TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2025/
KARAR NO: 2025/
BAŞKAN: ... ...
ÜYE: ... ...
ÜYE: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACILAR:1-
2-
VEKİLİ: Av.
DAVALILAR:1-
VEKİLİ: Av.
:2-
3-
4-
5-
6-
7-
VEKİLİ: Av.
DAVA: Alacak
DAVA TARİHİ: 28/06/2019
KARAR TARİHİ: 14/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 26/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin, ... İli, .... numaralı parsellerde bulunan arsa mahiyetindeki gayrimenkulün malikleri iken, davalılardan mimar ... yanında yine mimar olan kızı ..., inşaat mühendisi yeğeni ..., muhasebe ve finans uzmanı yeğeni ..., diğer yeğenleri ... ve ... olmak üzere kısaca ... ... olarak bir alışveriş merkezi ve konutlardan oluşan bir inşaat yapma ve işletme teklifi ile müvekkillerine ulaştıklarını, davalılardan ..., diğer davalıların ve ortakları oldukları şirketlerin yetkili temsilcisi olduğu iddiasıyla bir takım protokoller imzalandığını, diğer davalıların da fiilen bu duruma muvafakat verdiklerini, birlikte hareket ederek ...'ın otorite ve mutlak yetkisini fiilen onayladıklarını, sözleşmenin kurulmasından önce tarafların görüşmeler yapmasındaki asıl amacın, inşaat firması sahibi olan davalıların müvekkillerin maliki olduğu arsaya proje gereği inşaat yapılması, daha sonra işletme ve satış amacıyla tarafların yarı yarıya ortak olduğu bir şirket kurulması olduğunu, ileride yapılması kararlaştırılan bahse konu inşaata yönelik şirket sözleşmesi yapılana kadar yol haritası niteliğinde bir takım protokoller daha yapıldığını, bir süre sonra bu amaca yönelik olarak davalıların ... Gayrimenkul Yatırım AŞ’yi kurduklarını, müvekkillerin de protokoller gereği maliki oldukları taşınmazı davalıların ortak oldukları davalı ... Gayrimenkul Yatırım A.Ş. adına tapuda tescil ettirdiklerini, davalıların projenin gerçekleştirilmesi için gerekli özsermayeyi şirkete hiçbir zaman koymadıklarını, müvekkilleri kandırarak bedelsiz devraldıkları çok değerli taşınmazı ipotek ederek bankalardan kredi kullandıklarını, davalı ... A.Ş’yi borçlandırarak inşaat bu şekilde yapılmaya başlandığını, inşaatın öngörülen sürede ilerlemediğini, bu arada davalıların şirketin içini sahte kayıtlarla boşalttıklarını, bu durumdan haberi olmayan müvekkillerin hamiline yazılı hisse senetlerini alarak davalı şirkete ortak olduklarını, fakat daha sonra bu hisse senetlerinin geçersizliğinin ortaya çıktığını, dolayısıyla müvekkillerine devrettikleri taşınmaz karşılığı hem borca batık bir şirket devredildiğinin hem de devredilen hisselerin geçersiz olduğunun anlaşıldığını, konuyla ilgili ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/ sayılı soruşturma dosyasında alınan raporun bu usulsüzlükleri tespit ettiğini, sonuç olarak davalıların müvekkilleri taşınmazını kendilerine devri karşılığında inşaatı kendilerinin yapacağı, sonrasında 50 milyon USD'lik projenin bitimiyle borçsuz şirketin yarısına ortak olacakları söylemiyle ikna ettiklerini, fakat gelinen noktada ortak oldukları şirketin temel kuruluş işlemlerinin yerine getirilmediğini, ticari defterleri gerçeğe aykırı tuttuklarını, müvekkiller aleyhine suç teşkil eden kayıtlar yaptıklarını, şirketi hem bankalara borçlandırarak hem de ortaklar kendi aralarında sahte hesap hareketleri yaratmak suretiyle şirketin içini boşalttıklarını ve baştan itibaren müvekkile devrettikleri hisse senetlerinin geçerlilik koşullarını yerine getirmeyerek çeşitli hileler yaptıklarını böylece aldatıcı ve yanıltıcı beyan ve davranışlarla müvekkillerin iradelerinin sakatlandığını, aldatılarak irade fesadına uğratılan müvekkillerin sözleşme ile çok ciddi zararlara maruz kaldıklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak şimdilik 150.000,00 TL’nin davalılardan tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... Gayrimenkul AŞ vekili, müvekkili şirket iki ortaklı olup, ortaklardan ... ile ... arasında anlaşmazlıklar bulunduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde bahsetmiş olduğu vakaların gerçekliğinin araştırılarak şirketin mali durumuna zarar vermeyecek şekilde hüküm tesis edilmesi gerektiğini beyan etmiştir.
CEVAP : Bir kısım davalılar vekili, dava ticari dava olup, zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, davanın zamanaşımı uğradığını, davacı ... tarafından, üzerine ... ve daireler yapılmak üzere taşınmazını ... ... ile ortaklığa konu edildiğini ve ... A.Ş. kurulduğunu, şirketin %50’si ... ve %50’si de ... Grubuna ait olduğunu, kuruluş 2011 yılı olarak gerçekleşmiş, 2014 yılına kadar gizli ortak olan davacının, 2014 yılından bu yana da şirketin resmi ortağı olduğunu, taşınmaz üzerindeki bir çok haciz ve taktidadın kaldırıldığını, projedeki ... ve rezidans dairelerin müvekkili tarafından inşa edildiğini, “aldatma” iddiasının gerçek olmadığını, davacı ...’nun tüm hisselerinin kendisine tevdi edildiğini, tüm işlemlerde icazet ve onayının olduğunu, hatta yönetim kurulunda daha resmi ve açık hissedar olmadan önce de kızı ... ...’nun 2013 yılından itibaren ... A.Ş.’ yi temsilen yönetim kurulundaki iki yönetim kurulu üyesinden biri olduğunu, yönetimin müştereken temsil ve ilzam yetkisinin bulunduğunu, ... ... halen yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptığını, tüm hisse senetleri krediye karşılık teminat olarak bankaya rehin edildiğini, rehin sözleşmesinde davacı ... ve diğer davalıların da dahil hepsinin imzasının bulunduğunu, müvekkilleri hakkında yürütülen soruşturma sonucunda takipsizlik kararı verildiğini, davalılar tarafından davacılara karşı yapılan zararlandırıcı ve suç teşkil eden işlemler nedeniyle ... C. Başcavcılığının 2019/ soruşturma sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturma devam ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, TBK m.39 hükmüne dayalı, aldatmanın etkisiyle yapılan sözleşmenin onanması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.Davacılar, maliki bulundukları taşınmaza konut ve alışveriş merkezi yapılması, işletilmesi ve satışı ve bunun için tarafların yarı yarıya ortak olduğu bir şirket kurulması amacıyla protokoller imzalandığını, bu doğrultuda kurulan davalı ... Gayrimenkul Yatırım AŞ’ne taşınmazının devrinin yapıldığını, ancak taahhüt edilen şirket özsermayesinin ödenmediğini, devralınan taşınmazı ipotek göstererek krediler kullanıldığını, sahte kayıtlarla şirketin içinin boşaltıldığını, bu durumdan haberi olmayan davacıların davalı şirketin hamiline yazılı hisse senetlerini alarak davalı şirkete ortak olduğunu, ancak sonradan bu hisse senetlerinin geçersizliğinin ortaya çıktığını, gelinen noktada davacıların borca batık şirkete ortak olduklarını, davalıların aldatıcı ve yanıltıcı beyan ve davranışları nedeniyle imzalanan protokol ve sözleşmelerin gereği davacıların taşınmazlarını kaybettiğini, bundan dolayı zarara uğradıklarını belirterek TBK m.39/2’ye dayalı olarak tazminat talebinde bulunmuştur.Dosyaya sunulan 11.07.2011 tarihli, tarafları ... AŞ, ..., ... Gayrimenkul AŞ ve ... olan “Protokol” başlıklı belgede, mülkiyeti davacılara ait olan taşınmazın davalı şirkete 28.000.000 TL bedel üzerinden satışı ve satış bedelinin ödenmesi şartlarını içerdiği, 14.07.2011 tarihli “Sözleşmedir” başlıklı belgede ise, davalı şirkete devredilen taşınmazın üzerine yapılacak inşaat ve imalatın tamamlanması sonucu oluşacak taşınmazların gerek satışı ve gerekse kiralanması yoluyla değerlendirilmesine ilişkin hükümleri içerdiği, bu kez taşınmaz bedelinin ödenmesi şartlarının tadil edilmesine ilişkin olarak 28.09.2011 ve 10.05.2012 tarihli ek protokollerin yapıldığı anlaşılmaktadır.Adatmaya konu sözleşme ve protokollerin içeriği ve sözleşme tarafları arasında davacı ve davalı şirket tüzel kişiliğinin bulunması dikkate alındığında, davanın nisbi ticari dava niteliği kapsamında olup, 6102 Sayılı TTK'nun 5.maddesine eklenen madde (3) Dava Şartı Arabuluculuk başlıklı, madde 5/A- (1) gereğince; bir kanunun 4.maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar para alacağının ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartıdır.Dosyanın tevzi edildiği ... 6.Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.06.2020 tarihli 2019/ E-2020/ K. sayılı kararıyla ticaret mahkemesine görevsizlik kararı verildiği, kararın 14.01.2025 tarihinde kesinleştiği, davacılar vekilinin süresi içerisinde gönderme talebi üzerine dosyanın mahkememize gönderildiği, mahkememiz tensip ara kararı doğrultusunda dava şartı arabululuk tutanağının sunması için davacılar vekiline süre verildiği anlaşılmakla; davacılar tarafından dosyaya sunulan 22.06.2022 tarihli arabuluculuk tutanağında uyuşmazlık, “şirket kurucu ortak ve yetkilileri ile bunlar adına hareket edenlerin başta şirket hisse senetlerinin bedelsiz basılması ve teslimi ile şirket kuruluş ve artış sermayesinin ödenmemesi olmak üzere sebep oldukları her türlü zararın karşılanmasına yönelik şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklanan” şeklinde gösterildiği ve bu doğrultuda arabuluculuk işlemlerinin yapıldığı görülmüştür. Oysa ki, eldeki dava, aldatmanın etkisiyle yapılan sözleşmenin onanması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, davanın TTK m.553 hükmüne dayalı şirket yöneticilerinin sorumluluğuna dayalı olarak açılmadığı dosya kapsamından sabit olduğundan eldeki dava yönünden zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğinden davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçe ve nedenlerle;
1-Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,
2-Harçlar Tarifesi gereği alınması gereken 615,40.-TL maktu harcın peşin yatırılan 2.561,63.-TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.946,23.-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE,
3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden; karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Asgari Avukatlık Ücret Tarifesi m.3/II uyarınca, hesap ve takdir olunan 30.000-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalılara VERİLMESİNE,
4-Davacı tarafça yapılan giderlerin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından HMK' nun 333. maddesi uyarınca kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara İADESİNE,
Dair, davacılar vekili ile davalılar vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde ... açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/05/2025
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza