TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2022/
KARAR NO: 2022/
HAKİM:
KATİP:
DAVACI :
VEKİLİ: Av.
DAVALI : ...
VEKİLİ: Av.
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 24/06/2022
KARAR TARİHİ: 09/11/2022
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 10/11/2022
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
Dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket 13.04.2016 tarihinde kurulmuş olup mobilya üretimi konusunda faaliyette bulunan bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin eski ortağı ve aynı zamanda davalı tarafın da kardeşi olan ... 02/02/2021 tarihli devir sözleşmesi ile tüm hisselerini dava dışı ...'a devrettiğini, müvekkili şirketin güncel ortaklık yapısını gösterir ekte sunulu ticaret sicil gazetesinden görüleceği üzere, müvekkili şirketin ortakları ..., ... ve ... olduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında 01.01.2020 ile 31.12.2021 tarihleri arasında gerçekleştirilen ticari alım-satım ilişkisinden kaynaklanan ve davalı tarafından müvekkile ödenmesi gereken cari alacak bedelleri ödenmediğini, ekte sunulan Muavin defterinden de (cari hesap) bu hususun açıkça görüleceğini, zira; müvekkili şirket davalıya mobilya ürünleri satışı yapmış ve bu satışlara ilişkin faturalar düzenlemiş olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında faturalar içeriğindeki ürünler müvekkili tarafından davalıya satılarak teslim edilmiş ise de, ticari defterlere/muavin defterine(cari hesap)/faturalara dayanan bakiye cari hesap borcu davalı yanca ödenmediğini, müvekkili şirketin üretip davalıya sattığı mobilyalar davalı yanca yurtdışına ihraç edilmiş olup, bu durum, ihraç kayıtlı faturalardan da açıkça anlaşıldığını, ayrıca, davalı tarafın gümrük beyannamelerinin, BA ve BS formlarının, vergi dairesi kayıtlarının ve ticari defter ve belgelerinin sayın mahkeca davalı taraftan ve/veya ilgili resmi kurumlardan celp edilmesi durumunda da müvekkil şirketin davalı tarafa sattığı ihraç kayıtlı ürünlerden dolayı alacaklı olduğunun ortaya çıkacağını, ancak müvekkili şirketin, davalı şirket ile gerçekleştirmiş olduğu ticari alım satım ilişkisinden doğan alacakları kendisine halen ödenmediğini, müvekkili tarafça her ne kadar arabuluculuk bürosuna başvuru yapılmış ise de anlaşma sağlanamadığını, anılan bu sebeplerle; müvekkili şirket ile davalı arasında gerçekleşen ticari alım-satımdan kaynaklanan alacağının dava tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL'nin davalıdan tahsili ile müvekkil şirkete verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP; davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki dava kısmi veya belirsiz alacak davası olarak açılması hukuka uygun olmadığını, davacı taraf dilekçesinde açık bir şekilde belirtmiş olduğu ve dilekçe ekinde de sunmuş olduğu muavin defter kayıtlarında belli olduğu üzere talep edilen alacak miktarının belli olduğunu, hal böyle iken davacının kısmi olarak iş bu davayı 50.000,00-TL üzerinden açması talepleriyle ve iddialarıyla çelişkiye sebebiyet vermekle birlikte iş bu alacak davasında kötüniyetli olduğunu da açık bir şekilde gösterdiğini, HMK’nun 109/2. maddesinde de; dava konusunun miktarı taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamayacağı benimsenmiş olup, tüm bu sebeplerle öncelikli olarak davanın usulden reddi gerektiğini, esasa ilişkin ise; haksız ve kötüniyetli olarak açılmış olan davaya ilişkin dava dilekçesinde yer alan hiç bir iddia ve beyanı kabul etmediklerini, huzurdaki davanın haksızlığının daha rahat anlaşılabilmesi adına davacı tarafından çarptırılan gerçeklerin ve yasal boşluklardan yararlanma çabalarıyla birlikte kötüniyetlerinin ortaya çıkarılması adına taraflar arasındaki ilişkinin başlangıcından itibaren değerlendirilerek ifade edilmesi gerekmektedir. Şöyle ki; davacı ... Mobilya Koltuk Pazarlama İthalat İhracat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi, 22.04.2016 tarihinde ... ve ... tarafından İnegöl'de kurulmuş olduğunu, müvekkili ...'ın kardeşi ... Davacı şirkete 19.10.2016 tarihinde ...'un hisselerini satın alarak ortak olmuş ve bu tarihten itibaren şirkete müdür olarak atanmış, münferiden şirketi temsile yetkisi de bulunduğunu, bu süreç içerisinde de davacı şirket, müvekkili ... ile ticari işlemler yapmak istediğini, aslında taraflar arasında gerçek anlamda bir ticaret bulunmadığını, şöyle ki, davacı firma, müvekkili ... üzerinden ihraç kayıtlı faturalar düzenleyerek kendi ürünlerini yurt dışı müşterilerine göndermek istediğini, burada ki davacı firmanın ürünlerini yurtdışı müşterilerine müvekkil üzerinden ihraç yapmak istenmesinde ki en büyük amaç ise davacı firmanın avantajlı vergi indirimlerinden yararlanmak istemesi olduğunu, müvekkili ...'da o dönemde şirket ortağının kardeşi ... olması sebebiyle bu durumu kabul ettiğini, bu minvalde taraflar arasında gerçek bir ticaret olmadığını, hatta söz konusu davacının yurt dışı müşterilerinden, müvekkili üzerinden kesilen faturalara ilişkin olan ürünlerin ödemeleri, bazen müvekkile değil de davacı şirkete bizzat yapıldığının da olduğu, (Ek 3:... firmasından ... Mobilya Firmasının ... İban numaralı hesabına gönderilen 15.000 ... ödeme dekontu), taraflar arasındaki ticari ilişkinin bu şekilde olduğuna ilişkin tanıklarının mevcut olduğunu, Yurtdışına ihraç olunan ürünlerle ilgili olarakta müvekkili ...'a yapılan ödemeler ise müvekkili tarafından davacı şirkete düzenli olarak ödendiğini, bu süreç içerisinde müvekkilin kardeşi ... tarafından şirket hisseleri 03.02.2021 tarihinde davacı şirketin diğer ortağı ...'un kardeşi ...'a hisselerini devredene ve bu devir sebebiyle düzenlenen devir sözleşmesinde de açıkça ifade edildiği üzere hisse devir bedeline sayılan taşınmazın, şirket hissesini devralan tarafından ...'a devredilmemesi üzerine ...'ın hukuki yollara başvurmasına (bu devir işleminde asıl yaşanan ve tüm bu davalara sebebiyet veren olay 4 ve 5 no'lu maddede açıklanmıştır) kadar taraflar arasında hiç bir alacak verecek sorunu yaşanmadığını, bu tarihe kadar davacı firma tarafından müvekkile karşı ne bir ihtar ne bir icra takibi ne de bir alacak davası açılmadığını, müvekkili kardeşi ... Davacı şirkette bulunan hisselerini 03.02.2021 tarihinde ...'a devrederek davacı şirketteki müdürlük ve ortaklık görevinden ayrıldığını, müvekkili kardeşi ... hisselerini ...'a devrederken taraflar aralarında 02.02.2021 tarihli devir sözleşmesi imzalayarak şirket hisse devri anlaşmasının şartlarını ve ödeme planı noktasında protokol düzenlemiş olduklarını, bu protokol kapsamında müvekkili ...'ın kardeşi ...'ın davacı şirketteki hisse bedeline (1.400.000,00 TL olarak anlaşılmıştır) binaen anlaşma gereği şirket hissesini devir alan ..., 1/2 hissesine sahip oldukları ... Milas'ta bulunan bir evi (bedeli 400.000,00 TL sayılarak) devredilmesi noktasında anlaşma yaptıklarını, davacı şirket hissesini devralan ... anlaşma gereği müvekkilin kardeşi ...'a devredilmesi hususunda anlaşılan ... İlindeki taşınmazın protokolde belirlenen bedelin çok fazlası değere ulaşması nedeniyle taşınmazı devretmekten imtina ettiğini, bunun üzerine dava dışı ... tarafından sunmuş olduğu sözleşme kapsamında belirlenen anlaşma doğrultusunda tapunun kendi üzerine tescili için hukuki yollara başvurulduğunu, dava dışı ... tarafından bu davanın açılmasının ardından devir alan şirket ortağı ... tarafından kötüniyetli olarak hareket edilerek gerçekte böyle bir alacak bulunmamasına rağmen tek taraflı kendi defterlerinde alacak ihdas ederek aslında müvekkilin kardeşi ile olan anlaşmazlığını müvekkili üzerinden kötüniyetli olarak gidermeye çalışarak iş bu davayı açmış olduğunu, anılan tüm bu nedenlerle; davanın reddine, yargılama giderleri ve sair masrafların davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir. 04/11/2022 tarihli, davacı vekili ve davalı ... tarafından imzalı feragat dilekçesinde özetle; 2022/... Esas sayılı dosyasında açılan davayı HMK md. 309 uyarınca davadan karşılıklı olarak kayıtsız ve şartsız olarak feragat ettiklerini, davalı taraf olarak da feragati kayıtsız ve şartsız olarak kabul ettiğini, tarafların birbirlerinden 2022/... Esas sayılı dosyasında bulunan davadan kaynaklı herhangi bir zarar, tazminat, hak veya alacak talebi olmayıp davada yatırılmış olan dava harcı ve gider avansının yatıran taraflara iade edilmesine taraflarca muvafakat edildiğini, tarafların birbirinden yargılama gideri, masraf veya yasal vekalet ücreti talepleri bulunmadığını, bu nedenle; duruşma günü beklenmeksizin feragat doğrultusunda karar verilmesini talep ettikleri görülmüştür.
GEREKÇE;
6100 sayılı HMK'nın 307. ve devamı maddeleri uyarınca feragat; davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olup, mahkemenin ve karşı tarafın muvafakatına bağlı olmayan, kayıtsız ve şartsız hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilen, kesin hükmün hukuki sonuçlarını doğuran ve davaya son veren tek taraflı bir taraf işlemidir. Bu nedenlerle; mahkememizce vaki feragat nedeni ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili ile davalı tarafından sunulan feragat dilekçesi doğrultusunda davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlere,
1-Davanın feragat nedeni ile REDDİNE,
2-Harçlar yasası gereği alınması gereken 80,70-TL karar ve ilam harcının peşin alınan 853,88- TL harçtan mahsubu ile bakiye 773,18-TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacı tarafa İADESİNE,
3-Davalı tarafın vekalet ücreti talebi bulunmadığından davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine YER OLMADIĞINA,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-7155 Sayılı Kanunun 23.maddesi ile 6325 Sayılı Kanun 18/A-12-13 maddeleri uyarınca 1.320,00.-TL zorunlu arabuluculuk hizmeti giderinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının hükmün kesinleşmesinden sonra ve talep halinde, 6100 sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca yatıran tarafa İADESİNE,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde, İstinaf Kanun Yolu açık olmak üzere karar verildi. 09/11/2022
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır