun yaptığı tasarruflarının iptali gerekip gerekmediği, başka bir anlatımla BK.nın 19. maddesinde yazılı şartların gerçekleşip gerçekleşmediğidir.Muvazaaya dayanan (TBK.m.19) davalar ile İİK'nın 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davaları için gerek HMK, gerek TBK, gerekse İİK'da görevli mahkemeye ilişkin özel bir düzenlemeye yer verilmediğinden genel hükümlere göre görevli mahkemenin belirlenmesi gerekecektir. ... HGK'nun 10.02.2016 gün, 2014/- Esas ve 2016/ Karar sayılı kararında "...tasarrufun iptali davasında ya da somut olayda olduğu gibi TBK’nın 19. maddesi gereğince ve İİK’nın kıyasen uygulanması istemli olarak açılan davalarda alacaklı ile borçlu taraflar arasındaki ticari nitelikteki alım satım ya da banka alacağını oluşturan ticari ya da genel kredi sözleşmeleri görevin belirlenmesinde dikkate alınamayacaktır. Ne tasarrufun iptali davası, ne de TBK.m. 19 gereğince İİK’nın 283. maddesinin kıyasen uygulanması istemli muvazaa davası TTK’nın 4. maddesinde belirtilen mutlak ya da nispi ticari dava niteliğine haiz olduğundan 6100 sayılı HMK’nin 2. maddesi gereğince genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görev alanında kalmaktadır." şeklinde karar verilerek görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu belirlenmiştir. Yine emsal nitelikte ki ... 17. Hukuk Dairesinin 09/04/2018 tarih, 2016/... E. ve 2018/51 K. Sayılı ve yine aynı Dairenin 23/10/2019 tarih, 2017/... E. ve 2019/ K; 28/12/2016 tarih, 2016/ E. ve 2016/ K ile ... 4. Hukuk Dairesi'nin benzer 19/03/2024 tarih, 2023/... E. ve 2024/ K. Sayılı ilamlarında da; " ... Dava, İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Tasarrufun iptali, davaları mutlak ticari dava niteliğinde olmayıp şahsi nitelikte ve borçlunun tasarruflarına yönelik bulunduğundan Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevine girmektedir." şeklinde karar verilmiştir.Bu durumda; TBK'nın 19.maddesi kapsamında muvazaa hukuksal nedenine dayalı tasarrufun iptali davası ile İİK'nın 277 ve devamı maddeleri kapsamında tasarrufun iptali davalarında görevli mahkemelerin genel mahkemeler (Asliye Hukuk Mahkemesi) olduğu hususunda duraksamamak gerekir. Bu nedenle davada genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğu gözetilerek mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
Davanın Görev Dava Şartı Yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
Davanın konusu itibariyle davaya bakmaya görevli mahkeme ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğundan HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içinde talep edilmesi halinde dosyanın Görevli ... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
2-Harç, masraf, avans ve vekalet ücreti hususlarının görevli mahkemece karara bağlanmasına, herhangi bir sebeple görevli mahkemede yargılamaya devam olunmaması halinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile yargılama giderlerine hükmedilebileceğine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/09/2024
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza