TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2024/ Esas
KARAR NO: 2024/
BAŞKAN:
ÜYE:
ÜYE:
KATİP:
DAVACI : ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVA: Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ: 14/02/2024
KARAR TARİHİ: 09/07/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... ORMAN ÜRÜNLERİ AHŞAP AMBALAJ VE SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ ... Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün sicil numarasında kayıtlı bir şirketi olup ... İlinde palet, kasa, sandık vb. Ürünlerin imalatını yapmakta olduğunu, davalı şirketin Kurulduğu 16.01.2019 günden itibaren şirketin diğer iki ortağı ... ve ... tarafından müştereken temsile yetkili olarak yönettiklerini, ancak davalı şirketin kurulduğu günden bu yana olağan genel kurul toplantıları yapılmadığını, faaliyet raporları ve mali tablolar düzenlenerek genel kurula sunulmadığını, şirket müdürlerinin usulsüz işlemleri sonrasında şirketin zarara uğratıldığını, şirket alacaklarının şirket hesapları yerine müdürlerin şahsi hesaplarına tahsil edildiğini, bazı hurda malların yine faturasız şekilde satılarak karşılığı şirket müdürü tarafından bizzat tahsil edildiğini Vergi Dairesi ... vb. kurumlara borçların düzenli olarak ödenmediğini, şirketin kuruluşundan bu yana kar payı dağıtılmadığı gibi bir dönem müvekkiline maaş adı altında yapılan ödemelerin de kesilmiş olup müvekkilinin menfaatlerinin ciddi şekilde zarar gördüğünü, 16.01.2019 tarihinde kurulan şirketin ana sözleşmesinde ... ve ...'ın 5 yıl için şirketi temsile yetkili müdür olarak seçilmişse de bu tarihten sonra usul ve yasaya uygun bir genele kurul yapılmamış ve şirkete yeni bir yönetim organı atanmadığını, TTK’nın 636. maddesinin ikinci fıkrasında “Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin, durumunu Kanuna uygun hâle getirmesi için bir süre belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir.” hükmüne yer verildiğini, somut olayda 16.01.2019 tarihinde kurulan şirketin yasal olarak zorunlu olan yönetim ve temsil organı 16.01.2024 tarihinden itibaren mevcut olmadığını, şirketin kurulduğu tarihten bu yana hiç bir dönem genel kurul toplanmadığını bu sebeple şirket müdürlerinin görev sürelerinin uzatılmasına ilişkin bir karar alınmadığını, 28.09.2022 tarihinde adeta korsan şekilde çağrısız genel kurul toplanmak istendiğini ancak müvekkiline haber verilmediğini, bu sebeple yok hükmünde olan işbu korsan genel kurula dayanılarak şirketin yönetim organının yeniden seçilmiş sayılamayacağı sabit olduğunu, kaldı ki Ticaret Bakanlığı'nın mersis sisteminde de davalı şirketin yetkilisinin bulunmadığı görünmekte olup iş bu korsan çağrısız genel kurulun yetkili merciler tarafından da kabul edilmediğinin ortada olduğunu, TTK 636/2. Maddesi uyarınca davalı şirkete durumun kanuna uygun hale getirilmesi için süre verilmesine, aksi halde şirketin feshine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 636/3. maddesi uyarınca haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği gibi 638/2. maddesi uyarınca yine haklı sebeplerin varlığı halinde şirketten çıkmak isteyebileceğini, şirketin kuruluşundan bu yana TTK'nın 617. Maddesine aykırı olarak genel kurul toplantıya çağrılmamış olup genel kurulun müdürleri denetleme hakkı elinden alındığını, şirket müdürlerinin görev yaptıkları 5 yıllık süre boyunca faaliyet raporu, mali tablolar vb. işlemler de yerine getirilmediğini, tüm ortakların hazır bulunması gereken çağrısız genel kurulun dahi müvekkiline haber verilmeden toplanmaya çalışılmış yine müvekkilimizin haklarını kullanmasına engel olunduğunu, müvekkili tarafından ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/... Esas sayılı dosyası ile açılan "Şirkete Özel Denetçi Tayin Edilmesi" davasına davalı şirket tarafından sunulan cevap dilekçesinde davalı şirketin verdiği hizmet ile saygın ve itibarlı bir şirket olduğunu, geliri ve karlılığının her geçen gün arttığı şirketin kusursuz yönetildiği iddia edilmekteyse de bahsi geçen kar ortaklar arasında hiç bir zaman paylaştırılmadığını, müvekkilinin bir ev hanımı olup davalı şirketin müvekkilinin eşinin de yardımları ile yatırım amaçlı olarak kurulmuş olup kurulduktan sonra müvekkilinin tek gelir kaynağını oluşturmakta olduğunu, şirket kurulduktan sonra 2022 Kasım dönemine kadar müvekkiline aylık bir miktar ödeme yapılmışsa da bu tarihten sonra hiç bir ödeme yapılmadığını, buna karşın şirketin diğer ortakları aylık olarak ödeme almaya devam etmekte olup işbu durum TTK'nın 626. Maddesine aykırılık teşkil etmekte olduğunu, davalı şirket müdürler kurulu başkanı ...'un ortağı ve yetkilisi olduğu ... EĞİTİM VE OFİS MOBİLYALARI SANAYİ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ'nin çalışanı olan ...'nın yasal gerekliliklere uyulmaksızın müvekkilin ortağı olduğu davalı şirketin işlerinde çalıştırılması sırasında iş kazası geçirmesi nedeniyle ... 10. İş Mahkemesi'nin 2020/10 Esas sayılı dosyası ile dava açılmış olup dosya 08.06.2023 tarihinde karara çıkmışsa da taraflarca istinaf edildiğini ve henüz derdest olduğunu, işbu davada aldırılan bilirkişi raporunda davalı ... ORMAN ÜRÜNLERİ AHŞAP AMBALAJ VE SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.'nin %30 ... EĞİTİM VE OFİS MOBİLYALARI SANAYİ TİCARET ANONİM ŞİRKETİ'nin ise %40 oranında kusurlu olduğu tespit edildiğini, davacı ...'nın ise kaza nedeniyle %7,2 oranında malul kaldığını, yapılan yargılama sonucunda 220.405 TL maddi, 15.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davacı ...'ya ödenmesine karar verildiğini ve müvekkilinin ortağı olduğu şirketin de müteselsilen sorumlu tutulduğunu, dosya kesinleştikten sonra ilgili şirket müdürü aleyhine sorumluluk davası açma haklarımız saklı kalmak üzere işbu sebeple de şirketin feshi için haklı sebebin var olduğu sabit olduğunu, şirketin yönetim organının kalmaması ve şirketin mevcut hali ile yönetilmesinin müvekkil ve müvekkilinin zararına neden olacağı göz önüne alınarak şirkete yönetim kayyumu atanmasına karar verilmesi gerekmekte olduğunu, 16.01.2019 tarihinde kurulan şirketin yasal olarak zorunlu olan yönetim ve temsil organı 16.01.2024 tarihinden itibaren mevcut olmadığını, TTK'nın 636/4. maddesinde "Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir." hükmü düzenlenmiş olup davalı şirkete acilen yönetim kayyumu atanması gerekmekte olduğunu, ayrıca dava dilekçesinde belirtmiş oldukları hususlar ve deliller ışığında davalı şirketin çoğunluk pay sahipleri ve müdürleri tarafından yasalara uygun yönetilmediği sabit olup şirketin daha fazla telafisi mümkün olmayacak zararlara uğramasının engellenmesi için de derhal yönetim kayyımı atanmasının zorunlu olduğunu, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkilinin haklarının korunması ve şirketin malvarlığının elden çıkartılmasının önüne geçilmesi amacıyla denetim kayyumu atanmasına karar da verilebileceğini, ... ORMAN ÜRÜNLERİ AHŞAP AMBALAJ VE SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.’de bu usulsüz işlemleri gerçekleştiren şirketin müdürleri ... ve ...'ın şirketin hakim hissedarları ve yöneticileri olduğunu, tüm bu açıklananlar ile taşınmazlarının elden çıkarılması, hileli borçlandırıcı işlemler yapılması ihtimali davalı şirket ve müvekkilimizin menfaatleri açısından büyük bir risk olup şirket araçlarının ve taşınmazlarının 3. kişilere devrinin engellenmesi için ivedilikle ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekmekte olduğunu belirterek öncelikle şirketin yönetim organının bulunmaması ve yapılan usulsüz işlemler nedeniyle şirkete yönetim kayyumu atanmasına, mahkeme aksi kanaatte ise yönetim kurulunun yetkileri kısıtlanarak ortakların haklarının korunması ve şirket malvarlığının korunması amacıyla denetim kayyumu atanmasına, şirket araçlarının ve taşınmazlarının 3. kişilere devrinin engellenmesi için ivedilikle ihtiyati tedbir kararı verilmesine, şirketin zorunlu organlarından birinin mevcut olmaması nedeniyle türk ticaret kanunu'nun 636/2. maddesi uyarınca feshine, mahkeme aksi kanaatte ise Türk Ticaret Kanunu'nun 636/3. maddesi uyarınca davalı şirketin haklı sebeple feshine, fesih ve tasfiyenin mümkün olmaması halinde ortaklığının sürdürülmesinin çekilmez hale geldiğinden türk ticaret kanunu'nun 636/3. maddesi uyarınca müvekkilin ortaklıktan çıkarılması ile pay bedellerinin karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenmesine veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili davaya cevap dilekçesi ile, vekil eden şirketin 16 Ocak 2019 tarihli sicil ilanı ile 3 (üç) ortak olarak kurulduğunu ve o günden bu yana hissedar yapısından bir değişiklik olmadığını, şirket ortaklarından ...'un, 30 yılı aşkın|süredir Mobilya alanında faaliyet yürüten bir iş insanı olduğunu ve bu alanda birden çok şirketin sahibi olduğunu, ortaklardan ... ile davacının eşi ...'ın, müvekkil şirketin kuruluşu öncesinde tüm imalatlarını bu hissedara ait fabrikada gerçekleştirdiklerini, taraftar arasındaki bu ticari ilişkinin 2019 yılında davalı şirketin kurulması ile neticelendiğini, vekil eden şirketin kuruluşunda tüm nakdi sermayenin ortak ... tarafından karşılandığı gibi kendi şirketindeki makine ve teçhizata davalı şirketin faaliyetine sunulduğunu, TTK 127. gereği sermayeden sayılan bu envanterin halen vekil eden şirketin kullanımında olduğunu, vekil eden şirketin kuruluşunda davacının eşi ...'ın ortak olması planlanırken, bu kişinin çeşili bahaneler ileri sürmesi neticesinde karısı davacının resmi hissadar olduğunu, taraftarın güvene dayalı olarak kurdukları bu sistemin, davacı ve eşinin bireysel hedeflerine yönelerek ortaklık kültüründen uzaklaşması sebebiyle bugünkü aşamaya sürüklendiğini, davacının eşi ...'in ilk olarak ortaklardan ...'u hedef seçtiğini ve bu hissedarın şirketten çıkartılmasına yönelik fikirlerini ...'a açtığını, kötü niyetli bu planın ilgili ortak tarafından kabul görmemesine hırslanan davacı ve eşinin bunun ardından hissedar ...'la pazarlıklara başladıklarını, şirket menfaatlerine aykırı bu girişimlerin davacının dışındaki ortaklar tarafından reddedilmesinin ardından da eldeki davaya kadar gelen sürecin yaşandığını, bu çerçevede, son şirket müdürlerinin TTK 410/1 dayanak genel kurul kararı aldıklarını, karara uygun olarak 8 Mart 2024 günü genel kurul toplantısı düzenlendiğini, davacının da katılımı ile çağrısız toplantı usulü çerçevesinde gündem maddeleri görüşüldüğünü, genel kurulun toplanamaması ve şirketin yönetim organının kalmadığı, şirketin 8 mart 2024 tarihinde tüm hisselerin temsili ile genel kurulunu gerçekleştirdiği, genel kurulda müdür seçimi yapıldığı ve ticaret sicil müdürlüğü işlemlerinin de tamamlanarak vekil edenin temsil sorununun çözümlendiğini, müvekkil şirketin 76'ya tekabül eden hissesinin ittifakı gözetildiğinde, firmanın organsız yahut temsilcisiz kalmasının olanaksız olduğunun da bir diğer hukuki pratik gerçeği olduğunu, davacının, eşi ile kişisel çıkarları çerçevesinde çağısız genel kurula engel olarak şirketi bu duruma düşürmesinin ve hemen ardından eldeki bu davayı yöneltmiş olmasının da kötü niyeti alenen izah etmekte olduğunu, bu koşullar altında davacının sebebiyet verdiği bir durumdan dava gerekçesi yaratan kişi konumunda olduğunu ve istekleri hukuk düzeni tarafından korunamaz mahiyette olduğunu, TTK 617/3 bendi toplantıya Çağrı usulünde anonim şirketlere ilişkin kuralların atıf yoluyla limited şirketler açısından da geçerli okduğunu düzenlendiği, davacının vekil eden şirkette %24 nispette ortak olduğunu, TTK 411/1 maddesinde davacı konumunda olan ortakların genel kurul taleplerinin ne şekilde çözümleneceğinin düzenlendiğini, buna göre, davacının şartlarına haiz olan her bir ortak şiket müdürlerinden genel kurul düzenlemelerini talep hakkına sahip olduğunu, davacının bugüne kadar, igili düzenlemeye yönelik hiçbir başvurusu bulunmadığını, davacının, yürürlükte bulunan bir mevzuat hükmüne dayarcıkla hakkın ileri sürmediği bir konuyu fesih yahut çıkma gerekçesi yapma sının da hakkın kötüye kullanılması hali olduğunu, vekil eden şirketin mali durumunun iyi olmadığı yönündeki iddialar ile yöneticilerin menfaat elde ettiği savlarının da hayal ürünü olduğunu, bu iki iddianın objektif bir şekilde aydınlatılabilmesi amacıyla mahkememizin geçici koruma kapsamında hükmettiği denetçi tayini kararına taraflarınca itiraz edilmediğini, davacının, eşi üzerinden şirketin tüm faaliyetlerinde söz sahibi olduğunu ve fiilen yöneten kişi konumunda bulunduğunu, maddi bu gerçek sayesinde şirket hakkıhda bilgi sahibi olan davacının eşinin müşteri kayıtlarını alarak kendi şirketlerinde kullanmaya giriştiğini belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER VE GEREKÇE;
Dava; haklı nedenle limited şirketin fesih ve tasfiyesi ile olmadığı takdirde davalı şirket ortaklığından ayrılma akçesi karşılığında çıkma istemli davadadır.Davacı vekili Av....'ın 09/07/2024 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiğini, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını beyan ettiği görülmüştür.Davalı vekili Av. ...'ın da 09/07/2024 tarihli dilekçesi ile davacının davacının davadan feragati nedeniyle herhangi bir vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin bulunmadığını beyan ettiği anlaşılmıştır.Dosyanın incelenmesinde, davadan feragat eden davacı vekili Av. ...'ın vekaletnamesinde davadan feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.6100 sayılı HMK'nın 307. ve devamı maddeleri uyarınca feragat; davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olup karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatına bağlı olmayan, kayıtsız ve şartsız hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilen, kesin hükmün hukuki sonuçlarını doğuran ve davaya son veren tek taraflı bir taraf işlemidir. Bu nedenlerle; mahkememizce vaki feragat nedeni ile davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM: YUKARIDA AÇIKLANAN NEDENLERLE,
1-Davanın feragat nedeni ile REDDİNE,
2-Harçlar yasası gereğince alınması gereken 427,60 TL harç peşin alındığından bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
3-Taraflarca yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
4-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının hükmün kesinleşmesinden sonra 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflara İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 09/07/2024
Başkan
✍e-imzalı
Üye
✍e-imzalı
Üye
✍e-imzalı
Katip
✍e-imzalı