TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2024/
KARAR NO: 2025/
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI :
VEKİLLERİ: Av.
Av.
DAVALI :
VEKİLİ: Av.
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 15/10/2024
KARAR TARİHİ: 24/11/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/12/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Davalı aleyhine ... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı dosyası üzerinden cari hesap alacağı nedeniyle icra takibi başlatıldığını, davalının bu takibe borcu olmadığı iddiasıyla haksız ve kötü niyetli şekilde itiraz ettiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkisinin cari hesap niteliğinde olduğunu, davalının borcunun müvekkilinin ticari defterleri, cari hesap ekstresi ve BA-BS formlarından açıkça anlaşılacağını, bu nedenle davalının itirazının gerçek dışı ve kötü niyetli olduğunu, davalının amacının itiraz ederek zaman kazanmak ve takibin sürümcemede kalmasını sağlamak olduğunu, alacağın 592.030,08 TL olduğu ve tamamının davalı kayıtlarında da görülebilir nitelikte bulunduğu, TTK m.4 kapsamında ticari nitelikte olan bu davanın açılmasından önce mevzuat gereği arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu, ancak anlaşma sağlanamadığı, davalının mal kaçırmasının veya alacak tahsilinin imkansız hale gelmesini önlemek amacıyla İİK 257 uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesine, ayrıca davalı tarafından yapılan tüm itirazların iptali ile davanın % 20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davacının tacir olmadığını, esnaf statüsünde olduğunu belirterek davanın görev yönünden reddine karar verilmesini, Esasa ilişkin olarak davacının ileri sürdüğü cari hesap ilişkisinin yazılı şekilde düzenlenmediğini, taraflar arasında TTK m.89 ve m.92 anlamında bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, bu nedenle davacının iddialarının cari hesap hükümlerine göre değerlendirilemeyeceğini, taraflar arasında fiili bir ticari ilişki bulunsa da davacının sunduğu cari hesap ekstresinin gerçeği yansıtmadığını, faturalar arasında uyumsuzluklar bulunduğunu, bazı ürünlerin müvekkile hiç teslim edilmediğini bu nedenle davacının alacak iddiasının ispatlanamadığını,davacının icra takibinin kötü niyetle başlattığını, mal teslimine ilişkin ispat külfetinin davacıda olduğu, sadece fatura düzenlemenin mal tesliminin ispatı için yeterli olmadığı ...'ın yerleşik içtihatlarında mal tesliminin mutlaka fiili teslimi gösteren belge, irsaliye veya benzeri kayıtlarla kanıtlanması gerektiğini, davacının yaptığı 20/07/2024 tarihli faturada yer alan malların müvekkile hiç teslim edilmediğini , aksine bu faturanın davacı tarafından rızası dışında düzenlenmiş olabileceğini, bu nedenle müvekkilin borcu bulunmadığını, ayrıca davacı tarafından ileri sürülen 23.359,07 TL tutarındaki kısmi talebin de 2023 yılına ait BA-BS formlarıyla uyumlu olmadığı, verilen ekstrede bu alacağın görünmediği , dolayısıyla bu kalemin de ispatlanamadığı, davacının alacak iddiasının dayanaksız ve ispatlanmamış olması nedeniyle icra takibinin haksız olduğunu, davacının icra takibini kötü niyetle başlattığını beyanla; öncelikle davanın reddine karar verilmesini, ayrıca İİK m.67/2 gereği davacı aleyhine %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı takip dosyası, arabuluculuk tutanağı, vergi kayıtları ve bilirkişi raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; Davacı tarafından, davalı aleyhine, ... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı dosyasında; başlatılan icra takibine karşı, davalı/borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkin olduğu görülmüştür. Dava konusu icra dosyası kapsamında davacının var ise alacaklı olduğu miktar ve faizinin belirlenmesi için tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle Mali Müşavir Bilirkişilerinden rapor alınmasına karar verildiği;01/07/2025 tarihli davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; Dosyada taraflar arasındaki cari hesap ve ticari ilişkiye konu olacak iddialarının incelenmesinde davacı tarafından ileri sürülen 592.030,08 TL tutarındaki alacağın ticari defter, BA/BS kayıtları, vergi kayıtları yazıları ve resmi muhasebe kayıtları üzerinden doğruluğu araştırıldığında, davacı şirketin davalı ...'ın cari hesap borcunun 592.030,08 TL olduğunu ileri sürdüğü, borca ve ferilerine haksız olarak itiraz edildiğini,ayrıca 561.745,93 TL tutarlı 20/07/2024 tarihli faturanın davalıya teslim edildiğini, sonrasında da iade faturası düzenlendiğini, Davalı mal teslimi yapılmadığını, faturanın kendisine ait olmadığını, cari hesap ilişkisinin bulunmadığını ve icra takibinin kötü niyetle başlatıldığını, İade faturasının 31/10/2024 tarihinde düzenlendiğini, gerçek bir alacağın bulunmadığını savunmuştur.Vergi Dairesi yazıları (2023-2024 yıllarına ait), BA/BS kayıtları, tarafların 2023-2024 ticari defterleri, karşılaştırmalı alış-satış kayıtları, alım ve iade faturaların yapılan incelenmesinde davalının resmi defterlerinde 2023 yılında 51 adet alım faturası bulunduğu, 2023 yılından devreden herhangi bir borç veya bakiyenin bulunmadığı, davalının defterlerinde 2024 yılına ait 1 adet alım faturası ve bu faturaya karşılık 1 adet iade faturasının olduğu, davacı tarafından düzenlenen 561.745,93 TL tutarındaki mal alım faturasının aynı yıl içinde tamamıyla iade edildiğini, 2024 ve 2025 yıllarına ait devreden bakiyenin bulunmadığını, 2023 yılı BA listelerinde davacının adının yer almadığını, 2023 yılı BS listelerinde davalı adına 51 adet faturanın bildirildiğini, bu tutarın 554.280,98 TL olduğunu, 2024 yılında davacı ile davalı arasında yalnızca 1 adet satış ve buna karşılık 1 adet iade faturasının bulunduğunu, 31/10/2024 tarihli iade faturası, 20/07/2024 tarihli alım faturasının tam karşılığı olduğunu, ... sistemi üzerinden yapılan sorgulamada davacıya ait fatura için sistemde mal teslim edildiğine dair kayıt bulunmadığını, 2023 yılında davalıya ait alım kayıtlarının tamamen kapalı olduğunu ve devreden borcunun olmadığını, 2024 yılında davacı tarafından düzenlenen alım faturasının iade edildiğini, bu yıl içinde devreden bir borcun bulunmadığını, ... kayıtlarında davacıdan davalıya sadece 1 adet satış ve buna karşılık 1 iade işlemi bulunduğunu, Davalının resmi defterlerine göre davacı şirketten kaynaklanan herhangi bir borç kaydının bulunmadığı belirtilmiştir. 23/06/2025 tarihli davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda özetle;Davalının davacı şirkete karşı 31/12/2023 tarihi itibariyle 23.359,07 TL borç bakiyesi bulunduğunu, 2023 yılına ait yevmiye ve envanter defterleri elektronik ortamda usulüne uygun şekilde tutulmuş, beratları alınmış ve açılış onaylarının ibraz edilmiş olduğunu, Davalının 07/08/2024 tarihi itibariyle 585.105,00 TL borçlu olduğunu, Davacı şirketin 2024 yılı defterlerinin de elektronik sistemde usulüne uygun şekilde tutulduğunu, beratlarının alındığını ve açılış onayının süresinde yapıldığını, taraflar arasına ticari ilişki bulunduğunu, davacının ticari defterlerinde kayıtların düzenli ve muhasebe kurallarına uygun olduğu, defterlerin açılış-kapanış onaylarının zamanında yapıldığı, kayıtların birbirini doğruladığının tespit edildiği, defter kayıtlarına göre davacı şirketin davalıdan talep edebileceği alacak bakiyesinin bulunduğunu, davalı ...'ın 2023 yılı 23.359,07 TL, 2024 yılı için 585.105,00 TL borçlu olduğunu, davacı şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun ve güvenilir olduğunu, açılış ve kapanış onaylarının zamanında yapıldığının tespit edildiği beyan edilmiştir. Her iki bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesi sunduğu görülse de, raporların hükme elverişli olması nedeniyle itirazın reddine karar verilmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir eda (alacak) davasıdır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Takip alacaklısı tarafından takip borçlusuna karşı açılır. Borçlu bu davaya karşı vereceği cevapta ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği itiraz sebepleri ile bağlı değildir. Borçlu cevap dilekçesinde, itiraz ederken bildirmiş olup olmadığına da bakmaksızın bütün savunma sebeplerini bildirmelidir. Alacaklı bu davada alacağının varlığını 6100 sayılı HMK' ya göre caiz olan her türlü delille ispat edebilir. Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. Zira, aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötüniyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır.Bilindiği üzere TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesinde, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her birinin, hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlü olduğu belirtilmiş olup ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi yararına hak çıkaran tarafa ait olduğu, yasal bir karineye dayanan tarafın, sadece karinenin tarafını oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altında bulunduğu, kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı tarafın yasal karinenin aksini ispat edebileceği kabul edilmektedir. Gerek ...; gerek ... içtihatlarında kabul edildiği üzere, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı ispatlaması gerekir.Bu kapsamda davacı tarafından davalı aleyhine, ... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı icra takip dosyasında başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından 21/08/2024 tarihinde ödeme emrine itiraz edildiği, ödeme emrine itirazın davacı/alacaklıya tebliğ edildiğine dair bir belge icra dosyasında mevcut olmadığından davacı tarafından açılan iş bu itirazın iptali davasının süresi içerisinde açıldığı kabul edilerek, taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinin tespiti amacıyla mali müşavir bilirkişilerinden alınan raporda,davacı şirketin defterlerinde davalı ...'ın 2023 yılı için 23.359,07 TL, 2024 yılı için 585.105,00 TL borçlu olduğunun tespit edildiği ancak davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinde davacı şirkete herhangi bir borcun olmadığının tespit edildiği, tarafların ticari defter ve kayıtlarının birbirini doğrulamaması nedeniyle, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafa yemin deliline dayanılıp dayanılmayacağı sorulduğunda, yemin deliline dayanılmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş, davacı tarafın başlatılan icra takibinde kötü niyetli olduğu iddiası dosya kapsamında ispat olunamadığından aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : (Yukarıda açıklanan nedenlerle),
1-Davanın REDDİNE,
2-Şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminat talebinin REDDİNE,
3-Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 615,40TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 7.150,25 TL harçtan mahsubu ile bakiye 6.534,85 TL harçtan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, geriye kalan 2.934,85 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiklerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.göre belirlenen 94.724,81 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE,
6-Kesinleşme süreci tamamlanana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine ... açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/11/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır