TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/
KARAR NO : 2026/
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/02/2026
KARAR TARİHİ : 21/04/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 07/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Müvekkiline ait ... plakalı aracın 21.10.2025 tarihinde uğramış olduğu hasar neticesiyle pert olduğunu, müvekkilinin davalı bünyesinde ... poliçe numarası ile kasko poliçesinin olduğunu, kaza sonrasında işlemler ... sayılı dosya üzerinden yürütüldüğünü, müvekkilinin davalı şirketin yönlendirmesiyle aracını hasarlı halde 653.605TL sovtaj alıcısına devrettiğini, müvekkiline sovtaj bedeli dahil 850.000TL’lik ödeme yapıldığını fakat müvekkilinin aracının rayiç değerinin 850.000TL’den çok daha yüksek olduğunu, bu hususta davalı ile yapılan tüm görüşmelerin sonuçsuz kaldığını, sigorta şirketi tarafından yazılı başvurularına da herhangi bir cevap verilmediği ve ödeme de yapılmadığını, bu nedenlerle davanın usul ve esas bakımından kabulü ile trafik kazası sonucu müvekkilinin aracında meydana gelen, 100,00 tl bakiye pert bedeli tazminatının kaza tarihinden itibaren uygulanacak avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa müştereken ve müteselsilen yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde ... poliçe numaralı Genişletilmiş Kasko Poliçesi ile 29/03/2025-2026 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, poliçeden dolayı maddi zararlara ilişkin teminat limitinin kaza tarihi itibari ile araç başına RAYİÇ DEĞER olduğunu, davacının aracının pert olması karşılığında sovtaj maliyeti düşülmek kaydıyla müvekkili şirket tarafından davacıya 24/11/2025 tarihinde 196.395-TL ödendiğini, işbu ödeme ve sovtaj bedeli düşümü sonrasında müvekkili ile karşılıklı ibralaşıldığını, müvekkili şirketin herhangi bir tazminat borcu kalmadığını, tazminata hükmedilmesi halinde ödenen tutarların poliçe limitinden tenzili gerektiğini, huzurdaki dava kısmi dava olarak açıldığından ve dava konusu edilmeyen tutar yönünden zamanaşımı işlemeye devam edeceğinden ıslah yapılması halinde zamanaşımı süresinin dikkate alınmasının talep edildiğini, dava konusu aracın pert olup olmadığının tespit edilmesini, araç rayiç değerinin hesap tarihi değil kaza tarihindeki ikinci el piyasa şartları dikkate alınarak hesaplanması ve hesaplanan bedelden aracın sovtaj değerinin düşülmesini talep ettiğini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Vergi dairesi müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevap verildiği, davacının 2025 yılında işletme esasına göre defter tuttuğunun bildirildiği anlaşılmıştır. ... ... Odaları Birliği'ne ve ...'ya yazılan müzekkereye cevap verildiği, davacının ...'da kaydının olmadığının, ... Odasında 02/06/2025 tarihinden itibaren kaydının bulunduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.Dava, kasko poliçesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un amaç başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarının koruyucu, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı, tüketiciyi aydınlatıcı ve bilinçlendirici önlemleri almak, tüketicilerin kendilerinin korucuyu girişimlerini özendirmek ve bu konulardaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmelerini teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir." hükmü bulunmaktadır. Kanun'un tanım başlıklı 3. maddesinin (1) bendi, "Sağlayıcı; Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi", (k) bendi, "Tüketici; Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi", (1) bendi "Tüketici işlemi; Mal veya hizmet piyasalarında Kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzer sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder" şeklindedir. Bir hukuki işlemin tüketici işlemi sayılabilmesi için yukarıda belirtilen tanımlara uygun olması gerekir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (TKHK) 2. maddesinde ise kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlenme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;davanın davacının maliki olduğu ... plakalı aracın karışmış olduğu trafik kazası neticesinde oluşan hasar bedelinin kasko poliçesi kapsamında davalı sigorta şirketinden tahsiline ilişkin olduğu, davalının işletme esasına göre defter tutup 2025 yılı vergi beyannamesine göre esnaf işletmesi için öngörülen sınırları açık bir şekilde aşmadığı dolayısıyla davacının tacir olmadığı, trafik tescil kaydında aracın otomobil olup kullanım şeklinin hususi olduğu, ticari faaliyette kullanımına dair herhangi bir delil bulunmadığı, davacının hukuksal koruma teminatı talebinin dayanağının davalı sigorta şirketi ile tanzim edilen Genişletilmiş Kasko Paket Sigorta Poliçesi'ne dayandığı, 6502 Sayılı Kanunun 3. maddesi gereğince sigorta sözleşmelerinin tüketici işlemi olarak belirtildiği, taraflar arasındaki işlemin tüketici işlemi olduğu, bu haliyle uyuşmazlığın Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında kaldığı dikkate alınarak davanın görev dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine, ... Tüketici Mahkemeleri’nin görevli olduğuna dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın mahiyeti itibariyle Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, davanın HMK’nın 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince dava şartlığı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Görevli mahkemenin ... TÜKETİCİ MAHKEMESİ olduğunun tespitine, 3-HMK'nın 20/1 maddesi gereğince taraflardan biri süresi içinde kanun yoluna başvurmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ... TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, aksi takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına (ihtarın tebliğ ile yapılmış sayılmasına)
4-HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca harç, yargılama giderleri ve vekalet ücreti hususlarının görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
lecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesinde ... açık olmak üzere karar verildi. 21/04/2026 Katip e-imzalıdır Hakim e-imzalıdır Full & Egal Universal Law Academy