Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Kütahya C.Başsavcılığının 24/09/2019 tarih ve 2019/3149 Esas sayılı iddianamesi ile; sanık hakkında ayrıca Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçundan da cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı halde, mahkemece yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında bu suç yönünden herhangi bir hüküm kurulmadığı anlaşılmış ise de; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.12.2015 tarih, 2015/1-640 Esas ve 2015/496 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; sanık hakkında iddianameyle dava açıldıktan sonra karar verilmesinin unutulması durumunda, ortada istinaf incelemesine konu olabilecek bir hüküm bulunmadığından, bu eksikliğin bozmaya veya yeniden yargılamaya konu edilmesi mümkün olmayıp, karara bağlanmayan iddiayla ilgili zamanaşımı süresi içerisinde mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görüldüğü,
İlk derece mahkemesince, "...sanık tarafından maktulün araca bindirilmeden ve araca zorla bindirildikten sonra sanığa hitaben söylediği iddia edilen sözlerin tanık tarafından doğrulanmaması, tanığın kolluk ifadesinde söylemediği halde kovuşturma aşamasında maktulün sanığa 'sen adam olmazsın' şeklinde söz söylediğini beyan etmesi ve olayın oluş şekli karşısında haksız tahrik hükümleri uygulanması yönünde şüphe sanık lehine yorumlanarak asgari düzeyde de olsa tahrik altında eylemi gerçekleştirdiğinin kabulü gerektiği oluş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde gerekçe ile sanık lehine haksız tahrik hükümleri uygulanması yerinde görülmemiş olmakla birlikte; sanığın, "...Üstüme atladı. Belimde ruhsatsız silahım vardı. Baktım üzerime saldırdı, çekiyor silahı. -silahı elinden aldım. Silah belimdeyken silahı tutuyordu. .." şeklindeki savunması olayın tek görgü tanığı olan E. K.'ın, "...Belindeki silahımı gördü ne yaptı. Silahı almak için hamle yaptı. O sırada da eniştem İ. silahını çekti..." şeklindeki ifadesi ile kısmen doğrulanması karşısında, maktulün sanığın üzerinde taşıdığı silaha hamle yaptığı, sanığın bu hamle sonrası silahı çekerek maktule ateş etmesi hususunun sanık lehine haksız tahrik unsuru olarak kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle ilk derece mahkemesinin sanık lehine asgari düzeyde haksız tahrik hükümleri uygulanmasının gerekçesi dışında yerinde olduğu,
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabule, oluşa, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin edilmiş, cezayı azaltıcı takdiri indirim nedenlerinin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre kurulan hükümde düzeltme nedeni dışında bir isabetsizlik görülmediği,
Ancak; Katılan Bakanlık ile katılanlar kendilerini ayrı ayrı vekille temsil ettirdiğinden lehlerine vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, katılan kurum ve katılanlar vekillerinin bu yöndeki istinaf talepleri yerinde görülmekle, bu eksikliğin giderilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği anlaşılmakla, hüküm fıkrasının mahsus bölümüne "Katılan Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile katılanlar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihine göre ayrı ayrı 6.810,00-TL vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılanlara verilmesine " ibaresi eklenmek suretiyle CMK'nın 303 ve CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca DÜZELTİLEN hükme yönelik sanık vekilinin lehe hükümler uygulanması, katılanlar vekilinin sanık hakkında hürriyetinden alıkoyma suçundan da mahkumiyet kararı verilmesi, haksız tahrik ve TCK'nun 62. Maddesinin tatbik edilmemesi gerektiği, katılan Bakanlık vekilinin ceza miktarına, haksız tahrik ve takdiri indirimin uygulanmaması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen İSTİNAF BAŞVURULARININ ESASTAN REDDİNE,
Tutuklu sanık İ. S.'nın üzerine atılı suçun niteliği, atılı suç için yasada öngörülen ceza miktarı, ilk derece mahkemesinin kararı, suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığının gösteren somut delillerin bulunması ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde atılı suçun 5560 Sayılı Kanunla değişik 5271 Sayılı CMK.'nın 100/3-a. maddesinin 2. bendi gereğince tutukluma sebebi var sayılan suçlardan olması, tutuklu kaldığı süre ve bu aşamada adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı hususu da nazara alınarak tutuklu sanığın TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA, (bu konudaki kararın tebliği tarihinden itibaren yedi (7) günlük yasal süre içerisinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunmak veyahut tutuklu sanığın bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunarak veya bu hususta bir dilekçe vererek ya da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe göndermek suretiyle Dairemize İTİRAZ kanun yolu açık olmak üzere,)
Kasten öldürme suçu yönünden; İstinaf başvurusunda bulunan taraflara kararın tebliği tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, tutuklu sanığın cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286. maddesi uyarınca TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere,
SONUÇ: 6136 Sayılı yasaya aykırılık suçu yönünden KESİN olmak üzere, 12/05/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)